YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/26066
KARAR NO : 2023/328
KARAR TARİHİ : 24.01.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI :
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı
maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.01.2021 tarihli ve 2020/58 Esas, 2021/9 Karar sayılı kararı ile;
a) Sanık …’in nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine,
b) Sanık …’in çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci, dördüncü fıkraları, 43 üncü maddenin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ile beşinci fıkrası, 43 üncü maddenin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca mahkumiyetine,
c) Sanık …’ın 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci ile üçüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddenin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (f) bentleri ile beşinci fıkrası, 43 üncü maddenin birinci fıkrası, 62 nci maddeleri uyarınca mahkumiyetine,
d) Suça sürüklenen … …’in 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci, üçüncü fıkrasının (a) bendi ile dördüncü fıkrası, 43 üncü maddenin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddeleri uyarınca; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (f) bentleri ile beşinci fıkrası, 43 üncü maddenin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddeleri uyarınca mahkumiyetine, karar vermiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 28.05.2021 tarihli ve 2021/246 Esas, 2021/648 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında verilen hükümlere yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi, sanık … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen hükme yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi, diğer hükümler bakımından kararların kaldırılarak sanıklar ve suça sürüklenen çocuğun atılı suçlardan mahkumiyetine karar vermiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 02.11.2021 tarih, 2021/118174 sayılı sanık … hakkında kurulan hükümlere yönelik ise bozma, diğer sanıklar hakkında kurulan hükümlere yönelik ise onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Suça sürüklenen … … müdafi; suça sürüklenen çocuğun suçu işlediği konusunda somut hiçbir delilin bulunmadığını, ilk olayın yaşandığı tarihte müvekkilinin on dört yaşında olduğunu ve cinsel tacize maruz kaldığını ve mağdur olduğunu, daha sonradan gerçekleşen eylemler bakımından alınan beyanlar ve raporlara göre mağdurun özgür iradesinin bulunduğunu, mağdurun dört yıl boyunca durumunu kimseyle paylaşmamasının anlattıklarının gerçekten uzak olduğunun ispatı olduğunu, mağdurda cinsel dürtünün yoğunluğunun değerlendirme konusu yapılmadığını, çocuklar arasında meydana gelen cinsel ilişkilerde, cinsel ilişkinin her iki tarafın özgür iradesi ile gerçekleşip gerçekleşmediği, gelişimlerinin birbirine benzer olup olmadığı, cinsel ilişkinin gerek içeriği gerekse sürekliliği göz önüne alınarak karar verilmesi gerektiğini beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Sanık … müdafii; şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanmadığını, dosya kapsamında müvekkil savunmalarını destekler tüm delillerin göz ardı edildiğini, müvekkilin mağdura karşı cinsel istismar eyleminin vücuda organ sokmak suretiyle gerçekleştirildiğini kabul etmek dosya kapsamına açıkça aykırı olduğunu, söz konusu kabulün müvekkilin savunmalarına aykırı düştüğünü, mağdurun çelişkili ve yalan olduğu dosya kapsamından anlaşılan hayatın olağan akışına aykırı beyanlarına itibar edildiği anlamına geldiğini, mağdurun iddia ettiği istismar sayıları ve sürecinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, mağdurun beyanlarında eylemin şekli ve sayısı açısından doğruları söylediği hususunun açıkça şüpheli olduğunu, aldırılan raporda mağdurun anüsünde herhangi bir bulguya rastlanmadığının ifade edildiğini, sanık …’ın dosya kapsamındaki diğer tüm kişilerle çelişen ifadelerinin müvekkil aleyhine delil olarak kabul edilemeyeceğini, müvekkili hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanarak cezasında arttırım yapıldığını, müvekkilinin 15-18 yaş grubunda olduğu dikkate alınmayarak müvekkilin lehine olan kanun hükmünün uygulanmadığını beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur.
