Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2022/5846 E. 2023/809 K. 15.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/5846
KARAR NO : 2023/809
KARAR TARİHİ : 15.03.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, davalı vekilinin, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin 22.10.2021 tarihinde tebliği üzerine 25.10.2021 tarihinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yoluyla temyiz isteminde bulunduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 01.12.2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; …/… terör örgütü üyeliği suçundan davacının 24.02.2018 tarihinde gözaltına alındığını, 06.03.2018 tarihinde tutuklandığını, 385 gün tutuklu kalan davacının yargılama sonunda beraatine hükmedildiğini, tutuklu kaldığı süre içerisinde cezaevinde kısıtlamalara tabii tutulduğunu, temel insani ihtiyaçlarının giderilmediğini, öğretmen olan davacının bu sürede çalışamadığını ve dolayısıyla gelirinden mahrum kaldığını, avukatlık ücreti ödemek zorunda kaldığını belirterek 300.000,00 TL maddi, itibarının zedelenmesi ve süreçte yaşadığı manevi sıkıntılar nedeniyle ise; 500.000,00 TL manevi tazminatın 24.02.2018 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı vekili 07.12.2020 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, davacının kendi kusurlu eylemleriyle tutuklamaya sebep olduğunu, davaya konu olayda kanunlarla belirtilen koşullar ve kurallar dışında bir işlem veya eylem söz konusu olmadığını, maddi ve manevi tazminat isteminin koşullarının oluşmadığını, davacının ekonomik ve sosyal durumu dikkate alındığında talep etmiş olduğu tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

3. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.02.2021 tarihli ve 2020/366 Esas, 2021/40 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 21.09.2021 tarihli ve 2021/1360 Esas, 2021/3006 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.07.2022 tarihli 2021/140436 sayılı tebliğnamesi ile kararın onanmasına karar verilmesi talep edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Davacı vekilinin temyiz istemi istinaf mahkemesi kararının gerekçesiz olduğuna, öğretmen olan davacının piyasa araştırılması yapılarak gelirinin tespiti yerine maddi zararın asgari ücretten hesaplanmasının hakkaniyete aykırı olduğuna, dolayısıyla maddi tazminat miktarının eksik olduğuna, davacı hakkında hükmedilen manevi tazminat miktarının yaşadığı üzüntüyü gidermede yetersiz olduğuna yöneliktir.

2.Davalı vekilinin temyiz istemi, davacının kendi kusurlu eylemiyle tutuklanmasına neden olduğuna, yapılan işlemin yasal olduğuna, tazminat koşullarının oluşmadığına, hükmedilen tazminat miktarlarının fazla olduğuna, karar tarihinden faiz uygulanması gerekmesine rağmen gözaltı tarihinden yasal faize hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğuna yöneliktir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Tazminat talebinin dayanağı olan … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/99-2019/393 sayılı ceza dava dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 24.02.2018-26.03.2019 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kalan davacının yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği hükmün 05.10.2010 tarihinde kesinleştiği, davanın süresinde olduğu ve tazminat isteme koşullarının oluştuğu belirlenerek, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan avukatlık ücretinin davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında, bu bedelin maddi zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğinden avukatlık ücreti maddi tazminat hesabına dahil edilmeyerek asgari ücret üzerinden hesaplanan 22.599,41 TL maddi, davacının ekonomik ve sosyal gelir durumunu nazara alınarak tutuklanmasına sebep olan olayın oluş tarzı, tutuklu kaldığı süre, maruz kaldığı elem ve ızdırap dikkate alınarak 30.000,00 TL manevi tazminatın 24.02.2018 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Davacı hakkında hükmedilen maddi tazminat miktarının davacının tutuklu kaldığı süre için asgari ücretten hesaplanması sırasında yanlışlık yaptığı belirlenerek maddi tazminat miktarının 22.024,97 TL, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin ise; 7.563 TL şeklinde düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/99-2019/393 sayılı ceza dava dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 24.02.2018-26.03.2019 tarihleri arasında 241 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonucunda davacının beraatine hükmedildiği, hükmün 05.10.2020 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma ve tutuklama tarihi itibariyle davanın yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğu, süresinde açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

A. Davacı vekilinin temyiz istemine yönelik
1.İstinaf mahkemesince maddi tazminat hesabında ve vekalet ücretinin hesabında hata yapıldığından bahisle istinaf taleplerinin düzeltilerek esastan reddine karar verildiği ve buna ilişkin kararın gerekçe ihtiva ettiği anlaşıldığından davacının kararın gerekçesiz olduğuna yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

2. Tazminata esas ceza dava dosyasında işsiz olduğunu beyan eden ve tazminat davasında asgari ücreti aşan bir geliri olduğunu belgeleyemeyen davacı lehine hükmedilen maddi tazminatın asgari ücret üzerinden hesaplanmasında isabetsizlik görülmemiştir.

3.Tazminata esas ceza davası kapsamında davacı ile vekili arasındaki vekalet ilişkisinden doğan avukatlık ücretinin serbest piyasa koşullarında belirlendiği, bu miktarın her vekalet ilişkisinde farklı belirlenebileceği, kaldı ki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen maktu vekalet ücretinin de ceza davası kapsamında ödenmesi gerektiği göz önünde bulundurulduğunda, davacının ceza davası kapsamında ödediği avukatlık ücretinin maddi tazminat kapsamına dahil edilememesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

4. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.

B.Davalı vekilinin temyiz istemine yönelik
1.Davacı hakkında hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olması bozma konusu yapıldığından manevi tazminat miktarının fazla olduğuna yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

2. Zararın doğduğu tarihin haksız işlem tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği anlaşılmakla, davacı hakkında hükmedilen maddi ve manevi tazminata talep edildiği üzere tutuklama tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

3.Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır.

4.Davacının tazminata esas ceza yargılaması sırasında suçlamaları inkar ettiğinin anlaşılması karşısında 5271 sayılı Kanunun 144 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki koşullar oluşmadığından davacının kendi kusuruyla tutuklanmasına neden olduğuna yönelik davalı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

5. Maddi tazminatın “21.989,03 TL” yerine, hesap hatası yapılarak bu miktarın üstünde kalacak şekilde “22.024,15 TL” olarak tayin edilmesi suretiyle, davacı lehine fazla maddi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.

6. Davacının hangi suçtan ve ne kadar gözaltında kaldığının tespiti amacıyla davacı gözaltı giriş-çıkışına ait belgelerin Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde aslının veya onaylı örneğinin dosya arasına alınması gerektiğinin ve tazminat talebinin dayanağı olan tutuklama müzekkeresinin infaz edilip edilmediği, infaz edilmiş olması halinde, infaz tarihleri ceza infaz kurumundan sorulup infaz edilen tutukluluk süresinin tereddüde mahal vermeyecek şekilde tespit edilerek tazminat şartlarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeyerek, eksik inceleme ile hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünün (A-4) ve (B-5-6) paragraflarında açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 21.09.2021 tarihli ve 2021/1360 Esas, 2021/3006 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca … 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.03.2023 tarihinde karar verildi.