Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/13505 E. 2023/276 K. 23.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/13505
KARAR NO : 2023/276
KARAR TARİHİ : 23.01.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI :

Katılan mağdure vekilinin temyiz istemi yönünden; Suç tarihinde on beş yaşından küçük mağdurenin velayet hakkına sahip anne ve babası olan müştekiler … ile …’in, bozma öncesi verdikleri duruşma ifadelerinde şikayetçi olmadıklarını beyan etmeleri karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.
Sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yönünden; Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde

temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.09.2019 Tarihli ve 2019/14 Esas, 2019/585 Karar Sayılı Kararı
Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi ile üçüncü fıkrasının (c) bendi ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, uyarınca 18 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

B. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 13.02.2020 Tarihli ve 2020/107 Esas, 2020/147 Karar Sayılı Kararı
Sanık hakkında ilk derece mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafisi, mağdure temsil kayyımı, katılan mağdure vekili ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun ”sanığın üzerine yüklenen zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği anlaşıldığından, sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi gereğince suçun işleniş biçimine göre takdiren 8 yıl hapis cezası ile diğer kısımlar aynı kalmak üzere cezalandırılması kısmının çıkarılarak” 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 13.02.2020 Tarihli ve 2020/107 Esas, 2020/147 Karar Sayılı kararının, sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ve mağdure temsil kayyımı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 31.01.2022 tarihli ve 2021/14682 Esas, 2022/556 Karar sayılı kararı ile ”5271 sayılı CMK’nın 217. maddesinin birinci fıkrasında “Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir” ve aynı Kanunun 210. maddesinin birinci fıkrasında ise “Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez” hükümlerine yer verilmiş olup, bu kapsamda ilk derece mahkemesince olayın tek tanığı konumunda bulunan mağdurenin duruşmaya getirilerek, iddiaya konu hususlarla ilgili ayrıntılı şekilde dinlenmesinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi” nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

D. Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.06.2022 Tarihli ve 2022/72 Esas, 2022/183 Karar Sayılı Kararı
Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi ile üçüncü fıkrasının (c) bendi ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, uyarınca 18 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

E. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 11.10.2022 tarihli 9-2022/124038 saylı onama görüşlü Tebliğname ile Dairemize tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri;
Yargılama boyunca bahsedilmeyip ilk defa bozma sonrası duruşmada dile getirilen beyanlara itibar edilmesinin mümkün olmadığı, daha önce mağdurenin anlatımlarını reddeden ve soruşturma aşamasında mağdurenin bir takım hayali senaryolar üreterek bunları gerçekmiş gibi anlattığını belirten annesinin boşanma aşamasında olduğu için karşı tarafın ailesine duyduğu kin ve öfke ile asılsız iddialarda bulunduğu, dosya içerisinde yer alan fotoğraflar incelendiğinde mağdurenin hayali beyanından pişman olarak sanığa mektup yazdığı ve cezaevinde ziyaret ettiğinin görüldüğü, olayın gerçekleştiği iddia edilen evde iki adet banyo olduğu ve sanığın, eşinin bulunduğu mutfağa yakın olan banyoyu tercih ettiği, banyonun darlığı ve mesafesine ilişkin fotoğraflar incelendiğinde suçun işlenmesinin mümkün olmadığının görüldüğü, sanığın yargılama boyunca samimi ve tutarlı beyanlarda bulunduğu ancak mağdure ile annesinin beyanlarında ciddi çelişkiler mevcut olduğu, uzun yıllar çocukların bulunduğu sosyal kurumlarda çalışan sanık hakkında tek bir şikayet dahi bulunmadığı, adli tıp kurumunun raporuna göre ereksiyon problemi olan sanığın istese de bu suçu işleyemeyeceği, yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edildiği ve takdiri indirim uygulanmadığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

2. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz Sebepleri;
Tüm dosya içeriği nazara alındığında sanığın mağdurenin öz dedesi olması sebebiyle üst sınırdan hapis cezası ile cezalandırılması ve Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

3. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz Sebepleri;
Sanığın mağdurenin öz dedesi olması ve atılı suçu birden fazla işlemesi sebebiyle üst sınırdan hapis cezası ile cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Mağdurenin öz dedesi olan sanğın 2018 yılı şubat ayı civarında tuvalete giden mağdureyi takip ettiği ve cinsel organını temizleme bahanesiyle mağdurenin cinsel organını avuçlayarak sıktığı, o sırada sanığın eşinin yani mağdurenin babaannesinin misafirlikte olduğu, yine 2018 yılı içerisinde mağdurenin, sanığın evinde oturma odasında kanepede uyuduğu sırada, mağdureye arkasından yaklaşan sanığın, mağdurenin

alt kıyafetini ve iç çamaşırını dizine kadar indirdiği, kendi alt kıyafetini de çıkardıktan sonra cinsel organı ile mağdurenin poposuna sürtündüğü, tam o sırada mağdurenin uyandığı ve sanığa izin vermediği, sanığın bunun üzerine mağdurenin yanından ayrıldığı, son olarak da şikayetten yaklaşık bir ay kadar evvel mağdurenin istememesine rağmen sanığın, mağdureyi yıkamaya karar verdiği, banyoda mağdureyi tamamen çıplak bırakacak şekilde soyduktan sonra mağdurenin arkasını çevirdiği, mağdureyi yıkadığı esnada kendi cinsel organını çıkararak arkası dönük olan mağdurenin elini tutup cinsel organına götürdüğü ve kendi cinsel organını mağdureye tutturduğu ve yine penisini mağdurenin poposuna değdirip sürttüğü, mağdurenin çıkmak istediğini bildirmesine rağmen mağdureyi yıkadığını söyleyerek çıkmasına müsade etmediği, farklı zamanlarda gerçekleşen bu üç olayda da sanığın mağdureye bu olayları kimseye anlatmaması hususunda tembihte bulunduğu, mağdurenin tüm bu olayları ailesine anlatmasına rağmen ailesinin mağdurenin anlattıklarına tepkisiz kaldıkları, son olayda mağdurenin ailesinin olayla ilgili konuşmak için sanığın evine gittikleri, ancak sanığın mağdurenin kendisi hakkındaki iddialarını kabul etmediği, mağdurenin, her gün evine gittiği sanığın evine son olaydan sonra hiç gitmediği, aileler arasındaki asıl tartışmanın bu meseleden kaynaklı olduğu, 05.12.2018 günü sanığın, mağdureyi okulda görünce onun yanına gitmek istediği, ancak mağdurenin daha önce yaşamış olduğu olayların etkisi ile sanığı görünce tepkisel olarak kaçtığı ve ağlamaya başladığı, o süreçte yaşadığı psikolojik travmanın arkadaşları ve öğretmenleri tarafından da gözlemlendiği, mağdurenin kız çocuğu olup yaşı da düşünüldüğünde kendisi ile arasına belli bir mesafe koyması gereken sanığın hayatın olağan akışına uygun düşmeyecek biçimde yakın temaslar da içerecek ve masum görülemeyecek türden davranışlar sergilemiş olduğu ve bu davranışlar sırasında da mağdureyi cinsel yönden istismar ettiği, bu davranışlarının kesik kesik kısa dokunmalar şeklinde olmaması, doğrudan cinsel organları hedef alır ve eliyle sıkma, kendi cinsel organını değdirme, sürtme şeklinde gerçekleşmiş olması karşısında sarkıntılık düzeyini de aştığı, buna göre sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen cinsel istismar suçunu oluşturduğu, mağdurenin on iki yaşından küçük olup aynı zamanda sanığın alt soyu olması sebebiyle sanık hakkında aynı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi ve 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinin uygulanması gerektiği, sanığın aynı kasıt altında değişik zamanlarda eylemlerini gerçekleştirmesi sebebiyle hakkında aynı Kanun’un 43 üncü maddesinin de uygulanması gerektiği sabit görülmüştür.

IV. GEREKÇE
Suç tarihinin 2018 yılı Şubat ayı ile Haziran ayı arası şeklinde mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Suç tarihinde on beş yaşından küçük mağdurenin velayet hakkına sahip anne ve babası olan müştekiler … ile …’in, bozma öncesi verdikleri duruşma ifadelerinde şikayetçi olmadıklarını beyan etmeleri karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin hükmü temyize hakkı bulunmadığından, vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiş ve bu sebeple Tebliğnameye iştirak edilmemiştir.

B. Sanık Müdafisi ve Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden
Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin aşamalardaki çelişkili beyanları, sanığın istikrarlı savunması, tanık anlatımları ve tüm dosya içeriği nazara alındığında sanığın mağdureye cinsel istismarda bulunduğuna dair mağdurenin soyut beyanları dışında delil olmadığından sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmü hukuka aykırı bulunmuştur.

