YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/2468
KARAR NO : 2023/2155
KARAR TARİHİ : 12.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/232 E., 2022/275 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafileri
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, hükmedilen cezanın süresine göre yasal şartları bulunmadığından, 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince, reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. …. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.11.2021 tarihli ve 2021/126 Esas, 2021/178 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 62 nci maddesi, 63 üncü maddesi ve 3713 sayılı Kanunu’nun beşinci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 16.12.2021 tarihli ve 2021/2229 Esas, 2021/1445 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine yönelik hüküm kurulmuştur.
3. … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi kararının, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 25.05.2022 tarihli ve 2022/5798 Esas, 2022/3032 sayılı Kararı ile “Sanık aleyhine kollukta beyanda bulunan tanıkların yargılama aşamasında ifadelerini kabul etmedikleri dikkate alınarak; öncelikle… Cumhuriyet Başsavcılığınca sanığın telefon hattı üzerinde yapılan incelemede kişi listesinde bulunan S. M. K. K., S. S. D. D., A. A. H. A., B. A. Y. A., L. H. A. A., T. K. K. K., S. A. H. H., S. A. A. A. M., S. A. A. A. isimli kişilerin haklarında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma ve/veya kovuşturma dosyası bulunup bulunmadığının araştırılması, varsa onaylı birer suretlerinin Yargıtay denetimine elverişli şekilde dosya arasına alınması, ayrıca bu şahısların açık kimlik bilgileri tespit edilerek sanığın örgütsel faaliyetlerine ilişkin görgü ve bilgilerinin tespiti açısından ismi geçen şahısların duruşmada tanık olarak dinlenmelerinin sağlanması, yine sanığa atılı suçun vasfının her türlü şüpheden uzak olarak tayin ve tespiti açısından UYAP bilgi havuzunda araştırma yapılarak sanık hakkında herhangi bir ifade yahut beyan bulunup bulunmadığının araştırılması, varsa onaylı örneklerinin dosya içerisine getirtilmesi, gerekirse de ifade yahut beyan sahiplerinin tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulması; tüm bu delillerin CMK’nın 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yetersiz belgelere dayanarak eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması” nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.10.2022 tarihli ve 2022/232 Esas, 2022/275 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 62 nci maddesi, 63 üncü maddesi ve 3713 sayılı Kanunu’nun beşinci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilerek dava dosyası, 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca doğrudan temyiz merciine gönderilmiştir.
5. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 22.12.2022 tarihli ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteminde özetle;
1.Hakkında usûl, kanun ve bozma ilamına aykırı şekilde mahkûmiyet kararı verildiğine,
2.Dosyada kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına,
3.Kendisine atfedilen eylemlerin suç teşkil etmediğine,
4.Mevcut delillerin tekrar gözden geçirilerek hakkında karar verilmesi gerektiğine,
5.Ailevi ve sağlık problemleri nedeniyle tahliyesine karar verilmesine,
6.Temyiz dilekçesinde belirtilen Sair Temyiz sebepleri ve sair hususlara,
Sanık müdafiilerinin temyiz istemlerinde özetle;
1.Sanık hakkında usûl ve kanuna aykırı şekilde mahkûmiyet kararı verildiğine,
2.Suçun unsurlarının oluşmadığına,
3.Bozma sonrası yapılan yargılamada sanık aleyhine hiçbir yeni delil bulunmağına, dinlenen tüm tanık beyanlarının sanığın lehine olduğuna, bu tespitlere rağmen Yargıtay’ ın bozma ilamının mahkemce yok sayılarak eski hükmün yeniden verildiğine,
4.Sanığın duruşmada hazır edilmeyerek savunmasının SEGBİS ile alınmasının savunma hakkını kısıtladığına,
