Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2022/16519 E. 2023/173 K. 12.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/16519
KARAR NO : 2023/173
KARAR TARİHİ : 12.01.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, mala zarar verme

Sanık müdafiinin yüzüne karşı 15.03.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde tefhim edilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 13.04.2022 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu belirlenmiştir.
Şikayetçi …’ın, sanığa yükletilen mala zarar verme suçundan açılan kamu davasında katılan sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı belirlenmiştir.
Katılan … vekili ile katılan İçişleri Bakanlığı vekilinin temyizleri yönünden sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Mala Zarar Verme Suçu Yönünden
1. Sanık hakkında mala zarar verme suçundan bozma öncesi kurulan hükümde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 152 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 168 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Yerel Mahkemenin kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 21.10.2020 tarihli ve 2016/17745 Esas, 2020/13044 Karar sayılı kararıyla “Sanığın kamu aracına zarar vermediğini belirten savunmaları, olay yerinde tutulan tutanaklarda sanık …’ın, aracın kapısına tekme atarak zarar verdiğinin belirtilmesi, mağdurlar … ve …’ın ifadelerinde de sanık …’ın araca zarar verdiğini belirtmeleri karşısında, bu hususlar yöntemince tartışılmadan, dosya içeriğine uymayan, yetersiz ve yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararıyla sanık hakkında mala zarar verme suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
B. Tehdit Suçu Yönünden
1. Sanık hakkında tehdit suçundan bozma öncesi kurulan hükümde; 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi ile ikinci fıkrasının (c) bendi, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Yerel Mahkemenin kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 21.10.2020 tarihli ve 2016/17745 Esas, 2020/13044 Karar sayılı kararıyla; “Sanıklar hakkında birden fazla kişi ile tehdit suçundan cezanın doğrudan TCK’nın 106/2-c maddesi gereği belirlenmesi gerekirken TCK’nın 106/1-1 maddesinden belirlenerek cezanın tespitinin yapılması ve sanıkların olay günü katılan …’in gıyabında tehdit sözlerini sarfettikleri olayda, tehdit eylemlerinin olay yerinde tutulan tutanakta belirtildiği, katılan …’in beyanında da eylemlerin gıyabında gerçekleştiğini öğrendiğini belirtmesi karşısında, katılanın gıyabında gerçekleşen tehdit eyleminde birden fazla kişi ile tehdit suçunun korkutuculuk özelliğinin gerçekleşmediği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi” nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararıyla; 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi ile 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 8 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Mala Zarar Verme Suçundan Verilen Hüküm Yönünden
1. Katılan İçişleri Bakanlığı Vekilinin Temyizinin
Sanık hakkında yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan usul ve Yasa’ya aykırı şekilde karar verildiği, sanığın yüklenen suçu işlediğinin sabit olması nedeniyle cezalandırılması gerektiği, bu nedenle ve re’sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
2. Katılan … Vekilinin Temyizinin
Sanığın, temyiz dışı diğer sanık …’la birlikte görevi yaptırmamak için direnme suçunu işledikleri sırada kamu malına zarar verdiklerinin sabit olduğu, polis mağdurların anlatımları ve olay tutanağından anlaşıldığı üzere sanığın mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesinin usul ve Yasa’ya aykırı olduğu, bu nedenle ve re’sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
B. Tehdit Suçundan Verilen Hükme Yönelik Katılan … Vekilinin Temyizinin
Sanığın “birden fazla kişiyle tehdit” suçundan cezalandırılması gerekirken “tehdit” suçundan cezalandırılmasının usul ve Yasa’ya aykırı olduğu, olayda birden fazla kişiyle tehdit suçuna ilişkin korkutuculuk özelliğinin gerçekleştiği açık iken Mahkemece suçun vasfında hataya düşüldüğü, bu nedenlerle ve re’sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Müştekilerin polis memurları oldukları, suç tarihinde Eğitim ve Araştırma Hastanesinde kavga olayının anons edilmesi üzerine olay yerine gittikleri, müştekilerin hastaneye gittiklerinde devam eden bir kavga olayının olmadığı, sanıkların daha önceki bir olaydan dolayı acil önünde … Üniversitesi Rektörü mağduru kastederek “… Üniversitesi Rektörünün a…..koyayım, bu rektörü yarın öldüreceğim, bu rektörü kimse elimden alamaz ” şeklinde bağırmaları üzerine müşteki polis memurlarının müdahale ettikleri, her iki sanığın polis aracına binmeyerek müştekilere direndikleri, görevli polis memurlarının kademeli olarak güç kullanarak sanıkları etkisiz hale getirdikleri, sanıkların polis aracına binecekleri sırada araca tekme atarak zarar verdikleri, sanıkların zararı giderdiği, müştekilerin sanıklardan şikayetçi oldukları, bu şekilde sanıkların müsnet suçları ayrı ayrı işledikleri şeklinde iddia olunan olayda,
Bozma ilamına uyma kararı veren Yerel Mahkemece katılanın gıyabında gerçekleşen tehdit eyleminde birden fazla kişi ile tehdit suçunun korkutuculuk özelliğinin gerçekleşmediği, bu nedenle sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde düzenlenen “Tehdit” suçuna sebebiyet verdiği kabul olunmuştur.
