Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2020/4729 E. 2023/596 K. 28.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4729
KARAR NO : 2023/596
KARAR TARİHİ : 28.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Katılanlar vekilinin yokluğunda verilip 10.05.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 18.05.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu görülmüştür.

Sanık müdafiinin temyiz istemi yönünden; Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık müdafiinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.03.2016 tarihli ve 2015/424 Esas, 2016/395 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve dördüncü fıkrası ve 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası gereğince 18.200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 1 yıl süreyle geçici olarak sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilmiştir.

2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 22.09.2020 tarihli ve 2016/240853 sayılı sanık müdafiinin temyiz isteminin reddiyle onama görüşünü, katılanlar vekilinin temyiz isteminin ise süresinde olmadığından bahisle reddi görüşünü içeren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi,

1.Hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması gerektiğine,

2.Hükmedilen ceza miktarının fazla olduğuna,

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;

Yerel Mahkemenin Kabulü;
1.Mahkemece, sanığın idaresindeki yarı römork takılı çekici ile gece vakti, aydınlatmanın bulunduğu, bölünmüş iki şeritli asfalt kaplama otoyolda sağ şeritte seyrederken, olay mahalli dinlenme tesislerine geldiğinde, gidiş yönüne göre sağda bulunan emniyet şeridine girerek aracının ön kısımları ile emniyet şeridinde park halinde bulunan idaresindeki kamyondan inen, … dışındaki …’a çarpması, sonrasında kamyonun arka kısımlarına çarparak durması sonucu meydana geldiği kabul edilen kazada, … Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporu esas alınarak, sanığın idaresindeki aracı ile seyri sırasında yola gereken dikkatini vermesi gerekirken kontrolsüz şekilde sağa yönelmesi neticesinde tam kusuruyla bir kişinin ölümüne sebebiyet verdiğinden bahisle mahkumiyet kararı verilmiştir.

2.Sanık aracıyla 70-80 km hızla seyrederken kazanın gerçekleştiğini, solundaki bir aracın kendisini sıkıştırdığından dolayı emniyet şeridine girmek zorunda kaldığını ileri sürmüştür.

3.Olay tarihli kaza tespit tutanağında, … Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulan trafik bilirkişi tarafından tanzim edilen raporda sanığın aracı hızını, aracın teknik, yük özelliklerine, görüş, yol ve trafik durumuna göre ayarlamamaktan asli kusurlu olduğu bildirilmiştir.

4.Yargılama aşamasında aldırılan 28.12.2015 tarihli … Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporunda sanığın idaresindeki aracı ile seyri sırasında yola gereken dikkatini vermesi, aracını kendi şeridi üzerinde tutmaya özen göstermesi gerekirken kontrolsüz şekilde sağa yönelmek suretiyle tam kusuruyla sebebiyet verdiği kazada, ölen sürücünün alabileceği bir önlemin bulunmadığı belirtilmiştir.

5…. Morg İhtisas Dairesi 29.08.2014 tarihli otopsi raporunda,
”…
kişinin ölümünün genel beden travmasına bağlı kafatası ve pelvis kırıkları ile birlikte beyin doku harabiyeti, beyin kanaması, iç organ yırtılmasından gelişen iç kanama sonucu meydana gelmiş olduğu kanaatini bildirir rapordur”.

Denilmektedir.

IV. GEREKÇE
Yerel mahkeme kararında yapılan inceleme neticesinde olayın kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır.

A.Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Katılanlar vekilinin yokluğunda verilip 10.05.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 18.05.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, katılanlar vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

B.Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
1.Hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması için başka engeli bulunmayan sanık hakkında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/02/2009 tarihli ve 2008/11-250 esas, 2009/13 sayılı kararında da belirtildiği üzere, ”…5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 6. fıkrasının (c) bendinde belirtilen zararın, maddî zarar olduğu, manevî zararı kapsamadığı, ancak söz konusu maddî zararın da hâkimin basit bir araştırma ile saptayabileceği zarardan ibaret bulunduğu ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesinin uygulanabilmesi için, diğer koşulların varlığının yanında, “Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi…” koşulunun yerine getirilmesi gerektiği ancak katılanın zararının giderilmediğini belirttiği, sanığın da zararı giderdiğine ilişkin iddiasını her türlü şüpheden uzak, somut bir şekilde karşıladığını kanıtlayamadığı gözetildiğinde bu hususta mahkemece kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir.

2.Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde; 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrası ve 22 inci maddesinin dördüncü fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekmekte olup, kusurlu olarak meydana getirdiği kaza sonucu bir kişinin ölümüne sebep olan sanık hakkında, … ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulduğu anlaşıldığından ceza miktarında hukuka aykırı bir durum bulunmamıştır.

V. KARAR
A. Katılanlar Vekili Yönünden
Adı geçen avukatın temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca süre yönünden, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık Müdafii Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 2.Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.03.2016 tarihli ve 2015/424 Esas, 2016/395 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.02.2023 tarihinde karar verildi.