Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/7124 E. 2023/281 K. 18.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7124
KARAR NO : 2023/281
KARAR TARİHİ : 18.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili ile bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 556 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davacı tarafından 16.08.1994 tarihli noter senedi ile satın alındığını, ancak kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın tarafların ortak murisi …. adına tespit gördüğünü, yapılan imar uygulamaları sonucu da parselin 380/761 payının muris Durmuş Kılınç adına tescil edildiğini, murisin ölümünden sonra kız kardeşlerinin hisselerini davacıya devretmelerine rağmen, davalıların devre yanaşmadığını ileri sürerek, davalılar … ve …’a ait payların iptali ile davacı adına tescili istemiyle dava açmıştır.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 12.03.2015 tarihli ve 2010/220 Esas, 2015/ 85 sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 05.11.2019 tarihli ve 2019/3811 Esas, 7003 Karar sayılı kararıyla, davacının dava ettiği paylar kadastro sonucu değil, belediyenin tahsisi suretiyle oluşmuş bulunduğundan, çekişmeli taşınmazın öncesi tapusuz taşınmaz kabul edilerek uyuşmazlığın 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümlerine göre değerlendirilmesinde isabet bulunmamaktadır.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile davalılardan …yönünden kabulü … ilçesi, Yeni Mahalle 556 ada 1 parsel sayılı taşınmazda, davalılar adına iştirak halinde bulunan hisselerden, davalılardan …’a ait 380/6088 hissenin iptali ile davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline, diğer davalılar … ve …’a karşı açtığı davasının reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili, davalılardan … yönünden verilen ret kararının eksik inceleme ile verildiğini, usule ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.

2. Bir kısım davalılar vekili, davacının talep hakkı zaman aşımına uğradığını, bu sebeple davanın reddi yerine davalı ….yönünden kabulü doğru olmadığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
1.1. Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

1.2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun 706. maddesine göre, taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması resmi şekilde düzenlenmiş olmalarına bağlıdır. Taşınmaz mülkiyetini devir borcunu doğuran sözleşmenin esaslı noktalarının resmi şekilde düzenlenmiş olması ve taşınmaz mülkiyetini devir borcunun ve buna karşılık diğer tarafın borçlandığı bütün edimlerin resmi şekilde düzenlenen senette yer alması gereklidir.(Oğuzman K., Seliçi Ö., Özdemir S.O., Eşya Hukuku, İstanbul, 2009, s. 297 vd.)
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, İcra ve İflas Kanununun 121. maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 706. vd. maddeleri.

3. Değerlendirme
3.1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

3.2. Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

3.3. Bir kısım davalıların temyiz itirazlarına gelince;
3.3.1.Somut olayda; davaya konu 556 ada 1 parselin öncesinde 35 ada 1 parsel sayılı taşınmaz olduğu, 35 ada 1 parselin 31.10.1955 düzenlenme tarihli kadastro ile senetsizden ‘’ ….’’ adına tespit gördüğü, 761 metrekare yüzölçümlü olarak 07.11.2000 tarihinde imar sonucu tapuya tescil edildiği, 27.04.2001 tarihinde tahsis nedeniyle ikiye ifraz edilerek 380/761 payının tahsis nedeniyle tarafların murisi …adına, 381/761 payının ise ipka sebebiyle Serik Belediyesi adına tescil edildiği, belediye üzerinde kalan bu payın da yine 03.05.2002 tarihinde tahsis sebebiyle davacı … adına tescil edildiği, tarafların murisi … adına kayıtlı 380/761 payın 16.10.2009 tarihinde mirasçılarına intikal ettiği anlaşılmaktadır.

3.3.2. Dava konusu 556 ada 1 parsel sayılı taşınmazın dayanağı 35 ada 1 parsel, 1955 tarihli kadastro tutanağından da anlaşılacağı üzere “…” adına tescil edilmiş, … Belediyesi bu taşınmazda hissedar kılınmış, Belediyenin hissesi nedeniyle 2981 sayılı Kanun uyarınca tarafların murisi …adına tahsis yapılmıştır.

3.3.3. Davacının dava konusu taşınmazı satın aldığına yönelik iddiası kadastro tutanağı ve tapu kaydı ile uyumlu değildir. Davacı ile davalı… arasında akdedilen 1994 tarihli zilyetliğin devri sözleşmesi, tapulu taşınmazların devrinde aranan şekle uygun olmadığı gibi, tarafların murisi…’ın taşınmazda pay maliki olduğu 27.04.2001 tarihinden öncesine ilişkin olduğundan açılmamış miras payının devri sözleşmesi olarak değerlendirilmesi de mümkün değildir.

3.3.4. O halde davalı …’a ait hissenin iptal edilerek davacı adına tesciline karar verilmesi doğru görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle ;
1. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Peşin yatırılan harcın yatıranlara iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 18.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.