YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/18087
KARAR NO : 2023/2215
KARAR TARİHİ : 14.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Silahlı terör örgütüne üye olma, Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, Vergi Usul Kanununa muhalefet, Sermaye Piyasası Kanunu’na (6362 sayılı Kanun) muhalefet, Özel Belgede Sahtecilik
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEMYİZ EDENLER :Katılanlar vekilleri, Sanıklar müdafiileri ve sanık …
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İade, Temyiz talebinin reddi, Temyiz istemlerinin esastan reddi ile onanması, Düzelterek Onama
İlk Derece Mahkemesince sanıklar …, … hakkında Özel Belgede Sahtecilik suçundan; sanıklar … ve … hakkında 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet suçundan; sanık … hakkında 29.09.2016 tarih ve 2016-A-1717/50 sayılı vergi suçu raporu ile sahte fatura kullanma suçundan verilen beraat kararları atılı suçun kanunda öngörülen üst sınırı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı dikkate alındığında Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi uyarınca temyizinin mümkün olmadığı;
Sanıklar …, …, …, … hakkında Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçlarından, sanık … hakkında 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet suçundan hükmolunan cezaların tür ve miktarları ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararları dikkate alındığında, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükümlerin temyizi kabil bulunmadığı;
Silahlı terör örgütüne üye olma ve silahlı terör örgütüne yardım etme suçlarından zarar görmeyen katılanların bu suçlar yönünden temyiz hak ve yetkisi bulunmadığı belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince sanıklar …, …, …, …, …, … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, sanıklar Ebru Şedele, …, …, …, …, … ve … hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme, sanık … Hakkında 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A- …Ağır Ceza Mahkemesinin 23.09.2021 tarihli ve 2017/44 E., 2020/5 K. sayılı kararında;
1) Sanık … hakkında;
1) Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5327 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 11 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
2) Sermaye Piyasası Kanununa muhalefet suçundan, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 110 maddesinin 1. fıkrası yollamasıyla 5237 sayılı Kanun’un 155 nci maddesinin 2 nci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin bir ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis ve 250.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
3) Özel belgede sahtecilik suçundan; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’unun 223 üncü maddesinin 2-a fıkrası uyarınca beraat kararı verilmiştir.
4) Vergi Usul Kanununa muhalefet suçlarından;
a- 29.09.2016 tarih 2016-A-1717/50 sayılı Vergi Suçu Raporu ile ilgili 2013 yılı vergilendirme dönemine ilişkin sahte fatura düzenlemeye iştirak suçundan 5237 sayılı Kanun’un 37 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359 ncu maddesinin b fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 43 ncü, 62 nci maddesinin 1. fıkrası, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca 4 yıl 8 ay 7 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
b- 29.09.2016 tarih 2016-A-1717/50 sayılı Vergi Suçu Raporu ile ilgili 2014 yılı vergilendirme dönemine ilişkin sahte fatura düzenlemeye iştirak suçundan; 5237 sayılı Kanun’un 37 maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’ nun 359 uncu maddesinin b fıkrası, TCK’nun 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin bir, iki, ve üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
c- 29.09.2016 tarih 2016-A-1717/50 sayılı Vergi Suçu Raporu ile ilgili 2012, 2014 ve 2015 yılları vergilendirme dönemlerine ilişkin sahte fatura kullanmaya iştirak suçlarından; 5237 sayılı Kanun’un 37 maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’ nun 359 uncu maddesinin b fıkrası, TCK’nun 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin bir, iki, ve üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
d- 29.09.2016 tarih 2016-A-1717/50 sayılı Vergi Suçu Raporu ile ilgili 2013 yılı vergilendirme dönemine ilişkin sahte fatura kullanmaya iştirak suçundan; 5237 sayılı Kanun’un 37 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’ nun 359 ncu maddesinin b fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 43 ncü, 62 nci maddesinin 1. fıkrası, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
e- Sanığın 05.06.2017 tarih 2017-A-2623/49 sayılı Vergi Suçu Raporu ile ilgili 2012 yılı vergilendirme dönemine ilişkin sahte fatura düzenleme suçundan; 5237 sayılı Kanun’un 37 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’ nun 359 ncu maddesinin b fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 43 ncü, 62 nci maddesinin 1. fıkrası, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
f- 05.06.2017 tarih 2017-A-2623/43 sayılı Vergi Suçu Raporu ile ilgili 2011 yılı vergilendirme dönemine ilişkin sahte fatura düzenleme suçundan; 5237 sayılı Kanun’un 37 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’ nun 359 ncu maddesinin b fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 43 ncü, 62 nci maddesinin 1. fıkrası, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 51 ay 20 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
g- 09.09.2016 tarih 2016-A-1707/33 sayılı Vergi Suçu Raporu ile ilgili 2013 yılı vergilendirme dönemine ilişkin sahte fatura kullanmak suçundan; 5237 sayılı Kanun’un 37 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’ nun 359 ncu maddesinin b fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 43 ncü, 62 nci maddesinin 1. fıkrası, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca 4 yıl 9 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
h- 09.09.2016 tarih 2016-A-1707/33 sayılı Vergi Suçu Raporu ile ilgili 2014 yılı vergilendirme dönemine ilişkin sahte fatura kullanmak suçundan; 5237 sayılı Kanun’un 37 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’ nun 359 ncu maddesinin b fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 43 ncü, 62 nci maddesinin 1 inci fıkrası, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca 4 yıl 9 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
ı- 05.06.2017 tarih 2017-A-2623/43 sayılı Vergi Suçu Raporu ile ilgili 2011 yılı vergilendirme dönemine ilişkin sahte fatura düzenleme suçu yönünden; TCK’nın 37/1 inci maddesi delaletiyle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’ nun 359/b, TCK’nın 43, 62/1, 53/1-2-3, 63 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 5 ay 20 … hapis cezası, hak yoksunluğu
2- Sanık … hakkında;
a-Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5327 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
bSermaye Piyasası Kanununa muhalefet suçundan, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 110 maddesinin 1. fıkrası yollamasıyla 5237 sayılı Kanun’un 155 nci maddesinin 2 nci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin bir ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 104.100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
3- Sanık … hakkında;
Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5327 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 9 yıl 4 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
4- Sanık … hakkında,
a-Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5327 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 9 yıl 4 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
b-Özel Belgede Sahtecilik suçundan;5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının a bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
5- Sanık … hakkında;
a-Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5327 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 9 yıl 4 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
b-6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet suçundan; 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fırkasının a bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
c-29.09.2016 tarih 2016-A-1717/50 sayılı Vergi Suçu Raporu ile ilgili 2013 yılı vergilendirme dönemine ilişkin sahte fatura düzenleme suçundan; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’ nun 359 ncu maddesinin b fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 43 ncü, 62 nci maddesinin 1 inci fıkrası, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca 4 yıl 8 ay 7 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
d-29.09.2016 tarih 2016-A-1717/50 sayılı Vergi Suçu Raporu ile ilgili 2014 yılı vergilendirme dönemine ilişkin sahte fatura düzenleme suçundan; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’ nun 359 ncu maddesinin b fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin 1. fıkrası, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
e-29.09.2016 tarih 2016-A-1717/50 sayılı Vergi Suçu Raporu ile ilgili 2012, 2014 ve 2015 yılları vergilendirme dönemlerine ilişkin sahte fatura kullanma suçlarından; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’ nun 359 ncu maddesinin b fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin 1 inci fıkrası, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
f-Sanığın 29.09.2016 tarih 2016-A-1717/50 sayılı Vergi Suçu Raporu ile ilgili 2013 yılı vergilendirme dönemine ilişkin sahte fatura kullanma suçundan; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’ nun 359 ncu maddesinin b fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin 1. fıkrası, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı 3 yıl 1 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
6-Sanık … hakkında;
Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5327 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
7- Sanık … hakkında;
a-6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet suçundan; 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının a bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
b-29.09.2016 tarih 2016-A-1717/50 sayılı Vergi Suçu Raporu ile ilgili 2013 yılı vergilendirme dönemine ilişkin sahte fatura düzenleme suçundan; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’ nun 359 ncu maddesinin b fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 43 ncü, 62 nci maddesinin 1. fıkrası, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca 4 yıl 8 ay 7 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
c-29.09.2016 tarih 2016-A-1717/50 sayılı Vergi Suçu Raporu ile ilgili 2014 yılı vergilendirme dönemine ilişkin sahte fatura düzenleme suçundan; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’ nun 359 ncu maddesinin b fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin 1. fıkrası, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
d-29.09.2016 tarih 2016-A-1717/50 sayılı Vergi Suçu Raporu ile ilgili 2012, 2014 ve 2015 yılları vergilendirme dönemlerine ilişkin sahte fatura kullanma suçlarından; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’ nun 359 ncu maddesinin b fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin 1 inci fıkrası, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
e-29.09.2016 tarih 2016-A-1717/50 sayılı Vergi Suçu Raporu ile ilgili 2013 yılı vergilendirme dönemine ilişkin sahte fatura kullanma suçundan; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’ nun 359 ncu maddesinin b fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 43 ncü, 62 nci maddesinin 1. fıkrası, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
8-Sanıklar Sanık …, …, …, …, …, … hakkında;
Silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 220 inci maddesinin yedinci fıkrası delaletiyle 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 inci maddesinin yedinci fıkrasının ikinci cümlesi, 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 inci maddesinin birinci fırkası, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı 1 yıl 13’er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
9-Sanık … hakkında;
a- Silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 220 inci maddesinin yedinci fıkrası delaletiyle 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 inci maddesinin yedinci fıkrasının ikinci cümlesi, 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 inci maddesinin birinci fırkası, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
b-29.09.2016 tarih 2016-A-1717/50 sayılı Vergi Suçu Raporu ile ilgili 2015 yılı vergilendirme dönemine ilişkin sahte fatura kullanma suçundan;5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının e bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
c-29.09.2016 tarih 2016-A-1717/50 sayılı Vergi Suçu Raporu ile ilgili 2013 yılı vergilendirme dönemine ilişkin sahte fatura düzenleme suçundan; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359 ncu maddesinin b fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 43 ncü, 62 nci maddesinin 1. fıkrası, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca 4 yıl 8 ay 7 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
d-29.09.2016 tarih 2016-A-1717/50 sayılı Vergi Suçu Raporu ile ilgili 2014 yılı vergilendirme dönemine ilişkin sahte fatura düzenleme suçundan; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’ nun 359 ncu maddesinin b fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin 1. fıkrası, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
e-29/09/2016 tarih 2016-A-1717/50 sayılı Vergi Suçu Raporu ile ilgili 2014 yılları vergilendirme dönemlerine ilişkin sahte fatura kullanma suçundan; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’ nun 359 ncu maddesinin b fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin 1 inci fıkrası, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
f-Sanığın 29.09/.2016 tarih 2016-A-1717/50 sayılı Vergi Suçu Raporu ile ilgili 2013 yılı vergilendirme dönemine ilişkin sahte fatura kullanma suçundan; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’ nun 359 ncu maddesinin b fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 43 ncü, 62 nci maddesinin 1. fıkrası, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
10- Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF)’na devredilen tüm şirketlerde sanıklar …, …,…, … ve …’nun payları oranındaki hisselerinin TCK’nın 54 üncü maddesi gereğince müsaderesine karar verilmiştir.
B. … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 27.04.2020 tarihli ve 2020/786 E., 2021/749 K. Sayılı kararında; İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafiileri ile katılanlar vekillerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının a bendinin ikinci cümlesi ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının h bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Katılan … vekilinin temyiz istemleri;
1.Zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna, suç konusu eylemlerin tamamen birbirinden farklı olduğuna, suç işleme kararları arasında birlik olmadığı gibi aynı suçun tek fiille de işlenmediğine, mağdurların birbirinden farklı olduğuna ve sair hususlara ilişkindir.
B.Katılan Şirketler vekillerinin temyiz istemleri;
1.Sanık … hakkında 5237 sayılı Kanunun 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen cezanın üst sınırından verilmesi ve takdiri indirimin kaldırılması gerektiğine,
2.Sanıkların tüm şahsi mallarının müsaderesine karar verilmesi gerektiğine,
3.Sanıklara hükmolunan cezalardan 5237 sayılı Kanunun 62 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine,
4.Beraat eden sanıklar hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir.
C. Sanık … müdafiilerinin temyiz istemleri;
1.Sanığın ve şirketlerin terör örgütüyle irtibatlarını ortaya koyan delil bulunmaması ve lehe delillerin dikkate alınmaması nedenlerine dayanarak silahlı terör örgütüne üye olma suçunun unsurlarının oluşmadığına,
2.Silahlı terör örgütü üyeliği ve terörizmin finansmanı suçlarının oluştuğunu ortaya koyan delil bulunmadığından müsaderenin dayanaksız olduğuna,
3.Bilirkişi görevlendirmelerinin usule uygun olmadığına,
4.Bir kısım tanık beyanlarının usule uygun alınmadığına,
5.Sanığın medya şirketleri yönünden sorumluluğu bulunmadığına,
6.Sermaye Piyasası Kanununa Muhalefet suçu yönünden özel yargılama usulüne aykırı davranıldığına,
7.Sermaye Piyasası Kanunu uyarınca örtülü kazanç aktarımı fiilinin işlenmediğine ve güveni kötüye kullanma suçunun oluşmadığına,
8.Asliye Hukuk Mahkemesi nezdindeki derdest dosyada sanığın gıda bankacılığı konusunda sorumluluğunun olmadığına dair bilirkişi raporuna göre sanığın suçlu olmadığına,
9.Vergi Usul Kanununa mualefet suçunun sübut bulmadığına,
10.Soruşturmanın başlangıcı safhasında bilirkişi … tarafından düzenlenen rapor ile Masak tarafından düzenlenen 04.05.2016 tarihli raporların tespitlerinin çeliştiğine,
11….Madencilik A.Ş.’nin satın alınmasının örgütle bağlantısının bulunmadığına,
12.Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyete esas alınan eylemlerinin gerçeği yansıtmadığına ve suçun unsurlarının oluşmadığına,
13.Sermaye Piyasası Kanununa muhalefet suçu yönünden özel yargılama usulüne aykırı davranıldığına, görevli mahkemenin Asliye Ceza Mahkemesi olduğuna, güveni kötüye kullanma suçunun unsurlarının oluşmadığına,
14.Sermaye Piyasası Kanununa Muhalefet suçunun uzlaşmaya tabii olduğuna,
15.Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıklarının Çözüm Merkezinin kararının uygulanmadığına,
16.5237 sayılı Kanunun 58. Maddesinin uygulanması bakımından ek savunma hakkı tanınmadığına,
17.Basın Kanunu 11 ve 26 ncı maddelerine aykırı hüküm kurulduğuna ve sair hususlara ilişkindir.
D. Sanık … müdafiinin temyiz istemleri;
1.Bölge Adliye Mahkemesinin kararının gerekçe içermediğine,
2.Sermaye Piyasası Kanununa muhalefet suçunda görevli mahkemenin Asliye Ceza Mahkemesi olduğuna,
3.Soruşturmanın başlangıcı safhasında bilirkişi … tarafından düzenlenen rapor ile Masak tarafından düzenlenen 04.05.2016 tarihli raporların tespitlerinin çeliştiğine,
4.İlk derece mahkemesince 30.03.2016 tarih 2015-19-3, 04.05.2016 tarih 2015-19-4, 2015-19-5, 2015-19-6 sayılı Masak raporlarını hazırlayanlar hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü soruşturma ve kovuşturmalarından dolayı esasta dikkate alınmamasının fahiş bir hata olduğuna,
5.Holding ve iştiraklerinin örgütle herhangi bir bağı olduğuna ilişkin delil bulunmadığına, grup şirketlerinin büyümesine dair mahkeme gerekçesinin hatalı olduğuna,
6.Tanık beyanlarının duyuma dayalı ve çelişkili olduğuna, tanık … dışında sanık …’i tanıyan hiç bir tanığın bulunmadığına, tanıkların lehe anlatımlarına gerekçede yer verilmediğine,
7…. Davetiyenin 2003 yılında halka arzıyla ilgili öncesinde düzenlenen raporlar ve beraate ilişkin kesinleşmiş yargı kararları bulunmasına rağmen bu konunun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğuna, şirketlerin büyümesinde kullanılan paranın himmet parası olduğu kabulünün dayanaksız ve hatalı olduğuna,
8.Gruba ait yayın kuruluşlarının bağımsız yayın organları olduğuna,
9.Sanığın hesabına yatan paraların himmet parası olmadığı gibi kaynağının belli paralar olduğunu ortaya koyan raporlar bulunduğuna,
10.Bankasya hesabına para yatırmasının talimat ile olmadığını,
11.Sermaye Piyasası Kanununa muhalefet suçunun oluşmadığına,
12.Sanığın örgütsel ilişkisi bulunmadığına ve sair hususlara ilişkindir.
E. Sanık … müdafiinin temyiz istemleri;
1.Sanığın örgütle ilişkisi olmadığına,
2.Örgüt üyesi olduğunu gösteren delil tespit edilemediğine,
3. … Holding’e bağlı kuruluşlarda yönetici olmasının hükme esas alınamayacağına, yönetim kurulu üyeliği yaptığı süreçte gerçekleşen işlemlerin mevzuata uygun olduğunu,
4.04.05.2016 tarihli Masak raporunda lehe tespitler bulunduğuna,
5 ….Vakfına üyeliğin örgüt üyeliğinin delili olmadığına,
6. Yayın kuruluşlarının yayın politikaları ile ilgili sanığın bir dahlinin ve talimatının olmadığını, Basın Kanununa göre herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığına,
7. Bölge Adliye Mahkemesinin kararının gerekçesiz olduğuna ve sair hususlara ilişkindir.
F. Sanık … müdafiinin temyiz istemleri;
1.Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığı halde cezalandırılmasına karar verilmesine,
2.Sanığın yayın politikası ile ilgili müdahale etme ve talimat verme yetkisinin bulunmadığına, yönetim kurulu üyeliğine (B) grubu yetkilisi olarak seçilmekle, sadece RTÜK, Meslek Birlikleri, Kültür Bakanlığı gibi organlar ve mahkemeler nezdinde şirkete uygulanacak her türlü cezai müeyyide karşısında şirketi temsile yetkili olduğuna,
3. 2009 yılı öncesindeki faaliyetleri nedeniyle FETÖ/PDY terör örgütü üyesi kabul edilemeyeceğine,
4.Bank … hesabının 1999 yılından itibaren olduğuna ve hesabın rutin bankacılık hareketleri içerdiğine,
5. … delilinin hukuka aykırı olduğuna, sanığın … kullanıcısı olduğunu gösteren tespit ve değerlendirme tutanağının bulunmadığına, ID tespiti yapılamadığına,
6.Alt sınırdan uzaklaşılarak cezaya hükmolunması için yeterli gerekçe gösterilmediğine ve sair hususlara ilişkindir.
G. Sanık … müdafinin temyiz istemleri;
1.Bölge Adliye Mahkemesinin kararının gerekçesiz olduğuna,
2. …’ün sanığın Genel Müdürlüğünü yaptığı otelde kalmasının örgüt üyeliğinin delili olarak kabul edilemeyeceğine, konaklamanın 30.06.2013-08.08.2013 tarihleri arasında gerçekleşip 17-25 Aralık operasyonlarından önceki bir tarihte olduğuna, talimatın sanık tarafından verildiğine ilişkin bir delil bulunmadığına,
3.Sanığı … User ID tespitinin yapılamadığına, yalnızca cgnat kayıtlarına dayanılamayacağına,
4. … Üniversitesi mütevelli heyetinde görev almasının örgüt üyeliğine delil olamayacağına,
5.Silahlı terör örgütüne üye olma suçunun işlendiğine dair somut hiç bir delil bulunmadığına ve sair hususlara ilişkindir.
H. Sanık … ve müdafiinin temyiz istemleri;
1.Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğuna,
2.Sanığın şirketlerde payının bulunmamasının ve icracı bir yetkisinin bulunmamasının dikkate alınmadığına, …Tv’de B grubu imza yetkisinin olduğuna, haberlere ilişkin talimat vermesinin mümkün olmadığına, Basın Kanunu bağlamında bir sorumluluğunun bulunmadığına, Sermaye Piyasası Kanununa muhalefet suçundan beraat etme gerekçesinin… Akademideki konumunun icracı olmadığına dayanırken medya kuruluşlarındaki konumunun delil olarak kabul edilmesinin hatalı olduğuna,
3. … TV (…TV A.Ş.)’den kayyım tayin edilmesinden 3 yıl önce 22.11.2012 tarihinde ayrıldığının dikkate alınmadığına, … TV yönetim kurulu üyeliğinden ise kayyım atanmadan yaklaşık 6 ay önce 05.05.2015 tarihinde istifa ettiğine,
4.Silahlı terör örgütüne üye olma suçunun unsurlarının oluşmadığına,
5.TMSF’ye devredilen hiçbir şirkette hisse payı bulunmamasının dikkate alınmadığına,
6.Vergi Usul Kanununa muhalefet suçu örgüt üyeliğine dayanak gösterildiğinden dosyanın topyekün bozulması gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir.
I. Sanık … müdafiinin temyiz istemleri;
1.Sanığın ..Tedarik A.Ş.’de Genel Müdür olduğuna ilişkin kabulün hatalı olduğuna, dosyaya sunulan belgelerden bu hususun tespit edilebileceğine, hiçbir zaman Genel Müdür olarak çalışmadığına ve imza yetkisinin bulunmadığına,
2.Vergi muafiyetleriyle üniversitenin çıkar sağlaması için araştırma yaptığının kabul edilmesi karşısında dosya eki ve mail incelendiğinde rahatlıkla konunun transfer fiyatlandırması (ilişkili şirketlerin kendi aralarındaki mal veya hizmet transferlerinde bu ürün veya hizmetler için belirledikleri fiyatlandırma) ile ilgili olduğunun belirlenebileceğine, söz konusu mailin herhangi bir kanuna aykırı talimat içermediğine,
3. Örgüte müzahir derneğe maddi bağış yaptığı suçlamasının gerçeği yansıtmadığına,
4.Fuatavni twitter hesabını takip etmesinin delil olmayacağına,
5.Himmetdede tesisinin yapım işi ile alakalı örtülü kazanç aktarımına herhangi bir dahlinin bulunmadığına,
6.Sanığa isnad edilen eylemlerin tümünün 17-25 Aralık 2013 tarihinden önceki eylemler olduğunu bu nedenle 5237 sayılı Kanunun 30. Maddesi uyarınca hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
7.Örgütle hiç bir bağının bulunmadığına ve sair hususlara ilişkindir.
İ. Sanık … müdafiinin temyiz istemleri;
2.Sanığın hayatının hiç bir döneminde FETÖ terör örgütü ile irtibatı ve iltisakının olmadığına,
3.Bankasya hesabının rutin bankacılık faaliyeti kapsamında kredi kullanmak için açıldığına,
4.Şirket defterlerinin noter tasdiksiz olduğu iddiasının ortadan kalktığına,
5.Hükme esas alınan bir kısım deliller yönünden duruşmada sanığın savunmasının alınmadığına,
6.Vakfın kuruluş aşamasında görev aldıktan sonra 06.07.2009 tarihinde istifa ettiğinin dikkate alınmadığına, 2011 yılındaki genel kurulda bilgisi olmaksızın ve görevi bulunmaksızın denetim kurulu raporuna denetim kurulu üyesi olarak yazıldığına ilgili genel kurul kararında imzasının bulunmadığının gözardı edildiğine,
7.2014 yılının Temmuz ayında … Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyeliğine gelen sanığın Kasım 2015’de görevinden istifa ettiği gözetilerek gayrimenkul satışlarının sanığın istifasından sonra gerçekleştiğinin dikkate alınması gerektiğine,
8.Akın…’e ait olduğu iddia edilen … dökümünde sanığın isminin açıkça zikredilerek cemaatle ilgisi olmadığının açıkça zikredilmesinin örgütle bağlantısının olmadığına ispat olduğuna,
9.Örgüte yardım suçunu oluşturacak somut bir eylem gösterilmediğine, suçun unsurlarının oluşmadığına,
10.Süpheden sanık yararlanır ilkesi gereği sanığın beraatine karar verilmesi lüzumuna ve sair hususlara ilişkindir.
J. Sanık … müdafiinin temyiz istemleri;
1.Kararların gerekçesiz olduğuna,
2.Şirketlerde temsilci sıfatıyla yönetim kurulu üyeliği görevinde bulunduğu, holding ve holdinge bağlı hiç bir şirkette ortaklığının bulunmadığına, … Altın İşletmeleri Genel Müdürlüğü görevine kayyım atandıktan sonra da devam ettiğine, Genel Müdür olarak tek başına harcama ve ödeme yetkisinin olmadığına, harcama yetkilerinin Holding’in yönetim kurulu başkanı ve yardımcısında olduğuna
3.Sanık hakkında delil bulunmadığına, SPK, Vergi Denetim Kurulu, Masak raporlarında sanığın isminin geçmediğine,
4.Sanığın terör örgütüne yardımının bulunmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına ve sair hususlara ilişkindir.
K. Sanık … müdafiilerinin temyiz istemleri;
1.Bölge Adliye Mahkemesinin kararının gerekçesiz olduğuna,
2.Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunun unsurlarının oluşmadığına, hayatının hiçbir döneminde FETÖ terör örgütüne karşı hiçbir sempatisi, ilgisi dahi bulunmayan, örgütle hiçbir bağlantısı olmayan sanığın FETÖ terör örgütüne yardım etmekle suçlanması ve hakkında hüküm kurulması açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğuna,
3.Vergi Usul Kanununa muhalefet suçunun unsurlarının oluşmadığına,
4.Bank … hesabının rutin hesap olduğuna, TMSF’ye devir kararından sonra kullanılmaya devam edildiğine,
5.Şüpheden sanık yararlanır ilkesi gözetilerek beraat kararı verilmesi gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir.
L. Sanık … müdafiinin temyiz istemleri;
1.Bölge Adliye Mahkemesinin kararının gerekçesiz olduğuna,
2.Sanığın geçimini temin için ücretli çalışan karar ve yönetim yetkisi olmayan kişi olduğuna, Genel Müdürlük gibi bir pozisyonda çalışmadığına, suç konusu bir eylem ve işleminin bulunmadığına ve sair hususlara ilişkindir.
M. Sanık … müdafiinin temyiz istemleri;
1.Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğuna,
2.Anayasal hakkı olan çalışma özgürlüğü kapsamında şirketlerde görev yaptığına, yöneticilik pozisyonunda bulunmadığına, terör örgütü ile ilişkilendirilebilecek bir faaliyetinin olmadığına,
3.Kimden geldiği belli olmayan bir mailin delil olamayacağına,
4.2014 yılında Holding Bünyesindeki şirketlerin üniversiteye ve vakfa bağış yapmalarının kanuni bir işlem olduğuna,
5. … Televizyon ve Radyo Prodüksiyon A.Ş.’nin yönetim kurulu üyeliği yapmasının 2006 yılında gerçekleştiğine,
6. … İpek Eğitim Sağlık Hizmet Yardım Vakfı’nın mütevelli heyetinde yer aldığı kabulünün gerçeği yansıtmadığına, İpek Üniversitesi mütevelli heyet üyeliğinden 19.11.2015 yılında kendi isteğiyle ayrıldığına,
7. İş hukuku kuralları çerçevesinde hizmet akdiyle çalışan, işverenin talimatlarına ve verdiği görevleri yerine getirmekten başka hiçbir maddi eylemi olmayan, terör örgütüyle hiçbir gönül bağı olmayan sanığın terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğuna,
8.KOM Şube Müdürlüğünce düzenlenen rapor hariç, Yerel mahkemenin kararının gerekçesinde dayanak yaptığı SPK tarafından yapılan suç duyurularına konu denetleme raporlarında, Vergi Denetim Kurulu Başkanlığınca düzenlenen vergi suçu raporlarında, Cumhuriyet Başsavcılığınca görevlendirilen bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlarda ve Vakıflar Genel Müdürlüğünde görevli Müfettişler tarafından hazırlanan raporların hiç birinde sanığın adının geçmediğine,
9.Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunun unsurlarının oluşmadığına ve sair hususlara ilişkindir.
N. Sanık … müdafiinin temyiz istemleri;
1.Kararların gerekçesiz olduğuna,
2.Örgütle hiç bir bağlantısının olmadığına,
3.Şirketlerde hiç bir zaman aktif rolünün olmadığına,
4.Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunun unsurlarının oluşmadığına,
5.Şüpheden sanık yararlanır ilkesi dikkate alınarak kararın bozulması gerektiğine,
6.Adli kontrol tedbirinin kaldırılması gerektiğine
7.Müsadere gerekçesinin hukuka aykırı olduğuna ve müsadere kararının kaldırılması gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A.SORUŞTURMANIN BAŞLAMASI:
Hamdi Akın…, …, …, Pelin Zenginer, Nevin… ve Ebru…’in kurucu ortağı oldukları … – İpek Holding bünyesinde faaliyet gösteren bir kısım şirketlerdeki mali usulsuzlükler ile ilgili olarak Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenmiş olan 04.08.2014 … 2014/AR (71 ) -1 sayılı raporun 05.09.2014 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi ile soruşturmaya başlanılmıştır.
Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen 03.03.2015 tarihli değerlendirme raporunda …-İpek Holding bünyesinde faaliyet gösteren şirketlerin fikir ve eylem birliği içerisinde … Terör Örgütüne finansman sağlamak, söz konusu terör örgütünün mali kaynaklarını gizlemek ve yurt dışına aktarmak, sahip oldukları yazılı ve görsel medya organları vasıtasıyla örgüt propagandası yapmak amacıyla bir kısmı paravan ve şemsiye şirketler kurarak gerçeğe aykırı işlemler yapıldığı hususunda kuvvetli suç şüphelerinin bulunduğu belirtilmiştir.
Her iki raporda belirtilen suç iddialarının açıklığa kavuşturulması amacı ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi doğrultusunda ve Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 2015/3353 sayılı değişik iş kararı gereğince 01.09.2015 tarihinde … -İpek Holding A.Ş. bünyesindeki şirketler ile şüpheli Hamdi Akın…’ in ikametgahında arama yapılmıştır.
… – İpek Holding A.Ş. bünyesindeki şirketlerde yapılan aramalarda ele geçirelen tüm defterler, belgeler , faturalar ve mali içerikli dökümanlar ile dijital kayıtlar üzerinde inceleme yapmak üzere alanında uzman üç bilirkişi Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından rapor hazırlamak üzere görevlendirilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 16.10.2015 tarihli bilirkişi raporunda özetle; muvazaalı ve peçelemeli işlemlerin bulunduğu, hukuka aykırı işlemlerin şirketin yönetim kademesinin bilgisi dahilinde ve ortaklık yapıları aynı olan şirketler arasında gerçekleştirildiği, şirketlerin bağlantılı vakıflara yardım ve bağış adı altında ödemeler yapıldığı, sivil toplum kuruluşları bünyesinde toplanan paraların denetimi yeterince sağlanamadığından yardım ve bağışların ne şekilde kullanıldığının belirlenemediği, dijital kayıtlarda üst düzey yöneticiler tarafından yapılan yazışmalarda bağışların sahte faturalarla sistemden çıkışı ve vergiden indirim hususunda talimatlar verildiği, bir takım ödemelerin önce …… Eğitim Sağlık Vakfına akabinde oradan… Üniversitesine yapılmasının şüpheli işlem niteliğinde olduğu, şirketlerin sürekli olarak alımları kendi ilişkili kuruluşlarından yaptıkları, bu şekilde büyük meblağların kendi muhasebe sistemleri içinde bir döngüye tabii tutulduğu, harici kurumlardan yapılan alımlarla ilgili sahtecilik ve para aklama eylemlerinin tespit edildiği, olmayan bir üretim için fiktif maliyet şişirmesi ve dolayısıyla üretim rakamlarında oynamaya kadar varan bir silsile meydana getirildiği, şirketler ve şahıslar arasında uluslararası bir para aklama yöntemi olan şirinler köyü (smurf village) yönteminin kullanıldığı, tüm şirketlerin ayrı bir tüzel kişiliği olmasına rağmen tümünün ortaklık yapısının aynı kişi ve kurumların bir araya gelmesinden oluştuğu, bir çok şirketin 2000 yılından sonra kurulduğu, … Altın İşletmeleri A.Ş.’nin İngiltere’de kurmuş olduğu … Ltd adlı şirketin gerçekte ne yaptığı, kurulduğu günden bugüne kadar ne gibi madencilik faaliyetlerinde bulunduğuna dair net ve açık bilgilere rastlanılamadığı, … Altın İşletmeleri A.Ş.’nin 16 Mart 2015 tarihinde KAP’a yaptığı açıklamada Kanada’da bulunan Medgold Resource Corp. ile ortak iş yapma anlaşması imzaladıklarını bildirdiği ancak 21 Temmuz 2015 tarihinde KAP’a yaptığı açıklamada karşılıklı olarak anlaşmayı fesh ettiklerinin bildirilmesine rağmen bu iş için yurtdışına aktarılan parasal değerin akıbetine ilişkin bir tespit yapılamadığı, elde edilen belge ve dijital kayıtlardan bahsedilen paranın şirkete geri döndüğünün tespit edilemediği, iç yazışmalarda … Altın İşletmeleri A.Ş’ye ait muhasebe kayıtlarında muhasebe hilelerinin yapıldığı, gayriresmi harcamaların belli dönemler itibariyle yasal defterlere yansımayacak şekilde ikincil defterlerde kayıt altına alınarak yasal olmayan bir muhasebe sistemi oluşturulduğu, dijital kayıtlarda FETÖ/PDY ile ilgili verilerin tespit edildiği, altın üretimi konusunda gerçek üretim ve bildirilen üretim arasında şüpheli rakamların olduğu, yoğun bir smurf village parasal hareketliliğinin olduğu, mali iz takibini ortadan kaldıracak şekilde iç içe geçmiş kurumsal belge hareketliliğinin bulunduğu, yapılan bağış ve yardımların toplumsal ve ticari hayatın olağan akışına, ticari teknik ve icaplara uygun olmadığı, peçeleme ve muvazaa marifetiyle örtülü kazanç sağlandığı, örgüt aleyhinde olabilecek kişilerle ilgili dökümanlar hazırlandığı bildirilmiştir.
Ankara Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan incelemeler neticesinde düzenlenen 19.10.2014 tarihli raporda özetle; …… Holding bünyesinde bulunan şahısların sosyal medyada örgütü yücelten paylaşımlarda bulundukları, bağış, zekat, fitre, kurban adı altında para topladıkları parayı dernek ve vakıflar üzerinden akladıkları, Hamdi Akın…’in kendi el yazısıyla yazdığı değerlendirilen “Himmetin gururundansa, Himmetin ızdırabı makbuldür-1 ferdi etmek için 1000 hükmet silinmez-Hoca değil abla olmak lazım- Yad-ı cemil olarak anılmak çok önemli-Hizmetler zaten oluyor-Herkes gönlü kadar hizmet eder-Beraber iş yapmaktan çok beraber maneviyat daha önemli-Oraya insanların dışında insanlar kadar melekler geliyordur-lmamı taklidi olanların imanını tahkikiye çevirir-Gazete abone her hizmet önemli her kapıya gidin ki gelmişlerdi desinler-Şad-i Eren mesnevi üzerinde notlar Said döneminde fidanlık- Allahım gürül gürül akan bu hizmetin önüne bir kumolacaksam al beni bu hizmetten-Allahım bu şahsı bir veda olsam Allahım beni bu hizmetten ayırma-Ben size yaptığımız işin büyüklüğünü anlatamam HE-Her hafta arkadaşlarımızın kurulu saat gibi hizmete kurmalıyız-Kabenin yanında ashabı-ı suffa fethullah HE ye dua ettim” şeklinde yazının ele geçirildiği, FETÖ/PDY terör örgütü lideri …’ den almış olduğu talimatlar doğrultusunda hareket eden Hamdi Akın…’in ise kurmuş olduğu paravan şirketler aracılığı ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne finansal kaynak sağladığı, yazılı görsel ve medya organları vasıtasıyla FETÖ/PDY terör örgütünün propagandasını yaptığı tespitleri yapılmıştır.
Alınan raporlardaki tespitlere dayanarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından …… Holding bünyesindeki şirketlere 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunun 133/1. Maddesi uyarınca kayyım atanması için Sulh Ceza Hakimliğinden talepte bulunulmuştur.
Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği 26.10.2015 tarihinde …… Holding bünyesindeki şirketlere yönetim kurulu yetkilerine sahip olacak şekilde 5271 sayılı Kanunun 133/1. Maddesi uyarınca kayyım ataması yapmıştır.
674 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 19/1. Maddesi uyarınca …… Holding bünyesinde bulunan ve kayyım yönetiminde olan şirketler Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 06.09.2016 tarih ve 2016/4628 D.İş sayılı kararı ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna(TMSF) devredilmiştir.
B. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KABULÜ
1.FETÖ/PDY SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ:
a.Genel Olarak
FETÖ/PDY silahlı terör örgütü, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütüdür.
İstişare kurulu, ülke, bölge, il, ilçe, semt, ev imamları gibi hiyerarşik bir yapı içeren insan gücünü ve finans kaynaklarını örgütsel menfaat ve ideolojisi çerçevesinde kullanıp Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tüm anayasal kurumlarını ele geçirme amacı taşıyan FETÖ/PDY silahlı terör örgütü “gizli yaşamak, her zaman korkmak, doğruyu söylememek, gerçeği inkâr etmek” üzerine kuruludur. Örgüt, kamu kurum ve kuruluşlarına yerleştirdiği personelin aile yaşamlarına dahi müdahale ederek şahısların kiminle evleneceğine de karar vermektedir.
Örgüt, kamu kurumlarında sayısı beş kişiyi geçmeyen bir örgüt abisine bağlı hücreler şeklinde yapılanmıştır. Hücreler birbirinden haberdar değildir. Bu şekilde bir hücre açığa çıksa bile diğer hücrelerin faaliyetlerine devam ederek deşifre olmaları engellenmektedir. İçlerinde katı bir askeri disiplin hakimdir.
Örgütün bütünlüğü üzerinde tek hakim ve önder … olup, örgüt içerisinde kainat imamı olarak görülmektedir. Diğer yöneticiler onun verdiği yetkiyle onun adına görev yaparlar.
Kainat imamı inancı ve yedi katlı piramidal yapılanmaya sahip FETÖ/PDY silahlı terör örgütünde, örgüt içi hiyerarşide itaat ve teslimiyet katı bir kuraldır. Teslimiyet hem örgüte hem de liderin emrine ona atfen verilen göreve adanmışlıktır.
Örgütün hiyerarşik yapılanması tabaka-kat sistemine dayanır. Katlar arasında geçişler mümkün ise de, dördüncü kattan sonrasındaki geçişleri önder belirlemektedir.Örgütün deşifre olmaması ve Devletin örgüt yapısını çözmekte zorlanması için örgüt hücre tipinde yatay yapılanmaya özen göstermiştir. Hücreler genellikle en fazla beş kişiden oluşan ve bir abla veya abiye bağlı birimlerdir. Hücredeki kişi sayısı bazı kurumlarda üç, TSK gibi bazı kurumlarda ise birebirdir. Her hücreden sorumlu bir imam vardır.
FETÖ/PDY’nin asli unsuru müntesipler, ışık evi, yurtlar, okullar, dershaneler olan hizmet birimlerinde yetiştirilmektedir. Bu kurumların temel amacı bu örgüte müntesip yetiştirmektir. İlk ve öncelikli kuruluş gayesi eğitim değil, insan kaynağı sağlamaktır. Örgüte ait özel okul ve yurt gibi yerler toplantı ve himmet toplama amaçlı da kullanılmaktadır. Örgüt, elemanlarını genel olarak genç yaştaki öğrencilerden seçmekte ise de, kamu personelini de sonradan örgüte kazandırabilmektedir. Bütün terör örgütleri gibi FETÖ/PDY de eleman bulma, buldukları elemanları örgüt amacına göre eğitme, örgütsel olarak onlara nasıl davranılması gerektiğini öğretip uygulatma üzerine kuruludur. Örgütsel bağlılığın temini bakımından; kod adı kullanma, gizlilik ve tedbir uygulanması, kişiler hakkında istihbarat toplayıp özel bilgi edinmek, sorunsuz işleyen bir emir ve rapor zincirinin varlığı, devletten ve aileden önde gelen örgüt aidiyeti, devlet hiyerarşisinde daha üstte olsa bile örgüt hiyerarşisi asıl olduğundan daha ast birinden emir alınması, hizmet kardeşliği ve örgüt içi dayanışma nedeniyle illegal olsa dahi talimatın sorgulanmaması, psikolojik tehdidin etkisiyle özgür iradenin kaybedilmesi hususları önem taşımaktadır.
Örgütten ayrılmak kural olarak mümkün değildir. Örgütsel disipline uymayan kişiler örgütten kovulma yerine pasifize edilmektedir. Bu düşüncede olan kişiler önce korkutulur, manevi baskının yanında maddi yaptırımlar da uygulanır. Tüm yaptırımlara rağmen ayrılmakta ısrar eden, itaatsizlikte devam eden kişinin örgütle ilişkisi kesilir. Örgüt bu kişiyi hain ilan ettiğinden her türlü cezalandırma metodu uygulanır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tüm anayasal kurumlarını ele geçirmeye yönelik nihai hedefi bulunan FETÖ/PDY, söz konusu ele geçirme süreci tamamlandıktan sonra devlet, toplum ve fertlere dair ne varsa ideolojisi doğrultusunda yeniden dizayn ederek oligarşik özellikler taşıyan bir zümre eliyle ekonomik, toplumsal ve siyasal gücü yönetmek ve aynı zamanda uluslararası düzeyde büyük ve etkili siyasi/ekonomik güç haline gelmek amacıyla hareket etmektedir.
FETÖ/PDY, küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak; Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik ve ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkıp ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütüdür. Bu örgüt, kuruluşundan 15 Temmuz sürecine kadar örgüt lideri … tarafından belirlenen ideoloji doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek için hareket etmiştir. Gerçekleştirilen eylemlerde kullanılan yöntem, bir kısım örgüt mensuplarının silah kullanma yetkisini haiz resmi kurumlarda görevli olması, örgüt mensuplarının bu silahlar üzerinde tasarrufta bulunma imkanlarının var olması ve örgüt hiyerarşisi doğrultusunda emir verilmesi halinde silah kullanmaktan çekinmeyeceklerinin anlaşılması karşısında; tasarrufunda bulunan araç, gereç ve ağır harp silahları bakımından 5237 sayılı TCK’nun 314. maddesi kapsamında bir silahlı terör örgütütür.
b.Örgütün Sivil Toplum Kuruluşları Yapılanması
i-Vakıflar: Örgütün kuruluş aşamasında ilk kurduğu vakıf Akyazılı Eğitim Vakfıdır. Bu vakıf bizzat örgüt liderinin talimatı ile örgütün çekirdek kadrosu tarafından kurulmuştur. Örgütün bir çok üst düzey yöneticisi bu vakfa bağlı yurtta yetişmiştir. Örgüt kurucularından İlhan İşbilen bir dönem bu vakfın yöneticiliğini yapmıştır. İzmirde örgütün kuruluş yıllarında kurulan bir diğer vakıfta Türkiye Öğretmenler Vakfıdır. Örgüte ait ilk dergi olan Sızıntı dergisi bu vakfa bağlı olarak çıkarılmıştır. Örgüt yönünden en önemli vakıflardan birisi de Türkiye Gazeteciler ve Yazarlar Vakfıdır. Örgütün dışa açılımı bu vakıf aracılığıyla yapılmıştır. Örgütün resmi sözcüsü konumundaki vakıf örgüt lideri Fetullah Gülen’in resmi kayıtlarda yer aldığı tek kuruluş olup örgüt lideri vakfın onursal başkanı olarak takdim edilmektedir. Örgütün Dinlerarası Diyalog faaliyetleri ve Abant Toplantıları bu vakıf tarafından organize edilmektedir.
FETÖ/PDY kuruluş aşamasından itibaren vakıf kurmaya başlamış ilk olarak öğrenci yurtları açabilmek amacıyla vakıf kurulmuştur. Örgüt tarafından başlangıçta elaman temin etme ve finans sağlama amacıyla kurulan vakıflar örgütün büyümesi ile orantılı olarak değişik örgüt amçlarını gerçekleştirmek amacıyla da kurulmaya devam edilmiştir. Örgüt tarafından kurulan vakıfların başına “Türk ve Türkiye” ifadelerini getirilerek resmi bir devlet kurumu algısı oluşturularak toplum yanıltılmaktadır. Örgüt tarafından kurulan vakıfların isimlerinde genellikle sağlık, kültür ve eğitim kelimelerinin bulunduğu tespit edilmiştir Örgüte bağlı bazı vakıflar aracılığıyla örgüte ait üniversiteler kurulmuştur.
Örgütün 96 vakıf ile faaliyet yürüttüğü anlaşılmıştır. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası örgüte ait vakıflar kapatılmıştır. Bu vakıflardan kamuoyu tarafından en çok bilinenler; Uludağ Kültür ve Eğitim, İpek Kültür ve Eğitim, Turgut Özal Düşünce ve Hamle, Sistem Eğitim ve Kültür, Başarı, Tanrıverdi, Gevher Sultan, Sipahi Eğitim Sağlık ve Spor Vakfı, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Akyazılı Eğitim Vakfı, Anadolu Eğitim Vakfı, Türkiye Öğretmenler Vakfı, Türkiye Tabipler Vakfı, GÖHAS Vakfı Serhat Eğitim Vakfı, Merve Vakfı, Memurlar vakfı, Burç Eğitim Vakfı, Çukurova Eğitim ve Kültür Vakfı, Güvenilir Gıdalar Vakfı … vb.
ii.Dernekler: FETÖ/PDY Türkiye’de sivil toplum tarafından kurulan derneklere paralel şekilde sanat, spor, kültür, eğitim, yardım gibi her alanda dernekler kurmuş olup örgüt toplam 902 derneğin sahibidir. Uluslararası Türkçe Öğretim Derneği (Türkçeder), Kimse Yok Mu, Tuskon ve bağlı dernekleri bilinen en meşhurlarıdır.
Türkiye İş Adamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) 2005 yılında kurulmuştur. TUSKON kendisine bağlı 7 federasyon ve bunlara bağlı 211 üye dernekle faaliyet göstermektedir. 2014 yılı itibariyle bu derneklere üye iş adamı ve girişimci sayısı 55 bin civarındadır. Genç İşadamları dernekleri Tuskon’a bağlıdır.
Uluslararası Türkçe Öğretim Derneği (TÜRKÇEDER); FETÖ/PDY tarafından büyük bir imaj vesilesi olan Türkçe Olimpiyatları bu dernek tarafından organize edilmektedir. Ayrıca yurtdışı eğitim kurumlarının kuruluşu, personel ve diğer ihtiyaçlarının karşılanması gibi işlerde bu dernek tarafından icra edilmektedir
Kimse Yok Mu Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği; Örgüt tarafından özellikle muhtaç kişi ve ailelere yardım toplama, yurtdışındaki yoksullara yardım gibi konularda faaliyet gösteren diğer derneklere paralel şekilde kurulmuştur. İnsanların manevi duygularına hitap edilerek para ve yardım toplandığı ve dernek tarafından yapılan yardımların örgüt medyasındaki yayınlarla her kesime duyurulduğu derneğin dolayısıyla örgütün reklamının yapıldığı, bu sayede birçok zengin iş adamından örgüt menfaatine de para toplandığı anlaşılmıştır. Derneğin koordinesinde yurtiçi-yurtdışı kurban bağışları, zekat ve yardım toplama faaliyetleri organize edilmiştir. Örgüte bağlı holdingler ve şirketler tarafından toplanan kayıtsız himmet paralarının sisteme sokulmasında kamuya yararlı dernek olması nedeniyle bu derneğe bağış uygulaması yöntemi uygulanmıştır.
c.Örgütün Medya Yapılanması:
FETÖ/PDY medya yapılanması Türkiye imamına bağlı olarak medya imamı ve ona bağlı olarak yazılı medyadan sorumlu imam ve görsel medyadan sorumlu imam altında örgütlenmiştir. Yazılı medyadan sorumlu imama örgüte ait tüm gazeteler, dergiler ve yazılı basın yayın kuruşları bağlıdır. Görsel medyadan sorumlu imama televizyon kanalları, radyolar ve internet siteleri ile ilgili kuruluşlar bağlıdır. Örgütün her il yapılanmasında il imamına bağlı Zaman gazetesi temsilciliği bulunmaktadır. Bazı il yapılanmalarında Zaman gazetesi yanında Cihan Haber Ajansı temsilciliği de bulunmaktadır. Örgütün teşkilat yapılanmasına göre medya imamları Türkiye imamına bağlı olarak görülse de tıpkı Mahrem Hizmetler İmamları gibi örgüt lideri ile doğrudan görüşerek bilgi verme, talimat alma ayrıcalığına sahip üst düzey örgüt yöneticileri olarak kabul edilmektedir. Örgüt lideri Fetullah Gülen’in örgütün genişleme süreci ile birlikte medyaya olan yoğun ilgi ve sevgisi ve medyanın örgüt için önemi nedeniyle yazılı ve görsel medya kuruluşlarının yayın politikaları ve faaliyetleri, gazete manşetlerinden dizi senaryolarına kadar birçok konu ile bizzat ilgilendiğinden medya imamları ile çok sıkı bağları mevcuttur.
FETÖ/PDY’na bağlı gazeteler, televizyon kanalları, dergiler, radyolar vasıtasıyla örgüt propagandası yapılarak örgüt lehine kamuoyu algısı oluşturulduğu gibi örgüte karşı yürütülen her türlü soruşturma veya diğer kesimden gelen eleştirilere karşılık verilmektedir. Örgüte bağlı bütün basın yayın organlarında örgüt liderinden “Muhterem Fetullah Gülen Hoca Efendi” diye bahsedilmektedir. Örgüt liderinin kutsal bir kişilik olduğu, abartılarak anlatılmaktadır. Örgüte ait televizyon kanallarında örgüt liderinin sohbet programları yayınlanmaktadır. Örgüt lideri tarafından bu sohbetlerde dini bir konu anlatılıyormuş gibi yapılıp gerçekte siyasi, ekonomik ve örgüt ile ilgili konular işlenmektedir. Örgütle ilgili soruşturmalarda tutuklanan veya dava açılanlara cesaret verici, örgütün arkalarında olduğunun anlatıldığı konuşmalar yapılmaktadır. Örgüt tarafından özellikle 2006-2014 yıllarında yapılan tüm operasyonlarda örgütün medya yapılanması, yargı ve emniyet yapılanması ile birlikte müşterek hareket ederek örgüte karşı güçlerin tasfiyesinde önemli rol oynamıştır. Örgütün medya yapılanması tamamen örgüt stratejisi ve politikaları doğrultusunda hareket etmektedir. Örgütün amaçları doğrultusunda kamuoyu yönlendirilmekte ve algı oluşturulmaktadır. FETÖ/PDY’nin emniyet yapılanması vasıtasıyla usulsüz dinlemeler yapılarak elde edilen ses kayıtları yine devletin gizli toplantıları, telefon görüşmeleri dinlenilerek kayıt altına alınması ve bir kısım devlete ait gizli belgelerin ele geçirilmesinden sonra devleti ve hükumeti itibarsızlaştırmak, kamu görevlileri ve bürokratları yıpratmak adına ses kayıtları ve bilgiler örgüt tarafından bir kısım internet siteleri ile sosyal paylaşım sitelerinde yayınlanmış, daha sonrada bunların haber olarak örgüte ait basın yayın organlarında yayınlanarak örgütün hedef aldığı kişilerin kamuoyunda itibarının zedelenmesine ve suçlu olarak görülmesine yol açacak algı oluşturulmuş, ardından örgütün yargı yapılanması vasıtasıyla bu kişiler hakkında soruşturmalar yapılmıştır. Bu şekilde örgüt elindeki basın yayın organları vasıtasıyla örgüte karşı çıkan kişi veya kurumları korkutup sindirmek için asılsız haberler veya maksatlı yayınlar yaparak kamuoyu algısı oluşturulmuştur. Ayrıca örgüte yönelik soruşturmalar örgüte ait basın yayın organları vasıtasıyla itibarsızlaştırılmaya, soruşturmaları yapan kamu görevlileri ve hakimlerin isimleri yazılı, görsel ve sosyal medya hesapları üzerinden yayınlanarak yargılamanın etkilenmeye çalışıldığı, tehdit mesajları ve gerçek dışı iftiralar ile itibarsızlaştırılma girişimlerinde bulunulduğu görülmüştür. FETÖ/PDY sahibi olduğu basın yayın araçlarını kullanarak örgüt propagandası yapmaktadır. Örgütün faaliyetleri abartılarak reklamının yapıldığı, örgütün yasal zeminde hareket ettiği, örgüt üyelerinin hiçbir suç işlemediği, yapılan operasyonlarda örgütün herhangi bir kabahatinin bulunmadığı, devletin örgüte yönelik soruşturma ve davalarda örgüt üyelerine haksızlık yapıldığı hususları örgüt medyasında sıklıkla tekrarlanarak örgüt lehine algı oluşturulmaya çalışılmıştır. Ayrıca, örgüt soruşturma ve davalarda ya da devletin aldığı kararlara karşı dayanışmaya çağrılmakta, örgüte yönelik yapılan soruşturmalara karşı protesto eylemleri yapılması, devletin yaptığı işlemlere karşı kitlesel olarak karşı çıkılması ve direnilmesi bu kapsamda toplantı ve gösteriler yapılması, sivil toplum kesimlerinden muhalif partiler ve medya kuruluşlarından destek sağlanması doğrultusunda örgüt propagandasına ilişkin yayınlar yapılmıştır. Kamuoyu algısını yönetmek için çok iyi kurgulanmış iyi ve kötünün karıştırıldığı yayınlar defalarca tekrarlanıp örgüt yöneticilerinin emirleri genel talimat olarak basın yayın üzerinden alt birimlere ulaştırılmaktadır. Özellikle örgüte ait televizyon kanalları ve basın yayın organları örgüt tarafından yönetim kadrosu ile örgüt hücreleri arasında doğrudan iletişim aracı olarak kullanılmaktadır. Örgüt, kitlesini bir arada tutmak ve amacına hizmet ettirmek için medya kuruluşlarını etkin bir şekilde kullanmaktadır.
FETÖ/PDY’nin kuruluş aşamasında ilk olarak kurduğu medya organı 1979 yılında örgüte ait Öğretmenler Vakfı aracılığıyla çıkarmış olduğu “Sızıntı” dergisidir. Örgütün daha sonra medya alanındaki en büyük atılımı “Zaman” gazetesinin alımı ile olmuştur. Zaman gazetesi, FETÖ/PDY için bir gazeteden çok daha fazla işlevler görmüştür. Medyaya hayati derecede önem veren örgütün adeta resmi yayın organı olan Zaman Gazetesi için her büyük bölgede bir ‘Zaman Gazetesi Sorumlusu’ bulunmaktadır. Bu kişinin görevi, mütevelli esnaflar üzerinden gazeteye abone bulmak ve abonelerin takibini yapmaktır. Her mütevellinin belirli bir ‘gazete aboneliği’ hedefi vardır. Tiraj önemli olduğu için gazetelerin okunup okunmadığının önemi yoktur. Hatta bir kişinin gazeteye abone olması için ‘okuryazar’ olmasına dahi gerek yoktur. Abonelikler ‘yıllık’ yapılır. Çoğunlukla kredi kartıyla yapılan bu abonelikleri ‘iptal etmek’ de mümkün değildir. Öğrenci evlerinde ev imamları, evde kalan her öğrenciyi abone yapmakla mükelleftirler. Bu uygulama, dershanelerdeki öğrenciler ve bunların velilerine kadar yaygınlaştırılabilmektedir. Hatta bir dönem, zorunlu abonelik ‘Sızıntı Dergisi’ için de söz konusu olmuştur.
Türkiye’nin birçok il ve ilçesinde açılan Zaman gazetesi temsilcilikleri örgütün idare merkezleri olarak da kullanılmıştır. Örgütün sivil yapılanmasında önemli bir yer tutan Zaman gazetesi ve temsilciliği, bir çok örgüt yöneticisinin yasal kılıf ile örgüt faaliyetlerini rahatlıkla yapmasına imkan sağlamıştır. Örgüt FETÖ/PDY’nin medya alanında çıkarmış olduğu dergi ve gazetelerin örgüte sağladığı katkıları görmesi üzerine, bu alanda hızlı bir şekilde büyümeye ve yayılmaya başlamış, örgüte bağlı olarak birçok dergi ve gazete çıkarmıştır. Örgüt, devlet tarafından özel televizyon kurulmasına izin verilmesinden sonra televizyon yayıncılığına da el atmış, ilk önce Samanyolu TV kurulmuş, daha sonra arkasından birçok TV kanalı açılmıştır. Örgüt, çağın gelişimine uygun olarak internet medyasına da el atmış, örgüte bağlı bir çok internet sitesi kurulmuştur. Örgüt tarafından gazete, dergi, matbaa, TV kanalı, radyo gibi kuruluşlar genellikle örgüt mensupları tarafından oluşturulan şirketler vasıtasıyla kurulmuştur. Bu şekilde, söz konusu medya kuruluşları özel hukuk tüzel kişisi olarak görülmekte, bu şirketlerin sahipleri ise esasında örgüt mensuplarından oluşmaktadır. Söz konusu medya kuruluşları örgüt tarafından toplanan himmet paraları ve yardımları ile kurulmuştur. Söz konusu paralar örgüt tarafından belirlenen örgüt mensuplarına aktarılmış, onlar tarafından önce bu alanda faaliyet yürütecek şirketler oluşturulmuş, daha sonra da bu şirketlere bağlı olarak medya kuruluşları kurulmuştur. Bu şekilde, örgütsel bağ gizlenmeye çalışılsa da söz konusu medya kuruluşlarının tamamının örgüt lideri Fetullah Gülen’in emir ve talimatları doğrultusunda faaliyet yürüttüğü, söz konusu medya kuruluşlarının yayın politikalarının örgüt lideri tarafından belirlendiği, gazetede atılacak manşetlerden TV’de yayınlanacak dizi senaryosuna kadar yayınla ilgili bir çok hususa örgüt lideri tarafından karar verilmektedir. Örgüt liderinden habersiz veya onun onayı olmadan örgüte ait medya kuruluşlarında herhangi bir yayın yapılması mümkün değildir. FETÖ/PDY’ye bağlı basın yayın ve medya kuruluşları yapılanması, medyanın faaliyet yürüttüğü alanlara göre oluşturulmuş olup görsel medya, yazılı medya ve dijital medya yapılanması şeklinde oluşturulmuştur. FETÖ/PDY’nin ulusal çapta yayın yapan medya kuruluşları olduğu gibi yerel bazda yayın yapan medya kuruluşları da söz konusudur. Örgütün çeşitli şehirlerde yerel bazda yayın yapan TV kanalları, radyo kanalları ile yerel bazda yayınlanan gazete ve dergiler çıkardığı, yerel bazda basın yayın eğitim şirketleri oluşturduğu anlaşılmıştır. Bu kapsamda Eskişehir, Aydın, Bursa, İzmir, Van, Çorum, Amasya, Samsun, Kırklareli, Giresun, Kütahya, Sivas gibi şehirlerde yerel bazda yayın yapan radyo, TV kanalları dergiler gazeteler bulunduğu anlaşılmıştır. Örgütün ayrıca, basın yayın sektöründe kitap, dergi basımı ile ilgili bir çok yerel bazda da matbaa ve basım işletmeleri kurduğu anlaşılmıştır.
FETÖ/PDY sahibi olduğu, basın yayın araçları, televizyon kanalları, gazeteler ve dergileri ile kamuoyunu örgüt amaçları doğrultusunda yönlendirmekte, algı operasyonları yapmaktadır. Örgütün özellikle 2006 yıllarında başlayan ve kamuoyunu uzun süre meşgul eden davalar ve soruşturmalar sırasında örgüt medyası vasıtasıyla örgüt tarafından yapılan operasyonlara ilişkin önemli faaliyetlerde bulunmuştur. 2006 – 2014 yılları arasında örgütün emniyet ve yargı yapılanması mensupları vasıtasıyla yürütülen soruşturmalar ve davalar sırasında örgüt medyası örgüt amaçları doğrultusunda sürekli yayınlar yaparak kamuoyu algısı oluşturmuştur. Örgütün medya aracılığıyla giriştiği algı operasyonları ise üç ayakta gerçekleşmektedir. Birinci aşamada, hukuka aykırı yollarla edinilmiş ses kayıtları kamuoyunda tanınan yazarlar tarafından ‘iddia’ şeklinde ana hatlarıyla duyurulmakta; ikinci aşamada, bu iddialar basın yayın kuruluşları aracılığı ile haberleştirilerek, ülke genelinde ‘tartışılır’ hale getirilmekte; üçüncü aşamada ise konuya ilişkin bilinçaltı algısı oluşturulmuş kitlelere yönelik olarak sosyal medya ve basın yayın organları üzerinden algı operasyonları yapılmaktadır. Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy, Askeri Casusluk soruşturmaları ve 1725 Aralık Darbe girişimi sürecinde bu yöntem profesyonelce uygulanmıştır. Yine “MİT Tırları” örneğinde de örgüt; devletin gizli bilgilerini, gizli toplantılarını gizli telefon görüşmelerini ele geçirip montajlayarak; Twitter, Facebook, Youtube gibi sosyal paylaşım sitelerinde dolaşıma sokmuş, bu yolla teröre destek veren ülke imajı yaratıp, uluslararası arenada ülkemizin itibarını zedeleme ve zor duruma düşürme gayreti sergilemiştir.
Bu dönemde yapılan soruşturmalar örgütün emniyet yapılanması tarafından yapılan usulsüz dinlemeler ve fiziki takipler sonucu elde edilip medya yapılanmasına verilen usulsüz görüntülerin, örgüt elemanları tarafından kurulan internet sitelerinde yayınlanması ve sosyal medyada paylaşılmasıyla ilgili kişilere yönelik iddiaların gündeme getirildiği, daha sonra örgütün görsel ve yazılı medyasında bu iddialar doğruymuş gibi algı oluşturacak şekilde haber ve yorumlar yayınlanarak toplumun yapılacak soruşturmalara hazırlandığı, akabinde örgütün emniyet ve yargı mensupları tarafından yapılan soruşturmalarda elde edilen bilgilerle soruşturmaların gizli olmasına rağmen örgüt medyasında yayınlanarak yapılan soruşturmaların doğru ve haklı olduğu algısının oluşturulmaya çalışıldığı, diğer bir yöntem olarak da asılsız ihbar ve bilgilerin örgüt medyası tarafından haberleştirilerek soruşturmalara zemin hazırlandığı görülmüştür.
Örgüt, medya kuruluşlarını kullanmak suretiyle örgüte karşı olan kişi ve kurumları itibarsızlaştırmak için karalama kampanyaları başlatmıştır. Örgüt aleyhine olacak herhangi bir kararın alınması veya politik uygulamanın yapılması halinde örgütün hemen savunmaya geçtiği, medya organları vasıtasıyla alınan kararların yapılan uygulamaların yanlışlığı konusunda algı operasyonlarına başladığı görülmüştür. Hükumetin dershanelerin kapatılmasına yönelik kararı örgütün aleyhine sonuç doğurduğundan buna şiddetle karşı çıkılmış, örgüt medyası sürekli dershanelerin gerekliliği, alınan kararın yanlışlığı hususlarını yoğun bir propaganda faaliyeti ile yürütmüş; hükumetin aleyhine yayınlarına sürekli devam etmiştir. Bundan bir netice alınamaması üzerine, bu kez örgütün emniyet ve yargı yapılanması ile medya yapılanmasının işbirliğinde 17-25 Aralık soruşturmaları gündeme getirilmiştir. Örgüt elindeki basın yayın araçlarını kullanarak hukuka aykırı olarak elde edilmiş ses kayıtlarını önce internet siteleri üzerinden sonra da TV kanalları ve gazeteler üzerinden yayınlayarak bir kamuoyu algısı oluşturmaya çalışmıştır. Soruşturmayı yürüten örgütün emniyet ve yargı yapılanması desteklenmiş ve savunulmuştur. Örgüte ait TV kanallarında bu soruşturmaların desteklenmesi için örgüt mensubu birçok yazarın katıldığı açık oturumlar ve haber programları düzenlenmiştir. Örgüt 17-25 Aralıkta amacına ulaşamayınca bu kez takip eden dönemde örgütün emniyet ve yargı mensupları tarafından sızdırılan bilgileri sürekli yayınlamaya ve işlemeye devam etmiş hükumeti ve başbakanı hedef alan, kamu görevlilerini hedef alan birçok yayın yapmıştır. Bu kapsamda, Dışişleri Bakanlığındaki 13.03.2014 tarihindeki çok gizli bir toplantının örgütün emniyet yapılanmasındaki mensupları tarafından dinlenip kaydedildiği, daha sonra bunların örgütün medya yapılanması tarafından yayınlandığı; MİT tırlarının durdurulması olayı gibi benzer mahiyette bir çok olayda hükumeti ve devleti yıpratmaya yönelik maksatlı yayınlar yapılmıştır.
Örgüt lideri Fetullah Gülen’in herkul.org internet sitesinde yayınlanan 05.10.2015 tarihli konuşmasında “…ilk basıldığı zaman on beş bin mi basmıştı, 20 bin mi basmıştı? Zaman gazetesi zamanla bir milyonu aştı. Tahribat ve kırılmalarda bir yönüyle mesele ona da belki aksetti, ama ben öyle inanıyorum ki, bu işe sahip çıkan kardeşlerime bunlar her şeyi bırakırlar, abone yapma döneminde mevsiminde bu iş için küheylan gibi koşarlar. Bugüne kadar bir yapıyorlarsa, bundan sonra on yaparlar, Allah’ın izni inayetiyle. Bir iki fasıl onu aşağıya indirmeye mukabil, olduğunun bir iki fasıl üstüne çıkarırlar. Onu (Zaman gazetesini kastediyor) ve Bugün Gazetesi’ni diğerlerinin aleyhinde olma demek değildir, falandan kopun bize gelin demek değildir, esasen dünya kadar doğruyu, hakkı, hakikati, adaleti, evrensel insanî değerleri öğrenmeye iştiyak duyan ihtiyacı olan insan vardır, kahvede, lokalde pastanelerde bunları bularak, her bir arkadaşımız bunları bularak, bunu bir manevî cihat sayarak, günümüzün manevi cihadı budur! Doğru düşüncenin, doğru yorumun, birleştirici düşüncenin, birleştirici felsefenin toplumun her kesimine yayılması için, bunun mutlaka katlanarak devam etmesi lazım…” “…. Bir kere ısırıldı, iki kere ısırıldı, üç kere ısırılmasın, dört kere ısırılmasın artık. Mevsimi gelmişken bunu gazetenin abone mevsimi mi eyi o zaman siz duydunuz bunu duyurursunuz zannediyorum. Evet, biri on yapma, bir milyon olduğu zaman da birileri böyle sevincinden uçacak hale gelmişlerdi, öyle mi diye filan, hakkaten heyecandan böyle nerdeyse bayılacak hale gelmişlerdi Allah’ın izni inayetiyle. Sıkın dişinizi; bir buçuk milyon yapın onu; gelecek sene de iki milyon yapın Allah’ın izni inayetiyle.” şeklinde beyanlarda bulunmuştur.
d.Örgütün Mali Yapılanması:
FETÖ/PDY’nin mali yapılanması Türkiye mütevellisine bağlı olarak yapılandırılmıştır. Örgütün Türkiye’deki coğrafi yapılanmasına esas alınarak örgüt sorumlusu Türkiye imamı, bölge imamı, il imamı, ilçe imamı şeklinde yapılanmaya bağlı olarak Türkiye mütevellisinin altında bölge mütevelli heyeti, onun altında il mütevelli heyeti, onun altında ilçe mütevelli heyeti, onun da altında sohbet grupları olmak üzere hiyerarşik bir şekilde yapılanma oluşturulmuştur.
Örgüt bu hedefe ulaşmak için gerekli olan finans kaynaklarını ise büyük oranda himmet gelirinden sağlamıştır. Örgütün devletin mali yapısına sızması ve kadrolaşmasında temel amacı; İhracatta kolaylık ve öncelik sağlama, Kamu destek ve teşviklerini grup şirketlerine yönlendirme, Mali denetim faaliyetlerinden haberdar olma ve denetimleri yönlendirme, Kamu ihalelerini örgütle bağlantılı şirketlere verme, bilişim altyapısı ve kurum arşivini örgütle bağlantılı şirketlerin menfaatine kullanmaktır.
Örgütün mali yapısı zaman içerisinde örgütlenmesine paralel olarak Türkiye başta olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinden gelir ve gider kalemleri olmak üzere son derece geniş bir ağ haline gelmiştir. Örgüt bu alanda zaman içerisinde profesyonelleşmiş bünyesinde bankası, holdingleri, basın yayın kuruluşları, eğitim kurumları, ticari işletmeleri, hastaneleri, STK’ları, çok sayıda kurum ve kuruluşu olup milyar dolarlar ile ifade edilen gelir gider rakamlarına ulaşan büyük bir organizasyon haline gelmiştir.
Örgütün himmet yolu ile elde ettiği gelirler genellikle mütevelli heyetleri vasıtasıyla toplanmaktadır. Örgütün sohbet gruplarında yer alan kişilerden sohbet toplantılarında düzenli olarak verilen görevleri yerine getiren, örgütün verdiği talimatları sorgulamaksızın itaat edip yerine getiren ve maddi gücü yerinde olan kişiler arasından örgüt tarafından mütevelli heyeti üyeleri seçilmektedir. Sohbet gruplarında zekat, burs, kurban ve himmet adı altında paralar toplanırken, mütevelli heyeti üyesi kişiler ayrıca bir ışık evinin maddi ihtiyaçlarını karşılamakla da sorumlu tutulmaktadır. Mütevelliler topladıkları parayı sohbet hocasının yanında getirdiği muhasebecilere vermektedir. Her il imamlığında bir muhasebeci bulunmakta, örgütün mali kayıtları il genelinde bu muhasebecide toplanmaktadır. Mütevellide yer alanlar arasından her 3 mütevelli heyetinden bir mali heyet teşkil edilecek şekilde isimler seçilmektedir. Mali heyetler yurt dışında bulunan örgüte ait yurt ve okulların yapımı için ihtiyaç duyulan paranın hangi mütevelli heyetinden ne kadar toplanacağına karar vermektedir. Mali heyet toplantıları dünyanın her yerinde salı günleri sabah namazından sonra gerçekleştirilmekle bu toplantılara mütevelli heyet, sohbet hocaları da katılmaktadır. İlçe imamlarının sorumluluğu altındaki mütevelli heyetlerinin üstünde il imamlarının sorumluluğundaki mütevelli heyeti yer almaktadır. İl genelinde ne kadar para toplanacağına ise ilin bağlı olduğu bölge toplantısında karar verilmektedir. Burada alınan karar mütevelli heyeti toplantısı adı altında yılda bir kez yapılarak örgüt mensuplarına aktarılmaktadır. Kişilerden alınan himmet vaadi, nakit, çek, senet karşılığı olarak tahsil edilmektedir. Çek ve senetlerin ödenmemesi halinde icra yoluna başvurulmaktadır.
İl imamının koordinesinde yılda en az bir kez mütevelli heyetinin katılımıyla kamplar düzenlenmektedir. Kamplar esnasında dini duygular istismar edilerek himmet, zekat, kurban ve öğrenci bursu adı altında toplanan paraların arttırılması sağlanmakta, toplanan paralar karşılığının cennet ile mükafatlandırılmak olacağı vurgulanmaktadır. Mütevelli heyet mensupları iş adamlarının kurduğu sivil toplum kuruluşlarına üye yapılmakta, kimin hangi kuruluşa üye olacağı sohbet abisi tarafından belirlenmektedir. Örgüt sivil toplum kuruluşu veya meslek kuruluşlarından başkan ve üye seçimlerinde böylelikle söz sahibi olmayı ve hükumete sivil kuruluşlar yoluyla baskı yapmayı hedeflemektedir.
Örgütün bağış ve himmet gelirleri de ikiye ayrılmaktadır. Şahıslardan alınan bağış ve himmet gelirleri, bu da esnaf ve alt gelir gruplarından toplanan himmet ve örgüt üyesi memurların maaşlarından alınan himmet olarak ikiye ayrılmaktadır. İş adamlarından alınan himmet ve bağış gelirleri de TUSKON üyesi olan şirketlerden alınan bağış ve himmetler, TUSKON üyesi olmayan şirket ve iş adamlarından alınan bağış ve himmetler şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Örgütün mali kaynakları arasında kamu kaynaklarından elde ettiği gelirler de önemli bir yer tutmaktadır.
Örgütün gelir kaynakları şunlardır;
– Kamu kaynaklarından elde edilen gelirler (Borsa Spekülasyonları, Devlet ihaleleri, Teşvik ve Hibeler),
– İşadamlarından sağlanan gelirler (Şantaj, Tehdit),
-Gönüllülük esaslı sağlanan gelirler (Himmet, Kurban),
-Örgüte ait şirket, holding, banka, vakıf ve dernek faaliyetlerinden elde edilen gelirler,
– Eğitim faaliyetleri gelirleri (Dershaneler, Özel Okullar, Öğrenci Yurtları, Yardımcı Sınav Kitapları),
– Örgüte ait basın ve yayın organlarına verilen reklam ve aboneliklerden elde edilen gelirler,
– STK’lardan sağlanan gelirler,
i.Kamu Kaynaklarından Elde Edilen Gelirler;
– Kamu ihalelerinin örgütle bağlantılı firmalara verilmesi,
-Örgütle ilişkili firmaların rakipleri hakkında adli ve idari işlemler yaparak piyasanın örgüt firmalarına teslim edilmesi,
– Kurumların gizli kalması gereken finansal ve yatırım planlamaları bilgilerinin ilişkili firmalara sızdırılması,
– Kamu arazi tahsislerinin örgütle ilişkili vakıf, dernek veya eğitim kurumlarına bedelsiz devredilmesi,
– Belediyelerce yapılan imar değişikliklerinin, örgütle ilişkili vakıf, dernek veya şirketler lehine yapılması,
– Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı’nda görevli mensupları vasıtasıyla iş adamlarının yurt dışı iş bağlantılarını sağlama karşılığında örgüt adına kendilerinden para alınması,
– Kamu hibe, destekleme ve teşviklerinin takibi ve proje kabullerinde örgüte bağlı firmalarının kayrılması,
ii.İş adamlarından Sağlanan Gelirler;
-İş adamlarından, adli ve idari süreçlerdeki işlemlerini iş adamları lehine sonuçlandırma karşılığı alınan paralar,
– İş adamlarının özel hayatları ile ilgili çeşitli zaafiyetlerini “ses ve görüntü” kaydına aldırarak tehdit ve şantaj yoluyla alınan paralar,
– İş adamlarından, iş bağlantılarını sağlama karşılığı alınan paralar.
iii.Sivil Toplum kuruluşlarından Sağlanan Gelirler;
-TUSKON ve bağlı Federasyon, Dernek, Şirket ile Vakıflardan toplanan aidatlar,
– Yazılı ve görsel medya sektöründen sağlanan gelirler,
– Kimse Yok Mu Derneği, benzeri bağlı STK’lar aracılığı ile yardım adı altında vatandaşlardan toplanan paralar,
– Ticaret Odası yönetimlerinin ele geçirilerek, kamu hizmet alımlarındaki rayiç bedel belirlemelerinde örgütle ilişkili vakıf, dernek ve firmalar lehine hareket edilmesi yoluyla sağlanan menfaatler.
iv.Gönüllülük Esaslı Sağlanan Gelirler;
– Kurban Bayramı öncesi iş adamlarından firmalardan ve esnaftan, adlarına kurban kesileceğini belirterek ‘Kurban’ adı altında toplanan paralar,
– İ1 ve ilçelerde iş adamlarının katıldığı mütevelli heyetleri oluşturarak zekât ve burs adı altında toplanan paralar,
– Memur maaş ve ödüllendirmelerinden %5 – % 20 arasında değişen miktarlardaki ‘HİMMET’ adı altında yapılan kesintilerden toplanan paralar,
– Devlet kurumlarına yerleştirilen örgüt mensuplarının ilk maaşlarını örgüte vermeleri ile elde edilen paralar.
v.Eğitim Faaliyetleri Gelirleri;
-Yaklaşık 160 ülkede bulunan örgütle ilişkili eğitim kurumlarında okuyan öğrencilerden alınan okul ücretleri, kitap kırtasiye kıyafet ücretleri,
-Yurt içinde faaliyet gösteren örgütle ilişkili eğitim kurumlarında okuyan öğrencilerden alınan okul ücretleri paralar, kitap kırtasiye kıyafet ücretleri,
– Eğitim kurumlarında okutulan öğrencilerden ücret alındığı halde, fakir öğrencilerin okutulacağından bahisle ‘BURS’ adı altında toplanan paralar.
