Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2006/12 E. 2006/574 K. 06.02.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/12
KARAR NO : 2006/574
KARAR TARİHİ : 06.02.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde vakıf senedinde yapılan değişikliğin tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm … Gen. Müd. tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava dilekçesinde, … Belediyesi Çalışanları Eğitim hizmet Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı senedinde yapılan değişikliklerin tescili istenilmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla gerektirici yasal nedenlere göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak,
1-4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 101.maddesi hükmüne göre vakıf, gerçek ve tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleri ile oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluğudur. Kurulmuş olan bir vakfın özgülendiği amacı doğrultusunda varlığını sürdürmesi ve yönetim organlarınca da bu amacın gerçekleştirilmesi esastır. Vakfın kuruluş senedinde belirlenen amacı, zorunluluk doğmadıkça kural olarak vakıf organlarınca değiştirilip genişletilemez. Bununla birlikte vakfın amacı, geçen zaman içinde tamamen değişik bir anlam ve nitelik kazanmış olursa, ancak bu nedenle değiştirilmesi söz konusu olacaktır. Türk Medeni Kanununun 113. ve Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzüğün 26 ncı maddeleri, vakfın asıl amacının niteliği ve kapsamı vakfedenin vakıf senedinde belirttiği isteğine açıktan açığa uymayacak derecede değişmiş olursa, amacın değiştirilmesinin olanaklı olduğunu hükme bağlanmıştır. Burada ölçü, vakfın değişen koşullar karşısında başlangıçtaki amacın gerçekleşmesinin olanaksız duruma gelmesidir. Amacın değiştirilmesi için objektif ve subjektif koşulların birlikte bulunması gerekir. Objektif koşullar amacın anlam ve içeriğini yitirmesini, subjektif koşullar bakımından da değişmiş olan amacın artık vakfedenin isteği ile bağdaşmasına olanak bulunmamasına bağlıdır. Ancak bu iki koşulun gerçekleşmesi durumunda vakıf yönetim organının veya denetim makamının başvurusu üzerine mahkemece diğerinin yazılı görüşü de alındıktan sonra vakfın amacı değiştirilebilir.
Somut olayda, Vakfın amacını düzenleyen senedin 3.maddesinin bentlerinde sayılan tüm çalışma ve faaliyetler salt … Belediyesi personeline yöneltilmiş ve bu belediye personeli ile sınırlı tutulmuş iken, öncelikle …’nın ve …’da yaşayanların, imkanları nisbetinde ülkemiz insanının sağlık, eğitim, sosyal, kültür değerlerini korumak, geliştirmek ve zenginleştirmek, … ve ülke ekonomisinin gelişmesine, doğal kaynaklarının ortaya çıkarılması ve çevrenin korunmasına, geliştirilmesine, eğitimin, sosyal hayatın, iş hayatının ve insanın gelişmesine katkıda bulunmak, toplumsal dayanışma ve yerleşip kökleşmesini sağlamak, özürlü, dul, yetim, kimsesiz, işsiz güçsüz ve bakıma muhtaç insanlara her türlü yardımda bulunmak, doğal afetler nedeniyle meydana gelen can ve mal kayıplarının önlenmesi için her türlü araştırma ve çalışmaları yapmak, zarara uğrayanlara yardım etmektir.” denilmek ve bu bağlamda aynı hususların 4.maddede tekrarlanmak suretiyle vakfın amacının kuruluş iradesine aykırı olarak genişletildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, vakıf senedinin 3.maddesinde yapılan sözkonusu değişikliğin yukarıda açıklanan esaslara ve özellikle Türk Medeni Kanununun 113. ve Tüzüğün 26.maddelerinde öngörülen koşullara uygun düşmediği gözetilmeden, tesciline karar verilmiş olması,
2-5072 sayılı Yasanın “Temel ilkeler” başlığını taşıyan 2.maddesinin “vakıflar, kamu kurum ve kuruluşlarının ismini alamaz” kuralına yer veren (a) bendi ve “kamu görevlileri görev unvanlarını kullanarak vakıf organlarında görev alamaz” hükmünü içeren (d) bendi uyarınca vakfın kuruluş senedinin 3.maddesinde adı “… Belediyesi Çalışanları Eğitim Hizmet Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı” iken, “… Vakfı” olarak değiştirilmiş; ayrıca senedin 7.maddesine göre Vakıf Mütevelli Heyeti … Belediye Başkanı, Başkan Yardımcılarından oluşan doğal üyeler ile doğal üyelerin mutlak çoğunlukla seçecekleri on üye ile kurucu üyelerden oluşmakta iken, yapılan yeni düzenleme ile doğal üyelerin görev unvanları kaldırılarak yerine bu kamu görevlilerinin üçünün doğrudan adları yazılmak suretiyle vakıf senedi
değiştirilmek istenilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, vakıf hukukunda esas olan vakfın kuruluş senedine yansıyan kurucu iradenin –yasaların buyurucu hükümlerine aykırı olmamak koşuluyla- olduğu gibi korunması ve sürdürülmesidir.