5.Dosyada kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına,
6.Sanığa atfedilen eylemlerin suç teşkil etmediğine,
7.Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün bozularak, sanığın beraatine ve tahliyesine karar verilmesine,
8.Temyiz dilekçesinde belirtilen Sair Temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma üzerine kurulan hükümde; sanık savunmaları, tanıklar M. Z. S. A.-M. ve H. M. M. M.’nin aşamalardaki beyanları, Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı’nın 25.05.2021 ve 26.06.2020 tarihli yazıları, sanıktan el konulan dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen raporlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Terörle Mücadele Daire Başkanlığı tarafından 25.05.2021 tarih ve E.2021052514434408011 sayılı yazısı ile ülkemizde bulunan veya ülkemizle bağlantılı olduğu değerlendirilen (489) … terör örgütü mensubu/bağlantılı şahıslara ilişkin isim listesinde ve 26.06.2020 tarih ve E.2020062616340360793 sayılı yazısı ile uluslararası terörizm faaliyetlerin tespit ve deşifre edilmesine yönelik sürdürülen çalışmalar kapsamında, 2018 yılında Irak/Musul’da hazırlanan ve Iraklı … terör örgütü mensuplarına ait olduğu değerlendirilen (20.024) şahsa ait listede sanığın kayıtlı olduğunun tespit edildiği, bu listelerin kaynağı ve ne şekilde hazırlandıkları bilinemediğinden bunların istihbari delil olarak ceza yargılamasında tek başına mahkumiyete esas delil olamayacağı, ancak bunları destekleyen somut deliller olması halinde yan delil olarak dikkate alınabileceği, somut dosya kapsamında bu istihbari bilgileri doğrulayan beyan ve deliller bulunduğu, zira soruşturma aşamasında beyanı alınan sanığın eşinin kolluktaki ilk ifadesinde sanığın … terör örgütüne katıldığını, … adına faaliyet gösterirken bombardıman sonucunda yaralandığını, Afgani kıyafeti ve hücum yeleği giydiğini, kalaşnikof silah taşıdığını, Ebu Yahya kod adını kullandığını, örgütten maaş aldığını belirterek kapsamlı ve detaylı beyanlarda bulunduğu, sanığın annesinin de kolluktaki ilk ifadesinde bazı ayrıntılarda ayrışmakla birlikte benzer beyanlarda bulunduğu, adı geçenlerin mahkememiz huzurunda tanık sıfatıyla alınan beyanlarında ilk ifadelerinden farklı olarak sanığın … terör örgütüne katılmadığını, sanık gözaltına alındığında ziyarete gittiklerinde tercüman vasıtasıyla oradaki bir görevliyle görüştüklerini, görevlinin bu şekilde ifade verirlerse sanığın serbest kalabileceğini söylemesi sebebiyle sanığın serbest kalabilmesini sağlamak amacıyla kafalarından uydurarak emniyetteki ifadeleri verdiklerini beyan etmiş iseler de, tanıkların bu şekilde yönlendirildiğine dair somut bir delil olmadığı gibi bu yönde bir şikayet başvuruları da olmadığı, kaldı ki hiç kimsenin silahlı örgüt üyesi olmayan eşi veya çocuğunu … üyeliği gibi böylesine bir ağır suçlamaya maruz bırakmayacağı, sırf serbest kalabilmesi için dahi olsa gerçekte olmayan böylesi ağır bir iddiayı kabul etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, öte yandan tanıkların ilk ifadelerinde …’a katıldıklarını söyledikleri sanığın kardeşi…., sanığın babası…. ve sanığın amcası …. hakkında yapılan araştırmada bu kişilerin de sanık gibi 2018 yılında Irak/Musul’da hazırlanan ve Iraklı … terör örgütü mensuplarına ait olduğu değerlendirilen (20.024) şahsa ait liste içerisinde kayıtlı olduklarının tespit edildiği, dolayısıyla tanıkların ilk ifadelerinin bu şekilde de doğrulanmış olduğu, ayrıca tanıklar ilk ifadelerinde sanığın, babasının ve kardeşi M.’nin … saflarındayken uğradıkları bombardıman sonucunda yaralandıklarını, sanığın kardeşi ve babasının bu sebeple öldüklerini beyan edip duruşmada ise bunu inkar ederek hep birlikte kendi evlerindeyken bombardımana maruz kaldıklarını, sanığın, babasının ve kardeşi …’nin de bu bombardımanda yaralandıklarını iddia etmiş iseler de, bu olayla ilgili sanık ve tanık beyanları birbiriyle çeliştiği gibi tanıkların duruşmadaki