Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/3552 E. 2022/9562 K. 28.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3552
KARAR NO : 2022/9562
KARAR TARİHİ : 28.12.2022

MAHKEMESİ :…. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20.12.2017 tarih ve 2014/740 E- 2017/1155 K. sayılı kararın davacı vekili ve davalı … ile davalı … vekili, davalı … mirasçıları vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine-kısmen kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 08.02.2021 tarih ve 2018/765 E- 2021/151 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar … ve … vekili tarafından duruşmalı, davacı vekilince duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 06.12.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı … ve davalı … vekili Av. …. ile davalı … vekili Av. …. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; market ürünleri üreten ve toptancılığı yapan ve distribütörleri aracılığıyla da satış gerçekleştiren yüksek müşteri portföyüne sahip bir şirket olduğunu, davalılardan …’in şirketin genel müdürü, …’nin ise genel müdür yardımcısı ve satış pazarlama müdürü olarak 2003 yılından 22.01.2008 tarihine kadar şirkette çalıştıklarını, adı geçen davalıların haksız kazanç temin etmek amacıyla 04.01.2005 tarihinde Merpa Ltd. Şti. unvanlı bir şirket kurduklarını ve müvekkili ile distribütörlük sözleşmesi imzaladıklarını, davalıların Merpa Ltd. Şti. den davacı şirket lehine teminat almadan ticari faaliyete başladıklarını, Merpa Ltd. Şti.’nin sadece mal satışlarından 801.622,09 TL borcu bulunduğunu, Merpa Ltd. Şti’ye maliyet fiyatına ya da maliyetinin daha altında bir bedelle satış yapıldığı gibi nakliye giderlerinin de alıcı tarafından karşılanmayıp müvekkili tarafından üstlenildiğini, distribütörlük anlaşmaları gereği müşterinin yıllık cirosunun %3’ü geri dönüş olarak kabul edilirken Merpa Ltd. Şti’nin bu oranı gözetmeyerek müvekkiline cari hesap borcunu hizmet faturaları ile 2005 yılı için %16, 2017 yılı için %29, 2007 yılı için %14 gibi yüksek oranlar üzerinden ödemiş gösterdiklerini, müvekkili şirkete olan cari hesap borcunun ödenmesi için verilen senetlerin vadesi her defasında faiz alınmaksızın uzatılarak borcun ertelendiğini veya azaltıldığını, ayrıca, Merpa Ltd. Şti.’nin tahsil imkanı olmayan müşteri çek ve senetlerini müvekkili şirkete devrederek müvekkilinin cari borcundan düşülmesini sağladıklarını, müvekkili şirkete ait araçların herhangi bir kira geliri elde edilmeksizin işbu şirketin kullanımına sunulduğunu, anılan şirket adına müvekkili şirket tarafından satın alınan 3 adet araç satış bedelinin hizmet faturaları düzenlenerek ödenmiş gibi gösterildiğini, davalıların hisselerini daha sonra diğer davalılara devrettiğini, davalıların haksız menfaat temin etmeye yönelik faaliyetlerinin TTK’nın 336. maddesi gereği sorumluluklarını zorunlu kıldığını, diğer davalılarında haksız fiil hükümlerine göre müvekkili şirkete karşı sorumluluklarının bulunduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 25.05.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile 2.368.529,30 TL’lik tazminat talebinin de davalılar … ve …’den dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalılar … ile … vekili, davanın açıldığı tarihte davanın zamanaşımına uğradığını, şirketin iddia edildiği gibi usulsüzlük sebebiyle zararı varsa bundan öncelikle yönetim kurulunun sorumlu olduğunu, kaldı ki yönetim kurulunu da şirketin genel kurulu tarafından ibra edildiğini, davacı ile Merpa arasındaki ticari ilişkiden davacı şirketin yönetim kurulunun haberdar olduğu, daha önceki müdür döneminde de benzer şirketlerin kurulduğunu, açılan ceza davasında beraat kararı verildiğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili; zamanaşımı ve husumet itirazında bulunmuş ve davanın reddini istemiştir.
Davalı …; davalı cevap dilekçesi sunmamış, yargılamaya katılmamıştır.
