YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11099
KARAR NO : 2022/9916
KARAR TARİHİ : 07.12.2022
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda mahkemece verilen davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair kararın davacı … vekili, davacılar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … vekili, davacı … vekili, davacılar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … vekili, müdahil …, müdahil …, müdahil …, müdahil … vekili tarafından duruşma istemli, müdahil … vekili, müdahil … mirasçıları, müdahil …, müdahil …, müdahil … mirasçıları ve müdahil … mirasçıları vekili tarafından duruşma istemli, müdahil … vekili, müdahil … vekili, müdahiller …, … ve … vekili, davalı … vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, duruşma için yeterli masrafın olmadığı ve tamamlanması hususu temyiz eden vekillerine tebliğ edilmesine rağmen gerekli masraf yatırılmadığından duruşma istemi reddedilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
05.09.1963 tarihinden yapılan tapulama sırasında … İli ….,İlçesi …..,Köyünde bulunan 1.116.800,00 m² yüzölçümlü, 644 parsel nolu taşınmaz senetsizden mera vasfı ile …Köyü adına tesbit edilmiş, davacılar …, … ve … tarafından 06.09.1963 tarihli dilekçeler ile taşınmaz içerisinde kendileri tarafından imar ihya edilen kısımlar bulunduğu, 02.06.1967-01.07.1967 tarihleri arasında yapılan askı ilanı üzerine ise davacı … Yönetimi tarafından 28.06.1967 tarihinde taşınmazın orman olduğu öne sürülerek itiraz edilmesi üzerine komisyonca 26.09.1967 tarihli, 1105 sayılı yetkisizlik kararıyla tutanak ve ekleri Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. Mahkemece 28.12.1970 tarihli ve 1967/2372 Esas, 1970/2045 Karar sayılı karar ile davanın kanuni yoldan gelmediğine dayanılarak dosya Tapulama Müdürlüğüne geri gönderilmiştir.
Bilahare tapulama komisyonunca 06.06.1996 tarihli ve 1996/1 sayılı karar ile; taşınmazın bulunduğu köyde kirten serisi orman kadastro çalışmasının 05.07.1971 tarihinde ilan edilip kesinleştiği, taşınmaza ilişkin kadastro tutuanağının ise 02.06.1967 tarihinde ilana çıkarıldığını, ilan müddeti içerisinde itiraza uğradığını, itiraz kesinleşmeden aynı yerden geçen orman kadastrosunun kesinleşmemesi gerekirken kesinleştiği, komisyonun taşınmazın niteliğini belirleme yetkisi olmadığını açıklayarak tutanak ve eklerinin Kadastro Mahkemesine devrine karar verilmiştir.
Birleşen Manavgat Asliye Hukuk Mahkemesinin 1989/633 Esas sayılı dosyasında, davacı … 29.09.1989 tarihli dava dilekçesinde, dava konusu 644 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan ve sınırlarını bildirdiği yaklaşık yedi dönüm miktarındaki taşınmaz bölümünün 50-60 yıldan bu yana zilyetliğinde bulunduğunu öne sürerek adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda; tutanağı kesinleşmeyen taşınmazlar hakkında açılacak davalarda görevli mahkemenin kadastro mahkemeleri olduğu açıklanarak mahkemenin görevsizliğine, talep halinde dosyanın görevli Kadastro Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiş, davacı tarafın başvurusu üzerine Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir.
Birleşen Manavgat Asliye Hukuk Mahkemesinin 1989/634 Esas sayılı dosyasında, davacı … 29.09.1989 tarihli dava dilekçesinde, dava konusu 644 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan ve sınırlarını bildirdiği yaklaşık yirmi dönüm miktarındaki taşınmaz bölümünün 50-60 yıldan bu yana zilyetliğinde bulunduğunu öne sürerek adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda; 644 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan ve bilirkişi raporlarında “C” harfi ile gösterilen taşınmaza ilişkin davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı tarafça temyizi üzerine Dairenin 18.02.1997 tarihli ve 1996/5052 Esas, 1997/1053 Karar sayılı kararı ile özetle “… tutanağı kesinleşmeyen taşınmazlar hakkında açılacak davalarda görevli mahkemenin kadastro mahkemeleri olduğu açıklanarak görevsizlik kararı verilerek dosyanın kadastro mahkemesine gönderilmesi…” gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiş, mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamı uyarınca yapılan yargılama sonunda mahkemenin görevsizliğine, talep halinde dosyanın görevli Kadastro Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiş, davacı tarafın başvurusu üzerine dosya Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir.
