YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5779
KARAR NO : 2009/1070
KARAR TARİHİ : 16.02.2009
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin davadışı bir şirketin davalı bankaya olan borçlarına karşılık iki adet taşınmazını ipotek verdiğini, ipoteklerin “fekki alacaklı banka tarafından bildirilinceye kadar” süreli olarak tanzim edildiğini, ipotek lehtarı davalı bankanın 23.11.2001 tarihli ve 027210 sayılı yazısı ile ipoteklerin fek edildiğini, …Tapu Sicil Müdürlüğüne bildirdiğini, müvekkilinin bankanın işlemine güven duyarak alacak-borç ilişkisini talep etmediğini, bu arada davalı bankanın ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığını, oysaki davalının MK’ nun 1014.maddesi uyarınca ipotek hakkından vazgeçtiğini, davalı tarafından fek edildiğini, tapu kaydındaki ipoteğin hükümsüz ve yolsuz olduğunun tespitine, fek edilen ipoteğin tapu kaydından terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davadışı asıl borçlu şirketin borçlarının tasfiyesi konusunda anlaşmaya varıldığını, bu bağlamda bir kısım ipoteklerin kaldırılmasının talep edilmesi üzerine … Tapu Sicil Müdürlüğüne 23.11.2001 tarihli ve 27210 sayılı fek yazısının yazıldığını, bunun dışında davacının iddia ettiği tarih ve sayı ile dava konusu taşınmazlar üzerindeki ipoteğin fekki için yazı yazılmadığını, banka içi yazışmalarda da böyle işlem yapıldığına dair kayıt bulunmadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davacının davalı banka tarafından ipoteğin fekki için bir mektup yazıldığı hususunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, ipoteğin fekki istemine ilişkindir. İpotek konulan taşınmazın …ilçesinde bulunduğu dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. HUMK’ nun 13.maddesi uyarınca gayrimenkule müteallik davalar gayrimenkulün bulunduğu mahal mahkemesinde ikame olunur. Burada getirilen yetki kuralı kesin ve mutlak yetki niteliğinde olup, kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece re’sen gözetilmesi gerekirken bu yön gözden kaçırılarak işin esasına girilip yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 09.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.