YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13935
KARAR NO : 2022/16217
KARAR TARİHİ : 19.12.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
No :
Dava 07.03.2019 tarihli yurtdışı borçlanma işleminin geçerli olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kurum sigortalısı olduğunu, yurt dışı borçlanmasına esas hizmet sürelerinin bulunduğundan bu süreleri borçlanmak üzere 07/03/2019 tarihinde davalı kuruma başvuruda bulunduğunu, borçlanma bedeli kurum tarafından belirlenerek müvekkilinin bildirdiği adrese gönderildiğini ancak bildirimin müvekkiline ulaşmadığını, borçlanma bedelini ödemek için müvekkilinin kuruma gittiğinde süresinde bedeli ödemediğinden borçlanma talebinin geçersiz olduğunu şifaen öğrendiğini, davalı kuruma tebligatın usulüne uygun olarak yapılmaması nedeni ile borçlanma talebinin geçerli olduğuna yönelik talepte bulunduklarını ancak kurum tarafından taleplerinin reddine karar verildiğini, borçlanma bedeline ilişkin müvekkilinin bildirdiği adrese çıkarılan tebligatın adresin kapalı olması nedeniyle iade olarak geri gönderildiğini, Tebligat Kanunu 21.maddesinde bildirilen adresin kapalı olması halinde adreste bulunmama nedeninin belirtilmesi gerektiğini yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığını belirterek, müvekkilinin 07/03/2019 tarihli yurt dışı hizmet borçlanmasının geçerli olduğunun tespitine, borçlanma bedelinin talep tarihindeki prime esas kazanç üzerinden belirlenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dilekçesinde belirtilen adresine çıkartılan tebligatın teslim alınmadığından iade edildiğini, üç aylık süre içerisinde ödeme yapılmadığından kurum işleminde hukuka aykırılığın bulunmadığını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
“Davanın kabulü ile davacı …’in (TC …), … … İl Müdürlüğü’ne başvuru tarihi olan 07/03/2019 tarihli yurt dışı hizmet borçlanmasının geçerli olduğunun tespitine, borçlanılacak her bir gün için tahakkuk ettirilecek borç tutarı, başvuru tarihi olan 07/03/2019 tarihindeki 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 82’nci maddesinde belirtilen prime esas kazanç üzerinden belirlenmesi gerektiğinin tespitine” karar verilmiştir.
IV-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
“Davalı … vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.
V-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davalı Kurum vekili, davacı tarafından bildirilen adrese gönderilen tebligatın iade edildiği, bunun üzerine yasal 3 aylık sürede herhangi bir başvurusunun bulunmadığı gerekçeleriyle kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dosya kapsamından davacının 07.03.2019 tarihinde yurt dışı hizmetlerini borçlanma talebinde bulunduğu, borçlanma başvurusunun kurumca kabul edilerek borçlanma bedelini yatırmak üzere davacının bildirildiği adrese tebligat gönderildiği, ancak adreste tebligat yapılamadığı, 3 ay içerisinde yeni bir başvuru talebi de bulunmadığından borçlanma talebinin kurumca geçersiz sayıldığı anlaşılmaktadır.
5754 sayılı Kanunun 79’uncu maddesiyle ve 7186 sayılı yasanın 9. maddesi ile değişik 3201 sayılı Kanunun “Borçlanma Tutarı ve Borçlanma Tutarının İadesi” başlıklı 4’üncü maddesi, “borçlanılacak her bir gün için tahakkuk ettirilecek borç tutarı, başvuru tarihindeki 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 82’nci maddesinde belirtilen prime esas asgari ve azamî günlük kazanç arasında seçilecek günlük kazancın % 45’idir. Ancak, prime esas asgari günlük kazancın altında olmamak üzere borçlanma tutarına esas alt sınırı farklı bir miktarda belirlemeye Cumhurbaşkanı yetkilidir. Tahakkuk ettirilen borç tutarı, tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde ödenir. Ödeme yapılan gün sayısı prim ödeme gün sayısına ve prime esas kazanca dahil edilir. Tahakkuk ettirilen prim borcunu tebligat tarihinden itibaren üç ay içerisinde ödemeyenler için yeniden başvuru şartı aranır.
Borçlanmadan sonradan vazgeçenler ile yapılan borçlanma sonrasında aylık bağlanması için gerekli şartları yerine getiremeyenlere ve bunların hak sahiplerine talepleri üzerine yaptıkları ödemeler, faizsiz olarak iade edilir…” hükmünü içermekte olup; anılan madde içeriğinden de açıkça anlaşılacağı üzere, 3201 sayılı Kanun kapsamındaki borçlanmalarda, borçlanma tutarının belirlenmesinde “borçlanma başvuru tarihi” esas alınmaktadır.
