YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/25
KARAR NO : 2023/1285
KARAR TARİHİ : 24.03.2023
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
KARAR : İtirazın reddine
Gasp suçundan Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.07.1997 tarihli ve 1997/115 değişik iş sayılı içtima kararı ile 23 yıl 17 ay 16 gün ağır hapis cezasına hükümlü …’ın, cezasının infazı sırasında, Karaman Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.04.2002 tarihli ve 2002/144 Esas, 2002/152 Karar sayılı kararı ile 4616 sayılı Kanun hükümleri gereğince 15.04.2002 tarihinden itibaren şartla salıverilmesini müteakip, Konya Cumhuriyet Başsavcılığının, içtima kararına dahil ilâmların uyarlama yargılaması yapılması sonucu hapis cezalarının süresi değiştiğinden bahisle 19 yıl 20 ay 60 gün olarak
içtima edilmesi talebi üzerine, Konya İnfaz Hâkimliğinin 05.05.2021 tarihli ve 2021/5729 Esas, 2021/5653 Karar sayılı içtima kararı ile 19 yıl 20 ay 60 gün hapis cezası olarak toplanmasını takiben, Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, sanığın denetim süresinde işlemiş olduğu kasıtlı suçlar nedeniyle şartla salıverilme kararı geri alınarak verilen hapis cezalarının iki katı olan sürenin ceza infaz kurumunda çektirilmesine yönelik talebinin kabulü ile şartla salıverilme kararının geri alınmasına ve bihakkın tahliye tarihi olan 22.04.2017 tarihini geçmemek koşuluyla hükümlünün sonraki işlediği suçlar için verilen hapis cezalarının iki katı olan 26 ay 30 gün sürenin ceza infaz kurumunda aynen çektirilmesine dair Konya İnfaz Hâkimliğinin, 27.05.2021 tarihli ve 2021/6333 Esas, 2021/6457 Karar sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.08.2021 tarihli ve 2021/903 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 02.11.2022 tarihli ve 94660652-105-42-21061-2022-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2022 tarihli ve 2022/140732 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü;
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2022 tarihli ve 2022/140732 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 48 inci maddesiyle değişik 107/13 üncü maddesinde yer alan “Koşullu salıverilme kararının geri alınması hâlinde hükümlünün; a) Sonraki suçu işlediği tarihten itibaren başlamak ve hak ederek tahliye tarihini geçmemek koşuluyla sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı sürenin, b) (Değişik: 25.5.2005-5351/8 md.) Yükümlülüklerine aykırı davranması hâlinde, bu yükümlülüklere uymama tarihi ile hak ederek salıverilme tarihi arasındaki süreyi geçmemek koşuluyla ihlalin niteliğine göre takdir edilecek bir sürenin, Ceza infaz kurumunda aynen çektirilmesine karar verilir.” şeklinde yer alan düzenlemeler ile koşullu salıvermenin geri alınmasına ilişkin anılan değişikliğin madde gerekçesinde “maddenin onüçüncü fıkrasında yer alan mevcut düzenlemeye göre hükümlü, koşullu salıverildikten sonra işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı çok az hapis cezası alsa bile suç tarihi ile hakederek tahliye tarihi arasında kalan süreyi aynen infaz etmektedir. Bu durum uygulamada, verilen cezanın neticeleri bakımından adaletsiz bir sonuç doğurduğu gerekçesiyle eleştirilmektedir.
