YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6651
KARAR NO : 2023/458
KARAR TARİHİ : 24.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen muhdesatın tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, ortaklığın giderilmesi davasına konu olan ve davalı ile vekil edeninin ½ pay oranında malik oldukları 194 parsel sayılı taşınmazı tarafların evlilik birliği içinde aldıklarını, 2012 yılında davalı ile vekil edeninin boşandıklarını, vekil edeninin taşınmazı satın aldıktan sonra kendi adına ve hesabına muhdesatlar yaptırarak ana taşınmazın değerinde artışa neden olduğunu, davaya konu asma ve ağaç ile yapı ve tesislerin meydana getirilmesinde davalının emeği ve katkısı olmadığını belirterek; dava konusu yapı ve tesislerin vekil edeni tarafından meydana getirildiğinin tespitine ve dolayısıyla taşınmazın değerinde meydana gelen artışın ne kadar olduğunun belirlenmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, dava konusu bağın evlilik birliği içinde alındığını ve bağdaki muhdesatın da evlilik birliği içinde yaptırıldığını, dava edinilmiş mallara veya katkı alacağına ilişkin olarak değerlendirileceği için aile mahkemelerinin görev alanına girdiğini, bu konuda daha önce …. Aile Mahkemesinin 2009/735 Esas sayılı dava dosyası bulunduğu için derdestlik itirazında bulunduklarını, derdestlik itirazları kabul edilmezse birleştirme talebinde bulunduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
…. Aile Mahkemesinin 30.06.2015 tarihli ve 2015/313 Esas, 2015/480 Karar sayılı kararıyla; davacının muhdesatların yapım tarihine göre 743 sayılı TKM’nin 170 inci maddesi uyarınca katkı payı veya 4721 sayılı TMK’nun 201 ve devamı maddelerine göre katılma alacağı isteğinde bulunabileceğinden hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine hükmedilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 22.05.2020 tarih ve 2015/20114 Esas, 2018/13007 Karar sayılı ilâmında; “davanın niteliği itibarıyla asliye hukuk mahkemelerinin görev alanı içerisinde kalması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiştir” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.
B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 25/10/2018 tarih ve 2018/775 Esas, 2018/821 Karar sayılı kararıyla; dava dilekçesinin görev yönünden reddine, mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
C. Mahkemesince Görevsizlik Kararı Üzerine Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 07/07/2022 tarih ve 2019/477 Esas, 2022/336 Karar sayılı kararıyla özetle; davaya konu muhdesatların tarafların ortak birikimleri ile yaptırıldığı, davalının da davacı kadar payının bulunduğu ve taraflar arasında evlilik devam ederken mal ayrılığı rejiminin bulunduğuna yönelik bir iddia olmadığı gerekçesiyle atiye bırakılan su, elektrik, sondaj kuyusu ve bağ tesisine yönelik talepler bakımından karar verilmesine yer olmadığına, diğer istemler yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,
2. Dava konusu muhdesatların yurtdışında çalışılarak elde edilen kazanç ile meydana getirildiğini,
3. Davalının herhangi bir katkısının olmadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muhdesatın tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun, “Bütünleyici parça” kenar başlıklı 684 üncü maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
“Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur…”
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun, “Taşınmaz mülkiyetinin içeriği” ve “Kapsam” kenar başlıklı 684 üncü maddesi şöyledir:
“Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar.
Bu mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer.”
3. 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi; Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Kavak ve söğüt ağaçları, kendiliğinden yetişebilen ya da ekonomik amaçla yetiştirilen ve kesilip satılabilen ağaçlar olması nedeniyle muhdesat niteliğinde kabul edilmemiştir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK mad.722, 724 ve 729), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
4. Taşınmaz üzerindeki muhdesatın kim tarafından meydana getirildiğinin tespitine ilişkin davalarda, mahkemece araştırılması gereken husus; muhdesatın kim tarafından, hangi gelirlerle ve özellikle kimin adına ve hesabına yaptırıldığıdır.
3. Değerlendirme
1. Dava konusu muhdesatların davacı tarafından tek başına, kendi nam ve hesabına meydana getirildiği duraksamaya yer vermeyecek şekilde kanıtlanamadığı anlaşılmaktır.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkemece, verilmiş olan karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
24.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.