Yargılamanın devamı esnasında …, …, …, …, …, …,…, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …,…, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … imar ihya, ırsen intikal ve zilyetliğe dayalı olarak, …..,, …, …, …, …, ….., … ve … ise dava konusu taşınmaz kısımlarını yargılamanın devamı esnasında satın aldıklarını öne sürerek müdahale talebinde bulunmuşlardır.
Mahkemece Orman İdaresinin davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine, sair -özel mülkiyete ilişkin tescil talepli- gerçek kişi davacılar ve asli müdahiller olan; …, …, … mirasçıları, … mirasçıları, … mirasçıları, …, …, …, …, …, …, …, …, …, ….., …, …, …, …, … …, …, ….., … .,, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … mirasçıları, … mirasçıları, … mirasçılarının, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … Ağaç, … mirasçıları, …, …, …, …, …, …, ….,, … mirasçıları ve diğer- davacı ve asli müdahillerin davalarının esastan reddine, dava konusu; … ili, Manavgat ilçesi, ….., Köyü 644 parsel sayılı, mera nitelikli uygulama kadastro tutanağına göre 793.832,71 m² yüzölçümlü taşınmaz ve Antalyı ili, …..,ilçesi, …Köyü, 726 parsel sayılı, mera nitelikli uygulama kadastro tutanağına göre 869.062,30 m² yüzölçümlü taşınmaz bakımından, Teknik Bilirkişi ……,’ın 16.02.2009 tarihli raporu ve ekindeki krokide; kıyı kenar çizgisi içinde kalan B, D harfleri ile gösterilen kısımların taşınmazdan ifrazı ile kumsal olarak tespit ve tescil harici bırakılmasına, A26, A27, A28, A29, A31, A32, A33, A34, A35, A39, A40, A41, A43, A45, A46, A47, A48, A8, A9, A12, A13, M, O, A1, A2, A3, A4, A5, A6, A7, ve …713-721…,732, 733 nolu OTS’lerle çevrili Kumluk Devlet Ormanı I ve IV ile bunun içinde kalan B7, B8, A9, A10, A11, B12, B46, B47, B48, B11, C12, A, B, C, D, E, F, G, H, I, J, K, L ile boşluk 1, boşluk 2, boşluk 3, boşluk 4, boşluk 5, boşluk 6, boşluk 7, boşluk 8 harf ve rumuzları ile gösterilen kısımların -teknik bilirkişi raporunda gösterilen yüzölçümleri ile- taşınmazdan ifrazı ile aynı adanın son parsel numarasından itibaren yeni parsel numaraları verilmek suretiyle orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazların bakiye kısımlarının tapulama tespiti gibi; kamu malı olarak mera vasfı ile sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına, Teknik Bilirkişi ….,’ın 16.02.2009 tarihli raporu ve ekindeki krokinin kararın eki sayılmasına, asli müdahiller …, …, …, …, …, …, … ve …’un talep ve davalarının; 6100 sayılı Kanun (HMK) 114/1-c, 115/1 hükümleri delaletiyle HMK’nin 115/2 hükmü uyarınca görevsizlik sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, görevli mahkemenin Manavgat Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verilmiş, hüküm davacı … vekili, davacılar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … vekili, davacı … vekili, davacılar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … vekili, müdahil …, müdahil …, müdahil …, müdahil … vekili, müdahil … vekili, müdahil … mirasçıları vekili, müdahil … vekili, müdahil … vekili, müdahil … mirasçıları vekili, müdahil … mirasçıları vekili, müdahil … vekili, müdahil … vekili, müdahiller …, … ve … vekili, davalı … vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
1…. İli Manavgat İlçesi …Köyü 726 parsel sayılı taşınmaza ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
HMK’nin 26.maddesi uyarınca, hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.