Fıkrada yapılan değişiklikle, koşullu salıverilme sürecinde denetim süresi içinde suç işleyen hükümlünün sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı süreyi ceza infaz kurumunda geçirmesi öngörülmektedir. Başka bir ifadeyle, geri alınan süre bakımından yeni bir kriter belirlenmekte ve ikinci suçun cezasının iki katı sürenin aynen infaz edilmesi amaçlanmaktadır. Ancak bu süre, hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir. Diğer yandan, denetim süresi içinde işlenen ikinci suçun cezası, genel hükümlere göre ayrıca infaz edilecektir.” şeklinde yer alan açıklama karşısında;
7242 sayılı Kanun döneminde koşullu salıverilmenin geri alınması durumunda, deneme süresinde işlenen suçlardan verilen hapis cezalarının miktarları yazılıp anılan hapis cezalarının iki katı sürenin soyut biçimde aynen infazına karar verilmesinin yanlış hesaplamalara yol açacağı, her somut olayda deneme süresinde işlenen her bir suç için kendi suç tarihinden başlayarak hak ederek tahliye tarihini geçmemek üzere iki katı sürenin ayrı ayrı hesaplanarak ne kadar sürenin aynen infaz edileceğinin kararda açıkça gösterilmesinin, yanlış hesaplamaların ve infazda oluşabilecek tereddütlerin önüne geçilmesi bakımında büyük önem arzettiği,
Ancak anılan hesaplama yapılırken, ortaya çıkan sonucun, netice itibariyle ikinci suç ile (deneme süresinde işlenen ilk suç ile) hakederek tahliye tarihi arasındaki azami süreyi geçemeyeceği, söz konusu azami süre belirlenirken, ilk olarak deneme süresinde işlenen ilk suç ile hakederek tahliye tarihi arasındaki süre temel dayanak noktası olarak belirlendikten sonra, deneme süresinde işlenen her bir suç için suç tarihinden itibaren başlayarak tarih aralıkları hesaplandıktan sonra arada fasılalar bulunması hâlinde, diğer bir deyişle koşullu salıverilmesi geri alınmayan tarih aralıkları bulunması hâlinde, anılan sürelerin de ilk suç ile hakederek tahliye tarihi arasındaki süreden çıkarılması durumunda hükümlünün infaz edebileceği azami sürenin tespit edileceği,
Bu itibarla somut olayda, hükümlünün sırasıyla 13.04.2008, 14.10.2009 ve 15.04.2013 tarihlerinde işlediği 10 ay, 2 ay 15 gün ve 1 ay hapis cezalarının, suç tarihlerinden başlamak üzere aynen infazına karar verilecek sürelerinin 20 ay, 4 ay 30 gün ve 2 ay olduğu, suç tarihinden başlayarak ayrı ayrı aynen infazına karar verilecek sürenin hesaplanmasının ise aşağıda bahsedildiği şekilde olması gerektiği,
İlk suç tarihi olan 13.04.2008 tarihinde işlediği 10 aylık hapis cezasının iki katı olan 20 aylık süreyi 13.04.2008-13.12.2009 tarihleri arasında infaz edeceği,
İkinci suç tarihi olan 14.10.2009 tarihinde işlediği 2 ay 15 gün hapis cezasının iki katı olan 4 ay 30 günlük süreyi 14.10.2009-16.03.2010 tarihleri arasında infaz edeceği,
Üçüncü suç tarihi olan 15.04.2013 tarihinde işlediği 1 ay hapis cezasının iki katı olan 2 aylık süreyi 15.04.2013-15.06.2013 tarihleri arasında infaz edeceği,
Ancak öncelikle, hükümlünün ilk suç işleme tarihi ile bihakkın tahliye tarihleri olan 13.04.2008 ile 22.04.2017 arasındaki toplamda 9 yıl 9 günlük süreden, yukarıda bahsedildiği şekilde fasılaların
(koşullu salıverilmesi geri alınmayan tarih aralıklarının) çıkarılması gerektiği, bu anlamda ilk suçun kapsadığı tarih aralığı ile ile ikinci suçun kapsadığı tarih aralığı arasında herhangi bir fasılanın bulunmadığı, öte yandan ikinci suçun kapsadığı son tarih olan 16/.3.2010 ile üçüncü suç tarihi olan 15.04.2013 tarihi arasında ise 3 yıl 30 gün fasılanın olduğu, keza üçüncü suçun kapsadığı 15.06.2013 ile bihakkın tahliye tarihi olan 22.04.2017 tarihi arasında ise 3 yıl 10 ay 7 gün fasılanın olduğu, 9 yıl 9 günlük süreden 3 yıl 3 gün ve 3 yıl 10 ay 7 günlük fasılalar düşüldüğünde ise hükümlünün toplamda infaz edebileceği azami süre olan 2 yıl 1 ay 2 günlük sürenin bulunacağı,
İlk iki suçtan 24 ay 30 günlük süreyi infaz etmesi gerektiği, hükümlünün 15.04.2013 tarihinde işlediği 1 ay hapis cezasının iki katı olan 2 aylık süreyi ise normalde 15.04.2013-15.06.2013 tarihleri arasında infaz etmesi gerektiği,
Ancak 24 ay 30 günlük süreye 2 aylık sürenin eklenmesi durumunda toplamda infaz edeceği azami süre olan 2 yıl 1 ay 2 günü geçeceği cihetle, üçüncü suçtan infaz edebileceği sürenin 2 gün olduğu, dolayısıyla üçüncü suç için de 15.04.2013-17.04.2013 tarihleri arasındaki sürenin aynen infazına karar verilerek toplamda 2 yıl 1 ay 2 günlük sürenin aynen infazına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde 26 ay 30 günlük sürenin aynen infazına karar verildiği cihetle, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 ncu maddesinin, (1), (2) ve (3) ncü fıkraları;
(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.