İlk derece mahkemesi iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; genel müdür olarak görev yapan … ile genel müdür yardımcısı ve aynı zamanda satış ve pazarlama müdürü olarak görev yapan …’in ticari temsilci konumunda oldukları, davalılar … ve …’in kendi kurdukları Merpa Ltd.Şti.’ye davacı şirketi temsilen maliyetine ve maliyetinin altında satış yaptıklarının, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak hizmet faturaları kabul ederek Merpa Ltd. Şti.’nin borç miktarını azalttıklarının, Merpa Ltd. Şti. tarafından ödenecek olan bono ve çeklerin değiştirilerek borçların vadesinin ötelendiğinin, Merpa Ltd. Şti.’ye alınan araçların bedellerinin davacı şirkete ödettirildiğinin tespit edildiği, bunun dışında davacı şirketin Merpa Ltd. Şti.’den tahsil edilemeyen alacaklarının da bulunduğu, TTK’nın 342. maddesine göre kanun veya esas sözleşmeyle kendilerine verilen görevleri hiç veya gereği gibi yerine getirmeyen müdürlerin anonim şirkete karşı verdikleri zararlardan sorumlu olacakları, bilançonun tasdikine ilişkin genel kurul toplantılarında söz konusu hususların tüm açıklıklarıyla tartışılıp değerlendirilmediği, bu sebeple bilançonun tasdikine ilişkin genel kurul kararlarının davalıların şirkete karşı sorumluluklarını ortadan kaldırmayacağı, dava dosyası içerisinde yer alan belgeler ile şirket defter ve belgeleri üzerinde yapılan incelemelerde davacı şirket yöneticilerinin davalıların zarar verici eylemlerinden haberdar olduklarına ilişkin herhangi bir belgeye rastlanmadığı, dinlenen tanıklann beyanlarından da bu konuda bir kanaate ulaşılmasının mümkün olmadığı, davacı şirketi toplam 2.468.529,30 TL zarara uğrattıkları, meydana gelen zarardan davalılar … ve …’in müteselsil olarak sorumlu oldukları, diğer davalıların zararın oluşumunda sorumluluklarının bulunmadığı kanatine varıldığı, ıslah edilen kısım bakımından davanın zamanaşımına uğramış olduğu, davacı dava dilekçesinde faiz talebinde bulunmamış ise de 26.05.2017 tarihli usulüne uygun ıslah dilekçesinde dava tarihinden itibaren avans faiz talebinde bulunduğu, bu durumda yapılan ıslahın faiz talebi yönünden geçerli olduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulü ile davacının davalılar …, … mirasçıları … ve … hakkındaki davaların reddine, davacının davalılar … ile … hakkındaki davasının kısmen kabulü ile 100.000,00 TL’nin dava tarihi olan 30.09.2011 tarihinden itibaren değişen oranlardaki avans faiziyle bu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili ve davalı … ile davalı …vekili, davalı … mirasçıları vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davalılar … ve … vekili ile davalı … mirasçıları … ve …’nin istinaf başvurularının HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereği ayrı ayrı esastan reddine, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin kısmen kabulü ile kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak, davanın kabulüne, 1.629.017,27 TL asıl alacak ile 839.512,03 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 2.468.529,30 TL tazminatın; 1.629.017,27 TL’lik asıl alacak miktarına dava tarihi olan 30.09.2011 tarihinden itibaren işletilecek değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle davalılar … ve …’den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalılar … ile … mirasçıları … ve … hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili- davalılar … ve … vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi’nce esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına, davalılara isnat olunan Hizmet Sebebi ile Güveni Kötüye Kullanma suçunun 5237 sayılı TCK 155/2 maddesi dalaletiyle TCK 66/1-d maddesi gereğince 15 yıllık dava zamanaşımına tabi bulunmasına, 11.02.2008 eylem (suç) tarihi ile 26.05.2017 ıslah tarihi itibariyle ıslahın asli ceza davası zamanaşımı süresi içinde yapılmış bulunmasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekili- davalılar … ve … vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar …, … ve …’a verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 84.225,24 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılar … ve …’den müştereken ve müteselsilen alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 28.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.