YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/18958
KARAR NO : 2023/2732
KARAR TARİHİ : 28.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İspir Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.02.2014 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. İspir (Kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesinin, 27.03.2014 tarihli ve 2014/27 Esas, 2014/33 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5560 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Kararın 29.09.2014 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmiştir.
3. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, İspir Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.03.2016 tarihli ve 2015/167 Esas, 2016/32 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun’la değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 6.000,00 TL adli para cezasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; kararın yoklukta verildiğine, son sözün sanığa verilmediğine, esasa ilişkin savunmanın alınmadığına, duruşma gününün tebliğ edilmediğine, yakalama ve arama kararının hukuka aykırı olduğuna, hukuka aykırı delille hüküm kurulduğuna, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmeme gerekçesinin hatalı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
22.01.2014 tarihli yapılan ihbar üzerine otobüs firmasında muavinlik yapan …’nın Erzurum’dan İspir’e gelirken esrar maddesi getirildiğinin bildirilmesi üzerine tutanak tutulduğu, ihbarın değerlendirilmesi için İspir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından arama kararı talep edildiği, buna istinaden İspir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından aynı gün …’nın üstü, eşyası ve üzerinde arama yapılmasına ilişkin adli arama kararı verildiği, yapılan arama sonucunda, sanığın bel kemerinin altında
beyaz kağıt parçasına sarılı, siyah poşet içerisinde bir miktar esrar olduğu değerlendirilen maddenin yakalandığına ilişkin tutanak tutulduğu, ele geçirilen esrar maddesine el konulduğu ve kararın onaylandığı, sanığın üzerinde ele geçirilen madde üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen uzmanlık raporunda maddenin hint keneviri bitkisinin tohumlu kırıntıları olduğu, elde edilebilecek esrar miktarının 1,6 gram olduğunun tespit edildiği, bunun üzerine sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan kamu davası açıldığı, sanığın kullanmak için söz konusu maddeyi üzerinde bulundurduğunu ikrar ettiği, tedavi ve denetimli serbestlik kararına mazeretsiz olarak birden fazla kez uymadığı, yapılan UYAP sorgulamasında sanık hakkında uyuşturucu suçu ile ilgili olarak hakkında açılmış başkaca davanın olmadığının tespit edildiği, sanığa verilen kısa süreli hapis cezasının sanığın kişiliği, şahsi ve ekonomik halleri göz önüne alınarak adli para cezasına çevrildiği, dosya kapsamı, sanığın daha önce kasıtlı suçtan dolayı hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararı verildiği, sanığın denetim süresi içerisinde yeniden suç işlemiş olması nedeni ile sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılmaması nedeni ile ve şartları oluşmayan hükmün açıklanmasının geri bırakılması maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığı, gerekçesiyle sanık hakkında atılı suçtan mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
1. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanun’un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun’un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile, “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan “… basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği
anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, 5271 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2. Denetimli serbestlik tedbiri kararının infazına başlanması için Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkarılan çağrı yazısını alan sanığın denetime başladığı, 14.10.2014 tarihli vaka sorumlusu görüşmesine katılmaması nedeniyle uyarılmasının ardından denetimin infazına devam ettiği, 23.07.2015 tarihli vaka sorumlusu görüşmesine katılmadığından bahisle ikinci bir uyarı yapılmaksızın dosyasının kapatıldığı anlaşılmakla, olayda ısrar şartı gerçekleşmediğinden denetimli serbestlik tedbiri kararının infazının devamına karar vermek gerektiği gözetilmeyerek mahkûmiyet kararı verilmesi,
Nedenleri ile hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İspir Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.03.2016 tarihli ve 2015/167 Esas, 2016/32 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.03.2023 tarihinde karar verildi.