Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2006/476 E. 2006/1017 K. 14.02.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/476
KARAR NO : 2006/1017
KARAR TARİHİ : 14.02.2006

Davacı … ile davalı … vd. aralarındaki alacak davasına dair … Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 29.12.2004 günlü ve 2003/673-2004/561 sayılı hükmün bozulması hakkında Dairece verilen 25.10.2005 günlü ve 2005/6471-9464 sayılı ilama karşı davacı vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Bu isteğin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamı üzerine verilen kararda davacı vekilinin dava dilekçesinde 13.700.035.000 TL. asıl alacak ve 16.150.035.000 TL. işlemiş faizin davalılardan tahsilini istediği halde talep aşılmak suretiyle Türk lirası ve döviz cinsi borç için toplam 20.285.671.327 TL. işlemiş faiz alacağına hükmedilmesi ve ayrıca HUMK’nun 388. ve 389. maddeleri hükümlerine göre mahkeme kararlarının hüküm sonucu kısmında istek sonuçlarından herbirisi hakkında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği lüzumuna değinilip bu sebeple dosyada mevcut yüklenme senetleri uyarınca kefillerin sorumlu olduğu miktarların hükümde açıkça gösterilmesi yerine yüklenme senetlerine atıf yapmak suretiyle hükmün infazında tereddüt uyandırmayacak şekilde hüküm tesisinin yanlışlığına değinilerek karar Dairemizce bozulmuştur. Bozma kararı üzerine davacı idare vekili bozmada değinildiği gibi 16.150.035.000 TL’nın talep edilen faiz alacağı olmayıp dava dilekçesinde talep ettikleri 16.150.035.000 TL’nın faizinin tahsiline ilişkindir gerekçesiyle karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosya içindeki bilgi ve belgelerin yeniden incelenmesinde davacı idarenin karar düzeltme dilekçesinde belirttiği gibi dava dilekçesinde 13.700.035.000 TL. asıl alacak ile 16.150.035.000 TL.nın sarf tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilinin istendiği anlaşılmaktadır. Saptanan bu olgu karşısında davacı idare vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüne Dairemizin 25.10.20005 gün ve 2005/6471-9464 sayılı bozma kararının kaldırılmasına karar verilip dosya içindeki tüm kağıtların okunması sonucunda dosyadaki yazılara kararın dayandığı kanıtlarla kanuni gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1-Mahkemece Türk Lirası alacağı için sarf tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, 22.5.1997’den dava tarihine kadar işlemiş faize karar verilmesi,
2-Dosya içerisinde bulunan … Başkonsolosluğunca düzenlenmiş masraf çizelgesinde döviz üzerinden yapılan her bir masrafın sarf tarihleri belli olduğu halde bilirkişinin, döviz cinsinden alacağın sarf tarihi belli olmadığı gerekçesiyle her bir harcamanın yapıldığı yılın 1 Temmuz gününü sarfın başlangıcı kabul ederek bu tarihlerden itibaren 16.5.1997’ye kadar faiz hesaplaması yapan raporuna itibar edilerek hüküm kurulması,
3-Davalıya 10.766.690.000 TL. masraf yapıldığı halde bozmadan sonraki ek raporda 9.335.038.427 TL. masraf yapılmış gibi bu miktar üzerinden faiz hesaplaması yapılması,
4-HUMK’nun 388. ve 389. maddeleri hükümlerine göre mahkeme kararlarının hüküm sonucu kısmında istek sonuçlarından herbirisi hakkında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Bu sebeple, dosyada mevcut yüklenme senetleri uyarınca kefillerin sorumlu olduğu miktarların hükümde açıkça gösterilmesi yerine yüklenme senetlerine atıf yapmak suretiyle hükmün infazında tereddüt uyandıracak şekilde karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 14.02.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.