YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3383
KARAR NO : 2023/308
KARAR TARİHİ : 18.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen muhdesatın aidiyetinin tespiti ve muarazanın giderilmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, haricen pay satın alarak bina inşa ettiği 725 ada 29 parsel sayılı taşınmazda sonradan açtığı tapu iptali ve tescil davasının kabulüne karar verilmesi sonucu paydaş olduğunu, paydaş olmadığı dönemde davalının açmış olduğu elatmanın önlenmesi davasının kabulüne karar verildiğini ve kararın icra kanalıyla infaz ettirilmeye çalışıldığını ileri sürerek binanın kendisine ait olduğunun tespitine ve muarazanın giderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı, taşınmazda resmi olmasa da özel parselasyon yapıldığını, her paydaşın kendi yerini kullandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, iddianın kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince: “…Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli, bahçe nitelikli 725 ada 29 parsel sayılı taşınmazın 40/180 pay ile davalı, 8/297 pay ile davacı adına kayıtlı olduğu, taşınmazda dava dışı paydaşların da bulunduğu, 05.05.1993 tarihli özel parselasyon planının bulunduğu ancak tüm paydaşların imzası bulunamadığından tapuya tescil edilemediği, Üsküdar 5.Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.11.2007 gün 2007/5-271 sayılı kararı ile davacının taşınmaza elatmasının önlenmesine karar verildiği ve kararın Anadolu 16.İcra Müdürlüğünün 2010/7012 Esas sayılı dosyasında infazının istenmesine rağmen davacının şikayeti üzerine İstanbul Anadolu 14.İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/206 Esas-248 Karar sayılı kararı ile davacının taşınmazda karardan sonra paydaş olduğu gerekçesiyle icranın geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır…Somut olayda, yukarıdaki ilkeler uyarınca derdest ortaklığın giderilmesi davası, kentsel dönüşüm uygulaması veya kamulaştırma işlemi bulunmadığına göre davacının, binanın aidiyeti isteği bakımından hukuki yararının varlığından söz edilemeyeceği gibi paydaşı olduğu taşınmazla ilgili ….İcra hukuk Mahkemesinin 2014/206 Esas-248 Karar sayılı kararı ile el atmasının önlenmesine dair verilen kararın icrasının geri bırakılmasına karar verildiğine göre muarazanın giderilmesi isteği ile ilgili de dava açmakta hukuki yararının olmadığı açıktır. Hal böyle olunca, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk derece mahkemesince bozma ilâmına uyularak verilen kararda: “…Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, talebin muhdesatın aidiyetinin tespitine yönelik olduğu, tespit davasının açılabilmesi için davacının güncel hukuki yararının bulunması gerektiği, taraflar arasında devam eden ortaklığın giderilmesi davası, kamulaştırma işlemi yada kentsel dönüşüm uygulaması bulunmadığı, muhdesat tespiti davası için hukuki yararının bulunmadığı, icra hukuk mahkemesince el atmanın önlenmesine dair verilen kararın icrasının geri bırakılmasına karar verildiğinden bu talep yönünden de davacının hukuki yararının bulunmadığı, hukuki yararın bulunmasının dava şartı olduğu…” gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ilgili Yargıtay Dairesince hatalı değerlendirme yapıldığını, icra mahkemesinde görülen davadan önce dava açtıklarını ve iki taleplerinin bulunduğunu, bu sebeplerle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, muhdesatın aidiyetinin tespiti ile muarazanın giderilmesi talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilâmın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hâkim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti hâlinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.).
3. Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
3. Değerlendirme
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, derdest ortaklığın giderilmesi davası, kentsel dönüşüm uygulaması veya kamulaştırma işlemi bulunmadığına göre davacının, binanın aidiyeti isteği bakımından hukuki yararının varlığından bahsedilemeyeceği, yine icra mahkemesi kararı doğrultusunda elatmanın önlenmesi talebinin icrasının geri bırakılmasına karar verilmiş olması nedeniyle de davacının muarazanın önlenmesi talebinde bulunması yönünden de hukuki yararının bulunmadığı, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
18.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.