Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2006/9932 E. 2006/10656 K. 18.12.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/9932
KARAR NO : 2006/10656
KARAR TARİHİ : 18.12.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde vakıf üyeliğinin hariç üye olarak devam ettiğinin tespiti istenilmiştir. Hakem heyetince davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı, dava dilekçesinde; üyesi olduğu T.C.Merkez Bankası Mensupları Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Sandığı Vakfının senedine göre ek emeklilik aylığı için gerekli süreyi doldurmadan bankadan emekli olduğundan vakıf üyeliğinin hariç üye olarak devam ettiğini ileri sürerek, on yıllık prim ödeme sonunda kendisine ek emeklilik aylığı bağlanması gerektiğine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 06.04.2005 günlü cevap dilekçesiyle, davacı hakkında yapılan işlemlerin senet ve yönetmelik hükümlerine uygun olduğunu davacının on yıllık üyelik süresini doldurmadan bankadan emekli olduğunu iddia ederek davanın reddini istemiştir.
Tahkim heyetince, emekli olmak suretiyle bankadan ayrılmış bulunan davacının vakıf üyeliği halen devam etmekte olduğundan, bankadan ayrıldığı tarihteki ünvandan prim ödeyen bir çalışan üyenin ödediği pirim kadar on yıl prim ödediği takdirde kendisine vakıfça ek emeklilik aylığı bağlanması gerektiğine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, gerçek veya tüzel kişilerin, kamu düzenine ilişkin olmayan ve fakat doğmuş veya doğacak hukuki uyuşmazlıkların çözümünü hakem veya hakemlere bıraktıkları sözleşmeye, tahkim sözleşmesi adı verilir. Hakem sözleşmesi, sözleşme serbestisi ilkesinin bir sonucu olarak ancak özel hukuk ilişkilerinden … uyuşmazlıkların çözümü hakkında yapılabilir. Bağımsız bir sözleşme olarak yapılabileceği gibi, bir sözleşmenin koşulu olarak da düzenlenebilir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasında ve diğer yasalarda, hakemlerin hangi kurallar çerçevesinde karar verecekleri hakkında bir hüküm bulunmamaktadır. Kararlılık kazanan Yüksek Yargıtay İçtihatları ile, hakemlerin hak ve nesafet kurallarına göre karar vermeleri gerektiği kabul edilmektedir. Ancak; taraflar, hakem veya hakemlerin, uyuşmazlıkta uygulamalarını istedikleri usul ve esasa ilişkin kurallara da yer verebilmektedirler. Bu cümleden olarak, taraflar, hakem sözleşmesi veya şartında, uyuşmazlığın maddi hukuk kurallarına göre çözümlenmesi gereğini öngörebilirler. Böyle bir durumda, hakemlerin, hak ve nesafet kurallarına göre değil, öngörülen maddi hukuk kurallarına göre karar vermeleri gerekmektedir.
Somut olayda, davalının da uymayı taahhüt ettiği vakıf senedi uygulama yönetmeliğine göre vakıf ile üyeler arasında çıkabilecek uyuşmazlıkların, Merkez Bankası Başkanının seçeceği üç kişilik hakem heyeti tarafından çözümlenmesi gerekmekte olup tahkim şartında, taraflarca belirlenen ve uygulanması öngörülen herhangi bir maddi hukuk kuralı bulunmamaktadır.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 533. maddesinde, hakem kararlarının hangi nedenlerle temyiz edilebileceği sınırlı bir biçimde gösterilmiştir
Buna göre; hakem kararları ancak;
a)Tahkim süresinin bitiminden sonra karar verilmiş olması,
b)Talep edilmemiş bir şey hakkında karar verilmesi,
c)Yetkileri içinde olmayan mesele hakkında karar vermeleri ve
d)iki tarafın iddialarından herbiri hakkında karar vermemeleri, hallerinde incelenerek bozulabilmektedir. Bu sebeplerin dışında bir sebeple temyiz edilebilme olanağı yoktur. Diğer bir anlatımla,Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasında maddi hukuka aykırılık, ayrı bir temyiz nedeni olarak sayılmamıştır.
Dosya münderecaatına göre, yasada temyiz nedeni olarak gösterilen hususlardan hiçbirisi olayımızda gerçekleşmiş değildir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
Davacı taraf davada kendisini bir vekil ile temsil ettirmediği halde, lehine vekalet ücretine hükmedilmesi
doğru değil ise de; bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm fıkrasının beşinci paragrafının yedinci ve sekizinci satırlarındaki “hükmün verildiği tarihteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 350 YTL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” sözcüklerinin metinden çıkartılmak suretiyle düzeltilemsine ve düzeltilmiş bu şekli ile hükmün ONANMASINA, 18.12.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.