Somut olaya gelince; ….., köyü 644 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak yapılan kadastro tespitine davacılar …, …, …, … ve Orman İdaresi tarafından yasal süresi içerisinde itiraz edildiği, anılan parsele ilişkin olarak yapılan yargılama esnasında bir kısım gerçek kişilerin 3402 sayılı Kanun’un 26/D maddesi uyarınca davaya müdahale talebinde bulundukları nazara alınmaksızın, mahkemece hükme esas alınan ve Fen Bilirkişi Gürsel Dönmezkılıç tarafından tanzim edilen 16.02.2009 tarihli rapor ve eki krokide …Köyü sınırları içerisinde kaldığı belirtilen, kırmızı renge taralı olarak gösterilen ve dava konusu olmadıkları anlaşılan taşınmaz kısımları yönünden, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
2.644 (yeni 182 ada 28) parsel sayılı taşınmaza ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki;
1.Orman Araştırması Yönünden;
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden sonra 1971 yılında yapılan orman kadastrosu ve davanın devamı esnasında 1999 yılında yapılan henüz sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ve evvelce sınırlaması yapılmış ormanlarda 6831 sayılı Kanun’un 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece 03.05.2002 tarihinde gerçekleştirilen keşif neticesinde, Orman Mühendisi ….., … tarafından tanzim edilen 25.05.2002 tarihli bilirkişi raporunda; taşınmazın fen bilirkişi raporunda B ve C harfleri ile gösterilen toplam 418.600 m2’lik kısmının 1971 yılında yapılan orman kadastro çalışmalarında orman olarak sınırlandırıldığının, A ve D harfleri ile gösterilen kısımların ise orman sınırları dışında bırakıldığının, 1957 tarihli hava fotoğrafının stereoskop ile incelenmesinde A harfi ile gösterilen kısmın makilik, B ve C harfleri ile gösterilen kısımlarının doğusunun bozuk kızılçam koru ormanı, batısının ise makilik, D harfi ile gösterilen kısmın ise kuzeyinin boş arazi, güneyinin ise kumsalı olarak görüldüğü, 1962 tarihli memleket haritasında ise A harfi ile gösterilen kısmın makilik, B ve C harfleri ile gösterilen kısımlarının doğusunun ibreli orman ağaçları, batısının ise makilik, D harfi ile gösterilen kısmın ise kuzeyinin boş arazi, güneyinin ise kumsalı olarak görüldüğü bildirilmiş ise de, orman kadastro haritası, hava fotoğrafı ve memleket haritasında komşu parselleri de gösterir şekilde kadastro paftası ile çakıştırma yapılmadığı, taşınmazın 1999 yılında yapıldığı anlaşılan orman kadastro çalışmalarındaki konumunun değerlendirilmediği,
Mahkemece 20.05.2006 tarihinde gerçekleştirilen keşif neticesinde, Orman Mühendisleri … tarafından müşterek olarak tanzim edilen 03.07.2006 tarihli bilirkişi raporunda; taşınmazın 1958 tarihli memleket haritasında A1-…. -A48, B5, B11, B12, B17, B46, B47, B48, C12,, T1, T2, T3, Boşluk 1-2-3-4-5-6-7-8, M, N, O, V, Y, Z rumuzları ile gösterilen yerlerin tamamının yeşil renkli orman sınırları içerisinde kaldığı, 1971 yılında yapılan orman kadastro çalışmalarında ise G, K, A11, B11, B12, C12, B46, B47, B48, boşluk 5-6 ile gösterilen kısımların orman sınırları içerisinde kaldığı bildirilmiş ise de, memleket haritası dayanağı hava fotoğraflarının incelenmediği, yine taşınmazın 1999 yılında yapıldığı anlaşılan orman kadastro çalışmalarındaki durumunun irdelenmediği, yine önceki bilirkişi raporundan ayrılma sebeplerinin gösterilmediği tespit edilmiştir.
Mahkemece 17.12.2008 tarihinde gerçekleştirilen keşif neticesinde, Orman Mühendisleri… ve … …., tarafından müşterek olarak düzenlenen ve hükme esas alınan 16.03.2009 tarihli bilirkişi raporunda ise; 20.05.2006 tarihinde gerçekleştirilen keşif neticesinde, Orman Mühendisleri … tarafından müşterek olarak tanzim edilen 03.07.2006 tarihli bilirkişi raporundaki haritalar ve simgeleri bağlamındaki bulgu ve ifadelerin pek net olmadığı açıklandıktan sonra 1963 tarihli memleket haritası, 1971 tarihli orman kadastro haritası ve 1999 tarihli orman kadastro haritaları (….., …ve ……, Köylerine ilişkin orman kadastro haritaları) nazara alınarak değerlendirme yapılmış, …ve Aksaz Köylerine ilişkin orman kadastro çalışmalarına ait harita ve diğer belgeler dosya içerisinde bulunmadığından bilirkişi heyet raporunun denetlenememiş, en eski tarihli olduğu önceki bilirkişi raporlarında bildirilen 1958 tarihli memleket haritası ve dayanağı hava fotoğrafı bilirkişilerce incelenmemiş, yine incelendiği rapor edilen 1963 tarihli memleket haritasının dayanağı 1957 tarihli hava fotoğrafı ise komşu parselleri de gösterir şekilde kadastro paftası ile çakıştırma yapılarak rapor ekinde gösterilmemiştir.
