YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5083
KARAR NO : 2023/511
KARAR TARİHİ : 09.02.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI :
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
1. Sanık hakkında Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığının 18.10.2012 tarihli iddianamesi ile cinsel saldırı suçundan cezalandırılması istemiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesi gereğince kamu davası açılmıştır.
2. Kastamonu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.02.2014 tarihli ve 2012/751 Esas, 2014/54 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un yüzüncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca görevsizlik kararı verilmiştir.
3. Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesi, 15.10.2014 tarihli ve 2014/97 Esas, 2014/142 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, katılanın beyanları dışında suçun işlendiğine dair dosyada delil olmadığına, taraflar arasında husumet olduğuna ve tanık Mehmet’in katılanın beyanlarını doğrulamadığına ve diğer hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece; “Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Eylemin Oluşu ve Mahkememizce Kabulü: Sanık … ile katılan …’nin aynı köyde ikamet ettikleri, katılan …’nin zaman zaman hayvanlarını otlatmak için köy dışına çıktığı, olay günü katılan ile sanığın köy dışında aynı mevkii de hayvan otlattıkları, sanık …’ın katılanın yanına gelerek ıssız bir yerde katılana cinsel amaçla arkadan sarılarak yere yatırmaya çalıştığı, katılanın karşı koyduğu, sopası ile sanığa vurduğu, katılanın elbiselerinin yırtıldığı, katılanın bağırması üzerine sanığın kaçtığı, eylemin bu şekilde gerçekleştiği, mahkememizce oluşun bu şekilde kabul edildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar sanık aşamalardaki savunmasında üzerine yüklenen suçu kabul etmemiş ise de; katılan …’nin tüm aşamalardaki samimi ve tutarlı beyanları, katılanın olayı yer ve zaman belirterek ayrıntılı bir şekilde anlatması, katılanın beyanları ile uyumlu olarak elbisesinde yırtığın bulunması, sanığın katılan ile karşılaştığını ve tartıştığını kabul etmesi, sanıkla katılan arasında iftira atmayı gerektirir herhangi bir husumetin bulunmaması, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun raporunda katılanın ruh sağlığının bozulduğunun belirtilmesi birlikte değerlendirildiğinde sanık savunmasına itibar edilmemiş ve katılanın oluş ile uyumlu samimi ve tutarlı beyanlarına üstünlük tanınmıştır.
Hukuki Nitelendirme: Sanığın, Katılana arkadan yaklaşarak cinsel amaçla sarılması, yere yatırmaya çalışması, sanık ile katılanın boğuşması, sanığın bu şekilde katılana fiziksel temasta bulunması, sanığın, katılanın bağırması üzerine dışarıdan herhangi bir engel olmadan eylemini sona erdirerek kaçması gözönüne alındığında, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 102/1 maddesinde düzenlenen Basit Cinsel Saldırı suçu kapsamında kaldığı kanaatine varılmıştır. Yargıtay 14.Ceza Dairesinin 2012/15273 Esas, 2014/10407 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi Cinsel Saldırı eyleminin sarkıntılık düzeyinde kaldığının kabul edilebilmesi için eylemin, ani nitelikte ve devamı olmayan kesik biçimde gerçekleşmesi gerektiği, somut olayımızda sanığın eyleminin ani nitelikte ve kesik biçimde olmadığı, devamlılık arzettiği, sanığın katılana sarıldığı, katılanı yere yatırdığı bu şekilde cinsel saldın eylemini gerçekleştirdiği anlaşıldığından sanığın eyleminin TCK’nın 102/1 – ilk cümle kapsamında kaldığı kanaatine varılmıştır.
Yaptırım: Sanık …’nun üzerine yüklenen katılan …’ye yönelik “cinsel saldırı” suçunu işlediği sabit görülmekle, eylemine uyan ve lehine olan 5237 sayılı TCK’nun 6545 sayılı yasa ile değişik 102/1 maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, failin kastının yoğunluğu gözönüne alınarak sanığın takdiren 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın yargılama sürecindeki olumlu davranışları sanık lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek verilen cezadan 5237 sayılı TCK 62 (1) maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılmasına karar vermek gerekmiştir. 5237 sayılı TCK’nun 102 ve 103 maddelerinde 6545 sayılı yasa ile yapılan değişik öncesi ve sonrası hükümleri arasında yapılan değerlendirme sonucunda; Eylem kabul ediliş şekli itibari ile ruh sağlığını bozacak şekilde cinsel saldırı olarak kabul edilmiştir. Bu durumda; 5237 sayılı TCK’nun 102 ve 103 maddelerinde 6545 sayılı yasa ile yapılan değişik öncesi duruma göre;
TCK 102/1 maddesi gereğince takdiren 2 Yıl Hapis Cezası,
TCK 102/5 maddesi gereğince 10 yıl Hapis Cezası,
TCK 62.maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 8 yıl 4 ay hapis cezası,
5237 sayılı TCK’nun 102 ve 103 maddelerinde 6545 sayılı yasa ile yapılan değişik sonrası duruma göre;
TCK 102/1 maddesi gereğince takdiren 5 Yıl Hapis Cezası,
TCK 102/5 maddesi kaldırıldığından uygulanmasına yer olmadığına,
TCK 62.maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 4 yıl 2 ay hapis cezası,
Şu durumda; 5237 sayılı TCK’nun 102 ve 103 maddelerinde 6545 sayılı yasa ile yapılan değişik öncesi duruma göre tayin edilen sonuç ceza sanık aleyhine, 5237 sayılı TCK’nun 102 ve 103 maddelerinde 6545 sayılı yasa ile yapılan değişik sonrası duruma göre tayin edilen sonuç ceza sanık lehine olup, uygulama lehine olan 5237 sayılı TCK’nun 6545 sayılı yasa ile değişik 102/2. maddesine göre yapılmıştır. Tüm bilgiler doğrultusunda aşağıdaki hüküm kurulmuştur:” gerekçeleriyle karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Hükümden sonra 24.11.2015 günlü, 29542 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi yönünden kısmî iptal kararı verildiğinden, anılan husus nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılması gerekliliği dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.10.2014 tarihli ve 2014/97 Esas, 2014/142 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili bölümün çıkartılarak yerine “Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı da nazara alınmak kaydıyla sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarının
uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.02.2023 tarihinde karar verildi.