3201 sayılı Kanun’dan yararlanarak yurtdışında geçen sürelerini borçlanmak isteyenler ile Kurum arasında borçlanma işlemine, bunun sonucu olarak ödenecek prim miktarına ilişkin de uyuşmazlıklar çıkmaktadır. Kurumun aktüeryal dengesi ve hakkaniyet ölçüleri gözetilerek ödenecek primin hangi tarihteki prime esas kazanç miktarları esas alınarak belirleneceği üzerinde durulmalıdır. Bu yönde, 3201 sayılı Kanunun 4’üncü maddesinin önceki düzenlemesinde açıkça “ödeme tarihi” esas alındığından, bu konuda çıkabilecek uyuşmazlık ödeme tarihine göre çözümlenmekte iken, yürürlükte olan düzenleme tahakkuk tarihindeki primin tebliğden itibaren üç aylık süre içinde ödenmesi şeklinde olup, bu üç aylık sürenin geçirilmesi durumunda borçlanma bedeli olarak ödenecek prim miktarının nasıl belirleneceği irdelenmelidir.
Burada, Kurum işleminin hukuka uygun olması kriter olarak alınmalıdır. Kurum, yapılan borçlanma başvurusunu hukuka uygun olarak değerlendirmiş ve yaptığı borç tahakkukunu tebliğ etmiş, buna rağmen borçlanma bedeli Yasada belirtilen üç aylık süre içinde ödenmemiş ise, 3201 sayılı Kanunun 4’üncü maddesi gereği borçlanmak için Kuruma yeniden başvuru gerektiğinden, davanın açıldığı tarihe bakılmaksızın buna ilişkin isteğin reddine karar verilmelidir. Örneğin, Türkiye’de sigortalı olarak tescili bulunmayanların borçlanması 5510 sayılı Kanunun 4/1-b maddesi kapsamında değerlendirilerek borç tahakkuku yapılması Kanun gereği olup, Kurum işlemi hukuka uygun olacağından, tahakkuk ettirilen prim borcunu ödeme yerine, borç tahakkukunun 5510 sayılı Kanunun 4/1-a maddesine göre yapılması ve prim borcunun da başvuru tarihindeki prim miktarları esas alınarak belirlenmesine ilişkin davanın reddi gerekecektir.
Kurum işleminin hukuka uygun bulunmaması durumunda ise, prime ilişkin uyuşmazlığın makul süre gözetilerek çözümlenmesi gerekir. Makul sürenin belirlenmesinde, 5510 sayılı Kanunun 42’nci maddesinden yararlanılabilir. Anılan maddede, “Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Benzer düzenlemeye Mülga 506 sayılı Kanunun 116’ncı maddesinde de yer almakta idi. Ayrıca, 3201 sayılı Kanunun 4’üncü maddesinde de üç aylık ödeme süresi belirlenmiş olup; tüm bu düzenlemeler, 3201 sayılı Kanunla ilgili uyuşmazlıklarda üç aylık sürenin makul süre olarak alınabileceğini göstermektedir.
Buna göre, Kurumun hukuka aykırı işlemine karşı, Kurum işleminin tebliğ tarihinden itibaren üç aylık makul süre içinde dava açılması durumunda, borçlanılacak prim miktarının başvuru tarihindeki primler esas alınarak belirlenmesi; üç aylık makul süre geçtikten sonra dava açılması durumunda ise, dava yeni borçlanma iradesi sayılarak davanın açıldığı tarihindeki primler esas alınarak borçlanma bedeli belirlenmesi gerekir. Örneğin, Türk vatandaşlığından izinle çıkan kişilerin, Türk vatandaşı oldukları dönemde yurtdışında geçen süreleri borçlanma hakkının varlığı gözetildiğinde, başvuru tarihinde Türk vatandaşı olunmadığı gerekçesiyle borçlanma başvurularının reddi hukuka aykırı olacağından, ödenecek borçlanma bedelinin burada belirtilen kriterlere göre belirlenmesi gerekir.
Diğer bir olasılık da, Kurumun borçlanma talebini değerlendirmeyip cevapsız bırakmasıdır. Bu durumda, 5510 sayılı Kanunun 42’nci maddesinde belirtilen üç aylık süre geçtiğinde Kurumun talebi reddetmiş olduğu esas alınarak, anılan üç aylık bekleme süresine yukarıda belirtilen üç aylık makul süre (3 + 3 =6 ay) eklenmeli; davanın Kuruma başvuru tarihinden itibaren 6 aylık süre içinde açılması durumunda yine Kuruma ilk başvurunun yapıldığı tarihteki prime esas kazancın esas alınması; başvuru tarihinden itibaren altı aylık sürenin geçmesinden sonra dava açılması durumunda ise, makul sürenin geçtiği ancak Kurum tarafından da başvuruya bir cevap verilmediği gözetilerek borçlanma bedelinin davanın açıldığı tarihteki prime esas kazanç miktarı esas alınarak belirlenmesi gerekecektir.
Somut olayda, davacının 07.03.2019 tarihli borçlanma başvurusunun kabulüne dair yazının davacı tarafından bildirilen adrese tebliğ edilememesi üzerine, davacının vekili vasıtasıyla 19.09.2019 tarihinde Kuruma başvurduğu davalı Kurumun 10.01.2020 tarihli yazısıyla 3 aylık sürede yeni bir borçlanma talebinin bulunmaması nedeniyle borçlanma talebini geçersiz saydığı olayda, davacının bildirdiği adreste bulunamamış olmasının kurum hatasından kaynaklanmadığı, makul olan 6 aylık süre geçirildikten sonra kuruma başvurulduğu ve eldeki davanın açıldığı anlaşıldığından davanın reddi yerine kabulüne karar verilmiş olması isabetsizdir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak, temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.