Bozma ilamına uyma kararı veren Yerel Mahkemece, her ne kadar sanık … hakkında mala zarar verme suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de, sanığın kamu aracına zarar vermediğini belirten savunmaları, olay yerinde tutulan tutanaklarda temyiz dışı diğer sanık …’ın, aracın kapısına tekme atarak zarar verdiğinin belirtilmesi, polis mağdurların beyanlarında da sanık …’ın araca zarar verdiğini belirtmeleri karşısında, sanık …’un üzerine atılı “Kamu Malına Zarar Verme” suçunu işlediği hususunda şüphenin bulunduğu ve sanık … hakkında “Kamu Malına Zarar Verme” suçundan açılan kamu davasında isnat edilen fiilin sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı kabul olunmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Müdafiinin Temyizi Yönünden
Karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra temyiz isteğinde bulunulduğu, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği resen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz isteğinin,1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Katılan … Vekili ile Katılan İçişleri Bakanlığı Vekilinin Temyizleri Yönünden
1. Sanık Hakkında Mala Zarar Verme Suçundan Verilen Hükmün Temyizinde
a. Şikayetçi … Vekilinin Temyizi Yönünden
Mala zarar verme suçu yönünden şikayetçinin kamu davasında katılan sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği resen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, şikayetçi … vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
b. Katılan İçişleri Bakanlığı Vekilinin Temyizi Yönünden
Sanığın kamu aracına zarar vermediğini belirten savunmaları, olay yerinde tutulan tutanaklarda temyiz dışı diğer sanık …’ın, aracın kapısına tekme atarak zarar verdiğinin belirtilmesi, polis mağdurlar … ve …’ın ifadelerinde de temyiz dışı diğer sanık …’ın araca zarar verdiğini belirtmeleri karşısında, sanığın atılı suçtan beraatine dair Mahkemenin inanç ve taktirinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Sanık Hakkında Tehdit Suçundan Verilen Hükmün Temyizinde
a. Katılan … Vekilinin Temyizi Yönünden
i. Katılan Vekili Tarafından İleri Sürülen Suç Vasfına Yönelik Temyizde
Tüm dosya kapsamı, polis mağdurların aşamalarda değişmeyen istikrarlı anlatımları ve olay tutanağı ile Olay ve Olgular başlıklı bölümde belirtilen deliller karşısında, katılanın gıyabında gerçekleşen tehdit eyleminde birden fazla kişi ile tehdit suçunun korkutuculuk özelliğinin gerçekleşmediği anlaşıldığından eylemin, 5237 sayılı Kanunu’nun 106 ncı maddesinin ilk cümlesi kapsamında tehdit suçunu oluşturduğu anlaşılmakla, suç vasfının belirlenmesine yönelik Mahkemesinin inanç ve taktirinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
ii. Sair Temyiz Sebepleri Yönünden
Sanığa yükletilen tehdit eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
A. Sanık Müdafiinin Temyizi Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanunun 317 nci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Katılan … Vekili ile Katılan İçişleri Bakanlığı Vekilinin Temyizleri Yönünden
1. Sanık Hakkında Mala Zarar Verme Suçundan Verilen Hükmün Temyizinde
a. Şikayetçi … Vekilinin Temyizinde
Gerekçe bölümünün (B.1.a) bendinde açıklanan nedenle, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararına yönelik şikayetçi … vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanunun 317 nci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
b. Katılan İçişleri Bakanlığı Vekilinin Temyizinde
Gerekçe bölümünün (B.1.b) bendinde açıklanan nedenlerle, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
2. Sanık Hakkında Tehdit Suçundan Verilen Hükmün Temyizinde
Gerekçe bölümününü (B.2) bendinde açıklanan nedenlerle, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.01.2023 tarihinde karar verildi.