Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/13559 E. 2023/671 K. 15.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/13559
KARAR NO : 2023/671
KARAR TARİHİ : 15.02.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI :

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.12.2021 tarihli ve 2021/552 Esas, 2021/1092 Karar sayılı kararı ile sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince beraatine, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 18.05.2022 tarihli ve 2022/481 Esas, 2022/852 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükme yönelik sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ile katılan mağdure vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine, sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan beraat hükmü yönünden ise hükmün aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kaldırılmasına karar verilerek 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası ile aynı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi; kararın usul ve kanuna aykırı olduğu, yargılama sonucu sanığın atılı suçları işlediğinin sabit olduğu, mahkemeyi oyalayan ve suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilerek alt sınırdan hüküm kurulmasının suçun işleniş şekline, niteliğine, hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı, takdiri indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiği, kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

2. Sanık müdafiinin temyiz istemi; 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin Anayasa’nın 2 nci, 10 uncu ve 41 inci maddelerine aykırı olduğu, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurlarının oluşmadığı, sanığın mağdurenin rızası ile mağdurenin evinde ilişkiye girdiği, tehdit veya zorlama olmadığı, mağdurenin savcılık beyanında da bu hususu beyan ettiği, sanık ile mağdurenin birbirlerini sevdiği ve evlilik düşüncesi ile hareket ettikleri, sanığın, yaşının küçük olduğunu mağdureye defalarca belirttiği ve beklemelerini istediği, mağdurenin kendisini kaçırmazsa intihar edeceğini söyleyerek sanığı zorlaması ve baskı uygulaması nedeniyle mağdureyi kaçırdığı, tanık…’ın beyanıyla da mağdurenin olayın oluşumuna yön verdiğinin sabit olduğu, tevsii tahkikat taleplerinin mahkemece kabul edilmemesinin bozma sebebi olması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. İncelenen dosya kapsamına göre; katılan mağdure İlayda ile sanığın suç tarihinden yaklaşık bir buçuk yıl öncesine dayalı arkadaşlık ilişkilerinin olduğu, katılan mağdurenin İvrindi … Kursunda kaldığı, sanıkla katılan mağdurenin 2021 … Bayramı’ndan önce katılanların evlerinde cinsel ilişkiye girdikleri, aradan bir iki hafta geçtikten sonra tekrar katılan mağdurenin evinde ilişkiye girdikleri,

üçüncü kez yaşadıkları cinsel ilişkinin ise sanığın katılan mağdureyi kalmış olduğu kurstan alarak motosikletle gittikleri Kozcağız köyünde olduğu, burada iki gün kaldıkları, kursta görevli öğretmenlerin katılan mağdurenin yatağını kontrol ettiklerinde katılan mağdurenin olmadığını farkettiklerinde katılanlara haber vermeleri üzerine katılanların İvrindi … Amirliğine gelerek katılan mağdurenin sanığın yanında olabileceğini belirttikleri kolluk görevlilerince katılan mağdurenin kalmış olduğu yurttan çıkışı gösterebilecek kamera görüntülerinden elde edilen bilgiye göre üzerinde sanık ve arkasında katılan mağdurenin olduğu değerlendirilen siyah renkli bir motosikletin İvrindi ilçesi, Kınık mahallesi, Susuzyayla istikametine doğru gittiklerinin tespit edildiği, araştırmalar devam ederken dosyamız tanığın olan sanığın abisi …. tarafından sanık ve katılan mağdurenin karakola getirildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.

2. Dosya arasına alınan nüfus kaydına göre katılan mağdurenin 03.10.2006 doğumlu olup olay tarihinde on dört yaşında olduğu, yine katılan mağdureye yönelik yapılan genital muayene raporunda; hymen muayenesinde saat 5 yönünde kaideye uzanan eski yırtık olduğu, vulva-anal bölgenin olağan olduğu, hymen bölgesinde tespit edilen yırtık 10 gün veya daha eski zamanlı organ-sair cisimle oluşması muhtemel olduğu, vücudunda darp cebir izinin görülmediği belirtilmiştir.

