YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/16737
KARAR NO : 2022/14628
KARAR TARİHİ : 14.11.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … ve … vekili, davalı … vekili, davalı … vekili ve davalı … Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemece hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 25.04.2011 tarih, 2010/8239 Esas ve 2011/3885 Karar sayılı bozma ilamında; “mahkemece yapılması gereken işin, davacıya talebini açıklattırmak, şayet feragat edilen bölümler varsa bu kısımları ayırarak uyuşmazlık konusu kalan bölümlerle ilgili kayıt ve belgeleri toplamak, dava dilekçesindeki dükkan ile kooperatif hissesi olan dükkanın aynı yer olup olmadığına dair tapu dayanaklarını getirtmek, deliller toplandıktan sonra iptali istenen tasarrufun borcun doğumundan önce veya sonra yapıldığının belirlenerek, tasarrufun, borcun doğumundan sonra yapıldığı saptanırsa borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufların üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlendiği, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarrufların sınırlı olarak sayılmış olmadığı, Kanun’un, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bıraktığı (İİK.md.281), davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerden sadece birine dayanılmış olsa dahi mahkemenin bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre de iptal kararı verebileceği (Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı) nazara alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada toplanan delillere göre; davanın kabulü ile tasarrufa konu Ankara ili … ilçesi … Mahallesi 19565 ada 1 parselde kayıtlı bulunan taşınmazın 30/12/2003 tarihli ve 10621 yevmiye nolu tahsis sureti ile davalı … adına tapuda tesciline ilişkin davalı …’in 1/4 miras hissesi yönünden tasarrufun iptaline, Ankara ili … ilçesi … Mahallesi 19565 ada 1 parselde kayıtlı bulunan … Nakliyat isimli iş yerini davalı …’in 30.12.2003 tarih ve 10621 yevmiye nolu tahsis sureti ile …’e devretmesi (işletme devri) şeklindeki tasarrufun iptaline, … plakalı aracın davalı …’in Yenimahalle …. Noterliğince düzenlenen 08898 yevmiye nolu 27.03.2002 tarihli satış sözleşmesi ile diğer davalı …. San Ltd Şti’ye devretmesi (araç devri) şeklindeki tasarrufun iptaline, davacılara Fatih 1. İcra Müdürlüğü’nün 2004/13443 sayılı takip dosyalarındaki alacak miktarı ve ferileri ile sınırlı olmak üzere davalılar adına kayıtlı yukarıda parsel numaraları belirtilen taşınmazların ve aracın cebri icra yoluyla satış yetkisi verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı … ve … vekili, davalı … vekili, davalı … vekili ve davalı … Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı … ve … vekilinin 2 nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava; İİK 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Taraf teşkili dava şartlarından olup taraf teşkili sağlanmadan davaya devam olunamaz. Davalı …’in yargılama sırasında vefat ettiği anlaşılmakla adı geçen davalının mirasçılarının usulünce davaya dahil edilmeleri ve hasıl olacak neticeye göre bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli değildir.
3-HMK’nun 297/1-c maddesine göre mahkeme kararlarının, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi zorunludur. Yine Anayasanın 141/3. maddesi hükmü de tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması gereğini düzenlemektedir. Kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde taraflar hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi, karar aleyhine kanun yoluna başvurulduğunda da HUMK’nun 428. maddesi uyarınca Yargıtay incelemesi sırasında ancak bu gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı saptanır. Diğer bir ifadeyle Yargıtay denetimi ancak bir kararın gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir.
Somut olayda; Mahkemece davalı borçlu … tarafından davalı 3.kişi …. San. Ltd. Şti.’ne, onun tarafından da davalı 4. kişi …’a devredilen … plaka sayılı araç yönünden, tasarrufun davacının …. San. Ltd Şti’nin ve …’ın, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar vermek kastını bildiğini veya bilmesini gerektiren açık emarelerinin bulunduğunun ispatlandığı takdirde, İİK 280 maddesi uyarınca iptale tabi olacağı belirtilmesine rağmen, …. San. Ltd Şti’nin ve …’ın borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar vermek kastını nasıl bildiği ya da neden bilmesi gerektiği hususunun karar yerinde tartışılmadan, gerekçesiz bir şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
4-İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahsın, nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın, kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip borçluyla tasarrufta bulunan şahsın; tasarrufa konu malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmesi gerekir.
