Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/18527 E. 2022/14515 K. 14.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/18527
KARAR NO : 2022/14515
KARAR TARİHİ : 14.11.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davanın kısmen kabulüne ve İtiraz Hakem Heyeti tarafından davalı vekilinin itirazının kabulüyle davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Davacı vekili; davalının trafik sigortacısı olduğu aracın karıştığı kaza sonucunda bu araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralanıp % 10 oranında malul kaldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL tazminatın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 01.12.2020 tarihli ıslah dilekçesiyle, taleplerini 157.345,98 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; kusura ve zararın kapsamına itiraz ederek davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; davanın kısmen kabulü ile 156.345,98 TL sürekli işgücü kaybı tazminatının 12.12.2019 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazla isteğin reddine dair verilen karara davalı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davalı vekilinin itirazının kısmen kabulü ile UHH kararının kaldırılmasına; davanın kısmen kabulüyle 129.261,48 TL sürekli işgücü kaybı tazminatının 12.12.2019 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazla isteğin reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin diğer tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. KTK’nın 86/1. maddesi gereği ise, işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusursuzluğu oranında sorumluluğunun kalkacağı açıktır.
Hakem Heyeti tarafından, araç sürücülerinin kazadaki kusur durumlarının belirlenmesi bakımından alınan, trafik kusur uzmanı bilirkişinin düzenlediği 28/11/2020 tarihli raporda; davalıya sigortalı ambulans sürücüsünün, trafikte geçiş önceliği bulunsa dahi, trafikteki diğer kişileri tehlikeye atmadan bu geçiş üstünlüğünü kullanması gerektiği, kırmızı ışıkta kavşaktan geçiş sırasında, kavşağın diğer kolundan gelen karşı araç sürücüsünü tehlikeye atarak geçiş üstünlüğünü kullanmasının, KTK’nın 71. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle % 75 oranında ve karşı araç sürücüsünün de kavşağa hızlı girme nedeniyle % 25 oranında kusurlu olduğu şeklinde görüş bildirildiği; sigortalı araç sürücüsünün % 75 kusuru üzerinden hesaplanan tazminata karar verildiği görülmektedir.
Olaya ilişkin kaza tespit tutanağında da, yukarıda belirtilen rapordaki gerekçelerle ve rapordaki biçimde kusur tespiti yapılmıştır. Her ne kadar, esas alınan bilirkişi raporu ile kaza tespit tutanağı uyumlu ise de, bilirkişi raporunun tutanağın tekrarından öteye geçmediği ve olayın oluş biçimine ilişkin somut verilerle kusur belirlemesine gitmediği dikkate alındığında, rapor, karara esas alınabilir nitelikte görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle; konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi heyetinden, dosya kapsamı ve kaza tespit tutanağı ile saptanan olay yeri özellikleri, kazanın oluş biçimi, davalıya sigortalı aracın geçiş önceliğine sahip ambulans olduğu ve olay anında diğer araçlar ambulansa yol vermek için gerekli manevraları yaptığı halde, kazaya karışan karşı araç sürücüsünün kavşak içinde ambulansa çarpması nedeniyle dikkatsizliğinin seviyesi gibi hususlar dikkate alınarak, kazadaki kusur oranlarının belirlenmesi için gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, oluşa uygun bulunmayan rapora göre karar verilmesi, bozmayı gerektirmiştir.
3-Davacının hak kazanabileceği işgücü kaybı tazminatının hesaplanması için alınan ve karara esas kabul edilen 28/11/2020 tarihli aktüer raporunda, TRH 2010 Yaşam Tablosu’ndaki bakiye ömür süresi yerine tablodaki son yaş olan 99 yaşa kadar hesaplamanın yapıldığı; İHH tarafından rapordaki hesap tekniğinin uygun bulunduğu gerekçesiyle, davalının itirazının reddine karar verildiği görülmektedir.
Her ne kadar davacı aleyhine sonuçlar veren hesap tekniği (TRH 2010 ve % 1,8 teknik faiz) kullanılarak tazminat belirlenmişse de, bu hesap tekniğine davacı yanca itiraz edilmediği (bu şekilde hesaplanan tazminata karar veren İHH kararının temyiz edilmemesi suretiyle) dikkate alındığında, ZMSSGŞ ile belirlenen hesap tekniğinin tüm yönleriyle uygulanmasının gerekeceği açıktır. Bu itibarla, genel şartlarda belirtilen biçimde hesaplama yapmayan rapor, karara esas alınabilecek nitelikte olmadığından, bu hususta yapılan İHH incelemesi eksiktir.
Açıklanan nedenlerle; kararı tazminat hesap biçimi bakımından sadece davalı taraf temyiz ettiği ve rapordaki diğer hususlarda davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu için, hesabın 2020 verileriyle ve işlemiş/ işleyecek devre belirlemesinde 2020 yılı esas alınarak yapılması gerektiği dikkate alınarak, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Genel Şartları gereği davacının muhtemel bakiye ömür süresi (tablodaki son yaş olan 99 yaşa kadar değil, hesap tarihindeki yaşına göre saptanacak bakiye ömür süresi) için ve irat katsayılarının belirlenmesinde “devre başı ödemeli belirli süreli rant” formülü kullanılarak hesaplamanın yapılması hususunda, rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınıp, oluşacak sonuca göre (davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar korunarak) karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
4-5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13. maddesi ve karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’nin 17/2. maddesi gereği, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin, tarifeye göre belirlenen nispi vekalet ücretinin 1/5’i tutarında (maktu ücretin altında kalmamak kaydıyla) olması gerektiği gözetilmeden, fazla vekalet ücretine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; dosyanın hakem kararının saklanması kararını veren İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 14.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.