3. Sanık … müdafiİ; mağdurun çelişkili ifadeler verdiğini, ilk duruşmada şikayetçi olmayıp sonraki duruşmalarda şikayetçi olduğunu beyan ettiğini, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında tutarsız davrandığını ve gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu, mağdurun kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen soruşturmada verdiği ifadelere itibar edilmezken, temyize konu olan iş bu davada herhangi bir raporla saptanmış bulgu olmadan, sadece mağdur beyanına dayanılarak ceza verilmesinin kanuna ve hukukun bütünlüğüne ve amacına aykırı olduğunu, herkesin birbirini tanıdığı bir sitede iddia edilen olayın mağdurun iddiasına göre seneler sürmesine rağmen ortaya çıkmamış olmasının mümkün olmadığını, iddia edilen cinsel istismarın binalarında şifreli kapıların bulunduğu kalabalık bir sitede hiç kimse fark etmeden her bir sanık için 100-150 kez olduğuna dair beyanlar ve dört yıl boyunca zorla gerçekleşen bu istismarın fark edilmemiş olması, mağdur ve ailesinin ses çıkarmamış olmasının hayatın olağan akışına açıkça aykırı olduğunu, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiğini beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur.
4. Katılan Bakanlık vekili; deliller noktasında eksik inceleme yapıldığını, mağdurun yaşı itibarıyla rızasının hukuken geçerli olmadığı hususunun dikkate alınması gerektiğini, aşamalarda inkar yoluna giden sanıklar ve suça sürüklenen … hakkında olayın aydınlanmasına katkı sağlamış oldukları gerekçesiyle haklarında 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin birinci fikrası gereği indirim yapılmasının kararda çelişki olduğunu gösterdiğini, lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Mağdur vekili; tanık …’nın yargılama boyunca şikayeti geri çektirmek için baskı yaptıkları ve bu baskı nedeniyle haklarında dava açılıp cezalandırıldıkları nazara alındığında tanıklıklarının güvenilir olmadığını, yakın akrabası olan sanığın ceza almaması amacıyla beyanda bulunduklarını, doğruluğu araştırılmamış … konuşmaları hükme esas alınması hukuka ve ahlaka aykırı olduğunu, … konuşmalarının silinmesinin kolay olduğunu, sanık …’ in de diğer sanıklar gibi cezalandırılması gerektiğini, ilk derece mahkemesinde Mehmet’in babasının mağduru sıkıştırdığına dair delil değerlendirilmediğini, bu kadar önemli bir delil değerlendirilmemesine rağmen silinmesi kolay olabilen … konuşmalarının değerlendirildiğini beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. 21.02.2005 doğumlu olan mağdur …’ın sanık … ile aynı sitede oturduğu, sanık …’in 2018 yılının yaz aylarında mağduru bisikletlere bakmak bahanesi ile apartmanın deposuna götürdüğü, depoda kendi özel bölgesini mağdurun arka özel bölgesine soktuğu, bu eylemi bir kaç yıl boyunca sürdürdüğü, ayrıca sanık …’in bu eylemi yaperken mağdura “Babana söylerim, iftira atarım, seni döverim.” şeklinde beyanlarda bulunduğu, daha sonra bu durumu suça sürüklenen … … ve sanık …’a söylediği, suça sürüklenen … …’in aynı sitenin yangın merdiveninde kendi özel bölgesi mağdurun arka özel bölgesine girecek şekilde eylemde bulunduğu, bunu 3-4 kez tekrarladığı ve bu eylemler sırasında mağdura “Babana söyleriz, kapına gelirim.” şeklinde beyanda bulunduğu, …’ın sanık …’e mağdur ile daha cinsel ilişkiye girdiğini söylediği ve bunu birlikte yapmak teklifinde bulunduğu, sanık …’in de bunu kabul ettiği, bunun üzerine sanık … ve …’ın en az bir sefer birlikte bulundukları sırada sırayla cinsel organlarını mağdurun ağzına soktukları, ayrıca bunun haricinde sanık …’ın ön özel bölgesini mağdurun arka özel bölgesine soktuğu, bu eylemi bir kaç kez tekrar ettiği daha sonra mağdurun ailesinin mağdurun davranışlarında değişiklik gözlemleyip mağdura bu durumun nedenini sorduklarında mağdurun başından geçen bu olayları anlatması üzerine emniyete gidip sanıklar hakkında şikayetçi oldukları sanık savunmaları, mağdur beyanı, müşteki anlatımları, tanık ifadeleri ve adli görüşme değerlendirme raporu ile tüm dosya kapsamından anlaşıldığı kabul edilmiştir.