Mahkemece her ne kadar orman araştırması yönünden 16.03.2009 tarihli bilirkişi kurulu raporu hükme esas alınmış ise de, dava konusu taşınmazın bitişik komşuları Aksaz ve …köyüne ilişkin kesinleşen orman kadastro çalışmalarına ilişkin harita ve belgeler dosya içerisine getirtilmeden, yine dava konusu taşınmaz ve komşu taşınmazlara ilişkin olarak 3402 sayılı Kanun’un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan çalışmalardan önce düzenlenen, önceki bilirkişi raporları ile çelişkili, yetersiz bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru görülmemiştir.
2.Kıyı Kenar Çizgisi Araştırması Yönünden;
Mahkemece 03.05.2002 tarihinde gerçekleştirilen keşif neticesinde Jeoloji Mühendisi ….., … tarafından 20.05.2002 tarihinde düzenlenen rapor ve ekindeki krokide, 20.05.2006 tarihinde gerçekleştirilen keşif neticesinde Jeoloji Mühendisi …….,tarafından düzenlenen rapor ve ekindeki krokide, sadece idare tarafından oluşturulan kıyı kenar çizgisine yer verildiği, hükme esas alınan 17.12.2008 tarihli keşifte ise jeoloji mühendisi bilirkişinin yer almadığı, fen bilirkişisince idare tarafından oluşturulan kıyı kenar çizgisinin rapor ekindeki krokide gösterilmekle yetinildiği, mahkemece idarece oluşturulan kıyı kenar çizgisinin hükme esas alındığı anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere, 362l sayılı Kıyı Kanunu’nun “kıyı kenar çizgisini” belirleme yöntemine ilişkin 5 ve 9. maddelerinin uygulanmasına yorum getiren ve görülmekte olan davalarda dikkate alınması zorunlu bulunan 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında “kural olarak, mülkiyet hukuku yönünden kıyı kenar çizgisi belirlenmesi görevinin idari yargıya ait olduğuna; ancak 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 9. maddesi uyarınca idare tarafından kıyı kenar çizgisi belirlenmiş ve yazılı bildirime rağmen yasal süresinde idari yargıya başvurulmaması nedeniyle yargı yolunun kapanmış olması veya idare tarafından verilip kesinleşmiş karar bulunması durumlarında, bunlara uygun şekilde kıyı kenar çizgisinin adli yargı tarafından saptanması gerektiğine” işaret edilmiştir. 3621 sayılı Kanun’un 5 ve 9. maddelerine göre de kıyı kenar çizgisinin belirlenmesi zorunludur. Anılan hususlar dikkate alınmadan bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3.Mera Araştırması Yönünden;
Dava konusu taşınmazın ve komşu …Köyü 726 parsel sayılı taşınmazın tapulama çalışmalarında mera olarak tespit edildiği anlaşılmakla, mahkemece, taşınmazın öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığı, taşınmazın toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden mera parselinden nasıl ayrıldığı, aralarında doğal ya da yapay ayırt edici bir sınır bulunup bulunmadığı, taşınmazın meradan açılan bir yer olup olmadığı, meranın devamı niteliğinde olup olmadığı tespit edilip, tarımsal niteliği belirlenmeden hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
4.3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/2-a Maddesi Uyarınca Yapılan Uygulama (Yenileme) Kadastrosu Yönünden;
Dava konusu taşınmaza ilişkin olarak, eldeki dava devam ederken, 2018 yılında 3402 sayılı Kanun’un 22/2-a maddesi uyarınca düzenlenen uygulama tutanağının Mahkemece davalı hale getirilerek dosya içerisine alındığı, 22/2-a çalışmalarında taşınmazın yüzölçümünün 793.832,71 m2 olarak belirlendiği, tutanak içeriğinde yüzölçümündeki farkın “parsel sınırının yeni belirlenen orman tahdit hattına göre oluşturulmasından” meydana geldiğinin açıklandığı, bunun yanı sıra dosya kendisine kıyı kenar çizgisi araştırması yönünden tevdi edilen ve mahkemece yapılan keşiflere iştirak etmeyen Fen Bilirkişisi Tefik … tarafından 09.07.2015 tarihinde düzenlenen rapor içeriğinde 20.05.2006 tarihinde yapılan keşfe iştirak eden Fen Bilirkişileri …tarafından düzenlenen rapor ve ekindeki krokide …Köyü tapulama sınırına … olarak gösterilen kısımların (kıyı kenar çizgisi yönünden) …Köyünde 3402 sayılı Kanun’un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan çalışmalarda dava konusu 644 parsel sayılı taşınmaz sınırları içerisinde bırakıldığının bildirildiği anlaşılmıştır.
