YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13848
KARAR NO : 2022/16204
KARAR TARİHİ : 19.12.2022
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No :
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı …’ın davalı …’a ait işyerinde kadayıf ve dondurma ustası olarak çalıştığını, davacının söz konusu işe 28/11/2011 tarihinde başlamış olmasına karşılık davalı tarafından işe giriş tarihinin ve sigortalılık başlangıç tarihinin 01/10/2012 olarak bildirildiğini, oysa ki davacının aradaki süreçte de davalıya ait işyerinde çalıştığını, davacının belirtilen tarihler arasında eksik gösterilen sigortalılık sürelerinin tespiti için dava açılmasının zorunlu hale geldiğini, açıklanan nedenlerle davacının 28/11/2011 ile 01/10/2012 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalışmasına karşılık gösterilmemiş olan sigortalılık süresinin tespitine, ödenmeyen sigorta primlerinin davalı işveren tarafından ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II- CEVAP
Feri müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; hizmet tespiti davalarının yasal dayanağının 506 sayılı Yasanın mülga 79/10. maddesi olduğunu, konuya ilişkin Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin emsal kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, bu tür davaların kamu düzenini ilgilendirdiğinden, işverenin kabulünün tek başına hukuki sonuç doğurmayacağını, bu davaların 506 sayılı Yasanın 79/8. maddesi gereğince 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, bu nedenle yapılacak araştırma sonucu saptanan hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren dava tarihine kadar 5 yıl geçmiş ise, davanın hak düşürücü süre yönünden de reddini dilediklerini, 4447 sayılı Kanunun 16. maddesi hükmü düzenlemesi gereği, sigortalıya da işe girdiği tarihi takip eden bir ay zarfından işi kuruma bildirmek hakkının tanındığını, bu halde davacının davacının resmi kayıtlarda görülmeyen hizmetinin tespitinde resmi belge niteliğinde olması nedeniyle aynı güçte delil ile ispatlamasının gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, yasal düzenleme ile feri müdahil durumuna gelen kurumları aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, arz ve izah edilen nedenlerle davacı tarafından açılmış olan işbu davanın reddine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
III- MAHKEME KARARI
A- İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
“Davanın reddine” karar verilmiştir.
B- BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
“Davacı vekilinin, … 5. İş Mahkemesinin 17/10/2018 tarih ve 2016/231 Esas, 2018/346 Karar sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun, HMK’nin 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine” karar verilmiştir.
TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davacı vekili özetle, bildirgelerdeki imzaların işten ayrıldıktan daha sonraki bir tarihte hata, hile, baskı ile atıldığı, istifa dilekçesindeki imzanın davacıya ait olmadığı, tanıkların çalışmayı doğruladıkları, tespit edilen tanıkların dinlenmediği, eksik araştırma ve incelemeyle karar verildiği gerekçeleriyle kararın bozulmasını talep etmiştir.
IV- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Dava, 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayılı Kanun’un m. 86/9. maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re’sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
Tanık beyanları değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren, işçi ve işyeriyle ilişkileri düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça bordrolu, komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar da dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
Dava 28.11.2011 – 01.10.2012 tarihleri arasında kuruma bildirilmeyen hizmetlerin tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece işe giriş ve ayrılış bildirgelerindeki imzaların davacıya ait olması, imzaların hata, hile, ikrah yollarıyla atıldığının iddia edilmemiş olması gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İşe giriş ve ayrılış bildirgelerindeki imzaların davacıya ait olması, önceki çalışmaların her türlü delille ispatına engel olmayıp, mahkemece eksik inceleme ve araştırmayla karar verilmiştir.
Dava tarihi itibariyle davacının işe giriş bildiriminin yapıldığı tarihten önceki isteme konu dönem yönünden hak düşürücü sürenin geçmediği de gözetilerek işin esasına girilmelidir.
Mahkemece, 02.01.2014 tarihli istifa dilekçesinde işe giriş tarihinin 01.10.2012 olarak belirtilmesi ve davacının imza inkarında bulunduğu gözetilerek, imzanın davacıya ait olup almadığı araştırılmalı, davacıya ait olması halinde irade fesadı iddiası varsa bu hususta araştırma yapılmalı, istifa dilekçesine itibar edilip edilmeyeceği tartışılarak, dava konusu dönem yönünden değerlendirme yapılmalı sonucuna göre bir karar verilmelidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen istinaf isteminin esastan reddine dair karar kaldırılarak ilk derece mahkemesince verilen karar bozulmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.