Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2008/5774 E. 2009/1069 K. 16.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5774
KARAR NO : 2009/1069
KARAR TARİHİ : 16.02.2009

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacılar vekili, davalının müvekkilleri aleyhine senede dayalı takip başlattığını, takibe konu senedin teminat senedi olup, ticari ilişkiyi geliştirmek amacıyla verildiğini, devam eden cari hesap ilişkisine göre müvekkillerinin davalıya borçlarının olmadığını, bononun teminat amaçlı olduğuna ilişkin belgelerinin olduğunu belirterek müvekkillerinin davalıya borçlu bulunmadıklarının tespitine, senedin ve takibin iptali ile kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların dayandığı belgeyi düzenleyen …’nun müvekkili şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığını, belgenin sahteliği konusunda suç duyurusunda bulunduklarını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 09/01/1998 tarihinde başladığını, 29/08/1998 tarihinde cari hesap ilişkisinin başladığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre davalı tarafın alacağının 1.094.04 YTL olduğunun kabulü ile takibe konu miktarın bakiye bölümü için davacının borçlu olmadığının tespitine, takibin 1.094.04 YTL asıl alacağa takipten itibaren yıllık % 72 oranını geçmemek üzere avans faiziyle birlikte tahsili suretiyle takibin sürdürülmesine, kabul edilen alacak miktarı 1.094.04 YTL üzerinden % 40 icra inkar tazminatının davacıdan, davacı lehine kabul edilen miktarın takip tarihindeki karşılığı 763.68 YTL üzerinden % 40 oranında tazminatın davalıdan alınmasına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
HUMK.’nun 388/son ve 389. maddeleri uyarınca hükümde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Dava İİK.’nun 72. maddesine dayalı menfi tespit davası olduğuna göre, davacının borçlu olmadığı miktarın tespiti biçiminde karar verilmesi gerekirken infazda tereddüt yaratacak şekilde menfi tespit davasıyla bağdaşmayacak biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması anılan yasa yükümlerine aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının tüm, davalının öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harçlarının istek halinde iadesine, 16.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Aslı gibidir.
Karşılaştırıldı.