YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/24729
KARAR NO : 2022/15804
KARAR TARİHİ : 29.11.2022
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün temyizen tetkiki davacı vekili ve davalılar vekili tarafından talep edilmiş olup, davalılar vekilince duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 29.11.2022 Salı günü davacı vekili Av. … geldi. Davalılar tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ”Ekşi Sözlük” adlı paylaşım sitesinde 11/06/2019 tarihinden önce kullanıcılardan biri tarafından ”… İlişki iddiası” başlığıyla açılan hukuka aykırı başlık nedeniyle taraflarınca ilgili yayına erişimin engellenmesi için başvuruda bulunulduğunu, bahse konu başlığın davacıya yönelik asılsız bir iddia içerdiğini, bu sebeple, gerçek dışı, küçük düşürücü ve yakışıksız bir iddianın internet ortamında yayılarak davacının kişilik haklarına yapılan saldırının daha fazla mağduriyet yaratmaması adına ilgili linke erişimin engellenmesi için taraflarınca hukuki müracaat yapılması sonucu Sulh Ceza Mahkemesince paylaşımın yayından kaldırılmasına karar verilmiş olsa da davalı Birgün.net isimli internet sayfasında, davalı gazeteye ait resmi Twitter hesabı olan @BırGun_Gazetesi adlı hesapta ve davalı gazetede bu başlıkla ilgili haber yapıldığını, böylece ulusal bir gazetede ve gazeteye ait internet sayfasında yayınlanarak asılsız ve yakışıksız iddianın ülke gündemine düştüğünü, ilgili gazetenin internet sayfasında gerçek dışı konuya ilişkin üç ayrı paylaşım yapıldığını, davalının basın ifade özgürlüğünün sınırlarını aşarak yaptığı sözde haberin davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu, somut olayda gerçek dışı, asılsız iddialarla halkı bilgilendirme ve kamu hizmeti adı altında istismar edilen basın özgürlüğünün sınırlarının aşıldığını, hiçbir somut dayanağı olmayan tümüyle asılsız bu iddiaların açıklanmasının altında yatan gerçeğin davacı ve davacı nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Hükümet ve yöneticilerini Türk kamuoyunda itibarsızlaştırarak yıpratmak olduğunu belirterek 100.000,00 TL’nin internet haberleri ve paylaşımları nedeniyle 150.000,00 TL’nin gazetede yayınlanan haber nedeniyle yayın tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalılardan tahsiline ve kararın tirajı yüksek iki gazetede ilanen yayınlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu ”Ekşi Sözlük”te açılan başlıkla ilgili olarak davacı … tarafından Sulh Ceza Hakimliği’ne yapılan başvuru sonucu İstanbul Anadolu 1. Sulh Ceza Hakimliği’nin 18/06/2019 tarih ve 2019/4832 D.iş sayılı kararı ile bu başlık ve o tarihe kadar altındaki yorumlara erişimin engellenmesine karar verildiğini, mahkeme tarafından erişim engeli getirilmesinin “Ekşi Sözlük’teki … başlığı kaldırıldı” başlığı ile haber olarak verildiğini, dava dilekçesindeki anlatımların aksine gerçek ve de güncel olan haberle davacının … isimli kişi ile ilişkisi olduğu iddiasında bulunulmadığını, böyle bir iddianın davalı tarafından ortaya atılmadığını, haberleştirilen hususun Ekşi Sözlük’te böyle bir başlığın açıldığı ve engellendiği şeklinde olduğunu, habere konu olan bu başlığın erişime engellendiği hususunun tartışmasız bir biçimde gerçek olduğunu ve basının olayları haber vermesinin engellenemez olduğunu belirterek haksız davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince; davalı tarafından verilen haberde ”Ekşi Sözlük”de … ve … başlığının kaldırıldığından bahsedildiği, davacının tanınmış bir kişiliğe sahip olması da göz önüne alındığında davaya konu haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kalıp kamu yararını amaçladığı ve kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik olduğu, davacının kişilik haklarına saldırı niteliğindeki ifadelere yer verilmediği, haberin veriliş biçimi ve bütünlüğü çerçevesinde basının haber verme hakkı ve eleştiri sınırları içerisinde kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuş; bölge adliye mahkemesince; ”Ekşi Sözlük” adlı sosyal paylaşım platformunda 11/06/2019 tarihinde kullanıcılardan biri tarafından “… … ilişkisi” şeklinde açılan paylaşım hakkında mahkemece erişimin engellenmesine karar verildiği, davalı