YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/2181
KARAR NO : 2023/1058
KARAR TARİHİ : 03.04.2023
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
Mahkemece bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 nci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 17.04.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; “Müvekkilin bir suçun işlenmesini kolaylaştırmak amacıyla kasten adam öldürme ve birden fazla kişi ile birlikte konutta beden ve ruh bakımından kendini savunamayacak kişiye karşı yağma suçlarından beraatine karar verilen ceza dava dosyası kapsamında haksız olarak 4 yıl tutuklu kalması sebebiyle oluşan zararına ilişkin 150.000,00 TL maddi, 300.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı / tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep ederiz.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
2. Davalı vekili 28.05.2015 tarihli cevap dilekçesinde özetle; “Davacının kimlik ve adres tespiti yapılarak derdestlik araştırması yapılmalıdır. Dava yasal süresinde, görevli ve yetkili mahkemede açılmamıştır. Davacının eylemi ile oluşan suçun niteliği itibariyle haksız tutuklama oluşmamıştır. Talep edilen tazminat miktarları fahiştir. Davacının davaya ilişkin muvafakatinin olup olmadığı araştırılmalıdır.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
3. … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.02.2016 tarihli ve 2015/138 Esas, 2016/37 Karar sayılı kararı ile tazminat talebinin kısmen kabulü ile 40.465,89 TL maddi, 48.000,00 TL manevi tazminatın haksız işlem tarihi olan 25.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
4. … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.02.2016 tarihli ve 2015/138 Esas, 2016/37 Karar sayılı kararının davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 17.10.2022 tarihli ve 2022/1622 Esas, 2022/6791 Karar sayılı ilâmı ile; davacı hakkında düzenlenen sorgu zaptının Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde aslının veya onaylı örneğinin dosya arasına alınması gerektiğinin gözetilmemesi, 5271 sayılı Kanun’un 144 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin yürürlükten kaldırılması nedeniyle mahsup tazminata engel oluşturmayacak ise de, haklarında mahsup işlemi yapılmayan kişilerle tutukluluğu başka mahkumiyetinden mahsup edilenler arasındaki dengenin, hak ve nefasetin sağlanması gerektiği göz önünde bulundurularak, mahsup edilen sürenin hükmolunacak manevi tazminat miktarının tayininde dikkate alınması gerektiği nazara alındığında, davacının tutuklu kaldığı sürelerin diğer bir hükümlülüğünden mahsup edilip edilmediği hususu açıklığa kavuşturulması gerektiğinin gözetilmemesi, Dairemizce yapılan temyiz incelemeleri sırasında aynı konu ve nedene dayalı olarak birden fazla davanın açıldığının tespit edildiğinin anlaşılması karşısında; hazine zararına yol açan mükerrer davalara ilişkin ödemelerin önlenmesinin temini ve kamu kaynaklarının etkili, verimli ve hukuka uygun kullanılması bakımından, aynı konu ve nedene dayalı olarak açılmış başka bir dava olup olmadığının ilgili birimlerden de sorulup tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, maddi tazminatın, davacının haksız tutuklu kaldığı döneme ilişkin net asgari ücret üzerinden hesaplanan “37.846,93” TL yerine, bu miktarın üstünde kalacak şekilde “40.465,89” TL olarak tayin edilmesi suretiyle, davacı lehine fazla maddi tazminata hükmolunması, Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da altında olacak şekilde eksik manevi tazminata hükmolunması, nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. Hukukî Süreç başlığı altında (4) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği anlaşılmıştır.
6. … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.12.2022 tarihli ve 2022/490 Esas, 2022/636 Karar sayılı kararı ile tazminat talebinin kısmen kabulü ile 37.846,93 TL maddi, 80.000,00 TL manevi tazminatın 25.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
7. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 20.02.2023 tarihli ve 2023/8398 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Davacı vekilinin temyiz isteği; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, ilişkindir.
B. Davalı vekilinin temyiz isteği; davanın yasal süresinde açılmadığına, maddi zararını somut delillerle ispatlayamayan davacı lehine maddi tazminata hükmedilmesine, hükmedilen manevi tazminat miktarının fazlalığına, hükmedilen tazminat miktarlarına faiz işletilmesine, davacı vekili lehine hükmedilen vekalet ücretinin fazlalığına, ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
Yerel Mahkemenin Kabulü
Maddi tazminat hesaplanırken; belirli işi olmayan ve meslekleri olmakla birlikte kazanç tutarlarını kanıtlayamayanların maddi zararlarının gözaltında ve tutuklu kalınan süre içerisinde yürürlükte bulunan asgari ücret esas alınarak hesaplanması gerektiği göz önünde bulundurularak ve yapılan yargılama sonucunda davacının ekonomik ve sosyal durumu dikkate alınarak 2010, 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ilişkin net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmış ve 37.846,93 TL maddi tazminata hükmedilmiştir.
Manevi tazminat hesaplanırken; davacının üzerine atılan suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın oluş şekli, tutuklulukta geçirdiği süre ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, zenginleşme sonucu doğurmayacak şekilde hak ve nefaset kurallarına uygun 80.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/44 Esas ve 2015/63 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının yağma suçundan 25/12/2010 – 30/01/2015 tarihleri arasında 1497 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
A. Davacı vekilinin Temyiz İsteği Yönünden;
Tazminat talebinin dayanağı olan … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/44 Esas ve 2015/63 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının yağma suçundan 25/12/2010 – 30/01/2015 tarihleri arasında 1497 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmış ve davanın kısmen kabulüne ilişkin kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Davalı Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden;
Tazminat talebinin dayanağı olan … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/44 Esas ve 2015/63 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının yağma suçundan 25/12/2010 – 30/01/2015 tarihleri arasında 1497 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmış ve davanın kısmen kabulüne ilişkin kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Tutuklandığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacı lehine hükmedilecek maddi tazminatın davacının tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanmasında ve hükmedilen tazminat miktarına talep doğrultusunda faiz işletilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği göz önüne alınarak takdir edilen manevi tazminat miktarında ve hükmedilen tazminat miktarına talep doğrultusunda faiz işletilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
05.08.2017 tarihli 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik, 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu dikkate alınarak hükmedilen vekâlet ücreti yönünden kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.12.2022 tarihli ve 2022/490 Esas, 2022/636 Karar sayılı kararında davacı vekili ve davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesi neticesinde herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.04.2023 tarihinde karar verildi.