Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/18190 E. 2022/14993 K. 21.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/18190
KARAR NO : 2022/14993
KARAR TARİHİ : 21.11.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davanın kabulüne ve İtiraz Hakem Heyeti tarafından davalı vekilinin itirazının reddine dair verilen kararın davalı vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

K A R A R

Davacı vekili; davalının trafik sigortacısı olduğu aracın yaya konumundaki davacıya çarpmasıyla oluşan kaza sonucunda davacının yaralanıp malul kaldığını, davalının 31.08.2020’de yaptığı 131.124,53 TL’lik ödemenin yetersiz olduğunu belirterek, belirsiz alacak davası olarak açtıkları davada şimdilik 5.000,00 TL tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 26.01.2021 tarihli artırım dilekçesiyle, taleplerini 160.045,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; yapılan ödemeyle sorumluluklarının son bulduğunu, kusur ve maluliyeti kabul etmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; davanın kabulü ile 135.243,00 TL sürekli işgücü kaybı, 19.686,00 TL geçici işgöremezlik ve 5.116,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 160.045,00 TL tazminatın 31.08.2020 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karara davalı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine; özellikle, davalının davadan önce ödediği bedel ile ödenmesi gereken bedel arasında fahiş fark bulunduğu gözetildiğinde, KTK’nın 111/2. maddesi gereği, yetersiz ödemeye dayalı açılan davada tazminata karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamasına; uzman doktor bilirkişi heyetinin düzenlediği raporla saptanan iyileşme süresine ilişkin geçici işgöremezlik zararının ve geçici bakıcı ihtiyacından doğan zararın trafik sigortasının teminatı kapsamında olmasına; tazminatı usulünce (aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan yönlerden) hesap eden 15.01.2021 tarihli aktüer raporunun karara esas alınmasının yerinde görülmesine göre, davalı vekilinin diğer tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gereklidir. Sözkonusu belirlemenin ise, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Davaya konu kazanın gerçekleştiği tarih (29.08.2019) itibariyle 20.02.2019 tarihli Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup, davacının maluliyetinin bu yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gereklidir. Bu yönetmeliğin 2 nolu ek cetveli olan özür oranları cetvelinin “alt ekstremiteye ait sorunlarda özürlülük oranları” başlıklı 3.maddesinde “özürlülük hastanın mevcut durumuna göre belirlenmeli, kişi özrünün zaman içerisinde değişebilme ihtimali varsa rapor süreli olarak verilmelidir. Devamlı özürlülük raporu verilmeden önce, hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmelidir. Alt ekstremitenin sürekli bozukluklarının değerlendirilmesinde anatomik, tanısal ve fonksiyonel yöntemler kullanılır” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak 9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim Araştırma Hastanesi tarafından (kazadaki yaralanmaya ilişkin son tedavinin yapıldığı tarihten yaklaşık 8 ay sonra) düzenlenen 16.06.2020 tarihli raporda, davacının kaza nedeniyle oluşan maluliyeti % 23 olarak belirlenmiştir. Anılan bu raporun tanziminde 20.02.2019 tarihli Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ile ekindeki cetveller kullanılarak belirleme yapılması yerinde olmakla birlikte, davacının kazadaki sağ tibia kırığı nedeniyle oluşan alt ekstremite özür durumu için yönetmelikteki 1 yıllık süre gözetilmemiş ve bu hususta bir değerlendirme de yapılmamıştır.
Açıklanan hukuki ve maddi olgular karşısında; davacının yeniden muayenesi de yapılarak kaza nedeniyle maluliyeti oluşup oluşmadığı ve varsa maluliyet oranının, 20.02.2019 tarihli Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri ile ekindeki cetvellere göre belirlenmesi için, en yakın üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalı başkanlığından rapor alınıp oluşacak sonuca göre (maluliyet oranı bakımından davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak) karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3-Hakem Heyeti tarafından, davacı ile davalıya sigortalı araç sürücüsünün kazadaki kusur durumlarının belirlenmesi bakımından herhangi bir araştırma yapılıp rapor alınmadığı; kaza tespit tutanağında, davalıya sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu tespitinin yapıldığı gerekçesiyle, tam kusur üzerinden hesap edilen tazminatın hüküm altına alındığı görülmektedir.
Kaza tespit tutanağında; davalıya trafik sigortalı aracın, Aydın- İzmir otoyolunda emniyet şeridi üzerinde duraklamış olan davacının aracına ve sonra da yaya halinde aracının yanında bulunan davacıya çarpması şeklinde kazanın gerçekleştiği anlatıldıktan sonra, KTK’nın 56/1-a maddesi gereği şerit izleme kurallarına uymayan sürücünün asli kusurlu olduğu şeklinde tespit yapılmıştır.
Tutanaktaki tespitler ve kazanın oluş biçimine göre, davacının duraklama yaparken gerekli önlemleri alıp almadığı, duraklamanın yasak olduğu yerde (yolun niteliğine göre) duraklayıp duraklamadığı gibi kusura etki eden hususların araştırılması ve 2918 sayılı KTK’nın duraklama ve park etmeye ilişkin 59 vd. maddelerindeki düzenlemeler incelenerek kusur tespitinin yapılması gerektiği açıktır. Bahsedilen bu tespitlerin yapılması ise, uzman bilirkişiden kusur konusunda rapor alınmasını gerektirdiğinden, İHH kararı eksik incelemeye dayanmaktadır.
Tüm bu nedenlerle; kazaya ilişkin ceza soruşturma (açılmışsa dava) dosyası örneği de temin edildikten sonra, konusunda uzman makine mühendisi bilirkişiden, dosya kapsamı ve kaza tespit tutanağı ile saptanan olay yeri özellikleri, KTK’nın duraklama ve park etmeye ilişkin 59. vd. maddelerindeki düzenlemeler dikkate alınarak, kazada davacının da kusuru bulunup bulunmadığı hususunda gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi doğru görülmemiştir.
4-Davaya konu kaza nedeniyle dava dışı SGK Başkanlığı tarafından iş kazası kolundan davacıya ödeme yapılmış olması halinde, ödenen tutarın tazminattan düşülmesi gerektiği davalı yanca savunulmuş olmasına rağmen, bu hususta dosyada delil bulunmadığı gerekçesiyle, savunmaya itibar edilmediği görülmektedir.
Olayın özelliğine göre davacı bakımından iş kazası olma halinin tespitini sağlayacak ifadelerin yer aldığı ceza dosyasının getirtilmesi; SGK’ya yazı yazılarak iş kazası kolundan yapılmış rücuya tabi ödeme olup olmadığının araştırılması ile karar verilmesi gerektiğinden, bu hususta eksik incelemeyle karar verilmesi de doğru değildir.
5-5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13. maddesi ve karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’nin 17/2. maddesi gereği, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin, tarifeye göre belirlenen nispi vekalet ücretinin 1/5’i tutarında (maktu ücretin altında kalmamak kaydıyla) olması gerektiği gözetilmeden, fazla vekalet ücretine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (2), (3), (4) ve (5) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; dosyanın hakem kararının saklanması kararını veren İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 21.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.