2. İPEK AİLESİNE AİT ŞİRKETLER, ÜNİVERSİTE VE VAKIF HAKKINDAKİ TESPİT VE DEĞERLENDİRMELER
Ortaklık yapıları birbiriyle bağlı olan 20 sermaye şirketi, … – İpek Eğitim Sağlık Hizmet Yardım Vakfı ve bu vakıf tarafından kurulan… Üniversitesi… Ailesi mensuplarının kontrolü altındadır. … Grubu içerisinde yer alan şirketlerin ortaklık yapıları incelendiğinde holding yapılanmasına uygun olarak, hakim şirketin bağlı şirketlere iştirak etmesi yoluyla bir hakimiyet yapısının oluşturulduğu ve bu yapı içerisinde yer alan şirketlerin altın madenciliğinden, enerji, gıda, medya, bilişim, sigorta, tedarik, turizm, seyahat sektörlerine kadar pek çok farklı alanda faaliyet gösterdiği anlaşılmıştır.
… Grubu bünyesinde 2015 yıl sonu itibariyle faaliyet gösteren toplam 20 şirket bulunmaktadır. Şirketlerin ortakları ve yönetim kurulu şu şekildedir;
-…… Holding Anonim Şirketi’nin;
2010-2016 yılları arasındaki ortaklık yapısı;
Hamdi Akın… (%20),
… (%20),
… (%20),
Pelin Zenginer (%20),
Nevin… (%10),
Ebru… (%10) şeklindedir.
Şirketin 2010 yılından kayyım atandığı tarihe kadar yönetim kurulu üyeleri ise; Hamdi Akın…, … ve Pelin Zenginerdir.
-İpek Doğal Enerji Kaynakları Araştırma ve Üretim Anonim Şirketi’nin;
2010-2016 yılları arasındaki ortaklık yapısı;
…… Holding A.Ş. (%61,49),
… (%0,19),
Hamdi Akın… (%0,19),
… (%0,19),
Pelin Zenginer (%0,19)
Halka arz (%37,75) şeklindedir.
Şirketin 2010 yılından kayyım atandığı tarihe kadar yönetim kurulu üyeleri ise; Hamdi Akın…, …, …, … (…… Holding A.Ş. Adına üye), İsmet Kasapoğlu ve Yusuf Köycedir.
-… Anadolu Metal Anonim Şirketi’nin
2010-2016 yılları arasındaki ortaklık yapısı;
…… Holding A.Ş. (%2,65),
… (%0,03),
Hamdi Akın… (%0,03),
… (%0,03),
Pelin Zenginer (%0,03),
İpek Doğal Enerji A.Ş. (%52,25)
Halka arz (%45) şeklindedir.
Şirketin 2010 yılından kayyım atandığı tarihe kadar yönetim kurulu üyeleri ise; Hamdi Akın…, …, …, … (…… Holding A.Ş. Adına üye), İsmet Kasapoğlu ve Yusuf Köycedir.
-ATP İnşaat ve Ticaret Anonim Şirketi’nin
2010-2016 yılları arasındaki ortaklık yapısı;
… Anadolu Metal Maden İşletmeleri A.Ş. (%99,04),
…… Holding A.Ş. (%0,92),
… (%0,01),
Hamdi Akın… (%0,01),
… (%0,01),
Pelin Zenginer (%0,01) şeklindedir.
Şirketin 2010 yılından kayyım atandığı tarihe kadar yönetim kurulu üyeleri ise; Hamdi Akın…, … ve Melek İpekdir.
-ATP Havacılık ve Ticaret Anonim Şirketi’nin;
2010-2016 yılları arasındaki ortaklık yapısı;
ATP İnşaat ve Ticaret A.Ş. (%99,00),
…… Holding A.Ş. (%0,96),
… (%0,01),
Hamdi Akın… (%0,01),
… (%0,01),
Pelin Zenginer (%0,01) şeklindedir.
Şirketin 2010 yılından kayyım atandığı tarihe kadar yönetim kurulu üyeleri ise; Hamdi Akın…, … ve Pelin Zenginerdir.
-ATP … Turizm Seyehat ve Ticaret Anonim Şirketi’nin
2010-2016 yılları arasındaki ortaklık yapısı;
ATP İnşaat Ticaret A.Ş. (%99,99),
Hamdi Akın… (4.015 adet),
… (4.015 adet),
… (4.015 adet)
Pelin Zenginer(4.015 adet) şeklindedir.
Şirketin 2010 yılından kayyım atandığı tarihe kadar yönetim kurulu üyeleri ise; Hamdi Akın…, …, … ve Pelin Zenginerdir.
-…… Basın ve Basım Sanayi Ticaret Anonim Şirketi’nin
2011-2015 yılları arasındaki ortaklık yapısı;
ATP İnş. ve Tic. A.Ş. (%99,99),
… (%0,00002)
Ayhan Yurttaş (%0,00001) şeklindedir.
Şirketin kayyım atandığı tarihe kadar yönetim kurulu üyeleri ise; Hamdi Akın… (03.10.2011-25.02.2014), … (03.10.2011-25.02.2014), … (03.10.2011-04.12.2012), … (04.12.2012-26.10.2015), … (25.02.2014-26.10.2015) ve Ayhan Yurttaştır. (25.02.2014-26.10.2015)
-Yaşam Televizyon Yayın Hizmetleri Anonim Şirketi’nin;
2013-2016 yılları arasındaki ortaklık yapısı;
ATP İnş. ve Tic. A.Ş. (%99,99),
… (%0,000005)
Ayhan Yurttaş (%0,000005) şeklindedir.
Şirketin kayyım atandığı tarihe kadar yönetim kurulu üyeleri ise; Hamdi Akın… (17.09.2008-29.05.2009), … (18.09.2008-29.05.2009), … (22.11.2012-26.10.2015), … (14.05.2008-17.09.2008, 29.05.2009-26.10.2015), … (14.05.2008-16.09.2008, 29.05.2009-22.11.2012) ve Ayhan Yurttaştır (14.05.2008-26.10.2015)
-Rek-Tur Reklam Pazarlama ve Ticaret Limited Şirketi’nin;
2010-2016 yılları arasındaki ortaklık yapısı;
Yaşam Televizyon Yayın Hizmetleri A.Ş. (%99,99)
Ayhan Yurttaş (%0,01) şeklindedir.
Şirketin 2010 yılından kayyım atandığı tarihe kadar yönetim kurulu üyeleri ise; Ayhan Yurttaş ve Şaban Yörüklüdür.
-… Prodüksiyon ve Ticaret Anonim Şirketi’nin;
2015-2016 yılları arasındaki ortaklık yapısı;
Yaşam Televizyon Yayın Hizmetleri A.Ş. (%99,72),
… (% 0,28) şeklindedir.
Şirketin kayyım atandığı tarihe kadar yönetim kurulu üyeleri ise; Ayhan Yurttaş, … ve Harun Ekincidir.
-İpek Online Bilişim Hizmetleri Limited Şirketi’nin;
2015-2016 yılları arasındaki ortaklık yapısı;
Yaşam Televizyon Yayın Hizmetleri A.Ş. (%99,9875)
Ayhan Yurttaş (%0,0125)
Şirketin 2010 yılından kayyım atandığı tarihe kadar yönetim kurulu üyeleri ise;Ayhan Yurttaş ve Şaban Yörüklüdür.
-Bugün Televizyon ve Radyo Prodüksiyon Anonim Şirketi’nin;
2013-2016 yılları arasındaki ortaklık yapısı;
ATP İnş. ve Tic. A.Ş. (%99,88),
… (%0,06)
Ayhan Yurttaş (%0,14) şeklindedir.
Şirketin kayyım atandığı tarihe kadar yönetim kurulu üyeleri ise; Hamdi Akın… (09.12.2006-09.06.2008), … (09.12.2006-09.06.2008), … (09.12.2006-09.06.2008), Pelin Zenginer (09.12.2006-09.06.2008) … (22.11.2012-26.10.2015), … (24.01.2006-09.12.2006 ve 09.06.2008-26.10.2015), … (22.11.2012-04.05.2015), Selda Önen (24.01.2006-09.12.2006 ve 09.06.2008-22.11.2012), … (24.01.2006-30.03.2006), Halil Demirel (24.01.2006-09.12.2006 ve 09.06.2008-22.11.2012) ve Ayhan Yurttaştır (24.01.2006-09.12.2006) ve 09.06.2008-26.10.2015)
-… Altın İşletmeleri Anonim Şirketi’nin;
2010-2016 yılları arasındaki ortaklık yapısı;
ATP İnşaat ve Ticaret A.Ş. (%45),
…… Holding A.Ş. (%25),
… (%0- 20 adet),
Hamdi Akın… (%0- 20 adet),
… (%0- 20 adet),
Pelin Zenginer (%0- 20 adet)
Halka arz (%30) şeklindedir.
Şirketin 2010 yılından kayyım atandığı tarihe kadar yönetim kurulu üyeleri ise; Hamdi Akın…, …, …, Pelin Zenginer, Işık Özpeker ve Yusuf Köycedir.
-Özdemir Antimuan Madenleri Anonim Şirketi’nin;
2014-2016 yılları arasındaki ortaklık yapısı;
ATP İnşaat ve Ticaret A.Ş. (%99,99)
…… Holding A.Ş. (%0,01)
… (%0,00-1 adet) şeklindedir.
Şirketin 2010 yılından kayyım atandığı tarihe kadar yönetim kurulu üyeleri ise; ATP İnşaat ve Tic. A.Ş’yi temsilen … ve Şaban Yörüklüdür.
-…… Tedarik Danışmanlık ve Araç Kiralama Ticaret Anonim Şirketi’nin;
2013-2016 yılları arasındaki ortaklık yapısı;
… Altın İşletmeleri A.Ş. (%44,00)
… Anadolu Metal A.Ş. (%28,00),
İpek Doğal Enerji A.Ş. (%28,00) şeklindedir.
Şirketin kayyım atandığı tarihe kadar yönetim kurulu üyeleri ise; Hamdi Akın…, … ve … Altın İşletmeleri A.Ş.’yi temsilen Şaban Yörüklüdür.
-İK Akademi Anonim Şirketi’nin;
2014-2016 yılları arasındaki ortaklık yapısı;
İpek Üniversitesi (%100) şeklindedir.
Şirketin kayyım atandığı tarihe kadar yönetim kurulu üyeleri ise; Hamdi Akın… (28.09.2011-23.02.2012), … (28.09.2011-23.02.2012), … (28.09.2011-23.02.2012), … (23.02.2012-21.01.2015), Ali Fuat Bilkan (21.01.2015-2016), … (23.02.2012-2016) ve Ali Serdar Hasırcıoğludur. (23.02.2012-2016)
-… LTD’nin;
2015-2016 yılları arasındaki ortaklık yapısı;
… Altın A.Ş. (%99,999997),
Hamdi Akın… (%0,000001-1 adet),
… (%0,000001-1 adet) şeklindedir.
Şirketin kayyım atandığı tarihe kadar yönetim kurulu üyeleri ise; Hamdi Akın…, … ve Pelin Zenginerdir.
Şirketler dışında… ailesinin kontolünde olan Vakıf ve Üniversite bulunmaktadır.
-… – İpek Eğitim Sağlık Hizmet Yardım Vakfı;
21.04.2012 tarihinde tescil edilmiştir.
Yönetim kurulu;
Hamdi Akın… (kuruluş-16.01.2016),
… (kuruluş-28.06.2016),
… (kuruluş-28.06.2016),
Pelin Zenginer (kuruluş-28.06.2016),
… (kuruluş-24.02.2011),
… (24.02.2011-28.06.2016),
Osman Zenginer (16.01.2016-28.06.2016) şeklidedir.
Mütevelli Heyeti;
Hamdi Akın… (kuruluş-23.07.2016),
… (kuruluş-23.07.2016),
… (kuruluş-23.07.2016),
Pelin Zenginer (kuruluş-23.07.2016),
… (kuruluş-24.02.2013),
… (kuruluş-26.02.2016) şeklindedir.
-İpek Üniversitesi Mütevelli Heyeti ise;
Hamdi Akın… (kuruluş-17.11.2015),
… (kuruluş-22.04.2016),
… (18.04.2011-19.11.2015),
… (23.11.2013-19.11.2015),
… (18.06.2014-19.11.2015),
… (18.06.2014-19.11.2015),
… (17.11.2015-kapanış),
Serkan Hasırcıoğlu(17.11.2015-kapanış) şeklindedir.
İpek ailesi fertleri şirketlerin tümünde doğrudan veya dolaylı olarak hakim ortak konumunda oldukları gibi medya şirketleri haricindeki şirketlerde yönetim kurulunda da söz sahibidirler. Vakıf ve Üniversite’nin yönetimi de… ailesi fertlerinin kontrolü altındadır. Medya şirketlerinde sanıklar Hamdi Akın…, …, … ve Pelin Zenginer’in haricinde ortaklık anlamında olmasa da yönetimsel anlamda sanıklar …, …, Ayhan Yurttaş ve …’nün de söz sahibi olduğu görülmüştür.
a.Şirketlerin Büyümesi Süreci
i.Genel Olarak
İpek ailesinin 2003-2006 yılları arasında şirketlerini büyüterek madencilik sektörüne girme aşamalarının şaibeli olduğu, 2007 ve 2008 yıllarında tanzim edilen SPK uzmanlık raporları bağlamında Hamdi Akın…’in 2003 yılında … Davetiye’nin halka arz gelirlerini şirketin amacı dışında üçüncü kişilere aktardığı, çoğu akrabası ve şirketinin bayisi olan üçüncü kişilerin de bu paralarla … Davetiye hisse senetlerinde manipülatif işlemler yaptıkları, bu suretle… ailesinin, şirketlerinin hisse senetlerinin değer kazanması nedeniyle haksız kazanç elde ettikleri, yine FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün sağladığı maddi destekleri şirketlerine sermaye artışı ve borç olarak aktarmak suretiyle şirketleri büyüttükleri, bu paralarla önce ETİ Gümüş A.Ş.’yi, daha sonra bu şirketteki hisselerini satıp Normandy Madencilik A.Ş.’yi satın alarak altın madeni sektörüne girdikleri, bu süreçten sonra büyümenin hızlandığı, söz konusu büyümenin halka arz gelirleri ile hisse senetlerinde yapılan manipülatif işlemler ve FETÖ/PDY’nin himmet paraları ile … Grubu şirketlerin FETÖ/PYD silahlı terör örgütünün tamamen hakimiyeti altına girdiği ilk derece mahkemesi tarafından kabul edilmiştir.
– …… Holding ve diğer grup şirketlerinin gelişim sürecinin incelendiği 04.08.2014 tarihli MASAK raporunda özetle şu tespit ve değerlendirmelere yer verilmiştir;
İpek Grubu 2004 yılı içinde şirketlere sermaye ve borç olarak yaklaşık 14,8 milyon TL para aktarmışlardır.
Yine 2005 yılı içinde şirketlere sermaye ve borç olarak yaklaşık 8,3 milyon TL para aktarmışlardır. …-İpek Holding’in uzun vadeli ticari borçları yaklaşık 6,5 milyon TL, ATP İnşaat’ın ticari borçları ise 20,9 milyon TL seviyesindedir.
Ayrıca 2005 yılında madenin satın alınması için… Ailesi tarafından 23,5 Milyon TL ödeme yapılmıştır.
Süreçte… grubu tarafından bir çok şirket satın alınmış, satın alınan şirketlerin sermayelerinin her yıl kademeli olarak arttırılmıştır. Şirketlere ödenen sermaye tutarının 750 Milyon TL seviyelerindedir.
Medya şirketleri sürekli zarar açıkladığı halde sermaye artışı yoluyla şirket zararlarının finansmanı sağlanmıştır.
…… Holding A.Ş’nin ana ortağı olduğu Atlantik Eğitim Yayın Taş. Bilgisayar Tic. A.Ş isimli firmasının çalışanlarının ABD’ye dikkat çekici para transferleri yaptıkları tespit edilmiştir.
Tespit edilen hususların ve şüpheli para hareketlerinin bir organizasyon çerçevesinde haksız şekilde elde edilmiş olabileceği değerlendirilmektedir.
ii.Borsa Manipülasyonları:
Sanık Hamdi Akın…’in … Davetiye’nin halka arz gelirlerinin aktarıldığı banka hesabından çekilen paraları Şimşek Grubu üyeleri olan Yasin Şimşek, Tanju Güldoğan, Tarkan Güldoğan, Haydar Uğur Siber, Mehmet Emin Şimşek adlı şahısların muhtelif aracı kurumlar nezdindeki hesaplarına transfer edilmesi talimatını verdiği,
Adı geçen şahıslardan dönen paraların şirket kasasından çıkış yapmış gibi gösterilerek banka hesabına kaydedildiği, şahıslara kullandırılan paranın şirketin halka arz gelirleri olduğu, yine… İnşaata sermaye olarak konulan … Davetiye’nin halka arz gelirlerinden oluşan 5 Trilyon TL’nin (rapor tarihi itibariyle eski para birimine göre) şirket hesabından Hamdi Akın…’in talimatı ile Bülent Açılmış tarafından 4,5 Trilyon TL para çekilmiş görülmekle birlikte bu paranın 2 Trilyonunun derhal… Matbaacılık’ın hesabına tekrar yatırıldığı, 2,2 Trilyonunun ise Hamdi Akın…’in borcunu ödemek amacıyla Kemal Altunkaynak’ın hesabına gönderildiği,
Şimşek Grubunun söz konusu hisse alım satımlarını Hamdi Akın…’in şirketin halka arzından elde ederek gönderdiği gelirlerle yaptıkları, Şimşek Grubu ile Hamdi Akın…’in uzaktan akraba oldukları, aynı zamanda Şimşek Grubunun … Davetiye’nin bayiliğini yaptıkları hususları bir arada değerlendirildiğinde Hamdi Akın…’in bilgisi dışında bu gelirlerin hisse manipülasyonunda kullanılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçeleri ile halka arz gelirlerinin üçüncü kişilerin hesaplarına gönderildiği ilk derece mahkemesi tarafından kabul edilmiştir.
16.08.2007 tarihli uzmanlar Faruk Bostancı ve Eyüp Kadıoğlu tarafından tanzim edilen XVIII-I/24-7, XVIII-1/43-6 sayılı raporda;
“… Davetiye’nin halka arzından elde edilen toplam yaklaşık 12 Trilyon TL gelirin 5,5 Trilyon TL’sinin … Davetiye Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın…’in talimatları ile kayden çekildiği ve 5,1 Trilyon TL’sinin muhtelif şahısların hesabına gönderilmek suretiyle, Hamdi Akın…’in talimatı ile … Davetiye hesabından… İnşaat’ın hesabına sermaye iştirak tutarı olarak gönderilen 4,5 Trilyon TL’nin 4,2 Trilyon TL’sinin başka hesaplara gönderilmesi suretiyle toplam yaklaşık 10 trilyon TL’nin … Davetiye’nin hesaplarından çıkarıldığı ve bu tutarın 9,3 Trilyon TL’sinin muhtelif hesaplara gönderildiği, dolayısıyla … Davetiye’nin malvarlığının amacı dışında kullanıldığı, bu durumun 765 sayılı TCK’nın 508. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu,
… Davetiye’nin 2003 yılı Şubat ayında halka arz edilerek halka açık bir şirket haline geldiği, halka açılma sırasında … Davetiye’ye ortak olmak isteyen yatırımcıların, pay bedellerini ödedikleri, halka arzdan gelen paranın … Davetiye’nin malvarlığı olduğunun açık olduğu, yapılan incelemede halka arz gelirlerinin sanki … Davetiye tarafından çeşitli şekillerde kullanılmış gibi gösterildiği ancak … Davetiye’nin banka hesapları üzerinde yapılan incelemelerde, halka arzdan gelen paraların … Davetiye yönetim kurulu başkanı ve ortağı Hamdi Akın…’in talimatı ile şirket çalışanlarınca çekilerek amacı dışında başka şahısların hesaplarına gönderildiği, bu şahıslar tarafından hesaplarına gelen bu paraların amacının Hamdi Akın…’ten alınan borç veya daha önce alınan borcun geri ödemesi olduğunun ifade edildiği, dolayısıyla … Davetiye’nin malvarlığının başkalarının menfaatine sarf ve istihlak edilmesi sonucunda suçun maddi unsurunun oluştuğu,
… Davetiye’nin halka arz gelirlerinin amacı dışında kullanılmasının bilerek ve istenerek gerçekleştirildiği, zira halka arz gelirlerinin Hamdi Akın…’in talimatları çerçevesinde başkalarına transfer edildiği, olayın gizlenmesi amacıyla kayıtlara farklı yansıtıldığı ve kurulumuza bu yönde bilgilerin verildiği,
… Davetiye ve… Matbaacılık’ın yasal defter kayıtlarına ilişkin incelemede; yasal kayıtlara göre… Matbaacılık’ın banka hesaplarından çekilerek kasa hesabına nakledilmiş gibi gösterilen bir kısım tutarların gerçekte… Matbaacılık’ın kasasına nakledilmediği ve çeşitli şahıslara gönderildiği, yasal kayıtlara göre… Matbaacılık’ın kasasından alınarak banka hesaplarına yatırılmış gibi gösterilen bir kısım tutarların, gerçekte… Matbaacılık’ın kasasından nakledilmediği, çeşitli şahıslar tarafından gönderilen tutarlar olduğu, bu şekilde… Matbaacılık’ın kasasında gösterilen tutarların çeşitli şekillerde… Matbaacılık’ın faaliyetleri dışında kullanıldığı, İpek Matbaacılık tarafından … Davetiye’ye kullandırılan nakitlerin şirketin yasal kayıtlarında “100-Kasa” hesabında gösterildiği, İpek Matbaacılık’ın 2002 ve 2003 hesap dönemlerinde yasal defter kayıtlarında kasa hesabında gösterilen nakit tutarların bir kısmının gerçekte şirketin kasasında bulundurulmadığı, … Davetiye’nin halka arz gelirlerinin “yurtdışına yapılacak işler sipariş avansı”, “İpek Matbaacılıkın cari hesabına mahsuben yapılan ödeme”, “gayrimenkul alımı için verilen sipariş avansı” hesaplarında gösterildiği, bununla birlikte halka arz gelirlerinin bir kısmının muhtelif şahısların hesaplarına transfer edildiği, … Davetiye yasal kayıtlarında göründüğü kadar… İnşaat’a sermaye konulmadığı, banka hesap hareketlerinin incelenmesinden… İnşaat üzerinden alınan Özdemir Antimuan unvanlı şirkete ödenmiş gösterilen paraların tekrar… Matbaacılık ve Kemal Altunkaynak’ın hesaplarına gönderildiğinin anlaşıldığı, … Davetiye’nin banka hesaplarından çekilerek başkalarına aktarılan paraların yasal kayıtlara … Davetiye’nin kasasına girmiş ve kasada tutulmuş gösterildiği, eyleminin yasal kayıtlara gerçeğe aykırı bir şekilde yansıtma suçunu oluşturduğu,
Bu nedenlerle Hamdi Akın… hakkında 765 sayılı TCK’nın 508 ve 510. maddeleri ve SPK’nın 47/I-B-2 maddesi gereğince suç duyurusunda bulunulmasına,” şeklinde tespit ve değerlendirilmelerde bulunulmuştur.
24.08.2007 tarihli uzman Eyüp Kadıoğlu tarafından tanzim edilen XVIII-11/44-7 sayılı raporda;
… Davetiye hisse senedinin halka arzı sonrasında… Matbaacılık tarafından yapılan işlemlerin hisse senedinin fiyatını yükselttiği iddia edildiğinden hissenin borsada işlem görmeye başladığı tarihten sonraki üç aylık dönemde hisse senedinde gözlenen fiyat ve miktar hareketleri incelenmiştir.
İnceleme konusu dönemde … Davetiye hisse senedinde en çok işlemin Orhan Kuzu isimli şahsın hesapları aracılığıyla yapıldığı; ayrıca Cem Hüseyin Şimşek, Mehmet Emin Şimşek, Haydar Uğur Siber, Bülent Açılmış, Tarkan Güldoğan ve Ramazan Gürdal isimli şahısların hesapları aracılığıyla da alım satım işlemleri yapıldığı görülmüştür.
Cem Hüseyin Şimşek, Mehmet Emin Şimşek, Haydar Uğur Siber, Bülent Açılmış, Tarkan Güldoğan ve Ramazan Gürdal isimli şahıslar arasındaki akrabalık ilişkileri, yüksek tutarlı para transferleri, İpek Matbaacılık ve/veya … Davetiye ile yakın ticari ilişkilerinin bulunması, hesap açılış tarihleri ile halka arz tarihlerinin birbirine yakın olması, satışların yaklaşık %50’sinin yine kendileri tarafından karşılanması nazara alındığında adı geçen şahıslar ile… Matbaacılığın birlikte hareket ettikleri;
Grupla ilişkisi kurulamayan Orhan Kuzu’nun hesaplarından gerçekleştirilen işlemlerin incelenmesinde, 20.02.2003-20.05.2003 döneminde … Davetiye hisse senedinde gerçekleşen tüm alımların %18,04’ünün, tüm satımların ise %17,75’inin Orhan Kuzu’nun hesapları aracılığıyla gerçekleştirildiği;
Orhan Kuzu’nun ve yukarıda belirtilen grubun hesaplarından iletilen emirlerin … Davetiye hisse senedinin işlem miktarının artırılması ve aktif piyasa izlenimi yaratma amacıyla verildiği;
Bu sebeplerle Grubun ve Orhan Kuzu’nun hesaplarına ait işlemlerin bir kısmının amacının kar elde etmek veya bir zararı bertaraf etmek olmayıp … Davetiye hisse senedinin işlem miktarını artırmak olması nedeniyle SPK’nın 47/A-2 maddesinde belirtilen yapaylık unsurunu taşıdığı, aynı zamanda “aktif piyasa izlenimi yaratma amacıyla” yapılan işlemler olduğu, SPK’nın 47/A-2 maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği;
Orhan Kuzu ve Faruk Doğancı hakkında suç duyurusunda bulunulması;
Grup üyeleri Tarkan Güldoğan, Mehmet Emin Şimşek, Cem Hüseyin Şimşek, Haydar Uğur Siber, Bülent Açılmış, Yasin Şimşek, İpek Matbaacılık, Ramazan Gürdal, Tanju Güldoğan’ın ifadelerinin alınmasının ardından yapılacak değerlendirilmeye göre müeyyide uygulanması gerektiği bildirilmiştir.
28.12.2007 tarihli uzmanlar Levent Özkul ve Şevki Özgür Altındaş tarafından tanzim edilen XVIII-10/31-7 sayılı raporda;
Grubu oluşturan hesapların sahiplerinden açıklama istendiği;
Açıklama yazılarında;
Yasin Şimşek’in; işlemlerini kendisinin gerçekleştirdiğini, kendisinin yönlendirmesi ile bir kısım yakınlarının da işlem gerçekleştirdiklerini, Hamdi Akın…’in ‘kriz ortamı’ nedeniyle kendisine ve kendisinin gönderdiği birkaç kişinin hesaplarına gönderdiği emanet paraların bir kısmı ile kar elde etmek amacıyla hisse senedi işlemleri gerçekleştirdiklerini, sadece KOZAD ve… işlemi gerçekleştirdiklerini beyan ettiği;
Hüseyin Şimşek’in; hesabını amcasının oğlu olan Yasin Şimşek’in yönlendirmesiyle açtığını, hesabından gerçekleştirilen işlemlere ilişkin emirleri kendisinin verdiğini, alım satım kararlarında Yasin Şimşek’in etkili olduğunu, işlemlerinden Yasin Şimşek dışında kimsenin haberdar olmadığını beyan ettiği;
Haydar Uğur Siber’in; alım satım kararlarında Yasin Şimşek’in etkili olduğunu, bu kişiyi şirketin bayisi olması nedeniyle tanıdığını, kardeşi Mehmet Emin Şimşek ile de birkaç kez karşılaştığını, diğer şahısların hiçbirini tanımadığını, hisse işlemleri gerçekleştirdiğini yalnızca Yasin Şimşek’in bildiğini, hesabından gerçekleştirilen işlemlere ilişkin emirleri kendisinin verdiğini beyan ettiği;
Mehmet Emin Şimşek’in; hesabını ağabeyi Yasin Şimşek’in yönlendirmesi ile açtırdığını, yapılan işlemlerin ağabeyi Yasin Şimşek tarafından gerçekleştirildiğini, işlem emirlerini ya ağabeyinin ya da onunla görüştükten sonra kendisinin verdiğini, ağabeyi ile olan bu ilişkisi dışında kimseye vekalet vermediğini, hesabındaki hisse senedi işlemlerinin tamamen Yasin Şimşek tarafından gerçekleştirildiğini beyan ettiği;
Ramazan Gürdal’ın; yatırım hesaplarını eşinin akrabası olan Yasin Şimşek’in yönlendirmesi ile açtığını, emirleri bizzat kendisinin verdiğini, hisse senedi alım satım kararlarında Yasin Şimşek’in etkisinin olduğunu beyan ettiği;
Tarkan Güldoğan’ın; yatırım hesaplarını kendisinin açtığını, emirleri bizzat kendisinin telefonla verdiğini ancak eniştesi Yasin Şimşek’in tavsiye ve yönlendirmeleri ile alım satım kararları da verdiğini, Hamdi Akın…’in 2003 yılı mali krizi nedeniyle kendisine emaneten gönderdiği parayı eniştesi Yasin Şimşek ile birlikte KOZAD hisse senedinde değerlendirdiklerini beyan ettiği;
Tanju Güldoğan’ın; hesaplarını ablasının eşi Yasin Şimşek’in yönlendirmesi ile açtığını, Yasin Şimşek ile yaptıkları istişare ve görüşmeler neticesinde … Davetiye ve… Matbaacılık hisse senetlerinde işlem yapmanın karlı ve mantıklı olacağını düşündüklerini, emirleri kendisinin verdiğini ancak işlemlerinde eniştesi Yasin Şimşek ile görüşmelerinin etkili olduğunu beyan ettiği;
Yasin Şimşek’ten ek açıklamalar istenildiği, Yasin Şimşek tarafından yapılan ek açıklamada; Hamdi Akın… tarafından hesabına para gönderilmesini işaret ettiği şahısların Cem Hüseyin Şimşek ve Tanju Güldoğan olduklarını, şahısları bizzat kendisinin belirlediğini, diğer şahıslar (Mehmet Emin Şimşek, Hüseyin Şimşek, Ramazan Gürdal, Tanju Güldoğan ve Tarkan Güldoğan) açısından ise hesaplarına para girdikten sonra yapılan işlemlerde etkisinin olduğunu, … Davetiye’nin madencilik sektöründe faaliyet gösteren bir şirketin hisselerinin çoğunluğunu alması nedeniyle fiyatının zaman içinde yükseleceğini tahmin ettiğini ve buna bağlı olarak kendisi ve bir kısım arkadaşlarıyla bu hisse senedinde alım satım yapmanın karlı olacağını düşündüğünü, bu kişilerin kendisinin tavsiyesi doğrultusunda işlem yaptıklarının doğru olduğunu, arkadaşlık ve akrabalık ilişkisi nedeniyle bazen onlar adına işlem yaptığını veya ne miktarda işlem yapacaklarını bildirdiğini, Cem Hüseyin Şimşek, Mehmet Emin Şimşek, Ramazan Gürdal, Tanju Güldoğan ve Tarkan Güldoğan adlı şahısların hesaplarının açılmasında etkili olduğunun doğru olduğunu, hangi fiyattan ve ne miktarda hisse senedi alıp satmaları gerektiğini kendisinin belirlediğin ancak bu şahısların birbirlerinin işlem gerçekleştirdiklerinden haberdar olmadıklarını, hatta kardeşinin emirlerinin tamamına yakınının kendisinin verdiğini ancak Haydar Uğur Siber isimli yatırımcı ile kişisel tanışıklık dışında pek ilişkisinin ve samimiyetinin olmadığını, adı geçen şahsa tavsiyede bulunduğunu hatırlamadığını, belirtilen kişiler dışında kimseye tavsiyede bulunmadığını, belirtilen kişilerin hangi fiyattan ve ne miktarda hisse senedi alıp satmaları gerektiğini kendisinin belirlediğini, emirlerinin kısa süreler içerisinde yön değiştirmesiyle ilgili olarak hesaplarına emanet olarak giren veya borç olarak alınmış paraların para sahibi haberdar olmaksızın kısa vadede alım satımlarla kar elde edilebileceği düşüncesiyle işlem gerçekleştirdiğinden her zaman tereddütlü olduğunu, bu nedenle paranın her an istenebileceği veya gündelik ekonomik veya siyasi krizler nedeniyle uzun vadeli yatırım yerine günlük verilere ve değişen şartlara dayalı sıklıkta alım satım işlemleri gerçekleştirdiğini, kendisinin yönlendirmeleri ile işlem gerçekleştiren şahısların hesaplarında da aynı şeyin söz konusu olduğunu, hisse senedi işlemlerinden meydana gelen zararı kendisinin üstlendiğini, hesap bazında ayrı ayrı kar veya zarar edilip edilmediğini hatırlamadığını, hisse senedi işlemlerinden bu şahsın haberdar olmaması nedeniyle emanet olarak alınan paraların Hamdi Akın…’in söylediği hesaplara istediği zamanlarda iade edildiğini, sadece beklentiye dayalı kısa süreli yatırımlar gerçekleştirdiğini beyan ettiği,
Hamdi Akın…’in, … Davetiye’nin yöneticisi ve ortağı olması hususu da göz önünde bulundurularak Şimşek Grubu işlemlerinde etkisinin ve sorumluluğunun olup olmadığına dair yapılan incelemede; Hamdi Akın… ile Şimşek Grubu üyeleri arasında doğrudan bir nakit ilişkisinin bulunmadığı ancak… Matbaacılık personeli Hüseyin Altunışık (nadiren… Matbaacılık personeli Yunus Altunışık) ile grup üyeleri arasında nakit hareketlerinin gerçekleştirildiğinin görüldüğü,
Hamdi Akın…’in; adı verilen şahısları hem şirket bayileri olmaları hem de akrabalık nedeniyle tanıdığını, 2003 yılının ülke açısından 2001 yılı mali krizinin etkilerinin sürdüğü finans sektöründeki kırılmaların devam ettiği yıllar olması nedeniyle bir kriz ortamının oluşması halinde riskin dağıtılması amacıyla yakınen tanıdığı ve güvendiği adı geçen kişilerin hesaplarına bir kısım nakitleri gönderdiğini, ayrıca aralarındaki yakın ilişkiler nedeniyle aynı şahıslara maddi destek amacıyla değişik tarihlerde değişik tutarlarda borç da verdiğini, gönderilen nakitlere ilişkin net tutarları şu anda hatırlayamadığını, gönderilen nakitlerin bu kişilerce nasıl kullanıldığını bilmediğini, adı geçen kişilerce bu konuda kendisine herhangi bir bilgi verilmediğini, şahısların borsa işlemi yapıp yapmadıkları konusunda herhangi bir bilgisinin bulunmadığını, dolayısıyla adı geçen şahıslara KOZAD hisse senetleri üzerinde işlem yapmaları hususunda tavsiye, telkin veya talimat vermesinin mümkün olmadığını beyan ettiği,
Hamdi Akın…’in, değişik tarihlerde Şimşek Grubu üyelerine nakit gönderdiğini kabul ettiği, Şimşek Grubu üyelerinin bu durumu teyit ettiği, bu anlamda Hamdi Akın…’in göndermiş olduğu nakdin manipülasyon suçunun işlenmesinde kullanıldığı anlaşılmakla birlikte söz konusu nakdin manipülasyon suçunun işlenmesi saikiyle gönderildiğine dair somut herhangi bir veriye ulaşılamadığı, diğer yandan Şimşek Grubu üyelerinin Hamdi Akın…’in kendilerine emaneten ve borç olarak para verdiğini belirtmeleri, işlemleri gerçekleştiren ve işlemlere ilişkin yatırım kararlarında etkili olan şahısların Hamdi Akın…’in hisse senedi işlemi gerçekleştirdiğinden haberdar olmadıklarını belirtmeleri, Hamdi Akın…’in ifadelerinin de bu ifadelerle paralel olması, Şimşek Grubu üyelerinin inceleme dönemi öncesinde ve sonrasında da Hamdi Akın…’le nakit ilişkilerinin olduğunun görülmesi, ayrıca akrabalık, arkadaşlık ve bayilik ilişkisi nedeniyle adı geçen şahıslar arasında borç alışverişinin mümkün olabileceği hususları göz önünde bulundurulduğunda inceleme döneminde … Davetiye hisse senedi işlemi gerçekleştirmemiş olan Hamdi Akın…’in, Şimşek Grubu’nun kararlarında ve işlemlerinde etkisinin olduğu yönünde kesin bir kanaate ulaşmasının mümkün olmadığı,
Bu nedenlerle,
… Davetiye hisse senedinde 20.02.2003-20.05.2003 döneminde SPK’nın 47/I-A-2 maddesinde tanımlanan yapay fiyat ve yapay piyasa oluşturulmasına ilişkin suçun maddi ve manevi unsurlarını içeren fiilleri nedeniyle Yasin Şimşek, Bülent Açılmış ve Haydar Uğur Siber hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulması,
Yasin Şimşek’in yönlendirmeleriyle alım satım emirleri veren ancak suçun manevi unsurunu taşıdıkları yönünde kesin bir bilgi veya kanaate ulaşılamayan ayrıca Grup işlemlerinin tamamından haberdar olmadıkları için suçun oluşumunu tahmin edemeyecek durumda olan Tarkan Güldoğan, Mehmet Emin Şimşek, Hüseyin Şimşek, Ramazan Gürdal ve Tanju Güldoğan’ın manipülatif nitelikte sonuçlar doğurabilecek işlemler gerçekleştirmemeleri konusunda bir defaya mahsus olmak üzere uyarılmaları, gerektiği bildirilmiştir.
iii.Atlantik Eğitim Yayın Taş. Bilgisayar A.Ş. İle Ortaklık Ve Şüpheli Para Transferleri:
İpek ailesine ait olan… İnş. ve Tic. A.Ş.’nin 31.07.2003 tarihinde 930.000.000.000 TL bedelli 18.600 adet hisse ile Atlantik Eğitim Yayın Taş. Bilgisayar Tic. A.Ş.’ye ortak olduğu,
Daha sonra bu ortaklığın yönetim kurulu kararıyla (Hamdi Akın…, …, … ve Pelin Zenginer) 31.01.2005 tarihinde yine… ailesine ait olan …… Holding’e devredildiği,
26.06.2015 tarihinde ise …… Holding A.Ş.’nin, yönetim kurulu kararıyla (Hamdi Akın…, … ve Pelin Zenginer) Atlantik Eğitim Yayın Taş. Bilgisayar Tic. A.Ş.’de sahip olduğu hisselerini Turgut Özal Üniversitesine bağışladığı,
04.08.2014 tarihli MASAK raporunda belirtildiği üzere; İpek ailesinin 2004 yılı içerisinde ETİ Gümüş A.Ş.’yi satın almak için ve çeşitli nedenlerle sahip oldukları şirketlere sermaye ve borç olarak yaklaşık 14,8 milyon TL para aktardıkları,
2005 yılı içerisinde… Ailesinin …-İpek Holding A.Ş.’ye sermaye artışı olarak aktardıkları paranın yaklaşık 8,3 milyon TL olduğu,
Aynı yıl içinde … Davetiyeciliğin, İpek Matbaacılığın sermaye artışına gittiği ve… İnşaat, … Davetiyecilik, İpek Matbaa ve …… Holdingin şirketlerinde ortakları ve iştiraklerinden alacak ve borçlar hesaplarının ve bunlar gibi bazı hesapların çok hareketli olduğu, 2005 yılı içerisinde hiçbir ticari faaliyeti olmayan yani cirosu sıfır olan …-İpek Holding’in uzun vadeli ticari borçlarının yaklaşık 6,5 milyon TL olmasının çok dikkat çekici olduğu, 2005 yılı içerisinde satışların maliyetinin yaklaşık 25 milyon TL olduğu, ticari alacaklarının 0,18 milyon TL ve ticari mallarının olmadığı ve fakat kısa vadeli ticari borçlarının yaklaşık 10.9 milyon TL ve uzun vadeli ticari borçlarının yaklaşık 10 milyon TL (toplamda yaklaşık 20.9 Milyon TL) olan… İnşaat firmasının bilançosundaki bu kalemlerin çok dikkat çekici olduğu, ayrıca Normandy Madencilik isimli firmanın satın alınması için toplamda 23,7 milyon TL’lik tutarın… ailesi tarafından 2005 yılında ödendiği belirtilmekle bu şirketlere kaynağı belli olmayan yüksek tutarlı para girişlerinin olduğu,
05.10.2016 tarih ve 2016/MAR 17-12/3 sayılı Masak Raporunda Abdullah Demir, Şadi Uçan ve Mahmut Yağmur isimli kişilerin yurtdışında bulunan FETÖ/PDY ile irtibatlı kurum ve kişilere gelirleriyle uyumsuz olacak şekilde para gönderdiklerinin, yüksek miktarda çek tahsilatı yaptıklarının tespit edildiği, ayrıca Abdullah Demir, Şadi Uçan ve Mahmut Yağmur isimli şahısların ortak noktasının Atlantik Eğitim Yayın Taş. Bilgisayar Tic. A.Ş.’de çalışmaları olduğu, Abdullah Demir ve Şadi Uçan’ın, Selami Tuğrul’un emir ve talimatları doğrultusunda hareket ettiği, yurt dışı para transferlerini de bu doğrultuda gerçekleştirdikleri hususunda güçlü kanaat uyandığı, yine Abdullah Demir ve Şadi Uçan’ın, Selami Tuğrul ile aynı işyerinde çalışmaya başlamadan önce ya da işten ayrıldıktan sonra yurt dışı para transferlerinin bulunmaması, her iki şahsın da transferlerinin karşı taraflarının aynı olduğu, para transferlerinin muhataplarının FETÖ’ye aidiyeti olan kurum, kuruluş ya da şahıslar olduğu dikkate alınarak Abdullah Demir ve Şadi Uçan’ın yurt dışı para transferlerini Selami Tuğrul’un emir ve talimatları doğrultusunda gerçekleştirdiğine ilişkin tespitlerde bulunulduğu,
Abdullah Demir, Şadi Uçan ve Mahmut Yağmur’un FETÖ/PDY silahlı terör örgütü adına himmet paraları topladıkları ve bu toplanan paraları, çeşitli yöntemlerle sisteme soktukları, tanık …’nin soruşturma ve kovuşturma aşamasında alınan beyanı, da dikkate alınarak Abdullah Demir ve Şadi Uçan’ın, Selami Tuğrul’un emir ve talimatları ile hareket ettiği, Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/13 esas sayılı dosyasında Selami Tuğrul’un ortağı olduğu Aksiyon Güvenlik Hizmetleri A.Ş. çalışanlarının ve ortaklarının himmet toplayıp bu himmetleri ticari faaliyet gibi sisteme dahil etmeleri eylemi ile ilgili yapılan yargılamada, Selami Tuğrul ve Mahmut Yağmur’un yakalanmamaları nedeniyle haklarında tefrik kararı verildiği, ancak bu şirketin diğer ortakları Süleyman Savat, Tamer Tıbık ile çalışanları olan diğer sanıklar hakkında 2018/127 karar numarasıyla verilen karara ilişkin gerekçede; sanıkların himmet parası topladıkları, himmet olarak toplanan çek ve senetlerin tahsilatını yaptıkları, ticari şirket geliri gibi çek ve senet bedellerini tahsil ettirip şirketin kuruluşlarına aktardıkları gerekçesiyle şirket çalışanları hakkında terör örgütüne üye olmak, şirket ortakları Tamer Tıbık ve Süleyman Savat hakkında silahlı terör örgütü yöneticiliği suçlarından mahkumiyetlerine karar verildiği, yine söz konusu dosyada şirket çalışanları Selami Şavlığ ve Özcan Şahin’in soruşturma aşamasında verdikleri ifadelerinde tahsilatını yaptıkları söz konusu çekleri genellikle Selami Tuğrul, Tamer Tıbık ve Süleyman Savat’ın verdiğini beyan ettikleri, Mahmut Yağmur’un Selami Tuğrul’a bağlı olduğunu, Selami Tuğrul ve Süleyman Savat’ın da İsmet Aksoy’a bağlı olduğunu beyan ettikleri göz önüne alındığında Selami Tuğrul’un FETÖ’nün topladığı himmet paralarını sisteme sokma görevini üstlenen üst düzey muhasebecilerinden olduğu, Abdullah Demir, Mahmut Yağmur ve Şadi Uçan’ın da, Selami Tuğrul’un altında görev yaptıkları,
… Holding bünyesinde finans müdürü olarak görev yapan sanık …’in 07.03.2016 tarihinde müdafii huzurunda alınan ifadesinde Selami Tuğrul isimli şahsın zaman zaman şirketlere gelerek Akın… ile görüştüğünü ancak ne görüştüklerini bilmediğini beyan ettiği,
Selami Tuğrul’a bağlı olarak çalışan Abdullah Demir’in 01.04.2013-20.06.2014 tarihleri arasında, Şadi Uçan’ın 11.06.2005-15.12.2005 tarihleri arasında, Mahmut Yağmur’un 04.06.2005-31.03.2006 tarihleri arasında Atlantik Eğitim Kurumları A.Ş.’de çalıştıkları,
İpek ailesine ait şirketlerin söz konusu şirkette 31.07.2003-21.08.2015 tarihleri arasında ortaklığının bulunduğu,
Sanık Hamdi Akın…’in kullanımında olan … üzerinden 03.02.2016 tarihinde “hocam atlantiki devrettik. İncek ole ilgili tekrar uyaracağım ins.” içerikli attığı mesaj göz önüne alındığında hisselerin devir tarihinin 26.06.2015 tarihi olduğu, FETÖ/PDY’ye örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlandığı, bu yapının kamuoyu ve medya tarafından tartışılır hale geldiği, üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler ve uyarıların yapıldığı, Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı değerlendirmelerin paylaşıldığı süreçten sonraki zaman dilimine denk geldiği, yine söz konusu şirketlere yapılacak operasyondan yaklaşık 2 ay önce gerçekleştiği,
Abdullah Demir isimli şahsın Atlantik Eğitim kurumlarında çalıştığı dönemde (01.04.2013-20.06.2014) 16.01.2014 tarihinde tek seferde 10.147,63 TL havale aldığı, buna karşılık 12.12.2013-15.05.2014 tarihleri arasında 54 işlemde toplam 3.778.687,98 TL havale gönderdiği, şahsın işçi sıfatıyla çalıştığı kuruma toplamda bu kadar yüksek meblağ göndermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu,
Yine Atlantik Eğitim Yayın Taş. Bilgisayar Tic. A.Ş.’nin, Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. nezdinde hesaplarının bulunduğu, uzun süredir hareketsiz olan hesaplarına yüksek tutarda girişlerin olduğu, akabinde RUBLE alımı yapıldığı, döviz havale ile Rusya’ya gönderildiği, yine uzun süredir hareketsiz olan hesaplarına …… Holding A.Ş. unvanlı firmadan yüksek tutarda döviz girişinin olduğu, Atlantik Eğitim Yayın Taş. Bilgisayar Tic. A.Ş.’nin aldığı SWİFT bilgilerinden şirkete, “…… HOLDİNG” tarafından 2012 yılında ABD’den toplam 1.165.378,30 TL, yine “…… HOLDİNG” tarafından Türkiye’den 2012, 2013 ve 2015 yıllarında toplam 7.831.653,68 TL SWİFT gönderildiği, Atlantik Eğitim Yayın Taş. Bilgisayar Tic. A.Ş.’nin SWİFT bilgileri incelendiğinde; Birleşik Krallığa 2014 ve 2015 yıllarında toplam 101.548,63 TL, Rusya Federasyonuna 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 yıllarında toplam 8.819.532,16 TL SWİFT gönderdiği hususları göz önüne alındığında …… Holding tarafından bu kuruma gönderilen paraların gönderildiği yerlerin Rusya ve Amerika olduğu, bu kurumun çalışanı Abdullah Demir’in de Rusya ve Amerika’ya para havaleleri yaptığı göz önüne alındığında …… Holding’in gönderdiği SWİFT’lerin FETÖ/PDY’nin yurt dışı yapılanmasına aktarıldığı, …… Holding’in söz konusu Atlantik Eğitim kurumlarının yarısına sahip olduğu, bu nedenle kendi bilgisi dışında bu paraların aktarılamayacağı,
Nazara alınarak;
İpek Ailesi tarafından şirketlere kaynağı belli olmayan yüksek tutarlı kaynak aktarımı yapıldığı, bu paraların kaynağının “himmet” paraları olduğu, Selami Tuğrul ve beraber hareket ettiği şahıslar aracılığıyla… ailesine “himmet” paralarının sermaye olarak verildiği, İpek ailesinin de bu paraları sermaye artışı ve borç olarak şirketlere aktardığı, bu suretle şirketlerin büyüdüğü, FETÖ/PDY’nin insanların dini duygularını sömürmek suretiyle elde ettiği himmet paralarının şirket geliri elde edilmiş gibi ticari bir faaliyetten elde edildiği izlenimi yaratarak sisteme sokulduğu söz konusu faaliyetler sırasında …… Holding’in Atlantik Eğitim Yayın Taş. Bilgisayar Tic. A.Ş.’nin yarısına sahip olduğu, ortaklık anlamında şirketi hakimiyeti altında bulundurduğu, dolayısıyla söz konusu eyleminin… ailesinin bilgisi ve onayı dahilinde yapıldığı Atlantik Eğitim Yayın Taş. Bilgisayar Tic. A.Ş. üzerinden himmet paralarının aklanarak sisteme sokulduğu, yine şirketler tarafından bu kurum üzerinden örgüte “himmet” aktarımı yapıldığı, bu kurum ile… ailesine ait şirketler arasındaki bağlantıyı koparmak için hisseleri bağış yoluyla Turgut Özal Üniversitesine ( yine FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatı nedeniyle kapatılan bir kurum ) aktardıkları ilk derece mahkemesi tarafından kabul edilmiştir.
05.10.2016 tarih ve 2016/MAR 17-12/3 sayılı mali analiz raporuna göre;
“Abdullah Demir hakkında;
Abdullah Demir isimli şahsın 01.04.2013-20.06.2014 tarihleri arasında Atlantik Eğitim Yayın Taş. Bilgisayartic. A.Ş.’de çalıştığı, şahsın çalıştığı kurumdan sadece 16.01.2014 tarihinde tek seferde 10.147,63 TL havale aldığı, buna karşılık 12.12.2013-15.05.2014 tarihleri arasında 54 işlemde toplam 3.778.687,98 TL havale gönderdiği, Atlantik Eğitim Yayın Taş. Bilgisayartic. A.Ş.’nin ortakları incelendiğinde …… Holding A.Ş.’nin %42.86 hisse ile şirketin (Atlantik Eğitimin) ortağı olduğu,
Abdullah Demir’in 2006 (34.679,00 TL) ve 2007 (76.877,00) yılında gönderdiği EFT’lerin tespit edilen geliri ile uyumsuz olduğu, gönderdiği EFT’lerin detayları incelendiğinde bazı şahıslara düzenli EFT gönderimi yaptığı ve EFT’lerin açıklama kısımlarında “Kira Bedeli”, “BRS Erzak”, “BRS’ler için”, “BRS” gibi açıklamaların yer aldığı,
Abdullah Demir’in GİB/SWİFT verilerinden, 2013 yılında Japonya’ya 148.000 USD SWİFT gönderdiği,
Abdullah Demir’in TCMB/yurt dışı transfer verilerinden; 01.04.2005-27.10.2005 tarihleri arasında yurt dışına (303.178,00 USD Japonya’ya, 6.000,00 USD ABD’ye olmak üzere) 15 işlemde toplam 309.178,00 USD para gönderdiği,
Abdullah Demir’in yurt dışı transferlerinin gönderilen adres bilgilerinde “Serkan Caglar”, “Horızan Gakuen”, “Selami Abdullah. Tuğrul Demir”, “Gakkou Houjın Horızon Gakuen”, “Bahaur Education” ve “Baharu Education Corporation” şeklinde bilgilerin yer aldığı, yapılan açık kaynak araştırmalarında; “Baharu Education” ve “Horizon (Ufuk)”un içeriğinden Fetullah Gülen’e ait olduğu anlaşılan web sitesinde adının geçtiği, söz konusu sitede yer alan bilgilere göre “Baharu Education” ve “Horizon (Ufuk)”un Japonya’da Türk iş adamlarının kurduğu vakıf oldukları, “Gakkou Houjın Horızon Gakuen”in; “Horızon Japan International School” öğrencilerinin yaz okulu ücretlerinin ödenmesi için belirtilen hesap bilgilerinde yer aldığı, “Horızon Japan International School”un “SDÜ’deki paralelciliğin uluslararası boyutları” başlıklı habere göre Japonya’da açılışını Horızon (Ufuk) Vakfının yaptığı Türk okulu olduğu, “Baharu Education Corporation”‘ın Fetullah Gülen’in yurt dışındaki eğitim kurumlarının listelendiği “Lıst Of Gulen Schools (Run By Fetullah Gülen Movement) Araund The World” başlıklı bir internet sitesinde yer aldığı görülmüş ve şirket hakkında yapılan araştırmada Japonya’da kurulu eğitim alanında faaliyet gösteren (1-5 yaş aralığındaki çocuklara okul öncesi ve anaokulu eğitimi veren) bir eğitim kurumu olduğu ve 4 adet şubesinin bulunduğu, “Serkan Çağlar hakkında yapılan araştırmada Baharu Education Corporation’ın iletişim bilgilerinde e-mail adresi olarak “serkan.cağ[email protected]” bilgisinin yer aldığı, Serkan Çağlar’ın “Türkiye Japonya Kültürel Diyalog Derneği”nin başkan yardımcısı olduğu bilgilerine rastlanıldığı,
Abdullah Demir’in, gönderilen adresi bilgilerinde Serkan Çağlar’ın yer aldığı yurt dışı transferlerinden 1 tanesinin ABD’ye, diğerlerinin ise Japonya’ya yapıldığı, ancak transferlerin hepsinin Japon bankası olan “Mızuho Bank” nezdindeki 2366909 numaralı hesaba yapıldığı, transferlerin yapıldığı banka ve hesap bilgileri ile Serkan Çağlar hakkındaki açık kaynak bilgileri birlikte değerlendirildiğinde transferlerin Japonya’da kurulu Türk okulları hesabına gönderilmiş olabileceğinin değerlendirildiği,
Şahsın banka hesaplarından bazılarının … sonu bakiyelerinin yüksek tutarlara ulaştığı, … Katılım Bankası nezdindeki TR600020800208000375210054 IBAN numaralı hesabına 2014 ve 2015 yıllarında yüksek tutarlı nakit giriş ve çıkışların olduğu,
Şahsın 2013 yılında, keşidecisi Ercan Yayla, toplam tutarı 63.920,00 TL olan 10 adet bloke çeki tahsil ettiği, GİB kayıtlarına göre Abdullah Demir’in tahsil ettiği çeklerin sahibi olarak gözüken Ercan Yayla ile Abdullah Demir arasında herhangi bir mal ya da hizmet alım satımına rastlanılmadığı, diğer yandan Abdullah Demir’in çek tahsilatı yaptığı dönemde çalıştığı kurum olan “Atlantik Eğitim Yayın Taş. Bilgisayartic. A.Ş.” ile Ercan Yayla arasında ya da Ercan Yayla’nın GİB verileri üzerinden yapılan araştırmada tespit edilen ortak olduğu şirketler ile Abdullah Demir ve “Atlantik Eğitim Yayın Taş. Bilgisayartic. A.Ş.” arasında da mal veya hizmet alım satım ilişkisine rastlanılmadığı,
Abdullah Demir’in 2013 yılında 55.887,00 TL havale gönderdiği Brooklyn Amıty School’un adının FETÖ/PDY ile ilişkili “soruşturmalara konu şirketler listesi” içerisinde yer aldığı,
Atlantik Eğitim firmasında çalıştıklarını beyan eden İsmail Uysal ve Dilaver Dede’nin … Katılım Bankası A.Ş. Çukurambar Şubesi nezdinde hesaplarının bulunduğu, Dilaver Dede’nin hesabına 1.856,00 TL maaş ödemesi yapıldığı, 31.10.2014 tarihinde Dilaver Dede’nin hesabına 450.735,00 TL, İsmail Uysal’ın hesabına 450.000,00 TL nakit yatırıldığı, 04.11.2014 tarihinde Dilaver Dede’nin hesabından 448.650,00 TL, İsmail Uysal’ın hesabından 450.000,00 TL’nin nakit olarak çekildiği, müşterilerin gelir bilgileri ile uyumsuz yüksek tutarlı nakit işlemler yaptıkları,
Cemil Koca isimli şahsın Atlantik Eğitim Yayın Taş.Bilgisayartic.A.Ş. isimli şirkette ortaklığının bulunduğu, bu şirketin Mehmet Rasim Kuseyri ve Mahir Şahin ile para transfer ilişkisinin olduğu, şirketin, “Burç Kreş Gündüz Bakımevi-Bahçeli Kreş kira ödemesi” 2012-2014 yılları arasında gerçekleşen 7 işlemde toplam 64.500 TL’yi Rahmi Bıyık’a gönderdiği, Rahmi Bıyık tarafından da “rahmi bıyık taahhüt edilmiş sermaye ödemesi” işlem açıklamaları ile 1.085.403,85 TL ve 55.000,00 EUR tutarında paranın söz konusu şirkete gönderildiği, Rahmi Bıyık’ın 27.12.2012 tarihinde gerçekleşen tek işlemde 12.807,00 TL’yi Osman Ferhan isimli şahsa gönderdiği, Atlantik Eğitim Yayın Taş.Bilgisayartic.A.Ş. isimli şirkette sigortalı olarak çalışan kaydı bulunduğu anlaşılan Osman Ferhan’a, Rahmi Bıyık tarafından yapılan para transferinin dikkat çekici bulunduğu, yine Rahmi Bıyık’ın, 27.03.2012 tarihinde gerçekleşen tek işlemde 20.500,00 TL’yi Hamide Öztürk isimli şahsa gönderdiği, söz konusu tarih itibariyle Atlantik Eğitim Yayın Taş.Bilgisayartic.A.Ş. İsimli şirkette asgari ücret seviyesinde aylık kazanç ile çalıştığı anlaşılan Hamide Öztürk’e, Rahmi Bıyık tarafından yapılan para transferinin dikkat çekici bulunduğu,
Atlantik Eğitim Yayın Taş. Bilgisayartic. A.Ş.’nin, Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. nezdinde hesaplarının bulunduğu, uzun süredir hareketsiz olan hesaplarına yüksek tutarda girişlerin olduğu, akabinde RUBLE alımı yapıldığı, döviz havale ile Rusya’ya gönderildiği, yine uzun süredir hareketsiz olan hesaplarına …… Holding A.Ş. unvanlı firmadan yüksek tutarda döviz girişinin olduğu,
Atlantik Eğitim Yayın Taş. Bilgisayartic. A.Ş.’nin aldığı SWİFT bilgilerinden şirkete, “…… HOLDİNG” tarafından 2012 yılında ABD’den toplam 1.165.378,30 TL, yine “…… HOLDİNG” tarafından Türkiye’den 2012, 2013 ve 2015 yıllarında toplam 7.831.653,68 TL SWİFT gönderildiği,
Atlantik Eğitim Yayın Taş. Bilgisayartic. A.Ş.’nin SWİFT bilgileri incelendiğinde; Birleşik Krallığa 2014 ve 2015 yıllarında toplam 101.548,63 TL, Rusya Federasyonuna 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 yıllarında toplam 8.819.532,16 TL SWİFT gönderdiği,
Selami Tuğrul hakkında;
Selami Tuğrul’un 02.05.2013-10.12.2015 döneminde “Türkiye Tabipler Vakfı Şifa Tıp Merkezi İktisat İşletmesi”nde çalıştığı anlaşılan şahsın 05.06.2013-07.10.2015 döneminde çalıştığı kurumdan 28 işlemde toplam 115.198,17 TL havale aldığı ancak 04.12.2014-03.07.2015 döneminde bu kuruma 2 işlemde toplam 159.000 TL havale gönderdiği,
Şahsın işçi sıfatıyla çalışmış olduğu kuruma çalışmış olduğu dönemde para göndermesi -hem de 2 seferde 159.000 TL gibi yüklü miktarda- hayatın olağan akışına aykırı ve dolayısıyla izaha muhtaç bir durum olarak değerlendirilmektedir.
Şahsın EFT kayıtlarının detaylarına bakıldığında farklı kişilere düzenli EFT gönderdiği, gönderilen EFT’lerin açıklama kısımlarında “kira”, “kira ödemesi”, “kira bedeli” gibi açıklamaların bulunduğu,
Şadi Uçan hakkında;
Şadi Uçan’ın yıllar itibariyle elde ettiği prime esas kazanç tutarlarına bakıldığında yıllık en fazla elde ettiği prime esas kazanç tutarının 28.800,00 TL (2013 ve 2014 yıllarında) olduğu görülmektedir. VEDOP ve GİB kayıtlarından 16.12.2009 tarihinden itibaren “Mor Çizgi Eğitim Danışmanlık Teks. İnş. Gdtur. San. Tic. Ltd. Şti unvanlı firmanın %50 hisse ile ortağı olduğu görülmüştür. Adı geçen firmanın 2009 (7.248,04 TL) ve 2010 (21.949,63 TL) yıllarında cüzi miktarda kar, 2011 yılından itibaren ise zarar beyan ettiği görüldüğü,
Şahsın 17.10.2014 tarihinde Tolerans Özel Eğitim Öğretim Yayıncılık Gıda S.T.A.Ş.’ye tek seferde 100.000 TL, Zafer Özel Eğit.Öğr.Yay. Paz.Dağ.Tic.VeSan.A.Ş.’ye 12.03.2015-11.09.2015 tarih aralığında 4 seferde toplam 50.165,00 TL havale gönderdiği,
GİB verileri üzeinden yapılan araştırmada gerek Şadi Uçan ile Tolerans Özel Eğitim Öğretim Yayıncılık Gıda S.T.A.Ş. ve Zafer Özel Eğit.Öğr.Yay. Paz.Dağ.Tic.VeSan.A.Ş. arasında gerekse bu kurumlarla Şadi Uçan’ın ortak olduğu Mor Çizgi Eğitim Danışmanlık Teks. İnş. Gdtur. San. Tic. Ltd. Şti arasında herhangi bir mal ya da hizmet alım satım ilişkisine rastlanılmadığı,
Tolerans Özel Eğitim Öğretim Yayıncılık Gıda S.T.A.Ş. ve Zafer Özel Eğit.Öğr.Yay. Paz.Dağ.Tic.VeSan.A.Ş.’nin 667 sayılı KHK ile FETÖ’ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı bulunduğu gerekçesi ile kapatılan kurum ve kuruluşlar listesinde yer aldığı,
Şadi Uçan’ın havale ve EFT işlemlerinde yıllar itibariyle dalgalanmaların ve yüksek tutarlı işlemlerin bulunduğu, gönderdiği EFT’lerin bazılarının açıklama kısımlarında “kira bedeli”, “program için gönderilen”, “yemek ve konaklama ücreti” gibi açıklamaların yer aldığı,
Şahsın nakit işlem bilgileri incelendiğinde hesaplarında tespit edilen gelirine kıyasla yüksek tutarlı nakit giriş ve çıkış işlemlerinin gerçekleştiği,
TCMB/yurt dışı para transfer verileri üzerinden yapılan araştırmada şahsın 05.01.2006-31.01.2007 tarihleri arasında yurt dışına 23 işlemde toplan 1.007.000,00 USD para transferi gerçekleştirdiği tespit edilmiştir. Transfer işlemlerinin detaylarına bakıldığında ise transferlerin 22 adetinin Japonya ülkesine 1 adetinin ise ABD ülkesine gönderildiği,
Şadi Uçan’ın yurt dışı transferlerinin gönderilen adres bilgilerine bakıldığında Abdullah Demir’in yurt dışı transferlerinde yer alan gönderilen adres bilgileri ile benzer/aynı bilgilerin yer aldığı tespit edilmiştir. Bu kuruluşların açık kaynaklarda Japonya’da kurulu, Fetullah Gülen ile bağlantılı vakıf/eğitim kurumu olduğu bilgileri yer almaktadır. Şahsın ABD’ye yaptığı transferde açık kaynaklarda yapılan araştırmada Japonya’da eğitim alanında faaliyet gösteren kurum olduğu anlaşılan “Baharu Education Corporation”ın yer aldığı yine gönderilen banka bilgilerinde de “Bank Of Tokyo-Mıtsubishıltdthe Head” bilgisinin yer aldığı, Japonya’ya yapılan transferlerde kullanılan hesap numarası ile aynı hesap numarasına (3907878) transfer yapıldığı,
Şadi Uçan’ın 2013, 2014 ve 2015 yıllarında toplam tutarı 285.628,36 TL olan 28 adet bloke çekin tahsilatını yaptığı tespit edilmiştir ve tahsil edilen çeklere ilişkin detay bilgilerine bakıldığında çeklerin 11 farklı ildeki ya da bu illerin ilçelerindeki banka şubelerinden verildiği, tahsilatların ise 27 adedinin Bank … Siteler, Etlik, ve Eskişehir şubelerinde, kalan 1 adet çekin ise Kuveyt Türk Katılım Bankası Cebeci/Ankara şubesinden tahsil edildiği,
Gib/… Ba-Bs verileri üzerinden yapılan araştırmada; Şadi Uçan ya da ortağı olduğu “Mor Çizgi Eğitim Danışmanlık Teks. İnş. Gdtur. San. Tic. Ltd. Şti” ile Şadi Uçan’ın tahsil ettiği çeklerin sahibi olarak gözüken gerçek ve tüzel kişiler arasında mal ya da hizmet alım satım ilişkisine rastlanılmadığı,
Şadi Uçan’ın, çek tahsilatlarını yaptığı dönemde çalıştığı işyerleri (Mustafa Erhan Gülcan Muhasebe Bürosu ve İlyas Özkan Avukatlık Bürosu) ile çek sahibi kişiler arasında da mal ya da hizmet alım satım ilişkisine rastlanılmadığı,
Şadi Uçan’ın 2013 ve 2014 yıllarında toplam tutarı 38.800,00 TL olan 15 adet senet tahsilatını yaptığı tespit edilmiştir. Senet tahsilat işlemlerinin detay bilgilerine bakıldığında ise tamamının … Katılım Bankası A.Ş.’nin Etlik şubesinden tahsil edildiği,
Şadi Uçan’ın ortağı olduğu “Mor Çizgi Eğitim Danışmanlık Teks. İnş. Gdtur. San. Tic. Ltd. Şti” ile Şadi Uçan’ın tahsil ettiği senetlerin sahibi olarak gözüken gerçek ve tüzel kişiler arasından mal ya da hizmet alım satım ilişkisinin bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla GİB/… Ba-Bs verileri üzerinden yapılan araştırmada “Mor Çizgi Eğitim Danışmanlık Teks. İnş. Gdtur. San. Tic. Ltd. Şti”nin mal veya hizmet alım satım bilgilerinde tahsil edilen senetlerin sahibi olarak gözüken kişilerin adına rastlanılmadığı,
Şadi Uçan’ın 2009/04-2010/09 döneminde 143 seferde toplam 529.167,64 TL’lik hesaba bağlı çek tahsilatı yaptığı, 2009/04-2013/06 döneminde 199 seferde toplam 399.040,62 TL’lik hesaba bağlı senet tahsilatı yaptığı, yine aynı dönemde 77 seferde toplam 185.447,93 TL’lik hesaba bağlı senet ödemesi yaptığı,
Şahsın 2009/01-2010/03 döneminde 4 seferde toplam 20.404,13 TL’lik HBO Çek Tahsilatı işlemi gerçekleştirdiği, 2012/10-2013/06 döneminde ise 6 seferde toplam 15.000,00 TL’lik HBO senet tahsilatı işlemi gerçekleştirdiği,
Şahsın 11.06.2005-15.12.2005 döneminde Atlantik Eğitim Yayın Taş. Bilgisayartic. A.Ş.’de çalıştığı,
Mahmut Yağmur hakkında;
Mahmut Yağmur’un yıllar itibariyle elde ettiği prime esas kazanç tutarlarının tetkikinden; şahsın 2004-2015 döneminde yılda en fazla elde ettiği prime esas kazanç tutarının 21.980,73 TL (2015 yılı) olduğu,
VEDOP ve GİB kayıtları üzerinden yapılan araştırmada şahsın 05.06.2002-10.09.2009 tarihleri arasında “Can İnş. Müh. Elekt. Telekom. Bil. Optiksan. Tic. Ltd. Şti.’nin %20 hisse ile ortağı olduğu, adı geçen firmanın beyannamelerinin tetkikinden firmanın ya zarar ettiği ya da cüzi miktarda kar ettiği (beyan edilen en yüksek kar 2005 yılında 9.037,91 TL),
Şahsın havale kayıtlarının tetkikinden aldığı yüksek tutarlı havale işlemlerine rastlanıldığı,
Şahsın 2012-2015 dönemindeki kredi kartı harcamalarının tespit edilen gelirinden daha fazla olduğu,
Şahsın banka hesaplarında yüksek tutarlı nakit giriş ve çıkışların olduğu,
Mahmut Yağmur’un 2012, 2013 ve 2014 yıllarında toplam tutarı 1.248.977,90 TL olan 57 adet bloke çekin tahsilatını yaptığı, tahsil edilen çeklere ilişkin detay bilgilerine bakıldığında çeklerin 25 farklı ilin … ya da bu illerin ilçelerindeki banka şubelerinden verildiği, tahsilatların ise 46 adetinin Bank … Çukurambar ve Etlik şubelerinde, kalan 11 adet çekin ise diğer bankalarda tahsil edildiği,
Mahmut Yağmur’un 2009/04-2010/12 döneminde 64 seferde toplam 392.974,00 TL’lik hesaba bağlı çek tahsilatı, yine aynı dönemde 2 seferde toplam 8.032,00 TL’lik hesaba bağlı çek ödemesi gerçekleştirdiği ve şahsın 2010/07-2009/03 döneminde 2 seferde toplam 22.500,00 TL’lik HBO çek tahsilat işlemi gerçekleştirdiği,
Mahmut Yağmur’un 04.06.2005-31.03.2006 döneminde Atlantik Eğitim Yayın Taş. Bilgisayartic. A.Ş.’de çalıştığı,
Analiz Konusu Kişilerin Ortak Noktaları;
Abdullah Demir’in 01.04.2013-20.06.2014, Şadi Uçan’ın 11.06.2005-15.12.2005, Mahmut Yağmur’un 04.06.2005-31.03.2006 tarihleri arasında adı geçen Atlantik Eğitim Yayın Taş. Bilgisayartic. A.Ş.’de çalıştıkları,
Abdullah Demir ve Şadi Uçan’ın her ikisinin de Japonya (büyük çoğunluğu bu ülkeye olmak üzere) ve ABD’ye para transfer ettiği,
Abdullah Demir ve Şadi Uçan’ın göndermiş oldukları yurt dışı transferlerin gönderilen adres bilgilerinde aynı/benzer bilgilerin bulunduğu tespit edilmiştir. Söz konusu bilgilerin Japonya’da kurulu, Fetullah Gülen ile bağlantılı vakıf/eğitim kurumlarına ait olduğunun belirlendiği,
Abdullah Demir’in 01.04.2005-30.06.2005 döneminde, Selami Tuğrul’un ise 02.08.2001-30.06.2005 döneminde muhasebe bürosu mahiyetindeki “Erdal Babadağ” ünvanlı şahıs işletmesinde çalıştığı,
Abdullah Demir’in yurt dışı transferleri incelendiğinde şahsın ilk yurt dışı transferinin Selami Tuğrul’un çalıştığı Muhasebe Bürosu mahiyetindeki Erdal Babadağ şahıs işletmesinde işe başladığı 01.04.2005 tarihinde gerçekleştirdiği,
Daha sonra Abdullah Demir ve Selami Tuğrul aynı tarihte (30.06.2005) muhasebe bürosu mahiyetindeki Erdal Babadağ şahıs işletmesinden ayrılarak yine ikisi birlikte aynı tarihte (01.07.2005) muhasebe bürosu mahiyetindeki “Mustafa Erhan Gülcan” unvanlı şahıs işletmesinde çalışmaya başladıkları,
Abdullah Demir en son 27.10.2005 tarihinde yurt dışı transferini gerçekleştirmiş, 10.03.2006 tarihinde Mustafa Erhan Gülcan muhasebe bürosundaki işinden ayrıldığı, Abdullah Demir işten çıkmadan birkaç ay önce 13.12.2005 tarihinde Şadi Uçan’ın da aynı işyerinde çalışmaya başladığı, Şadi Uçan’ın işe girmesiyle birlikte 05.01.2006 tarihinden itibaren yurt dışı para transferlerini Şadi Uçan’ın yapmaya başladığı,
Bu hususlar bağlamında; Abdullah Demir yurt dışı transfer işlemlerini gerçekleştirmeye, Selami Tuğrul’un 02.08.2001 tarihinden itibaren çalıştığı muhasebe bürosu mahiyetindeki “Erdal Babadağ” şahıs işletmesinde çalışmaya başladığı 01.04.2005 tarihinde başlamıştır. Daha sonra bu iki şahıs (Selami Tuğrul ve Abdullah Demir) birlikte 30.06.2005 tarihinde işten ayrılmıştır. İşten ayrıldıktan bir … sonra (01.07.2005 tarihinde) yine birlikte muhasebe bürosu mahiyetindeki “Mustafa Erhan Gülcan” şahıs işletmesinde işe başlamışlardır. Abdullah Demir’in yurt dışı para transfer işlemleri 27.10.2005 tarihine kadar devam etmiştir. 13.12.2005 tarihinde Şadi Uçan’da bu iş yerinde çalışmaya başlamıştır. Şadi Uçan’ın da burada çalışmaya başlamasıyla birlikte artık yurt dışı para transferlerini Abdullah Demir değil, 05.01.2006 tarihinden itibaren Şadi Uçan’ın gerçekleştirmeye başladığı, Abdullah Demir’in 10.03.2006 tarihinde adı geçen işyerinden ayrıldığı, Şadi Uçan’ın ise Selami Tuğrul ile çalışmaya devam ettiği dönem içerisinde 31.07.2007 tarihine kadar yurt dışı para transferlerinin devam ettiği görülmekle;
Abdullah Demir ve Şadi Uçan’ın, Selami Tuğrul’un emir ve talimatları doğrultusunda hareket ettiği, yurt dışı para transferlerini de bu doğrultuda gerçekleştirdikleri hususunda güçlü kanaat uyandığı, yine Abdullah Demir ve Şadi Uçan’ın, Selami Tuğrul ile aynı işyerinde çalışmaya başlamadan önce ya da işten ayrıldıktan sonra yurt dışı para transferlerinin bulunmaması, her iki şahsın da transferlerinin karşı taraflarının aynı olduğu, para transferlerinin muhataplarının FETÖ’ye aidiyeti olan kurum, kuruluş ya da şahıslar olduğu tespitleri de Abdullah Demir ve Şadi Uçan’ın yurt dışı para transferlerini Selami Tuğrul’un emir ve talimatları doğrultusunda gerçekleştirdiği değerlendirilmiştir.
