YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7317
KARAR NO : 2023/2817
KARAR TARİHİ : 16.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Temyiz incelemesi yapılan bu dosya ile Dairemizin 2021/9606 Esasına kayıtlı dosya arasında suç ve sanık yönünden fiili ve hukuki bağlantı bulunduğu görülerek her iki dosya birlikte incelenmiştir.
… Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.03.2016 tarihli ve 2015/449 Esas, 2016/160 sayılı Kararının şikayetçi vekili ve sanıklar müdafii ile sanık … tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
Suçtan zarar gördüğünden bahisle Hazinenin dava ve duruşmalardan haberdar edilmesi için yapılan tebligat üzerine Hazine vekilinin 06.11.2015 ve 18.12.2015 havale tarihli dilekçeler ile katılma talebinde bulunduğu, mahkemece katılma talebinin karara bağlanmadığı, gerekçeli kararın Hazine vekiline tebliği üzerine hükümlerin esasına ve katılma talebinin kabulüne dair temyiz talebinde bulunulduğu tespit edilmekle; Hazinenin, görevi kötüye kullanma suçunun mahiyetine göre doğrudan zarar görmesinin söz konusu olmadığı, bu suça ilişkin katılma hakkı ve hükümleri temyiz yetkisi bulunmadığı, hükümlerin 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği resen de temyize tabi olmadığı anlaşılmıştır.
Sanıklar hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin; hüküm tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz eden sanıklar müdafii ile sanık …’ın hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2015 tarihli ve 2015/183 Soruşturma, 2015/347 Esas, 2015/347 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirli haklardan yoksun bırakılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. … Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.03.2016 tarihli ve 2015/449 Esas, 2016/160 sayılı Kararı ile sanıklardan …’ın atılı suçtan 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 51 inci maddesi uyarınca hapis cezasının ertelenmesine ve 2 yıl denetim süresi belirlenmesine, …’in ise 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Hazine Vekilinin Temyiz Sebepleri
Katılma talebinin mahkemece karara bağlanmadığı, bu sebeple katılma hususunda bir karar verilmesi gerektiği, sanıklara verilen cezanın alt sınırdan biraz uzaklaşılarak verilmesine karşın bu hususun gerekçelendirilmediği, sanıklardan … hakkında şartları oluşmamasına rağmen cezanın ertelenmesine karar verildiği, kararların usul ve yasaya aykırı olduğu sebepleriyle hükümleri temyiz etmiştir.
B. Sanıklar Müdafiinin ve Sanık …’ın Temyiz Sebepleri
Yargıtay tarafından resen gözetilecek sebeplerle bozulması istemiyle hükümleri temyiz etmişlerdir.
III. OLAY VE OLGULAR
06.12.2012 tarihli ve 28489 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6360 sayılı On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi Ve Yirmi Altı İlçe Kurulması İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1 inci maddesi uyarınca tüzel kişiliği kaldırılarak … Belediyesine katılan … Belediyesinde başkatip olarak görev yapan Mehmet’in yazı işleri müdürlüğüne, muhasip olarak görev yapan …’nın ise Mali Hizmetler Müdürlüğüne 08.11.2006 tarihinde usulsüz şekilde atandıklarının tespit edildiği halde usule aykırı gerçekleştirilen bu atamaların yapıldığı tarihten itibaren Mehmet ve …’ya fazla ödenen ek ödeme, zam ve tazminat tutarlarının “Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” gereğince, suç tarihlerinde … Belediye Başkanı olarak görev yapan sanık … ve mali hizmetler müdürü olarak görev yapan sanık … tarafından tahsilatların yapılmadığı, bu suretle işledikleri fiillerden dolayı kamu kaynağında eksilmeye veya kamu kaynağında artışa engel olduklarından bahisle haklarında atılı suçtan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açıldığı ve cezalandırılmaları yoluna gidildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanık … hakkında kurulan hükme ilişkin hüküm fıkrasının birinci paragrafında sanık adının “… ” olarak yazılması Mahkemesince düzeltilebilir yazım hatası olarak değerlendirilmiş, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanıklar müdafii ile sanık …’nın sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçuna uyduğu gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme sonucu aynı Kanun maddesinin birinci fıkrasına göre uygulama yapılması,
Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sisteminde yapılan sorgulamada; sanıklardan … hakkında … Asliye Ceza Mahkemesinin 18.11.2014 tarihli ve 2014/165 Esas, 2014/438 sayılı Kararı ile sanığın görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine söz konusu davanın Dairemizin 2021/9606 Esasında kayıtlı olduğu ve 13.12.2013 tarihli iddianame içeriğine göre de suç tarihinin 15.02.2013 olması karşısında, bu davanın suç ve iddianame tarihlerine göre hukuki kesinti durumu da dikkate alınıp, derdest olan davaların birleştirilmesi, suçun sübutu ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin tespiti halinde, 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 61 inci maddesinin birinci fıkrası göz önünde bulundurularak, sanığa verilecek cezada 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca artırım yapıldıktan sonra varsa kesinleşen davalarda verilen cezaların bu cezadan mahsup edilmesi, hukuki kesintinin gerçekleşmesi halinde ise ayrı ayrı ceza verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanıklar hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarına hükmolunmaması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
1. Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenlerle, Hazine vekilinin temyiz isteğinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317 nci maddesi gereği REDDİNE,
2. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.03.2016 tarihli ve 2015/449 Esas, 2016/160 Karar sayılı hükümlerine yönelik sanıklar müdafiinin ve sanık …’ın temyiz istekleri ile dosya kapsamında resen tespit edilen hususlar nazara alındığında hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.03.2023 tarihinde karar verildi.