Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/10638 E. 2022/13438 K. 01.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10638
KARAR NO : 2022/13438
KARAR TARİHİ : 01.11.2022

Mahkemesi :İş Mahkemesi
No :

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı ile davalılardan … avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla, dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Eldeki davada, mahkemece verilen 08/06/2017 tarihli karar, dairemizin Bozma ilamı ile; “….davacının hizmet döküm cetvelinde bildirim yapıldığı anlaşılan … ünvanlı işyerinden yapılan bildirimlerin üzerinde durulmalı, bu şirketler ile davalı arasında organik bağın varlığı ile bulunmaması halinde, bu dönemde yapılan bildirimler nedeniyle kesinti oluşup oluşmadığı ve hak düşürücü sürenin irdelenmesi, davacının yargılama sırasında eşinin yardımı ile yaptığına dair beyanının dikkate alınması ve davalılar tarafından davacı hakkında elektrik hırsızlığı nedeniyle yapılan başvuruya dair ceza davasının varlığı araştırılmalı ve orada alınan ifadelerin niteliği ve çalışma ilişkisini doğrulayan verilerin varlığı üzerinde durulmalı, davalıya ait bahçede ağaç kesim ve parsellemeye dair Encümen Kararları bulunup bulunmadığı ile kesim esnasında tutulan tutanakların varlığı ile davacının bu aşamada herhangi bir kaydının olup olmadığı, bahçedeki evin yıkım işlemlerinin kim veya kimler tarafından yapıldığı ve burada en son kimlerin oturduğuna dair tespitlerin olup olmadığı, bahçede yetişen turunç ve narenciyeyi kimin ne şekilde sattığı ile alım satım ve ürün teslim belgelerinde davacı adına kayıtların varlığı araştırılmalı ve davacının ikamet kayıtları ile tespiti istenen dönemin yaklaşıl 20 yıl gibi uzun bir süreyi kapsadığı da dikkate alınarak, uyulan bozma ilamı çerçevesinde, aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak, davacının çalışmasını bilebilecek şekilde resmi kayıtlarla doğrulanmış olan tanıkların tespit edilmesi ile bilgi ve görgülerine başvurulması ile resen tespit edilebilecek şekilde diğer delillerin de varlığı ile yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, bahçenin kapasitesi ve niteliğinin nazara alınması, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak, uyuşmazlık konusu hususun, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenmesi…” gereğine işaret edilerek araştırma yapılmak üzere bozulmuştur.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
Ayrıntıları Hukuk Genel Kurulunun 10.12.2019 günlü ve 2015/10-3241 Esas, 2019/1325 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere; mahkemece bozmaya uyulması sonucu artık bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğmuş olur. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemece tarafların beyanlarının alınıp bozmaya uyulmasına da karar verildikten sonra yapılacak iş; bozma gereklerinin yerine getirilmesi olmalıdır. Zira mahkemece bozmaya uyulması yönünde oluşturulan karar, bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hakkın gerçekleşmesine neden olur.
Hukuk Genel Kurulu’nun 18.10.1989 gün 541-534, 21.2.1990 gün 10-117; 7.10.1990 gün 439-562; 19.2.1992 gün 635-82; 23.2.1994 gün 936-94; 03.03.2010 gün ve 2010/12-81-118; 27.09.2006 gün ve 2006/19-635 E. 2006/573 K; 15.10.2008 gün ve 2008/19-624 E. 2008/632 K ile 17.02.2010 gün ve 2010/9-71 E. 2010/87 K. sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Eldeki davada ise, bozma sonrasında, davacının çalışmalarının geçtiğini iddia ettiği davalıya ait işyerlerinde çalışmaların varlığı açısından, uyulan bozma ilamı içeriği ile oluşan usuli kazanılmış hak çerçevesinde, bozma kapsamında belirtilen tüm araştırmaların yapılması ile sadece davacı hakkında yapılan soruşturma evrakı ile içeriğindeki bilgiler yerine, davacının ikamet kayıtları ve dava konusu dönem içerisindeki değişiklikler, medula kayıtları ile davacının çalışmasının geçtiğini iddia ettiği bahçeden elde edilen ürünlerin ekim dikim, satım ve pazarlaması ile kimlerin ilgilendiği, bahçedeki varlığı idda edilen evin yıkım kararı ve öncesinde kimlerin ne şekilde ikamet ettiği hususlarının dahi araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bozma kararında belirtilen tüm hususların ayrıntılı şekilde araştırılması yerine, bir kısmı dikkate alınarak yapılan araştırmaya dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum ile …’ın avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan …’a iadesine, 01.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.