2. Sanık … yönünde yapılan değerlendirmede; olay tarihinde 12-15 yaş aralığında olan mağduru apartmanın deposuna bir şey göstermek bahanesiyle götürüp daha sonra kendi cinsel organı mağdurun arka özel bölgesine soktuğu, bu eylemi birden fazla kez gerçekleştirdiği, bunu yaparken ”Babana söylerim , iftira atarım, seni döverim.” şeklinde beyanda bulunduğu, her ne kadar sanık …, mağdur ile birden fazla kez sürtünme şeklinde cinsel ilişki yaşadığını ancak bunun mağdurun rızasıyla olduğunu belirtmekle birlikte, tehditle nitelikli cinsel saldırı suçunu işlemediğini ifade etmiş ise de; soruşturma aşamasında ilk beyanında mağdur ile yaşadığı ilk cinsel ilişkide yere sürtünerek boşaldığını, kovuşturma aşamasında ise mağdura sürtünerek boşaldığını belirtip çelişkili beyanda bulunduğu görülmekle sanıkla ilgili olarak mağdurun beyanına üstünlük tanınmış, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik beyanına itibar edilmemiş, sanığın organ sokmak suretiyle zincirleme şekilde tehditle 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi ile dördüncü fıkrasında belirtilen çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu ve tehditle çocuğa karşı cinsel maksatla belirtilen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği kabul edilmiştir.
3. Suça sürüklenen … … yönünden yapılan değerlendirmede; suça sürüklenen çocuğun soruşturma aşamasında önce mağdurun kendi cinsel organına dokunduğunu, bu durumdan etkilenip kendi cinsel organını mağdura yalattığını, bunu sanık …’a söylediğinde onun bunu daha önce yaptığını söyleyip bu sefer ikisi birlikte bu eylemi birlikte gerçekleştirdiğini, daha sonra mağdurla bunu bir kez daha yapıp akabinde kendi cinsel organını mağdurun arka özel bölgesine soktuğunu söylediği ancak kovuşturma aşamasında suçlamayı kabul etmediğini, aleyhine herhangi bir delil bulunmadığını belirtmiş bu suretle çelişkili beyanda bulunduğu görülmüş, ayrıca sanık …’ın da sanık …’in mağdura hitaben cinsel organını yalamazsa onu bütün siteye rezil edeceğini duyduğunu beyan eden anlatımlarından dolayı, sanığın kovuşturma aşamasında suçtan kurtulmaya yönelik beyanına itibar edilmemiş, mağdurun sanıkla ilgili olan anlatımlarının istikrarlı beyanda bulunduğu görülmüş olup bu nedenle suça sürüklenen … ile ilgili olarak mağdurun anlatımlarına üstünlük tanınmış, sanık …’in sanık … ile birlikte zincirleme şekilde cinsel organını mağdurun arka özel bölgesine soktuğu, bunu yaparken mağdura “Babana söyleriz, kapına gelirim” eklinde tehdit ettiği kanaatine varılmış, bu suretle suça sürüklenen … …’ın zincirleme şekilde birden fazla kişi tarafından birlikte tehditle organ sokmak suretiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu ve tehdit kullanarak çocuğa karşı cinsel maksatla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği kabul edilmiştir.