beyanlarında hayatın olağan akışına aykırı hususlar bulunduğu, öyle ki sanık duruşmadaki savunmasında “Bombardıman esnasında ben evimin giriş kapısındaydım, babam ve kardeşim …. evin bahçesinde diğerleri evin içindeydiler. Muhtemelen evin içinde oldukları için babam ve kardeşim dışındakiler yaralanmadılar.” şeklinde beyanda bulunurken sanığın eşi olan tanık…. duruşmadaki beyanında “Eşimin yaralandığı olay sırasında eşim ve biz kendi evimizdeydik. Ben mutfaktaydım eşim, kardeşi M. ve babası yani amcam evin içindeydiler. Bombardımanın nasıl yapıldığını bilmiyorum. Evin bir kısmı yıkıldı. Saldırının hangi taraftan geldiğini bilmiyorum. Onların bulundukları taraftan geldiği için yaralandıklarını düşünüyorum. Biz evin diğer tarafında olduğumuz için bizden yaralanan kimse olmadı.” şeklinde beyanda bulunarak sanık, babası ve kardeşi M.’nin bombardıman sırasında nerede bulundukları konusunda çelişkiye düştükleri, ayrıca evlerinin bir kısmının yıkılmasına sebep olacak ve evdeki üç erkeğin ağır yaralanıp bunların ikisinin ölümüyle neticelenecek kadar büyük bir bombardımana maruz kalan evdeki erkekler dışında kadınların -başka odalarda da olsalar- yara dahi almadan kurtulmalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, dolayısıyla bu açıdan da tanıkların duruşmadaki ifadelerine itibar edilemeyeceği, tanıkların sanığın eşi ve annesi olmaları nedeniyle sanığı cezadan kurtarmak için ifadelerini değiştirdikleri, tanıkların ilk ifadelerinin dosya kapsamında yer alan belgelerle ve sanık hakkındaki istihbari bilgiyle uyumlu olmasından dolayı tanıkların sıcağı sıcağına verdikleri ilk ifadelerinin doğru olduğu kanaati oluştuğundan tanıkların ilk ifadelerine itibar edildiği, tanıkların ilk ifadelerine göre sanığın … terör örgütüne mecburen katıldığı düşünülse bile örgüt içinde kaldığı süre, yaptığı faaliyetler ve düzenli maaş alması göz önüne alındığında örgüt içindeki faaliyetlerini iradi olarak sürdürdüğü, sanığın kolluktaki ifadesinin başında ikinci eşi….’nin komşusu olduğunu söylediği, kardeşi ….’nin karısı olduğunu gizlediği, ifadenin devamında 36. soruda tanık beyanları kendisine okunduktan sonra bunu kabul etmek zorunda kaldığı, dolayısıyla sanık beyanlarının samimi olmadığı, sanıktan el konulan cep telefonu ve bu cep telefonuna takılı vaziyette bulunan sim kartın kişi listesi ve arama günlüğü kısmında yapılan incelemede sanığın; haklarında … silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan adli işlem tesis edilen bir çok kişi ile irtibatlı olduğunun tespit edildiği, bu telefon irtibatlarının örgütsel amaçla yapıldığına dair somut delil bulunmasa da, özellikle yukarıda yer verilen üç kişiyle ilgili iddianamelerdeki delillere bakıldığında bu kişilerin … terör örgütü üyeliği suçundan mahkum olmasalar da bu örgütle irtibatlı, örgüte sempatizan olduklarının belirlendiği, dolayısıyla sanığın bu durumdaki çok sayıda kişiyle irtibatlı olmasının da atılı suç yönünden yan delil olarak dikkate alınabileceği, sonuç olarak; sanığın isminin … terör örgütü mensuplarına ait olduğu değerlendirilen iki ayrı listede yer alması, sanık hakkında eşi ve annesinin kolluktaki ilk ifadelerinde sanığın … terör örgütüne katıldığını beyan etmeleri, bunların yanı sıra sanıktan el konulan …marka cep telefonu ve bu cep telefonuna takılı vaziyette bulunan sim kartın kişi listesinde (Vize) olarak kayıtlı olan (0551) (…)(..)(..) numaralı GSM hattının başta … terör örgütü olmak üzere ülkemizdeki terör örgütleri ve organize suç örgütleri tarafından sahte pasaport ve belge temini, ülkemize yasadışı yollarla girmek ve ülkemizden çıkmak amacıyla kullanılabileceği yönünde bilgiler elde edilmesi, yine sanığın telefon rehberinde (S. E. Y.) olarak kayıtlı bulunan (…) (…)(..)