Yine Mahmut Yağmur’un 2012, 2013 ve 2014 yıllarında toplam tutarı 1.248.977 TL olan 57 adet bloke çekin tahsilatını yaptığı tespit edilmiştir. Tahsil edilen çeklerin detay bilgilerine bakıldığında çeklerin 25 farklı ilin … ya da bu illerin ilçelerindeki banka şubelerinden verildiği, tahsilatların ise 46 adetinin Bank … Çukurambar ve Etlik şubelerinde, kalan 11 adet çekin ise diğer bankalarda tahsil edildiği anlaşılmıştır. 09.01.2010 tarihinde Mahmut Yağmur’un, Selami Tuğrul’un ortak olduğu Aksiyon Güvenlik Hizmetleri Anonim Şirketinde çalışmaya başladığı, şahsın çek tahsilatlarını yaptığı dönemde Aksiyon Güvenlik Hizmetleri Anonim Şirketinde çalıştığı döneme denk geldiği, dolayısıyla işçi sıfatıyla çalışan bir şahsın toplam tutarı 1.248.977,90 TL olan 57 adet bloke çek tahsilatı yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, Mahmut Yağmur’un da Abdullah Demir ve Şadi Uçan gibi Selami Tuğrul’un emir ve talimatları doğrultusunda hareket ettiği değerlendirilmiştir.
Selami Tuğrul ile Süleyman Savat arasındaki ilişki;
Selami Tuğrul’un, GİB verileri üzerinden tespit edilen ortaklığı bulunan firmalardan İnkatem İnsan Kaynakları Toplama ve Eğit.Merk.Temiz.GıdaSağ.Med.Oto.Bil.İth.İhr.San.ve Tic.A.Ş., Yeni Baran Yemek Gıda Temz.Taş.M.İ.İ.San. ve Tic. A.Ş., Aksiyon Güvenlik Hizmetleri Anonim Şirketi unvanlı firmalarda Selami Tuğrul ve Süleyman Savat’ın ortaklığının bulunduğu,
Süleyman Savat’ın “serbest muhasebeci”, “mali müşavirlik” ve “yeminli mali müşavirlik” alanında faaliyet gösterdikleri,
Selami Tuğrul’un bir dönem muhasebe bürosu mahiyetindeki şahıs işletmelerinde çalışmış olması,
bir arada değerlendirildiğinde bu iki şahsın birlikte hareket ettiği kanaati hasıl olmaktadır.”
tespitlerine yer verilmiştir.
Sanık …’nin 14.02.2017 tarihinde soruşturma aşamasında avukat huzurunda alınan ifadesinde özetle; FETÖ örgütünün mali yapısı örgüt üyelerinin yapmış olduğu bağışlardan oluştuğunu, mali sorumlusu ve yardımcılarının Ankara’da Selami Tuğrul, Tamer Tıbık ve Abdullah Demir olduğunu, bu şahısları örgüt içerisinde kullanmış oldukları kod isimleri ile tanıdığını ancak sonraları gerçek ismini öğrendiğini, yine bu şahısların yanında gördüğü ancak soy isimlerini hatırlamadığı Ahmet ve Mehmet isimli şahıslar olduğunu, Cemil Koca isimli şahsı tanıdığını, 2009 yılından sonra kendilerine tavır almaları nedeniyle kendisini dışladıklarını, kendisini birkaç kez yurt dışında düzenlenen programlara davet ettiklerini ancak katılmadığını, Abdullah Demir isimli şahsı tanıdığını, kendisinden birkaç kez burs himmet istediğini ancak kendisinin para vermediğini, Selami Tuğrul isimli şahsı tanıdığını, Cemil Koca isimli şahsın yanında gördüğünü, birkaç sefer bulundukları ortamda kendisinden burs, himmet istediğini ancak kendisinin para vermediğini, bir de kendisinden … grubunun güvenlik ve temizlik işlerinin kendilerine verilmesi yönünde taleplerinin olduğunu, beyan ettiği,
Sanık …’in 07.03.2016 tarihinde soruşturma aşamasında avukat huzurunda alınan ifadesinde özetle;….. Holding’te finans müdürü olarak görev yaptığını, Selami Tuğrul isimli şahsı tanıdığını, bu şahsın 2014 yılına kadar Akın…’in ortağı olduğu Atlantik Eğitim Taş. Bil. A.Ş. isimli şirkette çalıştığını bildiğini, zaman zaman Akın…’in yanına …… A.Ş.’ye gelip Akın…’le görüştüğünü ancak hangi konularda görüştüğü konusunda bilgi sahibi olmadığını beyan ettiği,
…’nin 18.11.2015 tarihinde Mali Suçlarla Şube Müdürlüğünce bilgi sahibi sıfatıyla alınan ifadesinde özetle; üniversite sınavlarına Fetullah Gülen ile irtibatlı olan Maltepe dershanesinde hazırlandığını, üniversite hayatı boyunca Fetullah Gülen ile bağlantılı ev ve yurtlarda kaldığını, Bursa’da öğrenci imamlığı ve abiliği yaptığını, okuldan mezun olduktan sonra askere gittiğini, 2004 yılında Ankara iline geldikten sonra 2004-2007 yılları arasında kendisine toplanacak para listesini veren Samsun nüfusuna kayıtlı Abdullah Demir, Sivas nüfusuna kayıtlı Ankara doğumlu Şadi Uçan ve bunların her ikisinin üzerinde olan Selami Tuğrul isimli şahısların vermiş oldukları listeler doğrultusunda çantacılık yaptığını, yani Fetullah Gülen adına belirtilen isimlerden bölgesi içerisinde olan Cebeci kod adı verilen bölge yani Çankaya, Ostim, Ulus içerisine alan bölgede bulunan esnaf, memur ve vakıflardan himmet, burs, kurban, bağış vb. isimler altında para topladığını, o dönemlerde aylık 100.000 TL civarında para topladığını, toplamış olduğu paraları Abdullah Demir, Selami Tuğrul ve Şadi Uçan’a elden nakit olarak verdiğini, bu toplanan paraların %10-15 civarının öşür adı altında Amerika’ya şahıslar aracılığıyla fon olarak gönderildiğini, %20-25 civarındaki kısmının öğrenci evlerine harcandığını, yaklaşık %70’inin de nakit olarak FETÖ terör örgütünün Ankara ilinin muhasebe imamı olan Selami Tuğrul’a kendisinin nakit ve adını hatırlayamadığı çok sayıda esnaflara ait müşteri çek ve senetleri verildiğini, bu topladığı paralar gibi yaklaşık İç Anadolu Bölgesinden 27 ilden şahıs, kurum, dershane ve vakıflardan toplanan paraların ilk başta Selami Tuğrul adına ancak yardımcıları olan Adıyaman nüfusuna kayıtlı Mahmut Yağmur ve Kayseri nüfusuna kayıtlı Ali Tekin olarak hatırladığı iki şahsın Bank … bankalarında bulunan hesaplarına para yatırıldığını, bu paraların bir kısmını da elden Selami Tuğrul’a verdiğini, Selami Tuğrul’un söylediği kadarıyla toplanan yaklaşık 500.000.000 USD paranın çek ve senetlerle ilgili olan kısmının nakit paraya çevrilmek için Bank … aracılığıyla ve Akın…’in sahibi olduğu şirketlerin hesapları üzerinden nakde çevrilip yurt dışında Fetullah Gülen’le bağlantılı okullara, hastanelere, üniversitelere, yaptıkları inşaatlara büyük paralar aktarıldığını, ayrıca Akın…’in cemaate verdiği şahsi parasını ise Selami Tuğrul aracılığıyla bir kısmını elden bir kısmını da banka aracılığıyla Fetullah Gülen ile irtibatlı olan dernek, vakıf, okul gibi yerlere gönderildiğini beyan ettiği,
…’nin tanık sıfatıyla 23.05.2019 tarihinde duruşmada alınan beyanında; 2006-2008 yılı ağustos ayına kadar 2.5 yıl cemaatte muhasebe işleri dedikleri kayıtları topladığını, insanların, esnafların, küçük esnafların himmetlerini topladığını, zekatını, fitresini, şunu bunu topladığını, öğrenci işleri olduğunu, öğrencilerin giderlerini karşılayıp bir kısmını orada kendilerinin sorumlu oldukları abiye verdiğini, bu dava ile alakalı Akın… ile alakalı kısmı verdiğim ifadeyle hatırladığım kadarıyla şunu söylemek istediğini, bir ortamda işte abiye size çek veriyoruz siz nasıl yurt dışına gönderiyorsunuz dediğini, onun da kendilerine “biz çekleri Akın…’in şirketine veriyoruz, götürüyoruz çekleri veriyoruz karşılığında nakit para alıyoruz” dediğini, Akın… ile, şirketlerle alakalı bildiği söylediği başka bir şey olmadığını, bunu bir defa mı yaptıklarını, kendisinin mi götürdüğünü, başkası ile mi götürdüğünü, bir defa mı 3 defa mı 5 defa mı sürekli mi bilmediğini, Akın…’i hayırsever bir iş adamı olarak bildiklerini, hala da öyle bildiklerini, kendilerinin büyük iş adamı olduğu için para verdiğini, Selami Tuğrul’un kendisinin aldığını, Selami Tuğrul’a çekler ne oluyor diye sorduğunda, ‘çeki götürüyoruz oradan nakite çeviriyoruz’ dediğini, doğru mu yanlış mı sürekli mi olup olmadığını bilmediğini, bunu söyleyenin de Selami Tuğrul olduğunu, ikinci olarak da Akın… büyük çaplı bir insan olduğu için tabi benim gibi küçük insanlara al sana milyon diye para vermediğini, ama Selami Tuğrul’un, genel en yetkili kişi olduğu için kendisinden (Akın…’ten) gidip alıyorum dediğini, Selami Tuğrul’un İç Anadolu Bölgesi’nin muhasebe sorumlusu olduğunu, sadece himmet değil dershanelerin kolejlerin paraları da o adamın idare ettiğini, Selami Tuğrul, Abdullah Yağmur, Mahmut Yağmur ve Şadi Uçan’ın kendisinin üstü olduğunu, Mahmut ve Şadi’nin, Selami’nin yardımcıları olduğunu beyan ettiği,
Tanık Raşit Levent Kışlal 01.10.2015 tarihli ifadesinde özetle; kızının ortaokul öğrencisiyken Akın…’in soyadının verildiği… Kız Kolejinde öğrenci olduğunu, bu kolej binasının eski apartman yapılarından olduğunu, bu okulun sadece isminin… ailesiyle ilgili olduğunu, gelirinin ise Gülen cemaatine ait olduğunu, Akın…’in o tarihlerde … davetiyelerinin basımı ile uğraşan bir işletme sahibi olduğunu, kendisini 1997 veya 1998 yıllarında Ayrancı/Hoşdere caddesi üzerinde bulunan Samanyolu kolejleri binasında bulunan bir himmet toplantısında tanıdığını, o tarihlerde Akın…’in himmet toplantılarında eşinin bütün ziynet eşyasını bir poşet içerisinde bağışladığı sözünün mütevellilerde kulaktan kulağa fısıldanır olduğunu, isminin parlatılmaya çalışıldığını, genelde kimsenin ne kadar himmet verdiği söylenmez iken Akın…’in adı ortaya atılarak isminin parlatıldığını, yine bu tarihlerde cemaatin Fatih Üniversitesinin merkezini Ankara’ya taşımak istediğini, üniversite kampüs binası olarak o sıralarda Hacı Ali Demirel’in sahibi olduğu Yükseliş Koleji binasını satın almak hedefi koyduklarını, Türkiye genelinde tüm mütevellilere bu binanın satın alınması için para toplanacağının duyurulduğunu, bina için öngörülen bedelin o tarihlerde çok yüksek olduğunu, tam rakamı hatırlamamakla beraber birkaç yüz trilyon olarak ifade edildiğini, katıldığı mütevellilerde kendisi de inşaatçı olduğu için bu paranın çok yüksek olduğunu, bu bedel ile o yapı gibi birkaç tane satın alınabileceğini belirttiğini, şahsen kendisinin de 100 ABD doları katkı yaptığını, mütevelli imamına teslim ettiğini, birkaç ay içerisinde paranın toplandığını ancak alımdan vazgeçildiğini, gerekçe olarak da Hacı Ali Demirel’e baskı yapılarak bu satıştan vazgeçirildiğinin iddia edildiği, paranın akıbetini sorduklarında Samanyolu TV’nin kiralık uydu kanalından yayın yaptığını, toplanan bu para ile kanalın satın alınacağını söylediklerini, bu konudaki bilgileri Gaziosmanpaşa imamından aldığını, bu olaydan sonra Akın…’in adının daha sık duyulduğunu, kulaktan kulağa toplanan paranın işletilmek üzere Akın…’e teslim edildiğinin söylenmeye başladığını, bu söylemden bir süre sonra vazgeçildiğini, Akın…’in annesinin şirketleri zor durumdayken Akın…’ten gelininin altınlarını emanet olarak kendisine vermesini istediği, Akın…’in ise annesine “ben onları çok hayırlı bir işe yatırdım, himmet ettim” şeklinde cevap verdiği şeklinde bir söylemin anlatılmaya başlandığı, Akın…’in altınlarını verdiğini, Allah’ın da ona altın madenleri verdiği şeklinde bir anlatımın olduğunu, kanaatine göre Akın…’in sahip olduğu ekonomik gücün kaynağının Gülen cemaatinin Türkiye genelinde topladığı himmet paraları olduğunu, diğer kulaktan kulağa söylenenlerin ise himmeti teşvik amacına yönelik olduğunu beyan ettiği,
…’nın 23.05.2019 tarihli duruşmada tanık sıfatıyla alınan ifadesinde özetle; bu dosyada sadece Hamdi Akın… ve …’i tanıdığını, bunları cemaat içerisinde herkesin tanıdığını, bu yapının yani cemaat yapısının içerisinden aldığı bilgilere göre cemaatin toplanan özellikle gayri meşru toplanan himmetlerinin bu yapı üzerinden aklandığını, piyasaya sürüldüğünü o zamanlar duyduğunu, her ne kadar 99 yılında bu yapıdan ayrıldıysa da yapı içerisinde kendisinin eleştirilerini haklı görüp oradan kendisine bilgi aktaranların çok olduğunu, Hamdi Akın… ve ……, … Altın gibi şirketlerin de bu çerçevede kullanıldığını bir çok kişinin kendisine ilettiğini, bu konuyla ilgili bilgilerinin olduğunu, özellikle toplanan himmetlerin Hamdi Akın… kanalıyla hem altın hem de kağıt piyasasına… … davetiyeleri de onun meşrulaştırdığını bildiğini, çünkü toplanan paraların himmetlerin özellikle gayrı meşru toplandığı için yani kanunlara aykırı toplandığı için o paranın bir şekilde sisteme girmesi gerektiğini, onun gibi bir çok iş adamı zaten o iş adamları hepsi üzerinden bu işi yaptıklarını beyan ettiği,
… Yıldız’ın soruşturma aşamasında vergi müfettişleri nezaretinde müşteki sıfatıyla 06.08.2015 tarihinde emniyet mali suçlarla şube müdürlüğünde alınan ifadesinde; Yıldızlar SSS isimli holdingin sahibi olduğunu, Hamdi Akın…’i 2004 yılında ticari ilişkisinden dolayı tanıdığını, ETİ Gümüş A.Ş.’nin özelleştirilmesi sürecinde kısa bir ortaklıklarının olduğunu, 2004 yılında KSS Madencilik isimli firmayı kurduklarını, bu firmanın %49 hissesinin Hamdi Akın…’e geri kalan %51 hissesinin kendisine ait olduğunu, bu şirketin yönetim kurulu başkanının Hamdi Akın… olduğunu, her iki tarafın da koymayı taahhüt ettiği miktarın 10.300.000 $ olduğunu, kendisinin söz konusu parayı koyduğunu ancak o dönem Akın…’in parası olmadığı için onun koyması gereken parayı borç olarak Akın…’e verdiğini, Akın…’in… İnşaat üzerinden KSS Madencilik A.Ş.’ye ortak olduğunu, bu parayı … grubunda borç olarak göstereceğini, bununla ilgili aralarında sözleşme hazırladıklarını ancak Akın…’in bu sözleşmeyi imzalamadığını, kendisine olan borcunu da ödemediğini, Hamdi Akın… bu sözleşmeyi imzalamama sebebi olarak söz konusu parayı sermaye olarak … Grubuna eklediğini, bunu da SPK’ya bildirdiğini, borç olarak göstermesi halinde SPK’nın kendisine ceza uygulayacağını söyleyerek imzalamadığını, daha sonra da borcunu ödemediğini, ETİ Gümüş A.Ş.’nin ilk özelleştirme ihalesinde 40.000.000 USD teklif vererek ihaleyi kazandığını, paranın yarısını nakit hazırladığını, geriye kalan parayı da kredi çekmek istediğini ancak kredi alamadığını, bu sebeple ihale şartlarını yerine getiremediğini, yaklaşık bir ay sonra yapılan ihaleye yine girdiğini, 41.200.000 USD teklifle ihalenin kendilerine kaldığını, elinde ihale bedelinin yarısı olan 20.600.000 USD nakdi olduğunu, bu süre içerisinde bankalardan kredi alamayacağı düşüncesiyle ortak aramaya başladığını, şirketinin mali müşaviri aracılığıyla Hamdi Akın…’le tanıştıklarını, Akın…’in kendisinde para olmadığını, bu krediyi bankalarla ipotek vererek sağlayabileceğini söylediğini, kendisinin de Akın…’in koyacağı parayı nakit olarak vereceğini söylediğini ancak karşılığında ETİ Gümüş A.Ş.’yi devir aldıktan sonra kendisinin şirketine hasılat kirası vereceği şeklinde anlaştıklarını, hasılat kirasıyla önce banka kredi borcunun kapatılacağını, daha sonra ise … grubuna borç verdiği 10.300.000 $ borcun onların kira payından kendisine ödeneceğini ancak … Grubun sözleşmeyi imzalamadığını, bu ortaklığın sonlanmasında en büyük nedenin %100 sahibi oldukları bir şirkete ETİ Gümüş A.Ş.’yi kiraya vereceklerini, bu kira hasılatıyla da kendisinin … grubuna borç olarak verdiği paranın ödeneceğini ancak sözleşme imzalanmadığı için ortaklıklarının son bulduğunu, 12.000.000 USD ödeyerek hisseleri devraldığını, Akın…’e borç olarak verdiği 10.300.000 USD paranın resmi kayıtlarda görünmemesi ve şahsın borcunu ödemeyeceğini söylemesi nedeniyle mahsuplaşma yapmayarak hisseleri alabilmek için kendisine parayı ödediğini, elinde 10.300.000 USD’ı alacak herhangi bir belge olmadığını, söz konusu borcu Söğütsen isimli şirketinden borç olarak aldığını, parayı … grubunda müşavir olarak çalışan … isimli şahsa elden teslim ettiğini, aralarında güven ilişkisi olduğu için %49’luk… İnşaat adına olan sermaye payını tescil ettiğini, ortaklıktan ayrıldıktan sonra kendisiyle hiçbir irtibatının olmadığını, hisseleri almak için Akın…’e ödediği 12.000.000 USD parayı şahsın Bergama Altın isimli firmayı satın almak için kullandığını bildiğini, olay nedeniyle kimseden davacı … şikayetçi olmadığını beyan ettiği,
iv…. Altın İşletmeleri A.Ş’nin Gruba Katılması Sonrası Gelişim:
İpek ailesinin şirketlerin halka arzı ile elde edilen arz sermaye ile yapılan borsa manipülasyonları ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün maddi yardımlarıyla … Altın’ı grubun bünyesine kattıktan sonra altının dünya piyasasında fiyatının yükselmesinin de etkisiyle … Altın A.Ş. üzerinden yüksek miktarda kar yapmaya başladığı, bu şekilde uhdesindeki şirketleri büyütüp medyadan turizme, sigortacılıktan havacılığa kadar farklı sektörlerde faaliyet yürütmek üzere yeni şirketler de kurdukları, ayrıca 2009 yılında …… Sağlık, Eğitim ve Hizmet Vakfını, bu vakfa bağlı olarak da 2011 yılında… Üniversitesi isimli vakıf üniversitesini kurdukları ilk derece mahkemesince kabul edilmiştir.
…… Holding ve diğer grup şirketlerinin gelişim sürecinin incelendiği 04.08.2014 tarihli MASAK raporunun ilgili bölümüne göre;
“İpek grubunun… HAVACILIK TİCARET A.Ş. şirketini kurdukları devamlı sermaye arttırdıkları ve 2013 yılında sermayenin 63.000.000,00 TL olduğu, şirketin 2013 yılı itibariyle % 99 hissesine… İnşaat ve Tic. A.Ş.’nin sahip olduğu,
İpek grubunun… … GIDA TARIM HAY. SAN.VE TİC. A.Ş. şirketini kurdukları devamlı sermaye arttırdıkları ve 2013 yılında sermayenin 55.000.000,00 TL olduğu, şirketin 2013 yılı itibariyle % 99,99 hissesine… İnşaat ve Tic. A.Ş.’nin sahip olduğu,
İpek grubunun KEYLAND TURİZM SEYAHAT VE TİCARET A.Ş. (Yeni unvanı; ATP … TURİZM SEYAHAT VE TİC. A.Ş.) şirketini satın aldıkları, devamlı sermaye arttırdıkları ve 2013 yılında sermayenin 212.000.000,00 TL olduğu, şirketin 2013 yılı itibariyle % 99,99 hissesine… İnşaat ve Tic. A.Ş.’nin sahip olduğu,
İpek grubunun BUGÜN TELEVİZYON VE RADYO PRODÜKSİYON A.Ş. (Eski unvanı; …… ENERJİ A.Ş.) şirketini kurdukları devamlı sermaye arttırdıkları ve 2013 yılında sermayenin 24.500.000,00 TL olduğu, şirketin 2013 yılı itibariyle %99,72 hissesine… İnşaat ve Tic. A.Ş.’nin sahip olduğu, şirketin 2009 yılından itibaren her yıl zarar ettiği ve zararın toplamda yaklaşık 24 milyon TL’ye ulaştığı, şirket sürekli faaliyet zararı vermesine ve sürekli zarar etmesine karşın faaliyetini devam ettirmek için her yıl sürekli sermaye artışına gidilmiş olup zarar etmesine itibar edilmeden sermaye artışı ile faaliyetinden elde edilen zararlar finanse edilmiş olduğu,
İpek grubunun …… BASIN VE BASIM SANAYİ TİCARET A.Ş. şirketini kurdukları devamlı sermaye arttırdıkları ve 2013 yılında sermayenin 39.500.000,00 TL olduğu, şirketin 2013 yılı itibariyle % 99,58 hissesine… İnşaat ve Tic. A.Ş.’nin sahip olduğu,
İpek grubunun YAŞAM TELEVİZYON YAYIN HİZMETLERİ A.Ş. unvanlı şirketi 2008 yılında satın aldıkları, … Davetiyenin Bağlı ortaklığı… İnşaat ve Ticaret A.Ş. tarafından Kanaltürk TV, Kanaltürk Radyo ve internet sitesini bünyesinde bulunduran yayın grubuna ait, Yaşam Televizyon Yayın Hizmetleri A.Ş.’nin %99,99 hisselerine tekabül eden payların tümü ve bu şirketin sahibi olduğu Yaşam Haber Ajansı Ticaret LTd. Şti., Rektur Reklam Pazarlama Ltd. Şti. ve Gökcan Prodüksiyon ve Ticaret A.Ş. şirketlerinin tüm malvarlıkları, televizyon ve radyo yayın lisansları ve marka hakları da dahil olmak üzere toplam 30.000.000 USD bedelle devir ve satın alındığı, yukarıda adı geçen şirketlerin tahakkuk etmiş vergi ve SSK borçları ile birlikte personel ve diğer piyasa borçlarının satın alma bedeline dahil olduğu ve tüm borçların bu bedelden karşılanacağı bilgilerine yer verildiği,
Şirketin devamlı sermaye arttırdıkları ve 2013 yılında sermayenin 165.000.000,00 TL olduğu, 2008-2013 arası toplam zararının yaklaşık 110 milyon TL olduğu ve şirket (özellikle 2008-2013 arası) sürekli faaliyet zararı vermesine ve sürekli zarar etmesine karşın faaliyetini devam ettirmek için her yıl sürekli sermaye artışına gidilmiş olup zarar etmesine itibar edilmeden sermaye artışı ile faaliyetinden elde edilen zararlar finanse edilmiş olduğu,
GÖKCAN PRODÜKSİYON VE TİC. A.Ş. unvanlı şirketin 2013 yılı itibarıyla %99,72 hissesine tekabül eden payların tümü bu şirketin sahibi olduğu Yaşam Televizyon Yayın Hizmetleri A.Ş.’ye ait olduğu, devamlı sermaye arttırdıkları ve 2013 yılında sermayenin 6.000.000,00 TL olduğu,
REK-TUR REKLAM PAZARLAMA VE TİC. LTD. ŞTİ. unvanlı şirketin 2013 yılı itibarıyla %99,99 hissesine Yaşam Televizyon Yayın Hizmetleri A.Ş.’nin sahip olduğu, devamlı sermaye arttırdıkları ve 2013 yılında sermayenin 25.000.000,00 TL olduğu, 2008-2013 arası toplam zararının yaklaşık 29.000.000 TL olduğu,
ATLANTİK EĞİTİM YAY.TAS.BİL.TİC.A.Ş.’nin 2013 yılı itibarıyla %48,10 oranındaki hissesine …… Holding A.Ş.’nin, %16,98 oranındaki hissesine Ömer AKGÜL adlı şahsın sahip olduğu, Atlantik Eğitim Yay.Tas. Bil. Tic.A.Ş.’nin Rusya Federasyonunda Atlantik Coo Ltd. şirketinin % 99,50 hissesine sahip olduğu, şirketin devamlı sermaye arttırdığı ve 2013 yılında sermayenin 64.800.000,00 TL olduğu,
İK AKADEMİ İNŞAAT PROJE VE TAAHHÜT A.Ş.’nin 2013 yılı itibarıyla %100 oranındaki hissesine… Üniversitesi’nin sahip olduğu, 2013 yılında sermayenin 500.000 TL olduğu,
…… SİGORTA ARACILIK HİZMETLERİ A.Ş.’nin 2013 yılı itibarıyla %100 oranındaki hissesine …… Tedarik Danışmanlık A.Ş.’nin sahip olduğu, 2013 yılında sermayenin 150.000,00 TL olduğu,
…… TEDARİK DANIŞMANLIK ARAÇ KİRALAMA TİC. A.Ş.’nin %44 oranındaki hissesine … Altın İşletmeleri A.Ş.’nin, %28 oranındaki hissesine… Doğal Enerji Kaynakları A.Ş.’nin ve %28 oranındaki hissesine … Anadolu Metal Madencilik A.Ş.’nin sahip olduğu, 2013 yılında sermayenin 350.000,00 TL olduğu,
AE… DANIŞMANLIK PROJE REK. VE ORG.HİZM.TİC. A.Ş.’nin 2013 yılı itibarıyla %50 oranındaki hissesine Muhammed Ali… adlı şahsa, %25 oranındaki hissesine Esra… adlı şahsa, %25 oranındaki hissesine Esma… adlı şahsa ait olduğu, şirketin 2011 yılında kurulduğu, 2013 yılında sermayesinin 11.050.000,00 TL olduğu, şirketin 2011 ile 2013 yılları arasında yaklaşık 12 Milyon TL kâr elde ettiği, şirketin 2011 yılında …… Holdingin %0,33 hissesine sahip olduğu,
AZ… DANIŞMANLIK PROJE REK. ve ORG.HİZM.TİC. A.Ş.’nin 2013 yılı itibarıyla %50 oranındaki hissesinin Metin Ali… adlı şahsa, %25 oranındaki hissesine Alara… adlı şahsa, %25 oranındaki hissesine Zeynep Nur… adlı şahsa ait olduğu, şirketin 2011 yılında kurulduğu, 2013 yılında sermayesinin 11.050.000 TL olduğu, şirketin 2011 ile 2013 yılları arasında yaklaşık 12 Milyon TL kâr elde ettiği, şirketin 2011 yılında …… Holdingin %0,33 hissesine sahip olduğu,
BB… DANIŞMANLIK PROJE REK. ve ORG.HİZM.TİC. A.Ş.’ııin 2013 yılı itibarıyla %66,67 oranındaki hissesinin Burak ZENGİNER adlı şahsa, %33,33 oranındaki hissesinin Betül ZENGİNER adlı şahsa ait olduğu, şirketin 2011 yılında kurulduğu, 2013 yılında sermayesinin 8.287.500,00 TL olduğu, şirketin 2011 ile 2013 yılları arasında yaklaşık 9 Milyon TL kâr elde ettiği, şirketin 2011 yılında …… Holdingin %0,25 hissesine sahip olduğu,
KONAKLI METAL MADENCİLİK SANAYİ TİCARET A.Ş.’nin 2013 yılı itibarıyla %59 oranındaki hissesinin … Anadolu Metal A.Ş.’ye, %40 oranındaki hissesinin Teck Madencilik Sanayi Ve Tic’e ait olduğu, 2013 yılında sermayesinin 8.700.000,00 TL olduğu,
Doğu Anadolu Maden Arama ve Sondaj A.Ş.’nin (Eski Unvanı; …… Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş.) 2010 yılında… İnşaat ve Tic. A.Ş. % 83,76 hissesine ve …… Holding A.Ş. % 16,22 hissesine sahip olduğu, 2011 yılında % 99,984 oranındaki hissesine … Altın İşletmeleri A.Ş.’nin sahip olduğu, şirketin devamlı sermaye arttırdığı ve 2011 yılında sermayenin 110.000.000,00 TL olduğu, şirketin 2004-2011 arası her yıl zarar elde ettiği ve 2004-2011 arası toplam zararının yaklaşık 93 Milyon TL olduğu,
Tespit ve değerlendirmeleri düşünüldüğünde;
İpek grubunun birçok şirketi satın aldığı veya kurduğu bu firmaların bazılarının sermayelerinin her yıl kademeli olarak artırıldığı ve artışların yüksek tutarları bulduğu ve toplamda şirketlere konan sermayesinin yaklaşık 750 Milyon TL olduğu, bazı şirketlerin (bu firmalar özellikle televizyon, gazete gibi sektörlerde faaliyet gösteren firmalar) sürekli ve ciddi zararlar elde etmesine karşın sermaye artışı ile şirket zararlarının finansmanının sağlanmasının dikkat çekici olduğu, ayrıca şirketlerin bazılarının halka açık olduğundan sermayenin bir kısmının sermaye piyasasından karşılanabileceği değerlendirilmekte ve şirketlere konan sermayelerden… ailesi tarafından karşılanan tutarın daha detaylı bir inceleme ile ortaya konulmasının, sürekli zararlara katlanılmasının arkasındaki gerçeklerin ortaya konulmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir”
b- İpek Ailesine Ait Şirketler İle …… Eğitim, Sosyal Hizmet Ve Yardım Vakfı Ve… Üniversitesinin Örgütle İlişkisi Ve Finanse Edilmeleri
i.Genel Olarak
İpek Üniversitesi genel sekreteri olarak görev yapan …’nin … tespit ve değerlendirme tutanağında FETÖ/PDY’ye ait diğer üniversitelerin kayıtlı olduğu grupta yer aldığı, kendisini gruba ekleyenlerin, şahsa “ipekilhan”, “ilhankoza”, “gsipek ilhanb”, “ipek”, “Gs ipk ilhan” gibi isimler verdikleri ayrıca Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/53 Esas sayılı dosyasında yargılanan …’nin … kullanıcısı olduğu gerekçesiyle silahlı terör örgütü üyeliği suçundan mahkum edildiği,
… isimli şahsın … programı üzerinden yaptığı yazışmalar incelendiğinde 421968 ID numaralı … hesabının, …’nin kullanımında olan 397142 ID numaralı … hesabına gönderdiği 11.01.2016 tarihli mesajın içeriğinin Akın…’in şirketlerine kayyım atanması ile ilgili olduğu, Hamdi Akın…’e iletilecek hususların normal yollardan değil … üzerinden iletilmesini, kayyım atama işlemiyle ilgili olarak ulusal ve uluslararası alanda yapılabilecekleri, Akın…’in bu konuda neler yapması gerektiğini konuştukları,
Akın…’in şirketleri ile ilgili kayyım atanması sürecinin münhasıran örgüt üyelerinin kullanımında olan … isimli gizli haberleşme programı üzerinden konuşulması, bu konuda Akın…’in yapması gereken hususların belirtilmesi söz konusu şirketlerin örgütün hakimiyetinde olduğunu gösterdiği,
Sanık Hamdi Akın… tarafından kullanıldığı belirtilen 101941 ID numaralı … hesabının yazışma içerikleri incelendiğinde sanık Hamdi Akın…’in kendisine ait olan ve kendisinin kullanımında olan “akinipek01” isimli twitter hesabı açtığından bahsettiği, sanıklar … ve Tekin…’ten annem ve kardeşim diye bahsettiği, kendisine ait olan şirketlerle ilgili konuştuğu,
Sanık Hamdi Akın…’e ait olduğu belirtilen söz konusu … mesaj içeriklerinde; sanığın şirketlerine kayyım atanması süreciyle ilgili olarak yapılacaklar konusunda FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lideri Fetullah Gülen’den “HE” şeklinde hitap ederek bu kişinin tavsiye ve telkinlerini almaya çalıştığı, sürekli olarak örgüt liderinin konuşulan konularla ilgili ne düşündüğünü, neyi uygun gördüğünü sorduğu, örgüt liderinin talimatlarıyla yapılacakları belirlediği hususları göz önüne alındığında söz konusu şirketlerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lideri Fetullah Gülen’in emir ve talimatları doğrultusunda yönetildiği, bu şirketlerin örgüt kontrolünde olduğu anlaşıldığı,
FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lideri Fetullah Gülen’in, İpek ailesine şirketlerine yönelik soruşturma sürecinde çeşitli açıklamalar yaptığı, bu açıklamalarında “Mesela bir yerde haksız, hiç yok yere bir baskın yaparlar ve hiçbir şey de elde edemezler. Maarif yuvalarına baskın yaparlar. Gül gibi yerler.. ve gül kokularıyla kokan insanlar yetiştiriyor.”, “Yakında, hiçbir sebep yokken, zerre kadar haksızlık, kanunsuzluk yapmamış olan Akın Bey’e gadrettiler. Akın…, Melek oğlu bir melektir. Şayet Türkiye’de, mizandan geçerken “Sen geçebilirsin, lüzum yok seni sigaya çekmeye!” denilebilecek, adeta kırmızı pasaportlu bin tane insan varsa, biri de odur.”, “İpek Ailesi’nin madenlerine, şirketlerine, gazetelerine ve televizyonlarına el koydular. Fakat kanunen hiçbir suçları yok.”, “İpek ve … aileleri öyle hayırlar yaptılar ki, şayet dağıtılsaydı, onlara zulmedenlere bile yeterdi!..” gibi beyanlarda bulunduğu, sanıkların alınan savunmalarında hiçbir bağlantılarının olmadığını iddia ettikleri FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün, kurucusu ve lideri olan şahsın söz konusu şirketlerde yapılan arama el koyma işlemleri ile kayyım atanma işlemlerinden bu denli rahatsız olmasının, henüz soruşturma aşamasında kanunen hiçbir suçlarının olmadığını beyan etmesinin söz konusu şirketlerin örgüte ait olduğunu, örgüt tarafından örgütün amaçları doğrultusunda kullanıldığını gösterdiği,
Yine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/68532 sayılı soruşturma dosyasında gizli tanık Garson kod adlı şahıstan ele geçirilen dijital materyallerden birinde örgüt lideri Fetullah Gülen’e …… soruşturması hakkında bilgi verildiği, iddianamenin ne zaman düzenlenebileceğinin, hangi konular hakkında soruşturma yürütüldüğünün ayrıntılı belirtildiği, bu soruşturmayla ilgili gelen bilgi ve belgelerin aktarıldığı hususları göz önüne alındığında örgüt liderinin kendi kontrolünde ve örgütünün amaçlarına özgülenmiş, örgütünün faaliyetlerini finanse eden bu şirketlerin akıbetiyle birebir yakından ilgilendiği, bu konuyla ilgili yapılacakları belirlediğinin anlaşıldığı,
2013 ve 2014 tarihlerinde değeri yaklaşık 5.000.000 TL olan 10.000.000 adet gazetenin Holding adına fatura edildiği, söz konusu gazetelerin Holdinge gelmediği, gazetelerin gerçek alıcısı Holding olmadığı halde gerçek alıcısından başka bir alıcıya (…… Holding) fatura edildiği, söz konusu gazetelerin %93’ünden fazlasının… ailesine ait olan medya şirketlerinden Bugün gazetesine ait olduğu, gazetelerin bedelinin Holding tarafından ödendiği, Holdingin de yansıtma faturaları ile grup şirketlerine yansıttığı, söz konusu yansıtma faturalarının %95’inin … Altın A.Ş. üzerinde kaldığı, yani gazetelerin bedelini … Altın’ın ödediği, gider olarak düştüğü, kurum kazancından indirdiği ancak gazetelere ilişkin bir gelir elde edemediği gibi zarar ettiği,
Ayrıntısı Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/1 esas sayılı dosyasında anlatıldığı üzere bu gazetelerin şirket çalışanları tarafından abonelik vasıtasıyla kişilere satılması suretiyle örgüt tarafından abonelik üzerinden gelir elde edildiği, söz konusu gazetelerin bedelinin halka açık şirket … Altın A.Ş. tarafından ödendiği göz önüne alındığında kayıtlı olarak ödenen bedelin kayıt dışı bir gelire dönüştüğü,
İpek Ailesine ait medya şirketlerinin sistematik ve sürekli olarak örgüt amaçlarına yönelik bir yayın politikası uyguladığı bu gazetelerin abonelikler vasıtasıyla dağıtılması suretiyle de örgüt propagandasının kamuoyuna yayıldığı, örgütün kendi politikalarını okuruna benimsetme fırsatı yakaladığı ve bu suretle örgütün meşruiyetini artırma fırsatı yakaladığı,
Gazetelerin tirajının yükselmesi sonucu Basın İlan Kurumu’nun kamu reklamları için bu gazetelere daha fazla reklam verdiği, bu suretle haksız yere fazladan Basın İlan Kurumundan gelir elde edildiği,
Gazete bedellerinin halka açık şirket … Altın A.Ş.’ye yansıtılması suretiyle halka açık şirketlere bir fayda sağlamayan giderlerin yansıtılarak halka açık şirketin piyasa teamülleri, ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı olarak zarara uğradığı ve örtülü kazanç aktarımı suçunun oluştuğu,
İpek ailesinin örgüt menfaatine halka açık şirketleri kullandıkları, örgütün amacını gerçekleştirmek için gerçek alıcısı kendisi olmadığı halde gazete almış gibi kendisine fatura kestirdiği, gerçek alıcısından başka bir alıcıya kesilen faturanın sahte olması dolayısıyla kesilen bu faturayı kullanmaları nedeniyle sahte fatura kullanma suçunu işledikleri, söz konusu gazeteleri örgüt amaçları doğrultusunda abonelikler vasıtasıyla halka yaydıkları, bu suretle örgüte hem gelir sağladıkları hem de örgütün propagandasını yapmak suretiyle kamuoyu nezdinde meşruluğunu artırmasına hizmet ettikleri, bunun için de halka açık şirketin karını kullandıkları,
FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından yapıldığı yargı kararlarıyla sabit olan pek çok soruşturmanın savcısı konumunda görev alan başka dosya sanığı Zekeriya Öz isimli şahsın… ailesine ait olan Angel’s Peninsula isimli otelde Hasan Sezer ismiyle konakladığı, 30.06.2013 tarihinde atılan bilgi notunda bu şahsın rezervasyonunun …’dan olduğunun belirtildiği, “Hasan Sezer” ibaresinin bulunduğu, ücret alınmayacağının belirtildiği, tanık …’nın da kovuşturma aşamasında alınan beyanında bu hususu doğruladığı
Bir otelin, kendisine konaklayan müşteriyi sahte isimle kaydetmesinin normal bir durum olmadığı, Otelin CEO’su olan kişinin bu durumun bizzat bilgi notuyla talimatını verdiği, söz konusu şahsın otel masraflarının ise …… Holding tarafından ödendiği,
FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yıllarca kendisini gizleyerek ve inkar ederek yapılanmasını oluşturmuş, gerek kendisine hizmet eden şirketlerin sahiplerini gerek devleti ele geçirmek ve toplumu dizayn etmek için yaptıkları sansasyonel soruşturma ve kovuşturmalarda görev alan kamu görevlisinin bu aileye ait otelde sahte bir isimle konaklamasının, otel masraflarının da aileye ait holdingten ödenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu şahısların örgütsel anlamda birbirlerinin bağlantılarını gizlemek amacıyla Zekeriya Öz isimli şahsın sahte isimle otele giriş yaptığı bunun talimatının da sanık … tarafından verildiği ilk derece mahkemesince kabul edilmiştir.
421968 ID numaralı … kullanıcının… Üniversitesi genel sekreteri olarak görev yapan …’nin kullanımında olan 397142 ID numaralı … hesabına 11.01.2016 tarihinde gönderdiği mesajda; “abi bazı tavsiyeler var benim vaktim az ve her an imkan bulmadığımdan bu notu çok inceleyemedim. Siz ne isteniyor afuat bey ve ilhan beyle görüşüp akinbabiye nasıl iletilecekse iletseniz. … irtibatları yoksa biz hallederiz. Normal yoldan akın abiye iletmesinler. Bir de nottan istnn maddeleri bire cümle ile maddeleştirebilip bana da atarmisiniz. 07.01.2016 19:2, Bakanlar Kurulunun 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun uyarınca böyle bir karar alma yetkisi var ancak kanun Bakanlar Kuruluna gizli karar alma yetkisi vermiyor. Kanunun 11. Maddesinde açıkça Bakanlar Kurulunun bu Kanun hükümlerine göre aldığı malvarlığının dondurulması kararlarının Resmi gazetede yayımlanacağı emredici şekilde kaleme alınmıştır. Bu kararda kimin hakkında verildiği, sebepleri, kapsamı, süresi, karara karşı başvurulabilecek kanun yolları gösterilmelidir. Yine kanunun12/1 maddesinde malvarlığı dondurulma kararının resmi gazetede yayımlanması ile sonuç doğuracağı A belirtilmektedir.A kanun bu karara karşı dava açılıp açılmayacağı konusunda bir hükme yer vermemiş ancak idarenin her türlü eylem ve işlemleri yargı denetimine açık olduğundan idari yargıya başvurulabilmeli.Danıştaydan ivedi şekilde teyid alınmalı bu hususta ve hemen dava açılmalı. Her ne kadar bu işlem bakanlar kurulu kararı ise de; bu konu suç konusu olduğu iddia edilen bir eşyaya el koyma hususu ile ilgili olduğu için adli yargıyı ve uluslararası hukuku ilgilendirmektedir.A bu nedenle uluslararası hukuk alanında çalışan akademisyenlerden ayrıca görüş alınmasında yarar var.A normalde bir ülke bakanlar kurulu kararı bir başka ülke için anlam ifade etmez. Ancak mevzu terör finansmanı olunca,A birleşmiş mill.gk kararları incelenebilir. Ama yine de siyasi anlam dışında bir şey ifade edeceğini zdüşünmüyoruz. Onlar mevzuyu uluslararası teröre sokmak isteyebilirler.A Kanaatimiz, böyle bir kararı sadece Dubai ve Gana yerine getirebilir. Diğer ülkeler ise sadece güler. Bu ülkelerde normalde BMGK’nun 1373 sayılı kararı gereğince A Türkiye ile işbirliği yapmak zorunda ama ülkeler diğer ülkelerden gelecek böyle taleplerde çok dikkatli hareket ediyor. Bunlar büyük olasılıkla nezaketen bu tlebinizi adli yardımlaşma yoluyla iletin diyeceklerdir.AİHS’e taraf olan ABD ve Kanada dışındaki ülkeler Türkiye’nin bu şekilde hukuksuz talebini yerine getirdiklerinde AİHM’de tazminat ödeyeceğini çok iyi biliyorlar A Bakanlar Kurulunun bu konuda gizli karar alma yetkisinin olmadığı ayrıca Büyükelçiliklere Bakanlar Kurulu kararına atıfta bulunmayın diye talimat yetkisi olmadığı gibi hususlar basında işlenmeli. Todays zamanda haber konusu edilmeli. Akın… uluslararası kuruluşlara basın aracılığıyla açık mektup gönderip bu hukuksuzlukları açıklamalı.”
“hocam bu not önemli imis.dikkatle değerlendirebilrmisiniz. Bende uğrayacağım bugün ins.” içerikli bir mail attığı tespit edilmiştir.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2017/68532 sayılı soruşturma dosyasında gizli tanık Garson kod adlı şahıstan ele geçirilen dijital materyallerde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lideri Fetullah Gülen’e özel bilgi notu haline getirilmiş word belgelerinin içinde;
“Muhterem Efendim
konu : …… grubu ile ilgili gelişmeler
açıklama : … grubu ile ilgili masak tarafından yapılan incelemelerde kara para aklama suçundan sonuç alınamayacağı kanaati oluştuğundan terörizmin finansmanı üzerinden rapor hazırlanmaya çalışılıyor. ancak bu konuda da ellerinde net bulgular bulunmamakta. ayrıca halen… ailesi ile şirket yönetiminde olan bazı kişiler hakkında adli olarak dinleme yapılmaya devam ediyor.
…. Akın bey hakkındaki, terör örgütü yöneticisi olmak ve terörizmin finansmanı konusu tefrik edilerek serdar coşkun’a gönderilmiş. (akın bey çatı dosya kapsamında da şüpheli) aile hakkındaki terör örgütü üyeliği ve terörizmin finansmanı konusu ile akın bey ve aile hakkındaki diğer konular (spk, evrakta sahtecilik ve örgüt propagandası vs) konusunda dosya halen musa yücel’de devam ediyor. musa yücel ile yapılan görüşmede spk’daki konular hakkındaki raporlar gelince vereceğini ve avukatlar tarafından cevap verilmeden gözaltı vs. herhangi bir işlem yapmayacağını ifade etmiş. ayrıca, savcıya spk’nın soruları şirketlere sorduğunu ve cevabın kayyımlarca verildiğini, asıl cevap vermeleri gereken müvekkillere ise hiçbir şey sorulmadan hazırlanan raporun kendisine gönderildiği ifade edildi. bu durumun doğru olmadığı da belirtildi.
SPK’daki konuların en az 4-5 ay tamamlanacak olması, el konulan dijital verilen incelenmesinin ve tv yayınlarının çözümü ve analizlerinin de aynı sürede tamamlanabilmesi ihtimali nedeniyle haziran veya temmuz ayından önce iddianamenin tamamlanmasının mümkün olmadığı değerlendiriliyor.
Arz ederim.”
içerikli …… soruşturması ile ilgili örgüt liderine bir bilgilendirme yazısı yazıldığı tespit edilmiştir.
İpek ailesine ait şirketlere yönelik soruşturma sürecinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lideri Fetullah Gülen’in yaptığı konuşmalar;
FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lideri … …… Holding bünyesinde bulunan şirketlerde yapılan aramalar ile ilgili olarak aynı … Herkul.org sitesinde yayınlanan video mesajında;
“Mesela bir yerde haksız, hiç yok yere bir baskın yaparlar ve hiçbir şey de elde edemezler. Maarif yuvalarına baskın yaparlar. Gül gibi yerler.. ve gül kokularıyla kokan insanlar yetiştiriyor. Şimdiye kadar sigarayı dudaklarına götürmemiş, uyuşturucunun semtine uğramamış, bir sinek kanadı kadar vatana ihanet etmemiş, en temiz vatan evladını yetiştiren müessesat-ı hayriyye. Onlara ardı arkası kesilmeyen tasallutlar, tecavüzler, saldırılar yapılıyor. Morali ne kadar yüksek olursa olsun, insan bunlar karşısında o şok hadiselerin tesiriyle olumsuz şeyler diyebilir. Belki bazılarının dilinin ucuna kadar da geliyordur: “Eğer hakikaten sizin bu müesseselere isnat ettiğiniz şeyler varsa, Allah o müesseseleri yerin dibine batırsın. Yoksa, o emir verenler, o kanunsuz emre uyanlar, silahla o baskınları yapanlar.. Allah yuvalarını başlarına yıksın!..” Bakın, siz bile “âmin” diyorsunuz! Demek ki Türkiye’de genel hissiyat bu istikamette cereyan ediyor. Dolayısıyla siz karakterinize göre hareket etmiyorsunuz. Çünkü o cümlelerin sonunda şöyle diyecektim: Aman, sakın böyle demeyin. Belki bunların içinde Allah’a inanan insan da vardır. O öyle güçlü bir fasl-ı müşterektir ki!.. Yalandan namaz kılsalar, her halleriyle nifak tavrı sergileseler, kâfirlerin yapmadıklarını yapsalar, Hitler’in, Stalin’in, Sezar’ın yapmadığını yapsalar da içlerinde Allah’a inanan bazıları vardır. İşte umumunu birden nazar-ı itibara alarak öyle bir şey söylemek insaflı mümine yakışmaz…”
Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliğince …… Holding bünyesindeki şirketlere kayyım atanması üzerine Örgüt lideri …’in, 17.11.2015 tarihli açıklamasında;
“Kayyûm, Allah’ın ismidir; fânîler ancak kayyım olabilir. Milletin malına çökenlere de dense dense denî haydut denir. Dünyanın dört bir yanında “usûl-i hamse” bugün ayaklar altında. Dine, imana, insanlığa hizmet etmeye çalışıyorsunuz, her yana dini düşüncenizi götürmek için himmet yapıyorsunuz, onun üzerine geliyorlar. Rica ederim, böyle bir işin üzerine gelmenin, Amnofis’in Hazreti Musa’nın üzerine gitmesinden farkı var mı?!. Yakında, hiçbir sebep yokken, zerre kadar haksızlık, kanunsuzluk yapmamış olan Akın Bey’e gadrettiler. Akın…, Melek oğlu bir melektir. Şayet Türkiye’de, mizandan geçerken “Sen geçebilirsin, lüzum yok seni sigaya çekmeye!” denilebilecek, adeta kırmızı pasaportlu bin tane insan varsa, biri de odur. Fakat düşünün ki, bir şakî muamelesine, annesi de istintak edilip bir şakî muamelesine, kardeşi de bir şakî muamelesine tabi tutuluyor. Yanlış tabirle “kayyum” diyorlar. Hâlbuki “Kayyûm”, Cenâb-ı Hakk’ın ismidir. Hukuk sisteminde, bir malın idaresi veya belli bir işin görülmesi için mahkemece tayin edilen insana “kayyım” denir. “Âyetü’l-Kürsî” içinde her zaman “Hayy” ve “Kayyûm” isimlerini zikrediyoruz. Kayyûm; Cenâb-ı Hakk’ın, kendi zâtıyla kâim bir müstağnî-i mutlak, bütün cihanlar ve içindekilerin varlık ve bekalarının da biricik dayanağı olduğunu ifade eden bir ism-i âzamdır. Zavallı, fanî, yarın nalları dikebilecek bir insana Cenâb-ı Hakk’ın mübarek bir ismini vererek “kayyum” diyorlar. Özür dilerim, nezaket sınırlarını aşıyorum; bu mülahazalarla hareket eden ve iffetli, ismetli, alnının teriyle kazanmış insanların mallarına çöreklenen kimselere dense dense “denî haydut” denir. İpek Ailesi’nin madenlerine, şirketlerine, gazetelerine ve televizyonlarına el koydular. Fakat kanunen hiçbir suçları yok. Araştıranlar da diyorlar ki, “Bunca zengin ve servet sahibi olanın bir kısım eksiği gediği olur. Burada kanuna aykırı hiçbir şey olmadığına göre, sende bir yanlışlık var!..” Nasıl bir mantıksa bu?!. Firavunlar böyle bir mantıkla hareket etmemişlerdir.”
şeklinde beyanda bulunduğu,
Örgüt liderinin bu açıklamalarının ardından Hamdi Akın… olduğu değerlendirilen @akinipek01 isimli twitter hesabından yayınlanan bir gönderide “örgüt liderinin duasının içine su serptiğini” beyan ettiği tespit edilmiştir.
15.03.2016 tarihli görüntü çözümleme tutanağına göre …’in “Siz hepiniz, kiminiz ayrılıp hicret ederken, kiminiz arkadan destek olurken, burs verirken, kimisi okul yaptı, yurtlar yaptı, kimisi oraya giden öğretmenler… Devletin imkanlarıyla gitmediler, aidatı mestureyle, TİKA’larla gitmediler, geniş imkanlarla gitmediler, çoğunu ben biliyorum. Gittikleri zaman belki bir ay, iki ay maaşları geriden gitti. İşçilik yaptılar, amelelik yaptılar. Kurmak istedikleri müesseselerde çıraklar, ırgatlar gibi çalıştılar. Sıvasını yaptılar, sıralarını yaptılar, okulları kendileri inşa ettiler. Dünyada eşini emsalini göstermek mümkün değildir. Misyoner Cemiyetleri bu işi yaptılarsa arkalarındaki süper güçler yaptı onu. Ama Anadolu insanı, fedakar evladı yapılacak şeyi “bir şey yapılacaksa Allah’ın izniyle onu ben yaparım” dedi ve Allah’ın izni inayetiyle tekrara lüzum yok, dünya çapında çok olumlu, çok pozitif Meleği alanın sakinleri tarafından alkışlanabilecek bir şeye muvaffak oldular Allah’ın izni inayetiyle. Şimdi varsın birileri onların verdikleri o burslara terör örgütüne yardım falan desinler. Terör örgütüne… Efendim okul filan desinler. Dini, diyaneti milli mefküresi atalarından tevarüs ettiği yüksek gayeyi, hayali rearzetmeye (konuşması tam anlaşılmıyor) çalışan insanlar. Onlar biliyorlardı ki bencillikten sıyrılmanın yolu kendini başka hizmetlere adamadan geçer. Kendimizi böyle ulvi, yüksek gayelere adamazsak bi yönüyle kendi benliğimize tapmaya başlarız. HafizenAllah Frenk ifadesiyle böyle kaskatı bir egoist oluruz. Egosantrist oluruz. Narsist oluruz” dediği ve akabinde görüntü açısının ve sesin değiştiği, bu açıdan bakıldığında ekranın sol alt köşesinde bir şahsın kafasının üst kısmının gözüktüğü görülmüş, konuşmasının devamında “Gayeyi hayalleri oldu. O hayali takip ettiler. Atalarının bıraktığı bi iz vardı. Kahraman Anadolu insanının bıraktığı bi iz vardı. Kürdüyle Türküyle değişik ırktan olan insanlarıyla, değişik anlayışlı olan insanlarıyla. Madem bu iş bize emanet edildi. Onların bıraktığı yerden bu işi alıp daha ileriye götürmek bize düşüyor, dediler. Akın… bunu yaptı. Boydaklar bunu yaptılar ve öyle şeyler yaptılar ki Allah’ın izni inayetiyle Efendimiz SAV Müslümi şerifte: Maizde ve gamidiyeli kadınla alakalı bir şey anlatır. Öyle bir tövbe etti, öyle bir sevap kazandı ki yani Medine’nin bir tarafındaki tepe, öbür tarafındaki tepe. Bu iki mübarek tepe arasında bulunan insanlara dağıtılsaydı, o teveccühün, o tövbenin, o övbenin, o inabenin sevabı hepsini kurtarırdı. Akın… öyle bir hayır yaptı, öyle bir sevap yaptı ki zannediyorum, imanları varsa kendilerine zulm eden insanlara bile tevzi edilse onların bile kurtulmasına vesile olur. Boydaklar öyle sevaplar yaptılar ki kimse görmeden, bilmeden, Hadisi Şerifte ifade edildiği gibi, bir ellerinin verdiğini diğer elinden sakladılar. Biliyorum bunları ve bunlara kalkıp siz terör örgütüne yardım ediyorsunuz diyorlar. Devletin yaptığı kadar tek başlarına hayır yaptılar. Onca insana burs verdiler. Onca acı doyurdular. Onca insanı, binlerce insanı maaş vererek çalıştırdılar. Bunların yaptıkları sevap, elde ettikleri sevap, kendilerine zulm eden insanlar, şayet imanları varsa onlara tevzi edilse, ihtimal ki onlarda o sevapla kurtulurlar. Bir tarafta onlar var, bir tarafta onlar var. Allah bizi sevabı tevzi edildiğinde başkalarının da kurtulabileceği o zumreye ilhak buyursun.” denildiğinde aynı ortamda bulunan şahıslar tarafından AMİN deniliyor, diğer zeleme, fecere, feseka, ğaddar, hattar insanların durumuna düşmekten bizleri muhafaza buyursun dediği anda aynı ortamda bulunan şahısların da amin sesleri ile görüntü sona eriyor”
şeklindeki konuşması tespit edilmiştir.
ii.Medya Şirketlerinin Örgütle İlişkisi
Medya kuruluşlarının tamamen örgütün kontrolünde olduğu, bu medya kuruluşlarında yapılan yayınların FETÖ/PDY’nin amaçlarına hizmet ettiği, sistematik ve devamlılık arz ettiği, yine söz konusu medya organlarında köşe yazarlığı yapan ya da yorumcu olarak programlara katılan kişilerin genellikle örgüte müzahir kişiler olduğunun yargı kararlarıyla sabit olduğu, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından yapıldığı yargı kararlarıyla sabit olan 2007-2015 yılları arasında kamuoyunun gündemini meşgul eden soruşturma ve kovuşturmalarda örgütün amaçları doğrultusunda manipülatif yayınlar yapıldığı, bu soruşturma ve kovuşturmalarla ilgili kamuoyu algısının örgütün amaçlarını gerçekleştirmesine yardım edecek şekilde yönlendirildiği, örgüte ait diğer medya kuruluşlarından Zaman Gazetesi, STV Haber gibi yayın kuruluşlarında da… Grubuna ait medya kuruluşlarıyla benzer mahiyetli yayın politikasının uygulandığı, bu durumun da söz konusu yayın kuruluşlarının içeriklerinin tek bir merkezden yönlendirildiğini gösterdiği, RTÜK ihlal kararlarında görüleceği gibi söz konusu yayınlarda özel hayatın gizliliği, soruşturmanın gizliliği, hukukun üstünlüğü ilkelerinin ihlal edildiği, bu sebeple bu medya kuruluşlarına pek çok idari para cezasının uygulandığı, yayın yasakları ve RTÜK ihlal kararlarına rağmen söz konusu medya kuruluşlarının yayınlarına kayyım atanana kadar yayın politikasına aynı şekilde devam ettikleri, bu yayın içeriklerinde FETÖ/PDY amaçlarını içeren eylemlerin hukuka uygun olduğu izlenimi yaratılmak suretiyle izleyici kitlesi tarafından bir terör faaliyeti olarak algılanmasının perdelenmeye çalışıldığı, tanıklar … ve …’ın duruşmada alınan beyanlarında… ailesinin medya sektörüne örgütün talimatıyla girdiklerini, bu yayın organlarının örgütün kontrolünde olduğunu beyan ettikleri, 04.08.2014 tarihli MASAK raporunda görüleceği üzere… ailesinin pek çok medya kuruluşunu satın almak için nabız yokladıkları, bu süreçte ilgilendikleri televizyon ve gazetelerden Doğan grubuna ve Tuncay Özkan’a ait olan yayın kuruluşlarının vergi denetiminden geçtikleri, bu medya gruplarının vergi denetimleri sürecinde kendilerine kesilen vergi cezalarından dolayı ellerindeki yayın kuruluşlarını elden çıkarmak istedikleri, İpek Grubunun da bundan yararlanarak söz konusu yayın kuruluşlarını satın almak için girişimde bulundukları ve Kanaltürk Televizyonunu böyle bir sürecin sonunda satın aldıkları, sürekli zarar etmelerine rağmen bu sektörde faaliyet gösterdikleri, zarara katlandıkları hususları bir arada değerlendirildiğinde söz konusu yayın organlarının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ait olduğu, yapılan yayınlarda gazetecilik faaliyeti kapsamında gerçekleştirilen makale ve konuşmaların eleştiri içeren muhtevasından ayrık olarak örgüt amaçlarının gerçekleştirilmesine yönelik yayın politikasının uygulandığı, İpek ailesinin örgüt talimatı çerçevesinde medya sektörüne girdiği, medya sektöründe faaliyetlerini genişletmek ve yeni medya kuruluşları satın almak istedikleri sırada çok dikkat çekici bir şekilde vergi incelemeleri suretiyle medya kuruluşlarının sahipleri üzerinde baskı oluşturarak bu kişilerin ellerindeki medya kuruluşlarını satmaya zorladıkları, İpek ailesinin medya kuruluşlarını böyle bir sürecin sonunda satın aldığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yapısı, maliye yapılanması, medyaya verilen önem ve sonrasında yapılan yayınlar da birlikte değerlendirildiğinde… Grubunun medya sektörüne FETÖ/PDY’nin emriyle girdiği ve terör örgütünün amaçları doğrultusunda hareket ettiği,
Her ne kadar sanıklar savunmalarında Basın Kanunu madde 11 gereğince söz konusu yayınlar nedeniyle eser sahibi, sorumlu müdür, genel yayın yönetmeninin sorumlu olabileceğini, kendilerinin herhangi bir sorumluluklarının olmadığını beyan etmişlerse de; bu yayınlarda münferit olarak kişilerin ifade özgürlüğü kapsamında beyanda bulunmalarından, gazete ve televizyon haberi vermelerinden ziyade bir silahlı terör örgütünün amaçlarını gerçekleştirmek için amaç ve eylem birliği kapsamında yayın politikası izlendiği, söz konusu yayınlarda atılan manşetler, verilen haber içerikleri, yapılan yorumlar göz önüne alındığında bu amacın gerçekleşmesini sağlamak için yayınlar yapıldığı, bu yayınların sistematik ve sürekli hal aldığı göz önüne alındığında medya şirketlerinin terör örgütünün güdümünde, terör örgütünün amaçları doğrultusunda faaliyette bulunduğu,
Söz konusu medya kuruluşlarında yapılan haberler, yorumlar münferit olarak değerlendirilmediğinden Basın Kanununun 11. ve 26. maddesinde yer alan hükümler uygulanmayıp medya kuruluşlarının, terör örgütünün amaçları doğrultusunda, sistematik şekilde devamlılık arzeden yayın politikası gütmeleri nedeniyle pay sahipleri ve yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna gidildiği ilk derece mahkemesince kabul edilmiştir.
İpek Medya Grubuna ait yazılı ve görsel medya organlarında yer alan haberlere ilişkin ilk derece mahkemesinin değerlendirmeleri şu şekildedir;
“FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün; devletin gizli toplantılarını, Başbakanı, Bakanları ve üst düzey bürokratları Anayasaya ve CMK’ya aykırı olarak iletişimin dinlenmesi ve ortam dinlemesi yoluyla dinleyerek elde ettiği tapeleri önce internete yaydığı, daha sonra söz konusu yayınlarda nereden elde edildiği, doğru olup olmadığı belli olmayan bu tapelerden ve ortam dinlemesi yoluyla elde edilen kayıtlardan bahsedildiği görülmüştür. Söz konusu dinleme olaylarıyla ilgili olarak Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/343 esas sayılı dosyasında yargılanan sanıklar hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği, devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal ve askeri casusluk amacıyla ele geçirme, haberleşmenin gizliliğini ihlal suçlarından mahkumiyetlerine karar verilmiştir. FETÖ/PDY mensupları tarafından yapıldığı ortaya konulan bu dinlemeler yoluyla elde edilen görüşmelerin… ailesine ait medya grubunda yayın yasağı olmasına rağmen konuşulduğu ve yayınlandığı görülmüştür.
FETÖ/PDY örgüt üyeleri tarafından yapıldığı yargı kararlarıyla sabit olan kamuoyunca 17-25 Aralık Operasyonları olarak bilinen soruşturmayla ilgili olarak bu soruşturma dosyasında yer alan bilgi, belge ve tapelerin bu yayın organlarında yayınlandığı, henüz soruşturma aşamasında olan bir dosya hakkında “masumiyet karinesi” ilkesi çiğnenerek insanların peşinen suçlu gibi gösterildiği, “yolsuzluk” ve “hırsızlık” kavramları üzerinden algı operasyonu yapıldığı, yayın yasakları olmasına ve özel hayatın gizliliğini, haberleşmenin gizliliğini ve soruşturmanın gizliliğini ihlal içermesine rağmen… ailesine ait medya kuruluşlarında söz konusu dosyayla ilgili konuşulduğu, delillerin ortaya döküldüğü, peşin hükümler verildiği görülmüştür. Söz konusu 17-25 Aralık operasyonlarını yapan kişiler hakkında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/366 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda sanıkların, hükümeti yıkmaya teşebbüs, haberleşmenin gizliliğini ihlal, özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından mahkumiyetlerine karar verilmiştir.
FETÖ/PDY örgüt üyeleri tarafından Suriye’ye giden MİT’e ait tırlar Hatay ve Adana’da durdurulmuş, burada MİT Kanununa aykırı olarak tırlarda arama yapılmak istenmiş, MİT görevlileri göz altına alınmaya çalışılmıştır. Bu olayla ilgili söz konusu medya organlarında hükümetin Suriye’de faaliyet gösteren terör örgütlerine silah gönderdiği iddia edilmiş, devletin terör örgütlerine yardım ettiği gibi bir algı oluşturularak uluslararası arenada devlet zor bir duruma sokulmaya çalışılmıştır. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2019/4 karar sayılı kararıyla söz konusu tırları durdurmaya çalışan, MİT görevlilerini göz altına almaya çalışan savcılar, emniyet ve jandarma görevlileri hakkında yapılan yargılama sonucunda bu kişilerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak, devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri temin etmek ve bunları açıklamak suçlarından mahkumiyetlerine karar verilmiştir.
FETÖ/PDY örgüt üyeleri tarafından yapıldığı yargı kararlarıyla sabit olan söz konusu kumpas soruşturmalarda görev alan kişilere yönelik yapılan soruşturma sürecinde bu medya organlarında “sahur operasyonu”, “özgür medyaya operasyon”, “hırsızlar serbest onları yakalayanlar içeride” gibi ifadeler kullanıldığı, algının bu sefer örgüt tarafından 2007-2014 yıllarında yapılan operasyonların aksine operasyon yapılan kişilerin masum oldukları, suçsuz yere göz altına alındıkları ve tutuklandıklarına yönelik yapıldığı, örgüt tarafından yapılan operasyonlarda hiç kullanmadıkları “masumiyet karinesinin”, FETÖ/PDY örgüt üyelerine yönelik operasyonlarda akıllarına geldiği, örgüte yönelik yapılan operasyonlarla ilgili “hukuksuzluk” algısının yayılmaya çalışıldığı görülmüştür.
Yine söz konusu medya organlarında yapılan yayınlarda FETÖ/PDY’den “hizmet hareketi” olarak bahsedildiği, faaliyetlerinin övüldüğü, lideri Fetullah Gülen’den “hocaefendi” diyerek bahsedildiği, bilerek ve isteyerek sistematik bir şekilde ve devamlı surette örgütün amacına hizmet eden yayınlar yapıldığı tespit edilmiştir.”
Tanık … 23.05.2019 tarihli duruşmada alınan beyanında özetle; Fetullah Gülen’in medyaya olan ilgisinin 1980’lere kadar dayandığını, o zaman ki konuşmalarında da keşke şu Hürriyeti satın alabilseydik dediğini, yani medyanın gücünü çok eskiden beri önemseyen biri olduğunu, onun gücünü çok iyi bildiğini, 28 Şubat’ta Erbakan’ın yıkılmasının da medya gücüyle olduğunu, Akın…’in bu medyaya yönelmesini Fetullah Gülen’in emriyle gerçekleştirdiğini, Akın…’in Fetullah Gülen istemeden hiçbir şekilde medya yapılanmasına girmeyeceğini, Bugün Gazetesi, Bugün Tv’si, Tuncay Özkan’dan aldıkları Kanaltürk, onların hepsini cemaatin aldığını, Akın…’in sadece orada bir maske olarak kullanıldığını, kadronun hepsinin Zaman gazetesinden, STV’den oraya gittiğini, yani genel müdüründen yayın yönetmenine kadar hepsi cemaat içerisinden gitme kişiler olduğunu, şimdi hepsinin de kaçak olduğunu beyan etmiştir.
Tanık … 08.08.201 tarihli duruşmada alınan beyanında; Akın…’e ait medyanın tamamen örgütün medyası olduğunu, Kazım Avcı ve Fetullah Gülen’in kardeşleri ile beraber uzun süre çalıştığını, dolayısıyla onların konuşmalarından anlatmalarından bu medyanın tamamen örgütün medyası olduğuna şahitlik ettiğini, bu konuda kesin olarak duyumları olduğunu, aynı zamanda Tarık’ın FETÖ’nün askeri mahrem imamlarından birisi olduğunu, Ankara’da üniversitede okurken aynı dönem beraber okuduklarını, dolayısıyla FETÖ’nün bir TSK imamını alıp Bugün Televizyonunda gazetesinde önemli yerlere getirmek ancak örgütün emir ve talimatı ile olacağını beyan etmiştir.
