Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/13520 E. 2023/658 K. 15.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/13520
KARAR NO : 2023/658
KARAR TARİHİ : 15.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI :

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında katılana karşı nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.03.2022 tarihli ve 2021/228 Esas, 2022/63 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine karar verilmiştir.

2.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 28.06.2022 tarihli ve 2022/734 Esas, 2022/1059 Karar sayılı kararı ile ;

A) Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince nitelikli cinsel saldırı suçundan kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf talebinin reddine, katılan vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında zincirleme şekilde nitelikli cinsel saldırı suçundan 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına;

B) Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekili ve O yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında atılı suçtan 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık müdafiinin temyiz istemi; olayın gerçekleşmediğine, katılan ve o dönem eşi olan tanık tarafından para alabilmek amacıyla planlandığına, katılanla ücret karşılığı cinsel ilişkinin yaşandığına, zora dayalı iddianın tanık beyanlarıyla deskteklenmediğine, eylemden 3 gün sonra alınan rapora göre mahkumiyet hükmü kurulamayacağına, nitelikli cinsel saldırı suçu kabulünde dahi kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluşmayacağına, kararın sanık lehine bozulması gerektiğine ve beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

2. Katılan vekilinin temyiz istemi; dosya kapsamına göre sanık hakkında takdiri indirim uygulanmasının hatalı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk derece mahkemesince ”Sanık ve katılanın sosyal medya üzerinden sanığın katılana iş bulacağından bahisle tanıştıkları ve katılanın bu amaçla Isparta’ya sanığın ikametine rızasıyla gidip kaldığı bu nedenle sanığın üzerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu bakımından atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delilin elde edilemediğinin kabul edildiği; nitelikli cinsel saldırı suçu bakımından ise, sanığın bir kez katılana cinsel saldırıda bulunduğu hususunun sabit olduğu, ancak sanığın cinsel saldırı eylemlerini katılanın rızası olmaksızın birden fazla kez gerçekleştirdiğine ilişkin katılanın bu konudaki soyut beyanı dışında dosyada her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delilin bulunmadığı,” kabul edilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge adliye mahkemesince ”Mağdure … 05/03/2019 tarihinde ınstgram üzerinden tanıştığı, sanık …’in kendisine karşı zorla … yoldan cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla jandarma karakoluna müracaatı üzerine soruşturmaya başlandığı, fotoğraf teşhisi ile mağdurenin sanığı teşhis ettiği, sanığın aşamalardaki beyanlarının tamamen çeliştiği, soruşturma aşamasında mağdurenin ülkemizi terk ettiği açık adresi tespit edilemediğinden beyanı alınamamış, mağdure ve sanık arasındaki instgram yazışmaları mağdureye ait alınan … raporları, sanığın her aşamada birbiriyle çelişen beyanları, alınan kriminal raporu birlikte değerlendirildiğinde; mağdurenin sanık tarafından iş bulma vaadiyle hile ile Isparta iline gelmesinin sağlandığı, dağlık alanda bulunan eve götürüldüğü, sanığın mağdurenin yanına arkadaşına getirdiği öncesinde mağdure ile cinsel ilişkiye girdiği mağdure ve arkadaşını evde bırakarak evden ayrıldığı 1,5-2 saat sonra eve döndüğünde tekrar cinsel ilişkiye girdiği, mağdure ve sanık beyanları kapsamından anlaşılmış mevcut eylem TCK 43/1 maddesi uyarınca eylemin değişik zamanlarda gerçekleştirilmiş olması sebebiyle zincirleme suç kapsamında değerlendirildiği” kabul edilmiştir.

IV. GEREKÇE
1.Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde bu yönleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Katılan Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden;
Sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirildiği ve “Sanığın yargılama aşamasında pişmanlığını gösterdiği tutum ve davranışları lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye istinaden sanık hakkında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince kurulan hükmün gerekçeli karar başlığında suç adının zincirleme şekilde nitelikli cinsel saldırı yerine cinsel saldırı olarak, suç tarihinin de 03.03.2019-05.03.2019 yerine 05.03.2019 olarak yazılmış olması mahallinde düzeltilebilir bir yazım hatası olarak değerlendirilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 28.06.2022 tarihli ve 2022/734Esas, 2022/1059 Karar sayılı kararında sanık müdafii, katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, sayın üyeler … ve …’un muhalefeti ve oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.02.2023 tarihinde karar verildi.

(Karşı Oy) (Karşı Oy)

KARŞI OY

Dairemizin sayın çoğunluğu ile ihtilafa düştüğümüz husus sanığın mağdura yönelik sabit görülen nitelikli cinsel saldırı eyleminin rıza ile mi yoksa cebir ile mi işlendiği ve buna bağlı olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Mağdurenin meramını ifade edebilecek kadar Türkçe bilmemesi nedeniyle soruşturma aşamasında kollukta yeminli olmayan tercüman ile ifadesinin alındığı, mağdurun sanığın eylemini rızası dışında gerçekleştirdiğini ifade edip zor ve cebiri tariflemediği, mağdurdaki yaralanmaların sanığın nitelikli cinsel saldırı eylemini gerçekleştirmek için işlediğinin mağdur tarafından da ifade edilmediği ve TCK’nın 86/2. maddesi gereğince ayrıca cezalandırılması için dava açıldığı,mağdurenin eşi tanığın mağdure ile iki kez telefon ile görüştüğü ve problem olmadığı yönündeki beyanı, sanığın anne ve babası ile diğer tanıkların sanığın savunmasını doğrular nitelikteki mağdurenin sanığın yanında zorla alıkonulmadığına ve yardım istemediği yönündeki beyanları ile mağdurenin çalışmak için eşi tarafından gönderildiği ve olay sonrası eve döndüğünde yorgun olduğunu söyleyip olaydan bahsetmemesi ve mağdurun eşi ve ailesinden habersiz evden ayrıldığı bu hususun mağdurun eşi tarafından doğrulanmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde; mağdur beyanı dışında delil bulunmadığı ve bu nedenle CMK’nın 217. maddesinin birinci fıkrasında “Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir” ve aynı Kanunun 210. maddesinin birinci fıkrasında ise “Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez” hükümlerine yer verilmiş olup, bu kapsamda mahkemesince aynı zamanda olayın tek tanığı konumunda bulunan mağdurenin maddi hakikatın ortaya çıkarılması açısından duruşmaya getirilerek veya bulunduğu yerde yeminli tercüman ile iddiaya konu hususlarla ilgili dinlenip, sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekmesi, sanık hakkında bağımsız olarak etkili eylem suçundan açılan fiilin nitelikli cinsel saldırı suçunun unsuru olarak kabul edilmesi durumunda bu suçtan açılan dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin gerekmesi gerekçeleri ile kararın bozulması görüşünde olduğumuz için sayın çoğunluğun kararın onanması yönündeki görüşüne iştirak edilmemiştir.