Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2021/23785 E. 2023/9786 K. 04.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/23785
KARAR NO : 2023/9786
KARAR TARİHİ : 04.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sungurlu Cumhuriyet Başsavcılığının 21.07.2017 tarihli, 2017/1216 Soruşturma Numaralı iddianamesiyle sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 35 inci maddesi, 53, 58 ve 63 üncü maddeleri gereğince cezalandırılması amacıyla kamu davası açılmıştır.

2. Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.01.2018 tarihli ve 2017/38 Esas, 2018/8 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrası, (a) ve (d) bendi, 35 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 5 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, hakkında mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilmiştir.

3. … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 06.04.2018 tarihli ve 2018/850 Esas, 2018/1032 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılan vekilinin istinaf başvurusunun, sanığın tekerrüre esas alınan Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/53 Esas, 2009/72 Karar sayılı ilamında verilen mâhkumiyet kararında sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verildiği bu durumda ikinci kez mükerrir olan sanık hakkında hükmedilen cezanın ikinci kez mükerrir olduğu belirtilmeksizin mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi hukuka aykırı olup, bu aykırılık 5271 sayılı Kanunun 303/1 inci maddesi uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, hüküm fıkrasına “sanık hakkında cezanın infazında 5237 sayılı Kanun’un 58/7 ve 5275 sayılı kanunun 108/2. maddeleri uyarınca ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” cümlesinin eklenmesi suretiyle düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Dosyada sanığın cezalandırılmasına yetecek mağdur beyanından başka delil olmadığına,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulüulü
1.Sanığın, mağdurun oğlu olduğu, suç tarihi olan 12.07.2017 günü sabah saatlerinde, sanığın annesi olan mağdurdan bonzai alıp satmak amacıyla para istediği, mağdurun sanığa para vermemesi üzerine, sanığın mağdurun boynuna bıçak dayayıp tehdit ettiği ve “seni sinkaf etsinler y… yala” şeklinde hakaret ettiği ve mağdurun sanıktan şikayetçi olduğu maddi vakıa olarak kabul edilmiştir.

2. Mağdur kovuşturma aşamasında, sanığın suç tarihinden üç gün önce kendisinden para istediğini ve şaka maksatlı olarak bıçağı boynuna dayayarak, ‘”eni oyarım kız'” dediğini, kendisinin de sanığa 50,00 TL para verdiğini, bu olaydan sonra olay günü sanığın kendisinden tekrardan harçlık istediğini, para veremeyeceğini söylemesi üzerine sopayla kendisini dövdüğünü ve sinkaflı sözler söylediğini, sanığın kendisine ceza evinde iken yazdığı mektuptan sonra ifadesini değiştirdiğini ve vicdana geldiğini ifade etmiştir.

3. Sanığın, mağdura hitaben yazdığı mektupta, “… birilerinin dolduruşuna gelerek sinirle ifade vermiş olduğunu sonrasında ise vicdana geldiğini söylemesi gerektiğini, şikayetinden vazgeçmesini aksi takdirde canına kıyacağını, kendisinin bir hata yapmış olduğunu, cezaevinden çıkınca Sungurluyu terk edip eve uğramayacağını, aklının başına geldiğini …” ifadelerinin bulunduğu anlaşılmıştır.

4. Sanık aşamalarda atılı suçu inkar etmiştir.

5. Mağdurun basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığına ilişkin doktor raporu dosya arasındadır.

6. Sanığın tekerrüre esas olan ilamının dosya arasında bulunduğu görülmüştür.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Tebliğnamede Belirtilen Görüş Yönünden
1. Mağdurun üstünlük tanınan soruşturma aşamasındaki beyanında, 12.07.2017 günü sabah saatlerinde sanığın kendisinden para istediğini, vermeyince boynuna bıçak dayayarak sinkaflı küfürler ettiğini evden çıkarak şikayette bulunduğunu söylediği anlaşılmış ama sanığa para verdiğine dair her hangi bir beyanda bulunmadığı tespit edilmiştir. Cumhuriyet Savcısı huzurundaki beyanında ise, “12.07.2017 günü sabah saatlerinde sanığa alkollü adamları eve getirdiği için kızdım ve ona adamları eve getirmemesini söyledim. O da sinirlenerek eline aldığı sopa ile benim koluma ve bacaklarıma vurdu. Olay sırasında bana hakaret etti ben de ağıt yaptım ve kendimi paraladım sonra da kapıyı sanığın üzerine kilitleyerek gelip şikayetçi oldum.” demiştir. Yine mağdur sanığın kendisinden para aldığına dair beyanda bulunmamıştır. İddianameye konu edilen olayda ise sanığın para aldığına dair delilin bulunmadığı belirlenerek sanık hakkında teşebbüs hükümlerinin uygulanmasının talep edilmesi karşısında sanığa atılı suçun tamamlanmış olduğuna ve sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinde düzenlenen malın değerinin azlığına ilişkin hükümlerin uygulanması konusundaki görüşe iştirak edilmemiştir.

2. Anayasamızın “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10/2-3 maddesinde;
“Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.
Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz ve çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.” hükmüne yer verilmiştir.
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 2/d maddesinde yer alan “şiddet” tanımına göre;
“Kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranışı” ifade eder.
Aynı Kanunun 20. maddesinin 2. fıkrasında da davaya katılma konusuyla ilgili olarak;
“Bakanlık, gerekli görmesi hâlinde kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan idarî, cezaî, hukukî her tür davaya ve çekişmesiz yargıya katılabilir.” hükmüne yer verilmiştir.
6284 sayılı Kanun’un 20/2. maddesi uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re’sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 13.12.2019 gün, 2019/6 Esas, 2019/7 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile özetle; 6284 sayılı Kanun’un 20/2. maddesi uyarınca, bu kanun kapsamına giren suçlarla ilgili olarak açılan ceza davalarında, kovuşturma evresinde mahkemesince; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davadan haberdar edilmesinin zorunlu olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Somut olayda pozitif ayrımcılığa tabi tutulan mağdurun 6284 sayılı Kanun kapsamında şiddet mağduru olması nedeniyle Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının aynı Kanun’un 20/2. maddesi uyarınca davaya katılmasında isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamede bu husustaki (3) ve (4) numaralı görüşlere iştirak edilmemiştir.

2. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemine İlişkin
Mağdurun sıcağı sıcağına alınan beyanında sanığın kendisini boğazına bıçak dayayıp para istediğini söylemesi, sonrasında sanık tarafından ceza evinden gönderilen ve şikayetinden vazgeçmesine ilişkin mektup sonrası ifadesini değiştirmesi, sanığın beyanlarının ise suçtan kurtulmaya yönelik olması, ayrıca mağdura ait doktor raporu karşısında, sanığın eyleminin sabit olduğu belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 06.04.2018 tarihli ve 2018/850 Esas, 2018/1032 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ile resen incelenen konular yönünden ve 5271 sayılı Kanun’un 288 inci ve 289 uncu maddelerinin kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

04.04.2023 tarihinde karar verildi.