Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/7287 E. 2023/858 K. 20.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7287
KARAR NO : 2023/858
KARAR TARİHİ : 20.03.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Davacı vekili 10.07.2018 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; “müvekkili hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında Başkalarına Ait Banka Hesaplarıyla İlişkilendirilerek Sahte Banka Veya Kredi Kartı Üretme veya Satma suçundan davacının 28.03.2011 tarihinde tutuklandığını, 05.04.2012 tarihinde tahliye edildiğini, … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/873 Esas 2017/987 karar sayılı kararı ile beraatine karar verildiği, kararın kesinleştiğini, tutuklu kaldığı süre boyunca işletmekte olduğu 2 adet … yerini kapatmak zorunda kaldığı için kazanç kaybına uğradığını belirterek haksız olarak tutuklu kaldığı süreler için 348.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini” talep etmiştir.

2.Davalı vekili 15.08.2018 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; “davanın süresinde açılmadığını, davalının kendi kusuruyla tutuklamaya sebebiyet verdiğini, tazminat isteme koşullarının oluşmadığını, istenilen tazminat miktarlarının yüksek olduğunu, davanın reddi gerektiği” şeklinde beyanda bulunmuştur.

3…. 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.04.2019 tarihli ve 2018/517 Esas, 2019/192 Karar sayılı kararı ile “davanın kısmen kabulü ile 7.953,85 TL maddi, 18.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline” karar verilmiştir.

4…. Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 20.09.2019 tarihli ve 2019/1883 Esas, 2019/2387 Karar sayılı kararı ile “düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine” karar verilmiştir.

5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 14.10.2021 tarihli, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; davacının bakkal ve market parekende satışı üzerine … ve …’da iki adet işyeri mevcut olduğunu, … yerlerini açmak için en az 200.000 TL’den fazla bir sermaye gerektiğini, müvekkilinin uzun süren bu haksız tutukluluğu nedeniyle … yerlerini mecburen kapatmak zorunda kaldığını, işyerlerinin ilk yılı konulan sermaye ve yapılan masrafları karşılamak üzerine olduğundan ilk yıl içinde büyük karlar elde etmeleri mümkün olmadığını, mevcut resmi belgelerle işyerlerinin açıldığı ve gıda üzerine faaliyet gösterdiği sabit olmasına ve işyerlerinin açılması için belli bir masraf yapılması gerektiği sabit olmasına rağmen bu hususun maddi tazminatın hesaplanmasına göz önüne alınmadığını, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının düşük olduğuna ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; davanın dayanağı 5271 sayılı CMK’nın 141 ve devamı maddelerinde düzenlenen koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasıdır.

Mahkememizce, davacının yargılandığı … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/873 Esas 2017/987 Karar sayılı kararı ile beraatine karar verildiği, soruşturma aşamasında 28.03.2011 tarihinde tutuklandığı, daha sonra hakkında Başkalarına Ait Banka Hesaplarıyla İlişkilendirilerek Sahte Banka Veya Kredi Kartı Üretme veya Satma suçundan dava açıldığı, … 4. Asliye Ceza Mahkemesince 08/03/2012 tarihinde tahliye edildiği, yapılan yargılama sonunda … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/873 Esas 2017/987 karar sayılı kararı ile beraatine karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin 28.03.2018 tarihinde kesinleştiği, kesinleşmiş gerekçeli kararın sanığa tebliğ edilmediği görülmüştür.

Yapılan ön inceleme sonucunda dava dilekçesinin yasal koşulları taşıdığı, kesinleşmiş gerekçeli kararın davacıya tebliğ edilmemesi nedeniyle davanın yasal süresi içinde açıldığı kabul edilerek, davacının …’de ikamet ettiğinden CMK’nın 141. maddesi gereğince davaya bakmaya Mahkememizin yetkili olduğu anlaşılmıştır.

Davacının 28.03.2011-05.04.2012 tarihleri arasında 346 gün süre ile tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, davacının CMK’nın 144. maddesi kapsamında tazminat isteyemeyecek kişiler kapsamında olmadığı anlaşılmıştır.

