Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2020/3964 E. 2023/1901 K. 02.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3964
KARAR NO : 2023/1901
KARAR TARİHİ : 02.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Beraat, nakil aracının iadesi, kaçak akaryakıtın müsaderesi
TEMYİZ EDENLER : Katılan … İdaresi vekili, o yer Cumhuriyet savcısı, üst
Cumhuriyet savcısı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Hassa Cumhuriyet Başsavcılığının 03.07.2014 tarihli ve 2014/896 sayılı iddianamesi ile sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet (5607 sayılı Kanun) suçundan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 53 üncü, 58 inci ve 54 üncü maddeleri gereği cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.

2.Hassa Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.03.2015 tarihli ve 2014/892 Esas, 2015/380 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca sanığın atılı fiili sabit olmadığından beraatine, suçta kullanılan nakil aracının müsaderesine yer olmadığına, suça konu akaryakıtın 5237 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereği müsaderesine kararı verilmiştir.

3.Dava dosyası, katılan … İdaresi vekili, o yer Cumhuriyet savcısı ve üst Cumhuriyet savcısının temyizleri üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 28.09.2020 tarihli 7-2016/39905 sayılı bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Katılan … İdaresi vekilinin temyizi; nakil aracının müsaderesine karar verilmesi gerektiğine ve re’sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.

2.O yer Cumhuriyet savcısının temyizi; araçtaki aramanın mahkemece verilmiş usulüne uygun önleme araması kararına istinaden yapılması, motorinin miktarı ve yakalanma şekli, marker cihazı ile yapılan ölçümde geçersiz çıkması, sanığın savunmasında motorini yol kenarında satan şahıslardan ucuz olması nedeniyle aldığını söylemiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde sanığın atılı suçu işlediğinden sevk maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği halde mahkemece beraatine karar verilmesi sebebine dayandırılmıştır.

3.Üst Cumhuriyet savcısının temyizi; sanığın üzerine atılı suçun sabit olmasına rağmen beraat kararı verilmesi nedeniyle usul ve esas yönünden kanuna aykırı görülen kararın bozulması talebine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Olay tarihinde kolluk görevlilerinin yol kontrolü sırasında sanığın sevk ve idaresindeki 12 AS … plaka sayılı çekicinin sağ deposunda 600 litre, sol deposunda 500 litre olmak üzere 1100 litre kaçak motorin ele geçirildiği anlaşılmıştır.

2.Sanık savunmasında araçta şoför olarak çalıştığını, olay tarihinde Hatay’a yük götürdüğünü, dönüşte yol kenarında ucuz olması nedeniyle suça konu yakıtı araçta kullanmak amacıyla satın aldığını, kaçak olduğunu bilmediğini, ticari amaçla satın almadığını beyan ederek, beraatine karar verilmesini istemiştir.

3.Tübitak Mam Araştırma Enstitüsünün 22.07.2014 tarihli raporuna göre suça konu akaryakıtın ulusal marker seviyesinin geçersiz olduğu, numunenin motorin esaslı olmasına rağmen solvent içerdiği tespit edilmiştir.

4.Malen sorumlu şirket yetkilisi dinlenmemiş ancak makine mühendisi bilirkişi tarafından tanzim olunan 14.07.2014 tarihli rapora göre taşıma yükü kapasitesine göre suça konu eşyanın aracın ağırlıklı kısmını oluşturmadığı tespit edilmiştir.

5.Suça konu akaryakıtın Tüpraş Kırıkkale Rafinerisi Müdürlüğüne satılarak tasfiye edildiği anlaşılmıştır.