gazete tarafından bu engellenme olayının 21/06/2019 tarihinde haberleştirildiği, engelleme kararına rağmen davalı gazetenin internet sayfasında da bu kez …’ ın yüzünün terini mendille sildiği fotoğraf ve yanına …’un fotoğrafı konularak “Ekşi Sözlükteki … ile … başlığı kaldırıldı” yayınının yapıldığı ve insanların yorum yapmasının sağlandığı, yine aynı gün 4 saat aralıkla aynı haberin yapılmaya devam edildiği, mahkeme kararı ile yayına ulaşımın engellenmesine rağmen ”Ekşi Sözlük”teki “… … başlığı kaldırıldı” şeklindeki ifadelerle davacı ile …’un fotoğrafı konularak paylaşımın ısrarlı bir şekilde gündeme getirildiği, burada kişilik haklarına saldırının amaçlandığı, gerçek olmadığı tespit edilen bir olayın kısa aralıklarla sürekli gündeme getirilip haberleştirilmesinin kişilik haklarına ağır saldırı niteliğinde olduğu, davalı tarafın TMK’nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kurallarına aykırı davrandığı ve mahkemenin kaldırma kararını işlevsiz hale getirerek davacının kişilik haklarının ihlal ettiği ve itibarının zedelenmesine bilerek yol açtığı, bunun yanında habere konu olay ile ilgili iddiayı destekler nitelikte herhangi bir bilgi ve maddi olgu olmamasına rağmen insanlarda böyle bir olayın varlığı konusunda algı oluşturacak şekilde haber yapıldığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile, 60.000,00-TL manevi tazminatın 21/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, yayın talebinin ve fazlaya dair talebin reddine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına, dava şartları, delillerin toplanması ve hukukun uygulanması bakımından da hükmün bozulmasını gerektirir bir neden bulunmamasına göre tarafların yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün HMK’nun 370/1. maddesi gereğince ONANMASINA, HMK 373. maddesi uyarınca dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk dairesine gönderilmesine, 8.400,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 21,40 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, aşağıda dökümü yazılı 4.039,30 TL kalan onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına 29.11.2022 gününde Üye … ve Üye …’ün karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, Ekşi Sözlük isimli sosyal medya paylaşım sitesinde müvekkili hakkında asılsız bir haber yapılıp yayınlandığını, yayın aleyhine erişimin engellenmesi kararı aldırıldığını, buna ilişkin olarak Birgün Gazetesinin internet sayfasında bu konunun haberleştirildiğini, haber verilirken erişimin engellenmesi kararı etkisiz hale gelecek şekilde tekrar yayının internet ortamında yayınlanarak kişilik haklarına zarar verildiğini, haberin bakan olan müvekkili üzerinden hükümeti ve bakanı itibarsızlaştırmanın amaçlandığını belirterek manevi tazminat ödenmesine ve kararın yayınlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili; Ekşi Sözlük isimli sosyal medya paylaşım sitesinde yer verilen bir haberin ve bu habere erişimin mahkeme kararıyla engellendiğine dair bilgileri içeren haber yapıldığına bahse konu sitede böyle bir haberin yapıldığının ve habere erişim engeli getirildiğinin gerçek olduğunu, müvekkiline ait internet sitesinde gerçek bilgilerin haberleştirildiğini ve yayında mahkeme kararı da dahil tüm bilgilerin doğru olarak verildiğini, bu itibarla yayının basın özgürlüğü kapsamında kaldığını beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince; söz konusu haberin gerçeğe uygun olduğu, davacının ülkede tanınmış siyasetçi olduğu, davaya konu haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kalıp veriliş biçimi ve bütünlüğü çevresinde eleştiri sınırları içerisinde kalınarak haber yapılmış olduğundan davanın reddine karar verilmiş, söz konusu karara karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesinin kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamından; davacı …’ın haber tarihinde Hazine ve Maliye Bakanı olduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu uyuşmazlık; davacı hakkında yapılan haber nedeniyle davacının şöhret ve itibarına saygı gösterilmesini isteme hakkı ile davalıların basın özgürlüğü arasındaki dengenin doğru kurulup kurulmadığına ilişkindir.
