Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2020/558 E. 2023/992 K. 09.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/558
KARAR NO : 2023/992
KARAR TARİHİ : 09.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ : Zimmet
HÜKÜM : Zincirleme basit zimmet suçundan mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2012 tarihli ve 2011/39269 Soruşturma, 2012/9407 Esas, 2012/4251 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesindeki güvenlik tedbirlerine hükmedilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Mersin 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.09.2012 tarihli ve 2012/749 Esas, 2012/753 sayılı Kararı ile sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen zimmet suçuna uyabileceği, bu nedenle delillerin değerlendirilmesi ve takdirinin Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir.
3.Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.09.2013 tarihli ve 2013/26 Esas, 2013/237 sayılı Kararı ile sanık hakkında zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları gereğince güvenlik tedbirlerine hükmedilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık 16.09.2013 havale tarihli dilekçesi ile; geçirdiği trafik kazası ve kızının ameliyatı nedeniyle idarenin parasını yatıramadığı, borcunun Milli Piyango İdaresine verdiği teminattan karşılanabileceğini düşündüğü, kısa sürede borcunu ödeyeceği, bu nedenle hakkında 5237 sayılı Kanun’un 248 inci maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği, ödemelerinin aynı ay içerisinde olması sebebiyle 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezasından artırım yapılmasının hatalı olduğu, suçu kasten işlemediği, hakkında 5237 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesi hükümlerinin uygulanması gerektiği sebepleriyle kararı temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanık ile Milli Piyango İdaresi (İdare) arasında 23.01.2001 tarihinde yapılan sayısal oyunlar bayilik sözleşmesinin 6 ncı maddesinin (a) fıkrası gereğince sanığın sayısal oyunlardan elde ettiği haftalık satış hasılatlarının tamamını yatırması gerektiği halde, 06.07.2011, 13.07.2011, 20.07.2011 ve 27.07.2011 tarihlerinde elde ettiği toplam 12.009,95 Türk Lirası satış hasılatını idare hesabına yatırmadığı, 31.07.2011 tarihinde sanığın sayısal loto bayiliğinin iptal edildiği, 22.09.2011 tarihinde sanığın İdareye teminat olarak verdiği 2.000,00 Amerikan Dolarının Türk Lirasına çevrilmesi sonucunda elde edilen 3.666,60 Türk Lirasının sanığın borcundan mahsup edildiği, geriye kalan meblağın yasal faizi ile birlikte 8.491,47 Türk Lirası olduğu, idare tarafından alacağın tahsili amacıyla Ankara 31. İcra Dairesinin 2011/10948 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığı ancak sanıktan herhangi bir tahsilat yapılamadığı, bu itibarla sanık hakkında üzerine atılı zimmet suçundan cezalandırılması yoluna gidildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Katılan idarenin zararını gidermemesi nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 248 inci maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanamayacağı, keza sanığın fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları ve işlediği fiilin haksızlık oluşturduğunu bilmesi nedeniyle hakkında aynı Kanun’un 30 uncu maddesinde düzenlenen “hata” hükümlerinin uygulanamayacağı ayrıca aynı suçu işleme kararının icrası kapsamında dört farklı tarihte zimmetine zincirleme olarak para geçirmesi karşısında hakkında hükmolunan temel ceza üzerinden aynı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca artırım yapılmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış, yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanığın diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında, ayrıca, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi gerekirken 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının tüm bentlerindeki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuş ancak tespit edilen bu hukuka aykırılığın Dairemiz tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.09.2013 tarihli ve 2013/26 Esas, 2013/237 sayılı Kararına yönelik sanığın temyiz isteği ve dikkate alınan sair hususlar yönünden hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322 nci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmasına ilişkin bölümün çıkarılarak yerine “Suçu, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği anlaşılan sanığın, ayrıca, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince cezasının infazından sonra işlemek üzere, 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki hak ve yetkileri 5 yıl 2 ay 15 gün süreyle kullanmaktan yasaklanmasına,” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.02.2023 tarihinde karar verildi.