…… Holding ve diğer grup şirketlerinin gelişim sürecinin incelendiği 04.08.2014 tarihli MASAK raporuna göre;
“Kanaltürk TV, Kanaltürk Radyo ve internet sitesini bünyesinde bulunduran yayın grubunu bünyesinde bulunduran Yaşam Televizyon Yayın Hizmetleri A.Ş.’nin Mayıs 2008’de İpek Grubu tarafından satın alındığı,
Basında;
İpek grubunun 2005 yılında Star Gazetesi ile ilgilendiği, Star Gazetesinin ihalesine girebilmek için ihale şartnamesini aldığı, ihaleye katılan olmadığından iptal edilen ihale ile ilgili gelişmeleri takip ettikleri bilgilerine yer verildiği,
… Davetiye Mağaza İşletmeleri ve İhracat A.Ş’nin bağlı ortaklığı… İnşaat’ın da hissedarları arasında bulunduğu Marma Radyo Televizyon Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş’nin, ATV-Sabah Ticari ve İktisadi Bütünlüğü’nün ihale yoluyla satışına ilişkin olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TMSF) açtığı ihalede ön yeterlilik almak ve bilgi odasında incelemelerde bulunmak için başvuruda bulunduğu, Avrupa’nın en büyük ticari televizyon yayıncısı olan RTL Group, İpek Matbaacılık’m … Davetiye üzerinden dolaylı bağlı ortaklığı… İnşaat ve Sancak İnşaat ile birlikte ATV-Sabah ihalesi için ön yeterlilik almak ve veri odasında incelemelerde bulunmak üzere başvuruda bulunduğunu, Sabah-ATV ihalesinin 3 taliplisinden 2’sinin ihaleye teklif vermeyeceklerini duyurduğu, Nurol-Carlyle ortaklığı ile RTL-…-Sancak girişiminin ihaleye katılmayacaklarını duyurduğu, Sabah-ATV ihalesinin tek talibinin kaldığı,
2009 yılında Doğan Grubu’na 4,8 milyar liralık vergi cezası çıkarıldığı, çıkarılan cezanın Doğan Yayın Holding’in kat be kat üzerinde olduğu, Doğan Grubunun satış planı yaptığı, Alman Axel Springer’in maliye ile yaşanan sorunun çözülmesi şartıyla Doğan Yayın Holding’in % 29 hissesine talip olduğu, İpek Grubunun ise böyle bir şart öne sürmeksizin Milliyet, Vatan ve Star TV’yi satın almaya yöneldiği, İpek Grubunun, Milliyet, Vatan ve Star TV için 250 milyon dolar peşin, 200 milyon doları da 8 yıl vadeli bir ödeme planı teklif ettiği, … Grubunun yaptığı incelemelerin ardından Star TV, Milliyet ve Vatan gazetesinin zararda olduğunu ve ticari olarak ‘ölü’ yatırım olduğu gerekçesiyle 3 medya kuruluşunu almaktan kesin olarak vazgeçtiği,
Tespit ve değerlendirmeleri düşünüldüğünde;
… grubunun Star Gazetesi, ATV, Sabah Gazetesi, Star TV, Milliyet ve Vatan Gazetesinin satışları ile ilgilenmesi, Doğan grubuna kesilen vergi cezası sonrası Star TV, Milliyet ve Vatan Gazetesini satın almak için son aşamaya kadar gelinmesi ve basına göre değerinin altında bir fiyat ile satın alınma aşamasına gelinmesi, 3 firmanın zararda (şirket satın alma görüşmelerinde şirketin defterlerinin incelendiği düşünülmekte olup şirketlerin zarar ettiğinin baştan bilinildiği düşünülmekte ve gerekçenin dikkat çekici olduğu) olduğu gerekçesi ile … grubu tarafından satın alınmaktan vazgeçilmesinin dikkat çekici olduğu, Kanaltürk’ün vergi incelemesi sonrası satın alınması, satış öncesi ve sonrası yaşananların dikkat çekici olduğu ve grubun televizyon, gazete gibi kitlelere hitap eden, kitleleri etkileyebilen sektördeki firmalarla sürekli ilgilendiği, bu sektörlerdeki sahip olduğu firmalarında zararlarına katlandığı değerlendirilmekte olup bu hususların araştırılmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir,” şeklinde tespitlere yer verilmiştir.
iii……. Eğitim, Sosyal Hizmet Ve Yardım Vakfı İle… Üniversitesinin Örgütle İlişkisi
(1)……. Eğitim, Sosyal Hizmet ve Yardım Vakfı:
…… Sağlık, Eğitim ve Hizmet Vakfı, İpek ailesi tarafından 2009 yılında kurulmuştur. Vakfın yönetiminin ve mütevelli heyetinin tıpkı şirketlerde olduğu gibi Hamdi Akın…, …, … ve Pelin Zenginer’in kontrolünde olduğu,
İpek ailesi tarafından kurulan …… Eğitim Sosyal Yardım Hizmet vakfına, yine bu aileye ait olan şirketler tarafından gıda paketleri bağışı yapıldığına ilişkin faturalar kesildiği, bu faturaların … Altın, …… Holding ve Özdemir Antimuan tarafından düzenlendiği, vakıf tarafından da bu gıda paketlerinin köylere dağıtılmak üzere muhtarlara verildiğine ilişkin teslim tesellüm tutanakları bulunduğu ancak … Altın İşletmeleri çalışanları tarafından tanzim edilen 03.10.2016 tarihli tutanağa göre söz konusu şirkette yapılan temizlik esnasında 2013 yılına ait 22 adet evrak bulunduğu, söz konusu evrakların …… Eğitim Sağlık Hizmet Yardım Vakfı adına maden çevresinde bulunan köylerin muhtarları üzerinden köy sakinlerine dağıtılacak yardım paketleri için düzenlenmiş evraklar olduğu, söz konusu evrakların 3 adet Çağlayan Köyü muhtarı … imzalı mühürlü, tarih ve miktar kısmı boş 2013 yılına ait …… Vakfı yardım evrakı, 6 adet Ovacık köyü muhtarı Niyazi Girgin imzalı mühürlü, tarih ve miktar kısmı boş 2013 yılına ait …… Vakfı yardım evrakı, 4 adet Çamköy muhtarı Emin Candan imzalı mühürlü, tarih ve miktar kısmı boş 2013 yılına ait …… Vakfı yardım evrakı, 4 adet Çukuralan muhtarı … imzalı mühürlü, tarih ve miktar kısmı boş 2013 yılına ait …… Vakfı yardım evrakı, 5 adet Nebiler muhtarı … imzalı mühürlü, tarih ve miktar kısmı boş 2013 yılına ait …… Vakfı yardım evrakı bulunduğunun belirtildiği, muhtarların alınan beyanlarında bu gıda paketlerini almadıklarını, bu evrakların daha önceden kendilerine boş olarak imzalatıldığını beyan ettikleri, şirket çalışanlarının arasındaki maillerde gıda yardımlarının vakıf üzerinden nasıl geçirileceğine ilişkin tespitlerin olduğu, şirkette bulunan tarih ve adet kısmı boş ıslak imzalı tutanakların da bu durumu doğruladığı, bu konuyla ilgili vergi müfettişleri tarafından vakfa bağışlanmadığı halde bağışlanmış gibi gösterilmek suretiyle sahte fatura düzenlendiği gerekçesiyle ilgili şirketlerin icrai yetkiye sahip yönetim kurulu üyeleri hakkında vergi suçu ve vergi tekniği raporları düzenlendiği, tanık …’un soruşturma ve kovuşturma aşamalarında alınan ifadelerinde kendisine gıda maddeleri içeren yardım paketlerinin verildiğini, bunları Fetullah Gülen cemaatine ait yurtlara ve evlere götürüp bıraktığını beyan ettiği;
İpek ailesinin söz konusu şirketler üzerinden kendilerine ait vakfa yaptıkları gıda paketi bağışlarını köylülere dağıtılmış gibi göstermek için sahte tutanaklar tanzim ettikleri, köylülere dağıtılmayan bu gıda paketlerinin örgüte ait evlere, yurtlara dağıtıldığı, bu suretle örgütün eğitim faaliyetlerinin, insan kaynağını temin etme faaliyetlerinin devam etmesinin sağlandığı,
FETÖ/PDY’nin amaçlarını gerçekleştirmesine yardım etmek için yaptıkları bu eylemle … Müfettişliği tarafından …… Eğitim Sağlık Hizmet Yardım Vakfı hakkında hazırlanan 02.09.2016 tarihli denetim raporu ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2016/111909 soruşturma dosyasında tanzim edilen vakıflarla ilgili bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi gıda bankacılığı kapsamında toplam 1.260.661,16 TL’lik ayni yardım yapılmadığı halde yapılmış gibi belge düzenleyerek/düzenleterek vakfı zarara uğrattıkları,
…’ın soruşturma ve kovuşturma aşamalarında tanık sıfatıyla alınan ifadelerinde; … Altın Genel Müdür Yardımcısı Cemalettin Çetin ile Ovacık madeni satın alma şefi olarak çalışan Fazlı Atak’ın FETÖ/PDY adına faaliyet yürüttüklerini, himmet topladıklarını, Cemalettin Çetin’in cemaatin bölge abisi olduğunu beyan ettiği,
Cemalettin Çetin hakkında İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/17 esas sayılı dosyasında silahlı terör örgütü üyeliğinden mahkumiyet kararı verildiği, söz konusu dosyaya ilişkin gerekçeli kararda gizli tanık Yeğen ile diğer tanıkların beyanlarına ve gizli tanık Yeğen tarafından teslim edilen MUHTAKİP programında yer alan bilgilere dayanıldığı, gizli tanık Yeğen’in beyanında “…. Bekir BAZ ‘eğer maden bu yurdun giderlerini karşılamayacak ise hemen bu yurdu boşaltın, cemaatin bu tür şeyler için vereceği parası yoktur’ talimatını verir. Bunun üzerine durum Akın…’e bildirilir ve Akın… bu konuya bakan avukat ve sorumlu kişiler ile görüşür, resmi yoldan bir kılıf bulunur. Yurt Müdürüne geri dönüş yapılır, siz şirket olarak bize fatura kesin faturaya “yurtta kalan öğrencilerin barınma, yeme ve içme giderleri” yazılır ve her ay düzenli Beyza Özel Eğitim Şirketi, … Altın İşletmeleri A.Ş. adına 54.000TL bedelli fatura keser, Faturayı Yurt Müdürü Mustafa… Maden Müdürü Cemalettin ÇETİN’e her ay düzenli olarak verir. … Akın…’in ‘Cemalettin biz Bergama ilçesindeki hizmet hareketlerine bir yardımda bulunuyormuyuz’ dediğini, Cemalettin Çetin’in ise ‘hayır efendim bulunmuyoruz’ dediğini, bunun üzerine Akın…’in ise ‘çok ayıp etmişiz, bir yol bulun ve Bergama hizmet hareketine yardımda bulunun, bunun için ne gerekiyorsa yapın’ dediğini söyledi. Nazmi PEKER daha sonra Cemalettin ÇETİN ile görüşüp “biz size bir şirketten fatura kestirelim, siz ödemeyi o şirkete yapın biz o şirketten tahsil ederiz” diye konuştuklarını, bunun üzerine ilçe İmamı Nazmi PEKER, Hasan KAYA ile görüştüğünü, … Altın İşletmeleri A.Ş. Ovacık Altın Madeni Şirketi adına her ay düzenli olarak 30.000TL. (Otuz Bin Türk Lirası) fatura kesmesini söylediğini, Ovacık Altın Madeni Şirketi tarafından Yörükoğulları Ticaret Limited Şirketinin hesabına yatırılacak olan 30.000TL paranın kendileri tarafından elden alındığını biliyorum. ….” şeklinde anlatımlarda bulunduğu,
Gizli tanık Yeğen tarafından teslim edilen FETÖ/PDY’nin Bergama ilçesindeki maddi yardımlara ilişkin kayıtların yer aldığı MUHTAKİP (Muhasebe Takip Programı) kayıtlarına göre sanık Cemalettin ÇETİN’in Yurt kodu altında Mustafa… referansı ile kurban listesinde adının yer aldığı, kendi adına kestirdiği, vacip olduğu ve İzmir ilinde kesildiği, Bergama maden, 2013 yılı Nakit, çek, senet ile çadır gelirlerinin kaydedildiği tabloda Maden isimli şahsın … Altın İşletmeleri Ovacık Altın Maden İşletmesi olduğu, müdürünün sanık Cemalettin ÇETİN olduğu, 2014 yılı toplamı 20.000 TL (Yörükoğlu), 08/2014 toplamı 40.000 TL (Yörükoğlu) şeklinde ödeme yaptığı, 10/2013 toplamı 18.150 TL, 2014 toplamı 18.975 TL şeklinde maden işletmesi tarafından ödeme yapıldığı, ödemelerin bu şekilde kaydedildiğinin anlaşıldığı,
Bununla birlikte 26.09.2016 tarihli 2016-A-1707/35 sayılı vergi tekniği raporunda görüldüğü gibi … Altın İşletmeleri tarafından 2013-2014 yıllarında Ali… Öğrenci yurdu için her ay 54.000 TL bedelli fatura kesildiği, yine 26.09.2016 tarihli 2016-A-1707/35 sayılı vergi tekniği raporuna ve 10.03.2017 tarihli 2017-A-1707/23 sayılı vergi tekniği raporlarında görüldüğü gibi vakfa bağışlanmış gibi fatura kesilen gıda paketlerinin çoğunun alındığı yerin Yörükoğulları Limited Şirketine ait olduğu, bu şirket tarafından … Altın İşletmelerine gıda paketi satıldığına ilişkin fatura kesildiği, … Altın İşletmeleri A.Ş. tarafından söz konusu gıda paketlerinin vakfa bağışlandığına ilişkin fatura tanzim edildiği, vakıf tarafından da bu gıda paketlerinin köylülere dağıtılmak üzere ilgili köy muhtarlarına teslim edildiğine ilişkin tutanak tanzim edildiği ancak … Altın İşletmeleri çalışanları tarafından tanzim edilen 03.10.2016 tarihli tutanağa göre söz konusu şirkette yapılan temizlik esnasında 2013 yılına ait 22 adet evrak bulunduğu, söz konusu evrakların …… Eğitim Sağlık Hizmet Yardım Vakfı adına maden çevresinde bulunan köylerin muhtarları üzerinden köy sakinlerine dağıtılacak yardım paketleri için düzenlenmiş ıslak imzalı tarih ve adet kısmı boş evraklar olduğu, söz konusu evrakların 3 adet Çağlayan Köyü muhtarı … imzalı mühürlü, tarih ve miktar kısmı boş 2013 yılına ait …… Vakfı yardım evrakı, 6 adet Ovacık köyü muhtarı Niyazi Girgin imzalı mühürlü, tarih ve miktar kısmı boş 2013 yılına ait …… Vakfı yardım evrakı, 4 adet Çamköy muhtarı Emin Candan imzalı mühürlü, tarih ve miktar kısmı boş 2013 yılına ait …… Vakfı yardım evrakı, 4 adet Çukuralan muhtarı … imzalı mühürlü, tarih ve miktar kısmı boş 2013 yılına ait …… Vakfı yardım evrakı, 5 adet Nebiler muhtarı … imzalı mühürlü, tarih ve miktar kısmı boş 2013 yılına ait …… Vakfı yardım evrakı bulunduğunun belirtildiği, vergi suçlarıyla ilgili kısımda ayrıntılı anlatıldığı üzere bu gıda paketlerinin muhtarlara teslim edilmediği, muhtarların alınan beyanlarında kendilerine boş kağıtların imzalatıldığı, bahsedilen yardım paketlerini almadıklarını beyan ettikleri, … Altın İşletmelerinde bulunan tutanakların da bu durumu doğruladığı hususları bir arada değerlendirildiğinde; İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/17 esas sayılı dosyasında gerekçeli kararda belirtilen hususların 26.09.2016 tarihli 2016-A-1707/35 sayılı vergi tekniği raporu ve 10.03.2017 tarihli 2017-A-1707/23 sayılı vergi tekniği raporlarıyla doğrulandığı, söz konusu gıda paketlerinin bir kısmının gerçekten alınıp vakıf üzerinden köylere bağışlanmış gibi gösterilip FETÖ’nün evlerine, yurtlarına dağıtıldığı, bir kısım faturaya ilişkin ise hiç gıda paketi alınmadığı halde alınmış gibi fatura kesilerek gider gösterildiği, faturada yer alan miktarın da FETÖ’ye “himmet” olarak aktarıldığı,
… Altın Genel Müdür Yardımcısı Cemalettin Çetin’in İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/17 esas sayılı dosyasında, Ovacık madeni satın alma şefi olarak çalışan Fazlı Atak’ın Gümüşhane Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/89 esas sayılı dosyasında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan mahkum oldukları, her iki şahıs hakkında yazılan gerekçede de; şahısların FETÖ/PDY adına faaliyetleri yürüttükleri, himmet topladıkları, himmet verdikleri, toplantılar organize ettikleri, çalıştıkları … Altın İşletmeleri A.Ş.’nin nüfuzunu kullanarak örgüte hizmet ettiklerinin belirtildiği, tanık …’ın duruşmada alınan beyanında “bu kişilerin … Altın’ın Bergama bölgesindeki maddi imkanlarını örgüt üyelerinin kalkınması için kullandıklarını, bu yönde çalışmalar yaptıklarını bildiğini, buraya getirdikleri adamlar örgütten adamları koyduklarını, cemaat üyelerine paralar kazandırmak için bölgede çalışmalar yaptıklarını, …, Fazlı Atak’ın örgüt adına himmet toplaması nedeniyle bu olaydan sonra …’in o dönem için bölüm müdürü olduğunu, kendisine gittiğini, Fazlı Atak’ın örgüt adına Bergama’da yardım topladığını, bunu engellemesini durdurmasını söylediğini, Özlem Hanımın kendisinden süre istediğini, bir kaç … sonra yanına çağırdığını, ne yaptınız diye sorduğunu, Özlem hanımın da ‘ben bir şey yapamıyorum, Cemaleddin Çetin tarafından getirilmiş, örgütün adamı, benim personelim de olsa söz geçiremiyorum, yetkim yok’ dediğini, görüşmenin bundan ibaret olduğunu” beyan ettiği göz önüne alındığında, …’in …’a verdiği cevaba bakıldığında bu şahısların örgüt talimatıyla şirkette belli birimlere getirildiği, şirket hiyerarşisinde üst konumda yer alan genel müdür yardımcısının alt konumunda çalışan bir kişiye söz geçiremediği, hiyerarşinin olmadığı, şirketlerin sahibi konumunda olan… ailesinin bu durumu bilmemesinin mümkün olmadığı, şahısların şirketlerin sağladığı nüfuzu kullanarak FETÖ/PDY’ye hizmet ettikleri, şahısların örgüt tarafından bu göreve getirildikleri, dolayısıyla söz konusu şirketlerinin kontrolünün örgütün güdümünde olduğu, çalışacak personeli bile örgütün belirlediği, şirketlerin örgütün amaçları için kullanıldığı ilk derece mahkemesince kabul edilmiştir.
…’ın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında 17.09.2015 tarihinde tanık sıfatıyla alınan ifadesinde özetle; … Altın İşletmelerinde satın alma uzmanı olarak yaklaşık 11 yıl çalıştığını, şirketlerde çalışan personelden bir kısmının Fetullah Gülen cemaatinin evlerinde yapılan sohbetlere katıldıklarını, Sızıntı Dergisi ile Zaman Gazetesine abone olanların çok hızlı yükseldiklerini, ayrıca şirketlerle iş yapan esnaftan Fetullah Gülen cemaati adına himmet paraları toplandığını, Ovacık madeni satın alma şefi Fazlı Atak’ın cemaat adına esnaflardan para toplayan kişi olduğunu, şu an halen Gümüşhane maden işletmesi genel müdür yardımcısı olduğunu, duyduğu kadarıyla bu himmet toplama işine Gümüşhane’de devam ettiğini, Fazlı Atak Ovacık’ta çalışırken Mustafa Malgaz isimli esnaftan himmet aldığını, bunu kendisine Mustafa Malgaz’ın söylediğini, hatta nakit parası olmadığı için çek veya senet verdiğini söylediğini, şirket içerisinde en kritik görevlerin Fetullah Gülen cemaatiyle bağlantılı kişilere verildiğini, Cemalettin Çetin’in … Altın İşletmeleri Genel Müdür Yardımcısı olduğunu, Fetullah Gülen cemaatinin abisi olarak bilindiğini beyan etmiştir.
…’ın tanık sıfatıyla 23.05.2019 tarihli duruşmada alınan beyanında özetle; 2005 yılında … Altın İşletmelerinde çalışmaya başladığını, yaklaşık 15 yıldır çalıştığını, Akın…’e vatan haini dediği gerekçesiyle 2015 yılının Eylül ayında işten çıkarıldığını, Mit tırları davasında şirketin gazeteleri Bugün gazetesinin IŞID’e giden silahlar Akçakale’den diye bir manşet attıklarını, değerlendirmesine göre bu durumun kendi vatanına ihanet etmek olduğunu, madenin girişlerinde gazetelerin personele ücretsiz dağıtıldığını, bir disiplin süreci başlatıldığını, disiplin kurulunda o zamanın Genel Müdürü Cemaleddin Çetin’in olduğunu, şahsın bölge imamı olduğunu, Akın Bey hakkındaki fikirlerini sorduğunu, kendisinin de İngiltere’ye kaçtığı günden itibaren vatana ihanet ile yargılanması gereken bir insandır dediğini, sen ve senin gibiler de bu suçtan yargılanmalıdır bana göre dediğini, akabinde tazminatsız olarak işten atıldığını, Bergama bölgesi küçük bir bölge olduğu için herkesin herkesi bilip tanıdığını, kendisinin oturup kalktığı insanlar yaptığı faaliyetler onlarla irtibat halinde olduğu insanlardan duyduğu öğrendiği bilgilerle Cemalettin Çetin’in üst düzey bir yönetici olduğunu bu bölge için üst düzey olduğunu duyduğunu, bu kişilerin … Altın’ın Bergama bölgesindeki maddi imkanlarını örgüt üyelerinin kalkınması için kullandıklarını, bu yönde çalışmalar yaptıklarını bildiğini, buraya getirdikleri adamlar örgütten adamları koyduklarını, cemaat üyelerine paralar kazandırmak için bölgede çalışmalar yaptıklarını, kendisi de satın almada çalıştığı için bu çalışmalara şahit olduğunu, o dönem satın almanın başına getirilen örgüt mensubu Fazlı Atak bölgedeki esnafı dolaşarak zaman gazetesine abone olmaları yönünde baskı yaptığını, ayrıca madenden iş vermemekle tehdit ederek yardım, bağış, himmet topladığını, bunlardan birisinin de Mustafa Malgaz olduğunu, kendisinden yardım aldığını duyduğunu, bu arkadaşın da FETÖ’cülerle bir irtibatı olmadığını, kendisini tanıdığını, hemen yanına gittiğini, doğru mu bu diye sorduğunu, Fazlı Atak’ın yardım aldığı doğru dediğini, niye verdiğini sorduğunu, ne aldığını sorduğunu, senet aldı dediğini, neden verdiğini sorduğunu, adam madene bir daha iş yaptırmayız diye tehdit etti, işimiz yoğundu o dönem ben de vermek zorunda kaldım dediğini, bu olaydan sonra …’in o dönem için bölüm müdürü olduğunu, kendisine gittiğini, Fazlı Atak’ın örgüt adına Bergama’da yardım topladığını, bunu engellemesini durdurmasını söylediğini, Özlem Hanımın kendisinden süre istediğini, bir kaç … sonra yanına çağırdığını, ne yaptınız diye sorduğunu, Özlem hanımın da “ben bir şey yapamıyorum, Cemaleddin Çetin tarafından getirilmiş, örgütün adamı, benim personelim de olsa söz geçiremiyorum, yetkim yok” dediğini, görüşmenin bundan ibaret olduğunu beyan etmiştir.
Cemalettin Çetin hakkında İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/17 esas sayılı dosyasında örgüt üyeliğinden verilen mahkumiyet kararının gerekçesi;
“Gizli Tanık Yeğen kod adlı şahsın ifadesinde; Ali… Erkek Öğrenci Yurdu, … Altın İşletmeleri A.Ş. Ovacık Altın Madeni İşletmesinin Müdürü Cemalettin ÇETİN isimli şahsın sorumluluğundaydı. Cemalettin beyden habersiz yurttan bir çivi sökülmez ve çakılmazdı. Bütün yapılan iş ve işlemlerle ilgili yurt müdürü Mustafa… önce maden müdürü Cemalettin ÇETİN’e bilgi verirdi. Onun talimatları doğrultusunda hareket ederdi. Yurt öğrenci kayıtlarını aldıktan sonra, öğrencilerden gelen para ile yurdun masrafları karşılanamıyordu ve yetersiz kalıyordu. Bu durum Bergama İlçe İmamı Nazmi PEKER isimli şahsa Mustafa… tarafından iletildi ve Nazmi PEKER ise Bergama Mütevelli Heyetinin ekonomik gücü bunu karşılamaz bu konuyu sen git maden müdürü Cemalettin ÇETİN’e aktar dediğini biliyorum. Mustafa… bu konuyu maden müdürü Cemalettin ÇETİN’e anlatır. Cemalettin Bey ise bu konuda yapabileceğimiz bir şey yok der. Bunun üzerine Yurt Müdürü Mustafa…, İlçe İmamı Nazmi PEKER ve Karşıyaka İl İmamı Numan Kod adlı Nadir OKŞİT (Dönemin Karşıyaka İmamı) ile birlikte konuyu Avukat abi Kod adlı Ege Bölgesi İmamı Bekir BAZ isimli şahsa bildirir. Bekir BAZ “eğer maden bu yurdun giderlerini karşılamayacak ise hemen bu yurdu boşaltın, cemaatin bu tür şeyler için vereceği parası yoktur” talimatını verir. Bunun üzerine durum Akın…’e bildirilir ve Akın… bu konuya bakan avukat ve sorumlu kişiler ile görüşür, resmi yoldan bir kılıf bulunur. Yurt Müdürüne geri dönüş yapılır, siz şirket olarak bize fatura kesin faturaya “yurtta kalan öğrencilerin barınma, yeme ve içme giderleri” yazılır ve her ay düzenli Beyza Özel Eğitim Şirketi, … Altın İşletmeleri A.Ş. adına 54.000 TL bedelli fatura keser, Faturayı Yurt Müdürü Mustafa… Maden Müdürü Cemalettin ÇETİN’e her ay düzenli olarak verir. Akın… bunun dışında FETÖ/PDY terör örgütü adına Bergama ilçesinde kurban yardımı yapar, bunun ile ilgili isimler mevcuttur. Ayrıca Akın… ramazan aylarında ramazan çadırı adı altında yardımda bulunurdu. Bu yardımları Akın… hep elden nakit olarak ödenmesini ister, Bölgeci Ahmet KUŞDEMİR isimli şahıs Maden Müdürü Cemalettin ÇETİN’den bizzat elden teslim alırdı. Nazmi PEKER bir toplantıda, Akın…’in ölen babası Ali… adına yaptırdığı Yurdun inşaatı öncesi Bergama ilçesine yaptığı ziyaret sırasında kendisinin ve Ovacık Altın Madeni Müdürü Cemalettin ÇETİN ile görüştüğünü, akabinde dediğini söyledi. Akın…’in ‘Cemalettin biz Bergama ilçesindeki hizmet hareketlerine bir yardımda bulunuyormuyuz’ dediğini, Cemalettin Çetin’in ise ‘hayır efendim bulunmuyoruz’ dediğini, bunun üzerine Akın…’in ise ‘çok ayıp etmişiz, bir yol bulun ve Bergama hizmet hareketine yardımda bulunun, bunun için ne gerekiyorsa yapın’ dediğini söyledi. Nazmi PEKER daha sonra Cemalettin ÇETİN ile görüşüp “biz size bir şirketten fatura kestirelim, siz ödemeyi o şirkete yapın biz o şirketten tahsil ederiz” diye konuştuklarını, bunun üzerine ilçe İmamı Nazmi PEKER, Hasan KAYA ile görüştüğünü, … Altın İşletmeleri A.Ş. Ovacık Altın Madeni Şirketi adına her ay düzenli olarak 30.000TL. (Otuz Bin Türk Lirası) fatura kesmesini söylediğini, Ovacık Altın Madeni Şirketi tarafından Yörükoğulları Ticaret Limited Şirketinin hesabına yatırılacak olan 30.000TL paranın kendileri tarafından elden alındığını biliyorum. Bu yolla ödenen paranın Ali… Erkek Öğrenci Yurdunun açılışı olan 2012 yılına kadar böyle devam ettiğini ve kayıtları dönemin Bergama ilçesinde örgütün muhasebe kayıtlarını tutan Abdullah Turgut şu an Bergama ilçesi Çarşı Bölgesinde mütevelli üyesidir. Aynı zamanda Bergama ilçesinde Uşaklılar Giyim isimli işyerinin sahibi ve örgüte ciddi anlamda maddi yardımda bulunan kişidir. Bergama ilçesinin muhasebe kayıtlarını tutan kişidir şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Gizli tanık Yeğen tarafından devlete teslim edilen FETÖ/PDY’nin Bergama ilçesindeki maddi yardımlara ilişkin kayıtların yer aldığı MUHTAKİP (Muhasebe Takip Programı) kayıtlarının incelenmesinde; sanık Cemalettin ÇETİN’in Yurt kodu altında Mustafa… referansı ile kurban listesinde adının yer aldığı, kendi adına kestirdiği, vacip olduğu ve İzmir ilinde kesildiği, Bergama maden, 2013 yılı Nakit, çek, senet ile Çadır gelirlerinin kaydedildiği tabloda Maden isimli şahsın … Altın İşletmeleri Ovacık Altın Maden İşletmesi olduğu, müdürünün sanık Cemalettin ÇETİN olduğu, 2014 yılı toplamı 20.000 TL (Yörükoğlu), 08/2014 toplamı 40.000 TL (Yörükoğlu) şeklinde ödeme yaptığı, 10/2013 toplamı 18.150 TL, 2014 toplamı 18.975 TL şeklinde maden işletmesi tarafından ödeme yapıldığı, ödemelerin bu şekilde kaydedildiği anlaşılmıştır. Sanığın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Bergama ilçesindeki yapılanması içerisinde kurban, burs, himmet adı altında örgüte maddi yardımda bulunduğuna ilişkin MUHTAKİP kayıtları suçun sübutu yönünden sanık aleyhine mahkumiyeti destekleyici bir delil olarak kabul edilmiştir. Yukarıda anlatılan deliller ve mahkememizce yapılan değerlendirmeler sonucunda; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lideri …’in çağrısından sonra Bank Asyaya para yatırarak terör örgütüne finansal destek sağlamaya çalışması, aleyhe gizli tanık ve tanıkların beyanları ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Bergama ilçesindeki yapılanması içerisinde kurban, burs, himmet adı altında örgüte maddi yardımda bulunduğuna ilişkin MUHTAKİP kayıtları, sanığın FETÖ/PDY’nin önemli isimlerinden olan ve halen firari olan Akın…’e ait …… şirketinin sahibi olduğu Bergama altın madeninin müdürlüğünü yapan, bu şekilde belirtilen yetkisi ile Bergama’daki örgüt yapılanmasına sürekli destek olan bir kişi olduğunun anlaşılmış olması dikkate alındığında sanığın üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sabit olduğu mahkememizce kabul edilmiştir.” şeklinde karar verildiği görülmüştür.” şeklindedir.
Fazlı Atak hakkında Gümüşhane Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/89 esas sayılı dosyasında örgüt üyeliğinden verilen mahkumiyet kararının gerekçesi; “Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde, sanığın 2014 Ocak ayında Bank Asyaya para yatırdığı, Bank Asyada 2014 Ocak ayındaki bu işlemin BDDK’nın Bank Asyanın faaliyetlerine ilişkin raporda dikkate alınarak Fetö/pdy terör örgütünün üyelerine verdiği talimat sonucu gerçekleştirdiği,
Sanığın uzun yıllar FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ait şirketlerde çalıştığı, örgütün mensubu olmayan kişileri kurumlarında çalıştırmadığı husus nazara alındığında bu durumun sanığın örgüt mensubiyetini ortaya koyduğu,
Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Gümüşhane il yapılanması içerisinde oluşturulan mütevelli heyeti üyesi olduğu, mütevelli heyeti üyesi olarak örgütün il imamı tarafından organize edilen gizli toplantılarına katıldığı, bu toplantılarda örgütün ildeki faaliyetlerinin değerlendirildiği, örgütün ilde izleyeceği yol, himmet, örgütsel toplantılar, örgüte ait okul, yurt, dershanelerin işletilmesi hususlarının görüşülüp karara bağlandığı,
Sanığın ikametinde yapılan aramada örgütsel doküman ele geçirildiği,
Sanığın çalıştığı … Altın İşletmeleri A.Ş.’nin sağladığı nüfuzu da kullanarak örgütün il imamı ile Gümüşhaneli işadamlarını tanıştırıp, işadamlarının örgüte üye olmalarını sağlamaya, bu suretle örgüte eleman kazandırma faaliyetinde bulunduğu,
Sanığın örgüt üyeleri arasındaki kaynaşmayı sağlamak, örgüt propagandası yapmak ve örgüt bağını kuvvetlendimek amacıyla düzenlenen gezilere katıldığı, bu geziler sırasında örgüte ait okul ve diğer kurumları gezdirildiği,
Sanığın de aralarında bulunduğu mütevelli heyeti üyelerinin örgüt adına Ahmet Çimen’den bina kiralayıp, örgüte ait yurt binası olarak kullanılmasını sağladıkları,
Sanığın sohbet adı altında düzenlenen örgütsel toplantılara katıldığı, bu toplantılarda örgüt elebaşının emir ve talimatlarını içerir videoların izletildiği, örgüte verilen himmetin arttırılması yönünde emir ve talimatlar verildiği,
Sanığın 2015 yılı Şubat ayında örgüt içerisinde BTM, ev abisi olarak görev yapan örgüt üyeleri arasındaki kaynaşmayı sağlamak, örgüt mensubiyetlerini kuvvetlendirmek amacıyla Kral Park Tesislerinde yemek organizasyonu düzenlediği,
Sanığın … Altın İşletmeleri A.Ş’de çalışanlar ile bu firma ile taşeron olarak iş yapanlardan kurban parası adı altında himmet toplayıp örgüte aktardığı,
Sanığın … Altın İşletmeleri A.Ş’de çalışanlara yönelik örgütsel toplantılar organize ettiği, bu toplantılarda örgüt elebaşının emir ve talimatlarını içerir videoların izletildiği, ayrıca himmet adı altında para toplanıp örgüte aktarıldığı,
Sanığın … Altın İşletmeleri Gümüşhane tesislerinin bulunduğu bölgedeki köylerde görev yapan imamlara yönelik Ahmet Ziyaeddin Yurdu’nda düzenlenen örgütsel toplantıları organize ettiği, bu toplantılarda il imanının önce örgüt propagandası yaptığı, akabinde imamlardan köylerinde bulunan zeki ve fakir öğrencileri örgüte ait yurt, okul ve dershanelere yönlendirmelerini istediği, bu suretle de örgütün eleman ihtiyacının karşılanmasının amaçlandığı,
Sanığın il imamı tarafından yılda bir kez Ahmet Ziyaeddin Yurdu’nda düzenlenen büyük himmet toplantılarına katılıp, bu toplantılarda örgüte … Altın İşletmeleri A.Ş. Adına yıllık 50.000,00 TL himmet vermeyi vaat ettiği,
Sanığın kapanıncaya kadar çocuklarını örgüte ait özel okullara gönderdiği,
Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı Gümüşhaneli Genç İşadamları Derneği yönetim kurulu üyesi olduğu dikkate alındığında tüm bu hususlar sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçuna vücut verdiğini göstermekte olup sübut ve mahkememizce oluş bu şekilde kabul edilmiştir. Bir kısım tanıklar kovuşturma aşamasında çelişkili beyanlarda bulunmuş ise de tanıkların soruşturma aşamasındaki beyanlarının olayın hemen akabinde alınması, kovuşturma aşamasındaki çelişki beyanlarının hayatın olağan akışına aykırı şekilde kendi içinde mantıklı olmaması, benzer davalardaki tanıkların tamamına yakının sanıkla yüzleştiği duruşmada önceki beyanları ile çelişkili beyanlarda bulunmaları ve soruşturma aşamasındaki beyanlarını reddederek kabul etmemeleri dikkate alındığında tanıkların soruşturma aşamasındaki dosya içeriğine uygun beyanlarına itibar edilmiştir. Gizli tanık kovuşturma aşamasından sanığı tanımadığını beyan etmekle gizli tanığın soruşturma aşamasındaki beyanlarına itibar edilmeyerek kovuşturma aşamasındaki beyanı hükme esas alınmıştır. Sanık savunmasında üzerine atılı suçlamaları kabul etmemiş ise de; sanığın savunması kendisini cezadan kurtarmaya yönelik olup mahkememizce itibar edilmemiş sübut ve mahkememizce oluş bu şekilde kabul edilmiştir.” şeklindedir.
… Müfettişliği tarafından …… Eğitim Sağlık Hizmet Yardım Vakfı hakkında hazırlanan 01.09.2016 tarihli denetim raporunda;
Altın … Üniversitesi araç sigorta gideri 2.995,00 ve kira gideri 4.071,00 TL’nin 25.11.2011-260 sayılı yevmiyeye gider kaydedildiği halde belgelerinin olmadığı ancak banka kayıtlarından üniversite hesabına aktarıldığının anlaşıldığı,
30.07.2013-164 sayılı yevmiyedeki vekaleten iş yaptırılan Erdoğan Gürdal’a yapılan 5.000 TL’lik bağışın sebebinin anlaşılamadığı, konuya ilişkin vakıf yöneticilerinin cevabından, adı geçenin parayı 02.08.2013 tarihli tutanakla Emre Işık’a Çiçekli Camii imam odasının onarımı için verildiğinin anlaşıldığı,
Gıda bankacılığı kapsamında toplam 912.267,62 TL’lik ayni yardımın ihtiyaç sahiplerine dağıtılmak üzere İzmir/Bergama/Ayvatlar muhtarı …’a teslim beyanı karşılığında yardım yapıldığının kayıtlara alındığı ancak 04.08.2012 ve 24.07.2013 tarihliler haricindeki 845.578,54 TL’lik yardımın yapılmadığının ilgilinin beyanından anlaşıldığı, yevmiye ekinde yer alan teslim tutanaklarının incelenmesinde bazılarının fotokopi, bazılarının da sonradan ekleme yapılmak suretiyle değişmiş ya da renkli fotokopiden eklemeli şüphesi uyandırdığı, yine gıda bankacılığı kapsamında toplam 332.480,22 TL’lik ayni yardımın, yardımı aldığına teslim beyanı karşılığında İzmir/Dikili/Nebiler muhtarı …’e, ihtiyaç sahiplerine dağıtmak üzere yapıldığının kayıtlara alındığı ancak 04.08.2012 ve 24.07.2013 tarihliler haricindeki 267.373,82 TL’lik yardımın yapılmadığının ilgilinin beyanından anlaşıldığı, yevmiye ekinde yer alan teslim tutanaklarının incelenmesinde imzanın doğruluk payının yüksek olmasıyla beraber içeriğinin sonradan başka kimseler tarafından doldurulduğu şüphesi uyandırdığı, muhtarın adı “Safa” olmasına rağmen “Sefa” olarak geçtiği, köyün ismi de “Nebiler” olmasına rağmen “Nebiller” olarak yazıldığı, yine gıda bankacılığı kapsamında toplam 132.413,80 TL’lik ayni yardım aldığına ilişkin teslim beyanı karşılığında İzmir/Dikili/Çukuralan muhtarı …’a ihtiyaç sahiplerine dağıtılmak üzere yapıldığının kayıtlara alındığı ancak belirtilen 132.413,80 TL’lik yardımın yapılmadığının adı geçenin beyanından anlaşıldığı, yevmiye ekinde yer alan teslim tutanaklarının incelenmesinde bazılarının fotokopi olduğu, hiç imza bulunmadığı, imza kalemi ile diğer el yazılarına ilişkin kalemin farklı olduğu, yine gıda bankacılığı kapsamında 03.10.2011 tarihinde İzmir/Bergama/Pınarköy muhtarı Alaattin Ceylan’a teslim edilen 15.295,00 TL’lik ayni yardımın, adı geçen ile yapılan telefon görüşmesindeki beyanına göre yapılmadığının anlaşıldığı, yine İzmir/Bergama/Pınarköy eski muhtarı Mehmet Özkan ise iki defa yardım alıp dağıttığını beyan etmesine rağmen herhangi bir detay bilgi vermediği,
26.11.2013 tarihli yevmiyede 108 adet kurbanlık hayvanın 43.650,00 TL’ye alınıp dağıtıldığının kaydedilmesine rağmen kurban alımına ilişkin faturanın bulunmadığı, bunun yerine 53.460,00 TL’lik Hacı Osman Yardımcı’ya ödeme yapıldığını gösterir 15.10.2013 tarihli tutanağın sunulduğu, fatura ya da fatura yerine geçen belge sunulmadığı,
31.12.2013 tarihli yevmiyede kayıtlı 14.350,00 TL’lik toplu yardımın detay bilgilerinin bulunmadığı, konuya ilişkin vakıf yöneticileri tarafından 61 kişilik imzasız bir listenin gönderildiği,
Levent Çalkın tarafından dağıtılan toplam 148.535,28 TL’lik ayni ve gıda çeki yardımlarına ilişkin dağıtım listelerinin olmaması üzerine konu hakkında istenen görüşe cevaben gönderilen yazı ve belgelerin incelenmesinden 117.950,00 TL’lik bölümünün harcama ve/veya teslim belgelerinin olmadığı, şeklinde tespitler yapılmıştır.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/111909 soruşturma dosyasında bulunan vakıflarla ilgili bilirkişi raporunda;
…… Eğitim Sağlık Hizmet ve Yardım Vakfı hakkında … tarafından yapılan olağan teftiş sonucu düzenlenen rapora göre,
-Gıda bankacılığı kapsamında toplam 1.260.661,16 TL’lik ayni yardım yapılmadığı halde yapılmış gibi belge düzenleyerek/düzenleterek vakfı zarara uğrattıkları,
-Vakıf faaliyetlerine ilişkin detaylı yönetim kurulu kararları olmadığı için yardımların yönetim kurulu kararları bağlantısının kurulamadığı,
-31.12.2013 tarihli yevmiyede kayıtlı 14.350 TL’lik toplu yardımın ayrıntılı bilgileri olmadığından imzasız liste ile yapılan yardım tutarının vakıf sorumlularından tazmin edilmesi gerektiği,
-Eğitim yardımlarından 13 öğrenciye yapılana ilişkin olarak öğrenci belgeleri ibraz edilmediğinden bu kişilere ödenen toplam 18.000 TL’nin vakıf yöneticilerinden tahsilinin talep edildiği,
-Levent Çalkın tarafından dağıtılan toplam 148.535,28 TL’lik ayni ve gıda çeki yardımlarına ilişkin dağıtım listelerinin olmadığı,
-Vakıf yönetim kurulu üyesi … ile aynı soyada sahip Burak Aksöyek’e herhangi bir yönetim kurulu kararı olmadan toplam 27.000 TL eğitim yardımı yapıldığı, herhangi bir yönetim kurulu kararı olmadan Gülçin Saraçyakupoğlu’na toplam 80.000 TL elden nakdi yardım yapıldığı, herhangi bir yönetim kurulu kararı olmadan toplam 21.500 TL yardım yapılan Faysal Erdem ile ilgili herhangi bir bilginin bulunmadığı, bu nedenle söz konusu tutarların vakıf yöneticilerinden tahsilinin gerektiği,
-Vergi müfettişi Barış Özelmacıklı’nın 17.05.2016-50 sayılı raporu ile ilgili olarak… Üniversitesi tarafından vakıftan bağış yolu ile alınan taşınmazların satışına ilişkin yürütülen inceleme sonucu hazırlanan 01.06.2016 tarihli raporda üniversiteden taşınmaz satın alan Emre Genç, Harun Reşit Coşkun, Kübra Filiz ve Hasan Konaktaş’ın FETÖ/PDY soruşturmalarına konu olduğu, farklı 48 kişi adına Hüsamettin Altıntaş tarafından üniversiteye arsa bedeli ödendiğinden bahsedildiği, ayrıca Eyüp Burnaz, Mehmet Akman, Bayram Gökhan Türkoğlu ve Şahin Onur Erdoğan’ın arsa ödemelerine aracı olduklarının belirtildiği,
söz konusu rapora bilirkişi heyetince de iştirak edildiği şeklinde tespitlerine yer verilmiştir.
Tanık … bilgi sahibi sıfatıyla 14.12.2015 tarihinde alınan ifadesinde özetle; …… Holdingte şoför olarak çalıştığını, 26.10.2015 tarihinde kayyumların göreve başlamasından önce eve gitmek üzereyken Serkan Beyin kendisine gereğini yapması için bir evrak verdiğini, evrakı incelediğinde … Altın İşletmelerinin Akbank hesabından… Üniversitesine 20.000.000 TL paranın bağış yapıldığına dair bir belge olduğunu, verdiği evrakın noter tasdiki yapılması gereken bir evrak olduğunu, yarın bu evrakın gereğini yaptıktan sonra bana getir dediğini, bunun üzerine kendisinin 27.10.2015 tarihinde Maltepe 18. Noter’e giderek işlemlerini yaptırdığını ve tasdik ettirdiğini, evrakı götürerek Serkan Beye teslim ettiğini, 27.10.2015 tarihinde kayyımın gelerek göreve başladığını, 2014-2015 eğitim öğretim dönemi başladığında 2014 yılı Eylül ve Ekim ayları içerisinde (ayda iki kez olmak üzere) toplam dört kez, 2015 yılında ise Ocak ayından itibaren düzenli olarak eğitim ve öğretim bitinceye kadar ayda iki kez olmak üzere …… Holding binasının yanında bulunan Cepgross market isimli iş yerinden düzenli olarak yiyecek ve içecek olmak üzere alışveriş yapıldığını, kendilerine irsaliye verildiğini, verilen irsaliyede belirtilen yerlere talimata istinaden malzemeleri teslim ettiklerini, bu malzemeleri teslim ettikleri yerlerin kız yurdu olması sebebiyle içeri almadıklarını, yemekhanenin kapı kısmına malzemeleri bırakıp ayrıldıklarını, bu malzemeleri götürdüğü kurumların Fetullah Gülen cemaatine ait kurum olduğunu, burada kalanların da cemaate üye insanlar olduğunu düşündüğünü, bu malzemeleri götürürken bir kez fatura gördüğünü, faturanın … Altın İşletmelerine ait olduğunu, bu adreslerden bazılarının Gölbaşı Yükseköğrenim Kız Öğrenci Yurdu, Özel Bahar Yüksek Öğrenim Kız Öğrenci Yurdu, Residans Yüksek Öğrenim Kız Öğrenci Yurdu, Özel Sude Yükseköğrenim Kız Öğrenci Yurdu olduğunu, …… Holdingin çalışanlarına hiç yardım etmediğini, kesinlikle görmediğini ancak Fetullah Gülen cemaat evlerine her ay düzenli olarak yiyecek gönderdiğini, kendilerinin de bu malzemeleri taşıyıp ilgili yerlere götürdüklerini beyan etmiştir.
Tanık … 05.04.2018 tarihli duruşmada alınan beyanında; Holdingde alt kademede şöför olarak çalıştığını, şirketlerine kayyum atandığını, yurtlara okullara erzak dağıtımı olduğunu, alışveriş yapılan marketlerde … altın işletmeleri adına kesilen faturada kendisinin adının yazdığını, yurtlara ne amaçla gönderildiğini ne için gönderildiğini bilmediğini, şöför olarak götürüp teslim edip geldiğini, kayyımın atandığı … kendisine bir evrak verildiğini, içeriğinin ne olduğunu bilmediğini, sadece 20 milyon TL yi gördüğünü, şoför olarak alt kademede çalıştığı için götüreceği şeylerin kapalı zarfta olduğunu, nereye gidicekse götürüp getirirdiğini, genellikle bakanlıklara gittiklerini beyan etmiştir.
26.09.2016 tarihli 2016-A-1707/35 sayılı vergi tekniği raporunda;
“30.03.2013-08.12.2014 tarihleri arasında Beyza Özel Eğit. Hiz. Basım Yay. Bil. Gıda Turz. Tic. A.Ş. tarafından mükellef kurum … Altın İşletmeleri A.Ş.’ye tanzim edilen ve muhteviyatlarında “kurumsal kimlik projesi kapsamında Bergama Ali… Erkek Öğrenci Yurdu binasında kalan ekli listedeki öğrencilerin barınma, içme ve yeme vs. giderlerine karşılık katkı tutarı” yazan faturaların her ay 54.000 TL bedelli olduğu, … Altın İşletmeleri A.Ş. Tarafından her ay Ali… erkek öğrenci yurduna 54.000 TL para ödendiği, bu ödemelerin karşılıksız olduğu” tespitlerine yer verilmiştir.
26.09.2016 tarihli 2016-A-1707/35 sayılı vergi tekniği raporuna ve 10.03.2017 tarihli 2017-A-1707/23 sayılı vergi tekniği raporlarına göre;
“Yörükoğlu Mark. ve İnş. Ltd. Şti’nin, … Altın İşletmeleri A.Ş.’ye 2011, 2012 ve 2013 dönemlerinde malın cinsi olarak “çeşitli gıda maddeleri” şeklinde belirtilen faturalar tanzim ettiği, bu faturaların bedellerinin genellikle 10.000 TL ya da 30.000 TL’den oluştuğu” tespitlerine yer verilmiştir.
(2). İpek Üniversitesi
Üniversitenin 03.03.2011 tarih ve 27863 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 17.02.2011 tarih ve 6114 sayılı kanunla Altın … Üniversitesi adıyla kurulduğu, Mütevelli heyetinde, şirketleri ve vakfı kontrol altında tutan Hamdi Akın… ile …’in olduğu,
11.10.2016 ve 17.10.2016 tarihli görüntü çözüm tutanaklarına göre; Hamdi Akın…’in, FETÖ/PDY lideri Fetullah Gülen’in yanına gittiği, Akın…’in diz çökmüş vaziyette yanında oturduğu, örgüt lideri Fetullah Gülen’in “tesisi var mı bunun” şeklinde bir soru sorduğu, Hamdi Akın…’in de “biraz var efendim, doğrudur … imal işimiz genelde şey haline geldi böyle bir, burda herhalde dekanlığının odası olsa (anlaşılmıyor) sınıflarımızda böyle efendim, yaptık bu” şeklinde cevap verdiği, Hamdi Akın…’in sorulan soruya verdiği cevapta “dekanlığının odası olsa, sınıflarımızda böyle efendim, yaptık bu” şeklinde verdiği cevaptan Akın…’in, İpek Üniversitesinin inşaat projesiyle ilgili örgüt liderine sunum yaptığı, üniversitenin projesinin bizzat örgüt lideri tarafından takip edildiği, örgüt liderinin projeyle birebir ilgilendiği,
Vakıflar Meclisi Başmüfettiş ve Rehberlik ve Teftiş Başkanlığınca hazırlanan raporda belirtildiği gibi …… Eğitim Sosyal Yardım Hizmet Vakfı tarafından Üniversiteye bağışlanan taşınmazların üniversite tarafından 2016 yılı içerisinde 4 ay gibi kısa bir sürede elden çıkarıldığı, Yükseköğretim Denetleme Kurulu tarafından tanzim edilen 26.08.2016 tarihli raporda belirtildiği üzere bu taşınmazların satışından üniversitenin 23.02.2016 tarihinden başlayarak toplamda 6.691.790,00 TL zarara uğratıldığının belirtildiği, söz konusu bağışlardan dolayı vakfın da zarara uğradığı, yine Vakıflar Meclisi Başmüfettiş ve Rehberlik ve Teftiş Başkanlığınca hazırlanan rapora göre Turgut Özal Üniversitesi tarafından da aynı yöntemin uygulandığı, bu üniversitenin bağlı olduğu vakıf tarafından üniversiteye bağışlanan taşınmazların kısa süre içerisinde rayiç değerinin altında elden çıkarıldığı, FETÖ ile iltisaklı olduğu için KHK ile kapatılan iki üniversitenin de gerçekleştirdiği bu satımların, FETÖ/PDY’ye örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlandığı, bu yapının kamuoyu ve medya tarafından tartışılır hale geldiği, üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler ve uyarıların yapıldığı, Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı değerlendirmelerin paylaşıldığı süreçten sonraki zaman dilimine denk geldiği,
… kullanıcısı olduğu gerekçesiyle silahlı terör örgütü üyeliği suçundan mahkum olan… Üniversitesi genel sekreteri …’nin kullanımında olan “İpek Üniversitesi” adına kayıtlı 0530 041 9102 numaralı GSM hattına ilişkin tanzim edilen … tespit ve değerlendirme tutanağına göre söz konusu GSM hattının kullanıcısının 397142 numaralı ID’yi kullandığı, kullanıcı adının “elmaaa” olduğu, şifresinin “qwert” olduğu sadece örgüt üyelerinin haberleşmek için kullanımına münhasır olan … isimli gizli haberleşme programını kullandığı, tanığın bu program üzerinden 56532-Turgut Özal Üniversitesi, 143288 Gediz Üniversitesi, 114665-Fatih Üniversitesi”, 397141-Mevlana Üniversitesi, 397547-Melikşah Üniversitesi gibi kişilerle aynı sohbet grubunda kayıtlı olduğu, grupta yer alan kişilerin FETÖ/PDY’ye ait diğer üniversitelerin yetkilileri olduğu, bu durumun da söz konusu üniversitelerin örgüt talimatıyla yönetildiğini gösterdiği, …’nin bu grupta 12.11.2015 tarihinde “bu araziler yd ortaklı bir vakfa bağışlanabilir mi?” “veya yurtdışından bir vakfa bağışlanabilir mi?” şeklinde bir mesaj aldığı göz önüne alındığında örgüt üyelerinin üniversitelere bağışlanan vakıf arazilerinin satışıyla ilgili konuştukları, söz konusu satışların örgüt talimatıyla yapıldığını gösterdiği, yapılan satışların mesajın atıldığı tarih olan 12.11.2015 tarihinden sonraya denk geldiği hususunun da bu durumu desteklediği, yine hem Turgut Özal Üniversitesi hem de… ailesine ait üniversitenin aynı zaman döneminde aynı yöntemi uyguladıkları, farklı vakıflara ait iki üniversitenin aynı zaman diliminde aynı şekilde hareket etmesinin tesadüf olamayacağı, iki üniversitenin de FETÖ/PDY’ye müzahir olması nedeniyle KHK kapsamında kapatıldığı, her iki üniversitenin örgüt talimatıyla bu satımları yaptığı, bu satımları yapmaktaki amacın da FETÖ/PDY’ye yönelik örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlandığı, örgüt kontrolündeki şirketlere kayyım atanan süreçten sonra mal kaçırmak amacıyla yapıldığı,
Üniversiteye bağışlanan taşınmazların satışı dolayısıyla rayiç bedelinin altında satılan bu taşınmazların vakıf tarafından satılması halinde rayiç değerinden satılarak gelirinin üniversiteye bağışlanabileceği, böylelikle daha az taşınmaz satmak suretiyle üniversitenin ihtiyaçları karşılanabilecek iken vakıf üzerinden üniversiteye bağışlanan taşınmazları ivedilikle elden çıkardıkları, muhtemel el koyma işlemlerine karşı ellerinde malvarlığı bırakmak istemedikleri, bu amaçla da üniversiteye aktardıkları, bu suretle vakfı da zarara uğrattıkları ilk derece mahkemesince kabul edilmiştir.
11.10.2016 tarihli emniyet tarafından tanzim edilen tutanakta;
11.10.2016 tarihinde saat 11:35’te Ankara Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğünde açık kaynak sosyal paylaşım sitesi youtube isimli arama motorunda 20.08.2016 tarihli https://www.youtube.com/watch?v=TcPY457okA linkte yapılan aramada incelenen görüntünün ne zaman ve nerede çekildiği belli olmayıp sadece 20.08.2016 tarihinde “Ünlü Türk Hacker grubu Ayyıldız Tim, FETÖ terör örgütünün finansörü olan Akın…’in FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’le birarada…” ibareli görüntü bulunmuş, açıldığında ekranın sol alt köşesinde Akın…’in Fetullah Gülen ile çekilen videosu-izle ile hemen altında abc haber ibareli 31 saniyelik görüntüde ekranın solunda oturur vaziyette önünde kürsü bulunan ve diz kısmı battaniye ile örtülü, gözlüklü ve şapkalı şahsın FETÖ/PDY örgütü elebaşı Fetullah Gülen, görüntülerin çekildiği yerin FETÖ/PDY elebaşı Fetullah Gülen’in her hafta konuşma/röportajlarının yayınlandığı www.herkul.org isimli linkte geçen yer olduğu, ekranın sağında diz çökmüş/oturur vaziyette koyu giyimli ve şapkalı ikinci şahsın ise yapılan açık kaynak çalışmalarından, yazılı ve görsel medyada yer alan haberlerden ve yayınlanan video/fotoğraf eşleştirmeleri doğrultusunda Hamdi Akın… isimli şahıs olabileceği değerlendirilmiştir.
tespitlerine yer verildiği,
17.10.2016 tarihli TEM Şube görevlileri tarafından tanzim edilen görüntü çözüm tutanağına göre;
F.G. :Tesisi var mı bunun
Akın… : Biraz var efendim, doğrudur … imal işimiz genelde şey haline geldi böyle bir, burda herhalde dekanlığının odası olsa (anlaşılmıyor) sınıflarımızda böyle efendim, yaptık bu”
şeklinde 30 saniyelik konuşma olduğu görülmüştür.
tespitlerine yer verildiği,
Başka dosya sanığı Verdal Hosta’nın soruşturma aşamasında vermiş oluğu beyanlara benzer mahiyette UYAP başka birimden gerekçeli karar sorgulama ekranından yapılan sorguda Verdal Hosta isimli şahsın Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/45 esas sayılı dosyasında silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yargılandığı ve mahkum edildiği görülmüştür. Bu karara ilişkin gerekçeli kararda;
“sanık Verdal Hosta’nın duruşmada alınan beyanında ‘….2013 senesinde Akın… ile birlikte …’i ziyaretimiz, efendim o ziyarete biz yine savcılıkta arz ettim birlikte çıktığımız bir seyahatte Avrupa’dan sonra kendisi oraya gitmeyi teklif etti, onun özel uçağı ile gittik biz oraya kıramazdım oraya kadar gidince spontone olarak gelişti oraya gitmeyi teklif etti, o atmosfer içerisinde benim ona hayır demem mümkün olmadı birlikte refakat ettim gittik, o görüşme toplam zannediyorum beş ila on dakika ya sürdü ya sürmedi, o videolarda da var kendisi yaptırdığı üniversite ile ilgili kendisine bir sunum yapıyor efendim bende orada kenarda oturuyorum, tabi o odanın içerisinde o nasıl kayda alındı, kim aldı, nasıl servis yaptı orası da bir soru işareti, o zamandan bu zamana ben yüksek heyetinizin çok vaktini almak istemiyorum ama belki anlatacağım konuşacağım çok şey var yani bunlar nasıl bu güncel meselelerde birileriyle uğraşıp bir takım tuzaklar kumpaslar kuruluyorsa adeta birileri de bu tuzağı kumpası kuruyor diye düşünüyorum işin doğrusu, çünkü ben bunun acısını 2000 yılında müflis olarak yaşadım, aradan bu kadar zaman geçtikten sonra o masumane yapılmış bir ziyaret bence orada hedef Akın… değildi bendim çünkü o zaten maruf birisi….” şeklinde ifadesine yer verildiği,
” …. sanığın sosyal paylaşım sitesinde yayınlanan videoda örgütün tepe yöneticilerinden olan Hamdi Akın… ile birlikte örgüt başı …’i ABD’de ziyarete gittiği, Hamdi Akın…’in örgüt başına sunum yaparken sanığında yanında bulunduğunun video kayıtlarından görüldüğü,….” tespitlerine yer verildiği,
Vakıflar Meclisi Başmüfettiş ve Rehberlik ve Teftiş Başkanlığınca hazırlanan raporlarda;
“2016 yılı içerisinde 4 aylık sürede vakıf tarafından üniversiteye devredilen ve üniversite tarafından hızlı bir şekilde satılan taşınmazlar dikkat çekici bulunmuştur. Üniversitenin ihtiyaçları için devredildiği intibaı verilen taşınmazların, mali yönden denetimin olmadığı ya da oldukça zayıf olduğu üniversite tarafına geçirilip buradan da hızlı bir şekilde elden çıkarılmak istendiği açık ve net olarak anlaşılmaktadır. Gerçek amaç üniversitenin nakit/parasal ihtiyacının karşılanması olsaydı, taşınmazlar vakıf tarafından mevzuatın aradığı koşullara uyularak satılır, ihtiyacı olan para üniversiteye gönderilirdi. Vakıfça satılması halinde, taşınmazlar rayiç değerinden satılacağından, daha az taşınmaz satılmak suretiyle üniversitenin ihtiyacı karşılanmış olabilecek, satılması gerekmeyenler de vakfın mülkiyetinde kalmış olacaktı. Dolayısıyla söz konusu satımların muvazaalı olduğu kanaatine varıldığı,”
tespitlerine yer verildiği,
Yükseköğretim Denetleme Kurulu tarafından tanzim edilen 26.08.2016 tarihli raporda;
İpek Üniversitesine kurucu vakıf tarafından bağışı yapılan gayrimenkullerin çok kısa sürede üniversite yönetimi tarafından satışa çıkarıldığı, bu taşınmazların rayiç fiyatından ve/veya rayicin altında bir fiyattan peyderpey satıldığı, üniversitenin 23.02.2016 tarihinden başlayarak elden çıkardığı arsaların satışından toplamda 6.691.790,00 TL zarara uğratıldığı kanaatine varılmıştır.
Vakıflar Meclisi Başmüfettiş ve Rehberlik ve Teftiş Başkanlığınca hazırlanan raporlarda; Turgut Özal Düşünce ve Hamle Vakfınca, Turgut Özal Üniversitesine bağışlanan arazilerin de bir … gibi kısa bir zaman diliminde ve yoğun bir şekilde satılması (31.10.2014 tarihinde 6 adet, 29.02.2016 tarihinde 67 adet) olağan bir durum olmadığı, bu arazilerden 115270-1 numaralı parselin en az 61.370 TL zarara satıldığının açık olduğu, diğerlerinin de araştırılması gerektiği, gerçek amaç üniversitenin nakit/parasal ihtiyacının karşılanması olsaydı, taşınmazlar vakıf tarafından mevzuatın aradığı koşullara uyularak satılır, ihtiyacı olan para üniversiteye gönderileceği, Vakıfça satılması halinde, taşınmazlar rayiç değerinden satılacağından, daha az taşınmaz satılmak suretiyle üniversitenin ihtiyacı karşılanmış olabilecek, satılması gerekmeyenler de vakfın mülkiyetinde kalmış olacağı, dolayısıyla söz konusu satımların muvazaalı olduğu kanaatine varılmıştır.
…… Eğitim Sağlık Hizmet ve Yardım Vakfı tarafından… Üniversitesine bağışlanan taşınmazlarla ilgili olarak Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanlığınca tanzim edilen 30.05.2016 tarihli raporda; 2016 yılı içerisinde 4 aylık sürede vakıf tarafından üniversiteye devredilen ve üniversite tarafından hızlı bir şekilde satılan taşınmazların üniversitenin ihtiyaçları için devredildiği intibaı verildiği, söz konusu taşınmazları mali yönden denetimin olmadığı ya da oldukça zayıf olduğu üniversite tarafına geçirildiği, buradan da hızlı bir şekilde elden çıkarılmak istendiği, gerçek amacın üniversitenin nakit/parasal ihtiyacının karşılanması olması halinde taşınmazların vakıf tarafından mevzuatın aradığı koşullara uyularak satılacağını, ihtiyacı olan paranın üniversiteye gönderileceğini, vakıfça satılması halinde taşınmazlar rayiç değerlerinden satılacağından, daha az taşınmaz satılmak suretiyle üniversitenin ihtiyacının karşılanmış olabileceğini, dolayısıyla somut olaydaki muvazzalı olduğu anlaşılan satışların vakıf aleyhine olduğu, vakfı zarara uğratma kastıyla yapıldığı kanaatine varılmıştır.
…’nin tanık sıfatıyla 23.05.2019 tarihli duruşmada alınan ifadesinde özetle; (0530) (…) (..) (..) numarayı kendisinin kullandığını, İpek Üniversitesi genel sekreteri olduğunu, bu telefonu kendisinin kullandığını ancak bu telefona … programını yüklemediğini ve kullanmadığını, daha önce Atlantik Eğitim kurumlarında 8 yıl çalıştığını, vakıftan üniversiteye bağışlanıp satılan mallarla ilgili özellikle son dönemde üniversite ihtiyaçlarının artması, personel giderlerini karşılayamamaktan dolayı vakfın böyle bir tasarrufu olduğunu, üniversiteye aktarılmış olan arazilerin peyderpey piyasaya çıkılarak satıldığını ve üniversitenin özellikle personel giderlerine harcandığını, çünkü o dönem maaş veremez pozisyona geldiklerini beyan etmiştir.
Tanık …’nin ilk derece mahkemesince alınan beyanında kendisinin kullanımında olduğunu kabul ettiği “İpek Üniversitesi” adına kayıtlı 0530 041 9102 numaralı GSM hattına ilişkin tanzim edilen … tespit ve değerlendirme tutanağına göre söz konusu GSM hattının kullanıcısının 397142 numaralı ID’yi kullandığı, kullanıcı adının “elmaaa” olduğu, şifresinin “qwert” olduğu, bu hattın bağlı olduğu ID’yi ekleyenlerin söz konusu ID’ye “ipekilhan”, “ilhankoza”, “gsipek ilhanb”, “ipek”, “Gs ipk ilhan” gibi isimler verdikleri, söz konusu ID’nin katıldığı gruplarda 56532-Turgut Özal Üniversitesi, 143288 Gediz Üniversitesi, 114665-Fatih Üniversitesi”, 397141-Mevlana Üniversitesi, 397547-Melikşah Üniversitesi gibi kişilerin kayıtlı olduğu tespit edilmiştir.
Söz konusu … isimli gizli haberleşme programında 12.11.2015 tarihinde 421968 numaralı ID’nin 397142 numaralı ID’ye “bu araziler yd ortaklı bir vakfa bağışlanabilir mi?” “veya yurtdışından bir vakfa bağışlanabilir mi?” içerikli bir mesaj attığı, tespitlerine yer verildiği görülmüştür.
iv.Vakıf, Üniversite Ve Medya Şirketlerinin… Ailesi Şirketleri Tarafından Finanse Edilmeleri
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaçlarına özgülendiği kabul edilen… ailesine ait olan medya şirketleri ile üniversite ve vakıfın, İpek ailesine ait olan şirketler tarafından bağış, hisse satın alma, sermaye artırımı gibi nedenlerle sistematik ve sürekli olarak fonlandığı, bu kuruluşların faaliyetlerini ilgili şirketler tarafından yapılan aktarımlar sayesinde sürdürdüğü, 2008-2015 döneminde halka açık … Grubu şirketlerince… Üniversitesi’ne 218.570.823 TL, Vakfa 9.774.656 TL; Holding tarafından ise… Üniversitesi’ne 34.133.027 TL, Vakfa 22.387.015 TL tutarlarında bağış yapıldığı, medya şirketlerine ise 2007-2015 dönemleri boyunca sürekli olarak sermaye ödemeleri veya cari hesap ilişkisi yoluyla fon/kaynak aktarıldığı, ilgili dönemler boyunca halka açık grup şirketlerinden medya şirketlerine aktarılan fonların ve medyaya yapılan toplam yatırımların tutarının nominal olarak yaklaşık 489 milyon TL’ye, paranın zaman değeri dikkate alındığında 01.12.2016 tarihi itibariyle yaklaşık 850 milyon TL’ye ulaştığı,
Emsallerine uygunluk, piyasa teamülleri, ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı olarak yapıldığı tespit edilen bağış ve para aktarımlar yoluyla halka açık şirketlerin zarara uğratıldığı, dolayısıyla şirket yatırımcılarının da zarara uğradığı, halka açık şirketlerin elde ettiği kazançların aktarımı suretiyle medya şirketlerinin, üniversitenin ve vakfın faaliyetlerini sürdürdüğü,
İpek ailesinin kazanç sağlayan halka açık şirketleri (özellikle … Altın İşletmeleri) üzerinde sahip oldukları pay ortaklığı ve yönetim hakimiyetini kötüye kullanarak halka açık şirketlerin içini boşaltıp FETÖ/PDY’nin amaçlarına özgülenmiş vakıf, üniversite ve medya şirketlerini finanse etmek suretiyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün faaliyetlerinin devamlılığının sağlandığı ilk derece mahkemesince kabul edilmiştir.
Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı tarafından tanzim edilen 02.05.2017 tarih ve 2017/MAR.84/15 sayılı raporunda;
“SPK Başkanlığının XXI-5/32-6, XXI-15/52-4 sayılı Denetleme Raporuna (SPK Raporu) göre; … Grubu şirketleri açısından finansman kaynakları irdelendiğinde, temel olarak … Altın tarafından üretilen artı değerlerin kar olarak … Altın hissedarlarına dağıtıldığı, … Altın hakim ortağı konumundaki… İnşaat’ın ise bu dağıtılan karları hakim ortağı ve halka açık şirket … Anadolu’ya dağıtmayarak, diğer grup şirketlerini fonladığı, bu sayede… İnşaat’ın doğrudan hakim ortağı … Anadolu ve dolaylı hakim ortağı… Enerji ortakları by-pass edilerek … Altın tarafından kar dağıtımı yoluyla sağlanan fonun doğrudan… Ailesinin insiyatifine kaldığı anlaşılmıştır. ATP İnşaat’ın bağlı ortaklıkları konumunda olan diğer … Grubu şirketlerinin ise öncelikle grup içi krediler yoluyla fonlandığı, sonrasında borç olarak verilen tutarların verildikleri şirketlerin sermaye artırımlarına mahsuben elimine edildiği, bu yöndeki fon tahsisinden mahrum bırakılan… Enerji ve … Anadolu’nun ise Holding yoluyla verilen kredilerle fonlanarak, devamında artırılan sermaye miktarı ile bu fonların elimine edilmesinin sağlandığı görülmüştür. Bu çerçevede fonlamanın ana kaynağını … Altın tarafından sürdürülen faaliyetler dolayısıyla elde edilen karlar ve bu karların dağıtımı teşkil etmekte, ikincil bir unsur olarak da halka açık şirketler… Enerji ve … Anadolu’nun sermaye artırımlarına dışarıdan katılmak durumunda bulunan halka açık payları temsil eden ortakların artırımları katkı sağlamaktadır.
SPK Raporundan, halka açık … Grubu şirketleri içerisinde en yukarıda bulunan halka açık şirket… Enerji’nin konsolide büyüklüklerine bakıldığında; 2015 yıl sonu itibariyle aktif toplamının yaklaşık 2,5 milyar TL’yi, satışlarının 966 milyon TL’yi, net karının ise 94 milyon TL’yi bulduğu, benzer durumların … Anadolu ve… İnşaat’ın konsolide verilerinde de görüldüğü, … Altın hariç, İpek Enerji, … Anadolu ve… İnşaat’ın solo verilerinde aktif büyüklükleri ve karlılık durumlarının konsolide verilerde yer alanlardan oldukça düşük olduğu öğrenilmiştir.
SPK Raporunda, halka açık … Grubu şirketlerinin aktif büyüklüğü ile satış ve karlılık verilerinin çok büyük bir kısmını madencilik sektörünün oluşturduğu, diğer sektörlerin oldukça düşük kaldığı, … Altın’ın konsolide aktiflere katkısının %75, konsolide satışlara katkısının ise %85-90 arasında olduğu, madencilik hariç diğer sektörlerden zarar edilmekte olduğu, konsolide karın ise madencilikten elde edilen karlardan oluştuğu ifade edilmiştir. Halka açık … Grubu şirketlerinin 2008-2015 döneminde hemen hepsinin ciddi bir özsermaye büyümesi gerçekleştirdiği, … Altın’ın net karının %30’undan fazlasını kar payı olarak dağıttığı, ATP İnşaat’ın özsermaye büyümesinin %74 oranında … Altın’ın dağıttığı karlardan alınan paylarla ve %20 oranında ana ortakların sermaye artırımı ile gerçekleştiği, elde edilen kar payları ve nakit sermayenin, bağlı şirketlere aktarıldığı, … Anadolu ve… Enerji’nin özsermaye büyümelerinin ise elde edilen karlara değil, ortakların nakit sermaye ödemelerine dayandığı anlaşılmıştır.
Öte yandan, halka açık olmayan Holding’in özsermaye büyümesinin tamamının … Altın’dan kaynaklandığı ve Holding varlıklarının neredeyse tamamının bağlı şirketlerin paylarından oluştuğu, Holding… Enerji’yi fonlarken, aslında … Altın’dan elde ettiği kar paylarını veya … Altın halka arzından elde ettiği geliri kullandığı, benzer şekilde… Enerji’nin özkaynak büyümesinin tamamen Holding’in sermaye ödemeleri ve halka arz gelirlerinden oluştuğu, … Anadolu’nun özsermaye büyümesinin de ana ortak… Enerji’nin sermaye ödemeleri ve halka arz gelirlerinden oluştuğu, ATP İnşaat özsermaye büyümesinin yaklaşık %20’sinin … Anadolu’nun sermaye ödemelerinden kaynaklandığı, …… ve … Anadolu’nun esas fon kaynağının … Altın olduğu dikkate alındığında, ATP İnşaat’ın hemen hemen tüm fon kaynağının sadece … Altın olduğu SPK Raporunda görülmektedir.
Dolayısıyla, grubun amiral gemisinin … Altın olduğu; konsolide varlıkların büyük kısmının … Altın’a ait olduğu; satışların çok büyük bir kısmının, karlılığın ise tamamının … Altın’dan kaynaklandığı; ATP İnşaat ve bağlı ortaklıklarının, … Altın’ın ürettiği nakdi tüketen ve konsolide anlamda karlılığı olumsuz etkileyen bir konumda oldukları, grubun altın madenciliği hariç basın, taşımacılık, turizm, gıda, diğer madencilik alanındaki faaliyetlerinin esasen … Altın’ın ürettiği nakit ve halka arz gelirlerinden fonlandığı anlaşılmaktadır.
… Grubu Şirketlerinin Yaptığı Bağış İşlemleri :
SPK Başkanlığının XXI-5/32-6, XXI-15/52-4 sayılı Denetleme Raporunda (SPK Raporu) temel olarak … Grubu şirketlerince gerçekleştirilen bağış işlemleri incelenmiş olup, Raporda elde edilen tespitlere aşağıda özet olarak yer verilmiştir:
SPK Raporuna göre, … Grubu şirketleri yasal kayıtları üzerinde 2008-2015 dönemini kapsayacak şekilde yapılan incelemede, … Grubu şirketleri tarafından gerçekleştirilen bağışların toplam bağış tutarının 349.296.568 TL olduğu (halka açık … Grubu şirketlerince gerçekleştirilen tutar 243.340.320 TL) tespit edilmiş olup, bağış yapan şirketlere bakıldığında, 2008- 2015 döneminde … Grubu şirketlerinden 13’ü tarafından bağış gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. Bu şirketler Holding, … Altın, … Anadolu, İpek Enerji, ATP İnşaat, …… Basın, ATP … Turizm, Özdemir Antimuan, …… Tedarik, … Pordüksiyon, Rek-tur, Yaşam TV ve… Online’dır.
Diğer yandan, SPK raporuna göre, BİST 100 Endeksinde yer alan şirketlerin 01.01.2009-30.09.2015 döneminde kamuya açıklanan finansal tablo dipnotları üzerinde yapılan inceleme neticesinde, … Grubu şirketleri dışında 51 şirketin finansal tablo dipnotlarında bağış yaptıklarına ilişkin bilginin yer aldığı, İpek Enerji, … Metal ve … Altın’ın 2009-2015/9 döneminde kümülatif bağış/kümülatif aktif oranlarının en yakın şirketin oranının 2 katından fazla olduğu ve ilk üç sırada yer aldıkları görülmekte olup, halka açık … Grubu şirketlerinin kümülatif bağış/kümülatif aktif oranlarının, 51 şirketin kümülatif bağış/kümülatif aktif oranının ortalaması olan %0,1008’den oldukça yüksek olduğu hususuyla birlikte değerlendirildiğinde halka açık … Grubu şirketlerinin kümülatif bağış/kümülatif aktif oranlarının diğer halka açık şirketlere göre bariz şekilde yüksek olduğu anlaşılmaktadır.
… Altın’ın bağışları 2012, 2013 2014 ve 2015 yıllarında sırasıyla %57, %90, %95 ve %99’luk pay oranları ile yıllar itibariyle gittikçe artan oranda ilk sırada yer alırken, 2011 yılında Holding %47 pay ile (… Altın %26 pay oranı ile ikinci sırada yer almaktadır) ilk sırada yer almaktadır. … Grubu şirketlerine kayyum atandığı 26.10.2015 tarihi ile 01.01.2015 tarihleri arasındaki 10 aylık sürede diğer dönemlere nazaran yaklaşık 3 katı bir artış gerçekleşmiş olup, Raporda… Üniversitesi inşaatının 2015 yılı öncesinde tamamlanması ve 2015 yılı içerisinde … Grubu şirketlerinde kayyum atanması ile noktalanan süreç değerlendirildiğinde, bu durum yapılan bağışların bağış amacı dışında yapılmış olabileceği yönünde kuvvetli şüpheye yol açtığı, … Altın’a kayyum atandığı 26.10.2015 tarihinde … Altın tarafından… Üniversitesi’ne yapılan 20.000.000 TL’lik bağış tutarının bu şüpheleri somutlaştırdığı belirtilmiştir.
SPK Raporuna göre, … Grubu şirketlerince Vakfa 2011-2015 döneminde yapılan bağış toplamı 32.161.671 TL (9.774.656 TL’lik kısmı halka açık … Grubu şirketleri aracılığıyla) olup,
Holding’in bağışları 2010, 2013 ve 2015 yıllarında sırasıyla %100, %56 ve %66’lık pay oranları ile en yüksek paya sahip olup, 2014 yılında %87 ile… İnşaat, 2011 ve 2012 yıllarında ise … Altın sırasıyla %64 ve %60’lık pay oranı ile Vakfa yapılan bağışlarda ilk sırada yer almaktadır. SPK Raporuna göre, bağışların ayni veya nakdi olarak yapılabildiği, ayrıca bazı kalemlerin de bağış olarak ele alınması gerektiği, örneğin … Altın tarafından faturalar karşılığı alınan bazı mal ve hizmetlerin Vakfa teslim edildiği ve bunun karşılığında Vakıf tarafından ilgili yerlere dağıtımların bağış makbuzları karşılığı gerçekleştirildiği, dolayısıyla bu şekilde Vakıf adına mal ve hizmet alımları şeklinde gerçekleşip de yasal kayıtlarda… Üniversitesi ve Vakıf dışındaki kişi ve kurumlara yapılmış olarak gözüken bağışların da Vakfa yapılmış olarak değerlendirilmesinin gerektiği, bu şekilde 01.02.2011-12.07.2015 tarihleri arasında 59 kalemde dana eti, gıda yardım paketi, kurbanlık canlı koyun, ramazan ziyafet paketi açıklamalarıyla toplam 2.109.114 TL tutarında ayni bağışın … Altın tarafından Vakfa gerçekleştirildiği ifade edilmiştir.
Son olarak, … Grubu şirketlerince muhtelif kişi ve kurumlara 2008-2015 döneminde yapılan bağış toplamı 63.790.101 TL (14.353.895 TL’si halka açık şirketler tarafından) olup, en yüksek bağışın Holding tarafından gerçekleştirildiği, genel olarak muhtelif bağışların yıllar itibariyle yatay bir seyir izlediği ifade edilmiştir.
