YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10469
KARAR NO : 2022/14002
KARAR TARİHİ : 10.11.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No :
Dava ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 10.Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın temyizen incelenmesi davacı vekilince istenmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; murisi babanın limited şirketi ortağı olması nedeniyle şirketin sigorta primi, işsizlik sigortası primi, ipc ve damga vergisi borçları nedeniyle davalı Kurum tarafından düzenlenen ve tebliğ edilen 12 adet ödeme emrinin zamanaşımına uğramış olması nedeniyle iptalini, borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar murisi borçlu … …’ın hem iki ortaklı limited şirketin şirket ortağı hem de tek başına temsil ve ilzam yetkilisi olması nedeniyle şirketin Kuruma olan borçların tamamından sorumlu olduğunu, vefatı nedeniyle mirasçıların sorumlu olduğunu, yapılan icra takibinin usul ve yasaya uygun olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece “…Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davanın yasal süresinde açıldığı, borçlu şirketin, davalı kuruma 6111 sayılı ve 7143 sayılı Yasalara göre yeniden yapılandırma başvuruları gözetildiğinde zamanaşımının söz konusu olmadığı, davacının, ödeme emrinde belirtilen dava dışı şirket borcundan dolayı 6183 sayılı Yasa’nın 35. maddesi gereği murisi … …’ın hissesi oranında değil, 88/20. madde gereği borcun tamamından diğer mirasçılar ve de şirketin diğer ortağı … … ile birlikte müşterek müteselsil sorumluluğunun devam ettiği kanaatine ulaşılarak, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.” gerekçesi ile, “…1-Davanın reddine, ,…” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece “…Davaya konu sürede ödeme emrinin konusunu içeren primlerin; 3917 sayılı Kanunla getirilen düzenlemenin geçerli olduğu dönem içerisinde kalan 08.12.1993 ile 05.07.2004 dönemine ilişkin olduğu ve ödeme emrinin 30.06.2015 tarihinde tebliğ edildiği hususu gözetildiğinde, davacının zamanaşımı define değer verilerek borcu ödemekle yükümlü olmadığından bahisle ödeme emrinin iptaline karar verilmesi yerinde görülmüştür.” gerekçesi ile , “…1-Davacı vekilinin, Adana 2. İş Mahkemesinin 21.01.2021 tarih ve 2019/191 Esas, 2021/32 Karar sayılı ilamına yönelik istinaf başvurusunun HMK’nin 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine,…” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU NEDENLERİ
Davacı vekili 30.06.2015 tarihinde ilk kez tebliğ edilen tüm ödeme emirlerine konu Kurum alacaklarının zamanaşımına uğradığını, babasının yetkili olması gerekçesi ile borç çıkıyorsa babanın vefat tarihinden sonraki borçların çıkarılmasının yersiz olduğunu, buradaki sorumluluğun ancak babanın hisseleri devraldığı 17.10.1996 ile vefat tarihi olan 17.10.2003 tarihleri arasındaki %30 hisse karşılığı olabileceğini beyanla kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE ESASIN İNCELEMESİ
Dosyada bulunan bilgi ve belgelere göre davalı Kurumca … İnş Tic. Ltd. Şti.’ne ait 1997/4.-10., 2000/1.-2005/9. aylara ait prim borçları, 2002/6.-2004/4., 2005/1.-9. aylara ait işsizlik sigortası primi, 1995/4.aya ait idari para cezası, 2004/10.-2005/9. aylara ait damga vergisi borçları nedeniyle toplamda 12 adet ödeme emrinin 30.06.2015 tarihinde dosya içinde bulunan veraset ilamına göre davacı oğula tebliğ edildiği, davacının babası … …’ın, iki ortaklı limited şirketin %30 hissesini 17.10.1996 tarihli hisse devir sözleşmesi ile önceki ortaktan devraldığı, sözleşmenin ticaret siciline 04.11.1996 tarihinde tescil edilerek 19.11.1996 tarihinde ticaret sicil gazetesinde yayınlandığı, yine aynı 17.10.1996 tarihli toplantıda … …’ın şirket müdürü olarak seçilerek içinde SSK ile ilgili tüm yetkilerin de sayıldığı işlerde tek başına temsil ve ilzam yetkisinin verildiği ve murisin 17.10.2003 tarihinde de vefat ettiği anlaşılmaktadır. Eldeki ödeme emirlerinin iptali davasında ilk derece Mahkemesinin diğer ortağın yapılandırma başvurularının olması ve davacının da müşterek müteselsil sorumluluğunun devam ettiği gerekçesi ile davayı reddettiği, Bölge Adliye Mahkemesince kararın gerekçe kısmında ödeme emirlerinin zamanaşımı nedeniyle reddinin yerinde bulunduğu ancak hüküm kısmında davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesi uyarınca; “Hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Aynı Kanunun 294-301 maddelerinde ise mahkeme kararlarının nasıl olması gerektiği belirlenmiştir. Bu düzenlemelere göre Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Yine aynı Kanunun 297. maddesinin (2). fıkrasında “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”, hükümleri öngörülmüş olup, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması, zorunludur.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçe kısmında “…Davaya konu sürede ödeme emrinin konusunu içeren primlerin; 3917 sayılı Kanunla getirilen düzenlemenin geçerli olduğu dönem içerisinde kalan 08.12.1993 ile 05.07.2004 dönemine ilişkin olduğu ve ödeme emrinin 30.06.2015 tarihinde tebliğ edildiği hususu gözetildiğinde, davacının zamanaşımı define değer verilerek borcu ödemekle yükümlü olmadığından bahisle ödeme emrinin iptaline karar verilmesi yerinde görülmüştür…” denilmiş ancak hüküm kısmında davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmek suretiyle hüküm fıkrası ile gerekçe arasında çelişki oluşturulduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular üzerinde durulmadan çelişkili şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde davcı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı kaldırılarak verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10.Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle sair hususlar incelenmeksizin HMK’nun 373/2. maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 10.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.