YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14638
KARAR NO : 2023/1164
KARAR TARİHİ : 08.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/554 E., 2022/369 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Vefat nedeniyle düşme, müsadere
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Hassa Asliye Ceza Mahkemesinin 05.12.2014 tarihli, 2014/378 Esas, 2014/533 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kaçakçılık suçundan 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun
(5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü maddesi gereği 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, eşyanın müsaderesine, suçta kullanılan nakil vasıtasının iadesine karar verilmiştir.
2.Hassa Asliye Ceza Mahkemesinin 05.12.2014 tarihli, 2014/378 Esas, 2014/533 Karar sayılı kararının sanık ve katılan … İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin 25.11.2020 tarihli ve 2019/225 Esas, 2019/31062 Karar sayılı ilâmıyla;
“Yerel Mahkemece kurulan mahkumiyet hükmüyle birlikte, 5607 sayılı Kanun’un 13. maddesi ve 5237 sayılı Kanun’un 54. maddesindeki şartların gerçekleşmemesi sebebiyle, nakilde kullanılan aracın iadesine de karar verildiği, iade kararının, araç hakkında açılmış müsadare davasının konusu olması bakımından, bozma kararıyla birlikte aracın iadesi hükmünün de ortadan kalkacağı, bu durumda yeniden yapılacak yargılama sonucunda tekrar iade kararı verilmesi halinde, kanun yollarının tüketilmesi de dahil, bu kararın kesinleşmesinin uzun bir süre geçtikten sonra mümkün olacağı, kanun yolu denetiminde aracın iadesi kararının hukuka uygun bulunması halinde, bu süre zarfında şahsın, aracı üzerindeki hukuki tasarruf hakkından mahrum kalacağı, aksi durumun ise AİHS ek 1 protokolün 1. maddesi ve Anayasa’nın 35. maddesiyle güvence altına alınan mülkiyet hakkına haksız müdahale oluşturacağı, Yargıtayca bu aşamada yapılacak denetimin söz konusu sakıncaları ortadan kaldıracağı gibi, yargılamanın makul sürede bitirilmesi ilkesinin yerine getirilmesi bakımından da gerekli olduğu değerlendirilerek, temyize konu mahkeme hükmü ceza ve müsadere bakımından ayrı başlıklarda incelenmekle;
a)Nakil aracının iadesi kararına yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Nakilde kullanılan aracın iadesine ilişkin mahkeme gerekçesi yerinde olmakla, temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden TEMYİZ İTİRAZLARININ REDDİYLE İADE KARARININ ONANMASINA,
b)Mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde ise;
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanunun 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasa’nın 3/22. maddesine eklenen ‘Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.’ şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içerdiği, yine aynı Yasa’nın 62.maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasa’nın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nin 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasa’nın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasa’ya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası mucibince ilgili hükümlerin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yerel mahkemece yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,…” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Hassa Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.04.2022 tarihli ve 2021/554 Esas, 2022/369 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5607 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereği vefat nedeniyle düşme, eşyanın müsaderesi, suçta kullanılan nakil vasıtası hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan … İdaresi vekilinin temyiz sebepleri; sanık hakkındaki düşme kararının hukuka aykırı olduğuna, katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine, suçta kullanılan aracın müsaderesine karar verilmemesine ve re’sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın sevk ve idaresindeki aracın güvenlik güçlerince yol uygulamasında durdurulması sonucu, aracın yakıt deposundan 1000 litre kaçak akaryakıt ele geçirildiği anlaşılmıştır.
2.İnönü Üniversitesi Akaryakıt/Petrol Analiz Laboratuvarı (İnönü-Pal) tarafından düzenlenen 13.05.2014 tarihli analiz raporunda suça konu motorin numunesinin ulusal marker seviyesinin geçersiz olduğu belirtilmiştir.
3.Sanığın 06.01.2022 tarihinde vefat ettiğini gösterir nüfus kaydı dava dosyasında mevcuttur.
IV. GEREKÇE
1.5237 sayılı Kanun’un “Sanığın veya hükümlünün ölümü” kenar başlıklı 64 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Sanığın ölümü halinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir…” şeklindeki düzenleme ve sanığın hükümden önce vefat etmiş olması karşısında davanın düşmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2.1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun verdiği yetkiye istinaden Türkiye Barolar Birliği tarafından belirlenen 2022 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin “Ceza davalarında ücret” kenar başlıklı 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen “Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, sanık hakkında vefatı nedeniyle düşme kararı verilmesi nedeniyle katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
3.5237 sayılı Kanun’un “Sanığın veya hükümlünün ölümü” kenar başlıklı 64 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “…Ancak, niteliği itibarıyla müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak bunların müsaderesine hükmolunabilir.
” şeklindeki düzenleme ve sanığın hükümden önce vefat etmiş olduğunun anlaşılması karşısında; üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya niteliğinde bulunmayan suçta kullanılan nakil vasıtasının müsaderesine yer olmadığına dair verilen kararda hukuka aykırılık görülmemiştir.
4.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı anlaşıldığından, katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Hassa Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.04.2022 tarihli ve
2021/554 Esas, 2022/369 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.02.2023 tarihinde karar verildi.