SPK Raporunda, muhtelif kişi ve kuruluşlara ilişkin verilen detaylar bağlamında Holding tarafından 23.07.2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de ilan edilen 667 sayılı KHK ile FETÖ/PDY aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle kapatılan kuruluşlardan Kimse Yok mu Derneği ve Turgut Özal Üniversitesine bazı bağışların yapıldığı görülmüştür. Buna göre, Holding 2012’de “Kimse Yokmu Dern.Arakan Akbank Hsdan Eft” açıklamasıyla 300.000 TL, 26.06.2015 tarihinde ise “Turgut Özel Ünv.20.08.15/65802398-17 Sayılı Bağş.Hisse Devri” açıklamasıyla 38.297.936 TL bağış yapmıştır. Turgut Özal Üniversitesi’ne bağışlanan değerin … Grubu şirketleri içerisinde bir dönem bağlı ortaklık olarak yer alan Atlantik Eğitim AŞ’ye ait payların bağışlanmasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Özetle, SPK tarafından yapılan incelemede, 2008-2015 döneminde halka açık … Grubu şirketlerince… Üniversitesi’ne 218.570.823 TL, Vakfa 9.774.656 TL; Holding tarafından ise… Üniversitesi’ne 34.133.027 TL, Vakfa 22.387.015 TL ve ayrıca 667 sayılı KHK ile kapatılan Turgut Özal Üniversitesi’ne 38.297.936 TL ve Kimse Yok Mu Derneğine 300.000 TL tutarlarında bağış yapıldığı, İpek Üniversitesi ve Vakfa yapılan bağışların 2010 ve 2011 yılı hariç neredeyse tamamının halka açık … Grubu şirketlerince gerçekleştirilen bağışlar yoluyla yapıldığı, söz konusu tutarlara ilaveten adat toplamlarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.
… Grubu Şirketlerinin Yaptığı Örtülü Kazanç Aktarımı İşlemleri :
SPK tarafından yapılan incelemeye göre, kamuoyunda… Medya Grubu olarak bilinen …… Grubu bünyesindeki medya şirketleri, temelde Yaşam TV unvanlı şirket bünyesinde faaliyet gösteren Kanaltürk TV ve Kanaltürk Radyo, Bugün TV unvanlı şirket bünyesinde faaliyet gösteren Bugün TV, … Basın Basım unvanlı şirket bünyesinde faaliyet gösteren Bugün ve Millet gazeteleridir. Bundan başka Yaşam TV bünyesinde faaliyet gösteren üç bağlı ortaklık daha vardır ki bunlar sadece yapım ve reklamcılık alanlarında grup içi hizmet veren şirketler şeklindedir.
SPK tarafından yapılan incelemede, öncelikle …… Grubunun en tepesinde yer alan …… Holding A.Ş. (Holding) bünyesinde 2006 yılı başı itibariyle faaliyetlerine başlayan medya şirketlerinin, 2007 ve 2008 yıllarında grubun halka açık kısmına devredildiği, söz konusu şirketlerin tüm faaliyet dönemleri boyunca sürekli zarar ettikleri, çoğunlukla brüt kar dahi elde edemedikleri, diğer bir ifade ile satışlardan elde ettikleri gelirlerin, maliyetlerini bile karşılamadığı, karlılık rakamlarının hem diğer grup şirketleri hem de sektörde faaliyet gösteren diğer şirketlerle karşılaştırılması sonucunda diğer şirketlere oranla çok daha az karlı olduğu, faaliyetlerine devam edebilmeleri için kaynak bulmak zorunda oldukları, söz konusu kaynağın yabancı kaynak olarak değil, ana ortak… İnşaat’ın sermaye ödemesi yoluyla temin edildiği, bu bağlamda halka açık grup şirketlerinden bu şirketlere 2007-2015 dönemleri boyunca sürekli olarak sermaye ödemeleri veya cari hesap ilişkisi yoluyla fon/kaynak aktarıldığı, ilgili dönemler boyunca halka açık grup şirketlerinden medya şirketlerine aktarılan fonların ve medyaya yapılan toplam yatırımların tutarının nominal olarak yaklaşık 489 milyon TL’ye, paranın zaman değeri dikkate alındığında 1.12.2016 tarihi itibariyle yaklaşık 850 milyon TL’ye ulaştığı, gelinen noktada ise 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası, bu şirketlerin Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) aidiyet, iltisak veya irtibatları nedeniyle, tüm varlık ve haklarının Hazine’ye devredilmesi sonucu, medya şirketlerine yapılan bu yatırım tutarının, grup bünyesinden çıkarak, halka açık şirketlerin en az bu tutarda malvarlığı kaybına uğratıldığı ve halka açık şirket kaynaklarının terör faaliyetlerinde kullanılmış olduğu anlaşılmıştır.
Buna göre, …… Grubu’nun en karlı şirketi ve nakit üreten hemen tek birimi … Altın olup, Grup içerisinde zarar eden şirketleri bünyesinde barındıran… İnşaat’ın en önemli fon kaynağı, … Altın’ın temettü ödemeleridir. ATP İnşaat’ın ikinci büyük fon kaynağı 2010 yılında sahibi olduğu … Altın paylarının halka arz edilmesinden elde ettiği gelirleridir. Üçüncü fon kaynağı… İnşaat’a %100 oranında iştirak eden halka açık … Anadolu’nun, ATP İnşaat’a yaptığı sermaye ödemeleri olup, dördüncü ve son büyük fon kaynağı, grup şirketleri ile girdiği cari hesap ilişkisi sonucu elde ettiği kaynağa karşılık grup şirketleri nezdinde oluşan alacaklardır. ATP İnşaat’ın elde ettiği söz konusu fonları medya ve medya dışı şirketlerdeki yatırımlarına harcadığı anlaşılmış olup, 29.09.2007-26.10.2015 tarihleri arasındaki dönemde; ATP İnşaat’ın medya sektöründe faaliyet gösteren bağlı ortaklıklarına sermaye ödemeleri yoluyla 411.835.136 TL ve cari hesap ilişkisi yoluyla 11.515.501 TL tutarında fon aktardığı (toplam aktarılan fon tutarı 423.350.637 TL) ve bu şirketlere ilişkin üçüncü şahıslardan hisse devirleri için 65.562.394 TL tutarında bedel ödediği, böylece… İnşaat’ın medya sektöründe faaliyet gösteren bağlı ortaklıkları için toplamda 488.913.031 TL tutarında kaynak harcadığı görülmektedir.
SPK tarafından yapılan incelemeye göre, ATP İnşaat’ın 2008 yılında üçüncü şahıslardan Yaşam TV paylarını satın alması hariç diğer olayların tamamı, ilişkili taraflarla gerçekleşmiş olup, medya sektörüne yapılan toplam yatırım tutarı olan 488.913.031 TL’den, üçüncü şahıslardan yapılan Yaşam TV pay alım tutarı olan 37.920.000 TL düşülürse, geriye kalan 450.993.031 TL, ATP İnşaat’ın medya şirketlerini fonlamasında ilişkili taraflarla gerçekleştirdiği işlem tutarını vermektedir. Diğer taraftan, 29.9.2007-26.10.2015 tarihleri arasındaki dönemde, ATP İnşaat tarafından sermaye ödemeleri ve cari hesap ilişkisi yoluyla Yaşam TV’ye aktarılan 231.779.141 TL tutarındaki fonun bir kısmının Yaşam TV tarafından kendi bağlı ortaklıklarına aktarıldığı, bu kapsamda Yaşam TV’nin bağlı ortaklıklarına sermaye ödemeleri yoluyla 57.576.373 TL ve cari hesap ilişkisi yoluyla 332.145 TL tutarında fon aktardığı (toplam aktarılan fon tutarı 57.908.518 TL) ve bu şirketlere ilişkin hisse devirleri için 5.100 TL tutarında bedel ödediği, böylece Yaşam TV’nin bağlı ortaklıkları için toplamda 57.913.618 TL tutarında kaynak harcadığı tespit edilmiştir. Paranın zaman değeri dikkate alındığında, 2007-2015 arasında nominal değeri 65.562.394 TL olan hisse devirleri ve şirket satın almalarının 1.12.2016 tarihi itibariyle değeri 162.813.054 TL, sermaye ödemelerinin değeri 674.563.100 TL ve cari hesap borçlarının değeri ise 12.984.879 TL olmakta, böylelikle medya yatırımlarının 1.12.2016 tarihi itibariyle gerçek değeri toplamda 850.361.033 TL olarak hesaplanmaktadır. İlişkili taraflarla girilen işlemlerin tutarının bugünkü değeri ise, ATP İnşaat’ın 2008 yılında Yaşam TV sermayesini temsil eden payları üçüncü şahıslardan satın alırken ödediği bedelin toplam bedelden düşülmesi suretiyle elde edilen toplam 762.359.124 TL’dir.
Son olarak, SPK tarafından yapılan incelemeye göre, İpek Medya Grubu şirketlerinin, 668 sayılı KHK’da konu edilen terör örgütüne aidiyet, irtibat ve iltisakı gibi hususlar tamamen göz ardı edilerek, bu şirketler sadece sıradan birer ticari işletme olsalardı, genel kabul görmüş ekonomi ve finans yöntemleri ile değerlerinin ne olacağını tespit etmek, söz konusu sektöre yapılan yatırımların yine ekonomik ve finansal açıdan anlamlılığına ilişkin kanaat elde etmek açısından faydalı olabileceğinden, İpek Medya Grubu Şirketlerinin genel kabul görmüş finansal yöntemler olan İndirgenmiş Nakit Akımı (İNA), çarpan, defter değeri vb. yöntemler ile finansal değerinin ne olacağı da incelenmiştir. Suç duyurusu dilekçesi ekindeki Denetleme Raporu’nda yer alan bu incelemeye göre, İpek Medya Şirketlerinin toplam değerine bakıldığında, elde edilen en iyi sonuçlar dikkate alınarak, 2014 yıl sonu itibariyle Yaşam TV’nin konsolide değerinin yaklaşık 116,27 milyon TL, Bugün TV değerinin yaklaşık 5,7 milyon TL ve … Basım’ın değerinin ise yaklaşık 26,5 milyon TL olduğu varsayımı altında, grubun toplam değerinin yaklaşık 148,5 milyon TL olacağı sonucuna ulaşılmıştır. 2007 yılından bu yana medya grubuna halka açık … Anadolu’nun bağlı ortaklığı… İnşaat tarafından toplamda 489 milyon TL (paranın zaman değeri dikkate alınırsa 850 milyon TL) yatırım yapıldığı dikkate alındığında, bu şirketlerin terör bağlantısı olmasaydı da olağan ticari işletmeler gibi hareket etselerdi dahi, yapılan yatırımın ancak %30’u (paranın zaman değeri dikkate alındığında % 18’i) oranında bir değer oluşturdukları, bu noktada yapılan yatırımın %70’inin (paranın zaman değeri dikkate alındığında % 82’sinin) ise kaybedildiği açıkça görülmektedir.
Sonuç :
İpek Üniversitesi, Vakıf, Turgut Özal Üniversitesi ve Kimse Yok mu Derneği ile… Medya Grubu Şirketlerinin (Yaşam TV (Kanaltürk TV ve Kanaltürk Radyo), Bugün TV, … Basın Basım (Bugün ve Millet gazeteleri) Türk Milleti adına TBMM tarafından verilen OHAL yetkisine dayanılarak çıkarılan 667 ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelere istinaden milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen FETÖ/PDY’ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı bulunduğundan dolayı kapatılmış olmasının, mezkur tüzel kişilerin FETÖ/PDY’nin malvarlığı kapsamında örgütün bir parçası olduğu, terör suçlarının işlendiği bir odak haline geldiği, teröristleri barındıran kuruluşlar olduğu, vb. durumları gösterdiğinin değerlendirilmesi halinde, bu kuruluşlara yapılan fon aktarma eylemlerinin 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun 4’üncü maddesi ve/veya 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun mülga 8’inci maddesinde tanımlı terörizmin finansmanı suçu kapsamında ele alınabileceği,
Birinci bentte belirtilen hususlar çerçevesinde, 2008-2015 döneminde halka açık … Grubu şirketlerince (Holding, … Altın, … Anadolu, İpek Enerji, ATP İnşaat, …… Basın, ATP … Turizm, Özdemir Antimuan, … Prodüksiyon ve Yaşam TV) İpek Üniversitesi’ne 218.570.823 TL, Vakfa 9.774.656 TL; Holding tarafından ise… Üniversitesi’ne 34.133.027 TL, Vakfa 22.387.015 TL, Turgut Özal Üniversitesi’ne 38.297.936 TL ve Kimse Yok Mu Derneğine 300.000 TL tutarlarında yapılan bağış işlemleri hakkında, takdir hakkı adli mercilerde olmak üzere, gerek 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun 4’üncü maddesinde, gerekse de 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun mülga 8’inci maddesinde tanımlı terörizmin finansmanı suçunun oluşabileceği,
Birinci bentte belirtilen hususlar çerçevesinde, İpek Enerji, … Anadolu ve … Altın tarafından 2007-2015 yılları arasında… Medya Grubu şirketlerine (Yaşam TV (Kanaltürk TV ve Kanaltürk Radyo), Bugün TV, … Basın Basım (Bugün ve Millet gazeteleri) 01.12.2016 tarihi itibariyle en az 450.993.031 TL (paranın bugünkü değeri göz önüne alındığında 762.359.124 TL) tutarındaki sermaye ödemeleri veya cari hesap ilişkisi yoluyla fon/kaynak aktarma işlemleri hakkında, takdir hakkı adli mercilerde olmak üzere, gerek 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun 4’üncü maddesinde, gerekse de 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun mülga 8’inci maddesinde tanımlı terörizmin finansmanı suçunun oluşabileceği,
sonuç ve kanaatine varılmıştır.”
Şeklinde tespitlere yer verilmiştir.
Profesör Doktor Rauf Karasu, Profesör Doktor Süphi Aslanoğlu, İbrahim Kubilay Temuçin ve Doktor Fatih Kaplanhan tarafından hazırlanan 21.12.2018 tarihli bilirkişi raporunda;
“Halka açık … Altın A.Ş., İpek Enerji A.Ş. ve … Anadolu A.Ş. ile bunların bağlı ortaklıkları halka açık olmayan… İnşaat A.Ş., …… Basın Basım A.Ş., ATP … Turizm A.Ş., Özdemir Antimuan Maden A.Ş., Yaşam Televizyon A.Ş. ve … Prodüksiyon A.Ş. tarafından 2011-2015 döneminde ilişkili tarafları teşkil edilen… Üniversitesi ve …… Vakfına toplamda 228.345.480,35 TL bağış olarak verildiği, sanıklar Hamdi Akın…, …, … ve Pelin Zenginer’in bağış yapan şirketlerin yönetim kurulları ve genel kurulları üzerinden bağış yapma kararları almaları ve bağışları aktarmaları, bağış yapılan kurumlarda da yönetici olarak bulunmaları sebepleriyle 6362 sayılı Kanun’un 110/1-c maddesinde düzenlenen örtülü kazanç aktarımı suçunu oluşturduğu,
…-İpek Grubunun bünyesinde bulunan halka açık … Anadolu A.Ş.’nin doğrudan ve halka açık… Enerji A.Ş.’nin dolaylı bağlı ortaklığı… İnşaat tarafından 2007-2015 döneminde hisse satın alma, sermaye ödemesi yapma ve cari hesapla borç verme yöntemleriyle ilişkili tarafları teşkil eden Bugün Televizyon A.Ş.’ye 43.739.030 TL, Yaşam Televizyon A.Ş.’ye 231.779.441 TL ve …… Basın Basım A.Ş.’ye 90.030.265 TL, …… Gazetecilik A.Ş.’ye 85.444.295 TL olmak üzere aktarılan fonların toplamda 450.993.031 TL olduğu, …… Grubunun tüm şirketleri ve kuruluşları üzerinde gücü, kontrolü ve hakimiyeti elinde bulunduran sanıklar Hamdi Akın…, … ve …’in, halka açık şirketler … Anadolu A.Ş. ve… Enerji A.Ş.’nin bağlı ortaklığı… İnşaat A.Ş. yönetim kurulu ve yönetimi üzerinden 2011-2015 döneminde hisse satın alma, sermaye ödemeleri yapma ve cari hesapla nakit borç verme yollarıyla fon aktarımı gerçekleştirmek suretiyle ilişkili taraflar olan grubun medya şirketlerine ve kuruluşlarına doğru toplam 450.993.031 TL örtülü kazanç aktarımı yaptıkları, eylemlerinin 6362 sayılı Kanun’un 110/1-c maddesinde düzenlenen örtülü kazanç aktarımı suçunu oluşturduğu,
Halka açık … Altın A.Ş. Tarafından 23.07.2012-02.12.2013 tarihleri arasında ilişkili taraf İK Akademi A.Ş.’ye Himmetdede Altın Madeni Tesisi inşaatı işinin ihalesi ve sonrasında yapılan avans ödemelerinin toplamının KDV hariç 116.559.689,27 USD olduğu, İK Akademi A.Ş.’nin ise bu tesis inşaatı dolayısıyla yüklendiği toplam maliyetin 49.279.712,09 USD’ı olduğu, halka açık … Altın A.Ş.’nin üzerinde gücü, kontrolü ve hakimiyeti elinde bulunduran… ailesi fertleri sanıklar Hamdi Akın… ve …’in … Altın A.Ş. yönetimi üzerinden Himmetdede Altın Madeni Tesisi inşası işinde maliyetin çok üzerinde avans ödemeleri yapmak suretiyle İK Akademi A.Ş.’ye 67.279.977,82 USD’ı örtülü kazanç aktarımı yaptıkları, aktarılan bu örtülü kazanç meblağının İK Akademi A.Ş. tarafından inşası yapılan… Üniversitesinin inşaatında kullanıldığı, sanıkların eylemlerinin 6362 sayılı Kanun’un 110/1-c maddesinde düzenlenen örtülü kazanç aktarımı suçunu oluşturduğu,”
bildirilmiştir.
c.Şirket Çalışanı …’in… Ailesine Para Transferleri
… ve …’in ifadelerinde… ailesinin hesaplarından … tarafından para çekilip kredi kartı borçlarının ödendiği, üçüncü kişilere ödemeler yapıldığı arta kalan paranın da aile üyelerinin hesabına yatırıldığı veya elden teslim edildiği bildirilmiş ise de;
…’in, sanık …’in hesabına 14.08.2014 tarihinde 100.000 CHF, sanık …’in hesabına 08.08.2014 tarihinde 406.000 Euro, 25.08.2014 tarihinde 700.000 Euro, 26.08.2014 tarihinde 372.000 Euro yatırdığı, aynı tarihlerede bu paraların Hollanda Garanti Bank International NV hesabına gönderildiği, günümüz teknolojik imkanları göz önüne alındığında… ailesinin kredi kartı borçlarının, banka borçlarının, üçüncü kişilere olan borçlarının internet bankacılığı yoluyla rahatlıkla ödenebileceği, bu kadar yüksek meblağları şirket çalışanına vermek suretiyle elden ödenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu,
…’in, … ve …’in hesaplarına yatırdığı paranın oldukça yüksek olduğu, sanık …’in hesabına 08.08.2014 tarihi ile 26.08.2014 tarihleri arasında 18 günlük zaman dilimi içinde üç ayrı işlemde toplam 1.500.000 Euro para yatırdığı, sanık …’in hesabına 14.08.2014 tarihinde 110.000 Dolar para yatırdığı, İpek ailesinin borçlarını ödemek için çektiği paralardan arta kalan paraların bu kadar yüksek olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu,
Sanık Hamdi Akın…’in örgüt üyelerinin gizli olarak haberleşmek için kullandıkları … isimli program üzerinden gönderdiği 12.02.2016 tarihli mesajlarının “… mutemet şaban bilir”, “sorun var mı”, “tamam”, 16.02.2015 tarihinde “… mutemet” “o konu mu”, “sorun kaldı mı” şeklindeki içerikleri dikkate alındığında … ile ilgili sorun olup olmadığını sorduğu, dolayısıyla bu kişinin birtakım şüpheli işlemlerde rol oynadığı, Akın…’in de bu sebeple bir sorun yaşanıp yaşanmadığını sorduğu, bu durumu takip ettiği,
sanık …’in, tanık …’in hesaplarından para çekmesi için bankalara talimat yazdığı, bu talimatlarda hesaplarından 06.03.2014 tarihinde 250.000 Euro, 16.06.2014 tarihinde 175.000 TL, 04.08.2014 tarihinde 650.000 TL, 05.08.2014 tarihinde 725.000 Euro, 06.08.2014 tarihinde 250.000 Euro, 07.08.2014 tarihinde 607.000 Euro ödenmesine ilişkin yazılı emirler verdiği, … beyanında… ailesinin yazılı talimatlarıyla hesaplarından para çekip kredi kartı borçlarını ödediği ve söyledikleri üçüncü kişilerin hesaplarına havale/eft yaptığını beyan etmişse de; birbirini takip eden günlerde bu kadar yüksek meblağlar çekip ailenin borçlarını ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, üçüncü kişilere verdiklerini söyledikleri paralarla ilgili olarak herhangi bir yazılı belgenin dosyaya sunulmadığı, …’in de beyanında bu üçüncü kişilerin kim olduğunu hatırlamadığını beyan ettiği, 04.08.2014 ile 07.08.2014 tarihleri arasında toplamda yaklaşık 1.600.000 Euro ve 650.000 TL çektiği, birbirini takip eden 4 … içinde bir şirket çalışanının, şirketin sahiplerinden birinin hesabından bu kadar yüksek para çekmesinin kredi kartı borcu ödemekle açıklanamayacağı, söz konusu paraların nereye gittiğine ilişkin de yazılı bir bilgi belgenin sanık … tarafından sunulmadığı,
Nazara alınarak;
Yüksek miktardaki meblağların kaynağı belirsiz FETÖ/PDY’nin dini duyguları sömürmek suretiyle topladığı himmet paralarının sisteme aktarılması amacıyla sanıkların hesaplarına yatırıldığı, daha sonra paraların aynı … yurt dışına çıkarılarak örgüte aktarıldığı, paranın parçalara bölünerek FETÖ/PDY’nin amaçları doğrultusunda “himmet” olarak dağıtıldığı, yine sanık Hamdi Akın…’in örgüt üyelerinin gizli olarak haberleşmek için kullandıkları … isimli program üzerinden 12.02.2016 tarihinde “… mutemet şaban bilir”, “sorun var mı”, “tamam”, 16.02.2015 tarihinde “… mutemet” “o konu mu”, “sorun kaldı mı” içerikli mesajları da dikkate alındığında … ile ilgili sorun olup olmadığını sorduğu, dolayısıyla bu kişinin birtakım şüpheli işlemlerde rol oynadığı, Akın…’in de bu sebeple bir sorun yaşanıp yaşanmadığını sorduğu, bu durumu takip ettiği hususları bir arada değerlendirildiğinde söz konusu paranın kaynağının şirketlerden, yönetim kurulu üyelerine ödenen finansal menfaatlerden elde edilen gelirler olduğu, sanık …’in halka açık şirketten 21.12.2018 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere emsallerine göre bariz şekilde yüksek miktarda para aldığı, bu suretle örtülü kazanç aktarımı suçundan da mahkum edildiği göz önüne alındığında şirketlerin elde ettiği karın yönetim kurulu üyeleri üzerinden örgütün amaçları için kullanıldığı ilk derece mahkemesince kabul edilmiştir.
Sanık … soruşturma aşamasında avukat huzurunda alınan 07.03.2016 tarihli ifadesinde özetle; … Holding’te finans müdürü olarak görev yaptığını, şahsı adına hiç yurt dışı para transferi yapmadığını ancak çalışmakta olduğu şirkette Hamdi Akın… ve …’in kendisine sözlü olarak vermiş oldukları talimatları doğrultusunda para transferlerini yazılı hale getirip kendilerine imzalatarak ilgili bankanın şubesine faks çektiğini, sonradan evrakın aslını gönderdiğini, bu işlemleri internet bankacılığı ile değil doğrudan bankaların şubeleri üzerinden yaptığını, …’i tanıdığını, kendisinin … Holdingte Finans bölümünde çalıştığını, yaklaşık 10 yıldır beraber çalıştıklarını, İpek ailesinden aldığı talimatları gerçekleştirmekte kendisine yardım ettiğini, Hamdi Akın…’in hesaplarından para çekilmesi talimatını kendisinin verdiğini, kendisine de bu talimatları patronlarının sözlü olarak verdiğini, kendisinin de bunları yazılı hale dökerek …’e verdiğini, …’in yatırılması gereken paraları yatırdıktan sonra kalan paraları kendisine elden teslim ettiğini, bu kalan paraların da 50.000 TL civarında olduğunu, bu kalan paraların kendi yeğenlerine, dayılarına, çeşitli akrabalarına, ev harcamalarına, kredi kartlarına harcandığını, bu harcamaların da patronlarının talimatıyla olduğunu, Nevin… ve …’in hesaplarından çekilen paralarla ilgili talimatları …’e kendisinin verdiğini, paranın ne amaçla kimlere gönderildiği hususunda bilgi sahibi olmadığını, … ve Nevin…’in talimatlarıyla söz konusu paraları personeli aracılığıyla gönderdiğini, yine Pelin Zenginer’in hesabından çekilen paraların da Pelin Zenginer’in talimatıyla parça parça çekilmiş paralar olduğunu, paranın akıbetini bilmediğini, …’in parayı Pelin Zenginer’e elden teslim ettiğini, Pelin Zenginer’in harcamalarını kendisinin yaptığını, Selami Tuğrul isimli şahsı tanıdığını, bu şahsın 2014 yılına kadar Akın…’in ortağı olduğu Atlantik Eğitim Taş. Bil. A.Ş. isimli şirkette çalıştığını bildiğini, zaman zaman Akın…’in yanına …… A.Ş.’ye gelip Akın…’le görüştüğünü ancak hangi konularda görüştüğü konusunda bilgi sahibi olmadığını beyan etmiştir.
Tanık … şüpheli sıfatıyla avukat huzurunda alınan 01.03.2016 tarihli ifadesinde özetle; 2003 yılında … Holdingte finans sorumlusu olarak işe başladığını, halen orada çalıştığını, yurt dışına kendi adına herhangi bir para transferi gerçekleştirmediğini ancak çalıştığı kurum adına yurt dışına para transferi gerçekleştirmiş olabileceğini, hangi kurum/şahıs adına para transferi yaptığını hatırlamadığını, … Holdingte çalışırken finans müdürü …’in talimatı doğrultusunda Hamdi Akın…, …, Pelin Zenginer, Ebru…, Nevin…, Muhammed Ali…, Metin Ali…, Esra…, Esma…, Alara…, Zeynep Nur… isimli şahısların hesaplarına zaman zaman para yatırdığını, Hamdi Akın…’in değişik bankalardaki hesaplarından 5.579.505,00 TL parayı … tarafından bankaya yazılmış talimat ile çektiğini, çekilen bu paralarla Akın…, …, Pelin Zenginer, …, Ebru… ve Nevin…’in kredi kartı borçlarını yatırdığını, yine …’in talimatı doğrultusunda kendisinin tanımadığı ancak Akın…, … ve diğer aile üyelerinin tanıdığı ya da alışveriş yaptığı yerlere para havale ettiğini ancak kime veya hangi kuruma para havale ettiğini hatırlamadığını, çektiği paraların elde kalması durumunda …’e verdiğini, Nevin…’in değişik bankalardaki hesaplarından toplamda 1.689.560,00 TL’lik miktarı çekerek Nevin…’in kredi kartını yatırdığını, kendisinin tanımadığı ancak …’in talimatı ile Nevin…’in tanıdığı şahıslara para havale ettiğini, kalan parayı Nevin…’in kendisine elden teslim ettiğini, …’in de değişik bankalardaki hesaplarından toplamda 22.541.032,49 TL’lik miktarı kendisinin tanımadığı ancak …’in talimatı ile …’in tanıdığı şahıslara para havale/EFT yaptığını, kalan parayı …’e elden teslim ettiğini, hatırladığı kadarıyla Kimse Yok mu derneğine Bank …’dan hesabını hatırlamadığı bir miktar para gönderdiğini, Pelin Zenginer’in değişik bankalardaki hesaplarından toplamda 11.620.187,94 TL parayı da …’in talimatı ile Pelin Zenginer’e elden teslim ettiğini, Şadi Uçan, Mahmut Yağmur, Abdullah Demir, Selami Tuğrul ve Ali Tekin isimli şahısları tanımadığını, sadece aile üyelerinin ve …’in talimatları doğrultusunda hareket ettiğini beyan etmiştir.
Tanık … 08.08.2019 tarihli duruşmada alınan beyanında özetle; …… Holding bünyesinde Mahir Bey’in elemanı olarak çalıştığını, orada Mahir Bey’in vermiş olduğu talimatlarla bankadan para çektiğini, Tekin Bey’den de, Akın Bey’den de çektiğini, onların hesaplarından para çektiğini, çünkü şirket hesaplarından da para çektiği için bankaya gittiğinde onlardan da çektiğini, hesaplarından parayı çekip varsa kredi kartını yatırdığını Mahir Bey’in talimatı ile, yoksa Mahir Bey’e verdiğini, bazen Melek Hanım’a bazen Ebru Hanım’a bu şirkete gelmediği için kendilerine götürdüğünü, geri kalanı da Mahir Bey’e verdiğini, onun da Tekin Bey ve Akın Bey’e verdiğini, Hüseyin Altınışık ile beraber gidip geldiklerini, kredi kartı borcunun zaten çok olmadığını, kredi kartını yatırdığını, geri kalanını direk Mahir Bey’e verdiğini, yardım amaçlı gönderdiği paranın 500 lira 400 lira bir şey olduğunu, yani yardım amaçlı gönderdiği şahısları tanımadığını, bazen hepsini çekip verdiğini, sadece parayı çek getir diyordu çekip götürdüğünü, Mahir Bey bu doları şunun hesabına yatır eşlerinin ya da Nevin Hanım’ın hesabına ya da al gel dediğini, alıp kendisine verdiğini, onun da Tekin Bey ya da Akın Bey’e verdiğini, şirkete geldiğinde hesaplardan bakiyeleri aldığını, şirketin hesapları şifresi olduğunu, bakiyeleri aldığını, ayrıyetten de Mahir Bey’e bilgi verdiğini, Mahir Bey’in de kendisini çağırdığını, şuradan 10 bin lira çekeceksin Tekin Bey’den, Akın Bey’den şu kadar çekçeksin işte … Altın’dan bu kadar çekeceksin şunu yapacaksın şeklinde talimatlar verdiğini, varsa çek tahsilatı onu yaptığını, ondan sonra getirdiğini, …’ten çektiği zaman da bazen …’in evine götürdüğünü, kendisi şirkette olmadığı için Mahir Bey “oraya bırak gel” dediğini, bırakıp geri geldiğini, ama Tekin Bey ve Akın Bey’in tüm paralarını Mahir Bey’e verdiğini, hazırlık beyanında paraları elden teslim ediyordum derken hesap sahiplerine teslim ettiğini anlatmaya çalıştığını beyan etmiştir.
03.05.2016 tarih ve 2016/SVT-13.84/6 sayılı rapora göre;
Sanıklar …, …, Ebru…, Hamdi Akın…, Nevin… ve Pelin Zenginer’in hesap hareketlerinin araştırıldığı, hesaba gelen ve hesaptan giden para trafiğinin kaynağının incelendiği, buna göre genellikle hesaplarına gelen paraların kaynağı şirket ortaklığı nedeniyle aldıkları temettü ve aile üyelerinin birbirlerinin hesaplarına yolladıkları paralar olmakla birlikte;
14.08.2014 tarihinde … isimli şahsın …’in hesabına 100.000 CHF tutarında para yatırdığı dolayısıyla; sanık …’in Birleşik Krallık Banco Bılbao Vızcaya Argentaria S.A.’da bulunan hesaba gönderilen 110.168,68 USD paranın kaynağının …’in 909450 numaralı hesabına … tarafından yatırıldığı, sanık …’in 08.08.2014 tarihinde Türkiye Garanti Bankası hesabına … isimli şahsın 406.000 EURO yatırdığı ve sonrasında bu paranın Hollanda Garanti Bank International NV hesabına gönderdiği, dolayısıyla 08.08.2014 tarihinde Hollanda Garanti Bank International NV’de bulunan hesaba gönderilen 544.588 USD paranın kaynağının … isimli şahıs tarafından yatırılan 406.000 Euro olduğu tespit edilmiştir. Yine sanık …’in 25.08.2014 tarihinde Türkiye Garanti Bankası hesabına … isimli şahsın 700.000 EURO, 26.08.2014 tarihinde Türkiye Garanti Bankası hesabına … isimli şahsın 372.000 EURO yatırdığı, sonrasında aynı günler bu paranın Hollanda Garanti Bank International NV hesabına gönderildiği, dolayısıyla 25.08.2014 ve 26.08.2014 tarihlerinde Hollanda Garanti Bank International NV’de bulunan hesaba gönderilen 923.965 USD ve 491.207 USD paranın kaynağının … tarafından aynı tarihlerde yatırılan para olduğu tespit edilmiştir. (16 Numaralı Yazışma Klasörü-Soruşturma Dosyası)
… tarafından bankalara … isimli şahsa, hesaplarından 06.03.2014 tarihinde 250.000 EURO, 16.06.2014 tarihinde 175.000 TL, 04.08.2014 tarihinde 650.000 TL, 05.08.2014 tarihinde 725.000 EURO, 06.08.2014 tarihinde 250.000 EURO, 07.08.2014 tarihinde 607.000 EURO ödenmesine ilişkin yazılı talimatlar gönderildiği,
Tespit edilmiştir.
Sanık Hamdi Akın…’in kullanımında olan 101941 ID numaralı, kullanıcı adı “alicicek”, şifresi “ac123456@” olan … hesabı üzerinden attığı mesajlar incelendiğinde;
12.02.2016 tarihinde “… mutemet şaban bilir”, “sorun var mı”, “tamam”
16.02.2015 tarihinde “… mutemet” “o konu mu”, “sorun kaldı mı”
içerikli mesajlar attığı,
Profesör Doktor Rauf Karasu, Profesör Doktor Süphi Aslanoğlu, İbrahim Kubilay Temuçin ve Doktor Fatih Kaplanhan tarafından hazırlanan 21.12.2018 tarihli bilirkişi raporuna göre; … Altın A.Ş. üzerinde gücü, kontrolü ve hakimiyeti bulunduran… ailesi fertleri yönetim kurulu üyeleri sanıkların yönetim, denetim ve kontrolünde bulunan halka açık … Altın A.Ş. Tarafından 2010-2015 döneminde finansal menfaatler (ücret+ikramiye+kar payı) ödenmesi yoluyla ilişkili tarafları teşkil eden yönetim kurulu üyeleri Hamdi Akın…, …, … ve Pelin Zenginer’in kendilerine emsallerine göre bariz şekilde yüksek olarak genel toplamda 90.980.843 TL tutarında örtülü kazanç aktarımı yaptıkları, halka açık … Altın A.Ş.’nin 90.980.843 TL tutarında sermaye veya malvarlığı kaybına uğramasına sebep olan Hamdi Akın…, …, … ve Pelin Zenginer’in yönetim kurulu üyeleri olarak genel kurula kar dağıtım önerisinde bulunmaları ve hakim ortaklar sıfatlarıyla da bu önerileri genel kurulda kendileri ve/veya temsilcileri vasıtasıyla onaylayarak kendilerine fahiş miktarda maddi finansal fayda-menfaat sağlamaları nedeniyle 6362 sayılı Kanun’un 110/1-c maddesinde düzenlenen örtülü kazanç aktarımı suçunun failleri oldukları, tespitlerine yer verilmiştir.
3.SERMAYE PİYASASI KANUNUNA MUHALEFET SUÇU:
… Grubu temel olarak Hamdi Akın…, …, Pelin…, …, Ebru… ve Nevin…’in en az ikisinin ortak olduğu veya yönetim kontrolü altında bulundurduğu ve 2015 yıl sonu itibariyle 20 sermaye şirketini, 1 vakfı ve vakfa bağlı bir özel üniversiteyi ifade etmektedir. Bu haliyle … Grubu şirketleri, hakim ortak Holding ve Holding’in de hakimi… Ailesi olmak üzere, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 195’inci maddesinde yer verilen bir ticaret şirketinin diğer bir ticaret şirketini doğrudan veya dolaylı olarak oy hakları veya yönetim yoluyla hakimiyet altında tutabilmesi olarak ifade edilebilecek şirketler topluluğuna benzer bir şekilde faaliyet göstermektedir. … Grubu içerisinde yer alan şirketlerin ortaklık yapıları incelendiğinde holding yapılanmasına uygun olarak, hakim şirketin bağlı şirketlere iştirak etmesi yoluyla bir hakimiyet yapısının oluşturulduğu ve bu yapı içerisinde yer alan şirketlerin altın madenciliğinden, enerji, gıda, medya, bilişim, sigorta, tedarik, turizm, seyahat sektörlerine kadar pek çok farklı alanda faaliyet gösterdiği anlaşılmıştır.
…… Grubu şirketlerinin en tepesinde, Holding’in yönetim kontrolünü elinde bulunduran… Ailesi bulunmaktadır. Ailenin altında ikili bir yapının bulunduğu, bunlardan ilkinin… Vakfı ve buna bağlı… Üniversitesi, diğerinin ise şirketlerin en tepesinde yer alan Holding olduğu, Holding’in altında ise halka açık şirketler… Enerji ve … Anadolu’nun bulunduğu, diğer bir halka açık şirket olan … Altın’ ın ise … Anadolu’nun bağlı ortaklığı konumunda olan ve halka açık olmayan… İnşaat AŞ’nin ve doğrudan Holding’in yönetim hakimiyeti altında bulunduğu, … Altın dahil grup şirketlerinden 12 tanesinin… İnşaat’ın doğrudan veya dolaylı olarak bağlı ortaklıkları konumunda olduğu görülmektedir.
Vakfın yapısı içerisinde en yüksek karar organı olan mütevelli heyetin gerçek kişiler Hamdi Akın…, …, … ve Pelin Zenginer ile Holding, ATP İnşaat ve … Altın tüzel kişilerinin vakıf temsilcilerinden oluşmakta olduğu, vakfın kurucularının … Altın, Holding, ATP İnşaat, Hamdi Akm…, …, … ve Pelin Zenginer olduğu ve ayrıca yönetiminin… Ailesinin kontrolünde olduğu, yönetim kurulu başkan ve üyelerinin çeşitli dönemler itibariyle Hamdi Akın…, …, …, Pelin Zenginer, … ve … olduğu görülmektedir. İpek Üniversitesi’nin yapısına bakıldığında ise kurucu vakfının …… Eğitim Sağlık Hizmet Yardım Vakfı (Vakıf) olduğu, Vakfın kurucularının ise yukarıda belirtildiği üzere … Altın, Holding, ATP İnşaat, Hamdi Akın…, …, … ve Pelin Zenginer olduğu belirtilmektedir.
Holding ise, %62,12’lik sermaye payıyla halka açık… Enerji’yi kontrol etmektedir. İpek Enerji unvanlı halka açık şirketin, %28’lik sermaye payıyla …… Tedarik unvanlı bir iştiraki ve %52,25’lik sermaye payı ile kontrolünde bulundurduğu … Anadolu unvanlı halka açık bir şirket vardır. … Anadolu’ya gelince, bu şirketin bir adet iştiraki, iki adet ise yönetim kontrolünü elinde bulundurduğu bağlı ortaklığı vardır. … Anadolu’nun iştiraki konumundaki şirket …… Tedarik’tir. Bağlı ortaklıkları ise, %71,19 sermaye payıyla Konaklı Metal ve %99,04 sermaye payıyla… İnşaat’tır. Konaklı Metal bünyesinde başkaca bir iştirak veya bağlı ortaklık bulunmazken, … Anadolu’nun ikinci bağlı ortaklığı konumundaki… İnşaat bünyesinde, grubun en büyük şirketi olan … Altın dahil olmak üzere, turizm, madencilik, gıda, havacılık ve medya sektörlerinde faaliyet gösteren doğrudan ve dolaylı bağlı ortaklık konumunda 12 adet şirket bulunmaktadır. Görüldüğü üzere, grubun çeşitli alanlarında faaliyet gösteren şirketleri esas olarak… İnşaat bünyesinde toplanmıştır. Yukarıdan aşağıya doğru… İnşaat ve bağlı ortaklıklarına varıncaya kadar, İpek Ailesi bütün şirketlerin doğrudan veya dolaylı olarak hakimi durumundadır. Hakimiyet silsilesi, Holding üzerinden… Enerji, İpek Enerji üzerinden … Anadolu, … Anadolu üzerinden… İnşaat ve… İnşaat üzerinden ise … Altın ve diğer grup şirketleri şeklinde tesis edilmiştir.
…… Grubu şirketlerinin ana faaliyet konuları, 26.10.2015 tarihi itibariyle ortaklık ve sermaye yapıları ile 01.01.2009 tarihinden itibaren yönetim kurulu üyelerine ilişkin bilgiler incelendiğinde, Hamdi Akın… ve …’in … Grubu içerisindeki bir çok şirkette sırasıyla yönetim kurulu başkanı ve yönetim kurulu üyesi olduğu, doğrudan yönetim kurulu başkanı ve yönetim kurulu üyesi olmadıkları grup şirketlerinin ise Holding ve diğer hissedar şirketler üzerinden yöneticisi konumunda oldukları, bu nedenle Hamdi Akın… ve …’in hemen hemen tüm şirketlerde doğrudan veya dolaylı yönetici konumunda olduğu; bu itibarla, … Grubu şirketleri ve… İnşaat ve bağlı ortaklıkları üzerinde hakim teşebbüsün başta Hamdi Akın… ve … olmak üzere… ailesi olduğunu, İpek ailesinin tüm şirketler üzerinde doğrudan veya dolaylı şekilde (gerek oy hakkı gerekse yönetim biçiminde) hakimiyet tesis ettiğini; …… Grubunun TTK anlamında bir şirketler topluluğu olduğu ve altın madenciliğinden başlayarak, diğer madencilik, enerji, gıda, turizm, hava taşımacılığı ve medya sektörlerinde faaliyet gösterdiği anlaşılmakla;
Halka açık şirketler ile… ailesi üyesi sanıklar Hamdi Akın…, …, Pelin…, …, Ebru… ve Nevin…’in, üniversitenin ve vakfın doğrudan ve dolaylı olarak ilişkili olduğu, başka bir deyişle Sermaye Piyasası Kanunu. 21.madde hükmünün aradığı anlamda bir “ilişki”nin bulunduğu anlaşılmıştır.
a……. Grubunda Bulunan Halka Açık Şirketlerde Sermaye Piyasası Kanununa Göre Yapılan İnceleme Neticesinde;
i- … Altın’ın %100 bağlı ortaklığı olarak İngiltere merkezli kurulan … Ltd. unvanlı şirkete ilişkin iş ve işlemlerin incelendiği 03.02.2016 tarih ve XXI-5/27-1, XXI-15/49-1 sayılı Denetleme Raporu ve konuya ilişkin 04/02/2016 tarih ve 4/145 sayılı suç duyurusu kararı,
ii- …… Grubu yöneticilerine ödenen ücret ve kar paylarına ilişkin 24.02.2016 tarih ve XXI-17/17-1, XXVI-12/9-1 sayılı Denetleme Raporu ve konuya ilişkin 04/03/2016 tarih ve 8/259 sayılı suç duyurusu kararı,
iii- …… Grubu şirketlerince gerçekleştirilen bağışlara ilişkin 24.02.2016 tarih ve XXI-17/17-1, XXVI-12/9-1 sayılı Denetleme Raporu ile 06.12.2016 tarih ve XXI-5/32-6, XXI-15/52-4 sayılı Denetleme Raporu ve konuya İlişkin 04.03.2016 Tarih ve 8/259 Sayılı suç duyurusu kararı,
iv- Himmetdede Altın Madeni Tesisi İnşaatı işinin, ilişkili taraf İK Akademi A.Ş. unvanlı firmaya verilerek, İpek Üniversitesi İnşaatının muvazaalı bir biçimde fonlanmasına ilişkin 19.04.2016 tarih ve XXI-5/29-3, XXI-15/50-2, XXVI-12/10-2 sayılı Denetleme Raporu ve konuya ilişkin 21/04/2016 tarih ve 13/458 sayılı suç duyrusu kararı,
v- İpek Medya Grubu Şirketlerinin (Kanaltürk, Bugün TV, Bugün ve Millet Gazeteleri) fonlanmasına ilişkin 06.12.2016 tarih ve XXI-5/31-5, XXI-15/51-3 sayılı Denetleme Raporu ve konuya İlişkin 09.12.2016 Tarih ve 34/1235 sayılı suç duyurusu kararı,
vi- …… Holding AŞ tarafından içeriği gider yansıtması olarak düzenlenen faturalar yoluyla halka açık … Grubu şirketleri ve bağlı ortaklıklarınca yüklenilen giderlerin, holding hakimiyetinin hukuka aykırı olarak kullanılıp kullanılmadığının tespitine ilişkin 05/05/2017 tarih ve XXI-5/35-3 sayılı Denetleme Raporu ve konuya ilişkin 10/05/2017 tarih ve E-5947 sayılı suç duyurusu kararı,
f- Yaşam Tv’ye özel koruma sağlanan personel giderleriyle ilgili düzenlenen 27.12.2018 tarih ve E-686 sayılı Denetleme Raporu ve konuya İlişkin 27.12.2018 tarih ve E-686 sayılı suç duyurusu kararı düzenlenmiştir.
b.Konuya İlişkin Düzenlenen Masak Raporlarında;
i.Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı’nca düzenlenmiş olan 04.08.2014 tarih, 2014/AR (71 ) -1 sayılı raporda özetle; … Altın A.Ş tarafından İngiltere merkezli … Ltd’nin seçim sonuçlarından hemen sonra kurulması ve madenlerden gelen paranın bu iştirake konularak yurtdışına çıkarılacağı ihtimalini doğurduğu bildirilmiştir.
ii.Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı’nca düzenlenmiş olan 05/05/2017 tarih ve e-9496 sayılı değerlendirme raporunda özet olarak ;
Halka açık … Grubu şirketlerince… Üniversitesi ve Vakfa, Holding tarafından ise… Üniversitesi, Vakıf ve Turgut Özal Üniversitesine [ve Kimse Yok mu Demeğine] yapılan bağışlar, İpek Enerji, … Anadolu ve … Altın tarafından 2007-2015 yılları arasında… Medya Grubu şirketlerine (Yaşam TV(Kanaltürk TV ve Kanaltürk Radyo), Bugün TV, … Basın Basım (Bugün ve Millet gazeteleri) 01.12.2016 tarihi itibariyle en az 450.993.031 TL (paranın bugünkü değeri göz önüne alındığında 762.359.124 TL) tutarındaki sermaye ödemeleri veya cari hesap ilişkisi yoluyla fon/kaynak aktarma işlemleri,
2008-2015 döneminde halka açık … Grubu şirketlerince (Holding, … Altın, … Anadolu, İpek Enerji, ATP İnşaat, …… Basın, ATP … Turizm, Özdemir Antimuan, … Prodüksiyon ve Yaşam TV) İpek Üniversitesi’ne 218.570.823 TL, Vakfa 9.774.656 TL; Holding tarafından ise… Üniversitesi’ne 34.133.027 TL, Vakfa 22.387.015 TL, Turgut Özal Üniversitesi’ne 38.297.936 TL ve Kimse Yok Mu Demeğine 300.000 TL tutarlarında yapılan bağış işlemleri,
hakkında milli güvenliğe tehdit oluşturan bir terör örgütüne aidiyeti, irtibatı veya iltisakı olan yapılara aktarılmasını ihtiva etmesi hasebiyle, söz konuşa işlemlerin 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun hükümleri kapsamında değerlendirilmesi kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır.
c.İlk Derece Mahkemesince görevlendirilen bilirkişi heyeti incelemeleri neticesinde hazırladıkları 17.12.2018 tarihli bilirkişi kurulu raporunda;
i. … Altın’ın %100 bağlı ortaklığı olarak İngiltere merkezli kurulan … Ltd. unvanlı şirkete ilişkin iş ve işlemlerin incelendiği 03.02.2016 tarih ve XXI-5/27-1, XXI-15/49-1 sayılı denetleme raporuna konu iddialarla ilgili yapılan bilirkişi incelemesinde İngiltere merkezli kurulan … Ltd. unvanlı şirketin tüm malvarlığının yönetiminin piyasa teamülleri, ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı şartlar içeren anlaşmalar veya ticari uygulamalarla, 11.09.2015 tarihinde … Altın’la sermaye ve yönetim bakımından ilişkili olan sanıklar Hamdi Akın… ve …’e verilerek … Ltd.’deki yönetim kontrolünün kaybedilmesine yol açtığı, Halka açık … Altın A.Ş üzerinde 26.10.2015 tarihine kadar gücü, kontrolü ve hakimiyeti elinde bulunduran… Ailesi Fertleri ve Yetkili Yöneticileri Sanıklar Hamdi Akın… ve … tarafından … LTD. Şirketinde 11.09.2015 tarihinde tesis edilen yönetim imtiyazları yoluyla kendilerine doğru aktarılan örtülü kazanç miktarının 60.000.000,00 GBP olduğu, 11.09.2015 tarihi için TCMB’ce 1 GBP’un efektif satış kuru olarak belirlenen ve ilan edilen 4,7050 ₺ üzerinden 60 milyon GBP’un ₺ karşılığının 282.300.000,00 ₺ olduğu, buna göre, Sanıklar tarafından halka açık … ALTIN AŞ’nin karında ve malvarlığında 60 milyon GBP (=11.09.2015 tarihi itibariyle 282,3 milyon ₺) tutarında azalmaya yol açıldığı ve/veya bu tutarda zarara sebebiyet verildiği, bu eylemden sorumluluğun sanıklar Hamdi Akın… ve …’te olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
ii. …… Grubu yöneticilerine ödenen ücret ve kar paylarına ilişkin 24.02.2016 tarih ve XXI-17/17-1, XXVI-12/9-1 sayılı denetleme raporuna konu iddialarla ilgili yapılan bilirkişi incelemesinde … Altın A.Ş üzerinde gücü, kontrolü ve hakimiyeti elinde bulunduran… Ailesi Fertleri Yönetim Kurulu Üyeleri Sanıkların yönetim, denetim ve kontrolünde bulunan halka açık … ALTIN AŞ tarafından, 2010-2015 döneminde finansal menfaatler (ücret + ikramiye + kar payı) ödenmesi yoluyla ilişkili tarafları teşkil eden Yönetim Kurulu Üyeleri Sanıklar Hamdi Akın…, …, … ve Pelin ZENGİNER (İPEK)’in, kendilerine icracı yöneticiler için 14.900.499,-TL ve icracı olmayan yöneticiler için de 748.682,-TL tutarlarındaki emsallerine göre bariz şekilde yüksek olarak sırasıyla 15.816.864,-TL, 15.776.429,-TL, 29.691.859,-TL ve 29.695.691,-TL olmak üzere genel toplamda 90.980.843,-TL tutarında örtülü kazanç aktarımı yaptıkları, buna göre örtülü kazanç aktarım meblağının ve zarar tutarının 90.980.843,-TL olduğu, sonuçta halka açık … ALTIN AŞ ‘in karında ve malvarlığında 90.980.843,-TL tutarında azalmaya yol açıldığı ya da bu tutarda zarara uğratıldığı, yönetim kurulu üyelerine yöneticilik sıfatları nedeniyle kardan pay verilmesi işlemlerinde, Sanıklar Hamdi Akın…, …, … ve Pelin Zenginer’in, yönetim kurulu üyeleri olarak genel kurula kar dağıtım önerisinde bulunmaları ve hakim ortaklar sıfatlarıyla da bu önerileri genel kurulda kendileri ve/veya temsilcileri vasıtasıyla onaylayarak kendilerine meblağlarını kabul ettikleri fahiş miktarlarda maddi finansal fayda – menfaat sağlamaları sebepleriyle bu eylemden sorumluluğun sanıklar Hamdi Akın… ve …’te olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
iii. …… Grubu şirketlerince gerçekleştirilen bağışlara ilişkin 24.02.2016 tarih ve XXI-17/17-1, XXVI-12/9-1 sayılı denetleme raporu ile 06.12.2016 tarih ve XXI-5/32-6, XXI-15/52-4 sayılı denetleme raporlarına konu iddialarla ilgili yapılan bilirkişi incelemesinde Halka açık … Altın A.Ş, İpek Enerji A.Ş ve … Anadolu A.Ş’nin doğrudan ve dolaylı toplam 228.345.480,35 ₺ tutarında sermaye veya malvarlığı kaybına uğramasına sebep olan ilişkili taraflar… Üniversitesi’ne ve …-İpek Vakfı’na 2011-26.10.2015 döneminde bağışlar yapılması işlemlerinde, Sanıklar Hamdi Akın…, …, … ve Pelin Zenginer (İpek)’in; bağış yapan Şirketlerin Yönetim Kurulları ve Genel Kurulları üzerinden bağış yapma kararlarını almaları ve bağışları aktarmaları / aktartmaları ile bağış yapılan Kurumlarda da Yöneticiler olarak bu bağışları kullanmaları sebepleriyle, İddianamede yer alan Mülga 2499 sayılı SPKn.’nun 47/I-A-6 ve Meri 6362 sayılı Kanun’un 110/1-c maddelerindeki örtülü kazanç aktarımı suçunu işledikleri, diğer bir ifadeyle 2499 sayılı SPKn.’nun 47/I-A-6 ve 6362 sayılı Kanun’un 110/1-(c) maddelerindeki örtülü kazanç aktarımı suçunun faillerinin, halka açık … Altın A.Ş’nin 26.10.2015 tarihine kadar Yönetim Kurulu Üyeleri olan Sanıklar Hamdi Akın…, …, … ve Pelin Zenginer olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
iv. Himmetdede Altın Madeni Tesisi İnşaatı işinin, ilişkili taraf İK Akademi A.Ş. unvanlı firmaya verilerek, İpek Üniversitesi İnşaatının muvazaalı bir biçimde fonlanmasına ilişkin 19.04.2016 tarih ve XXI-5/29-3, XXI-15/50-2, XXVI-12/10-2 sayılı denetleme raporuna konu iddialarla ilgili yapılan bilirkişi incelemesinde halka açık … Altın AŞ tarafından 23.07.2012- 02.12.2013 tarihleri arasında ilişkili taraf İK AKADEMİ AŞ’ye Himmetdede Altın Madeni Tesisi İnşaatı İşinin ihalesi ve sonrasında yapılan avans ödemelerinin toplamının KDV hariç 116.559.689,91 ABD Doları (=Hak ediş olarak: 97.698.437,64 $ + Avans olarak: 18.861.252,27 $) olduğu, İK AKADEMİ AŞ’nin ise bu Tesis İnşaatı dolayısıyla yüklendiği toplam maliyetin 49.279.712,09 ABD Doları olduğu, bu durumda halka açık … ALTIN AŞ tarafından ilişkili taraf İK AKADEMİ AŞ’ye aktarılan kazanç tutarının veya İK AKADEMİ AŞ tarafından halka açık … ALTIN AŞ’den sağlanan kazanç tutarının 67.279.977,82 ABD Doları (=116.559.689,91 $ – 49.279.977,82 $) olduğu, örtülü kazanç miktarının son hak ediş fatura tarihi olan 31.03.2014 tarihinde netleştiği ve kesinleştiği dikkate alındığında, bu tarihteki Gösterge Niteliğindeki TCMB döviz kurlarındaki ABD Dolarının ‘efektif satış kuru’olan 2,1628 ₺ (1,-$ = 2,1628 ₺) üzerinden örtülü kazanç miktarı 67.279.977,82 ABD Doları tutarın ₺ karşılığının 145.513.136,02 ₺ olduğu,
Halka açık … ALTIN AŞ’nin doğrudan faiz hariç nominal 67.279.977,82 ABD Doları (=145.513.136,02 ₺) tutarında sermaye veya malvarlığı kaybına uğramasına sebep olan Himmetdede Altın Madeni Tesisi İnşası İşinin ilişkili taraf İK AKADEMİ AŞ’ye ihale edilmesinde ve sonrasında 10.08.2012 tarih ve 2012/24 sayılı Yönetim Kurulu Kararını imzalayan ve hak ediş bedellerini ödeme gerekçesiyle para aktarmaya yol açan 127 avans ödeme talimatlarını imzalayıp yazılı onay vererek avans ödemelerini gerçekleştiren Sanıklar Hamdi Akın… ve …’in; gerek ana Şirket … ALTIN AŞ’deki ve gerekse ilişkili Şirket İK AKADEMİ A.Ş üzerindeki yönetim, kontrol ve hakimiyet yetkilerini kullanarak konuyla ilgili tüm işlemleri ve uygulamaları yapmaları ve/veya yaptırtmaları sebebiyle İddianamede yer alan 6362 sayılı Kanun’un 110/1-(b) ve 110/1-(c) maddesindeki örtülü kazanç aktarımı suçunu işledikleri, diğer bir ifadeyle 6362 sayılı Kanun’un 110/1-(b) ve 110/1-(c) maddesindeki örtülü kazanç aktarımı suçunun faillerinin Sanıklar Hamdi Akın… ve … olduğu,
Buna karşılık İddianamede, bu örtülü kazanç aktarımı suçu nedeniyle 6362 sayılı Kanun’un 110/1 inci maddesi kapsamında cezalandırılması talep edilen İK AKADEMİ AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Sanık … ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sanık …’in; İPEK Ailesi Fertleriyle akrabalık bağı olmasına rağmen …-İPEK sermaye Grubu içinde bulunmamaları, İK AKADEMİ AŞ unvanlı bağlı yavru şirkette ve grubun bünyesindeki diğer şirket ve kuruluşlarda güven bağına dayalı olarak bir tür profesyonel Yönetici konumunda görev yapmaları, yavru Şirketin önemli kararlarının tamamen ana Şirketteki… Ailesi Fertleri Sanıklar Hamdi Akın… ve … tarafından kontrol ve hakimiyet ilişkisi yoluyla verilmesi, yavru şirkette yönetici olan sanıklar … ve …’in iradi kararlarıyla herhangi bir önemli karar verme ve uygulama konumlarının olmaması, halka açık ana şirketin karını veya malvarlığını azaltacak karar, işlem, uygulama yapmaya yavru şirketin yöneticileri olan bu sanıkların hukuken ve fiilen hak ve yetkilerinin bulunmaması, somut olayda hakim ortak statüsü ve konumunda bulunmayan bu sanıkların örtülü kazanç aktarımı suçunu işleme ehliyetlerinin olmaması ve örtülü kazanç aktarımı eylemine ve işlemlerine karar veren, yapan ve yaptırtan hakim ortak sanıklar Hamdi Akın… ve …’in ilişkili tarafı teşkil eden İK AKADEMİ AŞ’ye örtülü olarak aktardıkları kazancın, İK AKADEMİ AŞ’nde Yönetici konumunda bulunan sanıklar … ve …’in şahsi servetlerine – şahsi malvarlıklarına aktarılmamış bulunması hususları bir bütün olarak dikkate alındığında, sanıklar … ile …’in eylemlerinin 6362 sayılı Kanun’un 110/1 inci maddesi kapsamına girmediğinin mütalaa edildiği belirtilmiştir.
v. İpek Medya Grubu Şirketlerinin (Kanaltürk, Bugün TV, Bugün ve Millet Gazeteleri) fonlanmasına ilişkin 06.12.2016 tarih ve XXI-5/31-5, XXI-15/51-3 sayılı denetleme raporuna konu iddialarla ilgili yapılan bilirkişi incelemesinde Halka açık … ANADOLU A.Ş ve… ENERJİ AŞ’nin bağlı Ortaklığı… İNŞAAT AŞ’nin ve dolayısıyla halka açık … ANADOLU AŞ ve… ENERJİ AŞ’nin toplam nominal 450.993.031,-TL tutarında sermaye veya malvarlığı kaybına uğramasına sebep olan ilişkili taraflar Medya Şirketleri BUGÜN TELEVİZYON A.Ş, YAŞAM TELEVİZYON A.Ş, …… BASIN BASIM AŞ ve …… GAZETECİLİK AŞ’ne hisse satın alma, sermaye ödemesi yapma ve borç verme yöntemleriyle yapılan fon / kaynak aktarımı işlemlerinde, Sanıklar Hamdi Akın…, … ve …’in; fon aktaran Şirkette Yönetim Kurulu Üyeleri olarak fon aktarım yapma kararlarını almaları ve fonun aktarımını yaptırmaları ile fon aktarılan Medya Kuruluşlarının (Bugün TV, Kanaltürk TV, Bugün ve Millet Gazeteleri) Yönetimlerini kontrol etmeleri sebepleriyle İddianamede yer alan Mülga 2499 sayılı SPKn.’nun 47/I-A-6 ve Meri 6362 sayılı Kanun’un 110/1-b ve c maddelerindeki örtülü kazanç aktarımı suçunu işledikleri, diğer bir ifadeyle 2499 sayılı SPKn.’nun 47/I-A-6 ve 6362 sayılı Kanun’un 110/1-b ve c maddelerindeki örtülü kazanç aktarımı suçunun faillerinin, Şirketlerin 26.10.2015 tarihine kadar Yönetim Kurulu Üyeleri olan Sanıklar Hamdi Akın…, … ve … olduğu, belirtilmiştir.
vi. …… Holding AŞ tarafından içeriği gider yansıtması olarak düzenlenen faturalar yoluyla halka açık … Grubu şirketleri ve bağlı ortaklıklarınca yüklenilen giderlerin, holding hakimiyetinin hukuka aykırı olarak kullanılıp kullanılmadığının tespitine ilişkin 05/05/2017 tarih ve XXI-5/35-3 sayılı denetleme raporuna konu iddialarla ilgili yapılan bilirkişi incelemesinde Halka açık … ALTIN AŞ ve… ENERJİ AŞ ile bunların bağlı Ortaklıkları ÖZDEMİR ANTİMUAN A.Ş, ATP İNŞAAT A.Ş, ATP HAVACILIK AŞ ve …… SİGORTA AŞ’nin toplam nominal 20.372.770,73 ₺ tutarında sermaye veya malvarlığı kaybına uğratılarak 31.12.2012 – 26.10.2015 dönemindeki yansıtma faturalarıyla özel – şahsi ve halka açık Şirketlere fayda ve katkı sağlamayan harcamaların – giderlerin ilişkili taraf …… HOLDİNG AŞ’ne aktarım işlemlerinde, Sanıklar Hamdi Akın…, … ve Pelin ZENGİNER (İPEK)’in; gerek yansıtma faturalarını düzenleyen …… HOLDİNG AŞ’nin Yönetim Kurulu Üyeleri / Yöneticileri olarak yansıtma faturalarını düzenlettirerek giderleri halka açık Şirketlere yükletmeleri, gerekse Grubun halka açık Şirketleri ile bağlı Ortaklıklarının Yönetim Kurulu Üyeleri / Yöneticileri olarak bu giderlerin Şirketlerce üstlenmelerini sağlayarak bedellerini …… HOLDİNG A.Ş’ye aktartmaları sebepleriyle İddianamede yer alan6362 sayılı Kanun’un 21. ve 110/1-(b) ve (c) maddelerindeki örtülü kazanç aktarımı suçunu işledikleri, diğer bir ifadeyle 6362 sayılı Kanun’un 21. ve 110/1-(b) ve (c) maddelerindeki örtülü kazanç aktarımı suçunun faillerinin, Şirketlerin 26.10.2015 tarihine kadar Yönetim Kurulu Üyeleri olan Sanıklar Hamdi Akın…, … ve Pelin ZENGİNER (İPEK) olduğu belirtilmiştir.
d. Tüm bu hususlar çerçevesinde ilk derece mahkemesinin kanaati;
…… Grubu şirketlerince… Üniversitesi ve …… Vakfı’na gerçekleştirilen bağışlar, Himmetdede Altın Madeni Tesisi İnşaatı işinin, ilişkili taraf İK Akademi A.Ş. unvanlı firmaya verilerek, İpek Üniversitesi İnşaatının muvazaalı bir biçimde fonlanması ve… Medya Grubu Şirketlerinin (Kanaltürk, Bugün TV, Bugün ve Millet Gazeteleri) fonlanmasının Fetö/pdy silahlı terör örgütünün faaliyetlerinin devamlılığına ilişkin olduğunun tespit edildiği,
… Altın A.Ş’nin … Ltd. Vasıtası ile 60.000.000,00 GBP zarara uğratılması eyleminin … Grubu şirketlerin soruşturulmaya başlanması sonrasında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün faaliyetlerine devam edebilmesi, varlığını sürdürmesi vb. amaçlarla yurtdışına aktarıldığı,
… Altın A.Ş. üzerinde gücü, kontrolü ve hakimiyeti bulunduran… ailesi fertleri yönetim kurulu üyeleri sanıkların yönetim, denetim ve kontrolünde bulunan halka açık … Altın A.Ş. Tarafından 2010-2015 döneminde finansal menfaatler (ücret+ikramiye+kar payı) ödenmesi yoluyla ilişkili tarafları teşkil eden yönetim kurulu üyeleri Hamdi Akın…, …, … ve Pelin Zenginer’in kendilerine emsallerine göre bariz şekilde yüksek olarak kar payı ödemesi aldıkları ve bu kar paylarının FETÖ/PDY’nin amaçları doğrultusunda “himmet” olarak dağıtıldığı bu suretle şirketlerin elde ettiği karın yönetim kurulu üyeleri üzerinden örgütün amaçları için kullanıldığı tespitinin yapıldığı,
İpek ailesinin örgüt menfaatine halka açık şirketleri kullandıkları, örgütün amacını gerçekleştirmek için gerçek alıcısı kendisi olmadığı halde gazete almış gibi kendisine fatura kestirdiği, söz konusu gazeteleri örgüt amaçları doğrultusunda abonelikler vasıtasıyla halka yaydıkları, bu suretle örgüte hem gelir sağladıkları hem de örgütün propagandasını yapmak suretiyle kamuoyu nezdinde meşruluğunu artırmasına hizmet ettikleri, bunun için de halka açık şirketin karını kullandıkları tespitlerinin yapıldığı,
… Grubu şirketlerin ve… ailesinin kontrolünde olan vakıf ile vakfa bağlı üniversitenin Fetö/pdy silahlı terör örgütü bağlantısının ortaya konulduğu,
…… Holding’in ortağı olduğu Atlantik Eğitim Kurumları vasıtası ile himmet akladığının ortaya konulduğu,
Anlaşılmakla;
Herşeyden önce Sermaye Piyasası Kanununa muhalefet suçları bakımından denetime konu olan ve yargılama konusu yapılan halka açık şirketlerin… ailesinin yönetim ve sermaye bakımından kontrolünde ve dolayısı ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hizmetinde olduğu, sanıkların sermaye piyasası kanuna muhalefet etmelerinin tek başına bireysel bir eylem olmayıp örgüt talimatı doğrultusunda gerçekleşen sistematik ve süregelen bir eylem niteliğinde olduğu kanaatine varılmıştır.
i. … Ltd’nin … Altın A.Ş’nin %100 bağlı ortaklığı olarak 24.03.2014 tarihinde İngiltere merkezli olarak kurulduğu ve 30 Mart 2014 yerel seçimlerinden bir … sonra yani 31.03.2014 tarihinde 60.000.000,00 GBP tutarındaki sermayenin … Altın A.Ş’nin Garanti Bankası Ankara Ticari Şubesindeki hesaplarından BBVA adlı bankanın Londra Şubesinde açılan hesaplarına ödendiği, kuruluştan hemen sonra ödenen bu sermayenin yaklaşık 2 yıl boyunca ilgili bankanın hesaplarında nakit olarak bekletildiği, sanıklar hakkında yapılan soruşturma kapsamında ortağı oldukları …… Holding A.Ş ve bağlı şirketlerde gerçekleştirilen 01.09.2015 tarihli aramadan hemen sonra 11.09.2015 tarihinde sanıklar Hamdi Akın… ve …’in … Altın A.Ş’nin yönetim kurulu kararı olmaksızın … Ltd’nin 24.03.2014 tarihli esas sözleşmesinde değişikliğe giderek 2 adet A grubu beheri 1 GBP olan imtiyazlı pay yarattıkları ve … Ltd’nin ana ortağı olan … Altın A.Ş’nin 11.09.2015 tarihli yazılı onayının 26.09.2015 tarihinde İngiliz Ticaret Siciline sunulduğu, … Altın A.Ş adına yazılı onayın yönetim kurulu üyeleri sanıklar Hamdi Akın… ve … tarafından imzalandığı, 02.11.2015 tarihinde de … Ltd’nin sermayesinin 2 GBP artırıldığının tescil ve ilan edildiği, … Ltd’nin 26.09.2015 tarihinde tescil edilen yeni 26. maddesine göre şirketin yönetimi, idaresi, temsili ve tasfiyesinin A grubu pay sahiplerinin onayının şart koşulduğu, böylelikle ana ortak olan … Altın A.Ş’nin yönetim kurulu kararı olmaksızın yaratılan imtiyazla yönetime katılma ve malvarlığında tasarruf etme imkanının ortadan kaldırıldığı, bu işlem nedeniyle halka açık … Altın A.Ş ve pay sahiplerinin 31.03.2014 tarihi itibariyle toplamda 60.000.000 GBP yani yaklaşık 214.000.000,00 TL zarara uğratıldığı ve bu parayı örtülü olarak sanıklar Hamdi Akın… ve …’in kendilerine aktardıkları, netice olarak … Altın A.Ş’nin %100 bağlı ortaklığı olarak İngiltere merkezli kurulan … Ltd. unvanlı şirketin tüm malvarlığının yönetiminin piyasa teamülleri, ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı şartlar içeren anlaşmalar veya ticari uygulamalarla sanıklar Hamdi Akın… ve …’in eline geçtiği, yönetim imtiyazı ihdası işlemlerinin sanıklar Hamdi Akın… ve …’in talimatları ve yazılı onaylarıyla gerek ana şirket … Altın AŞ’deki ve gerekse bağlı – yavru Şirket … Ltd.’deki yönetim yetkileri kullanılarak yapıldığı anlaşılmakla her ne kadar sanık … üzerine atılı suçlamayı kabul etmemişse de mali suçları araştırma kurulu başkanlığı’nca düzenlenmiş olan 04.08.2014 tarih, 2014/AR (71 ) -1 sayılı rapor ve 17.12.2018 tarihli bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesince sanığın savunmalarının kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olduğu anlaşıldığından itibar edilmemiş ve sanık …’in üzerine atılı 6362 sayılı Kanun’un 110/1-c maddesindeki örtülü kazanç aktarımı yasağını ihlal ederek maddenin atıf yaptığı TCK’nın 155/2 maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu işlediği vicdani kanaatine varılmıştır.
ii…. Altın A.Ş’nin yönetiminin asıl itibariyle… ailesinde olduğu, sanıklar Hamdi Akın… ve Cafer Tekin’in icracı yöneticiler, sanıklar … ve Pelin Zenginer(İpek)’in ise icracı olmayan yönetici konumunda oldukları, diğer sanıkların yönetim kurulu üyeliklerinin ise sembolik olduğu, şirketi dışa karşı temsil ve ilzamın sanıklar Hamdi ve Cafer’in münferit ya da birlikte imzaları ile olduğu, 2010-2015 döneminde finansal menfaatler (ücret + ikramiye + kar payı) ödenmesi yoluyla ilişkili tarafları teşkil eden yönetim kurulu üyeleri sanıklar Hamdi Akın…, …, … ve Pelin Zenginer’in, kendilerine icracı yöneticiler için 14.900.499,-TL ve icracı olmayan yöneticiler için de 748.682,-TL tutarlarındaki emsallerine göre bariz şekilde yüksek olarak sırasıyla 15.816.864,-TL, 15.776.429,-TL, 29.691.859,-TL ve 29.695.691,-TL olmak üzere genel toplamda 90.980.843,-TL tutarında örtülü kazanç aktarımı yaptıkları, halka açık … Altın A.Ş ‘nin karında ve malvarlığında 90.980.843,-TL tutarında azalmaya yol açıldığı ya da bu tutarda zarara uğratıldığı, yönetim kurulu üyelerine yöneticilik sıfatları nedeniyle kardan pay verilmesi işlemlerinde, sanıklar Hamdi Akın…, …, … ve Pelin Zenginer’in, yönetim kurulu üyeleri olarak genel kurula kar dağıtım önerisinde bulunmaları ve hakim ortaklar sıfatlarıyla da bu önerileri genel kurulda kendileri ve/veya temsilcileri vasıtasıyla onaylayarak kendilerine meblağlarını kabul ettikleri fahiş miktarlarda maddi finansal fayda – menfaat sağlamaları sebepleriyle sorumluluğun kendilerinde olduğu anlaşılmakla her ne kadar sanıklar Cafer ve Melek üzerlerine atılı güveni kötüye suçlamasını kabul etmemişseler de SPK denetleme raporu ve 17.12.2018 tarihli bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesince sanıkların savunmalarının kendilerini suçtan kurtarmaya yönelik olduğu anlaşıldığından itibar edilmemiş ve üzerlerine atılı 6362 sayılı Kanun’un 110/1-c maddesindeki örtülü kazanç aktarımı yasağını ihlal ederek maddenin atıf yaptığı TCK’nın 155/2 maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu işlediği vicdani kanaatine varılmıştır.
iii. 2008-2015 tarihleri arasında halka açık … Altın A.Ş, İpek Enerji A.Ş ve … Anadolu A.Ş tarafından ilişkili olan ve olmayan tarafların tümüne aynı dönemde yaptığı bağışların toplamının 243.340.320,90 tl olduğu, bu meblağın 228.345.480,35 tl’lik kısmının ise ilişkili taraflar… Üniversitesi ve …… Eğitim Sağlık Hizmet Yardım Vakfı’na yapıldığının anlaşıldığı,”B” harfi ile başlayan bölümde ayrıntısı açıklandığı üzere İpek Üniversitesi’nin yapısına bakıldığında kurucu vakfının …… Eğitim Sağlık Hizmet Yardım Vakfı (Vakıf) olduğu, Vakfın kurucularının ise … Altın, Holding, ATP İnşaat, Hamdi Akın…, …, … ve Pelin Zenginer olduğu, …… Eğitim Sağlık Hizmet Yardım Vakfının yapısı içerisinde en yüksek karar organı olan mütevelli heyetin gerçek kişiler Hamdi Akın…, …, … ve Pelin Zenginer ile Holding, ATP İnşaat AŞ ve … Altın A.Ş. tüzel kişilerinin vakıf temsilcilerinden oluşmakta olduğu ve yönetiminin… Ailesinin kontrolünde olduğu görülmektedir. İpek Üniversitesinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün eğitim ayağını oluşturmak üzere inşa edildiği, inşaat maliyetinin de İK Akademi AŞ’ye aktarılan örtülü kazanç aktarımı ile fonlandığı, görsel medyada ifşa olan bazı video görüntülerinde üniversitenin tanıtımının sanık Hamdi Akın… tarafından bizzat FETÖ elebaşısına yapıldığı, …… Eğitim Sağlık Hizmet Yardım Vakfı’nın kurucuları ve mütevelli heyetinde bulunan sanıklar … ve … hakkında Fetö silahlı terör örgütüne üyelikten mahkumiyet verilmiş olması, … Altın A.Ş ve… İnşaat A.Ş’nin de yukarı ki kısımlarda anlatıldığı üzere fetö silahlı terör örgütüne özgülenmiş olması dikkate alındığında anılan gerçek kişiler ve tüzel kişilerin kurucusu oldukları vakıf ve vakıf tarafından kurulan… Üniversitesi’nin Fetö silahlı terör örgütü ile aidiyetli, iltisaklı ve irtibatlı olduğu yönündeki 667 sayılı KHK ile kapatıldığı, …… Grubunun bünyesinde bulunan halka açık … Altın A.Ş, halka açık… Enerji A.Ş, halka açık … Anadolu A.Ş ile bunların bağlı ortaklıkları halka açık olmayan… İnşaat A.Ş, …… Basın Basım A.Ş, ATP … Turizm A.Ş, Özdemir Antimuan Maden A.Ş, Yaşam Televizyon A.Ş ve … Prodüksiyon A.Ş tarafından 2011-2015 yılları döneminde ilişkili tarafları teşkil eden… Üniversitesine ve …… Vakfına doğru yapılan bağışlar sırasıyla 190.766.774,47 TL, 2.000.000 TL, 4.228.285.35 TL, 25.230.542,08 TL, 835.710,19 TL, 289.137,53 TL, 4.350.000,00 TL, 597.788,00 TL VE 47.242,73 TL olmak üzere toplamda 228.345.480,35 ₺ olduğu, bu tutarın 218.570.823,93 TL’sinin… Üniversitesi’ne, 9.774.656,42 TL’sinin … İpek Eğitim Sağlık Hizmet Yardım Vakfı’na bağış olarak verildiği, İpek Üniversitesi ve …… Eğitim Sağlık Hizmet Yardım Vakfı’na yapılan toplam 228.345.480,35 ₺ tutarında bağışın emsalinin ise 55.173.830,39 tl olduğu, emsalden farklı olarak yapılan bu bağışlar sebebiyle 173.171.649, 96 tl tutarında kar veya malvarlığında azalmaya neden olunduğu, …… Grubunun halka açık olan … Altın A.Ş, İpek Enerji A.Ş ve … Anadolu A.Ş ile bunların bağlı ortaklıkları halka açık olmayan şirketler kullanılarak sürekli fon ihtiyacı içinde bulunan kuruluşlar olan Üniversite ve Vakfa sürekli ve artan miktarda kardan veya malvarlıklarından aktarımlarda bulunarak halka açık bu şirketlerin doğrudan ya da dolaylı olarak karlarının ya da malvarlıklarının azaltıldığı ya da zararlarının arttığı, her ne kadar biraz önce emsal bedel karşılaştırılması yapılmak suretiyle …… Grubunun halka açık şirketlerinin 2008-2015 yılları arasında ilişkili bulundukları… Üniversitesi ve …… Eğitim Sağlık Hizmet Yardım Vakfı’na emsalin çok üzerinde bağışlar yaparak örtülü kazanç aktardıkları belirtilmişse de… Üniversitesi ve …… Eğitim Sağlık Hizmet Yardım Vakfı’nın biraz önce de açıklandığı üzere FETÖ silahlı terör örgütünün eğitim ayağında kullanılmak üzere kurulmuş ve örgütün nihai amacı doğrultusunda örgüte özgülenmiş kuruluşlar olduğu değerlendirmesi ve kabulü karşısında söz konusu bağışların bu örgütün eğitimsel faaliyetlerine özgülenmiş olduğu, İpek ailesinin ilişkili tarafı olmasa idi bu bağışların yapılmasının mümkün olmaması da dikkate alındığında burada uygulanacak olan emsal değerin sıfır(0) olduğu anlaşılmakla halka açık … Altın A.Ş, İpek Enerji A.Ş ve … Anadolu A.Ş’nin doğrudan ve dolaylı toplam 228.345.480,35 ₺ tutarında sermaye veya malvarlığı kaybına uğramasına sebep olan ilişkili taraflar… Üniversitesi’ne ve …-İpek Vakfı’na 2011-26.10.2015 döneminde bağışlar yapılması işlemlerinde, sanıklar Hamdi Akın…, …, … ve Pelin Zenginer’in; bağış yapan Şirketlerin Yönetim Kurulları ve Genel Kurulları üzerinden bağış yapma kararlarını almaları ve bağışları aktarmaları / aktartmaları ile bağış yapılan Kurumlarda da Yöneticiler olarak bu bağışları kullanmaları sebepleriyle sorumlu oldukları anlaşılmakla her ne kadar sanıklar … ve … üzerlerine atılı güveni kötüye suçlamasını kabul etmemişseler de ilk derece mahkemesince SPK denetleme raporu ve 17.12.2018 tarihli bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde sanıkların savunmalarının kendilerini suçtan kurtarmaya yönelik olduğu anlaşıldığından itibar edilmemiş ve üzerlerine atılı 6362 sayılı Kanun’un 110/1-c maddesindeki örtülü kazanç aktarımı yasağını ihlal ederek maddenin atıf yaptığı TCK’nın 155/2 maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu işlediği vicdani kanaatine varılmıştır.
iv.Halka açık … Altın A.Ş İpek Enerji A.Ş ve … Anadolu A.Ş’nin doğrudan ve dolaylı olarak toplam 67.279.977,82 ABD Doları tutarın ₺ karşılığının 145.513.136,02 ₺ zarara uğratılması işlemlerine ilişkin yapılan değerlendirmede … Altın A.Ş’nin 10.08.2012 tarih ve 2012/24 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile Himmetdede Altın Madeni Tesisi İnşası İşinin ilişkili taraf İK Akademi AŞ’ye ihale edildiği, mali, teknik ve personel anlamında yetersiz olduğu anlaşılan İK Akademi A.Ş’ye ihale edilmesinin tesis inşasına ilişkin ihalenin gerçek bir ihale olmayıp kurgu olduğunu gösterdiği, tesisin ihale sürecinde ihale dosyası gönderilen dört farklı şirket ile bu ihale öncesinde ve sonrasında herhangi bir ticari ilişki kurulmadığı, bazı ihaleci firmaların ihaleye iştirak etmedikleri ve fiyat teklifi yapmadıklarını resmi yazı ile bildirmeleri ihalenin kurgu olduğunu destekler mahiyette olduğu, her ne kadar ihale fiyatının adil ve makul olduğuna dair Denet Ymm tarafından rapor düzenlenmişse de Değerleme Raporunun ciddi hatalar içermesi ve buradaki değerin emsal olarak alınmasının mümkün bulunmaması, İK Akademi A.Ş ile imzalanan Sözleşmenin daha sonraki bir tarihte düzenlenmesi, Tesis inşaatının mühendislik, satın alma ve yapımının – imalatının tamamına yakınının … Altın AŞ ve …… Tedarik A.Ş bünyesinde gerçekleştirilmiş olması, İK Akademi A.Ş’nin yasal muhasebe defterlerinin bile … Altın A.Ş ile aynı binada faaliyet gösteren …… Holding A.Ş bünyesinde tutulması, Himmetdede Tesisinin inşaatının görünüşte İK Akademi AŞ üzerinden yürütülüp fiilen … Altın A.Ş bünyesinde devam ederken işin tamamının finansmanının da doğrudan … Altın A.Ş tarafından yüklenilmesi, finansmanın yanı sıra mali risklerin tamamının da … Altın A.Ş tarafından üstlenilmesi, … Altın A.Ş’nin bu iş için olağanın ötesinde mali riskler üstlenmesi, Sözleşme bedelinin maliyetin çok üzerinde olması, Tesis inşaatı için İK Akademi A.Ş’nin katlandığı maliyetlerin Sözleşme bedelinin oldukça fazla altında kalması, İK Akademi A.Ş hesaplarına göre maliyetin 49.279.712,09 ABD Doları tutarında gerçekleşirken bu maliyete ilişkin hak ediş fatura bedelinin KDV hariç 97.698.437,64 ABD Doları olması, yani … Altın A.Ş’nin KDV hariç 97.698.437,64 ABD Doları bedelle satın aldığı hizmetin maliyetinin aslında 49.279.712,09 ABD Doları olması, İK Akademi A.Ş’ye maliyetin üzerinde fazladan yapılan aktarım ile… Üniversitesi binalarının inşaatının fonlanması hususları bir bütün olarak dikkate alındığında, halka açık … Altın A.Ş tarafından İK Akademi A.Ş’ye maliyetin üzerinde aktarılan faiz hariç toplam 67.279.977,82 ABD Doları (=145.513.136,02 ₺) tutarındaki meblağın tamamının emsallerine uygunluk ilkesine aykırı olarak aktarıldığı, bu aktarımın piyasa teamülleri ve ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine de aykırı olduğu, bu yolla halka açık … Altın A.Ş’nin karının veya malvarlığının doğrudan, … Altın A.Ş’nin doğrudan ve dolaylı ortakları olan halka açık… Enerji A.Ş ve … Anadolu A.Ş’nin karının veya malvarlığının ise dolaylı olarak faiz hariç nominal 67.279.977,82 ABD Doları (=145.513.136,02 ₺) tutarında azaltılmış olduğu anlaşılmakla her ne kadar sanık … üzerine atılı suçlamayı kabul etmemişse de ilk derece mahkemesince SPK denetleme raporu ve 17.12.2018 tarihli bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde sanığın savunmalarının kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olduğu anlaşıldığından itibar edilmemiş ve sanık …’in 6362 sayılı Kanun’un 110/1-(b) ve 110/1-(c) maddesindeki örtülü kazanç aktarımı yasağını ihlal ederek maddenin atıf yaptığı TCK’nın 155/2 maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu işlediği vicdani kanaatine varılmıştır.
