YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6381
KARAR NO : 2023/213
KARAR TARİHİ : 18.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI :
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 27.10.2014 tarih, 2014/40196 Esas sayılı iddianamesi ile sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan İstanbul 19. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. İstanbul 19. Asliye Ceza Mahkemesinin,19.03.015 tarihli ve 2014/349 Esas, 2015/125 Karar sayılı kararı ile sanığın cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 4 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiin temyiz isteği, kararın gerekçesiz olduğuna, uygulanan kanun maddesinin açık olmadığına, teşdiden ceza verilmesi durumunda teşdit gerekçesinin yer almadığına, tanığın görgüye dayalı bir bilgisinin olmadığına, vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Katılan ile sanığın komşu oldukları, ailece görüştükleri, sanığın eşinin bir süreliğine köye gitmesi üzerine katılanın eşi ….’nin sanığa yemeğe ihtiyacın olursa eşim yapabilir diye söylediği, suç tarihinde katılanın arkadaşı …. ile evin önünde sohbet ettikleri sırada sanığın yanlarına geldiği, bir süre konuştukları, sanığın daha sonra yanlarından ayrıldığı, bir süre geçtikten sonra da katılanı telefon ile arayarak “Bana çorba yapabilir misin” diye söylediği, katılanın da “… istersen … evde yapıp getireyim” diye söylediği, sanığın ısrar etmesi üzerine katılanın kabul ettiğini söyleyip arkadaşı tanık …. ile sanığın evine gittikleri, hazır … pişirmeye başladığı, bu sırada banka kredileri sebebiyle alınan masrafların geri ödenmesine dair yazıyı gösterme bahanesi ile katılana yaklaştığı, kolunu koluna değdirdiği, katılanın huzursuz olduğunu vücut dili ile kendisine hissetirdiği, … pişirip dışarıya çıkma hazırlığında iken tanık ….’nin katılanın oğlu …’i kucaklayarak önünde gittiği sırada sanığın sol eli katılanın kalçasını kaldırdığı ve sıktığı bu suretle sanığın yüklenen suçu işlediği samimi katılan beyanı, tanık ….’nin beyanı ile sabit olduğundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin birinci fıkrası uygulandığı belirtilmiş, ancak eylemin sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçunu mu yoksa cinsel saldırı suçunu mu oluşturduğu açıklanmamıştır.
Gerekçeli karar başlığında suç adının “Sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı” olarak yer verilmesine rağmen teşdit uygulama gerekçesi de yazılmamıştır. 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi uygulanmak suretiyle cezalandırma cihetine gidildiyse sanığa ek savunma hakkı verilmediği anlaşılmıştır.
2. Kabule göre de; 5 yıl olarak belirlenen temel cezadan aynı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca yapılan 1/6 oranında indirimle 4 yıl 2 ay hapis cezasına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, sanık müdafiin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 19. Asliye Ceza Mahkemesinin,19.03.2015 tarihli ve 2014/349 Esas, 2015/125 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.01.2023 tarihinde karar verildi.