Davacının 28.03.2011 tarihinde tutuklandığı, davacının maddi kaybının 28.03.2011 tarihinde doğduğu kabul edilerek maddi tazminat talebinin sosyal ve ekonomik durum araştırması, davacı vekilinin beyanları, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklamaya neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklulu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer dikkate alındığında hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak davacının tutuklulukta geçirdiği (asgari ücret miktarı dikkate alınarak) 2011 yılının birinci dönemine ait 95 günlük sürenin (21,99×95) 2.089,05 TL olarak, 2011 yılının ikinci dönemine ait 184 günlük sürenin (22,96×184) 4.224,64 TL olarak, 2012 yılının birinci dönemine ait 67 günlük sürenin (24,48×67) 1.640,16 TL olarak hesaplandığı, toplamda 7.953,85 TL maddi zararının olduğu değerlendirilmiştir.

Her ne kadar bilirkişi raporunda davacının maddi zararının toplamda 8.705,26 TL olduğu değerlendirilmişse de; dava dilekçesi incelendiğinde davacının taleplerinin yalnızca tutuklama tedbirine yönelik olduğu, davacının gözaltında geçirdiği 3 günlük süreden hiç bahsedilmediği gibi, o yönde bir taleplerinin de bulunmadığı görülmüştür. Ayrıca bilirkişi raporunda her ne kadar davacının tahliye edildiği tarih 05.04.2012 olarak belirtilmişse de; dosyamız incelendiğinde davacının tahliye tarihinin 08.03.2012 olduğu görülmüştür.

Bu nedenlerle davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 7.953,85 TL maddi tazminatın tutuklama tarihi olan 28.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazine ve … Bakanlığından alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.

Davacının tutuklama nedeniyle manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede; davacının 28.03.2011-08.03.2012 tarihleri arasında 346 gün süre ile tutuklu kaldığı, hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tazminat talebinin 18.000,00 TL’lık kısmının kabulü ile talep de dikkate alınarak tutuklama tarihi 28.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazine ve … Bakanlığından alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; Manevi tazminata yönelik istinaf başvuruları yönünden; davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak bir şekilde, hak ve nesafet kurallarına uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespit edildiği,