Her ne kadar iddianame ile atılı örtülü kazanç aktarımı suçu nedeniyle 6362 sayılı Kanun’un 110/1 inci maddesi kapsamında cezalandırılması talep edilen İK Akademi A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Sanık … ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sanık …’in; İpek Ailesi Fertleriyle akrabalık bağı olmasına rağmen …-İpek sermaye Grubu içinde bulunmamaları, İK Akademi AŞ unvanlı bağlı – yavru şirkette ve Grubun bünyesindeki diğer şirket ve kuruluşlarda güven bağına dayalı olarak bir tür profesyonel yönetici konumunda görev yapmaları, yavru şirketin önemli kararlarının tamamen ana şirketteki… ailesi fertleri sanıklar Hamdi Akın… ve … tarafından kontrol ve hakimiyet ilişkisi yoluyla verilmesi, yavru şirkette yönetici olan sanıklar … ve …’in iradi kararlarıyla herhangi bir önemli karar verme ve uygulama konumlarının olmaması, halka açık ana şirketin karını veya malvarlığını azaltacak karar, işlem, uygulama yapmaya yavru şirketin yöneticileri olan bu sanıkların hukuken ve fiilen hak ve yetkilerinin bulunmaması, somut olayda hakim ortak statüsü ve konumunda bulunmayan bu sanıkların örtülü kazanç aktarımı suçunu işleme ehliyetlerinin olmaması ve örtülü kazanç aktarımı eylemine ve işlemlerine karar veren, yapan ve yaptırtan hakim ortak sanıklar Hamdi Akın… ve …’in ilişkili tarafı teşkil eden İK Akademi A.Ş’ye örtülü olarak aktardıkları kazancın, İK Akademi A.Ş’nde yönetici konumunda bulunan sanıklar … ve …’in şahsi servetlerine, şahsi malvarlıklarına aktarılmamış bulunması hususları bir bütün olarak dikkate alındığında, sanıklar … ile … bakımından atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.
v. 2007-2015 yılları arasında… İnşaat A.Ş’nin doğrudan ve dolayısı ile bağlı olduğu Halka açık … Anadolu A.Ş ve… Enerji A.Ş ile bağlı ortaklığı halka açık … Altın A.Ş’den elde etmiş olduğu 927.412.419 TL’nin 450.993.031 TL’sini grubun medya şirketleri olan BUGÜN TELEVİZYON A.Ş, YAŞAM TELEVİZYON A.Ş, …… BASIN BASIM AŞ ve …… GAZETECİLİK AŞ’ne hisse satın alma, sermaye ödemesi yapma ve borç verme yöntemleriyle aktardığı, anılan medya şirketlerinin… İnşaat A.Ş’nin %100 bağlı ortaklığı olduğu bu minvalde ilişkili şirketler olduğu, medya şirtkelerinin nakit gelir üretemediği ve her yıl zarar ettikleri, işletme sermayesine ihtiyaçlarının bu nedenle… İnşaat A.Ş tarafından karşılandığı, medya şirketlerine yönetenler ile… İnşaatını yönetenlerin ve karar alıcı konumunda bulunan kişilerin aynı veya birlikte hareket eden kişiler olduğu, medya şirketlerinden alınan sermaye artırımı kararının ardından ana ortak… İnşaat A.Ş yönetim kurulunda da bu yönde karar alınmasının şirketlerin birlikte ve tek bir elden yönetildiğini gösterdiği, …-İpek grubunun medya şirketlerinin değerinin 148.500.000 tl olduğu, medya şirketlerine aktarılan örtülü kazanç miktarı ile medya şirketlerinin değeri kıyaslandığında arada büyük bir fark olduğu, bu kadar zarar eden ve hiçbir gelir getirmeyen medya şirketlerinin her yıl sermaye artırımı, borç verme ve hisse satın alma yoluyla desteklenmesinin gerekçesinin yukarıda medya şirketleri bölümünde ayrıntılı şekilde anlatıldığı üzere Fetö terör örgütünün nihai amacı doğrultusunda yapıldığının anlaşıldığı, …-İpek grubunun medya şirketlerinin fetö terör örgütü bağlantısı nedeni ile 668 sayılı KHK ile kapatılmalarına karar verildiği, ATP İnşaat A.Ş’nin grubun medya şirketlerine aktardığı kazanç miktarının emsallerine uygunluk ve ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkeleri karşısında uygulanacak emsal değerin ötgüt bağlantısı sebebiyle “0” olduğu, ancak medya şirketlerinin terör bağlantısı sebebiyle kapatılmasına karar verilmeseydi bile aktarılan paranın emsal değerleri nazara alındığında toplam 256.693.147 TL’nin emsal değeri aşacağı belirlendiğinden bu miktarda örtülü kazanç aktarımının gerçekleşeceği anlaşılmakla hiçbir net gelir üretemeyen ve sürekli zarar eden medya şirketlerinin ana ortak… İnşaat A.Ş tarafından desteklenmesi suretiyle 26.10.2015 tarihi itibariyle aktarılan toplam 450.993.031 TL nedeniyle… İnşaat A.Ş’nin ortağı olan Halka açık … Anadolu A.Ş ve… Enerji A.Ş’nin pay sahipleri ve yatırımcılarının bu miktar kardan faydalanamadığı ve zarar gördüğü kanaatine varılmakla kaynak aktarımı işlemlerinde Hamdi Akın…, … ve …’in; fon aktaran Şirkette Yönetim Kurulu Üyeleri olarak fon aktarım yapma kararlarını almaları ve fonun aktarımını yaptırmaları ile fon aktarılan Medya Kuruluşlarının (Bugün TV, Kanaltürk TV, Bugün ve Millet Gazeteleri) Yönetimlerini kontrol etmeleri sebepleriyle sanıklar … ve …’in sorumluluğu bulunduğu anlaşılmakla her ne kadar sanıklar … ve … üzerlerine atılı güveni kötüye suçlamasını kabul etmemişseler de SPK denetleme raporu, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı’nca düzenlenmiş olan 05.05.2017 tarih ve E-9496 sayılı değerlendirme raporu ve 17.12.2018 tarihli bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde sanıkların savunmalarının kendilerini suçtan kurtarmaya yönelik olduğu anlaşıldığından itibar edilmemiş ve sanıkların üzerlerine atılı Mülga 2499 sayılı SPKn.’nun 47/I-A-6 ve Meri 6362 sayılı Kanun’un 110/1-b ve c maddelerindeki örtülü kazanç aktarımı suçunu işledikleri, diğer bir ifadeyle 2499 sayılı SPKn.’nun 47/I-A-6 ve 6362 sayılı Kanun’un 110/1-b ve c maddelerindeki örtülü kazanç aktarımı yasağını ihlal derek maddenin atıf yaptığı TCK’nın 155/2 maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu işlediği vicdani kanaatine varılmıştır.
vi. Halka kapalı olan …… Holding A.Ş tarafından 2012-2015 yılları arasında düzenlenen toplam 24.214.295.57 TL tutarındaki faturalardan halka açık grup şirketlere bir artı değer sağlamayan ve herhangi bir faydanın karşılığını teşkil etmeyen toplam 20.372.770,73 TL’lik kısmının yansıtılmaması gerektiği halde yansıtıldığı, yansıtılmaması gereken fatura tutarlarının … Altın A.Ş için 19.068.682.07 TL, İpek Enerji A.Ş için 119.367,64 TL, Özdemir Antimuan A.Ş için 378.784,31 TL, ATP İnşaat A.Ş için 619.414,79 TL, ATP Havacılık A.Ş için 183.416,03 TL ve …… Sigorta A.Ş için 3.105,88 TL olduğu, yansıtılmaması gereken 4.259 adet faturanın tetkik edilmesinde lüks giyim mağazalarından alınan giysiler, yönetim kurulu üyelerinin çocuklarının hususi kullanımları sırasında kesilen trafik cezaları, holding ile yönetimsel bağı olmayanların düğün törenleri için yapılan giderler, medya grubu yönetici ve misafirlerinin yedikleri yemek bedelleri, kedi mamaları, yönetim kurulu üyelerinin seyahat ve konaklama masrafları, bir şahsa ait çiftliğe muhtelif malzeme alımları, İstanbul’da… ailesinin özel kullanımına özgülenmiş yalının özel işleri için kullanılan taksi ücretleri, çok sayıda toplu ve günlük Bugün ve Millet gazeteleri alımları, İpek Üniversitesi tarafından …… Holding A.Ş’den kiralanan mülkün tahsil edilmeyen kira bedelleri gibi pekçok farklı alanda şahsi ve özel olması gereken giderlerden oluştuğunun anlaşıldığı, yukarıda miktarı belirtildiği üzere bu giderlerin büyük bir bölümünün …… Grubunun nakit gelir üreten halka açık … Altın A.Ş’ye, geri kalan kısmın ise halka açık… Enerji A.Ş ve … Anadolu A.Ş ile bunların bağlı Ortaklıkları Özdemir Antimuan A.Ş, ATP İnşaat A.Ş, ATP Havacılık A.Ş ve …… Sigorta A.Ş’ye yansıtılarak halka açık şirketlerin karında veya malvarlığında doğrudan veya dolaylı olarak toplam nominal 20.372.770,73 ₺ tutarında sermaye veya malvarlığı kaybına uğratıldığı, 31.12.2012- 26.10.2015 dönemindeki yansıtma faturalarıyla özel – şahsi ve halka açık Şirketlere fayda ve katkı sağlamayan harcamaların – giderlerin ilişkili taraf …… HOLDİNG AŞ’ne aktarım işlemlerinde, yansıtma faturaların ilk kesildiği tarih olan 31.12.2012 ile 26.10.2015 tarihine kadar …… Holding A.Ş’nin yönetim kurulu üyelerinin sanıklar Hamdi Akın…, … ve Pelin Zenginer olduğu dolayısıyla sanıkların yönetim ve sermaye bakımından ilişkili kurum niteliğinde olan …… Holding A.Ş ve grubun halka açık şirketleri arasında ticari hayatın basiret ve dürüstlük kurallarına aykırı şekilde fatura yansıtarak örtülü kazanç aktarımı yaptıkları ve bu minvalde halka açık şirketlerin karında veya malvarlığının azalmasına yol açtıkları anlaşılmakla her ne kadar sanık … üzerine atılı suçlamayı kabul etmemişse de sanığın savunmalarının kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olduğu anlaşıldığından itibar edilmemiş ve sanık …’in 6362 sayılı Kanun’un 110/1-b ve c maddelerindeki örtülü kazanç aktarımı yasağını ihlal derek maddenin atıf yaptığı TCK’nın 155/2 maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu işlediği vicdani kanaatine varılmıştır.
vii. Yaşam Tv’ye özel koruma sağlanan personel giderleriyle ilgili düzenlenen 27.12.2018 tarih ve E-686 sayılı Denetleme Raporu ile ilgili mahkememize birleştirme talepli dava açılmış ve mahkememizin 2019/279 Esas ve 2019/242 Karar sayılı ilamı ile işbu dava ile bağlantı bulunması gerekçesiyle birleştirme kararı verilmiş, Halka açık ortaklık olan … Altın A.Ş ile AKG Güvenlik arasında 20.03.2013 ve 11.06.2014 tarihinde imzalanan 01.04.2013-31.12.2014 tarihleri arasında geçerli olacağı kararlaştırılan güvenlik sözleşmeleri ile 668 sayılı KHK ile kapatılan Yaşam TV’ye özel koruma olarak sağlanan 1 adet personel maliyetinin … Altın tarafından karşılanması ile ilgili olarak, tüzel kişiliklerin kendisini meydana getiren şahıslara bağlı olmayıp onlardan ayrı bağımsız bir varlığa sahip olması ve hem iç ilişkilerde hem de üçüncü kişilerle olan dış ilişkilerde ayrı bir varlığın, tüzel kişiliğin zorunlu olması anlamındaki şirketlerin bağımsızlık vasfı gereği ile çeliştiğinden, yukarıda “9” numaralı başlık altında medya şirketlerinin üstlendiği rol ve özgülendiği amacın ayrıntılı anlatımından anlaşılacağı üzere Yaşam TV’nin FETÖ/PDY’ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı bulunduğundan ve bu kapsamda üstlenmesi gereken yakın koruma güvenlik görevlisi giderlerinin … Altın tarafından olağan ticari hayatın icaplarına ve basiretli tacir kavramına aykırı olarak üstlenilmesi nedeniyle 18.09.2018 tarihi itibarıyla en az 188.796,74 TL (adat hariç 114.404,43 TL) … Altın’ın sermaye ve/veya malvarlığı kaybına uğratıldığı, söz konusu maliyetin … Altın A.Ş tarafından üstlenilmesinin maliyet avantajı sağlaması amacıyla tek bir sözleşme ile yüklenilerek daha sonrasında ilgili şirketlere yansıtılması makul bir yaklaşım olarak değerlendirilebilecek iken somut olayda muhasebe kayıtları üzerine yapılan incelemede Yaşam TV’ye yansıtılmış bir gider kalemine rastlanılmadığı gibi … Altın A.Ş yetkililerinin de gider yansıtılmasına ilişkin bu yönde bir beyanlarının bulunmadığı anlaşılmakla her ne kadar sanık … üzerine atılı suçlamayı kabul etmemişse de sanığın savunmalarının kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olduğu anlaşıldığından itibar edilmemiş ve sanık …’in 6362 sayılı Kanun’un 110/1-b ve c maddelerindeki örtülü kazanç aktarımı yasağını ihlal derek maddenin atıf yaptığı TCK’nın 155/2 maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu işlediği vicdani kanaatine varılmıştır.
Yukarıda Yaşam Tv’ye özel koruma sağlanan personel giderleriyle ilgili düzenlenen 27.12.2018 tarih ve E-686 sayılı Denetleme Raporuna konu eylemin TCK’nın 43.maddesinin kapsamında kaldığından ayrıca bu hususta bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek görülmemiştir.
Sanıklar … ve …’in işlediği sabit görülen eylemler neticesinde cezaların belirlenmesi ve bireyselleştirilmesi;
Sanık …’in işlediği sabit görülen eylemler nedeniyle 6362 sayılı Kanun’un 110/1-b ve c maddelerinin atıf yaptığı 5237 sayılı TCK’nın 155/2 maddesi gereğince cezalandırılması yoluna gidilmiş, sanık hakkında subüt görülen eylemleri nedeniyle suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, kastın yoğunluğu, fetö/pdy silahlı terör örgütünün amaçlarını gerçekleştirmeye yönelik eylemlerindeki tehlikenin ağır olması dikkate alınarak teşdiden ceza tayin edilmiş, sanığın tek bir suç işleme kararının icrası kapsamında aynı eylemi birden fazla kez işlemesi nedeniyle ilk derece mahkemesince sanık … hakkında TCK’nın 43/1 maddesi gereğince zincirleme suç hükümleri uygulanmış ve temel cezasında 1/2 oranında artırım yapılmış, sanığın duruşmalardaki iyi hali nedeni ile öngörülen cezasında TCK’nın 62/1 maddesi gereğince 1/6 oranında takdiri indirim uygulanmıştır.
Sanık …’in işlediği sabit görülen eylemler nedeniyle6362 sayılı Kanun’un 110/1-b ve c maddelerinin atıf yaptığı 5237 sayılı TCK’nın 155/2 maddesi gereğince cezalandırılması yoluna gidilmiş, sanık hakkında subüt görülen eylemleri nedeniyle suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, kastın yoğunluğu, fetö/pdy silahlı terör örgütünün amaçlarını gerçekleştirmeye yönelik eylemlerindeki tehlikenin ağır olması dikkate alınarak teşdiden ceza tayin edilmiş, sanığın tek bir suç işleme kararının icrası kapsamında aynı eylemi birden fazla kez işlemesi nedeniyle ilk derece mahkemesince sanık hakkında TCK’nın 43/1 maddesi gereğince zincirleme suç hükümleri uygulanmış ve temel cezasında 1/4 oranında artırım yapılmış, sanığın duruşmalardaki iyi hali nedeni ile öngörülen cezasında TCK’nın 62/1 maddesi gereğince 1/6 oranında takdiri indirim uygulanmıştır.
Sanıklar Hamdi Akın… ve Pelin Zenginer hakkında kaçak olmaları sebebiyle atılı suç yönünden herhangi bir hüküm kurulmamış ve sanıklar hakkındaki dosya tefrik edilerek ilk derece mahkemesinin başka bir esasına kaydedilmiştir.
4.MÜSADERE
İpek ailesinin sahip oldukları şirketler, vakıf ve üniversite üzerinden yaptıkları faaliyetler göz önüne alındığında;
a.Halka açık şirketlerin halka arz gelirlerinin manipülatif işlemlerde kullanılması suretiyle elde edilen haksız kazancı ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün maddi yardımlarını kullanarak … Altın A.Ş.’yi satın aldıkları ve büyüdükleri,
b…. Altın A.Ş.’nin elde ettiği karla medya sektörüne girdikleri, Bugün TV, Kanaltürk TV, Bugün Gazetesi ve Millet Gazetesini kurdukları ve/veya satın aldıkları, söz konusu medya kuruluşları vasıtasıyla örgütün amaçları doğrultusunda yayın politikası izledikleri,
c…. Altın A.Ş.’nin elde ettiği karla vakıf kurdukları, daha sonra bu vakfa bağlı bir üniversite kurdukları, FETÖ/PDY’nin legal görünümü olan eğitim ve vakıf faaliyetleri üzerinden örgüte hizmet ettikleri,
d…. Altın A.Ş., …… Holding ve Özdemir Antimuan A.Ş. isimli şirketler üzerinden …… Eğitim Hizmet Sosyal Yardım Vakfına gıda paketleri bağışlamış gibi faturalar tanzim ettikleri, vakıf üzerinden de köylere dağıtmış gibi tutanak tanzim ettikleri ancak söz konusu gıda paketlerini vakfa bağışlamadıkları, bir kısım faturalarda yer alan gıda paketlerini örgüte ait evler ve yurtlara gönderdikleri, bir kısım faturalarda yer alan gıda paketleri ise hiç alınmadığı halde bağışlanmış gibi fatura düzenleyerek faturada yer alan miktarı örgüte aktardıkları,
e.Himmetdede inşaatının yapımı işini vakıflarına bağlı… Üniversitesine ait olan İK Akademi isimli şirkete ihale ettikleri, normal şartlarda 50.000.000 ABD dolarına yapılacak inşaati 140.000.000 ABD dolarına ihale etmek suretiyle üniversiteye yaklaşık 90.000.000 ABD doları gizli aktarım yaptıkları ve bu suretle halka açık şirket … Altın’ı zarara uğratmak suretiyle örtülü kazanç aktarımı suçunu işledikleri, aradaki farkı ise yukarıda ayrıntı şekilde anlatıldığı ve kabul edildiği üzere FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün eğitim kurumları arasında yer alan… Üniversitesine aktarılmak suretiyle örgütünün finanse edildiği.
f.Himmetdede inşaatını İK Akademiye ihale etmelerine rağmen söz konusu inşaatı fiilen … Altın A.Ş.’nin yaptığı, dolayısıyla İK Akademinin yapmış gibi göründüğü inşaat üzerinden gerek İK Akademiye kesilen faturaların gerekse de İK Akademinin kestiği faturaların sahte olduğu,
g.2013 ve 2014 yıllarında yaklaşık 10.000.000 tane gruba ait Bugün ve Millet gazetesi Holding adına satın aldıkları, faturalar holding adına kesilmişse de söz konusu gazetelerin holdinge gelmediği, gerçek alıcısının holding olmadığı, gerçek alıcısından başka bir alıcıya kesildiği için söz konusu faturaların sahte olduğu, Holdingin bu sahte faturaları defterlerine yansıtarak sahte fatura kullandığı, bu gazetelerin üçüncü kişilere abonelik vasıtasıyla dağıtıldığı, bu abonelik gelirleri üzerinden örgüte gelir sağlandığı, söz konusu gazetelerde yoğun ve sistematik olarak örgüt propagandasının yapıldığı hususu da göz önüne alındığında örgütün sesinin bu gazeteler aracılığıyla toplumun geniş kesimlerine duyurulduğu, yine bu gazetelerin tirajı yüksek gösterilmek suretiyle Basın İlan Kurumundan haksız yere gelir sağlandığı, gazetelerin holding tarafından alınmış gibi gösterilerek parası holding tarafından ödenmişse de yansıtma faturalarıyla söz konusu gazetelerin maliyetinin … Altına yansıtıldığı ve bu suretle halka açık şirket … Altın’ı zarara uğratmak suretiyle örtülü kazanç aktarımı suçunu işledikleri,
h.Sanıklar … ve …’in emsal şirketlerden daha yüksek bedellerde kar payı, ücret, ikramiye aldıkları, bu suretle halka açık şirketleri zarara uğratarak örtülü kazanç aktarımı suçunu işledikleri, tanık …’in de …’in hesabına yatan bu şirket gelirlerinden birbirini takip eden günlerde yüklü miktarlarda paralar çektiği, bu çekilen paraların örgüte parçalanmak suretiyle aktarıldığı, sanık …’in halka açık şirketleri zarara uğratarak aldığı emsallerinden yüksek miktardaki kar paylarını örgüt amaçları için kullandığı,
ı.26.06.2015 tarihine kadar yarısına sahip oldukları Atlantik Eğitim Kurumları üzerinden örgütün topladığı himmet paralarını şirketin ticari faaliyetinden elde edilmiş gibi sisteme soktukları,
i.26.06.2015 tarihine kadar yarısına sahip oldukları Atlantik Eğitim Kurumlarına, kendilerine ait Holdingten SWİFT işlemleri yapmak suretiyle para aktardıkları, bu aktarılan paraların da ABD ve Rusya’da faaliyet gösteren FETÖ/PDY ile irtibatlı kurum ve kuruluşlara gönderildiği,
j.Halka açık şirketler üzerinden emsallerinden yüksek miktarda üniversiteye ve vakfa bağış yapıldığı, yine medya kuruluşlarına fon/kaynak aktarımı yapılmak suretiyle üniversite, vakıf ve medya kuruluşlarının faaliyetlerinin devam etmesini sağladığı, söz konusu kuruluşların halka açık şirketlerden elde ettiği gelirlerle ayakta durabildiği, bu suretle halka açık şirketlerin zarara uğratıldığı, örtülü kazanç aktarımı suçunun işlendiği yapıldığı ilk derece mahkemesince sabit görülmüştür.
Sanıklar Hamdi Akın…, …, Pelin Zenginer ve …’in kontrolünde olan şirketlerin özellikle maden sektörüne girmek suretiyle sahip oldukları ekonomik gücü büyütmelerinde hisse manipülasyonları yoluyla elde ettikleri haksız kazanç ve örgütün kaynaklarından sağlanmış olan parasal kaynakları kullandıkları, sanıkların söz konusu şirketler üzerinde sahip oldukları payların kendilerine sağladığı yönetim ve hakim ortak statüsünü kullanarak şirketleri örgütün talimatlarıyla yönettikleri, şirketlerin elde ettiği gelirleri örgütün amaçları doğrultusunda kullandıkları, bu amaçlar uğruna vergi usul kanunu kapsamında sahte fatura düzenleme ve kullanma suçlarını işledikleri, yine halka açık şirketlerin elde ettiği gelirleri söz konusu şirketleri zarara uğratarak örgüt amaçları doğrultusunda kullandıkları, bu amaçlar uğruna örtülü kazanç aktarımı suçlarını işledikleri, dolayısıyla sanıkların yönetim kontrolünde olan şirketlerin faaliyetleri itibariyle teröre ve terör örgütlerine tahsis edildiği ilk derece mahkemesince kabul edilmiştir.
Sanıkların söz konusu şirketleri, vakfı ve üniversiteyi örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesine tahsis ettikleri, vakfı ve üniversiteyi şirketin gelirleriyle finanse ettikleri, şirketlerin kaynaklarının örgüt faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi için kullanıldığı, şirketlerin büyümesi sürecinin de gerek SPK kapsamında hisse manipülasyonları gerekse de FETÖ/PDY’nin maddi destekleriyle gerçekleştiği, terör örgütünün ve sermaye piyasası usulsüzlüklerinin katkılarıyla büyüyen şirketlerin büyüdükten sonraki aşamada ise örgüt amaçlarını gerçekleştirmeye özgülenmesi ve örgütün amaçlarını finanse etmesi nedeniyle sanıkların şirketlerdeki paylarının sağladığı hakimiyeti örgüt talimatları ile örgüt amaçları doğrultusunda kullanmaları ve bu durumun süreklilik arz etmesi nedeniyle yukarıda belirtilen Anayasa, İnsan Hakları Sözleşmesi ve Kanunların ilgili maddeleri dikkate alınarak demokratik anayasal düzene, temel hak ve hürriyetler ile milli güvenliğe yönelik oluşturduğu tehlikenin başka suretle de giderilememesi nedeniyle payları oranındaki hisselerinin tamamının müsadere edilmesine karar verilmiştir.
5.SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNE ÜYE OLMA SUÇU BAĞLAMINDA SANIKLARIN HUKUKİ DURUMLARININ TESPİTİ
a.Sanık … Yönünden:
Sanığın şirketlerin borsa manipülasyonları ve FETÖ/PDY’nin mali destekleri ile büyüdüğü süreçte şirketlerde ortak, yönetim kurulu üyesi, icrai yetkiye sahip yönetim kurulu üyesi olarak dahlinin bulunduğu, şirketleri FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaçlarını gerçekleştirmek için yöneten kişilerden biri olduğu, örgüt amaçları doğrultusunda medya şirketleri, vakıf ve üniversite kurduğu, bu kuruluşlarla örgüt amaçlarının gerçekleştirilmesine yönelik faaliyetlerde bulunduğu, bu kuruluşları halka açık şirketlerin elde ettiği gelirlerle finanse ettiği, bu kararlarda yönetim kurulu üyesi ve hakim ortak olarak imzasının bulunduğu, …… Holding’in yarısına sahip olduğu Atlantik Eğitim Kurumları üzerinden …… Holding tarafından bağış adı altında “himmet” paraları aktarılması işlemlerine yönetim kurulu üyesi olarak imza attığı, şirketler üzerindeki hakimiyetini örgüt amaçları doğrultusunda örgüt talimatıyla kullandığı, örgütün kuruluşundan itibaren kendisine hedef koyduğu devleti ele geçirme amacını gerçekleştirmek için yaptığı faaliyetlerini finanse ettiği, bu amaçla faaliyetler yürütüğü ve sahibi olduğu şirketleri, vakfı ve üniversiteyi örgütün amaçlarına özgülediği kabul edilen sanığın, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2019/8209 esas ve 2019/8039 karar sayılı, 2019/4294 esas ve 2019/7267 sayılı kararında ” … Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir…” denildiği üzere eylemlerindeki çeşitlilik, yoğunluk ve süreklilik itibariyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu hususunda ilk derece mahkemesince tam vicdani kanaate varılmakla, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine,
Şirketlerdeki paylarının sağladığı hakim ortaklık ve yönetim kurulu üyeliği sayesinde örgüt amaçları doğrultusunda şirketleri yönetmesi, örgüt talimatlarıyla alınan kararları uygulaması, şirketleri FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaçlarına tahsis etmesi nedeniyle şirketlerdeki payları oranındaki hisselerinin TCK’nın 54/1 maddesi gereğince müsaderesine karar verilmiştir.
b. Sanık … Yönünden:
Sanığın şirketlerin borsa manipülasyonları ve FETÖ/PDY’nin mali destekleri ile büyüdüğü süreçte şirketlerde ortak, yönetim kurulu üyesi, icrai yetkiye sahip yönetim kurulu üyesi olarak dahlinin bulunduğu, şirketleri FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaçlarını gerçekleştirmek için yöneten kişilerden biri olduğu, örgüt amaçları doğrultusunda medya şirketleri, vakıf ve üniversite kurduğu, bu kuruluşlarla örgüt amaçlarının gerçekleştirilmesine yönelik faaliyetlerde bulunduğu, bu kuruluşları halka açık şirketlerin elde ettiği gelirlerle finanse ettiği, bu kararlarda yönetim kurulu üyesi ve hakim ortak olarak imzasının bulunduğu, … tarafından hesabına “himmet” parası olduğu kabul edilen yüklü miktarda nakit paralar yatırıldığı, yatırılan bu paraları aynı … yurt dışındaki hesaplarına aktardığı ve bu suretle paranın izinin kaybedildiği, yine tanık … tarafından hesabından birbirini takip eden günlerde yüklü miktarda paralar çekildiği, çekilen bu paraların sanığın talimatları doğrultusunda üçüncü kişilere verildiği, tanık anlatımları dikkate alınarak bu paraların da “himmet” olarak örgüte aktarıldığının kabul edildiği,
MASAK tarafından tanzim edilen 20.03.2018 tarihli rapora göre FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ait Bank … isimli bankaya örgüt liderinin bankanın kurtarılması talimatını vermesinden sonra 07.02.2014 tarihinde açtığı hesaba 2014 yılının Şubat ayında 100.000 TL para yatırarak bankanın kurtarılması için bankaya maddi destek sağladığı, hesabını örgüt liderinin talimatı sonrası açması nedeniyle ilk derece mahkemesince rutin hesap hareketleri olarak değerlendirilmediği, sanığın şirketler üzerindeki hakimiyetini örgüt amaçları doğrultusunda örgüt talimatıyla kullandığı,
Örgütün kuruluşundan itibaren kendisine hedef koyduğu devleti ele geçirme amacını gerçekleştirmek için yaptığı faaliyetlerini finanse ettiği, bu amaçla faaliyetler yürütttüğü ve sahibi olduğu şirketleri, vakfı ve üniversiteyi örgütün amaçlarına özgülediği kabul edilen sanığın, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2019/8209 esas ve 2019/8039 karar sayılı, 2019/4294 esas ve 2019/7267 sayılı kararında ” … Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir… ” denildiği üzere eylemlerindeki çeşitlilik, yoğunluk ve süreklilik itibariyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu hususunda ilk derece mahkemesince tam vicdani kanaate varılmakla, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine,
Şirketlerdeki paylarının sağladığı hakim ortaklık ve yönetim kurulu üyeliği sayesinde örgüt amaçları doğrultusunda şirketleri yönetmesi, örgüt talimatlarıyla alınan kararları uygulaması, şirketleri FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaçlarına tahsis etmesi nedeniyle şirketlerdeki payları oranındaki hisselerinin TCK’nın 54/1 maddesi gereğince müsaderesine karar verilmiştir.
c.Sanık … Yönünden:
1980 yılında… Matbaacılıkta işe giren, 1997 yılında … Davetiye’nin genel müdürü olan, 2005 yılında ise … Davetiye’nin yönetim kurulu üyesi olan, daha sonraki süreçte ise medya şirketlerinin yönetim kurullarında görev alan sanığın… ailesine ait medya şirketlerinde yönetim kurulu üyesi olduğu, Bugün TV isimli şirkette 09.06.2008-26.10.2015 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olduğu, 29.06.2010 tarihinden sonra ise münferid imzası ile şirketi temsil ve ilzam yetkisine sahip olduğu, Yaşam TV (KanalTürk TV) isimli şirkette 29.05.2009-26.10.2015 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olduğu ve şirketi temsil ve ilzama yetkili şahıs olduğu, … Basın Basım A.Ş.’nin 25.02.2014-26.10.2015 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olduğu ve şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu görülmekle söz konusu medya şirketlerinin yönetiminde söz sahibi olduğu örgüt amaçları doğrultusunda medya şirketlerini yönettiği, bu tür yayınların devamlılık ve süreklilik arz etmesine rağmen yayın politikasına müdahale etmediği, yayın politikasından sorumlu personele yönelik bu tür yayınlar nedeniyle herhangi bir girişimde bulunmadığı, örgüt talimatı doğrultusunda şirketleri yönettiği,
FETÖ/PDY’nin amaçlarına özgülenen vakıf ve üniversitenin 2009-2011 yılları arasında vakıf yönetim kurulunda, 2009-2013 yılları arasında ise vakıf mütevelli heyetinde, 2011-2015 yılları arasında vakfa bağlı… Üniversitesi’nin mütevelli heyetinde görev aldığı, örgütün kuruluşundan itibaren kendisine hedef koyduğu devleti ele geçirme amacını gerçekleştirmek için yaptığı faaliyetlere hizmet eden en önemli unsurlardan biri olan medya yapılanmasında görev aldığı, medya üzerinden örgütün amaçlarına hizmet ettiği, örgüt emir ve talimatları doğrultusunda medya şirketlerini yönettiği kabul edilen sanığın, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2019/8209 esas ve 2019/8039 karar sayılı, 2019/4294 esas ve 2019/7267 sayılı kararında ” … Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir…” denildiği üzere eylemlerindeki çeşitlilik, yoğunluk ve süreklilik itibariyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu hususunda ilk derece mahkemesince tam vicdani kanaate varılmakla, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine,
Şirketlerden bazılarında sanık …’nün de paylarının olduğu ancak sanığın söz konusu payları… ailesinin mensubu olan Hamdi Akın…, …, … ve Pelin Zenginer’in kontrolüne bıraktığı, bu payların da örgüt amaçları doğrultusunda kullanıldığı, örgüt amaçlarına tahsis edildiği mahkememizce değerlendirildiğinden bu paylar oranındaki hisselerin de TCK’nın 54/1 maddesi gereğince müsaderesine karar verilmiştir.
d.Sanık … Yönünden:
Sanığın… grubunda 2007 yılında çalışmaya başladığı… ailesine ait medya şirketlerinde yönetim kurulu üyesi olduğu, Bugün TV isimli şirkette 22.11.2012-26.10.2015 tarihleri arasında icrai yetkiye sahip yönetim kurulu üyesi olduğu, Yaşam TV (KanalTürk TV) isimli şirkette 22.11.2012-26.10.2015 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olduğu, … Basın Basım A.Ş.’nin 04.12.2012-26.10.2015 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olduğu, 25.02.2014 tarihinden itibaren şirketi icrai yetkiye sahip olduğu görülmekle söz konusu medya şirketlerinin yönetiminde söz sahibi olduğu, örgüt amaçları doğrultusunda medya şirketlerini yönettiği, bu tür yayınların devamlılık ve süreklilik arz etmesine rağmen yayın politikasına müdahale etmediği, yayın politikasından sorumlu personele yönelik bu tür yayınlar nedeniyle herhangi bir girişimde bulunmadığı, tüm bu hususların sanığın örgüt talimatı doğrultusunda şirketleri yönettiğini gösterdiği,
14.02.2017 tarihinde soruşturma aşamasında avukat huzurunda verdiği ifadesinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lideri Fetullah Gülen’i tanıdığını, 2004 yılında yanına gittiğini, 2006-2009 yılları arasında FETÖ/PDY’ye burs ve kurban adı altında bağış verdiğini, 2006-2009 yılları arasında yaptığı bağış miktarının kurban ve burs ücreti olarak yaklaşık 100.000 TL olduğunu, 2009 yılı öncesinde adını hatırlamadığı komşularını Zaman Gazetesine abone yaptırdığını, bu aboneliklerin ücretinin kendileri tarafından ödendiğini, 5-6 yıl sürdüğünü ikrar ettiği,
MASAK tarafından tanzim edilen 20.03.2018 tarihli raporda da görüleceği gibi FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ait Bank … isimli bankaya örgüt liderinin bankanın kurtarılması talimatını vermesinden sonra 04.10.2006 tarihinde doğan oğlu Burhan Emre Ekinci adına 26.09.2014 tarihinde hesap açtığı, bu hesaba 2014 yılının Eylül ayında 19.895,00 TL para yatırdığı,
18.07.2019 tarihli bilirkişi raporuna göre sanık adına kayıtlı 0533 718 84 82 numaralı GSM hattına 14.08.2014-02.04.2016 tarihleri arasında BTK verilerinden alınan HIS-CGNAT kayıtlarına göre söz konusu telefon hattı üzerinden … sunucuları sistemlerine ait olduğu bilinen 9 adet hedef IP adres arasında yer alan 46.166.160.137 IP numarası ile 47 farklı günde toplam 945 defa iletişim kurduğu, 0533 718 84 82 numaralı GSM hattının 14.08.2014-09.02.2017 tarihleri arasında GPRS kayıtları ile 14.08.2014-02.04.2016 tarihleri arası HIS-CGNAT (internet trafik) kayıtları karşılaştırıldığında sinyal alınan baz istasyonu kayıtları ile HIS-CGNAT kayıtlarındaki baz istasyonu bilgilerinin genel olarak birbirleriyle uyumlu olduğu, GPRS ve HIS-CGNAT kayıtları esnasındaki iletişimin sağlanması için GSM operatörü sistemleri tarafından atanan Kaynak IP ve Özel IP değerlerinin tam olarak eşleştiği, HIS-CGNAT bağlantılarının GPRS-DATA kullanım süresi esnasındaki bağlantı saat ve süresi içinde kaldığı, HIS-CGNAT ile GPRS-DATA kayıtlarının teknik olarak uyumlu olduğu, yaptığı bağlantı sayısının da bu durumu doğruladığı, yine HIS-CGNAT ile GPRS-DATA kayıtlarının uyumlu olduğu mahkememizce değerlendirilmekle yukarıda yer alan diğer deliller de dikkate alınarak sanığın örgüt üyelerinin münhasıran kullanımında olan … programını kullandığı, örgütün kuruluşundan itibaren kendisine hedef koyduğu amacını devleti ele geçirme gerçekleştirmek için yaptığı faaliyetlere hizmet eden en önemli unsurlardan biri olan medya yapılanmasında görev alan sanığın medya üzerinden örgütün amaçlarına hizmet ettiği, örgüt emir ve talimatları doğrultusunda medya şirketlerini yönettiği de anlaşılan sanığın, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2019/8209 esas ve 2019/8039 karar sayılı, 2019/4294 esas ve 2019/7267 sayılı kararında ” … Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir…” denildiği üzere eylemlerindeki çeşitlilik, yoğunluk ve süreklilik itibariyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu hususunda ilk derece mahkemesince tam vicdani kanaate varılmakla, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
e.Sanık … Yönünden:
İpek ailesine ait olan Angel’s Peninsula isimli otelin CEO’luğu görevini yapan sanık …’ın, FETÖ/PDY’nin kamuoyuna mal olmuş soruşturma ve kovuşturmalarında görev alan şu an firari konumda bulunan Zekeriya Öz isimli şahsın Hasan Sezer sahte ismiyle otelde kalmasını sağladığı, konaklama ücretinin …… Holding tarafından ödendiği,
Sanığın alınan savunmalarında kendisinin kullanımında olduğunu beyan ettiği 0532 452 82 11 numaralı GSM hattıyla ilgili olarak aldırılan 30.07.2019 tarihli bilirkişi raporuna göre… İnşaat A.Ş. adına kayıtlı 0532 452 82 11 numaralı GSM hattına 01.01.2014-31.12.2016 tarihleri arasında BTK verilerinden alınan HIS-CGNAT kayıtlarına göre söz konusu telefon hattı üzerinden … sunucuları sistemlerine ait olduğu bilinen 9 adet hedef IP adres arasında yer alan 46.166.160.137 IP numarası ile 70 farklı günde toplam 8284 defa Ankara (6339 defa), Balıkesir (48 defa), Bolu (49 defa), Diyarbakır (171 defa), İstanbul (1091 defa), İzmir (37 defa), Kayseri (201 defa), Kırıkkale (6 defa), Kırşehir (31 defa), Kocaeli (17 defa), Muğla (220 defa), Nevşehir (22 defa), Niğde (18 defa) illerindeki adreslerde kurulu olan baz istasyonlarından sinyal alarak iletişim kurduğu, HIS-CGNAT internet trafik kayıtlarının analizine göre … sunucularına ait IP’lere ilk iletişim tarihinin 11.08.2014 tarihi olduğu, söz konusu hattın 23.08.2014-10.10.2014 tarihleri arasında Ankara ili Yenimahalle ilçesi, Gayret Mahallesinde bulunan baz istasyonlarından baz aldığı, sanığın ikamet kayıtlarında yer alan Aden Konutları Gayret Mahallesi İstiklal Caddesi No: 5-A D:46 Yenimahalle/Ankara ve Gayret Mahallesi Oruç Reis Sokak No:5A D:46 Yenimahalle/Ankara ikamet adres kayıtları ile eşleşen 825 CGNAT kaydının olduğu, 20.08.2014 tarihinde Ankara ili Çankaya ilçesi Nenehatun Caddesinde bulunan baz istasyonundan baz aldığı, bu baz kaydının …’ın ikamet kayıtlarında yer alan Nenehatun Caddesi No:105 Gaziosmanpaşa/Ankara ikamet adres kaydıyla eşleştiği, söz konusu hattı …’ın kullandığı yönünde kanaatin hasıl olduğunun belirtildiği, yaptığı bağlantı sayısının da bu durumu doğruladığı, yine HIS-CGNAT ile GPRS-DATA kayıtlarının uyumlu olduğu dikkate alınarak sanığın örgüt üyelerinin münhasıran kullanımında olan … programını kullandığı,
FETÖ/PDY’nin amaçlarına özgülendiği kabul edilen… ailesine ait üniversitenin 23.11.2013-19.11.2015 tarihleri arasında mütevelli heyetinde görev aldığı, örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlandığı, bu yapının kamuoyu ve medya tarafından tartışılır hale geldiği, üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler ve uyarıların yapıldığı, Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı değerlendirmelerin paylaşıldığı süreçten sonra da bu görevine devam ettiği belirlenerek sanığın, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2019/8209 esas ve 2019/8039 karar sayılı, 2019/4294 esas ve 2019/7267 sayılı kararında ” … Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir…” denildiği üzere eylemlerindeki çeşitlilik, yoğunluk ve süreklilik itibariyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu hususunda ilk derece mahkemesince tam vicdani kanaate varılmakla, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
f.Sanık … Yönünden:
…’in yeğeni olup Akın… ve …’in de kuzeni olan, İK Akademi’nin 2012-2016 yılları arasında icrai yetkiye sahip yönetim kurulu üyesi, aynı zamanda vakfa bağlı… Üniversitesinin 18.06.2014-19.11.2015 tarihleri arasında mütevelli heyeti üyeliği görevinde bulunan sanığın… ailesine ait medya şirketlerinde yönetim kurulu üyesi olduğu, Bugün TV isimli şirkette 22.11.2012-05.05.2015 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olduğu ve şirketi münferid imzası ile temsil ve ilzam yetkisine sahip olduğu, Yaşam TV (KanalTürk TV) isimli şirkette 29.05.2009-22.11.2012 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olduğu,
Medya şirketlerinin yönetiminde söz sahibi olduğu, örgüt amaçları doğrultusunda medya şirketlerini yönettiği, bu tür yayınların devamlılık ve süreklilik arz etmesine rağmen yayın politikasına müdahale etmediği, yayın politikasından sorumlu personele yönelik bu tür yayınlar nedeniyle herhangi bir girişimde bulunmadığı, örgüt talimatı doğrultusunda şirketleri yönettiği,
2012-2016 yılları arasında İK Akademi A.Ş. isimli şirkette yönetim kurulu başkanlığı yaptığı, Himmetdede inşaatının yapımı sürecinde inşaatı İK Akademi A.Ş.’ye ihale ettikleri halde … Altın A.Ş.’nin yaptığının anlaşıldığı, İK Akademi A.Ş., inşaatı yapmadığı halde yapmış gibi sahte hak ediş faturaları tanzim ettiği, bunun sonucunda FETÖ/PDY ile ilişkili üniversiteye yaklaşık 100.000.000 ABD dolarını gizli aktarım yaparak finansman sağladıkları, sanığın bu süreçte İK Akademinin yönetim kurulu başkanı olması nedeniyle görev aldığı, sahte faturalar düzenleyip kullandığı, bu nedenle sahte fatura düzenlemek ve kullanmak suçlarından mahkum edildiği,
Vakfa bağlı… Üniversitesinin 18.06.2014-19.11.2015 tarihleri arasında mütevelli heyeti üyeliği görevinde de bulunduğu söz konusu sahte faturaların ve gizli para aktarımı hususlarının amacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne finansman sağlanması amacıyla devamlı ve sürekli bir şekilde yapıldığı değerlendirildiğinde, örgütün kuruluşundan itibaren kendisine hedef koyduğu devleti ele geçirme amacını gerçekleştirmek için yaptığı faaliyetlere hizmet eden en önemli unsurlardan biri olan medya yapılanmasında görev aldığı medya üzerinden örgütün amaçlarına hizmet ettiği, örgüt emir ve talimatları doğrultusunda medya şirketlerini yönettiği kabul edilen sanığın, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2019/8209 esas ve 2019/8039 karar sayılı, 2019/4294 esas ve 2019/7267 sayılı kararında ” … Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir…” denildiği üzere eylemlerindeki çeşitlilik, yoğunluk ve süreklilik itibariyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu hususunda ilk derece mahkemesince tam vicdani kanaate varılmakla, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine,
g.Sanık … Yönünden:
Sanık …’ın yıllar itibariyle Eurogold, Normandy ve son olarak 2005 yılında … Altın A.Ş olarak değişen şirkette 2008 yılında satın alma görevlisi olarak çalışmaya başladığı ve 2012 yılında … Tedarik A.Ş’de Genel Müdür olarak görev yürüttüğü, genel müdürlük görevini kayyım atanma tarihi olan 26.10.2015 tarihine kadar sürdürdüğü,
… Grubu şirketlerin ve özelde … Altın A.Ş’nin özgülendiği amaç ve yapılan hukuka aykırı işlemler sebebiyle ayrıca suç oluşturduğu değerlendirilen ve tespit edilen eylemlerle ilgili yaşanan süreçte sanık … ile ilgili;
Kom İnceleme Raporu-1 başlıklı D-59 nolu tutanakta sanık …’ın dosyası tefrik edilen Ali Kılıçarslan’a göndermiş olduğu 27.10.2013 tarih ve “üniversitesi denetim raporları” konulu mail incelendiğinde vakıf üniversitesine sağlanan vergi muafiyeti ile ilgili araştırma yaptıkları ve bunu FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne özgülendiği sabit olan… Üniversitesi üzerinden gerçekleştirme yoluna gidildiği tespitine yer verildiği,
Kom İnceleme Raporu-1 D-64 nolu tutanakta dosyası tefrik edilen Ali Kılıçarslan’ın sanık …’ye gönderdiği dosya dışı Haydar Erkoç isimli şahsın da sanıklar …, …, dosya dışı Gürkan Atamal, Didem Güneri ve dosyası tefrik edilen Ali Kılıçarslan’a gönderilen 03.10.2014 tarih ve “teşekkür ve dua” konulu mail incelendiğinde fetö/pdy silahlı terör örgütüne aidiyeti sabit görülen Kimse Yok Mu Derneği’ne yapılan kurban bağışlarının derneğe yapılması sebebiyle teşekkür mesajının yer aldığı, yine sanık …’ın dosyası tefrik edilen Ali Kılıçarslan’a göndermiş olduğu 10.09.2012 tarih ve “kurban bağışları hk” konulu mail incelendiğinde de sanık …’in kendisine gelen maile “kendimiz kesmiycez mi? danaya giriyoruz yani di mi? bende sucuk yapmaya niyetlenmiştim etten…” şeklinde cevaplayarak derneğe yapılan kurban bağışına katıldığı ve sanık … ve diğer … Altın A.Ş çalışanlarının bu şekilde örgütlenerek örgüte müzahir derneğe maddi destek sağladıklarının tespitine yer verildiği,
Kom İnceleme Raporu-2 başlıklı D-152 nolu tutanakta sanık …’ın masasında bulunan bilgisayarda “… local data” klasöründe yer alan pictures klasöründe kamuoyunda Fetö/pdy silahlı terör örgütü lehine algı oluşturması ile bilinen “fuatavni” isimli twitter hesabını takip ederek “Cemaatin müesseselerinde çalışanlar ve Cemaat mensubu diye fişlenenler teknik ve fizik takibe alınacak” şeklindeki twite djital olarak kopyaladığı tespitine yer verildiği,
İK Akademi İnşaat Vergi Denetim Raporu başlıklı Vergi Tekniği Raporunda … Altın İşletmeleri A.Ş’nin Himmetdede Altın Madeni Tesis İnşaatının İK Akademi A.Ş’ye yaptırmasına ilişkin iş ve işlemlerin incelendiği ve raporun 41 ve 42. Sayfalarında yer alan sanık …’ın sanık …’e göndermiş olduğu 15.08.2012 tarih ve “IK akademi sözleşmesi” konulu mail; sanık …’ın sanık …’e göndermiş olduğu 15.08.2012 tarih ve “EK7 YAPIM SÖZLEŞME” konulu mail; raporun 43. Ve 44. sayfalarında yer alan dosya dışı Nevzat Esmer’in sanıklar …, Fikre Şayan ve dosyası tefrik edilen Ali Kılıçarslan’a göndermiş olduğu 17.09.2012 tarih ve “IK akademi sözleşmesi” konulu mail; dosyası tefrik edilen Ali Kılıçarslan’ın sanıklar … ve …’a göndermiş olduğu 20.09.2012 tarih ve “ik akademi himmetdede sözleşmesi” konulu mail; raporun 47., 48., 49., 50., 51., 52., 53. ve 54. sayfalarında yer alan sanık …’ın dosya dışı Serhan Umurhan’a göndermiş olduğu ve bilgi olarak da sanık …’e gönderilen 14.08.2012 tarih ve “himmetdede ekipman satınalma hk.” konulu mail, dosya dışı Emre Erkan’ın dosyası tefrik edilen Ali Kılıçarslan’a gönderdiği ve bilgi olarak da dosya dışı Serhan Umurhan ile sanıklar … ve …’a göndermiş olduğu 23.11.2012 tarih ve “Himmetdede Projesi Bantlar, Karbon Fırını ve Electroliz Cell’leri” konulu mail; dosyası tefrik edilen Ali Kılıçarslan’ın sanıklar …, … ve dosya dışı Serhan Umurhan, Selçuk Ayşakar, Nejat Kaya ve Ali Rıza Tunç’a bilgi olarak göndermiş olduğu 04.09.2012 tarih ve “himmetdede hlp ihalesi hk.” konulu mail; sanık …’ın sanık …, dosya dışı Serhan Umurhan ve dosyası tefrik edilen Ali Kılıçarslan’a göndermiş olduğu 27.02.2012, 29.02.2012 tarihli ve “Himmetdede Joemembran alımı” konulu mailler hep birlikte değerlendirildiğinde … Altın A.Ş ile İK Akademi A.Ş arasında daha öncesinde imzalanmış olması gereken sözleşmenin sonradan değişiklikler yapılarak ilişkili kurumları temsil eden kişiler arasında yapılan görüşmeler sonucunda zuhule getirildiği ve mail içeriklerinden sanık …’ın bu sözleşmenin düzenlenmesi aşamalarında yer alarak sanığın tamamen kurgu olarak ilişkili taraflar arasında gerçekleştirilen ihale ve sözleşmede dahlinin bulunduğu ve sanığın şirket hiyerarşisi içinde aldığı talimatları yerine getirerek sonrasında yapılan örtülü kazanç aktarımına zemin hazırladığı,
Tüm bu hususlar ile sanığın şirketler içerisindeki konumu dikkate alındığında her ne kadar sanık … aşamalarda alınan savunmalarında Fetö/pdy silahlı terör örgütüne üye olmadığını ve yardımda bulunmadığını beyanla üzerine atılı suçlamayı kabul etmemişse de sanığın … Altın A.Ş’ de satın alma şefliği ve …… Tedarik A.Ş’de Genel Müdür olarak görev yaptığı süreçte … Grubu şirketlerinin özgülendiği amaç doğrultusunda işlemesinde rol üstlendiği ve hukuka aykırı eylemlerden (örtülü kazanç aktarımları ve finansal destek) haberdar olarak talimatları şirket hiyerarşisi içinde yerine getirdiği, şirketlerde herhangi bir hissesi bulunmayan ya da hisseyi temsil etmeyen sanığın örgütün hiyerarşisi içinde yer aldığına dair herhangi bir delil mahkememize yansımamışsa da yukarıda yer verilen mailler ve … Grubu şirketlerin Fetö/pdy silahlı terör örgütünün finans odağı haline gelmesi ve silahlı terör örgütünün bir parçası haline gelmelerini medya şirketleri aracılığı ile alenen ilan ettiklerine dair yapılan değerlendirmeler de dikkate alındığında sanığın … grubu şirketlerin özgülendiği amacı bilerek çalışmaya devam etmesinin tek başına bireysel ve aile yükümlülüğünün yerine getirilmesi kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmadığı, bu sebeplerle sanığın bu yapının kamuoyu ve medya tarafından tartışılır hale geldiği, üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler ve uyarıların yapıldığı, Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı değerlendirmelerin paylaşıldığı süreçte sonrasında da … grubu şirketlerin özgülendiği amacı bilerek çalışmaya devam etmesi ve bu minvalde ( kurban bağışı) örgüte maddi destek sağladığına dair yapılan tespitler dikkate alındığında sanığın kendisini suçtan kurtarmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiş, sanığın yukarıda tespitleri yapılan eylemlerinin bir bütün olarak örgüte yardım mahiyetinde olduğu anlaşıldığından sanığın örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüt menfatine konu ve işlemlerde örgüte bilerek ve isteyerek hizmet etmek ve maddi destek vermek şeklinde gerçekleştiği ilk derece mahkemesince sabit görülen eylemi nedeniyle sanığın 5237 sayılı TCK’nın 220/7 nci maddesi delaletiyle aynı kanunun 314/2, 3713 sayılı yasanın 5/1 nci maddesi, 53/1-2-3, 58/9. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanığın … Altın A.Ş’de satın alma görevlisi olarak çalışmaya başladığı ve 2012 yılında … Tedarik A.Ş’de Genel Müdür olarak görev yürüttüğü, sanığın genel müdürlük görevini kayyım atanma tarihi olan 26.10.2015 tarihine kadar görevine devam ettiği FETÖ/PDY’ye örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlandığı, bu yapının kamuoyu ve medya tarafından tartışılır hale geldiği, üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler ve uyarıların yapıldığı, Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı değerlendirmelerin paylaşıldığı süreçte ve sonrasında sanığın şirkette sahip olduğu pozisyon da dikkate alındığında … grubu şirketlerin fetö/pdy silahlı terör örgütünün amacına özgülendiğini bilmemesi mümkün olmadığından hakkında TCK’nın 30. maddesinde düzenlenen hata hükümleri ilk derece mahkemesince uygulanmamıştır.
h.Sanık … Yönünden:
Sanık …’in … Grubu şirketlerden… Matbaacılıkta başladığı çalışma … Altın A.Ş’de Yönetim Kurulu Genel Sekreterliği görevi ile devam ettiği, bu görevi kayyım atanma tarihi olan 26.10.2015 tarihine kadar sürdürdüğü,
… Grubu şirketlerin ve özelde … Altın A.Ş’nin özgülendiği amaç ve yapılan hukuka aykırı işlemler sebebiyle ayrıca suç oluşturduğu değerlendirilen ve tespit edilen eylemlerle ilgili yaşanan süreçte sanık … ile ilgili;
Kom İnceleme Raporu-2 başlıklı D-135 nolu tutanakta ozdemir@….com.tr isimli kullanıcının sanık …’e göndermiş olduğu 02.12.2014 tarih ve “Akin Beye iletilecek Lütven” konulu mail incelendiğinde Fetö/pdy silahlı terör örgütüne yönelik başlatılan adli operasyonların firari sanık Hamdi Akın…’den bahsedilerek tepki gösterildiği, bu mailin sanık …’e gönderilmesinin sanığın şirket içinde ve örgütsel bağlılık bakımından firari sanık Hamdi Akın…’e kolay ulaşabilecek konuma sahip olduğunu gösterdiği,
Sanığın …… Eğitim Sağlık Hizmet Yardım Vakfı denetim kurulu üyeliği (kuruluş-06.07.2009, 24.02.2011-27.02.2013) ve… Üniversitesi mütevelli heyetinde (18.06.2014-19.11.2015) görev yapmış olması sanığın FETÖ/PDY terör örgütüne özgülendiği kabul edilen … Grubu şirketleri içinde etkinliğini ve önemini ortaya koyduğu,
Tüm bu hususlar ile sanığın şirketler içerisindeki konumu dikkate alındığında her ne kadar sanık … aşamalarda alınan savunmalarında Fetö/pdy silahlı terör örgütüne yardımda bulunmadığını beyanla üzerine atılı suçlamayı kabul etmemişse de sanığın örgütün finans desteği ile holdingleşme ve evrilme aşamalarında adı geçen şirketlerde alınan kararlardan haberdar olarak icraya konulmasını bu suretle örgütün devamlılığını sağladığı ve… Ünivesitesi’nin Mütevelli Heyeti ile …… Eğitim Sağlık Hizmet Yardım Vakfı denetim kurulu üyeliğinde görev alan sanığın örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüt menfatine konu iş ve işlemlerde örgüte bilerek ve isteyerek yardımda bulunma şeklinde gerçekleştiği ilk derece mahkemesince sabit görülen eylemi nedeniyle sanığın 5237 sayılı TCK’nın 220/7 nci maddesi delaletiyle aynı kanunun 314/2, 3713 sayılı yasanın 5/1. Maddesi, 53/1-2-3, 58/9. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanığın … Grubu şirketlerden… Matbaacılıkta başladığı çalışma … Altın A.Ş’de Yönetim Kurulu Genel Sekreterliği görevi ile devam ettiği, sanığın bu görevini kayyım atanma tarihi olan 26.10.2015 tarihine kadar sürdürdüğü, FETÖ/PDY’ye örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlandığı, bu yapının kamuoyu ve medya tarafından tartışılır hale geldiği, üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler ve uyarıların yapıldığı, Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı değerlendirmelerin paylaşıldığı süreçte ve sonrasında sanığın şirkette sahip olduğu pozisyon da dikkate alındığında … grubu şirketlerin fetö/pdy silahlı terör örgütünün amacına özgülendiğini bilmemesi mümkün olmadığından hakkında TCK’nın 30. maddesinde düzenlenen hata hükümleri uygulanmamıştır.