3. Sanığın ikrar içerir savunması, katılan mağdurenin ayrıntılı anlatımları ve anlatımları ile örtüşür genital muayene rapor ve içeriği, mesaj içerikleri, tanık…’ın anlatımları, kamera görüntüleri ile tüm bilgi ve belgeler bir arada değerlendirildiğinde sanığın üzerine atılı suçu işlediği mahkemece sabit bulunmuştur.

4. Cinsel istismar suçu yönünden yapılan değerlendirmede; sanığın suç tarihi itibariyle on beş yaşından küçük olduğunu bildiği katılan mağdurenin vücuduna cinsel organını sokmak suretiyle üzerine atılı 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği sonucuna varılmakla bu kapsamda cezalandırılmasına karar verilmiş, sanığın eylemi farklı zamanlarda gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında 43 üncü maddesi kapsamında cezasında artırım yapılmış, hükmedilen netice ceza miktarına göre yasal olarak mümkün olmadığından lehe hüküm olarak düzenlenen 50 ve 51 inci maddeleri ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi sanık hakkında uygulanmaksızın müsnet suçtan hapis cezası ile tecziyesine dair karar verilmiştir.

5. Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden yapılan değerlendirmede; katılan mağdurenin rızası ile sanıkla ayrıldığının ve belli süre kaldığının anlaşılması, sanığın katılan mağdureye yönelik cinsel eylemlerde bulunması, katılan mağdureyi cinsel eylem süresince alıkoyması nazara alındığında eylemlerin cinsel ilişki sırasında ve eylemle sınırlı süreyle gerçekleştiği, kişinin vücudunun suçun konusu olması sebebiyle, katılan mağdureye hareket edebilme özgürlüğü ortadan kaldırılmadan bu suçun işlenemeyeceği değerlendirilerek sanığın üzerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun kanuni unsurlarının oluşmaması sebebiyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca sanığın beraatine karar verilmiştir.

6. Sanık hakkında başlatılan soruşturma sonrasında sorgu aşamasında katılan mağdurenin yaşını on beş olarak bildiğini beyan etmesi sebebiyle, kovuşturma safhasında bu husus kendisine özellikle

sorulmuş, sanık, cinsel ilişki yaşadığı dönemler itibariyle katılan mağdurenin yaşının on dört olduğunu bildiğini açıkça beyan etmiştir. Sanığın bu yöndeki savunması, katılan mağdurenin gözlemlenen fiziksel özelliklerine göre sanığın yaş hususunda 5237 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesi anlamında kaçınılmaz bir hataya düşmesinden bahsedilemeyeceğinden sanık hakkında hata hükümleri uygulanmaksızın hüküm kurulduğu belirtilmiştir.

2. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
1. Mağdure beyanları, sanığın ikrar içeren savunmaları, tanıkların beyanları, polis cd izleme tutanağı, cep telefonu mesaj inceleme tutanağı, … raporları ile sanığın 2021 yılı Mayıs ayında iki defa mağdurenin evine giderek rızasıyla cinsel ilişkiye girdiği, 28.05.2021 tarihinde mağdureyi rızasıyla kaldığı yurttan kaçırdığı, iki gün yanında alıkoyduğu ve alıkoyduğu zaman içerisinde bir defa rızasıyla cinsel ilişkiye girdiği sabittir.

2. Mağdure soruşturma aşamasında … … Merkezinde alınan beyanında; sanık ile üç defa cinsel ilişkiye girdiğini, iki cinsel ilişkinin sanık evlerine geldiğinde kendi evlerinde olduğunu, üçüncü cinsel ilişkinin en son sanık ile kaçtıklarında kaldıkları evde olduğunu, cinsel ilişkilerin ve kaçma olayının rızasıyla olduğunu beyan etmiştir. Mağdure yargılama aşamasında alınan beyanında; ilk cinsel ilişkiye muvafakat etmediğini, sonraki cinsel ilişkilerin rızasıyla olduğunu, aslında kaçmaya rızasının olmadığını beyan etmiştir. Mağdure ile sanığın ikinci cinsel ilişki sırasında mağdurenin annesi tarafından yakalanmış olması, mağdurenin … … Merkezi beyanı, mağdure ile sanık arasındaki yazışma içerikleri birlikte değerlendirildiğinde iddianameye konu bütün olaylarda mağdurenin rızasının olduğu kabul edilmiştir.

