YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6678
KARAR NO : 2023/754
KARAR TARİHİ : 13.03.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, davalı vekilinin yoluğunda verilen kararın ve temyiz dilekçesinin tebliği üzerine 22.03.2019 tarihinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yolu temyiz isteminde bulunduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 27.08.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; kıdemli albay hakim olan müvekkilinin Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs suçundan yargılandığını, 23.09.2012 tarihinde tutuklandığını, 19.06.2014 tarihinde tahliye edildiğini, yapılan yargılama sonunda müvekkili hakkında beraat kararı verildiği, haksız tutuklu kaldığı süreler nedeniyle 751.068,00 TL maddi ve 1.500.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili 12.09.2018 tarihli beyanında maddi tazminat talebini 815.747,00 TL olarak ıslah etmiştir.
2. Davalı vekili 18.09.2015 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılıp açılmadığı, yetkili mahkemede açılıp açılmadığı araştırılarak usulü uygun değil ise bu hususlardan dolayı reddi gerektiğini, davacının maddi zararını belgelendiremediğini, bu nedenle maddi tazminat talebinin reddi gerektiğini, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, mahsup hususunun ve davacı hakkında başkaca tazminat dosyası bulunup bulunmadığı hususunun araştırılması gerektiğini, öne sürmüştür.
3…. 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.09.2018 tarihli ve 2015/268 Esas, 2018/417 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4…. Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 25.02.2019 tarihli ve 2018/4015 Esas, 2019/521 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı … davalı vekillerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.09.2021 tarihli tebliğnamesi ile davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddini talep etmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Davacı vekilinin temyiz istemi;
Davacının Oyak ikramiyesi zararı, emekli ikramiye zararı maaş kesintileri, maaşının eksik yatmasından kaynaklanan zararı, ceza evinde yaptığı harcamalar, müvekkili ve ailesinin duruşma ve ceza evi gidiş ve geliş masraflarının, tazminata esas dosyada ödediği vekalet ücretinin maddi tazminat kapsamında davacıya verilmesi gerektiğine, mahkemelerce verilen kararın gerekçesiz olduğuna, ilk derece mahkemesin makul sürede karar vermeyip dosyayı sürüncemede bıraktığına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 63 üncü maddesi gereğince maddi tazminat olarak ödenmesi gerektiğine, hükmedilen maddi ve manevi tazminatın eksik olduğuna, manevi tazminata talep gereği tutuklama tarihinden faiz verilmesi gerektiğine, hükmedilen vekalet ücretinin nispi hesaplanması gerektiğine, ilişkindir.
2. Davalı vekilinin temyiz istemi;
Koşulları oluşmadığından açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğine, tutuklama tedbirinin yetkili makamların kusurundan kaynaklanmadığına, tazminat hesabında zarar görenin kusurunun da dikkate alınması gerektiğine, davacının zararını ispat edemediğine, bu nedenle açılan davanın reddi gerektiğine, ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Tazminat talebinin esasını oluşturan … Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas, 2015/143 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs suçundan yargılandığı, 23.09.2012 – 19.06.2014 tarihleri arasında tutuklu kaldığını, yapılan yargılama üzerine beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı belirlenerek, davacının 07.01.2014 tarihinde emekli olması nedeniyle tahliye tarihine kadar 163 günlük zarar kaybı olan 42.651,66 TL maddi ve 80.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, istinaf merci, hükmedilen manevi tazminata tutuklama tarihinden değil emeklilik tarihinden faiz uygulanması gerektiğinden bahisle bu kısmın düzeltilmesi suretiyle, istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin esasını oluşturan … Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas, 2015/143 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs suçundan yargılandığı, 23.09.2012 – 19.06.2014 tarihleri arasında tutuklu kaldığını, yapılan yargılama üzerine beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.
