YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6120
KARAR NO : 2009/1485
KARAR TARİHİ : 26.02.2009
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı banka vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı … Akalın, davalı banka ile dava dışı …arasında imzalanan elektron mavi kart kredi sözleşmesinde kendisinin de müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğu, sözleşmenin süresinin (1) yıl ile sınırlı olmasına rağmen davalı bankaca alacağın tahsili için takibe geçtiğini, takibin haksız olduğunu belirterek bu nedenle davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, müvekkili bankanın kredi sözleşmesi nedeni ile dava dışı asıl borçlu ve davacı kefilden alacaklı olduğunu bu nedenle de dava konusu takibe geçtiklerini öne sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davacı … tarafından aynı mahkemede aynı kredi ilişkisi nedeni ile açılan menfi tespit davasının bu dosya ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davalı banka ile dava dışı borçlu arasında imzalanan kredi sözleşmesinde davacı …’ ın garanti eden, diğer davacının ise kefil sıfatı ile imzalarının bulunduğu, ancak davacı …’ ın verdiği teminatın kefalet ilişkisi kapsamında kabul edilmesi gerektiği, sözleşmede davacı kefillerin sorumlu oldukları miktarın gösterilmediği, sözleşmenin 20. maddesinde kredi miktarına yapılan atfın B.K.’nun 484. maddesine uygun bir atıf olmadığı bu nedenle de davacı kefillerin davalı bankaya sorumlulukları bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı banka vekillerince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında akdedilen 01/11/1999 tarihli sözleşmesinde davacı …’ ın garanti eden, diğer davacı …’ in ise kefil sıfatı ile imzaları bulunmaktadır. Mahkemece garanti sözleşmesinin kefalet olarak kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki, anılan sözleşmede kredi limiti 1.000.000.000 TL olarak belirlenmiş olup, ayrıca sözleşmenin 20. maddesinde kefillerin sorumluluğu hususunda, kredi borçlusunun borçlarına atıfta bulunulmuştur. 12/04/1944 tarihli Yargıtay İçtihadi Birleştirme Kararı’nda “kefillik sözleşmesinde kefilin ödeyeceği miktarın gösterilmiş olup olmadığının ve senetten böyle bir miktarın anlaşılıp anlaşılamayacağının hakim tarafından kendiliğinden göz önüne alınması gerektiğine” değinilmiştir. Buna göre kefalet sözleşmesinden kefilin sorumlu olacağı belirli bir miktarın mevcudiyeti anlaşılıyorsa, sözleşmenin geçerli olacağının kabulü gerekir. Hal böyle olunca mahkemece açıklanan hususlar göz önüne alınıp tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.