Maddi tazminata yönelik istinaf başvuruları yönünden; Yargıtay 12. Ceza Dairesi Başkanlığının 11.01.2016 tarih, 2015/17107 Esas, 2016/113 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29.01.2013 tarih, 2012/9-1259 Esas, 2013/34 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; “…haksız olarak tutuklanan kişinin yani davacının, dilekçesinde tazminat istemine esas oluşturan kesinleşmiş beraat kararına dayanması ve talep ettiği tazminat miktarını göstermesi yeterli olup, haksız tutukluluğun tamamı için tazminat talep edilen bir ahvalde ayrıca hangi tarihler arasında tutuklu kaldığını, tutukluluğunun kaç gün sürdüğünü açıkça yazmasına gerek olmadığı ancak tutuklu kalınan toplam sürenin açıkça bir bölümüne ilişkin olarak dilekçede bir sınırlama yapılmış ve haksız tutukluluğun bu kısmına yönelik tazminat isteminde bulunulmuş ise o takdirde tazminat hesabında sadece bu sürenin dikkate alınabileceği, buna göre davacı … vekilince dava dilekçesinde davacının 28.03.2011 tarihinde tutuklandığının belirtildiği, gözaltına alınmasından bahsedilmediği dikkate alındığında; dava dilekçesinde sınırlama yapıldığından hesaplamaya 25.03.2011 tarihinden değil, 28.03.2011 tarihinden itibaren başlanarak gelir vergisi beyannamelerindeki miktar asgari ücretin altında kaldığından 28.03.2011 ila 30.06.2011 tarihleri arasındaki aylık net asgari ücretin 629,96 TL, 01.07.2011 ila 31.12.2011 tarihleri arasındaki aylık net asgari ücretin 658,95 TL, 01.01.2012 ila 08.03.2012 tarihleri arasındaki aylık net asgari ücretin 701,13 TL olup Yargıtay 12. Ceza Dairesi Başkanlığının 12.11.2018 tarih, 2018/5100 Esas, 2018/10610 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; maddi tazminatın 11 ay 11 gün üzerinden hesaplanmasının gerektiği, aydan arta kalan günler yönünden 28.03.2011 ila 30.06.2011 tarihleri arasındaki net asgari ücretin (1) gün için 20,99 TL olacağı buna göre Mart ayı için gün, Nisan, Mayıs, Haziran ayları için ay üzerinden yapılan hesaplama sonucunda 3 ayx629,96.-TL=1.889,88 TL, 4 günx20,99 TL=83,96 TL, 01.07.2011 ila 31.12.2011 tarihleri arasında Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık ayları için ay üzerinden yapılan hesaplama sonucunda 6 ayx658,95.-TL=3.953,70 TL, aydan arta kalan günler yönünden 01.01.2012 ila 08.03.2012 tarihleri arasındaki net asgari ücretin (1) gün için 23,37 TL olacağı buna göre Mart ayı için gün, Ocak, Şubat ayları için ay üzerinden yapılan hesaplama sonucunda 2 ayx701,13.-TL=1.402,26 TL, 7 günx23,37 TL=163,59 TL olmak üzere toplam 11 ay 11 gün (346) gün tutuklu kalan davacının 7.493,39 TL maddi kaybının olmasına rağmen Mahkemece gün hesabı üzerinden 7.953,85 TL fazla maddi tazminata hükmedilmesi kanuna aykırı ise de; yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususun CMK’nın 280/1-(a) maddesinin Dairemize verdiği yetkiye dayanarak; hükmün (1) numaralı fıkrasında yer alan “7.953,85 TL” ibaresi yerine “7.493,39 TL” ibaresi, hükmün (4) numaralı fıkrasında yer alan “3.114,00 TL” ibaresi yerine “3.059,20 TL” ibaresi gelmek suretiyle düzeltilmesine, başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hükme yönelik davalı hazine vekili Av. … ile davacı … vekili Av. …’nın istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.10.2017 tarihli 2011/873 Esas 2017/987 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının “Suç İşlemek Amacıyla Kurulan Örgüte Üye Olmak ve Sahte Bankaya Veya Kredi Kartı Kullanmak Suretiyle Yarar Sağlama” suçlarından dolayı tutuklanmasına karar verildiği, yalnızca Suç İşlemek Amacıyla Kurulan Örgüte Üye Olmak suçundan verilen tutuklama kararının infaz edilerek davacının 29.03.2011-08.03.2012 tarihleri arasında 11 ay 10 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda her iki suçtan ayrı ayrı beraatine karar verildiği, beraat hükümlerinin istinaf incelemesinden geçerek 28.03.2018 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK’nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

A. Maddi Tazminat Yönünden;
1.Davacının tutuklu kaldığı dönem için maddi zarar hesaplamasının davacıya ait gelir vergisi beyannamelerindeki miktarın asgari ücretin altında kaldığı gerekçesiyle bahse konu döneme ilişkin olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret miktarı üzerinden hesaplama yapılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

2.Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilince dava dilekçesinde davacının 28.03.2011 tarihinde tutuklandığının belirtildiği, gözaltına alınmasından bahsedilmediği, dava dilekçesinde sınırlama yapıldığından hesaplamaya gözaltı tarihinden değil, 28.03.2011 tarihinden itibaren başlanarak yeniden tazminat hesaplaması yapılarak düzeltilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş ise de … L Tipi Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 18.09.2019 tarihi yazı cevabından davacı hakkında Sahte Bankaya veya Kredi Kartı Kullanmak Suretiyle Yarar Sağlama suçundan düzenlenen tevkif müzekkeresinin hiç infaz edilmediği, Suç İşlemek Amacıyla Kurulan Örgüte Üye Olmak suçundan dolayı verilen tevkif müzekkeresinin ise 29.03.2011-08.03.2012 tarihleri arasında infaz edildiğinin anlaşılması karşısında tazminat hesaplamasının 1 gün fazla yapılmasının temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.

B. Manevi Tazminat Yönünden;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması, nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 20.09.2019 tarihli ve 2019/1883 Esas, 2019/2387 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca … 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.03.2023 tarihinde karar verildi.