V.GEREKÇE
A.Nakil Aracının İadesi Kararı Yönünden
Suçta kullanılan nakil vasıtasında ele geçirilen eşyanın, nakil vasıtasının yüküne göre miktar ve hacim bakımından tamamını veya ağırlıklı bölümünü oluşturmadığı, araçta suçun işlenmesini kolaylaştıracak veya fiilin ortaya çıkmasını engelleyecek şekilde özel olarak hazırlanmış gizli tertibat bulunmadığı ve suça konu akaryakıtın gümrüklenmiş değeri ile nakil aracının maddi değeri gözetildiğinde müsadere edilmemesinin hakkaniyete uygun olacağı anlaşıldığından, 5607 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki koşulların gerçekleşmediği dikkate alınarak aracın iadesine ilişkin yerel mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B.Sanık Hakkında Kurulan Beraat Kararı Yönünden
Olay tarihinde, Hassa Sulh Ceza Mahkemesinin 2014/253 Değişik İş sayılı önleme araması kararına istinaden kolluk görevlilerince yapılan uygulamada durdurulan sanığın şoförlüğünü yaptığı ticari mahiyette olan çekicinin depolarında 1100 litre marker seviyesi geçersiz, teknik düzenlemelere aykırı motorin ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda, eylemin 7242 ve 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası yollamasıyla aynı maddenin beşinci ve onuncu fıkraları kapsamında bulunduğu ve önleme araması kararına istinaden araçta yapılan arama işleminin hukuka uygun olduğu gözetilmeksizin, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle yazılı şekilde beraatine hükmedilmesi,

Kabule göre ise;
Davaya konu kaçak akaryakıtın satılarak tasfiye edildiğinin anlaşılması karşısında tasfiye bedelinin hazine adına irad kaydına karar verilmesi yerine yazılı şekilde hüküm tesisi,

Hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A.Nakil Aracının İadesi Kararı Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle Hassa Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.03.2015 tarihli ve 2014/892 Esas, 2015/380 Karar sayılı kararında katılan … İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan … İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak oy çokluğuyla ONANMASINA,

B.Sanık Hakkında Kurulan Beraat Kararı Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Hassa Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.03.2015 tarihli ve 2014/892 Esas, 2015/380 Karar sayılı kararına yönelik katılan … İdaresi vekili, o yer Cumhuriyet savcısı ve üst Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

02.03.2023 tarihinde karar verildi.

(K.K.D.)

KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE
Sanık … hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün, yerel ve üst Cumhuriyet Savcısı ile katılan … İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun yerel ve üst Cumhuriyet Savcısının da temyiz talebi olduğu halde nakil aracının iadesine ilişkin temyiz incelemesinin sadece katılan … İdaresinin temyizine hasredilmesi ile hükmün beraat eden sanığın mahkum edilmesi yönünde bozulmasına karşın müsadereye ilişkin fıkrasının onanmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki;

1)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.11.2019 tarih ve 2016/10-543 E, 2019/668 K nolu ilamında da belirtildiği üzere, suçta kullanılan ancak müsadere edilmeksizin aracın iadesine dair hükmün, cezayı aleyhe değiştirmeme ilkesi kapsamında değerlendirilemeyeceği dikkate alındığında, işlenen suça bağlı ve suçtan ayrılmayan, sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünün sonucu doğrultusunda değerlendirilmesi gereken bir hüküm olduğu, bu nedenle de mahkumiyet hükmünün yerel ve üst Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edildiği durumlarda da temyiz incelemesine konu edilebileceği, kaldı ki 7. Ceza Dairesinin 15.09.2022 tarih ve 2021/1265 E, 2022/12357 K ile 21.09.2022 tarih ve 2021/894 E, 2022/12287 K sayılı ilamları ve bir çok ilamında da sadece sanık temyiz ettiği halde sanığın temyizine göre araç müsaderesiyle ilgili karar verildiği de gözetildiğinde, sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün temyizi kapsamında aracın iadesine ilişkin hükmün yerel ve üst Cumhuriyet Savcısının temyizine göre de incelenmesi yerine, sadece katılan … İdaresi vekilinin temyizine hasren nakil aracının iadesine ilişkin hükmün temyiz incelemesine konu edilmesi yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

2)Yerel Mahkemenin 23.03.2015 tarih ve 2015/380 K sayılı kararıyla sanığın 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan beraatine, suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına ilişkin fıkrasının onanmasına, beraate ilişkin kısmının ise sanığın müsnet suçtan mahkum edilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar vermiştir.

Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkumiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan kalkar, kısmi kesinleşme olmaz. (Nurullah Kunter, Temyiz Kanunyolunda Reform, Cumhuriyetin Ellinci Yılında Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, İstanbul 1973, s 97; Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, Ankara, Ekim 2017, s. 963; Veli Özer Özbek, M. Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, Ankara 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarih ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortadan kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/66-365 E-K sayılı ilamı ile birçok ilamında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkemece bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına ilişkin kısmının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 02.03.2023