Anayasa’nın 28. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca basın özgürlüğünün sınırlanmasında ifade özgürlüğünün sınırlandırılmasına ilişkin hükümler uygulanır. Bu anlamda basın özgürlüğü, ifade özgürlüğünün farklı bir görünümü olarak karşımıza çıkar. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) ve Anayasa Mahkemesine (AYM) göre ifade özgürlüğü, demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan olup, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil incitici, şok edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. İfade özgürlüğü, yokluğu hâlinde demokratik bir toplumdan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir (AİHM: Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72, 7/12/1976, par.49; Von Hannover/Almanya (No:2), B. No: 40660/08 ve 60641/08, 7/2/2012, par.101); (AYM: Medya Gündem Dijital Yayıncılık Ticaret A.Ş, B. No: 2013/2623, 11/11/2015, par.31 [G.K.]; D.Ö, B. No: 2014/1291, 13/10/2016, par.56 [G.K.]; Koray Çalışkan, B. No: 2014/4548, 5/12/2017, par.18; Kemal Kılıçdaroğlu ( 3 ), B. No: 2015/1220, 18/7/2018, par.28).
Anayasa Mahkemesi pek çok kararında, ifade özgürlüğünün özel güvencelere bağlanmış şekli olan ve Anayasa’nın 28. maddesinde düzenlenen basın özgürlüğünün, demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olup bireylerin gelişmesi ve toplumun ilerlemesi bakımından gerekli temel şartlardan birini oluşturduğunu ifade etmiştir (AYM; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, par.69; Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, par.34-36; Mustafa Nihat Behramoğlu ve Diğerleri, B. No: 2015/11961, 11/6/2018, par.40). Bu bağlamda ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğü demokrasinin işleyişi için hayati önemdedir (Bekir Coşkun, par.34-36 ). Basın özgürlüğünün kamuoyuna çeşitli fikir ve tutumların iletilmesi ve bunlara dair bir kanaat oluşturması
bakımından en etkili araçlardan birini oluşturduğu açıktır (AYM; İlhan Cihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014, par.63).
Ancak belirtmek gerekir ki basın özgürlüğü sınırsız değildir. Anayasa’nın 17. maddesi gereğince, bireyin manevi varlığının bir parçası olan şeref ve itibara üçüncü kişilerin saldırılarını önlemek de yargı mercilerinin görevleri arasındadır. Mahkemeler, Anayasa’nın 17. maddesi gereğince kişilik haklarını korurken aynı zamanda Anayasa’nın 26. ve 28. maddeleri gereğince ifade ve basın özgürlüklerinin gerçek ve etkili bir biçimde korunmasını sağlama yükümlülüğü sebebiyle yarışan haklar arasında adil bir denge kurmak zorundadır. Bu denge kurulurken Anayasa’nın 13. maddesi kapsamında hakkın özüne dokunulmamalı, demokratik toplum düzeninin gerekleri ve sınırlama amacı ile aracı arasındaki ölçü gözetilmelidir (AYM; Nilgün Halloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2014, par.43). Bu anlamda, mahkemece dayanılan gerekçelerin, ifade özgürlüğünü kısıtlama bakımından “demokratik toplum düzeninin gerekleri” ve “ölçülülük” ilkelerine uygun olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı denetlenmelidir. Mahkeme, düşüncelerin açıklanması ve yayılmasına yönelik olarak tazminata karar verirken düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün kullanılmasından kaynaklanan yarardan çok daha ağır basan, korunması gereken bir yararın varlığını somut olgulara dayanarak göstermelidir (AYM; Mustafa Ali Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, par.114).
Mahkemeler, yarışan haklar arasında dengeleme yaparken; yayında kamu yararı bulunmasına, kamusal yarara dair bir tartışmaya katkı sağlamasına, toplumsal ilginin varlığına ve konunun güncel olmasına, haber veya makalenin konusu ile yayımlanma şartlarına, bunlarda kullanılan ifadelerin türüne, yayının içeriğine, şekli ve sonuçlarına, habere yönelik kısıtlamaların niteliğine ve kapsamına, haberde yer alan ifadelerin kim tarafından dile getirildiğine, hedef alınan kişinin kim olduğuna ve tanınırlık derecesi ile ilgili kişinin önceki davranışlarına dikkat etmelidir (AYM; Mustafa Nihat Behramoğlu ve Diğerleri, par.47).
