YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4777
KARAR NO : 2023/494
KARAR TARİHİ : 21.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 25. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.01.2016 tarihli ve 2015/404 Esas, 2016/22 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince neticeten 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı kanunun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesi uyarınca hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine ve taksitlendirilmesine karar verilmiş, verilen hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 01.10.2020 tarihli ve 2016/72245 sayılı, hükmün bozulması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri ile erteleme hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
Yerel Mahkemenin Kabulü
1. Olay günü sanığın sevk ve idaresindeki aracıyla meskun mahalde, bölünmüş, 5 şeritli, aydınlatması bulunan, düz, kuru, azami hız limiti 82 km/sa olan Devlet karayolunda, gece vakti yolun en sol şeridinde seyir halindeyken istikametine göre sağından karşıya geçen yaya …’a çarptığı, kaza nedeniyle yayanın öldüğü, kazanın meydana gelmesinde mahkemece sanığın tali kusurlu olduğu kabul ve tespit edilerek buna göre uygulama yapıldığı belirlenmiştir.
2. Sanığın kollukta en sol şeritte seyrederken birden aracının camının patladığını, o anda birine çarptığını anladığını, çarpma anına kadar yolda kimseyi görmediği için fren tedbirine başvurmadığını, kazadan sonra hemen aracını durdurup yardıma gittiğini beyan etmiş, duruşmada savunmasına ek olarak öncelikle beraatine karar verilmesini, ancak mahkeme mahkumiyet kararı verirse hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini, lehe hükümlerin uygulanmasını talep etmiştir.
3. Katılanların aşamalarda sanık hakkında şikayetçi oldukları, uzlaşmayı kabul etmedikleri ve katılma talebinde bulundukları görülmüştür.
4. Soruşturma aşamasında düzenlenen kaza tespit tutanağı ile dosya üzerinden hazırlanan 31.12.2014 tarihli bilirkişi görüşünü içerir tutanak ile, kovuşturma aşamasında hazırlanan 14.08.2015 tarihli Adli Tıp … Trafik İhtisas Dairesi raporuna göre sanığın sevk ve idaresindeki araçla seyri sırasında mahal şartlarına uygun müteyakkız seyretmediği,geçiş yapan müteveffa yaya nedeniyle zamanında etkili fren ve direksiyon tedbirine başvurmadığı anlaşılmakla kazanın oluşumunda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile tali kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
5. Ölü muayene tutanağının dosyada mevcut olduğu görülmüştür.
6. Sanığın güncel adlî sicil kaydı dava dosyasına eklenmiştir.
7. Kazaya ilişkin 2 adet CD kaydının ve görüntülerde kaza yerinin görülmediğine ilişkin cd inceleme tutanağının dosyada mevcut olduğu görülmüştür.
IV. GEREKÇE
Yapılan inceleme neticesinde yerel mahkemenin oluş ve kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.
Katılanlar …, …, …, … ve …’ın vekili Av. …’un adının gerekçeli karar başlığında adı geçen katılanlar vekili yerine katılan … vekili olarak yazılmasının mahallinde düzeltilebilir yazım yanlışı olduğu değerlendirilmiştir.
A. Tebliğnamadeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri ile erteleme hükümlerinin tartışılması gerektiği yönünden:
Dosyada katılanların zararının giderildiğine ilişkin bilgi, belge olmadığı, sanığın zarar gidermeye yönelik bir irade göstermediği anlaşıldığından mahkemenin hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesine ilişkin uygulamasında,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.06.2021 tarihli 2018/ 185 Esas, 2021/279 Karar sayılı ilamında ayrıntısı açıklandığı üzere; sosyal ve ekonomik durumunu tespit ettiği sanığı bizzat gözlemleyen Yerel Mahkemece 5237 sayılı Kanu’nun 51 inci maddesi ile ilgili olarak ayrıca bir değerlendirme yapılmadan takdir hakkının adli para cezası yönünde kullanılmasında herhangi bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Sanık müdafiinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri ile erteleme hükümlerinin uygulanması gerektiği yönünden temyiz istemi;
Gerekçe bölümünün A ile numaralandırılan paragrafında açıklanan gerekçelerle sanık hakkın hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile erteleme hükümlerinin uygulanamamasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C.Diğer Temyiz Sebepleri Yönünden;
1. Sanık hakkında hükmedilen uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken uygulanan Kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine aykırı davranılması,
2. Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi esnasında esas tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle TCK’nın 52/3. maddelerine aykırı davranılması,
V. KARAR
Gerekçe bölümünde C numaralı bentte açıklanan nedenlerle … 25. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.01.2016 tarihli ve 2015/404 Esas, 2016/22 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının 4. paragrafının hüküm yerinden çıkarılarak yerine ”Sanığın sosyal ve ekonomik durumu nazara alınarak 1 yıl 8 ay hapis cezasının TCK’nın 50/4. maddesi delaleti ile 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesine, TCK’nın 52/3. maddesi gereğince adli para cezasının belirlenmesine esas tam gün sayısının 605 tam gün olarak belirlenmesine; TCK’nın 52/2. maddesi gereğince sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak bir gün karşılığı adli para cezasının takdiren 20 TL olarak hesabıyla 12.100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin yazılmasına suretiyle hükmün, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.02.2023 tarihinde karar verildi.