4. Sanık … yönünden yapılan değerlendirmede; her ne kadar sanık üzerine atılı suçu kabul etmediğini, yalnızca sanık … ve … ile mağduru cinsel ilişkiler esnasında gördüğünü beyan etmiş ise de bütün bu vahim nitelikte olaylar yaşanırken kendisinin olayı görüp sigara içip, hiç bir müdahalede bulunmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, ayrıca sanıklardan …’in sanık …’ın kendisine daha önce mağdura cinsel organını yalattığını, bunu birlikte bir kez daha yaptırmayı teklif ettiğini bunun üzerine bu eylemi tekrar yaptıklarını belirttiği, mağdurun sanık … ve sanık …’ın her ikisinin sırayla cinsel organlarını kendisinin arka özel bölgesine soktukları yönündeki beyanı birlikte değerlendirildiğinde mağdurun sanık … ile ilgili anlatımlarının istikrarlı olduğu görülmüş olup, sanık … ile ilgili olarak mağdurun beyanına üstünlük tanınmış, sanığın suça sürüklenen … … ile birlikte zincirleme şekilde kendi cinsel organını mağdurun arka özel bölgesine soktuğu bu suretle zincirleme şekilde birden fazla kişi tarafından birlikte organ sokmak suretiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu ve birden fazla kişi tarafından birlikte çocuğa karşı cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği kabul edilmiştir.
5. Sanık … yönünden yapılan değerlendirmede; her ne kadar mağdur sanık …’in de kendisine cinsel saldırı eylemini bir kaç kez yaptığını belirtmiş ise de sanığın üzerine atılı suçlardan aleyhine olan tek delilin mağdurun beyanı olduğunu bunun dışında her hangi bir delil bulunmadığı dolayısıyla sanığın üzerine atılı nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırılması için her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından Beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge adli mahkemesince; “Mağdur … … …’ün 21.02.2005 doğumlu olduğu, 2018 yılı yaz aylarında ilk kez cinsel istismara maruz kaldığı, en son 2019 yılı sonunda cinsel istismara maruz kaldığı, eylemlerin gerçekleştiği dönemde 12-15 yaş aralığında bulunduğu, sanıkların eylemlerinin başladığı tarihler itibariyle 18 yaşından küçük olsalar dahi, son eylemlerini gerçekleştirdikleri tarihlerde 18 yaşını ikmal ettikleri, sanık … ile aynı sitede oturdukları, sanık …’in 2018 yılı yaz aylarında mağduru bisikletlere bakmak için sitenin deposuna götürdüğü, burada cinsel organını mağdurun anüsüne soktuğu, eylemini Kasım – Aralık aylarında ve 2019 yılı Ocak ayında devam ettiği, daha sonra mahalleden tanıdığı sanık … ve … …’e mağdur çocuğa yaptıklarını anlattığı, … … mağdur çocuğu apartman yangın merdivenine götürüp cinsel organını anüsüne soktuğu, eylemini farklı tarihlerde 3-4 kez tekrar ettiği, sanık …’ın da mağdur çocuğu apartman yangın merdivenine götürüp birden çok kez farklı tarihlerde anüsüne organ soktuğu, … ve sanık …’ın farklı bir tarihte birlikte mağdur çocuğu apartman yangın merdivenine götürdükleri, burada sırasıyla cinsel organlarını mağdura yalatıp ağzına soktukları sabit olmuştur.
Olayın mağdur çocuğun ablası tanık …’in mağdurun sosyal medyadaki paylaşımlarını görüp cinsel kimliğinin oluşumu konusunda şüpheye düşmesi, babası …’ı mağduru pedegoga götürmesi ve hormon testi yaptırması konusunda uyarması, babasının konuyu mağdurla konuştuğunda mağdurun anal muayenesinin yapılacağından bahsetmesi, mağdurun önce tepki gösterip sonra sanıklar …, … ve … ile ilgili olayları anlatması, olayları öğrenir öğrenmez katılan …’ın şikayetçi olması, mağdur çocuğun alınan raporunun anlatımlarını desteklemesi, rapordaki bulguların mağdur çocuğun beyanları ve sanık savunmalarıyla birlikte değerlendirildiğinde, mağdur çocuğun uzun süre livataya maruz kaldığını göstermesi, tanık beyanlarının mağdur anlatımlarını olayın ortaya çıkışı konusunda doğrulaması, adli görüşme değerlendirme raporunun içeriği, sanık …’in daha az ceza almak amacıyla suçun basit halini ikrar etmiş olması, … …’in daha az ceza almak için eylemleri mağdurun rızasıyla yaptığını anlatarak tevilli ikrarda bulunması, … …’in sanık …’ın eylemi yönünden beyanda bulunması, sanık …’ın sanık …’in ve … …’in eylemlerini gördüğünü belirtmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanık … ve … ile … …’in suç ve cezadan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiş, katılan anlatımlarına üstünlük tanınmıştır.
