YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4396
KARAR NO : 2022/7829
KARAR TARİHİ : 30.11.2022
MAHKEMESİ : SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil istemli dava sonunda Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince verilen 01.04.2022 tarihli ve 2022/520 Esas, 2022/485 Karar sayılı karar yasal süre içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde, 624 ada 5 parsel sayılı taşınmazdaki payını davalı …’ın hukuka aykırı bir şekilde iktisap ettiğini, davalı … ile harici olarak ortak olduklarını, kredi çekmek istediğini ancak notunun düşük olması nedeniyle başvurularının reddedildiğini, davalı … ile görüştüğünde taşınmazı üzerine geçici olarak alıp kredi çekebileceğini söylediğini, bunun üzerine taşınmazın devredildiğini, …’ın kredi çektiğini, ancak çekilen kredinin kendisine ödenmediğini, taşınmazın da çok düşük bir bedelle davalıya geçtiğini, zor durumundan faydalanarak kendisini kandırdığını, edimler arası aşırı nispetsizlik nedeniyle gabin olduğunu, diğer davalı …’ın da…’ı tanıdığını, ticari ilişkilerinin ve yakınlığının bulunduğunu, …’ın taşınmazı görmeden ve üzerindeki 550.000,00 TL’lik ipoteğe rağmen satın aldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş, aşamada davayı tamamen ıslah ettiğini belirterek taşınmazın hile ve müzayaka halinden faydalanılarak alındığını, ekonomik olarak zorda olmasını fırsat bilen davalı …’ın ancak kendisine kredi çıkacağını söyleyerek kendisini ikna ettiğini ve taşınmazın ona devredildiğini, 50.000,00 TL kredi çekildiğini, kendisine 43.000,00 TL verildiğini, kendisinin de 5.000,00 TL ve 7.000,00 TL tutarında ciroladığı çekler ile ödeme yaptığını, bir müddet sonra taşınmazda payı olan eski eşinin taşınmazdaki ipoteğin 50.000,00 TL değil 550.000,00 TL olduğunu bildirdiğinde kandırıldığını anladığını, …’ın Uşak’ta yaşadığını, üzerinde yüklü bir miktar olan taşınmazı 12.500,00 TL’ye hiç görmeden almasının normal olmadığını, iradesinin fesada uğratıldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ve adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı … cevap dilekçesinde, tapuya güvenerek taşınmazı edindiğini, iyi niyetinin korunması gerektiğini, diğer davalı ile aynı yöreden olmasının kötü niyeti ispata yeter olmadığını, harcın ikmal edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı …, taşınmazın adına kayıtlı olmadığını, kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, davanın Uşak’ta açılması gerektiğini, davanın hangi hukuki sebebe dayandığının anlaşılamadığını, dava dilekçesinden inançlı işleme ilişkin olduğunun belli olduğunu, bu iddianın da yazılı delille kanıtlanması gerektiğini, gabinin şartlarının da oluşmadığını, kısmi dava açılamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davalı … yönünden husumet yokluğu nedeniyle, davalı … yönünden ise bir yıllık hak düşürücü süre geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacının istinafı üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi tarafından hak düşürücü sürenin geçmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılama sonucunda davacının iradesinin davalı … ve diğer davalı tarafından işbirliği içerisinde hileye uğratıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. İstinaf Nedenleri
Davalı … istinaf dilekçesinde özetle, hukuki ilişki konusunda mahkemece yanılgıya düşüldüğünü, inanç sözleşmesinin ancak yazılı olarak ispatlanabileceğini, akdin kurulmasından sonra zuhur eden olayların akdin sıhhatine zarar vermeyeceğini, tapuya güven ilkesi çerçevesinde taşınmazı iyiniyetle edindiğini, mahkemece belirtildiği gibi ipotek karşılığı borcun 550.000,00 TL değil 197.042,14 TL olduğunu ve alacağını tahsil edebilmek amacıyla taşınmazı edindiğini, ipotek bedelini ödediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 01.04.2022 tarihli ve 2022/520 Esas, 2022/485 Karar sayılı kararı ile, davacının inançlı işlem yapmak arzusu ile taşınmazını iradi olarak davalı …’e devrettiği, davalı …’in akit sonrasında, inanç sözleşmesine aykırı da olsa, taşınmaz üzerinden daha fazla kredi kullanmasının veya taşınmazı başkasına devretmesinin baştan geçerli olarak kurulan sözleşmeyi geçersiz hale getirmeyeceği, davacının eldeki davada inançlı işleme değil hile hukuksal nedenine dayandığı, yapılan yargılamada hilenin ve müzayaka halinin ispatlanamadığı, davacının inanç ilişkisini ispata elverişli bir delil de sunamadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davacı temyiz dilekçesinde özetle, kendisini…’ın hileli davranışlarının akit yapmaya sevk ettiğini, müzayaka halinde olduğunu, …’ın da bu durumdan faydalanıp kendisini kandırdığını, iradesinin fesada uğratıldığını, tanıkların beyanlarının da bu durumu doğruladığını, sunduğu banka kayıtlarından ipotek tarihinden sonra 05.11.2014 tarihinde
