YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9606
KARAR NO : 2023/2819
KARAR TARİHİ : 16.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Temyiz incelemesi yapılan bu dosya ile Dairemizin 2021/7317 Esasına kayıtlı dosya arasında suç ve sanık yönünden fiili ve hukuki bağlantı bulunduğu görülerek her iki dosya birlikte incelenmiştir.
… Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.11.2014 tarihli ve 2014/165 Esas, 2014/438 sayılı Kararı ile 09.02.2015 tarihli Ek Kararının sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
Sanığın yokluğunda kurulan hükmün, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır” şeklindeki düzenleme ile aynı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası birlikte değerlendirildiğinde, öncelikle muhatabın bilinen en son adresine tebligat çıkarılması, iade edilmesi durumunda tebligatın MERNİS adresine yapılması gerektiği gözetilmeden, sanığın 07.04.2014 tarihli duruşmada bildirdiği bilinen en son adresine tebligat yapılmaksızın doğrudan MERNİS adresine 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edildiği anlaşılmakla; tebligatın hukuken geçersiz ve temyizin isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddine dair 09.02.2015 tarihli ek kararın usul ve yasaya uygun olmadığı anlaşılmıştır.
Sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün; hüküm tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz eden sanığın hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı ve esasın incelenmesi gerektiği tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.12.2013 tarihli ve 2013/863 Soruşturma, 2013/503 Esas, 2013/292 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca belirli haklardan yoksun bırakılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. … Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.11.2014 tarihli ve 2014/165 Esas, 2014/438 sayılı Kararı ile sanığın atılı suçtan 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 62, 50 ve 52 nci maddeleri uyarınca 150 tam gün karşılığı 3.000,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmolunmuştur.
3. … Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.02.2015 tarihli ve 2014/165 Esas, 2014/438 sayılı ek Kararı ile sanığın yasal süreden sonra temyiz isteğinde bulunduğundan bahisle temyiz isteğinin reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. 18.11.2014 Tarihli Asıl Karara Yönelik Sanığın Temyiz Sebepleri
Suçun unsurlarının oluşmadığı, suç kastının bulunmadığı ve Yargıtayca resen gözetilecek sebeplerle hükmü temyiz etmiştir.
B. 09.02.2015 Tarihli Ek Karara Yönelik Sanığın Temyiz Sebepleri
Gerekçeli kararın usulünce tarafına tebliğ edilmediği sebebiyle temyiz isteğinin reddine dair ek kararı temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
… ilçesi … Beldesi L21c24b pafta, 238 ada, 14 parsel numarasında kayıtlı … II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 06.04.1988 tarihli ve 211 sayılı Kararı ile sınırları belirlenen III. Derece Arkeolojik Sit Alanı içerisinde kalan taşınmaz ile ilgili olarak Aydın Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun (Kurul) 24.02.2006 tarihli ve 41 sayılı Kararı ile yapılaşma izni alındığı, anılan taşınmaza iskan izninin verilebilmesi için ise Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 14.11.2002 tarihli ve 696 sayılı İlke Kararı ile Kurul’un 24.02.2006 tarihli ve 41 sayılı Kararı uyarınca inşaatın bitmesini takiben, binanın onaylı projesine uygun olduğuna dair fenni mesul ve ilgi belediyenin teknik raporu ile uygulama sonrası fotoğraflarının Kurul tarafından incelenerek uygun görüşünün alınmasının gerektiği, buna rağmen sanığın Kurul’dan uygun görüş almaksızın 15.02.2013 tarihinde suça konu inşaat için yapı kullanma izin belgesi tanzim ettiği, sanığın savunmalarında Kurul’un 24.02.2006 tarihli ve 41 sayılı Kararını dosya içerisinde göremediğinden sehven yapı kullanma izni verdiğini, sonrasında hatayı düzelttiğini, iskan iznini iptal ederek Kurul’a izin için yeniden müracaatta bulunduğunu belirttiği, Kurul’un 25.10.2013 tarihli ve 2084 sayılı Kararında … Belediyesi tarafından yapılan cins değişikliği ve iskan izni taleplerinin uygun görülmediğinin tespit edildiği, sanığın sehven yapı kullanım izni verdiğine dair savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu iddia ve kabul edilerek icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sisteminde yapılan sorgulamada; … Asliye Ceza Mahkemesinin 08.03.2016 tarihli ve 2015/449 Esas, 2016/160 sayılı Kararı ile sanığın görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine söz konusu davanın Dairemizin 2021/7317 Esasında kayıtlı olduğu ve 02/10/2015 tarihli iddianame içeriğine göre de suç tarihinin 2010 ilâ 2014 yılları arasında olması karşısında, bu davanın suç ve iddianame tarihlerine göre hukuki kesinti durumu da dikkate alınıp, derdest olan davaların birleştirilmesi, suçun sübutu ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin tespiti halinde, 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 61 inci maddesinin birinci fıkrası göz önünde bulundurularak, sanığa verilecek cezada 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca artırım yapıldıktan sonra varsa kesinleşen davalarda verilen cezaların bu cezadan mahsup edilmesi, hukuki kesintinin gerçekleşmesi halinde ise ayrı ayrı ceza verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için aynı maddenin altıncı fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de; bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliğine veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında da açıklandığı üzere, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasının (c) bendinde düzenlenen “giderilmesi gereken zarar” kavramının, somut, belirlenebilir maddi zarar olduğu, somut olayda sanık tarafından giderilebilecek maddi bir zararın bulunmadığı gözetilerek, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasına, 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6545 sayılı Kanun) 72 nci maddesi ile eklenen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez” şeklindeki hükmün ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği nazara alındığında, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin uygulanmasına engel sabıkası bulunmayan sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, “sanığın adli sicil kaydında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunması ve bu nedenle yasal olanak bulunmaması” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle hakkında 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına dair karar verilmesi,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarına hükmolunmaması,
Hükümden önce 28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası hükmüne aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğine karar verilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
1. Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenlerle, sanığın temyiz isteğinin reddine dair … Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.02.2015 tarihli ve 2014/165 Esas, 2014/438 sayılı EK KARARININ KALDIRILMASINA,
2. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.11.2014 tarihli ve 2014/165 Esas, 2014/438 sayılı Kararına yönelik sanığın temyiz isteği ile dosya kapsamında resen tespit edilen hususlar nazara alındığında hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.03.2023 tarihinde karar verildi.