Her ne kadar ilk derece mahkemesince sanık …’in kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu yönünden TCK 109/2. maddesi uyarınca cezalandırılmasına, sanığa nitelikli cinsel istismar suçundan verilen cezanın TCK 103/4. maddesi uyarınca artırılmasına karar verilmiş ise de, mağdurun eylemini tehditle işlediğine dair mağdur beyanı dışında delil bulunmaması olayın geç ortaya çıkması ve ortaya çıkış biçimi, sanığın eylemlerinin uzunca bir zaman dilimi içerisinde tekrar ettiği halde mağdurun tepki göstermemesi, olayı kimseye anlatmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eylemleri babana söylerim, iftira atarım, seni döverim şeklinde tehditlerinin etkisiyle işleyip işlemediği hususunda kuşku doğması, kuşkunun somut deliller ile sanık aleyhine giderilememesi karşısında bu hususta şüphe sanık lehine düşünülüp hürriyeti tahdit suçundan temel cezanın TCK’nın 109/1. maddesi uyarınca belirlenmesi, nitelikli cinsel istismar suçundan verilen cezanın TCK’nın 103/4. maddesi uyarınca artırılmaması gerekirken aksine uygulama yapılması dosya kapsamına ve hukuka aykırı olup sanık müdafinin istinaf başvurusu yerinde olduğundan, yeniden yapılan yargılama sonunda sanık …’in mağduru birden çok kez depoya götürüp anal yoldan organ soktuğu, mağdurun 15 yaşından küçük olması nedeniyle rızasının geçersiz olduğu sabit olan eyleminin TCK’nın 109/1. maddesine, mağdurun … olması nedeniyle TCK’nın 109/3-f maddesinin mağdurun cinsel amaçla götürülmesi nedeniyle TCK’nın 109/5. maddesine uyduğu, eylemin farklı zamanlarda birden çok kez gerçekleştiği anlaşıldığından TCK’nın 43/1. maddesinin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. Sanığın anal yoldan organ sokma eylemlerinin TCK’nın 103/2. maddesine uyduğu, eylemin farklı zamanlarda aynı suçu işleme kararı ile tekrarlanması nedeniyle sanığın cezasında TCK’nın 43/1. maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiği kabul edilmiştir.
