YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8588
KARAR NO : 2023/1163
KARAR TARİHİ : 14.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tefecilik
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.04.2012 tarihli ve 2012/4732 Soruşturma, 2012/2232 Esas, 2012/890 numaralı İddianamesiyle sanıklar … ve … hakkında tefecilik ve tehdit suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 241 inci maddesinin birinci fıkrası, 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları, 53 üncü maddesi gereği hak yoksunluklarına ve 54 üncü maddesi uyarınca müsadereye hükmolunması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. … 5. Asliye Ceza Mahkemesi, 18.06.2013 tarihli ve 2012/451 Esas, 2013/364 sayılı Kararı ile sanıkların tehdit suçuna ilişkin eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 148 inci maddesinin bir ve ikinci fıkraları delaletiyle aynı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde düzenlenen yağma suçunu oluşturabileceğinden bahisle görevsizlik kararı vererek dosyayı eylemler arasındaki bağlantı nedeniyle tefecilik suçu yönünden de … 1. Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir.
3. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.05.2014 tarihli ve 2013/407 Esas, 2014/150 sayılı Kararı ile her iki sanığın tefecilik ve sanık …’in yağma suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine, sanık … hakkında iddianame yerine geçen görevsizlik kararı ile yağma suçundan açılan davada ise eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde düzenlenen tehdit suçunu oluşturduğu kabulüyle bu suçtan 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
4. Katılan … vekilinin sanıklar hakkında tefecilik suçundan kurulan beraat hükümlerini temyiz etmesi üzerine yapılan temyiz incelemesinde; Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 22.09.2020 tarihli ve 2020/1676 Esas, 2020/1149 sayılı Kararı ile sanıkların tefecilik suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
5. Bozma üzerine dosyayı ele alan … 1. Ağır Ceza Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde 19.04.2021 tarihli, 2020/332 Esas, 2021/183 sayılı Kararı ile sanıkların tefecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 241 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 10.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve 53 üncü maddesi gereği hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık … müdafiinin temyiz itirazları, sanığın üzerine atılı suçun unsurları itibarıyla oluşmadığına ve sair nedenlere ilişkindir.
2. Sanık … ve müdafiinin temyiz itirazları, sanığın üzerine atılı suçun unsurları itibarıyla oluşmadığına, temel ceza belirlenirken gerekçesiz olarak alt sınırdan uzaklaşıldığına ve sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanıklar hakkında katılan …’a faiz karşılığı para verdikleri gerekçesiyle tefecilik suçundan iddianame düzenlenmiştir. Her ne kadar sanıklar … ve … üzerlerine atılı suçu işlemediklerini savunmuş iseler de; her iki sanığın da savunmalarında katılandan borç para verme karşılığında senet aldıklarına dair kabulleri, sanık …’ün katılan …’e nakit parası olduğunu ve bu parasını değerlendirmek maksadıyla vermek istediğini beyan ve ikrar etmesi karşısında, parayı denkleştiremediğinden ödeme yapamamasının hayatın olağan akışına aykırı olması, bununla birlikte sanığın vermediği para karşılığında senet alması, senet aslının da diğer sanık …’de olması, yine adli emanette kayıtlı 10.000,00 TL tutarlı senedin katılandan ayrıca alınmış olması, bu senedin de 6.000,00 TL nakit karşılığında verilen paraya ilişkin olduğuna dair savunmanın kanıtlanmamış olması, keza 6.000,00 TL para karşılığında 10.000,00 TL senet almanın da faiz karşılığı ödünç para verme olduğu, bu haliyle sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 241 inci maddesinde düzenlenen tefecilik suçunu oluşturduğu, adli emanette kayıtlı senedin suçun delili olduğu, sanıklardan birinin para verdiğinin diğerinin ise para karşılığı olarak senet aldığının, savunmalar ve katılan …’ın beyanı ile de sabit olduğu ve sanıkların iştirak halinde eylemi gerçekleştirdikleri Mahkemece kabul edilmiş ve tefecilik suçundan cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1. 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlarla aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” şeklindeki yasal düzenlemeler ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, olayın oluş şekli ve süresi, meydana gelen zararın ağırlığı, sanıkların suçu sürdürmedeki ısrarlı tutumu göz önüne alınarak temel cezanın hak ve nesafete uygun bir şekilde belirlenmesi gerekirken, Dairemizce de yerinde görülen mahkemenin kabulüne göre tek bir eylemi ile tefecilik suçunu işleyen sanıklar hakkında “suçun işleniş şekli, meydana gelen zarar, sanıkların kastının yoğunluğu dikkate alınarak” şeklindeki maddede yazılı ibarelerin soyut tekrarıyla yetinilip alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kullanılmak suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 241 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca temel cezanın alt sınırdan fazlaca uzaklaşılarak belirlenmesi suretiyle aynı Kanun’un 3 ve 61 inci maddelerine aykırı davranılmıştır.
2. Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılması gerekmektedir.
3. Katılan Hazinenin gerekçeli karar başlığında müşteki olarak gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine ve adli para cezasının bir gün karşılığı belirlenirken uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası hüküm fıkrasında gösterilmeyerek 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.04.2021 tarihli ve 2020/332 Esas, 2021/183 sayılı Kararına yönelik sanık …’in ve sanıklar müdafiilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.02.2023 tarihinde karar verildi.