YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9182
KARAR NO : 2022/8724
KARAR TARİHİ : 02.11.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili ve davalı … İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Mahkemece verilen önceki karar Yargıtay tarafından kısmen bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; “.. dava konusu taşınmazın dava tarihinden önce 2007 yılında Maliye Bakanlığınca Orman Genel Müdürlüğüne 178 sayılı Kararnamenin 13/d maddesi gereğince tahsis ve teslim edildiğine göre, ormanların kuru mülkiyetinin Hazineye, intifa hakkının ise Orman Genel Müdürlüğüne ait olduğu gözönünde bulundurularak, intifa hakkı sahibi olan Orman Yönetimi’nin davada taraf olması gerektiği, davacının, husumeti sadece Hazine’ye yönelttiği, ayrıca, davanın 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesi gereğince 10 yıllık süre içinde kadastrodan önceki sebeplere dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, her ne kadar mahkemece dava TMK’nin 713. maddesinde düzenlenen tapusuz taşınmazın tescili davası gibi değerlendirilerek hüküm kurulmuş ise de bu değerlendirmenin hukuka aykırı olduğu, dava konusu taşınmaz hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği 27.06.2003 tarihinden geriye doğru yirmi yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresinin dolup dolmadığı araştırılıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği, bu anlamda mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olmadığı, raporu hükme esas alınan orman bilirkişi … tarafından düzenlenen 14.03.2014 havale tarihli raporda çekişmeli taşınmazın 1956 tarihli memleket haritasında yeşil renkli orman alanında kaldığı belirtilmesine karşın, dayanak hava fotoğrafları incelenmeksizin taşınmazın keşif günündeki fiili durumu dikkate alınarak orman sayılmayan yerlerden olduğu kanaatine varılmasının doğru olmadığı, yine rapora eklenen orijinalinden renkli memleket haritasında sadece çekişmeli taşınmazın işaretlendiği, memleket haritası ile kadastro paftasının ölçekleri denkleştirilerek birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle taşınmazın çevre taşınmazlarla birlikte konumunun gösterilmediği açıklanarak, taraf teşkili sağlandıktan sonra usulüne uygun şekilde orman araştırması yapılması” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ve davalı … İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesi gereğince 10 yıllık süre içinde kadastrodan önceki sebeplere dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Hemen belirtmek gerekir ki, bozmaya uyulmakla tarafların leh ve aleyhine usuli kazanılmış hak doğar. Ayrıca, Mahkemece bozma kapsamı çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak hüküm kurma yükümlülüğü ortaya çıkar. Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki; bozma ilamında; orman bilirkişi … tarafından düzenlenen 14.03.2014 havale tarihli raporda çekişmeli taşınmazın 1956 tarihli memleket haritasında yeşil renkli orman alanında kaldığı belirtilmesine karşın, dayanak hava fotoğrafları incelenmeksizin taşınmazın keşif günündeki fiili durumu dikkate alınarak orman sayılmayan yerlerden olduğu kanaatine varılmasının doğru olmadığı açıklanmasına rağmen uyulmasına karar verilen bozma ilamı uyarınca aldırılan 13.08.2018 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; taşınmazın 1956 ve 1983 tarihli memleket haritalarında “yaprak rumuzlu yeşile boyalı alanda” kaldığı belirtilmesine rağmen dayanak hava fotoğrafları incelenmemiş, bunun yanı sıra 1974 ve 1984 tarihli hava fotoğraflarında taşınmaz ve çevresinin tarımsal amaçla kullanılan yerlerden olduğu açıklanmasına rağmen memleket haritaları ile hava fotoğrafları arasındaki çelişkinin sebebi açıklanmamıştır.Bu haliyle rapor denetlemeye elverişsizdir.
Şu halde; Mahkemece bozma kararına uyulduğuna göre, bozma ilamında ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere öncelikle, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı, tespit tutanağının düzenlendiği tarihten 15 – 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, belirtilen hususlar gözardı edilerek, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekili ve davalı … İdaresi vekilinin hükme yönelik temyiz itirazlarının kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’ nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 02.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.