(..) numaralı GSM hattını kullanan… (K) O. A. M. isimli şahsın geçmiş dönemde … terör örgütü bünyesinde “sözde” medya sorumlusu olarak faaliyet yürüttüğünün tespit edilmesi, sanığın bu iki kişiyle telefon irtibatlarının bulunması, yine sanığın haklarında … silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan adli işlem tesis edilen bir çok kişi ile irtibatlı olması, özellikle yukarıda yer verilen üç kişiyle ilgili iddianamelerdeki delillere bakıldığında bu kişilerin … terör örgütü üyeliği suçundan mahkum olmasalar da bu örgütle irtibatlı, örgüte sempatizan olduklarının belirlenmesi, dolayısıyla sanığın bu durumdaki çok sayıda kişiyle irtibatlı olmasının da atılı suç yönünden yan delil olarak dikkate alınabileceği da bir arada değerlendirildiğinde sanığın DAEŞ silahlı terör örgütüne üye olduğunun sübut bulduğu, tanıkların ilk ifadelerinden anlaşılacağı üzere sanığın … terör örgütüne katıldığı, Afgani kıyafeti ve hücum yeleği giydiği, kalaşnikof silah taşıdığı, örgüt içinde … kod adını kullandığı, örgütten maaş aldığı, … adına faaliyet gösterirken bombardıman sonucunda yaralandığı, …’lıların hakimiyetinde olan …. Hastanesi olarak adlandırılan hastanede tedavi gördüğü, yaklaşık 2 haftalık tedavi sonrasında sanığın …’a götürülerek tedavi edildiği, buradan da Suriye’ye götürülerek …’lılara ait bir evde tedavi gördüğü, bu süre boyunca …’tan maaş almaya devam ettiği, burada sanığın kardeşi M.’nin … içerisinde faaliyet göstermekte iken öldüğü, sanığın kardeşi M.’nin eşi N.’nin örgüt kuralları gereği başka bir … mensubu ile evlendirilmemesi için sanığın bu bayanı ikinci eş olarak aldığı anlaşılmakla süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içeren bu eylem ve faaliyetleriyle sanığın üzerine atılı DAEŞ silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği kanaatine varılmakla, sanığın DAEŞ silahlı terör örgütü içinde örgütsel faaliyetlerinin boyutu ve vahameti, örgütün silahlı kanadında görev alması, çatışmalara katılması ve bu suretle kastına dayalı kusurunun ağırlığı nazara alınarak temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılmış, netice ceza olarak 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1- Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (… özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanık aleyhine kollukta bilgi sahibi sıfatıyla beyanda bulunan tanıkların kovuşturma aşamasında ifadelerini kabul etmedikleri, bu haliyle müdafisiz alınan kolluk beyanlarının mahkumiyete esas alınmayacağı gözetilerek; sanığın … içerisinde faaliyet gösterdiğine ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğünün 26.06.2020 ve 25.05.2021 tarihli ihbar yazılarının, dosya kapsamında elde edilen delillerle desteklenmediği, sanığın aşamalarda genel olarak değişmeyen savunmalarının aksini ortaya koyan, örgüte sempati düzeyini aşan ve örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla bağlandığını gösteren, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk kapsamında değerlendirilebilecek faaliyetlerde bulunduğunu gösteren mahkumiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak yasal ve yeterli delil bulunmadığının anlaşılması karşısında, atılı suçtan beraati yerine delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkumiyeti yönünde hüküm kurulması,
2-Kabul ve uygulamaya göre ise;
Önceki hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine verilen Yargıtay bozma kararının da sanık lehine olduğu nazara alınmadan bozma sonrası yapılan yargılama giderinin CMK’nın 325/3 üncü maddesine aykırı şekilde sanıktan tahsiline karar verilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden… 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.10.2022 tarihli ve 2022/232 Esas, 2022/275 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Bozma nedenlerine göre sanığın TAHLİYESİNE, başka suçtan hükümlü veya tutuklu bulunmadığı takdirde DERHAL SALIVERİLMESİNİN sağlanması için ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca… Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise… Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.04.2023 tarihinde karar verildi.