ı.Sanık … Yönünden:
Sanık …’nun yıllar itibariyle Eurogold, Normandy ve son olarak 2005 yılında … Altın A.Ş olarak değişen şirkette Genel Müdür olarak görev yaptığı, bu görevi kayyum atanma tarihi olan 26.10.2015 tarihine kadar sürdürdüğü,
… Anadolu Metal Madencilik, İpek Doğal Enerji A.Ş, Konaklı Metal Madencilik A.Ş gibi şirketlerde Yönetim Kurulu üyeliği görevlerinde bulunduğu,
… Grubu şirketlerin ve özelde … Altın A.Ş’nin özgülendiği amaç ve yapılan hukuka aykırı işlemler sebebiyle ayrıca suç oluşturduğu değerlendirilen ve tespit edilen eylemlerle ilgili yaşanan süreçte sanık … ile ilgili;
Kom İnceleme Raporu-1 başlıklı 19.10.2015 tarihli inceleme raporu içeriğinde fişlemeler ve özel hayatın gizliliğini ihlal etme başlığı altında sanık …’nun odasında yapılan aramada ele geçirilen belgelerde sanığın kendi personeli hakkında kişisel verileri takip edip bu verileri liste haline getirdiği ve dijital ortamda sakladığının tespit edildiği, ayrıca sanığın …… Grubuna bağlı maden sahalarının bulunduğu ilçelerin 2014 yılı yerel seçimlerini kazanan belediye başkanlarını “bizden değil, uç solcu” vb. şeklinde tespitler yapıldığı,
Kom İnceleme Raporu-1 başlıklı D-18 nolu tutanakta dosya dışı Hasan Günay’ın sanık … ve dosya dışı Hayri Öğüt, Serhan Umurhan ile Zafer Kara’ya gönderdiği 28.09.2011 tarihli mail incelendiğinde Gümüşhane Sanayici ve İş Adamları derneği başkanının yaptığı açıklamada Gümüşhane Mastra Altın Madeni işletmecisi … Altın A.Ş’nin Gümüşhane’de kalıcı bir yatırım yapmadığını, yurtlarla ilgili yapılan yardımın camaate yapıldığını ve Gümüşhane’ye bir faydası olmadığı şeklindeki değerlendirmelerin halk nezdinde şirketleri bakımından olumsuz bir hava oluşturduğu bilgisi verildiği,
Kom İnceleme Raporu-1 başlıklı D-20 nolu tutanakta … Altın İşletmeleri Halkla ilişkiler şefi Nuri Doğru’nun sanık …’na ve dosya dışı Hayri Öğüt’e göndermiş olduğu 15.09.2011 tarihli mail içeriği incelendiğinde Mastra Altın Madeninin bulunduğu bölgede Demirkaynak köyü muhtarı Alim Dabağ, Dibekli köyü muhtarı Mustafa Doğan, Övündü köyü muhtarı Hakkı Özdemir, İkisi köyü muhtarı Ali Temel Kalaycı ve Mescitli köyü muhtarı Cenk İnce isimli muhtarlar hakkında çalışma yaparak bilgi aktardığı ve kendilerine muhalif olan kişileri hedef gösterdiği, … Altın İşletmelerinin maden sahalarının bulunduğu ilçelerde kendilerine engel olabilecek ya da kendilerine destek olabilecek kişileri gerek siyasi anlamda gerekse özel hayat anlamında fişlediğinin tespit edildiği,
İK Akademi İnşaat Vergi Denetim Raporu başlıklı Vergi Tekniği Raporunda … Altın İşletmeleri A.Ş’nin Himmetdede Altın Madeni Tesis İnşaatının İK Akademi A.Ş’ye yaptırmasına ilişkin iş ve işlemlerin incelendiği ve raporun 42.sayfasında sanık … tarafından sanık …’na ve dosya dışı Serhan Umurhan’a gönderilen mail içeriği incelendiğinde … Altın A.Ş ile İK Akademi A.Ş arasında daha öncesinde imzalanmış olması gereken sözleşmenin değişikliklerine ilişkin bilgi verildiği ve imzalanması için onay istenildiği, mailin “İsmet Bey” diye başlaması da bizzat onayın sanık …’ndan beklendiğini gösterdiği, dosya içerisinde yer alan mail içerikleri ve Himmetdede Altın Madeni tesisi inşaat işleri ile ilgili düzenlenen vergi ve SPK raporlarında sanığın Himmetdede inşaat işleriyle ilgili yapılan usulsüzlüklere vakıf olduğu ve bu sürece dahil olduğu,
Tüm bu hususlar ile sanığın şirketler içerisindeki konumu dikkate alındığında her ne kadar sanık … aşamalarda alınan savunmalarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmadığını ve yardımda bulunmadığını beyanla üzerine atılı suçlamayı kabul etmemişse de … Altın A.Ş genel müdürü olarak … Grubu şirketlerin özgülendiği amaç doğrultusunda işlemesinde rol üstlendiği ve hukuka aykırı eylemlerden haberdar olarak talimatları şirket hiyerarşisi içinde yerine getirdiği veya yerine getirilmesini sağladığı, şirketlerde herhangi bir hissesi bulunmayan ya da hisseyi temsil etmeyen sanığın örgütün hiyerarşisi içinde yer aldığına dair herhangi bir delil yansımamışsa da yukarıda … Grubu şirketlerin Fetö/pdy silahlı terör örgütünün finans odağı haline gelmesi ve silahlı terör örgütünün bir parçası olduklarını medya şirketleri aracılığı ile alenen ilan ettiklerine dair yapılan değerlendirmeler ile sanığın sahip olduğu ticari tecrübe, deneyim ile şirketlerin özgülendiği amacı bilmemesinin beklenemeyeceği hususları hep birlikte değerlendirildiğinde örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüt menfatine konu ve işlemlerde örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek şeklinde gerçekleştiği ilk derece mahkemesince sabit görülen eylemi nedeniyle sanığın 5237 sayılı TCK’nın 220/7 nci maddesi delaletiyle aynı kanunun 314/2, 3713 sayılı yasanın 5/1 inci maddesi, 53/1-2-3, 58/9 uncu maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık …’nun … Altın A.Ş’de Genel Müdür olarak görev yaptığı, sanığın bu görevine kayyım atanma tarihi olan 26.10.2015 tarihine kadar görevine devam ettiği, ayrıca sanığın yargılamaya konu … Anadolu Metal Madencilik, İpek Doğal Enerji A.Ş, Konaklı Metal Madencilik A.Ş gibi şirketlerde Yönetim Kurulu üyeliğini görevlerinde bulunduğu anlaşılmakla FETÖ/PDY’ye örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlandığı, bu yapının kamuoyu ve medya tarafından tartışılır hale geldiği, üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler ve uyarıların yapıldığı, Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı değerlendirmelerin paylaşıldığı süreçte dahi sanığın şirketlerdeki üst pozisyonda çalışmaya devam ettiği, sanığın şirkette sahip olduğu pozisyon da dikkate alındığında … grubu şirketlerin fetö/pdy silahlı terör örgütünün amacına özgülendiğini bilmemesi mümkün olmadığından hakkında TCK’nın 30. maddesinde düzenlenen hata hükümleri uygulanmamıştır.
i.Sanık … Yönünden:
Sanık …’nun … Grubu şirketlerde uzun süreli çalıştığı, İK Akademi A.Ş’de 2012-2014 yılları arasında %0,0004 oranında payı ile ortaklığı bulunduğu, aynı şirkette 23.02.2012-21.01.2015 tarihleri arasında yönetim kurulu üyeliği görevinde bulunduğu, sanığın ortağı olduğu ve yönetim kurulu üyeliği yaptığı bu şirkette çalıştığı zaman zarfında vergi usul kanununa muhalefet suçlarından ilk derece mahkemesince mahkumiyetine karar verildiği, sanık … ve diğer mahkumiyetlerine karar verilen sanıkları, sanık …’in azmettirdiği, ayrıca yakalamalı sanık Hamdi Akın…’in de azmettirdiğinin iddia edildiği, sanığın ortak olarak ve yönetim kurulu üyesi olarak ticari icaplara göre hareket etmesi gerekirken sanıklar … ve yakalamalı sanık Hamdi Akın…’in talimatları doğrultusunda hareket ettiği dolayısı ile yönetim kurulu üyesi olmasının sağladığı hakları gibi fetö/pdy silahlı terör örgütünün amacı doğrultusunda kullanılmasına yol açtığı, şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olması nazara alındığında vergi usul kanununa muhalefet suçunu işlemesinin yanı sıra İK Akademi A.Ş’nin kurulması, Himmetdede Altın Madeni Tesisi işinin kurgu bir ihale ile alınması ve sonraki süreçte örtülü kazanç aktarımları yapılmasından haberdar olduğu, bu yapının kamuoyu ve medya tarafından tartışılır hale geldiği, üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler ve uyarıların yapıldığı, Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı değerlendirmelerin paylaşıldığı süreçten sonra da yönetim kurulu üyeliğinin sembolikte olsa devam ettirdiği, … Grubu şirketlerin özgülendiği amaç ve yapılan hukuka aykırı işlemler sebebiyle ayrıca suç oluşturduğu değerlendirilen ve tespit edilen eylemlerle ilgili yaşanan süreçte sanığın bulunduğu konumda dikkate alındığında yapılan iş ve işlemlerin amacının ne olduğunu bilmemesinin hayatın olağan akışıyla uyumlu olmadığı bu suretle savunmalarının cezadan kurtulmaya yönelik olduğu tespit edilerek örgütün devamlılığı sağlamak amacıyla bilerek ve isteyerek örgüte yardımda bulunduğu ilk derece mahkemesince kabul edilen sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 220/7. del. aynı kanunun 314/2,3713 sayılı Kanun’un 5/1 inci maddesi, 53/1-2-3, 58/9 uncu maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanığın … Grubu şirketlerde uzun süreli çalıştığı, İK Akademi A.Ş’de 2012-2014 yılları arasında %0,0004 oranında payı ile ortaklığı bulunduğu, aynı şirkette 23.02.2012-21.01.2015 tarihleri arasında yönetim kurulu üyeliği görevinde bulunduğu, FETÖ/PDY’ye örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlandığı, bu yapının kamuoyu ve medya tarafından tartışılır hale geldiği, üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler ve uyarıların yapıldığı, Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı değerlendirmelerin paylaşıldığı süreçte ve sonrasında sanığın şirkette sahip olduğu pozisyon da dikkate alındığında … grubu şirketlerin fetö/pdy silahlı terör örgütünün amacına özgülendiğini bilmemesi mümkün olmadığından hakkında TCK’nın 30. maddesinde düzenlenen hata hükümleri uygulanmamıştır.
j.Sanık … Yönünden:
Sanık …’in 1980 yılından itibaren … Grubu şirketlerinde çalıştığı ve son olarak …… Holding A.Ş’de Finans İşleri Müdürlüğü görevini yürüttüğü, … Grubu şirketlerin özgülendiği amaç ve yapılan hukuka aykırı işlemler sebebiyle ayrıca suç oluşturduğu değerlendirilen ve tespit edilen eylemlerle ilgili yaşanan süreçte sanık … ile ilgili;
Kom İnceleme Raporu-2 başlıklı D-109 nolu tutanakta sanık …’in dosya dışı Nevzat Esmer’e göndermiş olduğu 05.12.2011 tarih ve “… Altın Bağış Y.K kararı” konulu mail incelendiğinde Fetö silahlı terör örgütüne özgülenen …… Vakfına emsalin üzerinde bağış yapılmak suretiyle örgüte eleman temininde yardımda bulunulduğu, sözü edilen bağışların sanıklar Hamdi Akın… ve … tarafından verilen emir ve talimat ile yapıldığında duraksama yok ise de, şirkette genel müdür olan sanık … ve genel müdür yardımcısı sanık …’in sözü edilen bağışların vakfa aktarılmasında rol aldıkları,
Sanık …’in tanık …’e verdiği talimatlar ile söz konusu yüksek miktardaki meblağların kaynağı belirsiz FETÖ/PDY’nin dini duyguları sömürmek suretiyle topladığı himmet paralarının sisteme aktarılması amacıyla… ailesi üyeleri sanıkların hesaplarına yatırıldığı, daha sonra paraların aynı … yurt dışına çıkarılarak örgüte aktarıldığı mahkememizce kabul edilmesi ve sanık …’in 07.03.2016 tarihinde soruşturma aşamasında avukat huzurunda alınan ifadesinde; “……. Holding’te finans müdürü olarak görev yaptığını, Selami Tuğrul isimli şahsı tanıdığını, bu şahsın 2014 yılına kadar Akın…’in ortağı olduğu Atlantik Eğitim Taş. Bil. A.Ş. isimli şirkette çalıştığını bildiğini, zaman zaman Akın…’in yanına …… A.Ş.’ye gelip Akın…’le görüştüğünü ancak hangi konularda görüştüğü konusunda bilgi sahibi olmadığını…” beyan etmesi birlikte değerlendirildiğinde sanığın örgütsel nitelikteki bu eyleme almış olduğu talimatlar ve vermiş olduğu talimatlar ile yardımda bulunduğu, yapılan iş ve işlemlerin hangi amaca yönelik yapıldığı hususunu bilmediği yönündeki savunmalarının ise yukarıda yapılan anlatımlar ile bulunduğu konum karşısında gerçeği yansıtmadığı,
Tüm bu hususlar ile sanığın şirketler içerisindeki konumu dikkate alındığında her ne kadar sanık … aşamalarda alınan savunmalarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yardımda bulunmadığını beyanla üzerine atılı suçlamayı kabul etmemişse de vakfın ve üniversitenin Fetö/pdy silahlı terör örgütünün amacına özgülendiği ve bu doğrultuda kurulup yönetildiklerine ilişkin tespitler ile sanığa bu doğrultuda verilen görevler ile tanık … ile olan ilişkisinin mahiyeti nazara alındığında örgütün finans desteği ile holdingleşme ve evrilme aşamalarında adı geçen şirketlerde alınan kararlardan haberdar olarak icraya konulmasını bu suretle örgütün devamlılığını sağladığı anlaşıldığından sanığın kendisini suçtan kurtarmaya yönelik savunmalarına ilk derece mahkemesince itibar edilmemiş, eylemlerinin bir bütün olarak örgüte yardım mahiyetinde olduğu, bilerek ve isteyerek örgüte yardım ettiği kabul edilerek sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 220/7 nci del. aynı kanunun 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1.maddesi, 53/1-2-3, 58/9. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanığın 1980 yılından itibaren yargılamaya konu … grubu şirketlerinde çalıştığı ve son olarak …… Holding A.Ş’de Finans İşleri Müdürlüğü görevini yürüttüğü, FETÖ/PDY’ye örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlandığı, bu yapının kamuoyu ve medya tarafından tartışılır hale geldiği, üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler ve uyarıların yapıldığı, Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı değerlendirmelerin paylaşıldığı süreçte ve sonrasında sanığın şirkette sahip olduğu pozisyon da dikkate alındığında … grubu şirketlerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amacına özgülendiğini bilmemesi mümkün olmadığından hakkında TCK’nın 30. maddesinde düzenlenen hata hükümleri uygulanmamıştır.
k.Sanık … Yönünden:
Sanık …’nun 2000 yılında …… Matbacılık Sanayi ve Ticaret A.Ş’de Muhasebe ve Mali İşler Müdürlüğünde görevine başladığı ve …… Holding A.Ş’de Muhasebe ve Mali İşler Müdürlüğü görevini 21.07.2016 tarihine kadar yürüttüğü, … Grubu şirketlerin özgülendiği amaç ve yapılan hukuka aykırı işlemler sebebiyle ayrıca suç oluşturduğu değerlendirilen ve tespit edilen eylemlerle ilgili yaşanan süreçte sanık … ile ilgili;
Kom İnceleme Raporu-2 başlıklı D-115 nolu tutanakta dosya dışı Hüsamettin Altıntaş’ın dosyası tefrik edilen Naci Bolat, Selçuk Karataş ve dosya dışı Fatma Kınsun’a gönderdiği, bilgi olarak da sanık …’na gelen 17.08.2014 tarihli mail içeriği incelendiğinde… Üniversitesi ve Vakfa yapılan yüksek miktardaki bağışların vergiden düşerek bu paraları Fetö/pdy silahlı terör örgütünün kullanımına sundukları, bu organizasyondan sanık …’nun bilgi sahibi olduğu,
Sanık …’nun 24.01.2006-30.03.2006 tarihleri arasında Bugün Televizyon ve Radyo Prodüksiyon A.Ş.’nin yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, …… Eğitim Sağlık Hizmet Yardım Vakfının mütevelli heyetinde kuruluştan itibaren 26.02.2016 tarihine kadar bulunduğu, İpek Üniversitesi mütevelli heyetinde 18.06.2014-19.11.2015 tarihleri arasında bulunduğu,
Tüm bu hususlar ile sanığın şirketler içerisindeki konumu dikkate alındığında her ne kadar sanık … aşamalarda alınan savunmalarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yardımda bulunmadığını beyanla üzerine atılı suçlamayı kabul etmemişse de yukarıda 10 numaralı başlık altında ayrıntısı ile anlatıldığı üzere vakfın ve üniversitenin FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amacına özgülendiği ve bu doğrultuda kurulup yönetildiklerine ilişkin tespitler ile sanığa bu doğrultuda verilen görevler nazara alındığında sanığın örgütün finans desteği ile holdingleşme ve evrilme aşamalarında adı geçen şirketlerde alınan kararlardan haberdar olarak icraya konulmasını bu suretle örgütün devamlılığını sağladığı anlaşıldığından sanığın kendisini suçtan kurtarmaya yönelik savunmalarına ilk derece mahkemesince itibar edilmemiş, sanığın yukarıda tespitleri yapılan eylemlerinin bir bütün olarak örgüte yardım mahiyetinde olduğu, ve bilerek ve isteyerek örgüte yardım ettiği kabul edilerek sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 220/7. del. aynı Kanun’un 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1 inci maddesi, 53/1-2-3, 58/9 uncu maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanığın 2000 yılında …… Matbacılık Sanayi ve Ticaret A.Ş’de Muhasebe ve Mali İşler Müdürlüğünde görevine başladığı ve son olarak …… Holding A.Ş’de Muhasebe ve Mali İşler Müdürlüğü görevini 21.07.2016 tarihine kadar yürüttüğü, FETÖ/PDY’ye örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlandığı, bu yapının kamuoyu ve medya tarafından tartışılır hale geldiği, üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler ve uyarıların yapıldığı, Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı değerlendirmelerin paylaşıldığı süreçte ve sonrasında sanığın şirkette sahip olduğu pozisyon da dikkate alındığında … grubu şirketlerin fetö/pdy silahlı terör örgütünün amacına özgülendiğini bilmemesi mümkün olmadığından hakkında TCK’nın 30 uncu maddesinde düzenlenen hata hükümleri uygulanmamıştır.
l. Sanık … yönünden;
Sanığın …… Holding A.Ş’nin altı(6) kurucu ortağından biri olarak %10 oranında hissesinin bulunduğu, bunun haricinde sanığın … Grubu şirketlerinde herhangi bir hissesi ya da ortaklığı bulunmadığı gibi yönetim kurulu üyeliğinin de bulunmadığı ancak sanığın Holding kurucu ortaklığı vasıtası ile sahip olduğu %10 hisse ile holding ve bağlı şirketlerinden elde edilen kar ve zarara hissesi oranında dolaylı olarak ortak olduğu,
İpek ailesinin doğrudan ya da dolaylı olarak kontrolünde olan … Grubu Şirketlerinin Fetö silahlı terör örgütünün amacına özgülenmesi ve örgütün nihai amacına ulaşması gayesi ile finans sağlaması ve bu doğrultuda sürekli zarar eden medya şirketlerinin fonlanması, örtülü kazanç aktarımları ve ortaklığı bulunduğu şirket vasıtası ile himmet paralarının aklanması olaylarının yaşandığı süreçte hisselerin sahipliğinin sanığa ait olduğu ve hisselerinin kullanımından, devrinden vb. kendisinin sorumlu ve hak sahibi olduğu, genel ceza ilkesi olan ceza sorumluluğunun şahsiliği nazarında sanık … İpek’in holdingin ve bağlı şirketlerin elde ettiği gelirden doğrudan ya da dolaylı olarak yararlandığı ve yararlandırıldığının anlaşılması karşısında hisseyi temsilen sorumluluğunun bulunduğunda duraksama bulunmaması ve… ailesinin bir üyesi olarak … Grubu şirketlerin özgülendiği amacı bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olması, başka bir deyişle … Grubunun FETÖ silahlı terör örgütünün finans ayağını oluşturması, 15 Temmuz 2016 öncesinde grubun medya şirketleri aracılığıyla basın ve yayın araçları ile FETÖ silahlı terör örgütünü alenen savunduğunun açık olması karşısında sanığın sahip olduğu hisselerinin de örgütün yararına kullanıldığını bildiği ve bu irade ile hareket ettiği ilk derece mahkemesince kabul edilerek sanığın örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgütün devamlılığını sağlayacak nitelikteki söz konusu yardımların yapıldığını bildiğinin kabulü ile sanığın örgüt üyesi olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek örgüte yardımda bulunduğunun kabulü ile üzerine atılı müsnet suçu işlediği gerekçeleri ile sanığın eylemine uyan TCK’nın 220/7 nci maddesinin yollamasıyla, TCK’nın 314/2, 3713 sayılı yasanın 5/1.maddesi,53/1-2-3,58/9. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanığın… ailesine mensubiyeti, …… Holding’de bulunan kurucu hissesi ve aile bireyi olarak yapılan iş ve işlemlerden habersiz olmamasının beklenilememesi, FETÖ/PDY’ye örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlandığı, bu yapının kamuoyu ve medya tarafından tartışılır hale geldiği, üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler ve uyarıların yapıldığı, Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı değerlendirmelerin paylaşıldığı süreçte dahi sanığın holdingdeki ortaklığını devam ettirdiği hususu hep birlikte değerlendirildiğinde sanığın … grubu şirketlerin fetö/pdy silahlı terör örgütünün amacına özgülendiğini bilmemesi mümkün olmadığından hakkında TCK’nın 30. maddesinde düzenlenen hata hükümleri uygulanmamıştır.
B.BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNİN KABULÜ
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A.SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ KURMA VEYA YÖNETME SUÇU
Terör örgütünü yönetme suçu ile ilgili yasal düzenlemeler şöyledir:
5237 sayılı TCK uyarınca;
Suç işlemek amacıyla örgüt kurma
Madde 220- (1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.
(5) Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır
Silahlı örgüt
Madde 314- (1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır.
3713 sayılı TMK uyarınca;
Terör örgütleri
Madde 7 – (Değişik: 29/6/2006-5532/6 md.)
Cebir ve şiddet kullanılarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemleriyle, 1 inci maddede belirtilen amaçlara yönelik olarak suç işlemek üzere, terör örgütü kuranlar, yönetenler ile bu örgüte üye olanlar Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesi hükümlerine göre cezalandırılır. Örgütün faaliyetini düzenleyenler de örgütün yöneticisi olarak cezalandırılır.
Doktrin ve yerleşik uygulamalara göre;
Terör örgütünü yönetmek örgüt hiyerarşisinin çeşitli basamaklarında örgütü amaçlarına ve yöntemlerine uygun biçimde örgüt faaliyetlerini sevk ve idare etmek olarak tanımlanabilir. Yönetici suç ortaklığına komuta eden ve örgütün kurallarını gösteren kişidir. (Simeone I ReatiAssociativi,op.cit.s 257 aktaran Turinay Faruk Terör Amaçlı Örgütlenme Suçu sh.269)
Suç veya terör örgütünü yönetmek; onu sevk ve idare etmek, kısmen veya tamamen, bölgesel, yerel veya genel olarak yönetip yönlendirmek, hiyerarşik yapıya ve varsa işbölümüne uygun olarak emir ve talimat vermek, bunların yerine getirilmesini bekleyip denetlemek, gerekli olduğunda da emrine veya örgütün talimatlarına riayet etmelerini cezalandırmaktadır. Kişinin somut olayda yönetme kudretine, sevk ve idare yeteneğine fiilen sahip olup olmadığına bakılmalıdır (Şen E.-Eryıldız S.Suç Örgütü sh.107).
Fail, hiyerarşik olarak örgüt üyeleri üzerinde bulunuyor, geniş bir alanda iş bölümü yapabiliyor, örgüt üyeleri üzerinde sevk ve idarede bulunabiliyor, örgütsel faaliyetlerin organizasyonunda, icrasında; harekete geçiren, engelleyen veya durduran olarak rol üstlenebiliyor, bu faaliyetleri denetleyebiliyor ise yönetici olarak kabul edilebilecektir.
Örgüt yönetmek; örgütün amaçları doğrultusunda örgütü idare etmeyi, emir ve direktif vermeyi, örgüt içinde inisiyatif ve karar verme gücüne sahip olmayı gerektirir. Örgütün varlığının, etkinliğinin ve gelişiminin sağlanması, hedeflerinin belirlenmesi, program ve stratejilerinin saptanmasını ifade eder. Ancak örgütün faaliyetleri çerçevesinde sadece belirli bir suçun işlenmesini organize edenler bu suçun işlenmesini planlayıp yönetenler örgüt yöneticisi olarak kabul edilemez.
Geniş bir alanda faaliyet yürüten örgütlerin yöneticileri, örgüt yapılanması da dikkate alınarak somut olayın özelliklerine, bu kişilerin örgütün hiyerarşik yapısı içerisindeki konum ve görevlerine göre belirlenmelidir. Bu tür örgütlenmelerde her yöneticinin örgütün tamamını yönetmesi mümkün olmadığından, örgütün bölge, il, ilçe sorumlularının yönetici olup olmadıklarının sorumluluk sahalarındaki örgütsel faaliyetlerin yoğunluğu da gözetilerek belirlenmesi gerekir.
Örgüt yöneticileri, hiyerarşik açıdan emir ve talimat vermeye yetkili olduğu mensupların, örgütün amaçları doğrultusunda işledikleri suçlardan dolaylı fail olarak sorumludurlar (TCK 220/5m.) (Dairenin 18.07.2017 tarih, 2016/7162- 2017/4786 sayılı kararından ).
Failin örgüt yöneticisi olup olmadığı, örgütün organizasyon yapısı, hiyerarşisi ve kişilere verilen görevlerin önemi esas alınmak suretiyle belirlenecektir (Baltacı Vahit Terör Suçları ve Yargılaması sh.183). Bu tespitte belirleyici olan, failin örgüt hiyerarşisi içindeki sıfatı değil ve fakat yönetip yönlendirdiği faaliyetlerin, örgütün amaç ve etkinliği bakımından önemidir. Bu nedenle failin hiyerarşik konumu, üstlendiği görevler esas alındığında dahi belli bir hiyerarşik seviyenin üstünde bulunan kişilerin yönetici olarak kabulünde zaruret vardır. Zira gerek kanun koyucunun aynı cezai yaptırımı öngörerek örgüt yöneticiliğini, örgüt kurma fiili ile aynı ağırlıkta bir ihlal olarak görmesi, gerek mülga 765 sayılı TCK’nın 168 maddesinde yer alan, “silahlı çetede amirliği ve kumandayı haiz olmak” ve 141. maddesindeki, “cemiyetlerin faaliyetlerini tanzim veya sevk ve idare etmek” kavramları ile mer’i 3713 sayılı Kanunun 7/1 maddesinde yer verilen “örgütün faaliyetlerini düzenleyenlerin de örgütün yöneticisi olarak cezalandırılacağına” dair kavramlar gerekse örgütle kurulan “organik bağın” sonucu olarak her seviyede belli ölçüde talimat alma-verme, astları yönetme olgusunun, örgütlü suçların doğasında mündemiç bulunması birlikte değerlendirildiğinde, yöneticilikten maksadın hiyerarşik yapının belli seviyede üst katlarını ifade ettiğini kabul etmek gerekir. Bu görüş Yüksek Yargıtayın istikrar kazanmış uygulamalarında da benimsenmiştir. Nitekim silahlı terör örgütlerinin kırsalda faaliyet gösteren tim, manga, bölük sorumluları ile faaliyet yoğunluğu bulunmayan kimi il sorumluları örgüt yöneticisi olarak değil, örgüt üyesi olarak cezalandırılmaktadır.
TCK m.220/1’de düzenlenen örgütü yönetme suçu niteliği gereği devamlılık gerektirdiğinden, mütemadi bir suçtur.
Suç işlemek üzere kurulmuş bir örgütü yönetme saikine dayanan doğrudan kastla işlenebilen bir suçtur. Bu suç olası kast ile işlenemez. Suç örgütünün varlığı için suç işlemek amacının açık bir şekilde ortaya konulmuş olması gerekir. Bir oluşumun çekirdeğini oluşturan kişiler suç işlemek amacıyla hareket etmekle birlikte, oluşumun içinde yer alan fakat bu amaçtan habersiz olan kişiler, suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüte üye olmaktan veya bu örgütü yönetmekten sorumlu tutulamazlar. (Özgenç, Suç Örgütleri sh.21,22) Bu halde sorumluluk, TCK’nın 30 uncu maddesinde düzenlenen “hata” kurumuna göre çözüme kavuşturulmalıdır.(Dairenin 18.07.2017 tarih, 2016/7162- 2017/4786 sayılı kararından )
Kişi hak ve hürriyetlerinden hiç birisinin, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamayacağına dair Anayasanın 14. maddesinde de açıkça vurgulandığı üzere, bu suç herhangi bir hukuka uygunluk sebebi kapsamında işlenemez. Hiç bir devlet, hiç kimseye birliği ve ülke bütünlüğünü, anayasal düzenini bozacak bir hukuk düzeni kurmaz.
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 16-956 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen Dairemizin 24.04.2017 tarih 2015/3- 2017/3 sayılı Kararında açıklandığı üzere FETÖ’nün dikey yapılanması şöyledir;
Örgütün sorumlu yöneticisi “imam” olarak isimlendirilir. Hiyerarşi içerisinde yer alan örgütün yöneticisi, raporları toplayan ve emirleri veren kişidir. Kainat imamı, kıta imamı, ülke imamı, bölge imamı, şehir imamı, semt ve mahalle imamı, kurum imamı gibi bir çok değişik pozisyonu vardır.
Örgütün lideri, mensuplarınca kainat imamı, mehdi, mesih olarak kabul edilmektedir. Kainat imamına bağlı olarak üst kurullar örgütün birimlerini yönetmekte faaliyetlerini düzenlemektedirler. Bu kurullar “istişare kurulu”, “mollalar”, “tayin heyeti” ve “özel hizmet” birimleridir.
Örgütün yurt içi yapılanmasında ise, “Türkiye imamı”, “bölge imamları”, “il imamları”, “küçük il ve bölge imamları”, “ilçe imamları”, “semt imamları”, “mahalle imamları”, “ev imamları (abileri)”, “talebe imamları”, “serrehberler”, “belletmenler” şeklinde hiyerarşik bir yapı izlenmekte ve örgüt tabana yayılmaktadır.
Örgüt içi hiyerarşide itaat ve teslimiyet, katı bir kuraldır. Teslimiyet hem örgüte hem de liderin emrine ona atfen verilen göreve adanmışlıktır. Örgüt sivil toplumu kendi haline bırakmayıp, kendine hizmet eden bağlı unsurlara dönüştürmektedir. Kadrolaşma ile yargı, ordu, emniyet ve bakanlık birimleri bu gücün denetimine girip, örgütsel amaçlar doğrultusunda kullanılabilmektedir.
Örgütün hiyerarşik yapılanmasındaki tabaka sistemi kat sistemine dayanır. Katlar arasında geçişler mümkündür ama dördüncü tabakadan sonrasını önder belirler. Katlar şu şekildedir;
-Birinci Kat, Halk Tabakası: Örgüte iman ve gönül bağı ile bağlı olanlar, fiili ve maddi destek sağlayanlardan oluşur. Bunların birçoğu örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmayan bilinçli veya bilinçsiz hizmet ettirilen kesimdir. Genellikle faaliyetlerden habersizdirler. Bu katmandakileri örgüte bağlayan ana unsur istismar edilen İslami duyarlılık ve din duygularıdır.
-İkinci Kat, Sadık Tabaka: Okul, dershane, yurt, banka, gazete, vakıf ve kurum görevlilerinden oluşan sadık gruptur. Bunlar örgüt sohbetlerine katılır, düzenli aidat öder, az veya çok örgüt ideolojisini bilen kişilerdir.
-Üçüncü Kat, İdeolojik Örgütlenme Tabakası: Gayri resmi faaliyetlerde görev alırlar. Örgüt ideolojisini benimseyen ve ona bağlı çevresine propaganda yapan kişilerden oluşur.
-Dördüncü Kat, Teftiş Kontrol Tabakası: Bütün hizmeti (legal ve illegal)denetler. Bağlılık ve itaatte dereceye girenler buraya yükselebilir. Bu tabakaya girenler örgütte çocuk yaşta kazandırılanlardan seçilir. Örgüte sonradan katılanlar genellikle bu katta ve daha üst katlarda görev alamazlar.
-Beşinci Kat, Organize Eden ve Yürüten Tabaka: Üst düzey gizlilik gerektirir. Birbirlerini çok az tanırlar. Örgüt lideri tarafından atanır. Devletteki yapıyı organize edip yürüten tabakadır. Evliliklerinin örgüt içinden olması zorunludur.
-Altıncı Kat, Has Tabaka: … ile alt tabakaların irtibatını sağlar. Örgüt içi görev değişiklikleri yapar. Azillere bakar. Örgüt liderince bizzat atanırlar.
-Yedinci Kat, Kurmay Tabaka: Örgüt lideri tarafından doğrudan seçilen 17 kişiden oluşan örgütün en seçkin kesimidir.
Yedi katmanın en üstünde “Sözde Fethullah Hoca arşı” yer almaktadır. Beşinci, altıncı ve yedinci katmanlar örgütü yöneten katmanlardır. Altıncı ve yedinci katmandakilerinin örgütten kopmalarına kesinlikle izin verilmez. Altıncı katmandakiler örgüt liderinin bildiği ve takip ettiği hayati önemi haiz gördükleri hizmetleri yapan kişilerdir. Beşinci katmanda çok nadir halde örgütten kopma olmuştur. Bu katmanda olup örgütten ayrılanlar takip edilerek etkisiz hale getirilmiştir. Dördüncü katman örgütü bir arada tutar ve alt katmandakilerin teftiş ve kontrolünü yapar. Hizmet denen işleri ise ilk üç katmandakiler yürütmektedir.
Şu hale göre; anılan örgüt yönünden, örgütün lideri Fetullah Gülen ile beşinci, altıncı ve yedinci katmanlarda yer alanların, bu cümleden olarak kıta imamı, ülke imamı, “Türkiye imamı” ve “bölge imamlarının”, her halükarda örgütün üst düzey yöneticisi olduklarında kuşku yoktur. Ancak örgütü bir arada tutan ve alt katmanlardakilerin teftiş ve kontrolünü yapan dördüncü katman örgüt mensupları ile ilgili olarak, il ve ilçe sorumluları/imamları ile kamu kurumları imamlarının yönetici olup olmadıkları, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, somut olayın özellikleri, bu kişilerin örgütün hiyerarşik yapısı içerisindeki konum ve görevleri, sorumluluk sahalarında sevk ve idare ettiği örgütsel faaliyetlerin örgütün amaç ve etkinliği bakımından önem ve yoğunluğu ile kontrol ettikleri kamu personelinin devletin güvenliği bakımından ifade ettiği stratejik değer de gözetilerek belirlenmelidir. Örgüt yöneticisinin mutlaka illegal faaliyetleri yönetmesi gerekmez. Örgütün amacına ve varlığının devamına katkı sunan sözde legal faaliyetleri sevk ve idare etmek de bu kapsamda değerlendirilmelidir.
B.SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNE ÜYE OLMA SUÇU
Örgüte üye olanlar, örgütte kurucu ya da yönetici konumunda olmayan, örgütün amacına yönelik nedensel hareketi olan, örgüt disiplinine bağlı, örgüt hiyerarşisi içinde yer alan kişilerdir. (Özek, Organize Suç, Syf. 241)
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir.Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de örgüt yöneteticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.)
Örgüt üyesinin bu suçtan cezalandırılması için örgüt faaliyeti kapsamında ve amacı doğrultusunda bir suç işlemesi gerekmez ise de, örgütün varlığına veya güçlendirilmesine nedensel bir bağ taşıyan maddi ya da manevi somut bir katkısının bulunması gerekir. Üyelik mütemadi bir suç olması nedeniyle de eylemlerde bir süre devam eden yoğunluk aranır.
Doktrinde farklı görüşler (Özgenç, Suç örgütleri, Syf. 22, Sözüer, Gökçen, vb.) olsa da istikrar kazanmış uygulamaya (Yargıtay Ceza Genel Kurulun 10.06.2008 tarih ve 2007/9-270-164 sayılı kararı vb.) göre, tek taraflı irade beyanıyla örgüte üye olmak imkanı bulunmamaktadır. Örgüt yönetiminin açık ya da zımni bir kabulü olmalıdır. Örgüt yöneticilerinin, örgüt faaliyeti kapsamında işledikleri bütün suçlardan asli fail olarak sorumlu tutuldukları (TCK 220/5 md) bir sistemin, tek taraflı irade beyanı ile kendi içinde gizlilik, disiplin ve mutlak sadakat gibi zorunlu kuralları barındıran, dış dünyaya kapalı bir yapıya üye olunabileceğini de kabul etmesi beklenemez.
Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda da; silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasada ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir.
Temadi eden suçlardan olan örgüt üyeliği, hukuki veya fiili kesinti gerçekleşinceye kadar tek suç sayılır. Örgüt üyeliği, yakalanma, örgütün dağılması, örgütten ihraç ya da kendiliğinden örgütten ayrılma gibi sebeplerden sona erer. Yakalanmayan sanık hakkında düzenlenen iddianame temadi eden suç için hukuki kesinti oluşturmaz. Örgüt üyeliğinden mahkum olduktan sonra tekrar örgütle hiyerarşik bağ kurup süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren faaliyetlere katılması halinde yeniden üyelik suçu oluşacaktır.
Örgüt faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmolunur. (TCK. 220/4) Örgüt kurma ve yönetme ya da üye olmak fiillerinin cezalandırılabilmesi için örgütün amacı doğrultusunda ve faaliyeti çerçevesinde bir suç işlenmesi şart değildir. Ancak bu kapsamda bir suç işlenirse bu düzenleme doğrultusunda gerçek içtima kurallarına göre cezalandırılacaklardır.
Suçun manevi unsuru,doğrudan kast ve “suç işlemek amacı/saiki”dir. Örgüte giren kişinin, girdiği örgütün suç işleyen, suç işlemeyi amaçlayan bir örgüt olduğunu bilmesi gerekir.
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır. (… özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280)
Tüm faillerin kastının suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüte katılmak olması gerekirken hepsinin de aynı suçları işlemek amacında olması gerekmez. Bir oluşuma dahil olan kişinin bu oluşumun suç işlemek amacında olduğunun bilincinde olması aranır.
C.SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNE YARDIM ETME SUÇU
Türk Ceza Hukukunda silahlı terör örgütlerine yardım suçu, aşağıdaki sistematik içinde düzenlenmiştir.
01.06.2005 tarihinden itibaren yürürlükte olan TCK’nın 314/3, 220/7, 314/2 nci maddelerinde düzenlenen silahlı terör örgütüne genel nitelikte yardım suçu,
01.06.2005 tarihinden itibaren yürürlükte olan TCK’nın 315 inci maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütüne silah sağlama suçu,
18.07.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5532 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen ve 16.02.2013 tarihine kadar yürürlükte kalan 3713 sayılı Kanunun 8 inci maddesinde yer alan ve 16.02.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinde düzenlenen terörizmin finansmanı suçu.
Bu çerçeve içerisinde, terör örgütlerine silah sağlamak veya finansman sağlamak suçunun, terör örgütlerine yardım suçunun özel bir düzenleniş şekli olduğu anlaşılmaktadır.
Silahlı terör örgütlerine yardım suçunda yardım fiili, örgütün bizzat kendisi veya mensupları lehine gerçekleştirilebilir. Ceza Genel Kurulunun 31.10.2012 tarih ve 2012/1234 Esas, 2012/1825 sayılı Kararında da belirtildiği gibi, yardımın mutlaka örgüte ulaşması, sonuç vermesi gerekmez ve her bir fail, örgütçe verilen veya kendiliğinden üstlenilen görev kapsamında kendi fiilinin gerçekleştirilmesinden sorumlu olacaktır.
Silahlı terör örgütü üyesi olmayıp, örgütün faaliyetlerinde kullanılmak maksadıyla bunların amaçlarını bilerek, bu örgütlere üretmek, satın almak veya ülkeye sokmak suretiyle silâh temin eden, nakleden veya depolayanların TCK’nın 315 inci maddesi;
Terör örgütlerine veya mensuplarına para veya değeri para ile temsil edilebilen taşınır veya taşınmaz, maddi veya gayri maddi her türlü mal, hak, alacak ile bunları temsil eden her türlü belgeyi sağlayan veya toplayan kişilerin 6415 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi;
Örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte, örgüte veya örgüt üyelerine bilerek ve isteyerek yukarıda sayılanlar dışında barındırma, nakletme, istihbari bilgi sağlama, örgüt mensuplarının araştırılmasını, yakalanmasını engellemeye yönelik imkan sağlama gibi her türlü yardım TCK’nın 314/3, 220/7 nci maddeleri yollamasıyla 314/2 nci maddesi kapsamında kalacaktır.” şeklindeki hukuki yoruma Dairemizce de iştirak edilmektedir.
Örgüte yardım suçunda kast unsuru yönünden öğretideki görüşler incelendiğinde;
Bir suçun kanuni tanımında “bilerek”, “bildiği halde”, “bilmesine rağmen” gibi ifadelere açıkça yer veren suçlar olası kastla işlenemez. (Prof.Dr. İzzet ÖZGENÇ, TCK Genel Hükümler, 7. Baskı, syf. 241)
Kişi, örgütün işlediği somut fiili bilmese de terör örgütü olduğunu, sağladığı yardımın örgütün yararına kullanılacağını bilmeli ve bu irade ile hareket etmelidir. İnsani mülahazalarla yapılan yardımlar örgüte yardım suçunu oluşturmaz. Yapılacak her türlü yardımın suç olarak değerlendirilmemesi gerekir. (Prof. Dr. A. Caner YENİDÜNYA – Arşt. Görv. Zafer İÇER, Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma, 1. Baskı, syf. 56)
Örgüte yardım suçunda manevi unsurun oluşması için genel kasıt yeterli değildir. Özel kasıt ile işlenen bir suçtur. Fail örgütün amacını gerçekleştirmesine katkı sağlamak kastı ile hareket etmelidir. (Yrd. Doç. Dr. Namık Kemal TOPÇU, Örgütlü Suçlar ve Terör Suçları, syf. 164)
Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte bilerek ve isteyerek yardım edilmiş olması gerekir. Başka bir ifadeyle, yardım fiilinin örgütün suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüt olduğu bilinerek gerçekleştirilmiş olması gerekir. Fıkra metninde geçen “bilerek” ibaresi doğrudan kastı ifade eder. Doğrudan örgüte değil de örgüt mensuplarına yardım edilmesi halinde, yardım edilen kişilerin suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüt mensubu olduklarının da bilinmesi gerekmektedir. Örgüt mensuplarına yapılan yardım, aynı zamanda örgüte yapılan yardım olarak değerlendirmek gerekir. Ancak, bu yardımın örgütün amacını gerçekleştirmeye hizmet eden bir yardım olması gerekmektedir. (Prof.Dr.İzzet ÖZGENÇ, Suç Örgütleri, 7. Baskı, s. 38-39)
Dairemizce de benimsenen,yerleşik yargısal uygulamalara ( Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 05.11.2009 tarih ve 2009/10374 E- 2009/11111 K. ) göre de, sanığın, örgütün amacını ve faaliyetlerinde kullanılacağını bilerek yardımda bulunması gerekir.
Yukarıda yer verilen öğretideki görüşler ve istikrar kazanmış Yargıtay uygulamaları göz önüne alındığında; suç örgütleri veya silahlı terör örgütlerine yardım suçunun ancak doğrudan kastla işlenebileceği, yardımın örgütün amacını gerçekleştirmeye hizmet etmesi gerektiği, örgüt üyelerine yapılan yardımın da örgüte yapılmış gibi kabul edilmekle birlikte örgüt üyesinin mensup olduğu örgütün bilinmesi ve bu yardımın da insani mülahazalarla değil örgütün amaçlarını gerçekleştirme gayesiyle yapılması hususunda ortak bir kanaat mevcuttur.
D.ETKİN PİŞMANLIK
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-1878 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadale bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır.
Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme, örgüte üye olma, üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme veya örgüte bilerek isteyerek yardım etme suçlarında etkin pişmanlık, şahsi cezasızlık veya cezadan indirim yapılması gereken haller olarak kabul edilmiştir.
Şahsi cezasızlık nedeni olarak; sanığın amaç suçun işlenişine iştirak etmeksizin, hakkında bir soruşturma başlamadan önce örgütten gönüllü olarak ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi (TCK’nın 221/2 maddesi), hakkında soruşturma başladıktan sonra, gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili samimi ve faydalı bilgi vermesi (TCK’nın 221/4 maddesinin ilk cümlesi), yakalandıktan sonra pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının önemli ölçüde yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi (TCK’nın 221/3 maddesi) hallerinde sanık hakkında cezaya hükmolunmayacaktır.
Amaç suça elverişli vahim nitelikte sayılan eylemler gerçekleştirilmeden yakalanan, örgüt kuran, yöneten, örgüte üye olan, üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek isteyerek yardım edenlerin örgütün yapısı ve faaliyetleri hakkında bilgi vermesi halinde ise cezadan indirim yapılacaktır (TCK’nın 221/4 maddesinin ikinci cümlesi).
Kanun vazıının, etkin pişmanlığı şahsi cezasızlık sebebi olarak kabul ettiği durumlarda, örgütten ayrılma veya güvenlik güçlerine teslim olma bakımından “gönüllülük” esasını benimsediği görülmektedir. Gönüllülük, Türk Dil Kurumu sözlüğünde; “bir iş yapmayı hiçbir yükümlülüğü yokken üstlenen” olarak tanımlanmıştır.
Örgütten ayrılma bağlamında gönüllülük,örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde kalması imkanını ortadan kaldıran veya zorlaştıran bir dış etken bulunmaksızın kendi hür iradesiyle gönüllü olarak örgütten ayrılmasıdır. (Ersan Şen – H. Sefa Eryıldız, Suç Örgütü 2018 Baskı syf 346)
E.TERÖRİZMİN FİNANSMANI:
1-Genel Olarak:
Terör; şiddet unsurunu içeren, ideolojik yönü olan, içinde gerçekleştiği toplumu korkutmayı ve sindirmeyi hedeflemenin yanı sıra siyasi iktidarın gücünü zayıflatmayı ya da tamamen ortadan kaldırmayı, sosyal yapıya zarar vermeyi ve hedef aldığı toplum içinde karşıt kutupların oluşmasını, hatta alınan önlemler karşısında devlet ile halkı karşı karşıya getirmeyi amaçlayan bir yapı ve örgütlenme biçimidir. Dolayısıyla terör, kısaca politik, ideolojik ya da dinsel hedeflere ulaşabilmek amacıyla gerçekleştirilen planlı şiddet hareketleridir.
Ülkemizde de terörizm, uzun bir süredir gündemimizde önemli bir yeri işgal etmektedir. Uzun yıllardır yaygın bir şiddet uygulayan, toplumun belirli bir kesimini baskı altına almak suretiyle etkinlik alanı sağlamaya çalışan PKK, MLKP, DHKP – C, TİKKO ve … gibi terör örgütleri, ülkemizde kapanması mümkün olmayan pek çok yara açmıştır.
Bu gibi örgütlerin yanında; toplumun dinamiklerini kullanarak ve değer yargılarını sömürerek, devlet içerisinde gizli bir şekilde yapılanan ve sahte mehdilik temeline dayanan bir terörist yapılanma da bulunmaktadır. Bu yapılanma talimatlar yoluyla kolektif biçimde mobilize olmuş, anayasal kurumlara örgüt üyelerini yerleştirmek suretiyle devletin tamamını ele geçirme refleksiyle hareket etmiştir. Mülkiye, adliye, emniyet, eğitim ve ordu içerisinde kendi özel hiyerarşisi ile illegal şekilde kadrolaşmış, devletin tüm kurumlarına yerleştirdiği örgüt üyeleri ile devleti kendisine hizmet eder hale getirmiş ve adeta devlet içerisinde ayrı bir devlet yapısı oluşturmuştur. Uzun süredir bu konuda faaliyet gösteren ve bu durum deşifre olunca, bir darbe girişimine yeltenen FETÖ/PDY örgütü, terör ve organize suçlulukla mücadeleyi farklı bir boyutu ile ülke gündemine yeniden taşımıştır.
Asıl amaçları gelir elde etmek olmayan ve çoğu zaman siyasal hedefleri bulunan terör örgütlerinin, her açıdan varlıklarını devam ettirebilmek için mali kaynağa ihtiyaçları olduğu konusunda herhangi bir şüphe bulunmamaktadır. Dolayısıyla terör örgütleri de mali kaynak bulma çabası içerisine girmektedirler. Günümüzde yabancı devletlerin terör örgütlerine eskisi kadar rahat yardım yapamaması, terör örgütlerinin kendi mali kaynaklarını yaratma ihtiyacını daha fazla hissetmelerine neden olmuştur.
2-Terörün Finans Kaynakları
a-Örgüte yapılan mali yardımlar: Terör örgütleri propaganda yoluyla örgüt üyelerinden veya örgüte üye olmamakla birlikle örgüte yardım edenlerden örgüte yardım toplamaktadır. Örgüte yapılan mali yardımlar örgüte doğrudan gelir aktarmak şeklinde olabildiği gibi örgütle organik bağı olan ve yasal görünümlü dernek, vakıf, şirket vb. gibi tüzel kişiler üzerinden dolaylı şekilde de gerçekleşebilmektedir.
b-Vakıf ve derneklerin kullanımı: Kar amacı gütmeyen vakıf ve derneklerden, terör örgütleri ile organik bağı bulunanların kamuoyuna yansıtılan meşru amaçlarının arkasına gizlenen gerçek amacın örgüte finans yaratmak olduğu, günümüzde bilinen bir gerçek olup yasal görünümlü vakıf ve dernekler üzerinden terör örgütlerine kaynak aktarılması en sık başvurulan yöntemlerden biridir.
Kâr amacı gütmeyen tüzel kişilikler, örgütler tarafından oluşturulup yasal kazançların aktarılması ile de terör örgütlerine destek verilebileceği gibi, Mali Eylem Görev Gücü (FATF) raporlarında belirtildiği üzere, örgüt tarafından oluşturulmasa da bu kurum ve kuruluşların örgüt tarafından suistimal edilmeleri de mümkündür. Mali Eylem Görev Gücü’nün “Dokuz Özel Tavsiye” olarak bilinen değerlendirmesinde bu husus şu şekilde açıklanmış ve ülkelere birtakım tedbirlerin alınması yönünde tavsiyelerde bulunulmuştur:
“Kar amacı gütmeyen kuruluşlar özellikle istismara açıktır ve ülkeler bunların;
Terörist örgütler tarafından yasal varlık süsü verilerek,
Varlıkların dondurulması önlemlerinden kaçmak amacı da dâhil olmak üzere,terörizmin finansmanının sağlanması amacıyla kendi çıkarları doğrultusunda kullanılarak,
Yasal amaçlı fonların el altından terörist örgütlere saptırılmasını gizleyerek veya saklayarak, kötüye kullanılmasını engelleyecek tedbirleri almalıdır.”
Bu gibi durumlarda, kâr amacı gütmeyen kuruluşlar doğrudan örgütle ilişkili olmasa da,bu kurumlarda çalışan ya da yönetici gibi pozisyonlardaki örgüt üyelerine para aktarılmış olmakta ve bu şekilde terörle ilişkilendirilemeyecek ve denetlenemeyecek bir fon sağlanması amaçlanmaktadır
c-Basın ve yayın araçları: Terör örgütleri, basın ve yayın yoluyla propagandalarını yaptıkları gibi, bu organlar sayesinde önemli bir gelir kaynağı da elde edebilmektedirler.
d-Ticari faaliyetler: Terör örgütlerinin propaganda sonucu sağladığı fonlar sayesinde toplanan sermayenin bir kısmı yasal görünüm kazandırılması amacıyla ticari faaliyetlere aktarılabilmektedir. Terör örgütlerinin bu yöntemi kullanmasının nedeni ticari işletmeler ile terör örgütleri arasındaki bağlantının kamu otoritesince tespitinde yaşanan zorluklardır. Yine ticari faaliyet sırasında çeşitli dolambaçlı yöntemler kullanılarak, elde edilen meşru ticari kazanç ile örgüte sağlanan fon arasında geçişkenlik, perdeleme ve karartma uygulanmasının mümkün olması bu yöntemin terör örgütlerince kullanılmasının en önemli nedenlerindendir. Ticari faaliyet maksadıyla kurulan şirketlerin doğrudan terör örgütünün elde ettiği fonlar ile kurulması mümkün olduğu gibi başlangıçta meşru kaynak ve sermaye ile kurulmuş olmasına karşın zaman içerisinde örgütle kurulan organik bağ sonucu örgütün faaliyetlerine tahsis edildiği de bilinen ve yaşanan bir gerçekliktir.
e-Sosyal etkinlikler: Düzenlenen konser, şölen, sergi ve gösteri gibi sosyal etkinlikler yoluyla da terör örgütleri tarafından yüksek tutarlı paralar toplanabilmektedir.
f-Örgütün suç faaliyetlerinden elde ettiği gelirler: Terör örgütleri büyük çaplı uyuşturucu kaçakçılığı, insan ticareti, göçmen kaçakçılığı, yağma ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama gibi suçlardan gelir elde etmektedir. İşlenen suçlar örgütün yapısına göre değişiklik ve çeşitlilik gösterebilmektedir. Terör örgütleri büyüdükçe ve güçlendikçe işledikleri suçların ve bu suçlardan elde ettikleri gelirlerin boyutu da büyümektedir.
3-Terörizmin Finansmanı Suçu Bağlamında FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gelir kaynakları;
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün finans sağlama ve mali kaynak kullanımı açısından geleneksel anlamdaki terör örgütlerinden farklılaşması ve yeni nesil bir terör örgütü olması nedeniyle sadece 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanun yönünden değerlendirmek bütünü görme ve tedbir alma açısından yeterli olmayabilir. Bunun yanında örgüt üyesi gerçek ve tüzel kişiler ortaklaşa hareket etmekte ve yalnızca örgüt üyesi olma sebebiyle elde ettikleri pek çok kazanç bulunmaktadır. Hatta örgüt ilişkili şirketler, örgütün sızmış olduğu kamu kurumları vasıtasıyla pek çok avantaj elde etmekte ve örgüt menfaatleri adına varlıklarını sürdürmeleri ve kazançlarını arttırmalarını sağlamaktadır. Bunlar terörizmin finansmanı ile yakın ilişkili olmakla birlikte örgüt ilişkili şirket yöneticilerinin örgüt üyesi olma sebebiyle elde ettikleri suç gelirleri altında düşünülmelidir.
Finansal kaynakları nazara alındığında örgütün kendine özgü bir yapı oluşturduğu görülmektedir. Bir yandan, “himmet” adı altında ve bağış, burs, zekât, fitre şeklinde örgüte yapılan yardımlar, diğer yandan doğrudan örgütün finansmanı için oluşturulan veya örgütün amacına tahsis edilen ticari şirketler bu örgüte sabit bir finansal kaynak sağlamıştır. Bu türden yapılan yardımlar, örgüt mensuplarından ve örgüt mensubu olmayıp çeşitli yollardan baskılarla adeta “haraç” gibi toplanarak sağlanmaktadır. Himmet şeklindeki zorunlu kesintiler; örgüt iltisaklı şirketler için aylık bağış ve sponsorluklar, örgüt üyesi kişiler için maaşlarının bir kısmı olmaktadır.
Öte yandan örgüt, sabit olmayan gelirler de elde etmektedir. Bunlar da özellikle örgüte yakın olmasa da örgütün kamusal ve iş hayatındaki gücünden yararlanmak isteyen kişilerin örgüte sağlamış olduğu doğrudan ya da dolaylı kazançlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca örgüt, kamu kurumlarındaki örgütlü insan gücünü kullanarak kamu kaynaklarından da pek çok gelir elde etmiş ve bunlar sayesinde finansmanı için kurduğu ya da kendisini finanse eden ticari şirketlerin gelirlerini arttırmıştır. Gelirleri katlanan ticari şirketler ise kazançlarının bir kısmını kendi uhdelerinde tutarken büyük kısmını da örgüte veya örgütün amaçları doğrultusunda kurulan başka kurumlara aktarmışlardır.
FETÖ/PDY, zamanla faaliyetlerini birçok alanda genişletmiş ve Türkiye’nin yanı sıra yüz elliyi aşkın ülkede yaygınlaştırmıştır. Ülke içindeki pek çok şirket örgütün yurtdışı faaliyetlerini finanse eder duruma gelmiştir. Ayrıca söz konusu yapılanmanın yurt içinde ve yurt dışında eğitim, sağlık, medya, finans, ticaret, sivil toplum gibi farklı alanlarda faaliyet gösteren çok sayıda kuruluşu bulunmaktadır.
FETÖ/PDY’nin dünya çapında tahmin edilen sermaye değeri 150 milyar dolardır. Bu sermaye birikimi başta özel sektör olmak üzere kamu sektörü ve sivil toplum kuruluşlarından gerek emri vaki yöntemlerle gerekse ekonomik faaliyetlerle oluşturulmuştur. Fakat finansman açısından “himmet” gibi öyle örnekler vardır ki halkın iyi niyetinin suistimal edilmesiyle özellikle tüm İslam aleminin dini bayramı olan kurban bayramında, kapı kapı dolaşarak hayvan derilerinin toplanması, yardım, bağış, burs, zekat, fitre, camii yaptırma, okul yaptırma adı altında köylerde ve kentlerden elde edilen gelirler finansman açısından daha önce başka terör örgütlerinde görülmeyen örneklerdir. Yine FETÖ/PDY’nin Türkçe Olimpiyatları organizasyonları ile milli duygular üzerinden yapılan suistimaller ulusal ve uluslararası arenada örgüt sempatizanlarının artmasına neden olmuş, bu durum bağışları ve diğer destekleri artırmıştır. Örgüt eliyle kamuya yerleşen kişiler, ilk maaşlarının tamamını ve sonrasında diğer maaşlarının %10 ile %20 arasında değişen oranını örgüte ödemişlerdir. Aynı şekilde örgütün kamu ihalelerinde yolsuzluk yaparak ihaleleri yandaş şirketlerin kazanmasına vesile olduğu da bilinmektedir. Yaklaşık olarak Türkiye’de 1700, yurt dışında 2500 ilkokul, ortaokul ve lise; Türkiye’de 15, yurt dışında 10 üniversite; Türkiye’de 450, yurt dışında 200 yurt; 1 banka, 1000 dershane, 3 haber ajansı, 16 televizyon kanalı, 23 radyo istasyonu, 45 gazete, 15 dergi, 29 yayınevi; Türkiye’de 35, yurt dışında 15 hastane; Türkiye’de 1200, yurt dışında 1500 dernek ve vakıf ve Türkiye’de 8 bin, yurt dışında 3000 şirketiyle devasa bir yapı haline gelmiştir. FETÖ/PDY içerisindeki ticari yapılanma, elde ettiği finansal getirisinin yanı sıra örgütün insan kaynağının yetiştirilmesinde de faydalanılmıştır. “Başka bir ifadeyle parasal girdi, örgüt çarkı içinde insan çıktısı üretecek şekilde dizayn edilmiştir.” Örgütün dışarıdan görünen yüzünün sempatikleştirilmesi, sözde hoşgörü, barış ve demokrasiye dayanan söylemleri, pek çok kişiye moral ve umut vaadederek kendi safına çekmeyi sağlamıştır.
Türkiye’nin şimdiye kadar gördüğü klasik terör örgütü algısını yıkan ve terör, terörizm terimlerine yeni bir boyut kazandıran örgüt, suç dünyasından da himmet adı altında haraç almış, himmet vermek istemeyenlerin kamu gücünü kullanarak tepesine binmiş, himmet verenlerin ise önünü açarak işlerini kolaylaştırmıştır. Bu noktada aslında devleti her zaman kötü olarak görmüş ve “düşman devletten kaçır, himmete yatır” sloganıyla hareket ederek kendisini güçlendirip devleti zayıflatmak istemiş, yine kamu kurumlarındaki örgüt elemanları sayesinde birçok ihaleyi yanlısı olduğu şirketlere kazandırarak vergi muafiyeti sağlatmış, bu yönüyle ise kamu gelirlerini azaltıp ve kamu bütçesini zarara uğratarak kendini finanse etmiştir.
FETÖ paralel devlet yapılanması faaliyetlerinden hareketle kuruluşundan bu yana ele geçirdiği tüm sektörler birbirini destekleyerek örgüt faaliyetlerini kolaylaştırmış ve devleti ele geçirmeye çalışan devasa bir örgüte dönüştürmüştür.
Örgütün mali yapıya sızma amacının;
– Kamu destek ve teşviklerini grup şirketlerine yönlendirme,
– Mali Denetim faaliyetlerinden haberdar olma ve denetimleri yönlendirme, Kamu ihalelerini örgütle bağlantılı şirketlere verme,
– Bilişim altyapısı ve kurum arşivini örgütle bağlantılı kişilerin ve şirketlerin menfaatine kullanma olarak özetlenmesi mümkündür.
FETÖ/PDY’nin özel sektör yapılanması temelde iki faaliyet için kullanılmıştır. Bunlardan birincisi ekonomik gelir elde etme, ikincisi ise kara para aklayarak fon transferlerini kolaylaştırma şeklindedir.
Emniyet Genel Müdürlüğü’nün hazırlamış olduğu rapora göre, örgüt, şirketlerinin binlercesi üzerinden elde ettikleri kazançları ticaret gibi göstererek bankacılık sistemine sokmaktadırlar. Bunu yaparken kendine bağlılığı konusunda tereddüt yaşamayacağı iş adamlarının bireysel hesapları üzerinden sisteme para sokmakta fakat söz konusu iş adamının mal varlığı, ürettiği katma değer ve diğer nakit mevcudiyetleri incelendiğinde örgüt kaynağına birebir ulaşılamasa da kişinin sahip olduğu değerlerin yasadışı olduğu sonucuna varılmaktadır.
FETÖ/PDY basın yayın ve medya kuruluşlarının efektif etkisinin her zaman farkında olmuş, amaçlarına ulaşmak için algı yönetimi politikalarını bu kuruluşlar üzerinden yapmaya çalışmıştır. Örgütün basın yayın, medya kuruluşları incelenecek olursa; Millet ve Bugün gazeteleri, Bugün TV, BGN News, Kanaltürk Radyo ve Kanaltürk TV ile öne çıkan FETÖ/PDY’nin hedefi dindar-muhafazakâr olmayan kesime hitap etmektir. İpek Medya Grubu bu anlamda Feza Gazetecilik’i tamamlar niteliktedir.
FETÖ’nün mali anlamda büyüklüğünü anlatabilmek için faaliyetlerini “yatay büyüme” teorisiyle açıklamak faydalı olacaktır. Bu teori aslen bir işletmenin ürettiği mal veya hizmeti, ara mallarını ve parçalarını da üretmek üzere genişlemesidir. Örgüt, topladığı himmet gelirleri ile okullar, yurtlar ve dershaneler açarak eğitim sektörüne yatırım yapmıştır. Daha sonrasında yine eğitim sektöründe şirketler kurarak faaliyetlerini bu şirketler üzerinde yürütmüştür. Bu sistem içerisinde kendi matbaasını ve okulları için kılık kıyafet firmalarını, kırtasiye ve kargo şirketlerini kurarak bir ticaret döngüsüne girmiştir. Sonuç olarak örgüt dış alımlarını olabildiğince azaltmış ve iç alımlar ile parayı kendi şirketlerini güçlendirmekte kullanmıştır. Bu bağlamda eğitim alanında başlayan ticari ilişki, basın, yayın, taşımacılık, tekstil, gıda hatta sağlık ve finans gibi sektörlere uzanmıştır. 1990’lı yıllardan sonra sistemli şekilde gelişme ve genişleme dönemi yaşanmış bazı sektörler hedef olarak özellikle seçilmiştir.
FETÖ/PDY İle İlişkili Şirketler;
Örgüt Şirketleri: Örgüt sermayesi ile kurulan ve örgütü aktif olarak destekleyen şirketlerdir.
Bağlantılı Şirketler: Örgüt ile hareket etmekte olup, kuruluş sermayesi örgüte ait olmamakla birlikte ilerleyen süreçte şirketlerin örgütün amacına tahsis edilen şirketlerdir. Bu şirketlerin bir kısmı örgüte maddi destek sağlamakla birlikte bir kısmı ise tümüyle örgüt kontrolüne girmiştir.
Diğer Şirketler: Bu şirketler, bağlantılı şirketler gibi doğrudan ilişkide bulunmamakla birlikte örgüte kaynak sağlayan şirketlerdir.
Örgüt tarafından 2005 yılında, kendisine bağlı iş adamlarını bir araya getirmek amacıyla kurulan TUSKON, 7 federasyon ve 211 üye dernek ve 2014 yılı itibariyle 55.000 üye iş adamı ve girişimci ile örgütün ekonomi üzerinde ne kadar etkin olduğunu gözler önüne sermektedir. TUSKON içerisinde yer alan “TUSKON Genç İşadamları Derneği” örgütün himmet paralarını aklaması bakımından önemli bir sivil toplum kuruluşudur. Tuskon’a bağlı federasyon, dernek yöneticisi ve üyesi 7595 kişi, Kimse Yok Mu Derneği’nin şubelerindeki yönetici ve üyeleri 895 kişi, Aktif Eğitimciler Sendikasının temsilcisi 140 kişi ve örgüte bağlı derneklerin üye ve yöneticisi 1164 kişi olduğu tespit edilmiştir.
Örgütle ilişkili şirketlerin genel özelikleri şöyledir:
-Örgüte ait ve örgütle bağlantılı şirketlerin ortaklık yapısı belirsiz ve karmaşıktır.
-Çokça şüpheli hisse devirleri gerçekleştirilmiştir. Söz konusu hisse devirlerinin gerçekleşmesinde bedellerin ödenmesine ilişkin kayıtlara rastlanılmamaktadır.
-Şirketlerin kayıt dışı para giriş çıkışını kolaylaştırabilmek için ortaklarına yüklü miktarda borçlandırıldığı görülmüştür.
-Aynı sermayenin ürünü şirketlerin aralarında mal ve hizmet alımına dayanmayan yüklü miktarda fiktif işlem yoluyla para transferlerinin gerçekleştirildiği tespit edilmiştir.
-Gerçekte şirket ortağı olmayarak görünürde şirket ortağı olan “Emanetçi Ortaklık” ilişkileri bulunmaktadır.
-Şirketlerin birbiri ile olan faaliyetlerinde transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımına gidilmiştir. Bu durumun sonucu olarak yüksek miktarlarda kaynak aktarımları görülmektedir.
-Kâr dağıtımı yapmamışlardır.
-Personel maaş ödemeleri ve bilançoda gider olarak gösterilen kalemleri, geri toplayarak bu paraları örgütün finansmanında kullanmışlardır.
-Şirketlerin bütün işlemlerini örgüte dahil olan diğer şirketler ile gerçekleştirdiği, örgütsel bir yapılanma içerisinde daha önce bahsedilen yatay büyüme konusuyla ilişkili olduğu bilinmektedir. Şirketlerin mal ve hizmet alışlarıın çok büyük çoğunlukla örgüte mensup kişilere ait şirketlerden gerçekleştirildiği, iş ilişkilerinde ağırlıklı olarak örgütle iltisakı şirketlerin tercih edildiği, gözlemlenmiştir.
-Şirketler tarafından örgüte ait kâr amacı gütmeyen kuruluşlara ve yurtdışı okullarına yardım ve bağış adı altında para transferi yapılmaktadır.
-FETÖ/PDY diğer terör örgütlerinden belirli özellikleri ile ayrılmakta, özellikle üyelerinin kamu kurumlarına sızması ve kamu kurumlarının sahip olduğu kamu gücünü örgüt lehine yönlendirmeleri ve kurumlardaki gizli bilgi ve belgeleri örgütün kullanımına açmaları suretiyle örgüte avantaj sağladıkları da bilinen bir gerçekliktir.
-Himmet olarak toplanan paralar öncelikle şirketlerin faaliyet konularıyla ilişkilendirilmekte sonra ise bu paralarla gazete, dergi vs. aboneliği yapılarak döndürülmektedir.
-Üniversite öğrencilerinin yaşadığı ve yönetimi örgüt tarafından yapılan aynı zamanda kendi içerisinde sürekli denetlenen Işık evleri 1970’lerden itibaren örgüte hizmet etmektedir. Bu evlerde yetişen her örgüt üyesi “takiyye” prensibiyle hareket etmektedir. Takiyye, Arapça kökenli bir kelime olup, “kişinin canına veya malına yönelik bir tehlike karşısında inancını gizleyip gerektiğinde aksini söylemesi”anlamında bir terimdir. Söz konusu evlerden seçilmiş öğrenciler örgütün amacına giden yolda kritik süreçlerde aktif rol oynamaktadırlar. Örgüt militanları bu evlerde tam bir hücre yapılanması gerçekleştirmiş, örgütlenme stratejisini tüm ayrıntılarıyla öğrenmiş ve FETÖ/PDY’nin kullandığı İslami metaforlara ve terminolojilere alıştırılmışlardır. Bunlar Gülen ve örgüt üyeleri arasında kimsenin anlayamayacağı şifreli haberleşme teknikleridir. Kamunun kritik noktalarına alınacak elemanlar bu evlerden seçilmiş, örgüte karşı duran kişiler ya işlerinden edilmiş ya da sindirilmiştir. Farklı devlet kademelerine ve üniversitelere öğrenci alımlarını sağlayan Türkiye ölçekli kritik kurum sınavları dershanelerdeki ve evlerdeki birçok potansiyel örgüt militanına servis edilmiştir. Soruları örgüt mensuplarına servis edildiği belirlenen sınavlar içinde 1986 Askeri Liselere Giriş Sınavı, 1998 Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS), 2000 yılı sonrası bütün askeri okul sınavları, 2007 Polis Meslek Yüksekokulu Giriş Sınavı (PMYO), 2010 Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) ve 2012 Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı (ALES) yer almaktadır. Yine Türkiye Bankalar Birliği’nin yayımladığı bir rapora göre; Fetullah Gülen 2010 KPSS sorularının çalınması yönünde talimat vermiş ve bu talimat doğrultusunda çalınan ve dağıtılan sorular sayesinde devletin önemli kurumlarında kadrolaşmaya gidilmiştir. Ayrıca, 2010 KPSS sınavındaki yolsuzluk davasını yürüten savcı Y.E. bu operasyon nedeniyle örgüt tarafından ölümle tehdit edilmiştir.Üstelik kamuya soktuğu kişilerin maaşlarının bir kısmına el koymakta kendisini bu yolla finanse etmektedir.
EGM’nin FETÖ/PDY Raporu’nda örgütün üniversitelerdeki faaliyetleri konusunda şu ifadelere yer verilmektedir: “Akademik kadro örgütün sonradan oluşturduğu bir birimdir. Üniversiteler üzerindeki çalışmaları akademik kadro imamlar aracılığı ile yürütülmektedir. Örgüt bu tür çalışmalarla tüm üniversitelerin işleyişi hakkında bilgi sahibi olmaktadır. Örgüt Akademik kadrodaki imamları aracılığı ile örgüte müzahir şahısların üniversitelere personel olarak yerleştirilmesi ve öğrencilere yönelik propaganda çalışmalar organize edilmektedir. Ayrıca üniversitelerde teknokent adı altında faaliyet yürüten ve büyük ihalelerle iş yapan şirketleri de bu kadro ile kontrol altında tutmak ve takip etmek mümkün olmaktadır. Her üniversitede bir akademik sorumlu imam vardır.
-15 Temmuz darbe girişimi sonrasında 667 Sayılı KHK ile FETÖ’ye ait yada örgütle iltisaklı yada irtibatlı olmak üzere 2351 kurum ve kuruluş, 668 sayılı KHK ile 42 özel radyo ve televizyon kuruluşu, 89 gazete dergi ve yayınevi ve dağıtım kanalları olmak üzere toplam da 131 kurum ve kuruluş kapatılmıştır. Yine OHAL kapsamında FETÖ mensubu olduğu tespit edilen pek çok kişi meslekten çıkarılmış, yapılan inceleme sonrasında bunların bir kısmı görevlerine iade edilmiştir. Bunun yanı sıra tehdit ve şantajlarıyla bilinen örgüt, özellikle istihbarat alanında kadrolaşmaya giderek operasyonlarının temellerini atmıştır. Kendi şirketleri dışındaki diğer şirketlere adli ve idari para cezaları uygulatılarak sindirilmesi ve pasifize edilmesi ya da bu firmaların batırılması yoluyla elde edilen gelirler söz konusu olmuştur.
-FETÖ/PDY’nin en büyük gelir kaynaklarından birini de kamu ihaleleri oluşturmaktadır. Örgüt bu ihalelerden himmetini alırken, kamu içerisindeki örgüt üyeleri aracılığı ile yüksek fiyata ihalelere girerek yüksek kârlar elde etmektedir. İhalelere giren diğer şirketleri türlü şekillerde alt edip neredeyse her ihaleyi mutlak kazanan olarak almaktadır. Zaman zaman yasa dışı dinlemeler yaparak, ya da ihalenin şekil şartları açısından yapılan usulsüzlükler sonucu piyasadaki rekabet koşulları bozulmaktadır. Bu durum sonucu olarak örgüt kasası doldurulmakta fakat devlet hazinesi ciddi zararlara uğramaktadır.
Kamu kurum ve kuruluşlarında teşviklerin kullandırılmasına dair olan yetkiler geniş takdir hakkına sahiptir. Buradan yola çıkarak kurumlardaki örgüt üyeleri söz konusu “teşvikleri” örgüt şirketlerine kullandırarak bu kurumlardan gelir elde etmişlerdir. Bunun yanı sıra bazı projeler aynı teşvik türünden birden fazla teşvik almış, bu durumun denetlenemediği ortaya çıkmıştır. Yine teşvik verilen basit projeler, kamu idaresini ve kamu bütçesini olumsuz etkilemiştir. Teşvikler konusunun sosyolojik boyutuna baktığımızda ise örgüt faaliyetleri yüzünden kamu kurumlarına güvenin sarsıldığını ve girişimcilik faaliyetlerinin azalarak devam ettiği sonucu görülmektedir.
Örgüt, kamu kurumlarına sızmak amacıyla temel olarak “kamu personeli seçme” sınavlarını kullanmıştır. Türkiye’nin öğrenci seçme ve yerleştirme merkezi olan (ÖSYM) kurumda kadrolaşarak işe başlamış, kurum bünyesinde yapılan bir kısım sınavların sorularını çalarak örgüt üyelerine servis etmişlerdir. Örgütün okulları, dershaneleri ve test merkezleri dahil olmak üzere her türlü eğitim–öğretim kurumunda bu sorular dağıtılmış sonuç olarak memur adayları arasında fırsat eşitsizliği yaratılmıştır. Böylece, örgüt üyeleri yüksek puanlar ile stratejik kamu kurumlarında kendilerine kadro yaratmışlardır.
Himmet benzeri gönüllülük esaslı diğer gelirler:
-Dini bayramlar öncesi, özellikle Kurban Bayramı, iş adamları ve esnaflardan toplanan “Kurbanlık” paraları ve kurban derileri,
-Zekat ve burs adı altında iş adamlarından toplanan paralar,
-Devlet kurumlarına yerleştirilen memurların ilk maaşlarını örgüte bağışlamasıyla elde edilen gelirlerdir.
F.TERÖRİZMİN FİNANSMANI SUÇU:
Terörizmin finansmanıyla mücadeleyi ve özellikle terörizmin finansmanının suç haline getirilerek bu suçların suçun ağırlığına uygun şekilde cezalandırılması için gerekli ulusal düzenlemelerin yapılması ve devletler arasında işbirliğinin sağlanmasını hedefleyen birtakım uluslararası belge ve sözleşmeler ortaya konulmuştur.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 09.12.1999 tarihinde kabul edilerek 10.01.2000 tarihinde imzaya açılan ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından 27.09.2001 tarihinde imzalanan “Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşme” terörizmin finansmanıyla mücadele konusundaki ayrıntılı düzenlemeler içermektedir. Anılan Sözleşmenin, ülkemiz tarafından 17.01.2002 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4738 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun’la onaylanması uygun bulunmuş, Bakanlar Kurulunun 01.03.2002 tarih ve 2002/3801 sayılı kararıyla onaylanmasının ardından sözleşme 01.04.2002 tarihli ve 24713 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu Sözleşme çerçevesinde, “Terörün finansmanı suçu” ilk kez 18.07.2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5532 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la 3713 sayılı Kanun’un 8. maddesinde düzenlenmiştir.
16.02.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanun’la, anılan uluslararası sözleşme çerçevesinde terörizmin finansmanının önlenmesi konusu yeniden düzenlenmiş ve aynı Kanun’un 18. maddesiyle de 3713 sayılı Kanun’un 8. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.
6415 sayılı Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 2 nci maddesi;
“1) Bu Kanunun uygulanmasında;
a) Başkanlık: Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığını,
b)Değerlendirme Komisyonu: Malvarlığının Dondurulmasını Değerlendirme Komisyonunu,
c)Fon: Para veya değeri para ile temsil edilebilen taşınır veya taşınmaz, maddi veya gayri maddi her türlü mal, hak, alacak ile bunları temsil eden her türlü belgeyi,
ç)(Değişik:27/12/2020-7262/35 md.) Malvarlığı: Bir gerçek veya tüzel kişinin;
1)Mülkiyetinde veya zilyetliğinde bulunan ya da doğrudan veya dolaylı olarak kontrolünde olan fon ve gelir ile bunlardan elde edilen veya bunların birbirine dönüştürülmesinden hasıl olan menfaat ve değeri,
2)Adına veya hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişinin mülkiyetinde ya da zilyetliğinde bulunan fon ve gelir ile bunlardan elde edilen veya bunların birbirine dönüştürülmesinden hasıl olan menfaat ve değeri,
d)Malvarlığının dondurulması: Malvarlığının ortadan kaldırılmasının, tüketilmesinin, dönüştürülmesinin, transferinin, devir ve temlik edilmesinin ve sair tasarrufi işlemlerin önlenmesi amacıyla, malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisinin kaldırılması veya kısıtlanmasını, ifade eder.” şeklinde düzenlenerek başta “fon” olmak üzere, bu Kanun’da geçen terimlerin tanımlarına yer verilmiş,
Aynı Kanun’un “Fon sağlanması veya toplanması yasak fiiller” başlıklı 3. maddesinde;
“(1) Aşağıda sayılan fiillerin gerçekleştirilmesi amacıyla fon sağlanması veya toplanması yasaktır:
a)Bir halkı korkutmak veya sindirmek ya da bir hükûmeti veya uluslararası kuruluşu herhangi bir eylemi gerçekleştirmeye veya gerçekleştirmekten kaçınmaya zorlamak amacıyla, kasten öldürme veya ağır yaralama fiilleri.
b)12.4.1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında terör suçu olarak kabul edilen fiiller.
c)Türkiye’nin taraf olduğu;
1)Uçakların Kanun Dışı Yollarla Ele Geçirilmesinin Önlenmesi Hakkında Sözleşmede,
2)Sivil Havacılığın Güvenliğine Karşı Kanun Dışı Eylemlerin Önlenmesine İlişkin Sözleşmede,
3)Diplomasi Ajanları da Dahil Olmak Üzere Uluslararası Korunmaya Sahip Kişilere Karşı İşlenen Suçların Önlenmesi ve Cezalandırılmasına Dair Sözleşmede,
4)Rehine Alınmasına Karşı Uluslararası Sözleşmede,
5)Nükleer Maddelerin Fiziksel Korunması Hakkında Sözleşmede,
6)Sivil Havacılığın Güvenliğine Karşı Kanun Dışı Eylemlerin Önlenmesine İlişkin Sözleşmeye Munzam, Uluslararası Sivil Havacılığa Hizmet Veren Havaalanlarında Kanun Dışı Şiddet Olaylarının Önlenmesine İlişkin Protokolde,
7)Denizde Seyir Güvenliğine Karşı Yasadışı Eylemlerin Önlenmesine Dair Sözleşmede,
8)Kıta Sahanlığında Bulunan Sabit Platformların Güvenliğine Karşı Yasadışı Eylemlerin Önlenmesine Dair Protokolde,
9)Terörist Bombalamalarının Önlenmesine İlişkin Uluslararası Sözleşmede yasaklanan ve suç olarak düzenlenen fiiller.” şeklinde, terörizmin finansmanının önlenmesi amacıyla fon sağlanması veya toplanması yasaklanan fiiller sayılmış,
“Terörizmin finansmanı suçu” başlıklı 4 üncü maddesinde ise;
“(1) 3 üncü madde kapsamında suç olarak düzenlenen fiillerin gerçekleştirilmesinde tümüyle veya kısmen kullanılması amacıyla veya kullanılacağını bilerek ve isteyerek belli bir fiille ilişkilendirilmeden dahi bir teröriste veya terör örgütlerine fon sağlayan veya toplayan kişi, fiili daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2)(Ek:27/12/2020-7262/36 md.)(1) Birinci fıkrada sayılan fiillerin, örgütü kuran veya yöneten ya da örgüt üyesi tarafından gerçekleştirilmesi hâlinde bu kişiler hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları uyarınca verilecek ceza üçte birine kadar artırılır.
(3)Birinci fıkra hükmüne göre ceza verilebilmesi için fonun bir suçun işlenmesinde kullanılmış olması şartı aranmaz.
(4)Bu madde kapsamına giren suçların kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(5)Suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
(6)Suçun, yabancı bir devlet veya uluslararası bir kuruluş aleyhine işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturma yapılması Adalet Bakanının talebine bağlıdır.
(7)3713 sayılı Kanunun soruşturmaya, kovuşturmaya ve infaza ilişkin hükümleri, bu suç bakımından da uygulanır.
(8)(Ek: 14/4/2016-6704/29 md.) Bu suç bakımından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun;
a)133 üncü maddesinde yer alan şirket yönetimi için kayyım tayini,
b)135 inci maddesinde yer alan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması,
c)139 uncu maddesinde yer alan gizli soruşturmacı görevlendirilmesi,
ç)140 ıncı maddesinde yer alan teknik araçlarla izleme, tedbirlerine ilişkin hükümler uygulanabilir. (Ek cümle:27/11/2020-7262/36 md.) Ayrıca, 13/11/1996 tarihli ve 4208 sayılı Kanunda yer alan hükümlere göre kontrollü teslimat tedbirine karar verilebilir. ” şeklinde, terörizmin finansmanı suçunun unsurlarına, tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerine, bu suçların soruşturma, kovuşturma ve infazına ilişkin hükümlere yer verilmiştir.
