Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/5001 E. 2022/8545 K. 30.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5001
KARAR NO : 2022/8545
KARAR TARİHİ : 30.11.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Van 3. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 17.02.2021 tarih ve 2018/295 E. – 2021/58 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili, davalı … vekili ile feri müdahil … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların müvekkili şirket yönetim kurulu üyesi olduklarını, şirket ana sözleşmesine aykırı harcamaları nedeniyle şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürerek 16.922,00 TL zararın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, yönetim kurulu başkan ve üyelerinin sorumluluğuna gidebilmek için ortada bir zarar olması gerektiği, öncelikle şirket ortağı olup borç verilen ortaklardan bu bedelin tahsili yoluna gidilmesi, gerektiği, tahsil edilemeyen zarar nispetinde davalı yöneticilerin sorumluluğuna gidilmesi gerektiği, dava açılmadan Van Belediyesinden, Van Belediye Spor Kulübünden herhangi bir talepte bulunulmadığı, karşılıksız kalan bir zararın varlığı belirlenmeden davanın açıldığı gerekçesiyle sorumluluk davasının koşulları oluşmadığından erken açılan asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili, davalı … ve fer’i müdahil temyiz etmiştir.
Asıl dava ve birleşen davalar, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin ve muhasebecinin sorumluluğuna ilişkindir .
1-Kural olarak yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklarına karşı kusursuz olduklarını ispat edemedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsil sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş, kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesini kabul etmiştir.(Gönen Eriş,Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942,1999). Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine TTK’nın 337. maddesinde, yeni seçilen veya tayin olunan yönetim kurulu üyelerinin, seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeğe mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin sorumluluklarına iştirak edecekleri belirtilmiştir. Denetim kurulu üyelerinin de kusursuz oldukları ispat etmedikçe zarardan sorumlu bulundukları, TTK’nun 359. maddesinde düzenlenmiştir. Anonim şirketin ekonomik olmayan bir amaç ile kurulması mümkün değildir. Anonim şirketin amacının ekonomik olması, şirketin ortakları lehine ekonomik bir yararın hedeflenmesini zorunlu kılar. Ekonomik amacın iki unsuru vardır. İlk olarak ekonomik amaçtan söz edilebilmesi için para ile ölçülebilir bir yarar elde edilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla manevi amaçlar bu kapsamda yer almaz. Ekonomik yarar kavramı geniş kapsamlı olup, kazanç veya kâr elde etme ile eş anlamlı değildir. İkinci olarak elde elde edilmesi amaçlanan para ile ölçülebilir getiri ortaklar yararına sağlanmalıdır. Bu nedenle para ile ölçülebilir olsa da üçüncü kişiler lehine olan getirilerin varlığı durumunda amaç ekonomik sayılmaz. Dava konusu işlemlerin davacı şirket kayıtlarında, ortaklardan alacaklar ve genel yönetim giderleri ve sair adlar altında muhasebeleştirildiği anlaşılmaktadır. Ortaklardan alacaklar olarak kaydedilen işlemlerin şirketin kuruluş amacına, faaliyet alanına uygun olmadığı ve bu borcun verildiği tarihten dava tarihine kadar uzun süre geçmesine rağmen bu alacakların tahsili yönünde bir işlem yapılmadığından şirket zararının doğduğunun kabulü gerekmektedir. Bunun yanında genel yönetim giderleri olarak muhasebeleştirilen kayıtların bağış, yemek yardımı gibi 3. kişilere yapılmış olan ve yine şirketin ekonomik amacıyla bağdaşmayacağından, aşırı nitelikteki bu nevi giderlerde şirket zararını oluşturur. Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca yönetim kurulu üyelerinin sorumlu olup olmayacağı ve sorumlu ise miktarının belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan davaların erken açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
2- Davalı …’ın davacı şirketin talimatları ve mesaisini belirleme koşulu ile iş yapan daimi çalışanı mı yoksa kendine ait müstakil iş yerinde mesaisini kendisi belirleyen çalışanı mı olduğu saptanarak davacı ile arasındaki ilişkinin, iş sözleşmesi mi vekalet sözleşmesi mi olduğu hususu belirlenerek sonucuna göre görev konusunda karar verilmesi bu husus değerlendirilmeksizin hakkındaki davaların reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davalı … ve fer’i müdahil … vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulüne hükmün BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlere fer’i müdahil … vekilinin ve davalı … vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde taraflara iadesine, 30.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.