YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5770
KARAR NO : 2009/12212
KARAR TARİHİ : 21.12.2009
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, davalının müdahalesinin önlenmesi ile ortak yere yapılan duvarın yıkılması istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davalının temyiz talebi mahkemece 27.02.2009 tarihli kararla reddedilmiş, bu defa bu ret kararı temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı dava dilekçesinde davalının iki bağımsız bölüm arasında mevcut olan 50-60 cm’lik boşluğu duvarla kapattığını, bu nedenle yağmur sularının birikip duvara ve temele işlemesine sebep olduğunu, sıvası dökülen duvarın içindeki inşaat demirlerinin paslandığını ileri sürerek davalının yapmış olduğu müdahalenin önlenmesini istemiş, mahkemece davanın kesin olarak kabulüne karar verilmiştir.
HUMK.nun 427.maddesine göre değeri bu maddede belirtilen para miktarını geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesindir. Dava konusunun taşınır mal ve alacak olmadığı dikkate alınarak mahkemece gerekçeli kararda kesinliğe, daha sonraki kararda ise davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun bulunmadığından 27.02.2009 gün, 2007/164-2008/436 sayılı temyiz talebinin reddine ilişkin yerel mahkeme hükmünün kaldırılmasına karar verilip, temyizin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki tüm evrakın incelenmesi sonucunda;
Dosya içindeki bilgi ve belgelerden, dahili davalının dava konusu ana taşınmazda kat maliki olduğu, davacının ise salt kiracılık sıfatını taşıdığı kat maliki bulunmadığı, davalının eyleminin ortak alandaki bir boşluğu duvar örmek suretiyle doldurmak olduğu anlaşılmaktadır. Ortak yerlere yapılan el atmaların önlenmesine ilişkin davalar kural olarak kat malikleri tarafından açılır. Kiracıların böyle bir davayı açmaları ancak kullanım haklarının açık olarak ihlal edilmesi koşuluna bağlıdır. Davacının kullanma hakkının ne şekilde ihlal edildiği gösterilmeden ve aktif husumet ehliyeti bulunup bulunmadığı yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda saptanmadan işin esasına girilerek davanın kabulü yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.