3. Sanık; mağdure ile iki defa mağdurenin evinde cinsel ilişkiye girdiğini, üçüncüde beraber kaçtıklarında cinsel ilişkiye girmediğini, öpüştüklerini ifade etmektedir. Mağdurenin rızasının olduğunu ifade etmektedir. Mağdure beyanı, olayın oluş şekli birlikte değerlendirildiğinde sanığın mağdureyi kaçırdıktan sonra cinsel ilişkiye girmediği şeklindeki ifadesi olayın oluş şekli itibariyle kendisini cezadan kurtarmaya yönelik ifade olarak değerlendirilmiş ve sanık ile mağdurenin üç defa rızalarıyla cinsel ilişkiye girdikleri kabul edilmiştir.

4. Sanık ile mağdure arasındaki yaklaşık bir buçuk yıllık sevgili arkadaşlığı, sanığın yargılamada mağdurenin on dört yaşında olduğunu bildiğine dair ifadesi birlikte değerlendirildiğinde, sanığın bir kısım ifadelerinde ”Mağduru 15 yaşında biliyordum” şeklinde ifade vermiş ise de bu ifadelerine itibar edilmemiştir. Mağdurenin on dört yaşında olduğunu bildiği kabul edilmiştir.

5. Mağdure 03.10.2006 doğumlu olup, suç tarihinde on dört yaşını tamamlamış on beş yaşının içindedir. Sanık ile sevgilidir. Sanık sevgilisi olan mağdurenin evine 2011 yılı Mayıs ayında iki defa giderek rızasıyla cinsel ilişkiye girmiştir. 28.05.2021 tarihinde mağdureyi rızasıyla kaçırmış, iki gün yanında alıkoymuş ve alıkoyduğu bu zaman içerisinde rızasıyla bir defa cinsel ilişkiye girmiştir. Mağdure henüz on beş yaşından küçük olduğundan rızası geçerli değildir. Çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları açısından olayda rızanın bulunmadığı kabul edilmelidir.

6. Sanığın on dört yaşındaki mağdurenin geçerli olamayan rızasıyla üç defa cinsel ilişkiye girdiği eylemi nedeniyle ilk derece mahkemesi tarafından 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 ve 61 inci maddeleri uygulanarak verilen mahkumiyet kararı doğru olduğundan çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan dolayı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

7. Sanığın on dört yaşındaki mağdureyi 27.05.2021 tarihini 28.05.2021 tarihine bağlayan gece kaldığı Kuran kursundan geçerli olmayan rızasıyla kaçırarak bir evde cinsel amaçla iki gün alıkoyduğu eylemi 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğundan bu madde gereğince cezalandırılmıştır. Olayın işleniş biçimi göz önünde bulundurularak alt sınırdan ceza tayin edilmiştir. Sanık suçu çocuğa karşı işlediğinden aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendi gereğince cezası bir kat arttırılmıştır. Sanık suçu cinsel amaçla işlediğinden aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin beşinci fıkrası gereğince cezası yarı oranında artırılmıştır. Sanık mağdureye karşı sadece 27.05.2021 – 28.05.2021 tarihleri arasında bir defa kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediğinden, daha önceki eylemlerinde (Mağdurenin evine gittiği eylemlerinde) kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları oluşmadığından sanık hakkında aynı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uygulanmamıştır. Sanığa verilen cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri gözetilerek aynı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince cezasında indirim yapıldığı belirtilmiştir.

IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve Devletin kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğünü yerine getirmesi nedeniyle vekalet ücretine hükmedilmemesinin yerinde olduğu anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen yargılama neticesinde kurulan hükümlere yönelik katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 18.05.2022 tarihli ve 2022/481 Esas, 2022/852 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.02.2023 tarihinde karar verildi.