5304 sayılı Kanun’un 6. maddesi ile değişik 3402 sayılı Kanun’un 22/1. maddesi uyarınca, evvelce kadastrosu ve tapulaması yapılmış yerlerde yeniden kadastro çalışması yapılamaz. Ancak; yetersiz kadastro paftalarının yenilenmesi, yüzölçümlerinin ve teknik hataların düzeltilmesi amacıyla aynı maddenin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca, yeniden çalışma yapılabilir ve bu çalışma ikinci kadastro sayılmaz. İkinci kez kadastro yapılamaz hükmünün istisnası olarak düzenlenen 3402 sayılı Kanun’un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan tesbitte, teknik sebeplerle yetersiz kalan, uygulama niteliğini kaybeden, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun şekilde göstermediği tesbit edilen paftalar yerine, ülke koordinat sistemine uygun sayısal haritaları düzenlenerek tapu kayıtlarının düzeltilmesi sağlanır. Ancak, mülkiyet ve mülkiyetle ilgili haklar ile parselasyon, arazi toplulaştırması, ıslah imar, sulama alanlarında arsa ve arazi düzenlemesi ve köy yerleşim haritaları yenileme çalışması kapsamı dışındadır. 3402 sayılı Kanun’un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan yenileme kadastro çalışmaları 5304 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek-1/1. maddesi uyarınca, aynı Kanun’un 11. maddesine göre ilân edilir ve ilân süresi içerisinde dava açılmayan taşınmaz malların kayıtlarında gerekli düzeltme yapılır.
Kadastro mahkemesinin genel olarak görevi, 3402 sayılı Kanun’un 25. maddesinde; zaman bakımından görev ve yetkisi ise aynı Kanun’un 27. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre, kadastro mahkemeleri, dava konusu taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmesi halinde ve askı ilân tarihleri içerisinde açılacak davalarda görevlidir. Hal böyle olunca, 3402 sayılı Kanun’un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan tesbitlere karşı askı ilân süresi içerisinde dava açılması halinde, Kadastro Mahkemesi görevli olup, mahkemece yapılacak inceleme, yetersiz kadastro paftalarının yenilenmesi, yüzölçümlerinin ve teknik hataların düzeltilmesi işleminin kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun yapılmadığı hususlarının araştırılmasına ilişkindir.
Bu nedenle; mahkemece, taşınmazın yenilemeden sonraki çapı haritası ve tutanağı getirtilerek, yapılan çalışmanın 3402 sayılı Kanun’un 22/2. madde (a) bendiyle, Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilinde Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usûl ve Esaslara İlişkin 26.11.2006 tarihli ve 26361 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik (28.10.2018 tarihli ve 30576 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi Ve Tapu Sicilinde Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usul Ve Esaslara İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile yönetmeliğin adı “Kadastro Güncelleme Yönetmeliği” olarak değiştirilmiştir) hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığı saptanmadan, parsel sınırlarına ve miktarına göre değerlendirme yapılmadan, 3402 sayılı Kanun’un 22/2. madde (a) bendine göre yapılan kadastro işlemine yönelik davanın esasına ilişkin infaza elverişli bir hüküm kurulmaması doğru görülmemiştir.