Somut olayda, davalı borçlu aleyhine yapılan takip kesinleşmiş ve adreslerinde yapılan hacizlerde haczi kabil mal bulunamamış, dosya kapsamı ile aciz hali sabit olmuş ve aciz vesikası düzenlenmiştir. Davalılardan … doğrudan borçlu ile hukuki muamelede bulunan kişi değil, tasarrufun iptali istenen taşınmazı(44 nolu depo) üçüncü kişi davalı …’den 23.01.2004 tarihinde satın alan dördüncü kişidir. Davalılardan … de aynı şekilde borçlu ile hukuki muamelede bulunan kişi değil, taşınmazı dördüncü kişi …’den satın alan beşinci kişidir. Bu davalılar hakkındaki davanın kabul edilebilmesi, dolayısıyla bu kişilerin yaptığı tasarrufun iptali, ancak kötü niyetli olduklarının kanıtlanması durumunda mümkündür. Davacılar vekili 18.05.2007 tarihli dilekçelerinde; tasarrufun iptali istenen taşınmaz(44 nolu depo) davalı 3.kişi … tarafından elden çıkarıldığı için taşınmaz devrine ilişkin bu tasarruf yönünden davalarını bedele dönüştürdüklerini beyan etmiştir. Yargılamaya hakim olan ilkelerden olan “taleple bağlılık ilkesi” 6100 sayılı HMK m. 26 (1086 sayılı HUMK’nın 74. maddesinde) düzenlenmiş olup, hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır ve ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.
Davacılar vekilinin, dava dilekçesinde yukarıda bahsedildiği üzere taşınmaz devrine ilişkin tasarruf yönünden davalarını bedele dönüştürdükleri dikkate alındığında, taleple bağlılık ilkesi gereği bu talep gereğince karar verilmesi gerekirken, mahkemece talep aşılarak, davalı 4. kişi … ve 5. kişi …’nun davaya dahil edilerek, ayrıca davanın bu kişiler yönünden neden kabul edildiği hususunda gerekçe belirtilmeden yazılı olduğu üzere davanın kabulü doğru görülmemiştir. Davalı 4. kişi … ve 5. kişi … hakkındaki davanın reddi gerekir. Bu durumda İİY’nın 283. maddesine göre davanın bedele dönüştüğü dikkate alınarak mahkemece davalı üçüncü kişi …’in, dava konusu edilen taşınmazı (44 nolu deponun borçlu … adına tahsis yapılması gereken ¼ hissesi) elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri nispetinde (takip konusu alacak ve fer’ileri ile sınırlı olmak üzere) tazminat ödemesine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
5-İİK’nun 280/son fıkrasında; ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastıyla hareket ettiğinin kabul edildiği, bu karinenin, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğinin veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunun ispatla çürütülebileceği hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda; davacı vekili dava dilekçesinde davalı borçlu …’nin … Mevkii Nakliyeciler Sitesi B Blok No:44 adresindeki … Nakliyat adlı iş yerini (dükkan ve ambarıyla birlikte) davalı oğlu olan …’a devrettiğini belirterek bu tasarrufun iptalini de talep etmiş, Mahkemece; Ankara ili … ilçesi … Mahallesi 19565 ada 1 parselde kayıtlı bulunan … Nakliyat isimli iş yerini davalı …’in 30.12.2003 tarih ve 10621 yevmiye nolu tahsis sureti ile …’e devretmesi (işletme devri) şeklindeki tasarrufun iptaline karar verilmişse de verilen kararın infaz kabiliyeti bulunmamaktadır.
Dosya kapsamından; davalı borçlu …’in … Nakliyat isimli işletmeyi 01.11.1997 tarihinde kurduğu, öncelikle başka adreslerde faaliyet gösterdiği ancak 2001 yılında yukarıda sözü edilen adrese taşındığı, Mahkemenin kabulünün aksine, bu işletmenin davalı … tarafından davalı …’e devredildiğine ilişkin bir belgenin dosyada bulunmadığı, ancak davalı …’in 06/02/2004 tarihinde aynı adreste aynı isimle işletme kurduğu ve aynı faaliyetlere devam ettiği, böylece organik bağın mevcut olduğu, aslında iki işletmenin birbirinin devamı niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak davacıların takip konusu alacağının tahsiline yönelik olarak, bu miktarla sınırlı olmak üzere, davalı …’e ait olan … Nakliyat isimli işletmenin malvarlığı üzerinde davacı lehine haciz ve satış yetkisi verilmesine karar verilmesi gerekirken infaz kabiliyeti olmayacak şekilde işletme devri şeklindeki tasarrufun iptaline şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Bu husus kamu düzenine ilişkin olduğundan temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın bozma nedeni yapılmıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … ve … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … ve … vekilinin, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … Ltd. Şti. vekilinin, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekili ve davalı … vekilinin temyiz itirazların kabulü ile, (5) nolu bentte açıklanan nedenlerle res’en hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar …, …, …, …, … Ltd. Şti.’ne geri verilmesine 14.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.