Her ne kadar ilk derece mahkemesince sanık …’a nitelikli cinsel istismar suçundan verilen ceza TCK’nın 103/3-a maddesi uyarınca artırılmış ise de, sanığın eylemi … ile birlikte işlemesi nedeniyle bu uygulamanın yapıldığı, eylemleri gerçekleştirirken sanık ve …’nin mağdura cebir, şiddet, tehdit uyguladığına dair yeterli delil bulunamadığı, fail çokluğunun mağdur çocuğun direncenin kırılmasına bir etkisi olmadığı anlaşıldığından, bu uygulamanın hukuka aykırı olduğu, hürriyeti tahdit suçundan temel ceza TCK’nın 109/1. maddesi uyarınca asgari hadden belirlendikten sonra sanığın cezasında TCK’nın 109/3-f-b maddeleri uyarınca artırım yapılmış ise de, fail çokluğunun mağdur çocuğun yangın merdivenine gelmesi konusunda direncinin kırılmasına bir etkisinin olmadığı, temel ceza belirlenirken sanık ve …’nin cebir tehdit ve hile olmaksızın eylemi gerçekleştirdikleri kabul edildiği halde, TCK 109/3-b maddesinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğu, … … hakkında TCK’nın 109/3-b maddesinin uygulanmamasının hükümde çelişki oluşturduğu anlaşılmış olup, sanık müdafinin istinaf başvuruları yerinde olduğundan yeniden yargılama sonunda sanığın mağduru cinsel eylemlerde bulunmak için apartman yangın merdivenine çağırma eyleminin TCK’nın 109/1. maddesine uyduğu mağdurun … olması nedeniyle TCK’nın 109/3-f maddesinin mağdurun cinsel amaçla götürülmesi nedeniyle TCK’nın 109/5.maddesine uyduğu, eylemin farklı zamanlarda birden çok kez gerçekleştiği anlaşıldığından TCK’nın 43/1.maddesinin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir ve ilk derece mahkemesi hükmünden TCK’nın 109/3-b maddesinin uygulanmasıyla ilgili kısım çıkartılarak istinaf başvurusu düzeltilerek esastan reddedilmiştir. Sanığın anal ve oral yoldan organ sokma eylemlerinin TCK’nın 103/2. maddesine uyduğu, eylemin farklı zamanlarda aynı suçu işleme kararı ile tekrarlanması nedeniyle sanığın cezasında TCK’nın 43/1. maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiği kabul edilmiştir.
Her ne kadar ilk derece mahkemesince … … hakkında nitelikli cinsel istismar suçundan mahkumiyet hükmü kurulurken sanık … ile ilgili kısımda açıklandığı üzere fail çokluğunun mağdurun direncinin kırılmasında bir etkisi olmadığı halde cezasında TCK’nın 103/3-a maddesi uyarınca artırım yapılması, …’nin eylemleri cebir, tehdit ile işlediğine ilişkin delil bulunmadığı halde cezasında TCK’nın 103/4. maddesi uyarınca artırım yapılması, …’nin eylemleri gerçekleştirdiği süre ve eylem sıklığı bakımından diğer sanıklardan farklı bir durum bulunmadığı halde TCK’nın 43/1 maddesi uygulanırken orantısız biçimde cezasında 1/2 oranında artırım yapılması hususları ile …’nin mağduru cinsel eylemlerde bulunmak için apartman merdivenine çağırırken cebir tehdit ya da hile ile eylemi gerçekleştirdiğine dair delil bulunmadığı halde temel cezanın TCK 109/2. maddesi uyarınca belirlenmesi hususları hukuka aykırı olup … müdafinin istinaf başvuruları yerinde olduğundan Dairemizce yapılan yeniden yargılama sonunda mağduru cinsel eylemlerde bulunmak için apartman yangın merdivenine çağırma eyleminin TCK’nın 109/1.maddesine uyduğu mağdurun … olması nedeniyle TCK’nın 109/3-f maddesinin mağdurun cinsel amaçla götürülmesi nedeniyle TCK’nın 109/5. maddesine uyduğu, eylemin farklı zamanlarda birden çok kez gerçekleştiği anlaşıldığından TCK’nın 43/1. maddesinin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. …’nin anal ve oral yoldan organ sokma eylemlerinin TCK’nın 103/2. maddesine uyduğu, eylemin farklı zamanlarda aynı suçu işleme kararı ile tekrarlanması nedeniyle
…’nin cezasında TCK’nın 43/1. maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiği kabul edilmiştir. …’nin olay tarihlerinde 15-18 yaş gurubunda yer alması nedeniyle cezasından TCK’nın 31/3. maddesi uyarınca indirim yapılmıştır.
Sanıklar …, … ve … …’in yargılama sürecindeki tutumları, verilen cezaların gelecekleri ve aileleri ile ilişkileri üzerindeki sosyal ekonomik etkileri, sanıklar ve …’nin savunmaları ile olayın aydınlanmasına katkı sağlamış olmaları hususları dikkate alınarak haklarında TCK 62/1. maddesi mahkumiyete konu suçlar yönünden uygulanmıştır.