A. Davacı vekilinin temyiz sebepleri;
1.Mahkemelerin kararının gerekçesiz olduğuna ve ilk derece mahkemesinin dosyayı sürüncemede bıraktığına dair temyiz talebi yönünden;
İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre, tazminat davasının kısmen kabulüne kararının makul gerekçe ile karar verdiği, ilk derece mahkemesi aşmasında birden fazla bilirkişi raporu alındığı, davacı vekilinin bilirkişi raporuna ilişkin itirazları neticesinde de birden fazla bilirkişi raporu alındığı ve bilirkişilerin raporunu sunmadıklarından dosyaya karar verilmesinin uzun sürdüğü anlaşıldığından davacı vekilinin bu hususa dair temyiz taleplerinin reddine karar verilmiştir.
2. Maddi tazminat talebi yönünden;
Yargıtay İçtihatı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir vrlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu yapılamayacaktır. Davacının kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.
Anılan içtihatı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği, davacının Oyak ikramiyesi zararı, emekli ikramiye zararı, maaş kesintileri, maaşının eksik yatmasından kaynaklanan zararı, ceza evinde yaptığı harcamalar, müvekkili ve ailesinin duruşma ve ceza evi gidiş ve geliş masraflarının, tutuklu kaldığı sürelerin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 63 üncü maddesi gereğince hesap edilip maddi tazminat olarak verilmesi talepleri, 5271 sayılı CMK’nın 141 ve devamı maddelerine göre belirlenmesi gereken maddi zarar kapsamında hüküm altına alınamayacağı dikkate alındığında, maddi tazminat olarak verilmemesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Kıdemli albay hakim olarak görev yapmakta iken açılan dava nedeni ile maaş kesintileri, maaşının eksik yatmasından kaynaklanan zararı, zorunlu erken emeklilik taleplerinin 5271 sayılı Kanunun 141 ve devamı maddelerine göre değerlendirilebilecek talepler olmadığı, varsayıma dayalı ve muhtemel gelir kayıplarına ilişkin, idari takdire ilişkin tasarruf niteliğinde olduğu, davanın açılmaması durumunda hakların elde edileceğinin mutlak, muhakkak ve kesin olmadığı, davanın varlığı nedeni ile davacının bu haklardan mahrum kaldığının kabul edilemeyeceği, bu nedenle gerçek maddi zarar mahiyetinde bulunmadıklarından bu taleplerin maddi tazminata dahil edilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Hükmedilen manevi tazminat miktarı yönünden;
Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.
Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.
Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da altında olacak şekilde eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur ve bu nedenle tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
4.Manevi tazminata tutuklama tarihinden faiz uygulanması gerektiği talebi yönünden;
Davacının dava dilekçesinde hükmedilecek tazminatlara tutuklama tarihinden yasal faiz uygulanmasını talep etmesine rağmen, hükmedilen manevi tazminata yasal faizin emeklilik tarihinden faiz uygulanması hukuka aykırı bulunmuştur ve bu nedenle tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
5.Hükmedilen vekalet ücreti yönünden;
5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin 9 uncu maddesi uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu göre davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
B.Davalı vekilinin temyiz sebepleri;
1.Davanın reddine karar verilmesi gerektiğine yönelik temyiz talebi yönünden;
Tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ve devamı maddelerine göre, manevi tazminat hakkı bulunduğundan, davalı vekilinin, davacının tazminat talebinin reddi gerektiğine yönelik temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. Ancak;
2. Maddi tazminatın, davacının emekli olduğu tarih ile tahliye olduğu tarih arasındaki döneme ilişkin net asgari ücret üzerinden hesaplanan “4.573,86’’ TL yerine, hatalı hesaplama ile bu miktarın üstünde kalacak şekilde “42.651,66’’ TL olarak tayin edilmesi suretiyle, davacı lehine fazla maddi tazminata hükmolunması ve yasal faizin emeklilik tarihinden işletilmesi gerekirken, tutuklama tarihinden işletilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur ve bu nedenle tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (A-3, A-4, B-2) nolu paragrafında açıklanan nedenle davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 25.02.2019 tarihli ve 2018/4015 Esas, 2019/521 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca … 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye
Mahkemesi 19.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.03.2023 tarihinde karar verildi.