Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2021/7327 E. 2023/2433 K. 13.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7327
KARAR NO : 2023/2433
KARAR TARİHİ : 13.03.2023

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : Görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.02.2015 tarihli ve 2014/170588 Soruşturma, 2015/5531 Esas, 2015/4409 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesi uyarınca cezalandırılması, 53 üncü maddesi gereği hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.

2. İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli ve 2015/97 Esas, 2016/193 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1.800,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık, suça konu müzekkereyi hakkında araştırma yapılması istenen İl Emniyet Müdürlüğü Önleyici Hizmetler Şube Müdürlüğünden ayrı bir birim olan … İlçe Emniyet Müdürlüğü Çocuk Büro Amirliğine havale ettiğini, havale ettikten sonra araştırma sürecinde yurt dışında görevlendirildiğini, bu süreçte bizzat görev yapmadığını, suça sürüklenen çocuk Hasan’ın iddiaları yönünden hakkında yakalama işlemi yapan ve müzekkerenin havale edildiği birimde görevli olan polisler yönünden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, bu nedenlerle savunmalarına itibar edilerek beraatine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme, hatalı değerlendirme ve varsayıma dayalı olarak mahkumiyetine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu sebepleriyle kararı temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde … İlçe Emniyet Müdürlüğüne vekaleten bakan sanığın İstanbul 7. Çocuk Mahkemesinin 13.05.2014 tarihli ve 2013/228 Esas sayılı “Kişiye Özel” müzekkeresi ile kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek ve bulundurmak suçundan yargılanan suça sürüklenen çocuğun Fatih polisince tanınan şahıslardan olması nedeniyle hakkında tutanak düzenlenip suç atıldığı iddiasının araştırılması için yazılan yazı gereğini titizlikle yerine getirmesi gerekirken hakkında araştırma yapılması istenen personele havale ederek adli görevini kötüye kullandığı iddiasıyla kamu davası açıldığı ve ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılması yoluna gidildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanığın aşamalarda istikrarlı olarak ilçe emniyet müdürlüğü görevini vekaleten yürüttüğünü ve suça konu müzekkereyi inceleyip hakkında araştırma yapılması istenen birimden başka bir birime havale ettiğini savunduğu, savunmasının dosya kapsamındaki evrak ile doğrulandığı nazara alınarak, savunmalarının aksine suç kastıyla hareket ettiğine dair mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca atılı suçtan beraati yerine yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Sanığın savunmasındaki lehe hükümlerin uygulanması talebi karşısında, hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususları içeren takdiri indirim nedenlerinin varlığının karar yerinde tartışılıp gösterilmesinden sonra anılan Yasa ve maddenin birinci fıkrasının uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi gerektiğinin nazara alınmaması ile hükmolunan adli para cezasının 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği taksitlendirme imkanının karar yerinde tartışılmaması,

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.06.2008 tarihli ve 2008/149-163 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarındaki şartlar gözetilmek suretiyle seçenek yaptırımlara çevirme ve erteleme gibi diğer kişiselleştirme nedenlerinden önce hakim tarafından değerlendirilmesi zorunlu olduğu halde bu hususun karar yerinde hiç tartışılmaması,
Sanık hakkında tayin edilen kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında adli para cezasına esas alınan tam gün sayısının hüküm fıkrasında gösterilmemesi suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin üçüncü fıkrası ile 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında 53 üncü maddenin beşinci fıkrası uyarınca, ayrıca, adli para cezasının tamamen infazından itibaren işlemek üzere, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.03.2016 tarihli ve 2015/97 Esas, 2016/193 sayılı Kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.03.2023 tarihinde karar verildi.