Görüldüğü üzere “fon”; 3713 sayılı Kanun’un suç tarihinden sonra yürürlükten kaldırılan 8. maddesinin ikinci fıkrasında “para veya değeri para ile temsil edilebilen her türlü mal, hak, alacak, gelir ve menfaat ile bunların birbirine dönüştürülmesinden hasıl olan menfaat ve değer” olarak, 6415 sayılı Kanun’un 2. maddesinin (c) bendinde ise, “para veya değeri para ile temsil edilebilen taşınır veya taşınmaz, maddi veya gayri maddi her türlü mal, hak, alacak ile bunları temsil eden her türlü belge” olarak tanımlanmıştır. Her iki kanuna göre de fon; para veya değeri para ile temsil edilebilen her türlü değer veya menfaat olduğundan, maddi değeri olan her şey fon olabilmektedir. Bu bakımdan, fonun para veya eşya olması zorunlu olmayıp “alacak hakkı” gibi bir ekonomik değer ihtiva etmesine rağmen eşya niteliği taşımayan şeyler olması da mümkündür.
6145 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasında; aynı Kanun’un 3 üncü maddesi kapsamına giren suçların işlenmesinde tümüyle veya kısmen kullanılması amacıyla veya kullanılacağı bilinerek, terör örgütlerine veya bir teröriste fon sağlanması veya toplanması yasaklanmakta ve yaptırıma bağlanmaktadır. Bu düzenlemeye göre, terörizmin finansmanı suçunun oluşabilmesi için, 3713 sayılı Kanun’un 3 ve 4. maddelerinde düzenlenen terör suçlarında veya 6415 sayılı Kanun’un 3. maddesinde belirtilen suçların işlenmesinde kullanılacağını bilerek ve isteyerek belli bir fiille ilişkilendirilmeden dahi bir teröriste veya terör örgütüne fon sağlanması veya toplanması yeterlidir.
Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise; terörizmin finansmanı suçundan ceza verilebilmesi için, fonun bir suçun işlenmesinde kullanılmış olması şartı aranmamakta, fonun sağlanması veya toplanması yeterli kabul edilmektedir. Bu bakımdan, terörizmin finansmanı suçu bir tehlike suçudur. Zira, fonun sağlanması veya toplanmasının yarattığı tehlike cezalandırılmakta ve başkaca bir zarar ya da netice öngörülmemektedir.
Fon sağlamayı; failin kendi mal varlığından veya başkasının mal varlığından fon sayılabilecek ekonomik bir değeri örgüte aktarma veya terör örgütünün finansmanında kullanılacak fonun temin edilmesine yönelik her türlü faaliyet olarak, fon toplamayı ise; failin başkalarından temin edilen fonları örgüte aktarma konusunda aracılık yapması olarak tanımlamak mümkündür.
Terörizmin finansmanı suçunun oluşması açısından, toplanan ya da sağlanan fonun miktarının ya da toplama veya sağlama yönteminin herhangi bir önemi yoktur. Ancak fon sağlama ya da toplama eylemlerinin belli yoğunluk ve süreklilik arz ettiği durumlarda, diğer koşulların varlığı halinde, failin eyleminin TCK’nın 314 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen silahlı terör örgütü üyesi olmak suçunu oluşturacağı gözetilmelidir.
Terörizmin finansmanı suçunun manevi unsuru bilme ve istemeden ibaret olan kasttır.
Terörizmin finansmanı suçu, silahlı terör örgütüne yardım etme suçunun özel bir hâli olduğundan, bu suçun faili terör örgütünün kurucusu, yöneticisi ya da üyesi olmayan her gerçek kişi olabilir. Failin kamu görevlisi olması ve suçun kamu görevlisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi ise, 6145 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir.
Anılan maddenin beşinci fıkrasına göre, bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde terörizmin finansmanı suçunun işlenmesi hâlinde, tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunacaktır. Aynı maddenin altıncı fıkrasında suçun, yabancı bir devlet veya uluslararası bir kuruluş aleyhine işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturma yapılması Adalet Bakanının talebine bağlı kılınmıştır. Söz konusu maddenin yedinci fıkrası ile Terörle Mücadele Kanunu’nun soruşturmaya, kovuşturmaya ve infaza ilişkin hükümlerinin, bu suç bakımından da uygulanacağı hususu düzenlenmiştir.
Terörizmin finansmanı suçu yapısı ve mücadele yöntemleri bakımından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 283 üncü maddesinde düzenlenen suç gelirlerinin aklanması (karapara aklama) suçu ile bağdaştırılmakta hatta terörizmin finansmanı suçu kimi zaman “tersine kara para aklama” olarak nitelendirilmektedir.
-Terörizmin finansmanında kullanılan gelirler suç işlenerek elde edildiği gibi, tamamen yasal yollardan da elde edilebilmektedir. Suç gelirlerinin aklanmasında ise suçun konusunu oluşturan gelir daima yasadışı bir faaliyet olan öncül suça dayanmaktadır.
-Terörizmin finansmanı için elde edilen gelirlerin yasallaştırılmasına gerek bulunmamaktadır. Burada gerekli olan paranın terörist hücrelere dağıtımının ve aktarımının yapılabilmesidir. Önemli olan husus finansman zincirinin belli bir noktada kırılması ve parayı gönderenin ortaya çıkmamasının sağlanmasıdır.
-Suç gelirlerinin aklanması gelirin kaynağı ile gelir arasındaki bağın koparılması ile başlayıp elde edilen gelirlerin meşrulaştırılmasıyla sona ererken terörizmin finansmanı gelirin elde edilmesi ile başlayıp bunun dağıtılması ile sona ermektedir. Suç gelirlerini aklamanın ve terörizmin finansmanının esas amaçları dışarıda tutulduğunda her ikisinin de ortak araçları kullandıkları görülmektedir.
Terör örgütlerinin aklama suçu ile olan bağlantısı daha ziyade terör amaçlı kullanılması amaçlanan fonların varlığı halinde ortaya çıkacaktır. Terör örgütleri yasal merciiler tarafından takip edildiklerinin tüm hareketlerinin izlendiğinin farkındadırlar. Bu nedenle de terör örgütüne fon aktarımı da doğal olarak açık şekilde değil bir takım örtülü işlemlerle gerçekleştirilir. Örneğin: arka planda terör örgütünün olduğu bir vakıf veya dernek oluşturulur ve bu kanallarla fonlar örgüte aktarılır.
Dolayısıyla kaynağı yasal veya yasadışı olsun teröre aktarılan fonlar aktarımın yapıldığı süreçte hileli işlemlere tabii tutulur. Diğer bir ifade ile tersine bir aklama sürecine gidilir. Aklama suçunda gizlenen şey suç geliri ile bu gelirin elde edildiği suç arasındaki irtibattır. Terörün finansmanında gizlenen şey ise gelir ile bu gelirin yöneldiği yer arasındaki bağlantıdır. Yani aklama suçunda fonun nereden geldiği, terörün finansmanı suçunda ise fonun nereye gittiği gizlenir.
Bu amaçla bankalarda çok sayıda işlemler yapılarak kaynak gizlenmeye çalışılmakta. Çeşitli alternatif bankacılık yöntemleri ile kimlik tespiti yapılması engellenmekte, kar amacı gütmeyen kuruluşlar oluşturulmak ya da suistimal edilmek suretiyle kullanılmakta, kimi zaman nakit ödemeler örgütle ilişkili kuryeler aracılığıyla yapılmakta, örgütle doğrudan ilişkilendirilemeyen örgüt üyeleri ile yakın ilişkili (aile, akraba, yakın dost gibi) kişilerin üzerinden fon sağlama gerçekleştirilebilmektedir.
-Ayrıca terörizmin finansmanı suçu aklama suçunun önsuçu niteliğini de taşımaktadır. Çünkü terörizmin finansmanı ülkemizde alt sınırı bir yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtur ve terörün finansmanı suçuna konu gelir de suç geliri niteliğini taşır.
G.SERMAYE PİYASASINDA ÖRTÜLÜ KAZANÇ AKTARIMI
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun;
“Örtülü Kazanç Aktarımı Yasağı” başlıklı 21 inci maddesi şu şekildedir;
“(1) Halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıklarının; yönetim, denetim veya sermaye bakımından doğrudan veya dolaylı olarak ilişkide bulundukları gerçek veya tüzel kişiler ile emsallerine uygunluk, piyasa teamülleri, ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı olarak farklı fiyat, ücret, bedel veya şartlar içeren anlaşmalar veya ticari uygulamalar yapmak veya işlem hacmi üretmek gibi işlemlerde bulunmak suretiyle kârlarını veya malvarlıklarını azaltarak veya kârlarının veya malvarlıklarının artmasını engelleyerek kazanç aktarımında bulunmaları yasaktır.
(2) Halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıklarının, esas sözleşmeleri veya iç tüzükleri çerçevesinde basiretli ve dürüst bir tacir olarak veya piyasa teamülleri uyarınca kârlarını ya da malvarlıklarını korumak veya artırmak için yapmaları beklenen faaliyetleri yapmamaları yoluyla ilişkili oldukları gerçek veya tüzel kişilerin kârlarının ya da malvarlıklarının artmasını sağlamaları da örtülü kazanç aktarımı sayılır.
(3) Halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşları, ilişkili taraf işlemlerinin emsallerine, piyasa teamüllerine, ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine uygun şartlarda gerçekleştirilmiş olduğunu belgelemek ve bu durumu tevsik edici bilgi ve belgeleri en az sekiz yıl süre ile saklamak zorundadırlar. Birinci fıkrada belirtilen ilkelere aykırılığın tespitinde izlenmesi gereken usul ve esaslar Kurul tarafından belirlenir.
(4) Kazanç aktarımının Kurulca tespiti hâlinde halka açık ortaklıklar, kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıkları, Kurulca belirlenecek süre içinde kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflardan, aktarılan tutarın kanuni faizi ile birlikte mal varlığı veya kârı azaltılan ortaklığa veya kolektif yatırım kuruluşuna iadesini talep eder.
Kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflar Kurulca belirlenecek süre içinde aktarılan tutarı kanuni faizi ile birlikte iade etmek zorundadır. Örtülü kazanç aktarımı yasağının ihlali ile ilgili 94 üncü ve 110 uncu maddeler ile ilgili mevzuatta öngörülen hukuki, cezai ve idari yaptırımlar saklıdır”
“Güveni kötüye kullanma ve sahtecilik” başlıklı 110. Maddesi ise;
“(1) Aşağıdaki fiiller güveni kötüye kullanma suçunun nitelikli hâlini oluşturur; ancak bu durumda 5237 sayılı Kanunun 155 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre hükmolunacak ceza üç yıldan az olamaz:
a) Yatırım kuruluşuna, 58 inci madde kapsamındaki fon kuruluna ve 59 uncu madde kapsamındaki teminat sorumlularına; sermaye piyasası faaliyetleri sebebiyle veya emanetçi sıfatıyla veya idare etmek için veya teminat olarak veya her ne nam altında olursa olsun, kayden veya fiziken tevdi veya teslim edilen sermaye piyasası araçları, nakit ve diğer her türlü kıymeti kendisinin veya başkasının menfaatine satmak, kullanmak, rehnetmek, gizlemek veya inkâr etmek
b) Yönetim, denetim veya sermaye bakımından dolaylı veya dolaysız olarak ilişkili bulunduğu diğer bir teşebbüs veya şahısla emsallerine göre bariz şekilde farklı fiyat, ücret ve bedel uygulamak (…) örtülü işlemlerde bulunarak halka açık ortaklıkların kârını veya mal varlığını azaltmak
c) Halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıklarının, yönetim, denetim veya sermaye bakımından doğrudan veya dolaylı olarak ilişkide bulundukları gerçek veya tüzel kişiler ile emsallerine uygunluk, piyasa teamülleri, ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı olarak farklı fiyat, ücret, bedel, şartlar içeren anlaşmalar veya ticari uygulamalar yapmak veya işlem hacmi üretmek gibi işlemlerde bulunarak kârlarını veya malvarlıklarını azaltmak veya kârlarının veya malvarlıklarının artmasını engellemek
(2) Yatırım kuruluşu, 58 inci madde kapsamındaki fon kurulu ve 59 uncu madde kapsamındaki teminat sorumluları bünyesinde tutulan kayıtları bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan kişiler, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılırlar. Ancak 5237 sayılı Kanunun belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümlerinden mahkûmiyete bağlanan kanuni sonuçlar, bu suçtan mahkûm olanlar hakkında da uygulanır.
(3) Birinci fıkranın (b) ve (c) bentleri kapsamına giren güveni kötüye kullanma suçunu işleyen kişi, etkin pişmanlık göstererek 21 inci maddenin dördüncü fıkrasında yer alan ödemenin yanı sıra bunun iki katı parayı Hazineye;
a) Henüz soruşturma başlamadan önce ödediği takdirde, hakkında cezaya hükmolunmaz,
b) Soruşturma evresinde ödediği takdirde, verilecek ceza yarısı oranında indirilir,
c) Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediği takdirde, verilecek ceza
üçte biri oranında indirilir” şeklinde düzenlenmiştir.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 1 inci maddesinde Kanunun amacının; sermaye piyasasının güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, adil ve rekabetçi bir ortamda işleyişinin ve gelişmesinin sağlanması, yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması için sermaye piyasasının düzenlenmesi ve denetlenmesi olduğu hususu açıkça belirtilmiştir.
Tasarrufların etkin ve verimli biçimde milli ekonomiye aktarımının sağlanarak bu yolla iktisadi kalkınmanın sağlanması hedefine ancak sağlıklı işleyen bir sermaye piyasası sistemi ile ulaşılabilir. Bu bakımdan ülkelerin kalkınmasında etkin, verimli, şeffaf ve güvenilir biçimde işleyen bir sermaye piyasası sistemi oldukça önemlidir.. Tüm Dünya olduğu gibi Ülkemizde de sermaye piyasalarının sağlıklı işlemesine ayrı bir önem verilmiş; piyasaların idari denetim ve gözetimini (regülasyon) gerçekleştirme konusunda öncelikle bağımsız düzenleyici kuruluş sıfatıyla Sermaye Piyasası Kurumu yetkili kılınmıştır. Kanun koyucu anılan piyasaların sağlıklı işlemesine verdiği hayati önem sebebiyle belirtilen amacı ihlale yönelik bazı önemli fiilleri ortadan kaldırma gayesine yönelik olmak üzere son çare (ultima ratio) olmak üzere ceza hukuku araçlarına başvurarak bazı fiilleri de suç olarak tanımlamıştır. Bu anlamda, halka açık ortaklıklarda yatırımcıların haklarının yönetimsel fiillerle zarara uğratılması riskini önlemeye özel bir önem atfedilmiştir. Nitekim, Türk Ceza Kanunu’ndaki güveni kötüye kullanma suçu ve Türk Ticaret Kanunu’nda yer verilen yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin kurallar dışında “‘örtülü kazanç aktarımı yasağı” adı altında özel normlar getirilerek anılan fiillere karşı yatırımcıların korunması ve dolayısıyla sermaye piyasası sisteminin sağlıklı şekilde işlemesi, özel bir suç tipiyle sağlanan cezai korumayla gerçekleştirilmeye çalışılmıştır.
Sermaye Piyasası Kanunu’nun örtülü kazanç aktarımını yasaklayan hükümleri, söz edilen amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Halka açık anonim ortaklıklarda kontrolü elinde bulunduran kişi veya grubun dışında kalan pay sahiplerinin haklarını ve menfaatlerini zedeleyen, anonim ortaklığın karlarını veya malvarlıklarını azaltan veya artmasını engelleyen özel yönetimsel uygulamalara işlemlere karşı, şirket-yatırımcı pay sahipleri söz edilen normlarla korunmaktadır.
Örtülü kazanç aktarımı suçunun oluşabilmesi için;
1.Kazanç/mal varlığı aktaranın halka açık anonim ortaklık ya da onun iştirak veya bağlı ortaklığı olması gerekir. Halka açık anonim ortaklık, Sermaye Piyasası Kanunu m. 3/e’de, “payları halka arz edilmiş olan veya halka arz edilmiş sayılan anonim ortaklıklar” şeklinde tanımlanmaktadır. Sermaye Piyasası Kanunu m. 16/1 uyarınca halka arz olunmuş sayılma, ” payları borsada işlem gören ortaklıklar ile pay sahibi sayısı beş yüzü aşan anonim ortaklıklar..” için söz konusu olan bir statüdür. Kaynak aktarımının halka açık anonim ortaklık tarafından bizzat ve/veya doğrudan yapılması şart değildir.Sermaye Piyasası Kanunu m. 21 uyarınca, örtülü kazanç aktarımı halka açık şirketlerin bağlı ortaklığı ve/veya iştiraki tarafından bizzat ya da iştirak ve/veya bağlı ortaklıklar üzerinden de olabilir. Buna göre doğrudan bir kazanç aktarımı yanında, grup ilişkisi (TTK m. 195 vd.; TSY m. 105/1) çerçevesinde yapılan dolaylı işlemler sonucunda halka açık bir şirketten kaynak aktarımının gerçekleşmiş olması halinde de, Sermaye Piyasası Kanunu m. 21 hükmünde yer alan yasak ihlal edilmiş olmaktadır.
2.Kazanç aktarılan kişinin, halka açık şirket veya halka açık şirketin iştirak veya bağlı ortaklığı ile yönetim, denetim veya sermaye bakımından dolaylı veya dolaysız olarak ilişkili olması gerekir. Yönetim denetim ve sermaye ile kast edilen teknik anlamda belirleyici yönetim, denetim veya sermaye ilişkisidir. Kazanç aktarılan şirketin yönetim kurulunda olunması, sermaye iştiraki bu anlamda ilişkinin maddi varlığını tesis eder. Ancak esasen bu noktada önemli olan, halka açık şirketlerde gücü elinde bulunduranların doğrudan veya dolaylı, aracılı işlemlerle kazanç aktarmasıdır. Kontrolün varlığı için, yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğunun belirlenmesi gücüne sahip olunması yeterlidir.
3. İlişkili şirketler arasındaki kazanç aktarımının örtülü işlem(ler) aracılığıyla gerçekleştirilmiş olması lazımdır. Aktif örtülü kazanç aktarımının, halka açık anonim şirketlerin ya da iştirak veya bağlı ortaklıkların ilişkide bulundukları gerçek veya tüzel kişiler ile;
a. emsallerine uygunluk,
b. piyasa teamülleri,
c. ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı olarak farklı fiyat, ücret, bedel veya şartlar içeren anlaşmalar veya ticari uygulamalar yapmak veya işlem hacmi üretmek gibi (örtülü) işlemlerde bulunmak suretiyle kârlarını veya malvarlıklarını azaltarak veya kârlarının veya malvarlıklarının artmasını engelleyerek gerçekleştirilmesi gerekir. Örtülü işlem, olması gerekenden düşük veya yüksek bir bedel ödenmesi şeklinde gerçekleşiyorsa, farkın bariz olması, örtülü işlemin varlığının belirlenebilmesi açısından olağandır.İlişkisiz taraflar arasında gerçekleştirilen işlemlerle karşılaştırma yapıldığında bedeller arasındaki farkın fazlalığı örtülü kazanç aktarımının varlığına işaret edebilecektir.
4. Örtülü işlem sonucunda halka açık anonim ortaklığın kârı ve/veya mal varlığının azalması ya da artmasının aktif yahut pasif tutumla engellenmesi gerekir. İlişkili şirketle/şahısla yapılan örtülü işlem sonucunda, halka açık anonim ortaklığın ya da onun iştirak veya bağlı ortaklığının maddi bir zarara uğramış olması ve bu kapsamda kârı ve/veya mal varlığı toplamının/unsurlarının azalması veya kârlarının veya malvarlıklarının artmasını engelleyerek kazanç aktarımında bulunulması gerekmektedir. Halka açık ortaklıklar ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıklarının, kârlarını ya da malvarlıklarını korumak veya artırmak için yapmaları beklenen faaliyetleri yapmamaları yoluyla ilişkili oldukları gerçek veya tüzel kişilerin kârlarının ya da malvarlıklarının artmasını sağlamaları da örtülü kazanç aktarımı sayılır.
H.İFADE ve BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ
AİHS 10 uncu maddesi şu şekildedir;
“1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. Bu madde, Devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izine tabi tutmalarına engel değildir.
2.Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, gizli bilgilerin yayılmasının önlenmesi veya yargı erkinin yetki ve tarafsızlığının güvence altına alınması için gerekli olan bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir.”
Sözleşme’nin 17 nci maddesi ise aşağıdaki gibidir:
“Bu Sözleşmenin hiçbir hükmü, herhangi bir Devlete, gruba ya da kişiye, bu Sözleşme’de düzenlenen herhangi bir hakkı ve özgürlüğü tahrip etmeye yahut bu Sözleşme’de öngörülenden daha geniş kapsamlı sınırlamalar getirilmesini amaçlayan herhangi bir faaliyette bulunmaya ya da eylemi/tasarrufu gerçekleştirmeye yönelik herhangi bir hak sağlar olarak yorumlanamaz.”
Medyanın her ne kadar, özellikle de başkalarının itibar ve haklarının korunmasıyla ilgili olarak, bazı sınırları aşmaması gerekse de, görev ve sorumluluklarının bilincinde olarak kamu yararını ilgilendiren her konuyu iletme görevi vardır. Ancak, bilgi verme görevi, zorunlu olarak “vazife ve sorumluluklar” ile birlikte medya kuruluşlarının kendiliğinden uymaları gereken sınırları içermektedir. (bk. Couderc and Hachette Filipacchi Associés, yukarıda anılan, § 89; ve Von Hannover (no. 2), yukarıda anılan, § 102).
Basının, kamuoyunun bilgi ve fikir alma ve verme hakkını kolaylaştırması ve teşvik etmesindeki hayati rolü, AİHM tarafından defalarca tanınmıştır. Medyanın bilgi ve fikirleri aktarma görevinin yanı sıra kamunun da söz konusu bilgi ve fikirleri alma hakkı vardır. Aksi takdirde, medya vazgeçilmez “bekçi köpeği” rolünü oynayamazdı (bk., diğerleri arasında, Magyar Helsinki Bizottság/Macaristan [BD], no. 18030/11, § 165, 8 Kasım 2016, AİHM 2016).
İfade özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin “demokratik bir toplumda gerekli” olup olmadığı sorusuna ilişkin temel ilkeler, AİHM’in yerleşik içtihadında belirtilmektedir (bk., diğer kararlar arasında, Delfi AS/Estonya [BD], no. 64569/09, § 131-132, AİHM 2015, daha fazla atıfla birlikte). AİHM davayı bir bütün olarak ele alıp söz konusu müdahalenin “takip edilen meşru amaca denk olup olmadığı” ve gerekli olduğunu savunmak için devlet yetkilileri tarafından gösterilen sebeplerin “uygun ve yeterli” olup olmadığı konularında karar verir.
Gruplar veya kişiler bağlamında 17 nci maddenin amacı, Sözleşme’nin, kapsamında belirtilen hak ve özgürlükleri yok etme amacı taşıyan bir faaliyette veya eylemde bulunma hakkı verdiği biçiminde yorumlanmasını engellemektir: “…dolayısıyla, hiçbir kişi, Sözleşme’de yer alan hükümlerden, bahsi geçen hak ve özgürlükleri yok etme amacı taşıyan eylemlerde bulunma amacıyla faydalanamaz…” (bk., Lawless/İrlanda, 1 Temmuz 1961, § 7, Seri A no. 3). Bu amaca ulaşmak için Sözleşme metnine ve özüne aykırı faaliyetlerde bulunan grup ve kişileri, güvence altına alınan haklarının hepsinden mahrum bırakmak gerekli olmasa da, AİHM, 9, 10 ve 11 inci maddelerce güvence altına alınan din, ifade ve toplantı özgürlüklerinin 17 nci maddenin kapsamında olduğuna kanaat getirmiştir (bk., diğer kararlar arasında, W.P. ve diğerleri/Polonya (k.k.), no. 42264/98, AİHM 2004-VII (alıntılar); Garaudy/Fransa (k.k.), no. 65831/01, AİHM 2003-IX (alıntılar); Pavel Ivanov/Rusya (k.k.), no. 35222/04, 20 Şubat 2007; ve Hizb ut-Tahrir ve Diğerleri/Almanya (k.k.), no. 31098/08, §§ 72-75 ve78, 12 Haziran 2012).
AİHM 17 nci maddeyi, diğerleri arasında yukarıda anılan Garaudy/Fransa (k.k.) davasında uygulamış ve başvuranın 10 uncu maddeye ilişkin şikâyetini, Sözleşme’nin hükümleriyle konu bakımından bağdaşmadığına (ratione materiae) karar vermiştir. Bu davada başvuran, Naziler tarafından Yahudi toplumuna karşı işlenen suçları sistematik şekilde inkâr eden bir kitabın yazarıdır. Mahkeme, kararını, başvuranın kitabının ana içeriğinin ve genel anlamının ve dolayısıyla amacının belirgin biçimde tarihi yeniden yazma olduğu ve bu nedenle Sözleşme’nin ve demokrasinin, adalet ve barış gibi temel değerlerine aykırı olduğu görüşüne dayandırmış ve bu görüşten başvuranın, ifade özgürlüğü hakkını Sözleşme metni ve özüne aykırı amaçlar için kullanarak 10. maddeyi asıl amacından saptırma çabasında olduğu sonucuna varmıştır (bk., Witzsch/Almanya (k.k.), no. 4785/03, 13 Aralık 2005).
I.MÜSADERE
FATF(Financial Action Task Force – Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine Yönelik Mali Eylem Görev Gücü); FATF suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanması, terörizmin ve kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanı ile mücadelede uluslararası standartların oluşturulması ve sözkonusu standartlara uyumlu kanuni ve kurumsal tedbirlerin alınması, ve bu tedbirlerin operasyonel açıdan etkili bir şekilde uygulanmasının teşvik edilmesi amacıyla G7 devletleri tarafından 1989 yılında Paris’de kurulan hükümetler arası bir organizasyondur. Organizasyonun 39 üyesi mevcut olup Türkiye bu organizasyona 1991 yılında üye olmuştur. FATF’ın görev süresi 2019 yılının Nisan ayında alınan bir kararla süresiz hale getirilmiştir. FATF 1990 yılında suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama ile mücadele amacıyla 40 tavsiye kararını bildiren bir rapor yayınlamış anılan 40 tavsiye 1996,2001,2003 ve 2012 yıllarında güncellenmiştir. FATF 40 tavsiyeyi oluştururken BM Viyana, BM Palermo ve BM New York sözleşmesini esas almış; ancak suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklamanın suç haline getirilmesine ek olarak önleyici tedbirlere yoğunlaşmıştır. Bundan sonra da yeni raporlarla çalışmalarını güncelleştirmektedir. Türkiye’nin de üyesi bulunduğu FATF’ın 40 tavsiye kararından dördüncüsü müsadere ve geçici tedbirlere ilişkindir.
Buna göre: Devletler yasal tedbirler dahil olmak üzere Viyana, Palermo Sözleşmesi ve Terörün finansmanı konvansiyonu ile getirilen tedbirlerin benzerlerini uygulamalıdırlar. Bu tedbirler; iyiniyetli üçüncü kişilerin haklarını ihlal etmeksizin aklanan malvarlığının, suçtan kaynaklanan malvarlığının öncül suçların işlenmesinde kullanılan vasıtaların ve bu vasıtalardan elde edilen mal varlığının terörist organizasyonlarda veya terörist eylemlerde veya terörizmin finansmanında kullanılan, tahsis edilen, kullanılmasına niyet edilen vasıtaların, malvarlıklarının, gelirlerin veya buna karşılık gelen malvarlıklarının dondurulması, el konulması ve müsaderesidir. Bunları mümkün kılacak düzenlemeler gerçekleştirilmelidir.
Uygulama birimlerine müsadereye tabi mal varlığını ve mal varlığı gelirlerini belirleme, bu tür malvarlığının elden çıkarılması, ticareti ve devrinin önlenmesi için dondurma ve el koyma gibi geçici tedbirler alma, müsadereye tabi mal varlığına el konulma, dondurulma ve müsadere edilme yeteneğine zarar veren, ortadan kaldıran eylemlerle işlemleri hükümsüz kılacak tedbirleri alma ve uygun soruşturma tedbirlerini alma yetkisi verilmelidir.
Devletler kendi iç hukukuna uygun olarak müsadereye tabii malvarlığının bir mahkumiyet şartı olmaksızın müsadere edilmesini veya sanık tarafından söz konusu malvarlığının meşru kaynağını göstermesini gerektirecek tedbirleri alabilirler.
Terörist eylemlerin finansmanının önlenmesi ve durdurulmasına ilişkin Birleşmiş Milletler Kararları uyarınca, her ülke terörizmin ve terörist örgütlerin finanse edilmesinde kullanılan paraların veya diğer malvarlıklarının gecikmeksizin dondurulması için gerekli önlemleri uygulamalıdır. Her ülke, terörizmin, terörist eylemlerin veya terörist örgütlerin finansmanına ait veya bunların finansmanında kullanılan ya da kullanılması tasarlanan malvarlığına elkonulması ve bu malvarlığının müsaderesi için yetkili otoritelere imkan sağlayan yasal önlemleri de içeren önlemler benimsemeli ve yürürlüğe koymalıdır. Tavsiye Kararının metninden ve açıklamasından, hükmün iki yükümlülükten oluştuğu görülmektedir. Birincisi spesifik Birleşmiş Milletler Kararlarının uygulanması, ikincisi ise genel olarak elkoyma ve müsaderedir. Birinci yükümlülük önleyici nitelikte iken, ikinci yükümlülük ise önleyici ve bastırıcı niteliktedir. Bu Tavsiye Kararı özellikle terörün finansmanında önleyici tedbirin önemini vurgulamaktadır. Bu Karara tam uyumun sağlanabilmesi için, ülkeler tarafından gerekli otoritenin kurulması, standart ve prosedürlerin belirlenmesi gerekir.
Türkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşme’nin 8 inci maddesi ve Suç Gelirlerinin Aklanması, Araştırılması, El Konulması, Müsaderesi ve Terörizmin Finansmanına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin(Varşova Sözleşmesi) 2. maddesine göre taraf devletlerden her birinin meşru veya gayrimeşru bir yolla elde edilmiş olup kısmen veya tamamen terörizmin finansmanı için herhangi bir şekilde kullanılan veya kullanılmak için tahsis edilen malın veya bu suçtan elde edilen gelirim araştırılmasını, takip edilmesini, belirlenmesini, dondurulmasını, el konulmasını ve müsaderesini temin edecekleri belirtilmiştir.
Mahkemenin bir eşya veya malvarlığı değeri bakımından müsadereye karar vermesi halinde o eşya veya malvarlığı üzerindeki mülkiyet hakkı sürekli olarak sona erer. Kişinin sahip olduğu malvarlığı üzerinde serbestçe tasarruf etme hakkına ancak belirli koşullarla ve üstün menfaatlerin korunması amacıyla sınırlama getirilebilir. Anayasamıza göre mülkiyet hakkı ancak kanunla ve kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilir. AHİS çerçevesinde mülkiyet hakkı “İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’ye Ek 1 numaralı Protokol” 1. maddesi (EK P1 m.1) ile koruma altına alınmıştır. Protokol’ün 1. maddesinin 1.fıkrasının 2.cümlesine (EK P1 m.1, c.2) göre “Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.” AİHM “kamu yararı” veya “genel yarar” kavramlarını tanımlamaktan kaçınmakta ve neyin genel yarara uygun olduğu konusunu belirlemeyi devletlere bırakmaktadır. Örneğin, Mahkeme İtalya’ya ilişkin kararlarında organize suçluluğun ciddi bir sorun haline gelmesine işaret ederek, suçla mücadele bakımından devletlerin bu konuda geniş bir takdir marjına sahip olduklarını vurgulamaktadır. Yıldırım/İtalya kararında, insan ticareti ve göçmen kaçakçılığında kullanılan aracın müsaderesinin, suçla mücadele meşru amacına dayandığı ve devletlerin bu alanda başvurabilecekleri yaptırımlar ve yaptırımların sonuçlarının genel yarar açısından haklı kılınabilir olup olmadığının tayininde geniş bir takdir yetkisi olduğu belirtilmiştir. Raimondo/İtalya kararında ise AİHM hükümetin ileri sürdüğü yasadışı faaliyetlerden elde edilen mülkün, toplumun aleyhine olacak biçimde başvurucuya veya suç örgütüne avantaj sağlamamasının güvenceye alınmasındaki genel yarara hizmet ettiğini kabul etmiştir. İtalya’da yaşayan ve inşaat alanında girişimcilik yapan başvurucu Guiseppe Raimondo’nun hakkında mafya tipi örgüte üyelik suçundan 8 Ekim 1985 tarihinde başlatılan dava sırasında 16 gayrimenkulü ile 6 aracına tedbiren elkonulmuş (13 Mayıs 1985), 16 Ekim 1985 tarihli kararla başvurucu ve eşine ait bazı binalar ile 4 aracın “bunların hukuka uygun bir biçimde elde edildiğinin ispatlanamamış olduğu” gerekçesi ile müsaderesine karar verilmiştir. Karar 9 Kasım 1985 itibariyle ilgili sicile kaydedilmiştir. Catanzaro İstinaf Mahkemesi önleyici tedbirlerin şaşırtıcı bir biçimde rastgele uygulanmasının başvurucunun medeni ve ekonomik ölümüne sebep olacağı gerekçesiyle müsadere ve diğer tedbirlerin iptaline karar vermiştir (4 Temmuz 1986). Karar 9 Ağustos 1991 tarihinde sicile kaydedilmiştir. Yargılama 30 Ocak 1986’da delil yetersizliğinden beraatle sonuçlanmış, istinaf yargılaması sonucunda 16 Ocak 1987’de karar onaylanmıştır. Başvurucu her ne kadar temyiz başvurusu sonuçlanmadan uygulamaya konulmasa da müsadere kararının resmi kayıtlara geçmiş olmasının aslında kararın bir çeşit uygulaması olduğunu ve 1.Ek Protokol’ün 1. maddesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu, müsadere kararının kesinleşmeden önce mülkiyetin devrinin yapılamayacağı yönündeki İtalyan içtihatlarını da ortaya koymuştur. Mahkeme İtalyan Hükümetinin mafya ile mücadelesinin zorluğuna dikkat çektikten sonra, sözkonusu örgütün özellikle uyuşturucu ticareti neticesinde gayrimenkul sektöründe geniş bir iş hacmine sahip olduğuna dikkat çekmiştir. Müsadere, şüpheli sermayenin hareketlerini engellemek için tasarlanmış olup, bu kansere karşı mücadelede etkili ve gerekli bir silahtır ve güdülen amaca ulaşmak bakımından orantılıdır. Raimondo davasından farklı olarak başvuran hakkında müsadere yargılaması dışında ayrı bir ceza davasının açılmadığı ancak başvuranın suç geçmişi bulunduğu Arcuri/İtalya kararında ise AİHM, devletin takdir marjını biraz daha genişleterek “müsadere kararının, hukuka aykırı yollardan elde edildiği ispatlanamamış olan malvarlığının toplum için tehlikeli olabilecek biçimde yasadışı kullanımını önlemeye dönük bir işlevi olduğu” sonucuna varmıştır. AİHM bir başka kararında müdahalenin orantılı olup olmadığını değerlendirirken, “Devlet, hem uygulanacak yöntemi seçmek, hem de belirlenen hukuksal amaca ulaşmak için kullanılan yöntemlerin genel çıkarlar açısından haklı olup olmadığını değerlendirmek konusunda geniş bir takdir hakkına sahiptir. Adil dengenin kurulması, mülk sahibinin davranışlarında gösterdiği kusur veya özenin derecesi de dahil olmak üzere, bir çok etkene dayanmaktadır” şeklinde karar vermiştir. (Agosi/İngiltere, Başvuru no: 9118/80, Tarih: 24.10.1986, par. 54, Ayrıca bkz. Silickee/Litvanya, par. 66. ) AİHM müsadere konusundaki kararları devletlere geniş takdir yetkisi bırakma yönündedir. Örgütlü suçla mücadele amacı, zaten hali hazırda dar olan ölçülülük testini iyice zayıflatmakta ve kullanılan sınırlama araçlarının seçiminde kamu makamlarına çok kuvvetli bir takdir marjı bırakmaktadır.Yine de müsaderenin Anayasa’nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkına dokunulmaksızın düzenlenmesi ve infaz edilmesi zorunludur. Bu hak ancak kamu yararı gerekçesiyle ve kanunla sınırlandırılabilir. Gerek 35. maddede gerekse AİHS’da geçen kamu yararı nedeniyle sınırlandırmanın müsadere bakımından gerekçesi, müsadere edilecek eşya veya değerlerin bir suçla bağlantılı olması ve toplumun suçtan korunmasıdır.
Genel müsadere, öğretide suçlunun taşınabilir ve taşınmaz bütün malvarlığı üzerindeki mülkiyetini ortadan kaldıran ve bunu devlete geçiren bir ceza olarak ifade edilmektedir. (Dönmzer/Erman, C.II, s. 710, par.) Öğretide hemen bütün yazarlar genel müsadereyi tanımlarken, müsaderenin failin tüm malvarlığına ilişkin olarak gerçekleştirilmesine vurgu yapmaktadırlar. Genel müsaderenin varlığından sözedebilmek için kişinin bir suç işlemesi yeterli olup, müsadere edilecek olan eşyanın suçla ilgisinin bulunması aranmaz. Fail, malvarlığının bir kısmını veya bir eşyasını suçta kullanmış, suça özgülemiş veya suçtan elde etmişse, sadece sözkonusu eşya veya malvarlığı değeri değil, bütün malvarlığı müsadere ediliyorsa genel müsadereden sözedilebilir. Başka bir deyişle genel müsadereyi, suç işleyen kimsenin suçla ilgili olmayan malvarlığını da kapsayacak biçimde tüm malvarlığının müsaderesi olarak tanımlamak gerekir.
Suç işleyen kimsenin tabiri caizse tüm malvarlığını söz konusu suçun işlenmesine tahsis etmesi veya suçun işlenmesinde kullanması durumunda suçun işlenmesine tahsis edildiği veya suçun işlenmesinde kullanıldığı belirlenen eşyaların tüm malvarlığını kapsaması halinde dahi malvarlığının tamamının müsadere edilmesi genel müsadere yasağına aykırılık oluşturmayacaktır. Zira artık suçla ilgisi olmayan bir eşyanın müsaderesi söz konusu değildir.
Türk Ceza Hukukunda bir suçun karşılığında uygulanabilecek yaptırımlar, cezalar ve güvenlik tedbirleri olarak belirlenmiştir. Bir suçun karşılığında uygulanacak yaptırım olarak cezalar hapis ve adli para cezasından (TCK madde 45) ibarettir. Güvenlik tedbirleri ise belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma(TCK madde 53), eşya müsaderesi (TCK madde 54), kazanç müsaderesi (TCK madde 55), çocuklara özgü güvenlik tedbirleri (TCK madde 56), akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri (TCK madde 57), mükerrir ve özel tehlikeli suçlulara özgü güvenlik tedbirleri (TCK madde 58), tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerinden (TCK madde 60) ve TCK’nın 60. maddesini daha da genişleten 6415 sayılı Kanunun 4/5. maddesinde hüküm altına alınan tedbirlerden oluşmaktadır.
Türk Ceza Kanuunda müsadere TCK’nın 20, 54, 55 ve 60 ıncı maddeleri ile 6415 sayılı Kanuun 4/5 inci maddesinde düzenlenmiştir.
Türk Ceza Kanununun Cezaların Şahsiliği başlıklı 20. maddesinde;
“(1) Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.
(2)Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz. Ancak, suç dolayısıyla kanunda öngörülen güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımlar saklıdır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Türk Ceza Kanununun Eşya Müsaderesi başlıklı 54 üncü maddesinde;
“(1) İyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edilir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/11 md.) Eşyanın üzerinde iyiniyetli üçüncü kişiler lehine tesis edilmiş sınırlı ayni hakkın bulunması hâlinde müsadere kararı, bu hak saklı kalmak şartıyla verilir.
(2)Birinci fıkra kapsamına giren eşyanın, ortadan kaldırılması, elden çıkarılması, tüketilmesi veya müsaderesinin başka bir surette imkansız kılınması halinde; bu eşyanın değeri kadar para tutarının müsaderesine karar verilir.
(3)Suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında, müsaderesine hükmedilmeyebilir.
(4) Üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya, müsadere edilir.
(5) Bir şeyin sadece bazı kısımlarının müsaderesi gerektiğinde, tümüne zarar verilmeksizin bu kısmı ayırmak olanaklı ise, sadece bu kısmın müsaderesine karar verilir.
(6)Birden fazla kişinin paydaş olduğu eşya ile ilgili olarak, sadece suça iştirak eden kişinin payının müsaderesine hükmolunur.” şeklinde hükümlere yer verilmiştir.
TCK’nın 54 üncü maddesinde esasen suçta kullanılan suça tahsis edilen veya suç işlemek için hazırlanan eşyanın bir güvenlik tedbiri olarak devlete geçirilmesi, bir başka deyişle müsaderesi ifade edilmektedir.
Türk Ceza Kanunun Kazanç Müsaderesi başlıklı 55 inci maddesinde;
“(1) Suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların müsaderesine karar verilir. Bu fıkra hükmüne göre müsadere kararı verilebilmesi için maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi gerekir.
2) Müsadere konusu eşya veya maddi menfaatlere elkonulamadığı veya bunların merciine teslim edilmediği hallerde, bunların karşılığını oluşturan değerlerin müsaderesine hükmedilir.
(3)(Ek: 26/6/2009 – 5918/2 md.) Bu madde kapsamına giren eşyanın müsadere edilebilmesi için, eşyayı sonradan iktisap eden kişinin 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun iyiniyetin korunmasına ilişkin hükümlerinden yararlanamıyor olması gerekir.” şeklinde hükümlere yer verilmiştir.
Kazanç müsaderesini düzenleyen TCK’nın 55 inci maddesi mülga 765 sayılı TCK’da yer almayan bir hüküm olup bir güvenlik tedbiri olarak suçtan elde edilen gelirin müsaderesi ifade edilmektedir.
Türk Ceza Kanunun Tüzel Kişiler Hakkında Güvenlik Tedbiri başlıklı 60 ıncı maddesinde;
“(1) Bir kamu kurumunun verdiği izne dayalı olarak faaliyette bulunan özel hukuk tüzel kişisinin organ veya temsilcilerinin iştirakiyle ve bu iznin verdiği yetkinin kötüye kullanılması suretiyle tüzel kişi yararına işlenen kasıtlı suçlardan mahkûmiyet halinde, iznin iptaline karar verilir.
(2)Müsadere hükümleri, yararına işlenen suçlarda özel hukuk tüzel kişileri hakkında da uygulanır.
(3)Yukarıdaki fıkralar hükümlerinin uygulanmasının işlenen fiile nazaran daha ağır sonuçlar ortaya çıkarabileceği durumlarda, hakim bu tedbirlere hükmetmeyebilir.
(4) Bu madde hükümleri kanunun ayrıca belirttiği hallerde uygulanır.” şeklinde hükme yer verilmiştir.
6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun’un 4. maddesinin 5. fıkrasında ise “Suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.” şeklinde hükme yer verilmiştir.
Tüzel kişi, kendisine özgü fiziksel varlığı bulunmamakla birlikte, varlığına hukuksal bir sonuç bağlanan ve hukuk tarafından tanınan, belli ve sürekli bir amacı gerçekleştirmek üzere bağımsız bir şekilde bir araya gelen kişilerin ya da kurumların örgütlenmesinden veya bu amaca tahsis edilen malların bir araya getirilmesinden oluşan topluluklardır.
Özel hukuk tüzel kişileri, kuruluşu, organları, sorumlulukları, sona ermesi özel hukuk hükümlerine göre belirlenen, kanunda sınırlı sayıda düzenlenen tiplere uygun olarak ortaya çıkan tüzel kişilerdir. Özel hukuk tüzel kişileri, kamu hukuku tüzel kişilerinden farklı olarak bir hukuki işlem neticesinde kurulur.
Türk hukukunda, özel hukuk tüzel kişileri, Dernekler, Vakıflar, Ticaret şirketleri, Kooperatifler , Sendikalar, Siyasi Partiler’den oluşmaktadır.
Anonim şirket, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla sorumlu bulunan şirkettir.
Bir ticari ortaklığın paylarına sahip olan gerçek ve tüzel kişiler, aslında o payın miktarıyla ve niteliğiyle orantılı olarak ortaklığın sahibi konumundadırlar. Ticari ortaklıklar hem mülkiyet hakkının hem de bazı diğer hakların öznesi konumundadırlar. Buna göre, ticari ortaklık niteliğindeki tüzel kişiler, hukuken kişi olmalarına rağmen aynı zamanda eşya statüsündedir. Zira bunların paylarına diğer gerçek ve tüzel kişiler sahip olabilir. Teoride pay kavramı; “sermayeyi temsil eden bir bölümü, senede bağlanmış payı, ortaklık statüsünü ve hak sahipliğini” barındıran birden fazla anlamda kullanılmaktadır. Paya bağlanan ikinci anlam ise; pay itibari değere sahip ve kıymetli evrak niteliğine haiz pay senetleri özelliğini ifade etmektedir.
TCK’nın 60 ıncı maddesinde bir güvenlik tedbiri olarak müsadere hükümlerinin yararına işlenen suçlarda özel hukuk tüzel kişileri hakkında da uygulanacağı belirtilmesine karşın 6415 sayılı Kanun’un 4/5 inci maddesinde uygulama alanını daha da genişletici şekilde suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi yeterli görülmüştür.
Ceza hukukunda çok eski devirlerden beri uygulanan bir müeyyide türü olarak hemen hemen bütün hukuk düzenlerinde rastlanmakta olan müsadere işlenen bir suçtan dolayı belirli kanuni şartlar altında kişinin bir şey üzerindeki mülkiyet hakkına son verilerek mülkiyetin kamusal karakter taşıyan bir teşekküle geçmesini sonuçlayan bir yaptırımdır.
Bir başka deyişle müsadere suçun icrasında kullanılan suçun işlenmesine tahsis edilen veya suçun işlenmesinden meydana gelen eşya ile suç işlemek suretiyle veya suç işlemek dolayısıyla elde edilen malvarlığı değerlerinin failin elinden alınarak devletin mülkiyetine geçmesini sağlayan bir ceza hukuku yaptırımıdır. Suç teşkil eden fiille bir bağlantı halinde bulunan bu malvarlığı değerlerinin failin, bazı koşulların gerçekleşmesi halinde de üçüncü kişinin elinden alınmasına yol açan müsadere kurumunun amacı öncelikle suçların işlenmesini önlemektir.
Müsadere yaptırımının uygulanabilmesi için ilk şart kasten işlenen bir suçun varlığıdır. Bunun yanı sıra işlenen suç ile müsadereye konu eşya veya malvarlığı değerleri arasında bir ilginin de bulunması gerekir.
Türk Ceza Kanununda müsadere eşya müsaderesi(TCK madde 54) ve kazanç müsaderesi (TCK madde 55) olmak üzere ikili bir ayrım çerçevesinde düzenlenmiştir.
Eşya müsaderesi suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine özgülenen, suçun işlenmesinden meydana gelen veya niteliği itibariyle kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olup suçta kullanılmak üzere hazırlanan eşyanın mülkiyetinin, eşyanın ortadan kaldırılması, elden çıkarılması, tüketilmesi veya müsaderesinin başka surette imkansız kılınması halinde bu eşyanın değeri kadar para tutarının devlete geçmesini amaçlayan bir güvenlik tedbiridir.
TCK 54 ve devamı maddeleri uyarınca müsadere kararı, suçun işlenmesinde kullanılan eşyanın yanında ayrıca, suça tahsis edilen ve suçtan meydana gelen eşyalar hakkında verilebilecektir. Bu bakımdan, suçun işlenmesine tahsis edilen eşyalar da müsadereye tabidir.
“Tahsis” kelimesi sözlükte, bir şeyi bir kimseye veya bir yere ayırma, “tahsis etmek” ise ayırmak, özgülemek anlamlarına gelmektedir. Suçun işlenmesinde kullanılan eşya genellikle kısa süreli ve geçici bir amaçla kullanılırken suça tahsis edilen eşyada bir süreklilik ve devamlılık söz konusudur.
Müsadere hükümleri uygulanırken uyulması gereken “Orantılılık İlkesi” ya da “Müsaderenin Hakkaniyete Aykırı Olmaması İlkesi” uyarınca işlenen suç ile uygulanacak yaptırım arasında haklı bir oran ve denge bulunmalıdır. Sanık aleyhine hakkaniyete aykırı olacak ölçüye varacak şekilde müsadereye hükmedilemeyecektir. Ancak “orantılılık ilkesi” yalnızca suçta kullanılan eşya bakımından kabul edilmiştir. Yoksa; suçun işlenmesine tahsis edilen, suçtan meydana gelen eşya ile üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya açısından orantılılık ilkesi geçerli olmayacaktır.
Nitekim orantılılık ilkesinin yalnızca suçta kullanılan eşya bakımından uygulanacağı ve suçun işlenmesine tahsis edilen eşya bakımından geçerli olmayacağı hususu, TCK’nın 54. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “Suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında, müsaderesine hükmedilmeyebilir.” ifadesiyle açıkça hüküm altına alınmıştır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu suç işlemenin bir kazanç kaynağı olarak görülemeyeceği ve suçtan elde edilen gelirin kişinin yanında kar olarak kalamayacağı düşüncesiyle çıkar amacına yönelik olarak işlenen suçlarda suçun işlenmesi suretiyle veya dolayısıyla elde edilen gelirlerin müsadere edilmesi esasını benimsemiştir. Türk Ceza Kanunun 55 inci maddesinde bir güvenlik tedbiri olarak kazanç müsaderesi düzenlenmiştir. Bu yolla suç işlemek suretiyle veya suç işlemek dolayısıyla elde edilen tüm ekonomik kazançlar kişinin elinden alınacaktır. Bu kazançlar faile bırakılmayıp elinden alınacağı için toplumun diğer fertleri de suçun bir kazanç kapısı olmadığını görmüş olacaklardır. Böylece suç işleyerek zengin olma hayali kuranlar bakımından kazanç müsaderesi bu hayalin akim kalmasına yol açacağı gibi bu amaçla suç işlemeyi düşünen toplumun diğer fertleri bakımından da caydırıcılık fonksiyonu ifa edecektir.
Kazanç müsaderesinin en önemli amaçlarından birisi de örgütlü suçlulukla mücadeleye katkı sağlamasıdır. Kazanç müsaderesinin etkin şekilde uygulanmasıyla bir taraftan örgüte başka suçların işlenmesine yönelik olarak sermaye sağlanmasının önüne geçilmiş, diğer taraftan kişilerin devamlı suç işlemek suretiyle kalıcı şekilde kazanç beklentisinin mümkün olmayacağı gösterilmiş olacaktır.Kuşkusuz bu durum bu suçların işlenmesi bakımından yüksek bir genel önleme etkisi de meydana getirecektir.
Kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan kazançlar suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançlardır.
Kazanç müsaderesine hükmedilebilmesinin iki koşulu bulunmaktadır. Bunlar kasıtlı bir suçun işlenmiş olması ve bu suçun işlenmesi ile bağlantılı olarak bir kazancın elde edilmesidir.
Kişinin meşru yollarla elde ettiği kazancıyla bir terör örgütüne maddi yardımda bulunarak destek sağlaması halinde bu kişinin sorumluluğu duruma göre örgüt üyeliği, örgüte yardım etme ya da terörün finansmanı suçu bağlamında bir değerlendirmeye tabii tutulacaktır. Bu suçların işlendiğinin belirlenmesi halinde terör örgütü mesuplarına sağlanan ekonomik yardımların yardım sağlanan kişilerden kazanç müsaderesi kapsamında müsadere edileceğinde şüphe bulunmamaktadır. Keza terör örgütü üyesi olduğu belirlenen kişiler örgüt mensuplarından örgütün faaliyeti kapsamında suç işlemek amacıyla maddi bir yardım almış iseler bunların da kazanç müsaderesine konu olacağı açıktır.
Bunun karşısında terörizmin finansmanı suçunun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlendiği durumlarda, örgütün mensuplarından topladığı bağışlar neticesinde oluşturduğu fonun veya başka yöntemlerle elde ettiği haksız kazançların vakıf, dernek, şirket vb yasal görünümlü kurumlar kullanılarak kayıtdışı paralar kayıt altına alınıp aklandıktan sonra yeniden örgütün finansmanında ve faaliyetlerinde kullanıldığı halde ise artık bu faaliyete tahsis edilen tüzel kişi hakkında suça tahsis edilen eşya hakkındaki müsadere hükümlerine göre müsadere yapılmalıdır.
Ülkemizde terörizmin finansmanı suçu, 6415 sayılı Kanun ile özerk bir normatif alana kavuşturulmuş, bu düzenleme ile terörizmin finansmanı ve mücadelesinde öngörülen “malvarlığının dondurulması” ile suç ve yaptırımların esas ve usullerine de yer verilmiştir. Terörizmin finansmanı ile mücadele, BM sözleşmesi uyarınca, taraf ülkelerin yerine getirmesi sorumluluk olarak karşımıza çıkmakta; suçluların cezalandırılması, terörü finanse eden gerçek kişi ve tüzel kişiler hakkında şartların varlığı halinde malvarlıklarının dondurulması ve müsadere hükümlerinin uygulanması ile terörle mücadele edilmesi gerekliliği bulunmaktadır. Nitekim günümüzde artık terör, uluslararası bir sorun haline gelmiş ve bu uluslararası sorunun sona erdirilmesi için terörizmin can damarı olan ekonomik kaynakların kurutulması gerekliliği belirmiştir.
Ekonomik bir değeri olan, edinmeye elverişli her şey eşya olarak kabul edildiğinden, şirket hukuken kişi olmasına rağmen aynı zamanda bir eşya statüsündedir.
Bir eşya statüsünde olan bir şirketin suçun işlenmesine tahsis edilmesi ile kast edilen, şirketin tümüyle suç olarak tanımlanan hareketin gerçekleştirilmesine, katkı sağlanmasına, kolaylaştırılmasına, kullanılmasına, işletilmesine, yönetilmesine ayrılması, özgülenmesidir. Şirketin tehlikeliliği, şirketin yönetiminin/kontrolünün failde bulunmasının failde yaratabileceği subjektif tehlikeliliktir. Suçun işlenmesinde ve suçun finansmanın bir vasıtası olarak kullanılan şirkete el konulmadan ve müsadere edilmeden etkin mücadelenin sağlanması mümkün değildir.
İ.SOMUT OLAYIN DEĞERLENDİRİLMESİ;
Tüm dosya kapsamı, mahkeme kabulü, incelenen Masak Raporları, SPK Raporları, bilirkişi raporları, dijital veri inceleme tutanakları, … görüşme içerikleri ve tanık beyanları nazara alınarak;
1.Grup şirketlerinin tümü… Ailesinin kontrolünde ve ortaklık yapısı olarak iç içe geçmiş durumdadır. Aile yeni şirketlerin satın alınması ve mevcut şirketlerin sermayelerinin arttırılması sürecinde şirketlere kaynağı belli olmayan yüksek miktarda para transferlerinde bulunmuştur. Ticari hayatın bir gereği olarak şirketlerin kar etmesi ve mevcut karlarıyla birlikte büyüyerek bünyelerine yeni şirketler katmaları ve mevcut şirketlerin sermayelerini arttırmaları olağan bir durum ise de, büyümenin öz kaynaklarından veya belirli dış kaynaklardan olduğunun açıklanamaması, raporlarda şirketlerin işleyişi ile ilgili pek çok şüpheli işlem ve eylem tespit edilmesinin yanı sıra şirket kurucusu Hamdi Akın…’in FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün elebaşı Fethullah Gülenle olan ilişkisi ve konumu, Atlantik Eğitim Yayın Taş. Bilgisayar Tic. A.Ş. İle ortaklık ve bu şirketin çalışanlarının himmet toplama ve toplanan himmetleri sisteme sokma faaliyetleri nazara alındığında şirketlerin sermaye büyümesinde himmet paralarının da kullanıldığı değerlendirilmiştir.
2.Dairemizin 22.06.2022 tarih ve 2021/1375 E., 2022/3727 K. sayılı Naksan Holding Kararında ve 23.01.2023 tarih ve 2021/2528 E., 2023/182 K. sayılı … Holding kararlarında da anlatıldığı üzere; örgüte sürekli olarak finansman sağladığı kabul edilen bu şirketlerin bulundukları illerde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaçlarına hizmet etmek üzere Vakıf ve Vakıf Üniversitesi kurma yoluna gittikleri görülmüştür. Üniversitelerin kuruluş talimatlarının doğrudan örgüt elebaşısı … tarafından verilmesi, üniversitelerin kuruluş aşamaları ve tam olarak aynı yöntemle olmasa da farklı iş ve işlemlerle şirketler üzerinden fonlanması birbiriyle benzerlik göstermektedir. Örgüte tahsis edildiği kabul edilen tüm bu şirketlerin benzer yöntemlerle şirketler üzerinden fon sağlamak suretiyle örgütün eleman yetiştirme amacına hizmet eden üniversiteler kurmasının bütün bu organizasyonun tek bir yerden koordine edildiğini göstermektedir. Üniversitelerin kurulduktan sonraki süreçte gerek idari gerekse akademik kadrosundaki örgütsel hiyerarşik yapılanma, örgütsel toplantılar, örgüte bağış adı altında yardım toplanması gibi örgütsel faaliyetlerde de benzerlik bulunmaktadır. İpek ailesi tarafından kurulan… Üniversitesinin de bu anlamda … Üniversitesi ve Melikşah Üniversitesi gibi örgütün kurumu olma özelliği gösterdiğinin kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır.
3. … Eğitim Yayın Taş. Bilgisayar Tic. A.Ş.’nin çalışanlarının himmet toplama ve sisteme sokma faaliyetlerinde bulunduklarına ilişkin Masak Raporları başka dosya sanıklarının ifadeleri ile doğrulanmaktadır. … Holding A.Ş’nin Atlantik Eğitim Yayın Taş. Bilgisayar Tic. A.Ş.’deki hisselerini yine örgüte ait kurumlardan …. Üniversitesine bağışlamasının, …’in münhasıran örgütün kullanımında olan … sistemindeki yazışmalarında bu konudan bahsedilmesi de dikkate alındığında, …. Eğitim Yayın Taş. Bilgisayar Tic. A.Ş.’nin hisselerinin … Holding A.Ş tarafından alınıp daha sonra da bağışlanmasının tamamen örgütün emir ve talimatıyla olduğu kanaatine varılmıştır.
4.Şirketlere yönelik soruşturmaların başlaması ve tedbir kararlarının verilmesi üzerine doğrudan örgüt elebaşısı …’in Hamdi Akın… ve şirketleri savunan açıklamaları örgütün yayın organlarından paylaşılmıştır. Yapılan açıklamaların içeriği şirketin örgüt için olan önemini ortaya koymaktadır.
5.Halka açık şirketlerden örtülü kazanç aktarımı yapıldığına ilişkin SPK Raporları ve bağımsız bilirkişi raporlarının birbirleri ile çelişmedikleri, detaylı somut tespitler içerdikleri dosyada bulunan diğer delillerin bu tespitleri destekler nitelikte olduğu ve raporlardaki tespitleri çürütecek inandırıcı delil bulunmadığı anlaşıldığından, halka açık şirketlerin örtülü kazanç aktarımı yaptığının kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerektiği hükme bağlanmıştır. 6362 sayılı Kanun’un 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının ceza hükmü açısından 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmüne atıf yaptığı, güveni kötüye kullanmanın nitelikli hali olarak 6362 sayılı Kanun’unda özel düzenlemelere yer verilerek suç tasnif ve nitelemesi yapıldığı, dolayısıyla atılı suçun unsurları itibariyle Sermaye Piyasası Kanunu’nda düzenlendiği, özel kanunlarda yer alan suçlar bakımından uzlaşma yoluna gidilebilmesi için özel bir düzenleme olması gerektiği, 6362 sayılı Kanun’unda ise böyle bir düzenleme olmadığı dikkate alındığında, 6362 sayılı Kanun’un 110 uncu maddesi hükmünde düzenlenen örtülü kazanç aktarımı suçu açısından uzlaşma kurumunun tatbiki mümkün değildir.
5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 11 inci maddesi; ” Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, sulh ceza (Ek ibare: 18.06.2014-6545 S.K./49. md) hâkimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere asliye ceza mahkemelerince bakılır.” hükmüne amirdir.
Aynı kanunun 12 nci maddesi ” Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan yağma (m. 148), irtikâp (m. 250/1 ve 2), resmî belgede sahtecilik (m. 204/2), nitelikli dolandırıcılık (m. 158), hileli iflâs (m. 161) suçları, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç) ve 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtayın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler, askerî mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler ile çocuklara özgü kovuşturma hükümleri saklıdır.” düzenlemesini içerir.
5271 Kanun’un 8 inci maddesinin ” (1) Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var sayılır. ” hükmü ile,
9 uncu maddesinin “Bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle yüksek görevli mahkemede dava açılabilir.” hükmüne göre Sermaye Piyasasına Kanunu’na muhalefet suçunun silahlı terör örgütüne üye olma suçu yanında örgütsel amaçla işlendiği de dikkate alındığında somut dosyanın özellikleri itibariyle Sermaye Piyasası Kanununa muhalefet suçuna bakmakla görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir.
6. Örgüt 2007 yılından itibaren “… Casusluk, Şike, 17-25 Aralık, MİT Tırları, MİT müsteşarının ifadeye çağırılması” gibi kumpas soruşturma ve kovuşturmalar başlatmak suretiyle hem devlet içinde klik noktalara gelebilmek için kendi önünde engel olarak gördüğü kişileri tasfiye etme hem de kendisine muhalif şahısları etkisiz hale getirme fırsatı bulmuştur. Nitekim kamuoyunun yıllarca gündemini meşgul eden … operasyonlarıyla TSK’dan rütbeli pek çok askeri tasfiye etmişler, onlardan boşalan yerlere “ışık evlerinde” yetiştirdikleri, zamanında askeriyeye soktukları örgüt elemanlarını getirme fırsatı bulmuşlardır. Örgüt bu elemanları vasıtasıyla 15 Temmuz 2016 tarihinde yarım asırlık amacı olan devlete hakim olup demokrasiyi ortadan kaldırmak ve dikta rejimi kurmak için haince darbe girişiminde bulunmuş, kendi devletinin kurumlarını, kendi vatandaşını düşman askeri gibi bombalamış ve ihanette sınır tanımadığını göstermiştir. Örgüt söz konusu kumpas soruşturma ve kovuşturmalar hakkında medya organlarında sistematik olarak kara propaganda yapmış, “milli irade”, “demokrasi”, “darbecilerle mücadele”, “yolsuzlukla mücadele” gibi kavramları kullanmış, “algı”yı bu kavramlar üzerinden yerleştirmiş, olgunun görülmesinin önüne geçmiş, söz konusu operasyonların hukuka uygun olduğu izlenimiyle kamuoyunu yanıltmıştır.
Kamuoyunda 17/25 Aralık soruşturmaları olarak bilinen dosyalarda …. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiği, bu soruşturmalardaki usulsüzlükler konusunda İstanbul 13. ve 14. Ağır Ceza Mahkemelerinde yapılan yargılamalar neticesinde verilen kararlar halihazırda Dairemiz de incelemede olup ilgili dosyalar incelendiğinde;
İlk Derece Mahkemelerinin gerekçelerinde; örgütün emniyet ve yargıya sızmış elemanları vasıtasıyla, kamu görevlisi olmayan kişilerden ve yurtdışından alınan talimatlarla, çoğunlukla örgüt elemanları veya örgütün amacını bilmeden hareket eden kamu görevlileri veya şahıslar kullanılarak yasama dokunulmazlığı olan kişilerin mevzuata aykırı olarak dinlendiği, hukuka aykırı nitelikteki delillerle yasama dokunulmazlığına sahip Bakanlar ve milletvekilleri hakkında özel soruşturma usullerine aykırı şekilde yürütülen soruşturmalar neticesinde fezlekeler düzenleyen FETÖ/PDY silahlı terör örgütünü elamanlarının seçilmiş hükümeti istifaya zorlayarak yıkmak istedikleri gerekçeleri ile 5237 sayılı Kanunun 312 inci maddesi uyarınca mahkumiyet kararları verildiği görülmüştür.
…… Grubuna ait medya kuruluşlarının doğrudan örgüte ait basın yayın kuruluşları olan …, …, …., ….,… gibi kuruluşlarla ortak bir yayın politikası benimseyerek FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün nihai amaçları doğrultusunda gerçekleştirdiği operasyonel eylemlerindeki hukuka aykırılıkları ve bu kapsamda işlenen suçları kamuoyuna bir kahramanlık gibi yansıtıp örgütün hukuka aykırı yöntemlerle elde ettiği bilgileri bilerek ve isteyerek organize bir yayın politikası çerçevesinde kamuoyuna yanlı ve yanlış bilgi verdiği anlaşılmıştır. Tanık beyanları ve raporlara göre medya kuruluşlarının satın alınma süreci ile organize ve tek yanlı yayın politikaları dikkate alındığında sahibi … Grubu olan medya kuruluşlarının örgütün emir ve talimatları doğrultusunda faaliyet yürüttükleri kabul edilmiştir. Medya kuruluşlarının örgütün gerçekleştirdiği operasyonel eylemlerdeki hukuka aykırılıkları ve bu kapsamda işlenen suçları kamuoyunda bambaşka bir algı oluşturacak şekilde kuruluş amacına da uygun olarak örgütsel bir tavırla sergilemesinin ifade ve basın hürriyeti kapsamında değerlendirilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Ayrıca medya kuruluşlarının yaptığı haberler yalnızca içeriği itibariyle değerlendirilmeyip içerikle birlikte şirketlerin örgütün emir ve talimatı doğrultusunda yayın politikası izlediği kabul edildiğinden Basın Kanunu hükümlerinin uygulanmamasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
7. Örtülü kazanç aktarımlarının örgütün talimatıyla kurulduğu anlaşılan… Üniversitesi ve …… Eğitim Vakfını ve diğer örgütle bağlantılı kurumları finanse etmek, İpek Üniversitesinin inşaatının yapımı ve medya şirketlerinin devamlılığının sağlanması için fon sağlamak amacıyla kullanıldığı anlaşılmıştır. Doğrudan örgütün amacına hizmet eden bu kurumlara fon sağlanması dışında örtülü kazanç aktarımlarının yurtdışına sermaye kaçırmak amacıyla da kullanıldığı tespit edilmiştir.
8.Yapılan örtülü kazanç aktarımları yoluyla örgütün finanse edilmesi, hem terör örgütünün devamlılığına yönelik parasal destek sağlamış hem de sermaye piyasasına güvenerek borsada halka açık şirketlere yatırım yapan kişilerin hakkını zedelemiştir. Bu anlamda yapılan örtülü sermaye aktarımı ile hem terörizm finanse edilmiş hem de sermaye piyasalarına olan güveni sarsan ve yatırımcıyı tedirgin eden bir durum yaratılmıştır. Şüphesiz bu eylemin Türkiye Cumhuriyeti’ndeki ekonomik ve kamu düzenine yönelik ciddi sonuçlar doğurma tehlikesi bulunmaktadır.
9.Şirketin; terör örgütü ile irtibatlı şirket olması, para transferinde bulunması, örgütün amacına özgülendiğinin örgütün yurt dışı yapılanmalarına para gönderdiğinin, örgütün amacına hizmet eder nitelikte sistematik şekilde para havaleleri gerçekleştirdiğinin, silahlı terör örgütünün Türkiye içerisinde ve yurt dışında en önemli finans kaynaklarından biri haline geldiğinin, örgütün amaç ve faaliyetleri doğrultusunda hareket ettiğinin, bu yönde odak haline geldiğinin, terör örgütlerinin devamlılığını sağlamaya yönelik finansal destek çabalarının bulunduğunun ve örgütün kontrolüne girdiğinin anlaşılması halinde bütün olarak müsaderesi yasal olarak mümkün ve gereklidir.
FETÖ/PDY’nin gelir kaynakları somut dosya ve örgütle irtibat ve iltisakı tespit edilen sanıklar bakımından birlikte bir değerlendirme yapıldığında sanıkların sahip olduğu ekonomik değerleri örgüt faaliyetine özgüledikleri ve suç işlenmesine tahsis ettikleri, örgütün finansmanında ODAK konumuna geldiklerini söylemek isabetsiz olmayacaktır.
Yukarıda yapılan hukuki açıklamalar ve tespitler ışığında; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün finansman kaynakları da nazara alındığında somut dosyada suça tahsis edilen eşya hükümleri ile kazanç müsaderesi hükümleri iç içe girmiş durumdadır. Şirketlerin suça tahsis edildikleri nazara alınarak şirketlerin suça tahsis edilen eşya hükümlerine göre müsaderesine karar verilmesi gerekecektir.
…… Holding Anonim Şirketi’nin, … Doğal Enerji Kaynakları Araştırma ve Üretim Anonim Şirketi’nin, … Metal Anonim Şirketi’nin,… İnşaat ve Ticaret Anonim Şirketi’nin, ATP Havacılık ve Ticaret Anonim Şirketi’nin, ATP … Turizm Seyehat ve Ticaret Anonim Şirketi’nin, …… Basın ve Basım Sanayi Ticaret Anonim Şirketi’nin, Yaşam Televizyon Yayın Hizmetleri Anonim Şirketi’nin, Rek-Tur Reklam Pazarlama ve Ticaret Limited Şirketi’nin, … Prodüksiyon ve Ticaret Anonim Şirketi’nin, İpek Online Bilişim Hizmetleri Limited Şirketi’nin, Bugün Televizyon ve Radyo Prodüksiyon Anonim Şirketi’nin, … Altın İşletmeleri Anonim Şirketi’nin, Özdemir Antimuan Madenleri Anonim Şirketi’nin, …… Tedarik Danışmanlık ve Araç Kiralama Ticaret Anonim Şirketi’nin, İK Akademi Anonim Şirketi’nin FETÖ/PDY silahlı terör örgütünü finanse ettiği, örgütün amaç ve faaliyetlerine özgülenip örgüte tahsis edildiği kabul edilmekle, 5237 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca tamamının müsaderesine ve iyi niyetli pay sahipleri ile üçüncü kişilerin haklarının saklı tutulmasına karar verilmesi gerekmektedir.
10.Sanıklar …, … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükümler yönünden; sanıkların örgütün amaç ve faaliyetlerine özgülenip örgüte tahsis edilen şirketler üzerinden yoğun ve sürekli olarak FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün finanse edilmesi organizasyonuna dahil olup etkin bir katkı sunacak sorumluluk edindikleri kanaatine varıldığından silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakla;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, suçun işleniş şekli, sanıkların örgüt içerisindeki konumları, eylemlerinin yoğunluğu ve suç kastı dikkate alınarak yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
11.Sanıklar …, …, …, Ebru Şedele ve … hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan kurulan hükümler yönünden;
Sanıklar …, … ve …’nun eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğu gözetilmeden delillerin hatalı değerlendirilmesi suretiyle suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, 5237 sayılı Kanunun 314 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ve 220 inci maddesinin yedinci fıkrası maddelerindeki atfın niteliği ve aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılamamıştır.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
12.Sanıklar …, … ve … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükümler yönünden; Sanıkların örgütün amaç ve faaliyetlerine özgülenip örgüte tahsis edilen şirketler üzerinden yoğun ve sürekli olarak FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün finanse edilmesi organizasyonuna dahil olup etkin bir katkı sunacak sorumluluk edindikleri kanaatine varıldığından silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmasa da;
Anayasa’nın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütler ile, 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile kasta dayalı kusurun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken teşditin derecesinin tayininde yanılgıya düşülmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesi yönünden hukuka aykırı bulunmuş, diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
13. Sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hüküm yönünden; Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 E., 2017/3 sayılı Kararında … iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olduğunun kabul edildiği dikkate alınarak, somut dosyada sanığın … kullanıcısı olup olmadığının atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında; … kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın … kullanıcısı olup olmadığının atılı suçun sübutu açısından belirleyici delil niteliğinde olması karşısında; ilgili birimlerden ayrıntılı … tespit ve değerlendirme raporunun araştırılıp getirtilmesi, sanık hakkında örgütlü suçlar bilgi bankasında başkaca ifade yahut beyan bulunup bulunmadığı da araştırıldıktan sonra sonucuna göre tüm beyan ve belgelerin CMK’nın 217 inci maddesi uyarınca duruşmada okunup tartışılmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
14.Sanıklar … ve … hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan kurulan hükümler yönünden; Sanıkların ilk derece mahkemesince değerlendirilen deliller ile ilişkilendirilerek kabul edilen eylemlerinin silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturmayacağı cihetle, sanıklar hakkında mahkumiyet kararı verilmesi nedeniyle kurulan hükümler hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. SANIKLAR YÖNÜNDEN;
1. Sanıklar …, … hakkında Özel Belgede Sahtecilik suçundan; Sanıklar … ve … hakkında 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet suçundan; sanık … hakkında sahte fatura kullanma suçundan verilen beraat kararları ile sanıklar …, …, …, … hakkında Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçundan, sanık … hakkında 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden;
Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenlerle 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2. Sanıklar … ve … Hakkında silahlı terör örgütüne üye olma Suçundan; Sanık … Hakkında Sermaye Piyasası Kanununa Muhalefet Suçundan; Sanıklar Ebru Şedele, …, …, … ve … Hakkında Silahlı Terör Örgütüne Yardım Etme Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden;
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle…. Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 27.04.2021 tarihli, 2020/786 Esas ve 2021/749 sayılı Kararında katılanlar vekili ve sanıklar müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
3. Sanıklar …, …, … ve … Hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçundan; Sanıklar … ve … hakkında Silahlı Terör Örgütüne Yardım Etme Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden;
Gerekçe bölümünde 12 nci 13 üncü ve 14 üncü benlerde açıklanan nedenle sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak …, …, …’nın tahliye talebinin REDDİ ile tutukluluk hallerinin devamına,
B.MÜSADERE YÖNÜNDEN; Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılanlar vekillerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden… Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 27.04.2021 tarihli, 2020/786 Esas ve 2021/749 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesi gereği hüküm fıkrasında müsadere ile ilgili J-1 fıkrasının tümüyle hükümden çıkarılarak yerine; “FETÖ/PDY silahlı terör örgütünü finanse eden, örgütün amaç ve faaliyetlerine özgülenip örgüte tahsis edildiği kabul edilen … Holding Anonim Şirketi’nin, … Enerji Kaynakları Araştırma ve Üretim Anonim Şirketi’nin, … Anadolu Metal Anonim Şirketi’nin, ATP İnşaat ve Ticaret Anonim Şirketi’nin, ATP Havacılık ve Ticaret Anonim Şirketi’nin, ATP … Turizm Seyehat ve Ticaret Anonim Şirketi’nin, … Basın ve Basım Sanayi Ticaret Anonim Şirketi’nin, …. Televizyon Yayın Hizmetleri Anonim Şirketi’nin, … Reklam Pazarlama ve Ticaret Limited Şirketi’nin, … Prodüksiyon ve Ticaret Anonim Şirketi’nin, İpek Online Bilişim Hizmetleri Limited Şirketi’nin, Bugün Televizyon ve Radyo Prodüksiyon Anonim Şirketi’nin, … Altın İşletmeleri Anonim Şirketi’nin, …Madenleri Anonim Şirketi’nin, …… Tedarik Danışmanlık ve Araç Kiralama Ticaret Anonim Şirketi’nin, İK Akademi Anonim Şirketi’nin iyi niyetli pay sahipleri ile üçüncü kişilerin hakları saklı kalmak kaydıyla 5237 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca müsaderesine” ibaresinin yazılması suretiyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca …. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise …Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.04.2023 tarihinde karar verildi.