Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/5960 E. 2022/7392 K. 01.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5960
KARAR NO : 2022/7392
KARAR TARİHİ : 01.12.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar-birleştirilen davada davalılar tarafından, davalılar aleyhine 19.02.2014 gününde verilen dilekçe ile asıl davada elatmanın önlenmesi ve kâl, birleştirilen davada tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat talebi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilâmına uyularak yapılan duruşma sonunda; asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine dair verilen 06.10.2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar-birleştirilen davada davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, elatmanın önlenmesi ve yıkım, birleştirilen davada tapu iptali ve tescil, ikinci derecede tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar- birleştirilen davada davalılar vekili; Kırıkkale ili, Merkez ilçesi, 114 ada 37 parsel sayılı taşınmazın tapuda kök muris … adına kayıtlı olduğunu, komşu 36 parsel sayılı taşınmazın ise davalıların murisleri … adına kayıtlı olduğunu, davalıların uzun zamandır 36 parselin fiilen malikleri olduğunu, davalıların kendi parsellerinin dışına çıkarak 114 ada 37 parsele boydan boya kavak dikmek ve tuğladan yapıdan bir adet garaj, teneke yapıdan da yine 1 adet garaj ve kömürlük yapmak suretiyle tecavüz ettiklerini, bu hususu Kırıkkale Kadastro Müdürlüğünün 16.12.2013 tarihli aplikasyon ölçümü ile öğrendiklerini, davalıların dava konusu taşınmaza vaki tecavüzlerinin önlenmesine ve kâl’e karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar- birleştirilen davada davacılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Birleştirilen davada ise davacılar vekili; asıl dosya üzerinden devam eden yargılamada, keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda, nizalı yerlerin değerlerinin tespit olunduğunu, 14.02.1951 tarih ve 17/1 sayılı Y.İ.B.K kararında belirtildiği üzere başkasının taşınmazına mütemmim cüz niteliğindeki yapı yapılmışsa ve yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazlaysa, iyi niyetli taraf uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetini malzeme sahibine verilmesini isteyebileceğinden, müvekkillerin dava konusu taşınmaz üzerine iyi niyetle yapmış oldukları yapının değerinin açıkça arazi değerinden fazla olduğundan uygun bir bedel karşılığında arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin verilmesine, bu nedenle nizalı taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına tesciline, tescil talepleri uygun görülmediğinde şimdilik 44.115,00 TL yapı değeri olan menfi zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine karar verilen kararın davalılar-birleştirilen davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 07.07.2020 gün ve 2016/15478 Esas, 2020/4432 Karar sayılı ilâmı ile hükmün taraf teşkili yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.

Hükmü bir kısım davalılar – birleştirilen davada davacılar vekili temyiz etmiştir.
TMK’nun 683. maddesi; “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü ile mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, 730 ve 737. maddeleriyle de taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir.
Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü TMK’nın “komşu …” başlığı altında, 737 ile 750. maddelerinde düzenlenmiş, 751 ile 761. maddelerinde de yine malikin yapması ve katlanması gereken hususlar belirtilmiştir.
Komşuluk hukukundan kaynaklanan elatmanın önlenmesi davası açılabilmesi için kural olarak zararın doğmuş olması gerekir. İleride zarar doğacağından bahisle dava açılamayacağından bu şekilde açılan davalar reddedilmelidir. Ancak, istisnai durumlarda, henüz zarar doğmadığı hâlde, yakın gelecekte zarar doğacağı pek muhtemel veya muhakkak ise, davacıya zarar tehlikesinin önlenmesi davasını açma … tanınmalı, zararın doğması beklenmemelidir.
Komşuluk hukukundan kaynaklanan elatmanın önlenmesi davalarında davalının kusurlu olması aranmaz. Davalının kusurlu olup olmaması, kasıtlı hareket edip etmemesi, elatmanın önlenmesi davasına etkili değildir. … ki, davalının eylemi ile davacının zararı arasında illiyet bağı bulunsun. Davalının hiçbir kusuru olmasa dahi, elatmanın önlenmesine, eski hâle getirme ve tazminata hükmedilebilir. Kural olarak davacının zararının doğmaması için bir önlem almaması da elatmanın önlenmesi davasını etkilemez.
Mahkemece yapılacak araştırmalarda somut olayın özelliği, komşu taşınmazların yerleri, nitelikleri, konumları, kullanma amaçları göz önünde tutularak, normal bir insanın hoşgörü ve tahammül sınırlarını aşan bir elatmanın bulunup bulunmadığı tespit edilmelidir. Davacının sübjektif ve aşırı duyarlılığı ile değil, objektif her normal insanın duyarlılığına göre elatmaya katlanıp katlanamayacağı araştırılmalı; sonuçta katlanılabilir, hoşgörü sınırlarını aşan bir zarar veya elatmanın varlığı tespit edildiği takdirde mülkiyet hakkının … olarak kullanıldığı sonucuna varılmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta; dava konusu taşınmazların yer aldığı alanda 3402 sayılı Kadastro Kanunun 22/a maddesine göre yenileme kadastrosu yapılmıştır. Hükme esas alınan 20.04.2015 günlü fen bilirkişileri raporuna ekli krokide yenileme kadastro sınırı düz çizgi ile gösterilmiştir. Krokide düz çizgi ile gösterilen sınıra göre “C” harfi ile gösterilen … renkle taralı 228,56 metrekarelik kısım davalıların taşınmazında kaldığı görülmekle birlikte anılan raporda bu kısmın davacılara ait taşınmazda kaldığı belirtilmiştir. Bu durumda mahkemece 20.04.2015 tarihli fen bilirkişileri raporu ile eki kroki arasındaki çelişki giderilerek hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/12/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.