Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2006/8545 E. 2006/10129 K. 04.12.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/8545
KARAR NO : 2006/10129
KARAR TARİHİ : 04.12.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
Mahkemece, dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde olduğu kabul edildiğine göre Kamulaştırma Kanununun kıymet takdiri esaslarını gösteren 11.maddesinin 1.fıkrasının özellikle arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca kamulaştırma gününden önce özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerinin tesbiti ve bedelin tesbitinde etkisi olan diğer unsurlarda dikkate alınarak her unsurun gerekçeleri ve değere katkı oranları ayrı ayrı belirlenip dayanakları gösterilmek suretiyle değerlendirilerek kamulaştırma bedelinin saptanması gerekmektedir.
Emsalin kamulaştırılan taşınmazla aynı konumda olması, taşınmaza yakın mesafede bulunması, aynı nitelik ve özellikleri taşıması, benzer yüzölçümünde olması veya kamulaştırmaya yakın günlerde satılmış olması zorunlu değildir. Aynı özellik ve nitelikleri taşıyan başka yerlerde bulunan ve kamulaştırma gününden önce satılmış olan taşınmazlar da emsal alınabilir. Bu emsalin satış fiyatına Türkiye İstatistik Kurumu toptan eşya fiatları endeksi
uygulanmak suretiyle değerlendirme tarihinde oluşan fiatları bulunduktan sonra dava konusu taşınmazla karşılaştırılıp incelenerek aradaki farklılıklar belirtilip üstün ve eksik yönleri açıklanmalı, bu nitelik ve farklılıkların taşınmazın değerine olan etkilerinin ne olduğu belirtilmeli ve bu suretle yapılacak karşılaştırma ile dava konusu taşınmazın değeri belirlenmelidir.
Mahkemece tarafların vereceği yada resen belirlenecek emsal kayıtlar Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtildikten ve bunun imar parseli olup olmadığı da sorulup saptandıktan sonra yukarıda açıklanan esaslara uygun incelemeyi ve sonucunu içeren ek bilirkişi raporları alınıp hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
İncelenen emsalin imar parseli dava konusu taşınmazın bu nitelikte olmaması halinde, dava konusu taşınmazın yapılacak karşılaştırmadan sonra bulunacak değerinden, İmar Kanununun 18.maddesinin 2.fıkrası gözetilerek, düzenleme ortaklık payına tekabül edecek oranda indirim yapılması gerektiği de dikkate alınmalıdır.
1-İskenderun Organize Sanayi Bölgesindeki taşınmazlar için yönetim kurulunca belirlenen m2 değerlerinin özel kişiler arasındaki serbest alım satıma ilişkin olmayıp değer tespiti niteliğinde olduğu gözetilmeden hükme esas bilirkişi kurulunca somut emsal kabul edilmesi,
2-Hükme esas raporda emsal alınan taşınmazların satış değerlerinin ortalaması alınarak, hiçbir emsale ait olmayan bu değerle dava konusu taşınmazın değerinin karşılaştırılması ve buna göre sonuca varılmış olması,
3-Bilirkişi kurullarınca somut emsal kabul edilen 940 ada 3 parsel ile 1006 parsel sayılı taşınmazın imar parseli olup olmadığı konusunda araştırma yapılmadan ikinci ve dördüncü bilirkişi kurulunca taşınmazın emsalle karşılaştı- rılması sonucu bulunan değerinden düzenleme ortaklık payına tekabül eden oranda indirim yapılması,
4-Kamulaştırma Yasasının 15. maddesinin son fıkrasında bilirkişilerce yapılacak değer tespitinde, idarece belgelerin mahkemeye verildiği günün (dava tarihi) esas tutulacağı öngörülmüştür. Buna göre dava tarihi olan 4.6.2002 tarihine göre değer biçilmesi gerekirken hükme esas raporda Yargıtay bozması sonrası davanın esasa kaydedildiği 17.3.2003 tarihine göre değerlendirme yapılması,
5-2942 Sayılı Yasanın 4650 Sayılı Yasa ile değişik 10. maddesine göre hakim tarafların ilk keşifte belirlenen bedelde anlaşamamaları halinde mahkemece ikinci bilirkişi kurulu oluşturularak düzenlenen rapordan sonra tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarından yararlanarak … ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit edeceği açıklanmış olduğu, birinci ve ikinci bilirkişi kurulu raporlarını geçersiz kılacak bir neden de bulunmadığı halde yasaya aykırı biçimde iki kez daha bilirkişi incelemesi yaptırılarak yüksek değerli rapora göre hüküm kurulması,
6-Davalı vekili 25.5.2006 günlü dilekçesi ile saptanan kamulaştırma bedelinin dava tarihinden itibaren Merkez Bankasının mevduatlara uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte tahsilini istemiş, mahkemece taşınmaza en yüksek değeri belirleyen dördüncü bilirkişi kurulu raporundaki değerin taşınmaza el konulması nedeniyle dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmiştir.
Kamulaştırma Yasasının 25. maddesinin ilk fıkrasında kamulaştırılan taşınmazın mülkiyetinin idareye, mahkemece verilecek tescil kararıyla geçeceği, maddenin ikinci fıkrasında da malikin tasarruf ve kullanma hakkının tescil kararı tarihinde kalkacağı, başka bir deyişle tescil tarihine kadar taşınmazı kullanma ve ondan yararlanma hakkının malike ait olduğu öngörülmektedir.
Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulamalarında, dava tarihi itibariyle değeri belirlenmekle birlikte bu tarihten sonra da taşınmazı kullanıp, tescil kararı tarihine kadar ondan yararlanan malike bu dönem için faiz ödenemeyeceği kabul edilmektedir. Somut olayda, usulüne uygun ve harçlandırılmış faize ilişkin bir dava bulunmadığı bu nedenle faizle ilgili istemin reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden taşınmaza el konulduğundan sözedilerek dava tarihinden faize hükmedilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece bozmada açıklanan eksikler giderildikten sonra bilirkişi kurullarından ek raporlar alınmalı ve 5 nolu bozma nedeni dikkate alınmak suretiyle hüküm kurulmalıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 4.12.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.