Somut olayda, yukarıda açıklandığı üzere 5072 Sayılı Yasanın 2.maddesinin (a) ve (d) bentleri uyarınca kuruluş senedinde vakfın adını içeren 1. ve mütevelli heyetin oluşumunu düzenleyen 7. maddelerinde yapılan değişiklikler Mahkemece tescil edilmiş ise de 21.09.2004 günü yürürlüğe giren 5234 Sayılı Yasanın 24.maddesi ve 5072 Sayılı Yasanın geçici 1.maddesinde öngörülen süre 31.12.2005 tarihine kadar uzatılmış ve eklenen geçici 2.maddede 5072 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce kurulan vakıfların kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili almış oldukları isimler ile senetlerindeki kamu görevlilerinin unvanlarını kullanma hakları saklı tutulmuştur. Dava konusu vakıf, anılan yasanın yürürlük tarihinden önce kurulduğu cihetle, kuruluş senedindeki adını ve kamu görevlilerinin görev unvanlarını kullanma hakkının saklı olduğunun kabulü gerekir. Makam unvanı yerine, salt kamu görevlisinin adının yazılması durumunda bu kişi (örneğin belediye görevlisi) temsil ettiği kamu görevinden ayrılmış olsa da mütevelli heyet üyeliği devam edecek, yerine atanan kişi vakıfta görev alamayacak, bu bağlamda senette adları yazılı kişilerin mütevelli heyet üyeliği ömür boyu sürecek sonuç itibarıyla böyle bir düzenleme kurucu iradeye aykırı düşecektir. Oysa kurucu irade, vakfın adını “… Belediyesi Çalışanları Eğitim Hizmet Sosyal yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı” olarak belirlemiş ve mütevelli heyetin oluşumunda kişiyi değil, görev unvanını esas almıştır. 5072 Sayılı Yasaya 5234 sayılı Yasayla eklenen geçici 2.madde hükmü de bu amaçla düzenlenmiş bulunmaktadır. Açıklanan tüm bu nedenlerle vakıf senedinin 1. ve 7. maddelerinde yapılan sözkonusu değişikliklerin tescili,
3-Senedin 17.maddesinde, senet değişikliğine genel kurulunun üye tam sayısının 3/4 çoğunluğunca karar verilmesi öngörülmüş iken, yeni düzenlemede gerekçesi de gösterilmeden mütevelli heyet (genel kurul) üye tam sayısının çoğunluğunun oyunu yeterli gören değişikliğin tesciline hükmedilmesi,
4-Vakfın kuruluş senedi 20 madde ve l Geçici Maddeden oluşmakta iken, Kartal 12.Noterliğince düzenlenen 04.03.2005 tarih ve 07080 Yevmiye Numaralı değişiklik senedinin giriş kısmında “17 madde ve l geçici maddeden oluşan vakıf senedinin” değiştirilmesine karar verildiğinin yazılmış olmasına karşın senedin madde sayısında yapılan bu hatanın düzeltilmesi yoluna gidilmeden tescile karar verilmesi,
5-Davacı vakıf; dava açtığı 04.10.2004 havale tarihli dilekçesi ile … Noterliğince düzenlenen 03.08.2004 tarih ve 24766 Yevmiye Numaralı değişiklik senedinin tescilini istemiş ise de, … Genel Müdürlüğünün yaptığı uyarıları yerinde görerek usulüne uygun olarak … Noterliğinde düzenlediği 04.03.2005 tarih ve 07080 Yevmiye Numaralı değişiklik senedinin tescilini istediğine göre, davanın kabulüne ilişkin kararda ilk senedin de tesciline karar verilmiş olması,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.02.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.