5.Tüm bunların yanı sıra dava konusu taşınmaza komşu parsellerin tutanak ve dayanaklarının eksiksiz olarak dosya içerisine getirtilip uygulanmadan; dava konusu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmadan, gerçek kişilerin imar ihya iddialarına ilişkin olarak da tespit tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ve memleket haritaları incelenmeden hüküm kurulması da doğru görülmemiştir. (……, Köyü sınırları içerisinde kalan komşu taşınmazlar ile TKGM Parsel Sorgu Uygulamasına göre taşınmazın kuzey batı sınırının …Köyü, güney doğu sınırının ise ….., Köyü kadastro çalışma alanı ile sınır olduğu nazara alınarak bu köylerde kalan komşu taşınmazların -örneğin; …Köyü 138 ada 288 parsel numaralı orman niteliğindeki taşınmaz, …..,Köyü 148 ada 50 parsel sayılı orman niteliğindeki taşınmaz- tutanak ve dayanakları)
O halde; Mahkemece öncelikle dava konusu taşınmaz ve komşu …ve ……, köylerinde bilirkişiler tarafından yapıldığı bildirilen orman tahditlerine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği, yöreye ait en eski ve tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere (bitişik sınır komşu köylerde dahil olmak üzere) ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri, 3402 sayılı Kanun’un 22/2-a maddesi uyarınca düzenlenen (komşu …Köyü 726 parselde dahil olmak üzere) çap haritası ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra, mahallinde tarafsız, yöreyi iyi bilen, taşınmazın bulunduğu köyde ve komşu köylerde ikamet eden, elverdiğince yaşlı şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları ile halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç yüksek orman mühendisi bilirkişi, üç ziraat mühendisi bilirkişi, üç jeolog ya da jeomorfolog bilirkişi, bir inşaat mühendisi, üç fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yapılacak inceleme ve keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, 22/a paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalıdır.
Yukarıda açıklandığı gibi yapılan tahdit araştırmasından sonra 1971 tarihli orman kadastro çalışmalarının tespit tarihinden sonra, 1999 tarihli orman kadastro çalışmalarının ise davanın devamı esnasında yapıldığı nazara alınarak yöreye ait “en eski” tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ve varsa ilgili Yargıtay ilamlarının örnekleri ilgili yerlerden getirtilip çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi ile orman bilirkişileri eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı, kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediğinin belirlendiği, taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
Ayrıca, jeolog ya da jeomorfolog, jeodezi ve fotogrametri mühendisi, inşaat mühendisi ve fen bilirkişisi aracılığı ile 13.03.1972 tarihli ve 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanan kıyı şeridinin nasıl tespit edileceğine dair kural ve yöntemler ile 17.04.1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 4. maddesindeki tanımlar ve 9. maddesi hükmü mahkemece gözönünde tutularak, topoğrafik memleket haritalarından da yararlanılarak kıyı kenar çizgisi tespit edilmeli, keşfen tespit edilen kıyı kenar çizgisi ile Bakanlık tarafından onaylanan kıyı kenar çizgisi bilirkişiler tarafından kroki üzerinde gösterilmeli, farklılık olması halinde sebebi açıklanmalı, çevre parseller hakkında kesinleşmiş kıyı kenar çizgisi bulunup bulunmadığı araştırılmalı, bulunduğunun tespit edilmesi halinde kesinleşen kıyı kenar çizgisinin eldeki davada belirlenen kıyı kenar çizgisi ile çelişip çelişmediği göz önünde bulundurulmalı, çekişmeli taşınmazın tamamen veya kısmen kıyı kenar çizgisi içinde kalıp kalmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir.
Bundan sonra, çekişme konusu taşınmaza ilişkin yöntemine uygun tahsisli ve kadim mera araştırması yapılmalı, keşif sırasında dava konusu taşınmazın öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığı, dava konusu taşınmaz ile komşu mera parseli arasında ayırıcı nitelikte bir unsur bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mahkemece yapılacak gözlem tutanağa geçirilmeli, taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, taşınmazın öncesinin mera olup olmadığı, zaman içinde sınırlarında genişleme olup olmadığı hususunda yerel bilirkişi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanakları ve dayanakları ile denetlenmeli, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı, üç kişilik ziraat bilirkişi kurulundan dava konusu taşınmazın öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığını, taşınmazın toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden mera parselinden nasıl ayrıldığını, aralarında doğal ya da yapay ayırt edici bir sınır bulunup bulunmadığını, taşınmazın meradan açılan bir yer olup olmadığını, meranın devamı niteliğinde olup olmadığını açıklayıp, tarımsal niteliğini belirten, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, somut verilere dayalı, yan görünüş (kesit) krokisi ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınmalı, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelemesi yaptırılarak dava konusu taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğu hususunda ayrıntılı rapor aldırılmalıdır.
Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat mühendisi bilirkişilerden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve krokinin yanı sıra, yetersiz kadastro paftalarının yenilenmesi, yüzölçümlerinin ve teknik hataların düzeltilmesi işleminin kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun yapılmadığına ilişkin rapor alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun’un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 07.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.