Sanıklar … ve …’e verilen hapis cezalarının yasal sonucu olarak TCK’nın 53. maddesi uygulanmıştır.
Sanıklar … ve …’e verilen hapis cezalarının süresine göre TCK’nın 50, 51, 231/5. maddeleri uygulanmamıştır.
… …’e kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen hapis cezasının 3 yıldan az olması, …’nin kasıtlı suçtan sabıkasının olmaması, gelecekte suç işlemekten çekineceğine kanaat oluştuğundan hakkında TCK’nın 51. maddesi uygulanmıştır.
…’ye nitelikli cinsel istismar suçundan verilen hapis cezasının süresine göre TCK’nın 50, 51, CMK 231/5. maddeleri uygulanmamıştır.
… …’in 06/08/2002 doğumlu olup zincirleme şekilde devam eden eylemlerinin 15-18 yaş aralığında sona ermesi nedeniyle hakkında TCK’nın 31/2. maddesinin değil, TCK 31/3. maddesinin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.
… …’in duruşmada gözlenen fiziki ve psikolojik gelişmişlik durumu ve yargılama sürecinde 18 yaşını ikmal etmiş olması, hususları dikkate alınarak sosyal inceleme raporu usul ekonomisi gereği alınmamıştır.
Mağdur çocuğun soruşturma aşamasında … beyanında sanık …’ten bahsetmeyip, sonraki beyanlarında sanık …’in anal yoldan bir kaç kez organ soktuğunu ve abine söylerim diye tehdit ettiğini belirtmesi, ilk derece mahkemesinde ise apartman merdiveninde kendi rızasıyla onunla cinsel ilişki yaşadığını belirtmesi, mağdurun ağabeyi tanık …’ın kısmen sanık … savunmalarını doğrular mahiyette anlatımda bulunması, sanık tarafından sunulan … çıktılarında mağdurun sanıktan fotoğraf istemesi ve sanığın mağduru engellemesi, … yazışmaları ile ilgili tanık …’ın sanık savunmalarını doğrulaması, sanık …’in tüm aşamalarda suçlamaları kabul etmemesi, tanık …’e mağdurun sanıktan cinsel organ fotoğrafı göndermesini istemesi nedeniyle korkup onun adını verdiğini anlatması hususları birlikte değerlendirildiğinde elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı mahkemece dosya içeriğine uygun olarak kabul ve takdir kılınıp sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve nitelikli cinsel istismar suçlarını işlediği sabit olmadığından beraatine ilişkin verilen kararlara karşı istinaf talepleri yerinde görülmemiş olmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-a maddesinin ilk cümlesi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine karar vermek gerekmiştir. ” gerekçeleriyle karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık … Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Katılan Mağdur Vekili ile Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde;
Sanık hakkında kurulan hükümde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmeyip hukuka aykırılık görülmemiştir.
B. Suça Sürüklenen … …, Sanık … ve Sanık … Hakkında Kurulan Hükümlere Yönelik Katılan Bakanlık vekili ile Sanıklar Müdafilerin Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde;
1. Mağdurun dosya kapsamında bulunan beyanlarına göre sanık …’in son eyleminin Ekim 2019 tarihinde gerçekleştiği ve bu tarih itibarıyla sanığın reşit olduğu anlaşıldığından sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması gerektiği yönündeki tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar ve suça sürüklenen … tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından hukuka aykırılık görülmemiştir.
C. Sanık … bakımından gerekçeli karar başlığında suç tarihinin ” 2018-10/2019″ yerine ” 2018 yaz, 2018 Kasım/Aralık, 2019 Ocak ” olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 28.05.2021 tarihli ve 2021/246 Esas, 2021/648 Karar sayılı kararında sanıklar ve suça sürüklenen müdafiileri, katılan mağdur vekili ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ilk derece Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine
gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.01.2023 tarihinde karar verildi.