(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.
(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar.
2. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 48 inci maddesiyle değişik 107 nci maddesinin 13 ncü fıkrasında yer alan
“Koşullu salıverilme kararının geri alınması hâlinde hükümlünün; a) Sonraki suçu işlediği tarihten itibaren başlamak ve hak ederek tahliye tarihini geçmemek koşuluyla sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı sürenin, b) (Değişik: 25.5.2005-5351/8 md.) Yükümlülüklerine aykırı davranması hâlinde, bu yükümlülüklere uymama tarihi ile hak ederek salıverilme tarihi arasındaki süreyi geçmemek koşuluyla ihlalin niteliğine göre takdir edilecek bir sürenin, Ceza infaz kurumunda aynen çektirilmesine karar verilir.”
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. Mahkemesince, aynen infaz kararında, 7242 sayılı Kanun’un 48 nci maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 107 nci maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca denetim süresinde işlenen her bir suç için kendi suç tarihinden başlayarak hak ederek tahliye tarihini geçmemek üzere iki katı sürenin ayrı ayrı hesaplanarak ne kadar sürenin aynen infaz edileceğinin kararda açıkça gösterilmesinin, yanlış hesaplamaların ve infazda oluşabilecek tereddütlerin önüne geçilmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.
4. Somut olayda; mahkemece denetim süresi içinde işlemiş olduğu hapis cezasını gerektiren kasıtlı suçlar nedeniyle hükümlü hakkında verilen hapis cezalarının süreleri esas alınarak daha önce verilen şartla tahliye kararının geri alınmasına ve aynen infaza dair karar verildiği sırada hükümlünün denetim süresinde işlediği her bir suç için suç tarihinden başlayarak hak ederek tahliye tarihini geçmemek üzere iki katı sürenin ne kadar olduğunun ayrı ayrı hesaplanarak her bir suç için aynen infazına karar verilecek sürenin ve hangi tarih aralığını kapsadığının kararda denetime imkan verecek şekilde açıkca gösterilmeksizin, denetim süresinde işlenen suçlara konu hapis cezalarının toplanarak bu sürenin iki katı olan bir sürenin aynen infazına karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu ve bu yöne ilişen kanun yararına bozma talebinin yerinde olduğu, ancak kanun yararına bozma isteminde aynen infazı gereken sürenin belirlenmesi açısından yapılan hesaplama yönteminin yasal bir dayanağının olmadığı, hükümlünün denetim süresi içinde işlediği suçlardan almış olduğu cezalarının süresi dikkate alındığında aynen infazına karar verilmesi gereken sürenin doğru bir şekilde belirlendiği ancak yukarıda açıklandığı gibi denetim süresi içinde işlediği her bir suç için aynen infazına karar verilecek sürenin ve hangi tarih aralığını kapsadığının kararda denetime imkan verecek şekilde açıkca gösterilmemesi nedeniyle karar Kanun’a aykırı olup sadece bu gerekçe ile kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 09.08.2021 tarihli ve 2021/903 değişik iş sayılı kararın 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.03.2023 tarihinde karar verildi.