39.960,00 TL, 07.11.2014 tarihinde ise 7.400,00 TL’nin… tarafından kendisine gönderildiğini, kendisinin de bedele mahsuben 20.02.2015 tarihli 5.000,00 TL tutarlı ve 20.07.2015 tarihli 7.400,00 TL tutarlı çek gönderdiğini, davalı …’ın da… gibi Uşak’ta oturduğunu, …’ın …’a temlikten sonra taşınmazın dayısında olduğunu söylediğini, hile ile taşınmazının elinden alındığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hile (aldatma) hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. Bilindiği üzere, hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 36 ncı maddesinin 1 inci fıkrasında açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
3.2.2. Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
3.2.3. TMK’nin 1023 üncü maddesinde; “Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.”, 1024 üncü maddenin birinci fıkrasında; “ Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz.” 1024 üncü maddenin ikinci fıkrasında; “Bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur.” 1024 üncü maddenin üçüncü fıkrasında; ise “ Böyle bir tescil yüzünden ayni hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
3.3. Değerlendirme
3.3.1. Dosya içeriğinden, dava konusu 624 ada 5 parsel sayılı taşınmazın 33147/43147 payının davacı … tarafından davalı …’a 12.000,00 TL bedelle devredildiği, 31.10.2014 tarihinde taşınmaza 550.000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiği, …’ın da bu payı 10.02.2015 tarihinde 12.200,00 TL bedelle davalı …’a temlik ettiği, 06.10.2015 tarihli celsede Mahkemece davacı vekilinden iddiaları ve bunların dayanaklarının sorulması üzerine davacı vekilince “Daha önceki vekil tarafından açılan dava dilekçesinde de açıklandığı üzere müvekkilin iradesi fesada uğratılmış, hile ile kandırılarak tapu davalılardan…’a devir edilmiş daha sonra…’da diğer davalı ile fikir ve iş birliği içinde olarak tapuyu bu şahısa devir etmiştir. Biz bu nedenle tapunun iptali ile tescili talep ediyoruz . Müvekkil mali olarak zor durumda olduğu için bu işlem yapılmıştır her ne kadar ilk dilekçede gabinden bahsedilmiş ise de biz gabin değil iradenin fesada uğratılması ve davalılar arasındaki muvazaaya dayalı tapu iptal ve tescil talep ediyoruz” yönünde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.
3.3.2. Somut olayda, dava dilekçesinin içeriği ve davacı vekilinin 06.10.2015 tarihli celsedeki beyanlarından; davacının eldeki davada hile hukuki nedenine dayanmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesince inançlı işlem hukuki sebebine dayalı olarak değerlendirme yapılmış olması hatalıdır. Diğer taraftan, Bölge Adliye Mahkemesince hile hukuki nedeni yönünden de değerlendirme yapılarak ve hilenin ispat edilemediği sonucuna varılmış ise de, dosya kapsamı ve davacı tanıklarının beyanlarından, davacının kredi çekileceği ve çekilen kredinin kendisine verileceği inancı ile iradesi sakatlanarak taşınmazını davalı …’a temlik ettiği anlaşılmaktadır. Davalı …’ın da davalı … ile öncesinde ilişkisi olduğu ve taşınmazı…’dan alacağına karşılık aldığı yönünde beyanda bulunduğu görülmektedir.
3.3.3. Hal böyle olunca, davacının iradesinin hile ile sakatlandığı, davalı …’ın da ediniminde iyi niyetli olmadığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
VI. SONUÇ:
Davacı vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371/1-a maddesi uyarınca Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, HMK’nin 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince dosyanın kararı veren Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, istek halinde peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 30.11.2022 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.