Somut olayda, Birgün Gazetesi’nin 25/06/2019 tarihli internet sitesindeki yayınında; “Ekşi Sözlük’teki Berak Albayrak – Ö…U… başlığı kaldırıldı” isimli haber yapılarak davacının ve dava dışı Ö.U.’nun fotoğraflarına yer verildiği, haber içeriğinde ise; “Ekşi Sözlük’te açılan “… Ö… U… ilişkisi iddiası” başlığı Hazine ve Maliye Bakanı …’ın talebi üzerine kaldırıldı. Ekşi Sözlük’te açılan “… Ö… U… ilişkisi iddiası” başlığına erişim engeli getirildi. Başlığa tıklayanlar “İstanbul Anadolu 1. Sulh Ceza Hakimliğinin …’ın talebi üzerine verdiği 18/06/2019 tarih ve 2019/4832 D.İş sayılı kararı uyarınca bu başlıkta yer alan içeriklere erişimin engellenmesine karar verilmiştir” uyarısıyla karşılaşıyor. Ayrıca Birgün Gazetesi’nin 22/06/2019 tarihli nüshasının 7. sayfasında aynı haberin, tamamen aynı başlık ve cümlelerle davacı ve dava dışı Ö.U.’nun fotoğraflarıyla birlikte yer aldığı anlaşılmaktadır.
Somut davada göz önünde bulundurulması gereken ilk husus, davacının toplumsal konumudur. Ekşi Sözlük’teki erişim yasağının haberleştirildiği tarihte davacının Hazine ve Maliye Bakanı olarak görev yapmakta olduğu anlaşılmaktadır. Eleştirilerin hedefinde olan ve siyasi kimliği bulunan Bakanın makul eleştiri sınırları daha geniş kabul edilmelidir. Bu sebeple anılan kişiye yönelen bir yayında basın özgürlüğüne getirilen kısıtlama, eğer bir siyasetçinin şeref ve itibarına yönelik ise kişilik haklarının saldırıya uğradığına ilişkin iddianın, çok daha sıkı bir denetimden geçirilmesi gerekir.
Somut davada göz önünde bulundurulması gereken ikinci husus, dava konusu yayında, maddi vakıaya yer verilirken kaba, incitici, aşağılayıcı veya küçük düşürücü bir dil kullanılmamış olmasıdır. Yayında, davacının kişilik değerleri hedef alınmaksızın ve rahatsız edici bir üslup kullanılmaksızın haberin sunulduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda belirtilmelidir ki basın, somut gerçeği değil, o anda belirlenen, var olan ve orta düzeydeki kişilerce de yayının yapıldığı biçimi ile kabul edilen olguları yayınlamak durumundadır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların ve olguların yayınından basın sorumlu tutulamaz. Bu itibarla başka bir sosyal medya platformunda getirilen erişim engelinin haber değeri vardır ve haber bütün bilgilerle gerçeğe uygun şekilde sunulmuştur.
Somut davada göz önünde bulundurulması gereken üçüncü husus ise aşağılayıcı ve küçük düşürücü bir dilin kullanılmamış olmasıdır. Haber içeriğinde erişim engeli ile ilgili haber hiçbir yorum katılmaksızın verilmiş, siyasi bir konumu bulunan davacının özel hayatının, aynı durumda olmayan normal vatandaşlara göre daha kısıtlı olduğu, hakkındaki iddiaların dönemin sosyal medya platformları ile TV, gazete ve diğer yayın araçlarında etraflıca yer aldığı, haberin güncel olduğu göz önüne alındığında gerek internet sitesinde yapılan haberlerin gerekse aynı şirkete ait gazetede söz konusu habere yer verilmesinin ifade özgürlüğünün bir görünümü olan basın özgürlüğü kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu yayınların basın özgürlüğü kapsamında kaldığı anlaşıldığından davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle Sayın Çoğunluğun onama yönündeki düşüncesine iştirak etmiyoruz.