C. Açıklanan nedenlerle tebliğnamede sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün onanmasına yönelik görüşe iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle mağdure vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Katılan Bakanlık Vekili ve Sanık Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.06.2022 tarihli ve 2022/72 Esas, 2022/183 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, üyeler … ve …’nun karşı oyları ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, bozma sebebine göre sanığın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde derhal salıverilmesinin ilgili yerlere en seri şekilde bildirilmesi için müzekkere yazılmasına, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.01.2023 tarihinde karar verildi.

(Karşı Oy)
(Karşı Oy)

KARŞI OY

Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılama neticesinde, sanığın atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir.
Sayın heyet çoğunluğu sanığın atılı suçu işlediğine dair delil bulunmadığından kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Sayın heyet çoğunluğu aksine ilk derece mahkemesinin suçun sübut bulduğuna ve sanığın cezalandırılmasına dair kararının onanması gerektiği kanaatindeyiz.
Şöyle ki; mağdurenin dedesi olan sanık eylemi gerçekleştirdiğinde, mağdure hemen eylemi ailesine anlatmış aile de toplantılar yapılmıştır. Ancak aile meclisi olayın üstünü kapatma yönünde karar almıştır. Eylemin üzerinden 6 ay gibi bir süre geçtikten sonra okul önünde dedesini gören mağdure ağlayarak okul içine kaçıp arkadaşlarının neden ağladığını sorması üzerine başından geçenleri anlatması ile intikal gerçekleşmiştir. Bu nedenle intikalin geç olması gibi bir durum yoktur. 10 yaşında olan bir mağdurenin ailesine rağmen eylemi hemen intikal ettirmesi düşünülemez. Ailenin olayın ortaya çıkmasını engelleme gayretine rağmen intikal gerçekleştikten sonra sanık dedenin tutuklanması üzerine ailenin baskısı ile sanık lehine delil elde etmek için mağdureye mektup yazdırılıp, sanığın kucağına oturtup fotoğraf çektirildiğinde mağdurenin beyanlarından anlaşılmaktadır.
Mağdurenin beyanları tüm aşamalarda aynıdır. Dairemiz mağdurenin duruşmada dinlenerek hükme varılmasına dair bozma kararından sonra aradan uzun süre geçmiş olmasına rağmen mağdure aynı beyanlarını tekrarlamaktadır. On yaşında olan mağdure sanığın eylemlerini ayrıntılı olarak anlatmakta sanık dedenin mağdureyi banyo yaptırdığı sırada cinsel organını da gördüğünü beyan etmektedir. Sanık ise mağdurenin hissettiği sertliğin duş başlığını düşmesi için bacak arasına aldığını duş başlığının sertliği olduğunu savunmuşsa da mağdure sanığın cinsel organını da gördüğü beyanı karşısında ve sanığın on yaşında olan torunu mağdureyi banyo yaptırdığı ikrar ve babaanne beyanı ile doğrulandığı da sabit olduğundan mağdurenin beyanlarında bir çelişti yoktur.
Ayrıca mağdurenin annesinin mağdureyi devamlı olarak kalçasına eliyle sürttüğünü görmesi üzerine “kızım neden öyle yapıyorsun” dediğinde mağdurenin “Anne yıkıyorum, yıkıyorum çıkmıyor” şeklindeki beyanı da mağdurenin uğradığı cinsel taciz neticesi içinde bulunduğu ruh halini ortaya koymakta olup mağdure kendisini kirlenmiş hissetmektedir. Mağdure ile dedesi olan sanık ve ailesi arasında husumet bulunmamaktadır. Husumet olsa mağdure olayı ilk anlattığında intikali gerçekleştirirlerdi. Mağdurenin başından geçenleri anlatmasına rağmen olayın üstü kapatılmıştır. Bu halde husumet yoktur.
Olayın intikalinin geç olmasına rağmen doğal oluşu, mağdurenin başından geçenleri hemen anlatması, sanığın on yaşında mağdureyi banyo yaptırdığının sabit oluşu mağdurenin beyanlarının değişmemesi, yazdığı mektup ve cezaevindeki fotoğrafı da ailesinin baskısıyla yazdığını ve çektirdiğini açıklaması, dinlenen tanık anneni beyanları nazara alındığında sanığın atılı suçu işlediği sabit olduğundan ilk derece mahkemesinin kararının onanması gerektiği düşüncesiyle sayın heyet çoğunluğunun sanığın suçu işlediğine dair yeterli delil olmadığına dair görüşüne katılmıyoruz.